Limited şirketten şahıs işletmesine dönüşen ve aktif sicil kaydı bulunan bir şirket için gayrimenkul ve araç devri amacıyla talep edilen sicil kaydı ihyası davası istinaf kararı.
Özet: Davacının, limited şirketten şahıs işletmesine dönüşen ancak eski unvanında kayıtlı kalan gayrimenkul ve araçların devrini sağlayabilmek amacıyla eski limited şirketin ticaret sicil kaydının ihyasını talep ettiği davada, ilk derece mahkemesi, faal bir şahıs işletmesinin tüzel kişiliğinin sona ermemesi nedeniyle Türk Ticaret Kanununun 547. maddesi kapsamında ihya hükümlerinin uygulanamayacağı gerekçesiyle davanın usulden reddine karar vermiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ :İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2025NUMARASI:████████ E. - ████████ K. DAVANIN KONUSU:Şirketin sicil kaydının ihyasıTaraflar arasındaki ihya davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle davanın usulden reddine dair verilen karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacının tek ortağı ve münferiden temsile yetkili olduğu ..., █████/2001 tarihinde faaliyetlerine başladığını, şirketin faaliyetlerini sürdürürken █████/2024 tarihli genel kurul kararı ile nevi değişikliğine gidilmesine karar verildiğini, bu kararın █████/2024 tarihinde tescil ve ilan edildiğini, şirketin unvanının ''...''nden yeni unvan olan ''...'' olarak değiştiğini, böylelikle ''...'nin tüzel kişiliğinin sona erdiğini, ticaret sicilinde yapılan terkin işleminin şirketin münfesih olduğu sonucunu doğurmadığını, şirketin nev'i değişikliği esnasında bilançonun kül halinde devri gerekirken söz konusu şirketin bilanço usulünde olmayan şahıs işletmesine sehven dönüştüğünü, şirketin nevi değişikliği sürecinde, şirket adına kayıtlı bulunan gayrimenkullerin devrinin gerçekleştirilemediğini, halihazırda şirket aktifinde 14 (on dört) adet gayrimenkul bulunduğunu, iki adet de araç bulunduğunu, bunların devrinin yapılamadığını, araçların ruhsatında '' .... Şti."nin göründüğünü, bu nedenle söz konusu araçlar bakımından noter huzurunda herhangi bir işlem yapılamadığını, tapuda da şirketin göründüğünü, davacının, tek ortak sıfatını haiz olup TTK m.547'de öngörülen ilgili kişi olduğunu, tek ortak olması nedeniyle şirket bünyesinde mevcut taşınmaz ve taşınırların varlığı davacının menfaatini doğrudan etkilediğini, Yargıtayın yerleşik içtihatlarında da, şirket ortaklarının özellikle tek ortak konumunda bulunan ortağın şirketin ihyası davasını açmakta hukuki yarar ve ehliyete sahip olduklarının açıkça kabul edildiğini ileri sürerek, ...nin ihyasına, bunun ticaret sicilinde tesciline ve ilanına, davacıya gayrimenkullerin ve araçların devri dahil eksik işlemlerin tamamlanması ve her türlü temsil için tam yetki verilmesine, kararın ...'ne tescil ve ilan için bildirilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili, savunmasında özetle; dava konusu ticari işletmenin, limited şirketten tür değiştirerek gerçek kişi ticari işletmesine dönüştüğünü, sicil kayıtları incelendiğinde, işletmenin kaydının hâlen aktif olduğu ve terkin edilmediğinin görüleceğini, dolayısıyla, kaydı sona ermemiş bir işletmenin ihyasını talep etmekte davacının hukuki bir menfaati (yararı) olmadığını, ihyanın(ek tasfiye), tüzel kişiliği sona eren şirketler (limited, anonim vb.) için ön görüldüğünü, dava konusu işletmenin bir gerçek kişi tacire ait ve tüzel kişiliği olmadığını, gerçek kişi tacirin sicil kaydını sildirmesinin dahi, onun tacir sıfatını ve taraf ehliyetini ortadan kaldırmayacağını, bu nedenle, yerleşik Yargıtay içtihatlarına göre, gerçek kişi tacirler için ihya davası açılamayacağını, mevcut kaydın aktif olması ve gerçek kişi tacirlerin hukuken ihyasının mümkün olmaması sebebiyle talebin yerinde olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; "... Dava, hukuki niteliği itibari ile TTK 547 maddesine dayalı olarak açılan şirketin ek tasfiye işlemleri için ihyası istemine ilişkindir. TTK 547 maddesinde "tasfiyenin kapanmasından sonra ek tasfiye işlemlerinin yapılmasının zorunlu olduğu anlaşılırsa son tasfiye memurları, yönetim kurulu üyeleri, pay sahipleri veya alacaklılar şirket merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesinden bu ek işlemler sonuçlandırılıncaya kadar şirketin yeniden tescilini isteyebilirler. Mahkeme istemin yerinde olduğuna kanaat getirirse şirketin ek tasfiye için yeniden tesciline karar verir ve bu işlemlerini yapmaları için son tasfiye memurlarını veya yeni bir veya birkaç kişiyi tasfiye memuru olarak atayarak tescil ve ilan ettirir."hükmü düzenlenmiştir.Dilekçeler aşaması tamamlanmış, mahkememizin █████/2025 günlü ön inceleme duruşmasında dava şartları ve ilk itirazlar incelenmiştir.