İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, Türk Ticaret Kanununa aykırılık iddiasıyla genel kurul kararlarının iptali davasında, özellikle yönetim kurulu ibrası ve seçimindeki oydan yoksunluklara ilişkin ihtiyati tedbir talebinin istinafını inceliyor.
Özet: Şirket hissedarlarının, davalı şirketin genel kurulunda alınan bilanço onayı, yönetim kurulu ibra, yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimi ve yönetim kurulu üyelerine şirketle ilgili işlerde faaliyet izni kararlarının iptali ile yürütmesinin ihtiyati tedbirle durdurulması talebiyle açtığı davada; ilk derece mahkemesince, yönetim kurulu ibrası ve bir yönetim kurulu üyesine faaliyet izni kararları yönünden Türk Ticaret Kanununa aykırılık ve yaklaşık ispat koşullarının oluştuğu gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebi kısmen kabul edilirken, bilanço onayı ile yeni yönetim kurulu üyelerinin seçimine ilişkin kararlar yönünden telafisi imkansız zarar şartının oluşmadığı belirtilerek talep reddedilmiş, davacılar vekili bu kısmi ret kararına karşı istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:████████
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ :İSTANBUL 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:02.02.2026 tarihli Ara Karar
NUMARASI:████████ Esas
DAVANIN KONUSU:Genel kurul kararının iptali
Taraflar arasındaki genel kurul kararlarını iptali davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulüne dair verilen karara karşı, asıl davada davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı ... ve ... vekili ve birleşen İstanbul 11.ATM ████████ Esas sayılı dosyasının davacıları ... ve ... vekilinin dava dilekçesinde özetle; davacıların davalı şirketin hissedarları olduklarını, davalı şirketin █████/2025 tarihli genel kurulunda alınan kararlara muhalefet şerhlerini tutanağa eklettiklerini, davalı şirket hesap verme ve dürüstlük ilkelerine aykırı davrandığını, oy çokluğu ile alınan ve muhalefet edilen gündemin (3) maddesi olan bilanço ve kar-zarar hesaplarının onaylanmasında dürüstlük ilkesine aykırı hareket edilip inceleme hakkının kullandırılmadığını, finansal tabloların dürüst resim ilkesine uygun olarak hazırlanmadığını, gündemin (4) maddesi olan yönetim kurulu üyelerinden ... ... A.Ş.'nin ve ... A.Ş'nin oy çokluğu ile ibrası kararının TTK 445 ve devamı maddeleri gereğince iptali gerektiğini,yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesi ve yol açtıkları zararlar için sorumlu tutulmalarının zaruri olduğunu, aksi takdirde diğer üyelerin kendi paylarından doğan haklarını kullanamayacağını, yönetim kurulu üyelerinin yönetim kurulunun ibrasında oy kullanamayacağını, davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının (5) nolu maddesi uyarınca yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin kararının daha önceki yönetim kurulu üyelerinin ibra edilmemesi nedeniyle seçilme yeterliliğinin olmadığını, davalı şirketin olağan genel kurul toplantısının (5) nolu gündem maddesinin oylamasında TTK436-2 maddesine aykırı olacak şekilde Yönetim Kurulu Başkan ... ve diğer yönetim kurulu üyelerinin oy kullandıklarını; olağan genel kurul toplantısının gündeminin (6) maddesi uyarınca yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine TTK 395 ve 396 maddeleri gereğince müsaade edilmesi maddesinin oylanmasında oydan yoksun olan Yönetim Kurulu Başkan ...'ın TTK 336 maddesine aykırı olarak oy kullandığını, bu izinlerin verilmesinin şirkete zarar vereceğini, ayrıca şirketler topluluğu varmış gibi izlenim yaratılarak izin verilmesinin TTK 395 ve 396 maddelerine aykırı olduğunu, tüm bu hususların TTK'daki hükümlere aykırı olduğunu, yürütmenin durdurulması gerektiğini, aksi takdirde şirket kaynaklarının kontrolsüz biçimde harcanacağı, yönetim kurulu üyelerinin hukuki sorumluluklarının hesabınının sorulamayacağı ve diğer telafisi imkansız zararların doğacağını beyan ederek açılan davada öncelikli olarak ihtiyati tedbir yolu ile olağan genel kurulun 3-4-5-6 nolu gündem maddelerinin yürütmesinin durdurulmasını talep etmişlerdir.Talep, davalı şirketin █████/2025 tarihinde yapılan genel kurul toplantısında alınan 3, 4 ,5 ve 6 nolu kararlarının Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 445 ve devamı maddeleri uyarınca iptali istemine ilişkin olup aynı zamanda alınan bu kararların ihtiyati tedbir yolu ile yürütmesinin durdurulması talebidir.
