Babanın oğluna inançlı devrettiği şirket hisseleri sonrası malvarlığı kötüye kullanımı iddiasıyla açılan tazminat davasında ihtiyati haciz ve tedbir taleplerinin reddini konu alan istinaf kararı.
Özet: Davacı, oğlu ve eşinin kendisine ait şirket hisselerini inançlı devraldıktan sonra şirketi ve şahsi malvarlığını kötüye kullanarak haksız kazanç elde etmesi ve şirketi zarara uğratması iddiasıyla açtığı tazminat ve tapu iptali davasında, mal kaçırma şüphesi nedeniyle davalıların tüm mal, hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz ile taşınmazları üzerine ihtiyati tedbir konulması talebinin ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ KARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL ANADOLU 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:29.01.2026 tarihli Ara Karar NUMARASI:███████ EsasDAVANIN KONUSU:Tazminat- tapu ipteli (Şirket hisselerinin inançlı devrinden kaynaklanan)Taraflar arasındaki davanın ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sırasında, davacı vekilinin ihtiyati haciz ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine dair verilen ara karara karşı, davacı şirket yetkilisi tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine Dairemize gönderilmiş olan dava dosyası incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:Davacı şirket yetkilisi dava dilekçesinde özetle; davacı ...'nın ... Şirketi'nin kurucu ortağı, münferiden tek başına imza yetkilisi ve sahibi olduğunu, davacı şirketin tüm mal, hak ve alacakları ile taşınır ve taşınmaz tüm malları ile şirkete ait tüm nakit paralar ve şirket tüzel kişiliğinin kendisi dâhil tüm aktif ve pasifleri ile birlikte maliki olduğunu, davalı oğlu ...'na üniversiteden mezun olup askerliğini yaptıktan hemen sonra, aldığı eğitim ve kendisine duyduğu güvene dayalı şirketin bünyesinde devam eden inşaatların tüm gelir-giderleri, satın almalar ve şirketin finansal kaynaklarını ve şahsi nakit parasını değerlendirilmesi ve yönlendirilmesi hususlarında fiili yetki ve sorumluluk verdiğini, bu kapsamda şirketin mali ve idari işlerini oğlu ...'nın kontrol ve tasarrufuna bıraktığını, 2012 yılında sağlık sorunları nedeni ile inançlı işlem güven esasına dayalı █████/2012 tarihli taahhütname karşılığında üniversiteyi yeni bitirmiş genç bir kimse olan ve o tarihte hiçbir geliri ve malvarlığı olmayan oğlu ...'na geçici olarak şirketin ticari faaliyetlerini de yürütmek üzere şirketinin hisselerini emaneten oğlu ...'nın üzerine yaptığını, davalının şirketin tek yönetici ortağı olduğunu, şirketin ... üzerine kayıtlı iken davalı ...'nın, bir süre sonra şirketi ve şahsi malvarlığını kötüye kullanıldığını anladığını, 30.08.2012 tarihli taahhütname gereği davalının şirketi geri devrettiğini, bundan sonra yapılan araştırmalarla hem şahsi hem de şirket hesaplarında birçok usulsüzlükler olduğunu, davalının kötü niyetli olarak uzun bir zamandan beri şahsı ve şirketinden haksız kazançlar elde ettiğinin anlaşıldığını, davalı oğlu ve eşinin planlı bir şekilde bilerek ve isteyerek şirketin içini boşaltarak diğer mirasçılarımın haklarını da gasp ettiklerini, şirketin banka hesaplarından nakit çekimler yaparak ve yine şirket adına bankalardan nakit kredi kullanarak gerek kendi adına gerekse diğer davalı eşi ... adına birden çok gayrimenkul satın aldığını, davalının kendisine verdiği belge ve raporlarda tahrifat yaparak özel belgede sahtecilik yaptığını, şirket hesaplarında olması gereken paraları şahsi hesabına aktardığını ve banka dokümanlarını taklit ederek kendisini yanıltmaya yönelik özellikle kendisine ait ıslak el yazısı da bulunan sahte belgeler düzenlediğini, davalılar tarafından tüm bu eylemlerin kendisinden ve aile bireylerinden gizlenerek saklı tutulduğunu, davalının güveni kötüye kullanarak yapılan bu eylemleri sonucunda yüklü miktarlarda haksız kazanç ve malvarlığı elde ettiğini, böylece şirketin de aynı oranda zarara uğradığını iddia ederek, davalının