İhyası talep edilen ...'nin limited neviinden kurulmuş olup limited şirket ana sözleşmesinin █████/2001 tarihinde tescil edildiği, Şirketin daha sonra neviini değiştirerek fert firma olduğu, tescil talapnamesinin █████/2024 tarihinde tescil edildiği, Firmanın son tescilini █████/2024 tarihinde yaptırdığı ve firmanın ferden müseccel olup sicil kaydının faal olduğu, şahıs işletmesinin ünvanının " ..." olup yetkilisinin de davacı olduğu sicil kayıtlarının incelenmesinden anlaşılmıştır.Bir ticaret ortaklığın hukuki şeklini değiştirmesinde hukuken bir engel bulunmayıp,değişiklik yapılması halinde yeni türe dönüştürülen ortaklık eskinin devamıdır. Yeni türe dönüştürülen ortaklığın, eski tür zamanındaki haklarında, alacak, borç ve yükümlülüklerinde hiçbir değişiklik olmadan yeni türde de devam eder. Burada hukuki kişilik tek olup, aynı tüzel kişi yani ticaret ortaklığı başka bir ticaret ortaklığına dönüşmektedir. Hukuki kişi tek olduğundan tür değiştirmede mal varlığı devri yoktur. Eski hukuki ortaklık ne feshedilir, ne münfesih olur ne de tasfiyeye tabi tutulur. İşlemler sonunda bir ticaret ortaklığı sadece başka bir türe dönüşür (Reha Poroy, Ünal Tekinalp, Ersin Çamoğlu, Ortaklık Hukuku I, İstanbul 2014, s.167, 168). Tür değiştirme bir ana sözleşme değişikliği niteliğinde olduğundan, şirketin tüzel kişiliği ve hukuki ilişkileri değişmez, eski şirkete ait tüm hak ve borçlar, yeni şirketin doğması ile yeni şirkete geçer. Burada bir külli halefiyet durumu söz konusu değildir, çünkü tür değiştirmede aynı şirket tür değiştirmeden önce yüklendiği borçlardan yeni hukuki türü içinde de ve aynı tüzel kişi sıfatıyla sorumlu kalmaktadır (Hasan Pulaşlı Şirketler Hukuk Şerhi Cilt I, Ankara 2011, s. 261, 261).” (YargıtayHukuk Genel Kurulu, E:████████, K:████████, T:14.02.2018 ) Hukuki yarar dava koşulu olup, mahkeme dava şartlarını re'sen incelemekle görevlidir. HMK'nın 115/1. maddesi "Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar, dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler." hükmünü içermekte olup HMK'nın 115/2. maddesi uyarınca, mahkemece dava şartı noksanlığının tespit edilmesi halinde davanın usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir.İhyasına karar verilmesi talep edilen şirket tür değişikliği sonucu faal olarak devam etmekte olup, eski ortaklığın devamı niteliğinde olduğundan eski tür zamanındaki haklarında, alacak, borç ve yükümlülüklerinde hiçbir değişiklik olmadan yeni türde de devam edeceğinden ,hukuki kişi tek olup tür değiştirmede mal varlığı devri de olmadığından davacının bu davayı açmakta hukuki yararının bulunmadığı sonucuna varılarak davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine " gerekçesiyle, HMK'nın 114/1-h hükmü uyarınca hukuki yarara ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine, karar verilmiştir.Bu karara karşı, davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili, istinaf başvuru dilekçesinde özetle; somut olayda tartışılması gereken hususun tür değişikliğinin teorik olarak mümkün olup olmadığı değil, tür değişikliği işleminin siciller ve özel siciller nezdinde fiilen hukuki sonuçlarını doğurup doğurmadığı olduğunu, iddialarının tür değişikliği sırasında sehven tamamlanamayan işlemler nedeniyle şirket aktifinde yer alan taşınmazlar ve araçlar üzerinde fiilen hiçbir tasarruf işlemi yapılamaması sorununa yönelik olduğunu, ancak mahkemece bu fiili durumun varlığının araştırılmadığını, değerlendirme dışı bırakıldığını, taşınmazlara ilişkin devir, satış, intikal ve benzeri tüm işlemlerin zorunlu olarak "Web Tapu" sistemi üzerinden yürütüldüğünü, bu sistemde şirket adına işlem yapılabilmesi için, ilgili tüzel kişiliğin MERNİS numarası ile sistemde tanımlı olması gerektiğini, somut olayda ise, tür değişikliği öncesi unvan olan .... Şti.adına sisteme giriş yapılmak istendiğinde, anılan unvan altında kayıtlı bir tüzel kişilik bulunmadığı gerekçesiyle işlem yapılamadığını, davacı gerçek kişi üzerinden sisteme giriş yapıldığında ise taşınmazlar bu kez davacı adına kayıtlı görünmediğinden yine herhangi bir işlem tesis edilemediğini, taşınmazlar, hukuken mevcut olmakla birlikte, hiçbir kişi veya unvan üzeri taşınmaz ve taşınır malvarlığının hâlen eski şirket unvanı üzerinde kayıtlı kalması nedeniyle davacının bu malvarlığı üzerinde ilgili resmî kurumlar