İLK DERECE MAHKEMESİ ARARA KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesi, ihtiyati tedbir talebini değerlendirdiği 02.02.2026 tarihli ara kararıyla; "...TTK'nın 436.maddesi uyarınca kendi ibralarında ve diğer yönetim kurulu üyelerinin ibralarında oydan yoksun olduğu gibi TTK'nın 395.maddesi uyarınca da pay sahibi ortak, kendisine verilecek izin oylamasında oydan yoksun olup, somut olayda yönetim kurulu üyesi ...'ın pay durumu dikkate alındığında dava konusu 01.07.2025 tarihli genel kurulun 4 nolu kararı ile ... hakkındaki 6 nolu kararı bakımından icranın geri bırakılması için yaklaşık ispat koşulu oluşmuştur. Anılan kararlar hakkında icranın geri bırakılmasına yönelik ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir.Yine gündemin (5) nolu maddesi uyarınca yeni yönetim kurulu üyesi olarak ...'ın ... A.Ş ve ... ... A.Ş'nin oy çokluğu ile yeniden seçilmesi hakkında yürütmenin durdurulması talep edilmiş ise de söz konusu kararın yürütmesinin durdurulmasını gerektirecek HMK 389 maddesindeki düzenlemede geçen telafisi imkansız zararların doğacağı şartı ile yaklaşık ispat şartı oluşmadığından..." gerekçesiyle ihtiyati tedbir talebinin kısmen kabulü ile █████/2025 tarihli genel kurul toplantısında alınan, ... ... AŞ ve ... A.Ş'nin 2024 yılı şirket bilançosu ve kâr zarar hesaplarının oy çokluğu ile onaylanmasına ilişkin gündemin (3) nolu kararı ile yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmesine ilişkin gündemin (5) nolu kararlarının yürütmesinin durdurulması taleplerinin reddine, ... ... A.Ş. ve ... A.Ş'nin ibra edilmelerine ilişkin (4) nolu kararın icrasının geri bırakılmasına, yönetim kurulu üyelerinin şirket konusu işlerle iştigal etmelerine müsaade edilmesine ilişkin TTK'nın 395 ve 396. maddeleri uyarınca izin verilmesine dair (6) nolu kararının icrasının geri bırakılmasına karar verilmiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati tedbir talep eden asıl davada davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Asıl davada davacılar vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Davalı şirketin 21.05.2025 tarihli genel kurulunda alınan 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların iptali ile TTK 449.maddesi gereğince yürütmesinin tedbiren geri bırakılmasının talep edildiğini, 3 ve 5 genel kurul kararları yönünden talebin reddedildiğini, ara kararın gerekçesiz olduğunu, 2017 mali yılı finansal tablolarının dürüst resim ilkesine aykırılığına ilişkin kesinleşmiş iptal kararı olduğunu, davalı şirket ve işlemleri hakkında verilmiş mahkeme kararlarının bulunduğunu ayrıca önceki mali yıllara ilişkin BAM tarafından verilen yürütmenin geri bırakılması kararlarının olduğunu, yaklaşık ispat gereklerinin yerine getirildiğini, kararın bilirkişi incelemesi sonrasında verilmesi halinde yaklaşık ispat değil tam ispat gerçekleşeceğini, İstanbul 12. ATM'nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile şirketin 28.06.2018 tarihli genel kurul kararı sonucunda finansal tablolarının dürüst resim ilkesine aykırı olduğuna dair düzeltmelerin Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı ilamı ile onanarak kesinleştiğini, sadece kesinleşmiş iptal kararının varlığı, bu karara rağmen yeniden finansal tabloların düzenlenmemiş olması ve hukuka aykırılığın sonraki dönem finansallarına zincirleme biçimde yansımış bulunmasının birlikte değerlendirildiğinde yaklaşık ispat şartının fazlasıyla gerçekleştiğinin açık olduğunu, tedbir talebinin ölçülü ve orantılı olduğunu, davalı şirketin farklı yıllara ait genel kurullarında alınan kararlar hakkında tedbir kararlarının verildiğini, gündemin bilanço ve kar zarar hesaplamasına ilişkin 3.madde hakkında gerek dava dilekçesinde gerekse açıklanan nedenlerle TTK 515.maddesi gereğince dürüst resim ilkesine uygun hazırlanmadığını, davalı şirketin hukuka aykırı eylemlerinin devam ettiğini, davalı şirketin Holding Şirketi olarak şirketler topluluğuna dahil olduğunu iddia ettiğini ve buna sığınarak hukuka aykırı eylemler yaptığını, iddia edilen hizmet bedellerinin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin diğer şirketler lehine alınan kredilerde kefil olarak şirketi risk altına soktuğunu, garantörlük komisyonu adı altında usule aykırı ödemeler aldığını, bağlılık raporunun çelişkili olduğunu, davalı şirket giderlerinin enflasyonla açıklanamayacak ölçüde yükseldiğini, finansal tablolarının yeniden düzenlenmediğini, davalı şirketin hizmet verdiğini iddia ettiği ... AŞ'nin 2019 yılı olağan genel kurulunda alınan kararlar hakkında İstanbul 9. ATM'nin ████████ Esas, ████████Karar sayılı kararında şirket finansal tabloların dürüst resmi ilkesine aykırı olduğuna karar verildiğini, kararın İstanbul BAM 13. Hukuk Dairesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile istinaf başvurusunun reddedildiğini, davalı şirketin bir holding şirketi olmadığını, şirketler topluluğunun bulunmadığını, TTK 519.maddesinde belirtilen ve başlıca amacı başka işletmelere katılmaktan ibaret olan bir holding şirketi olmadığını, sadece unvanında holding kelimesi bulunduğunu, davalı şirketin şirketler topluluğuna dahil olmadığını, verildiği iddia edilen hizmetlerin gerçeği yansıtmadığını, davalı şirketin 2024 yılında 33.174.500,00 TL tutarında hizmet satışı yaptığının beyan edildiğini, bu hizmet satışının her ne kadar toplam 6 şirkete hizmet verildiği şeklinde gözükse de aslında geçmiş yıllarda olduğu gibi hizmet bedellerinin %50,2'sini ... AŞ %38,3 'ünü ... AŞ olmak üzere toplam %83,75'nin sadece iki şirkete fatura edilen bedellerden ibaret olduğunun görüldüğünü, kalan dört şirketten toplam 1.819.500,00 TL tahsil edildiğini, benzer ihtiyaçlara sahip altı adet şirketin dört tanesinden göstermelik tahsilat yapıp gelirin büyük kısmının iki şirketten elde edilmesinin ticari hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bahsedilen iki şirketinde davalı şirkette olduğu gibi yönetim kurulu başkanının ... olduğunu, ayrıca bu şirketlerden ...'nin davalı şirketin yönetim kurulunda da bulunduğunu, İstanbul 8. ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyasına sunulan özel denetçi raporunda, ... arasında destek hizmet bedelleri ile imzalanan sözleşme ve hizmetlerin detayının belirtildiğini ve herhangi bir yönetim kurulu kararının ibraz edilmediğinin tespit edildiğini, İstanbul 3. ATM'nin ████████ Esas sayılı dosyasında bilirkişi raporu ile tespit edildiğini, mahkemece kararın iptal edildiğini, hukuk hizmetlerine ilişkin hizmet bedellerinin kanuna aykırı olduğunun gözden kaçırıldığını, gündemin 5.maddesi uyarınca yeni yönetim kurulu olarak ... ve ... AŞ'nin seçimi hakkındaki kararında hukuka aykırı olduğunu, ...'ın ibra dahi edilmediğini, şirketin usulsüz yönetiminin devamı halinde şirket mal varlığı üzerinde telafisi güç zararların doğacağını, pay sahipliğinin hak arama imkanlarının fiilen zayıflayacağını, şirket yönetim kuruluna seçilen ...'ın başka şirketlerde ve yönetim kurulunda olduğunu, yönetim kurulu üyeliğinin devam ettiğini ancak farklı şirketlerdeki yönetim kurulu üyeliği nedeniyle TTK 395 ve 396 maddeleri uyarınca verilen izinlere ilişkin olarak çok sayıda genel kurul kararının yokluğunun tespiti yahut iptal edildiğinin görüldüğünü, ... bakımından TTK 395 ve 396 maddeleri çerçevesinde ciddi ve süreklilik arz eden hukuki sorun bulunduğunu mahkemelerce verilen yokluk ve iptal kararları gösterdiğini iddia ederek, 02.02.2026 tarihli ara kararın 21.05.2025 tarihli genel kurulda alınan bilanço ve kar/zarar hesaplarının onaylanmasına ilişkin 3 nolu ve yeni yönetim kurulu üyelerinin seçilmelerine ilişkin 5 nolu kararlar yönünden kaldırılmasına, HMK'nın 389 ile TTK'nın 449. maddeleri uyarınca yürürlüğün geri bırakılması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiştir.