nezdinde tasarrufta bulunamaması durumunun hiç değerlendirmeye alınmadığını, tür değişikliğinde malvarlığının kendiliğinden ve kesintisiz biçimde yeni türde devam ettiği yönündeki kabul karşısında, bu malvarlığı üzerinde fiilen ve sistemsel olarak hiçbir tasarruf işlemi gerçekleştirilememesi olgusu ile mahkemenin teorik kabulleri arasındaki çelişki giderilmeden karar tesis edildiğini, bu hâlde, yalnızca teorik düzlemde varlığını sürdürdüğü kabul edilen, ancak fiilen kullanılabilir olmayan bir hakka dayanılarak hukuki yararın bulunmadığı sonucuna varılması, hukuki yarar kavramının amacına aykırı olduğunu, mahkemenin, hukuki yararın bulunup bulunmadığını değerlendirirken yalnızca normatif kabullerle yetindiğini, davacının karşı karşıya kaldığı güncel, somut ve devam eden hukuki engeli incelemediğini, yasal hasım konumundaki davalı tarafa vekalet ücretine hükmedilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, şirketin ihyası istemine ilişkin davalarda TSM'nin uyuşmazlığın esasına ilişkin bir taraf olmayıp yasal hasım konumunda olduğunu, lehine yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilemeyeceğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11.02.2014 tarihli, E.██████████, K.█████████ sayılı kararında da; ''Dava, dava dışı şirket tüzel kişiliğinin ihyası istemine ilişkindir. Bu tür davalarda, davalılardan ticaret sicil müdürlüğü yasal hasım konumundadır. Bu nedenle ticaret sicil müdürlüğü aleyhine harç, yargılama gideri ve vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerekirken, yazılı şekilde aksine hüküm doğru değildir.'' şeklinde açıkça belirtildiği üzere, davalı lehine vekâlet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir.İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, ... Şirketinin ticaret sicil kaydının ihyası istemine ilişkindir. İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda davanın hukuki yarar yokluğundan usulden reddine karar verilmiş; bu karara karşı, davacı vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır. Davacı vekili eldeki davada ... Şirketi'nin ihyasını talep etmiş olup ticaret sicil kayıtlarının incelenmesinde; bu şirketin ana sözleşmesinin █████/2001 tarihinde tescil edildiği, şirketin tek ortağının ve yetkilisinin davacı olduğu, 02.12.2024 tarihli genel kurul kararı ile tür değişikliğiyle ''...'' unvanlı ticari işletmeye dönüşme kararı aldığı, tür değişikliği ile gerçek kişi tacir olarak kaydının yapıldığı, bu hususun █████/2024 tarihinde tescil edildiği, sicil kaydının gerçek kişi tacir olarak hâlen aktif olduğu anlaşılmıştır.TTK'nın 194/3 maddesine göre, bir ticaret şirketinin bir ticari işletmeye dönüştürülebilmesi için, söz konusu ticaret şirketinin paylarının tümü, ticari işletmeyi işletecek kişi veya kişiler tarafından devralınmalı ve ticari işletme bu kişi veya kişiler adına ticaret siciline tescil ve ilan edilmelidir. İlk derece mahkemesi kararında da belirtildiği üzere, ihyası istenen şirket bir ana sözleşme değişikliği ile ticari işletmeye dönüşmüş olup eski şirkete ait tüm hak ve borçlar, yeni ticari işletmenin doğması ile bu işletmeye geçer. Somut olayda, ihyası istenen ... Şirketi, ''...'' unvanlı ticari işletme olarak kaydı hâlen aktiftir. Bu sebeple davacının adı geçen şirketin ihyasını istemekte hukuki yararı bulunmadığından, davacı vekilinin aksi yöndeki istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir. Davacı vekilince, sunulan Yargıtay kararı uyarınca yasal hasım olan davalı lehine vekalet ücretine hükmedilemeyeceği ileri sürülmüş ise de söz konusu Yargıtay kararı somut olaya uygun olmayan, ihya talebinin kabulüne karar verilmesi hâlinde yasal hasım olan davalı aleyhine vekalet ücreti ve yargılama giderlerine hükmedilemeyeceğine ilişkindir. Eldeki davada, davacının ihya talebinde hukuki yararı olmadığından davanın usulden reddine karar verilmiş olup davalı lehine yargılama giderlerine ve vekalet ücretine hükmedilmesinde bir isabetsizlik görülmemiş ve bu yöndeki istinaf sebebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararı usul ve yasaya uygun olup davacı vekilinin istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm verilmiştir. HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçelerle; 1-HMK'nın 353/1.b.1. maddesi uyarınca, davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-Davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 28.04.2026KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.ç. maddesi uyarınca, dava konusunun miktarına göre karar kesindir.