İNCELEME VE GEREKÇE:Asıl ve birleşen davalarda, davalı şirketin 21.05.2025 tarihinde yapılan olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların TTK'nın 447.maddesi gereğince butlanının tespitine, olmadığı takdirde 445 vd. maddeleri gereğince iptali istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında, 02.02.2026 tarihli ara karar ile ihtiyati tedbir talebinin genel kurul gündeminin 4 ve 6 nolu kararları yönüden kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin tedbir talebinin reddine karar verilmiş; bu ara kararın redde ilişkin bölümüne karşı, asıl davada davacılar vekilince, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava konusu, 21.05.2025 tarihine ait 2024 yılı ertelenen olağan genel kurul toplantısında alınan gündemin 3, 4, 5 ve 6 nolu genel kurul kararlarının TTK'nın 447. maddesi uyarınca butlanını tespiti veya 445 vd. maddeleri gereğince iptali davası içinde, dava konusu genel kurul kararlarının TTK'nın 449. maddesi gereğince yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verilmesi istemlerine ilişkindir. İlk derece mahkemesince, gündemin 4 ve 6 nolu maddeleri yönünden icranın geri bırakılmasına karar verilmiş, 3 ve 5 nolu maddelerine ilişkin tedbir talebinin reddine karar verilmiş olup davacının istinaf başvurusu sadece 3 ve 5 numaralı genel kurul kararlarına ilişkin olduğundan, istinaf incelemesi bu maddelerle sınırlı olarak yapılmıştır. değerlendirilmesi uygun görülmüştür. Taraflar arasında çok sayıda hukuki uyuşmazlığın bulunduğu, gerek BAM gerekse Yargıtay incelenmesinden geçen dosyaların mevcut olduğu, dosya kapsamından anlaşılmıştır. TTK'nın 449. maddesine göre genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir. Mahkemenin bu konudaki takdir hakkının nasıl kullanacağı konusunda, tamamlayıcı hukuk kuralı olarak HMK'nın 389 ve devamı maddelerinde yer verilen ihtiyati tedbirlere ilişkin hükümlerinden yararlanılmalıdır.
HMK'nın 389.maddesi "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme sebebiyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyat tedbir kararı verilebilir." hükmünü, aynı Kanun'un 390/3.maddesi ise "Tedbir talep eden taraf,dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır" düzenlemesini içermektedir.Buna göre genel kurul kararlarının iptali davalarında TTK'nın 445. maddesi gereğince, alınan kararların yasaya, anasözleşmeye veya objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğunun da yaklaşık olarak ispat edilmesi gerekmektedir.Uyuşmazlık konusu genel kurulun gündeminin 3. maddesinde alınan kararın, kanun, esas sözleşme ve iyiniyet kurallarına aykırı olup olmadığı, şirketin mali kayıtları ve defterlerinin incelenmesi ile belirlenebilir. Tedbir talebinin değerlendirildiği aşama itibariyle bu maddenin yürütmesinin durdurulmasını gerektirir ölçüde bir yaklaşık ispat bulunduğundan söz edilemez. Bu nedenle davacılar vekilinin söz konusu maddeye dair istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Yürütmenin geri bırakılmasına dair ihtiyati tedbir talebinin reddedildiği, gündemin 5 nolu maddesinde ise yeni yönetim kurulunun seçimine ilişkindir.TTK'nın 408/2. maddesinde genel kurula ait devredilemez görev ve yetkiler düzenlenmiştir. Aynı maddenin 408/2-b maddesi uyarınca yeni yönetim kurulu üyelerinin seçiminin ve görevden alınmalarının, genel kurulun devredilemez görev ve yetkileri içerisinde olduğu kabul edilmiştir. TTK'nın 364. maddesine göre yönetim kurulu üyeleri, esas sözleşme ile atanmış olsalar dahi gündemle ilgili bir maddenin bulunması veya gündemde madde bulunmasa bile haklı bir sebebin varlığı halinde genel kurul kararıyla her zaman görevden alınabilirler.Somut olayda, yönetim kurulu üyesi seçimine ilişkin karara yönelik icranın geri bırakılması istemi yönünden yaklaşık ispat şartı oluşmadığından verilen ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 391/3 ve 353/1.b.1. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, ilk derece mahkemesince ihtiyati tedbir talebinin reddine ilişkin verilen karar usul ve yasaya uygun bulunduğundan, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.
KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;
1-HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir talep eden davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine,
2-Davacılar tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,
3-Davacılar tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendilerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1 ve 391/3. maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi.16.04.2026
KANUN YOLU:HMK'nın 362/1.f ve 391/3 maddeleri uyarınca karar kesindir.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!