kendisi ve eşi adına olan tapuların/tapularının iptali ile davacı şirketi adına tesciline, belirtilen araçların tescillerinin iptali ile davacı şirket adına tesciline, hesaplarda ve mevduatlarda uğradığı nakdi zararların hesaplanarak ödetilmesine karar verilmesini ve tespit edilecek alacak miktarıyla sınırlı olmak üzere, alacağın teminat altına alınması ve ileride telafisi imkânsız zararların önlenmesi amacıyla, davalıların her türlü mal, hak ve alacakları üzerine ihtiyati haciz kararı verilmesine; ayrıca mal kaçırma ihtimali ve muvazaa şüphesinin varlığı karşısında, tapu iptali ve tescil talepleri kapsamında, davalıların adlarına kayıtlı bulunan ve yargılama sonucunda iptali talep edilen tüm taşınmazları üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasına, karar verilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:İlk derece mahkemesi, ihtiyati haciz ve tedbir talebini değerlendirdiği 29.01.2026 tarihli ara kararında; "...davacı şirketin tek sahibi olan babanın davalı oğluna duyduğu güven nedeniyle şirketin tüm hisselerini ve yönetimini oğluna devretmesi neticesinde davalı oğlun eşi ile birlikte güveni kötüye kullanarak şirket zararına hareket etmek suretiyle şirketin ve babanın şahsi hesaplarını üzerine geçirdikleri iddiasıyla bu yüzden uğranılan zararın davalılardan tahsilinin talep edildiği anlaşılmaktadır. Dava HMK 107 maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açılmış olup alacağın varlığı ve miktarı iddia ve savunma doğrultusunda yargılama içinde toplanıp incelenecek deliller ışığında yargılama sırasında ortaya çıkacağından, sunulan belgelere göre ileri sürülen iddialar bakımından yaklaşık isbatın gerçekleşmediği anlaşıldığından..."Davacının ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talebinin reddine karar vermiştir.Bu ara karara karşı, ihtiyati haciz ve tedbir talep eden davacı şirket yetkilisi istinaf başvurusunda bulunmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı şirket yetkilisi istinaf başvuru dilekçesinde özetle;İhtiyati tedbir ve haciz taleplerinin reddedildiğini, eksik inceleme sonucunda karar verildiğini, davacı olarak şirketini emaneten devir ettiği davalı oğlu tarafından şahsı ve şirketin kaynaklarının zimmetine geçirildiğini, mal varlıkları kayıtların incelenmesinin mümkün olduğunu, şirketin emaneten verildiği tarihte davalının hiçbir gelir ve mal varlığının olmadığını, 20.03.2024 tarihine kadar ki sürede sahip olduğu servetin olağan dışı olduğunu, bunları şirketten geçirdiği paralarla edindiğini, bir kısım taşınmazın da muvazaalı olarak diğer davalı eşi adına alındığını, mal varlıklarının tespiti ile tarafına verilmesini talep ettiğini, 30.08.2012 tarihli taahhütname içeriğine aykırı olan hususları yazılı belge ile ortaya koyduğunu, tedbir talebinde bulunduğu taşınmazların piyasa değerinin 50.000.000,00 TL olduğunu, gerçek değerinin çok altında 860.169,49 TL bedelle satışını yaparak kendi adına tescil ettirdiğini, söz konusu taşınmaz ve dava konusu tüm taşınmazların tamamı üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesi gerektiğini, ihtiyati tedbir talebi için yaklaşık ispat koşulunun aranmadığını, dava dilekçesinde davalılar adına kayıtlı tapulu taşınmazlara ilişkin tapu iptal ve şirket adına tescil talebinde bulunulduğunu iddia ederek ,29.01.2026 tarihli ara kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, inançlı işlemle hisseleri devredilen davalı şirkete ait gelirlerle alınan taşınmazların tapu kayıtlarının ve araç kayıtlarının iptali ile şirket adına tescili, şirket zararının tespiti ve tahsili istemlerine ilişkindir.İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sırasında verilen ara kararla, davacının ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz taleplerinin reddine karar verilmiş; bu ara karara karşı, davacı tarafından, yasal süresi içinde istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, ileri sürülmüş olan istinaf nedenleriyle ve kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Davacı şirket temsilcisi dava dilekçesinin sonuç kısmında; tespit edilecek alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere alacağın teminat altına alınması ve ileride telafisi imkansız zararların önlenmesi amacıyla davalıların her türlü mal ve haklarına ihtiyati haciz kararı verilmesini ve ayrıca mal kaçırma ihtimali ve muvazaa şüphesinin varlığı nedeniyle tapu iptali tescil talepleri kapsamında davalıların adlarına kayıtlı bulunan tüm taşınmazlar üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacıyla ihtiyati tedbir konulmasını talep etmiştir. Davacı dava dilekçesinde delil olarak, İstanbul ili Kadıköy ilçesi ... Mahallesinde yer alan 5 nolu parsele ait taşınmaz tapu kayıt örneğini ibraz etmiştir. Tapu kaydında taşınmazın 22.05.2006 tarihinde davacı şirket adına kayıtlı olduğu anlaşılmıştır. Taşınmaz tapu kayıtlarının güncel durumları ile ilgili herhangi bir bilgi veya belge mevcut değildir. Dilekçeye ekli 20.03.2024 tarihli limited şirket pay devri sözleşmesi Kadıköy ... Noterliğinde gerçekleştirilmiştir. Payını devreden davalı ..., devir alan ise davacı şirket yetkilisi ...'dır. İş ortaklığı ek sözleşmesi ve taahhütname başlıklı 30.08.2012 tarihli adi yazılı sözleşme örneği dosya içerisine ibraz edilmiştir. Davacı şirket yetkilisi tarafından ihtiyati tedbir ile birlikte ihtiyati haciz talep edilmiş olmasından dolayı her iki talebinin ayrı ayrı değerlendirilmesi gerekmiştir. İİK'nın 257. maddesinde ihtiyati haciz şartları düzenlenmiş olup maddede, rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısının, borçlunun yedinde veya üçüncü şahıstan olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacakları ile diğer haklarını ihtiyaten haczettirebileceği belirtilmiş, maddenin 2. fıkrasında ise iki bent halinde, vadesi gelmemiş borçlardan dolayı, borçlunun muayyen yerleşim yerinin olmaması, borçlunun taahhütlerinden kurtulmak maksadı ile mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa ihtiyati haciz istenebileceği düzenlenmiştir.İİK'nın 258. hükmüne göre, ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için mahkemenin alacağın varlığı hakkında kanaat edinmiş olması yeterlidir. Mahkemenin alacağın varlığına kanaat getirmesinden anlaşılması gereken alacağın usul kurallarına göre kesin bir şekilde ispat edilmesi değildir. Bu hükme göre alacaklının, alacağının varlığını ve muaccel olduğunu tam ve kesin olarak ispat etmesi aranmamakta, bu konuda mahkemeye kanaat verecek delilleri göstermesi yeterli kabul edilmektedir. İİK'nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için alacağın muaccel ve rehinle temin edilmemiş olması gerekmektedir. Somut olayda, davacı şirket yetkilisi tespit edilecek alacak miktarı ile sınırlı olmak üzere alacağın teminat altına alınmasını ve İİK 257.maddesi gereğince ihtiyati haciz kararı verilmesini talep etmiştir. Talebin ileri sürülüş biçimi ve niteliği gözetildiğinde İİK 257.maddedeki şartların gerçekleşmiş olduğunun talep tarihi itibariyle kabulü mümkün görülmemektedir. Ayrıca İİK'nın 258. maddede belirtildiği üzere davacı tarafça ileri sürülen iddia ve deliller ihtiyati haciz kararı verilebilmesi için kanaat getirecek deliller arasında kabul edilmemiştir. HMK'nın 389. maddesi uyarınca mevcut durumda meydana gelebilecek bir gelişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. Aynı Kanun'un 391. maddesine göre, mahkeme, tedbire konu olan mal veya hakkın muhafaza altına alınması veya bir yediemine tevdii ya da bir şeyin yapılması veya yapılmaması gibi sakıncayı ortadan kaldıracak veya zararı engelleyecek her türlü tedbire karar verebilir.Davacı şirket yetkilisi tapu iptal ve tescil talepleri kapsamında davalıların adlarına kayıtlı bulunan ve yargılama sonucunda iptali talep edilen tüm taşınmazlar üzerine üçüncü kişilere devrinin önlenmesi amacı ile ihtiyati tedbir konulması talebinde bulunmuştur. HMK 390/3.fıkrası gereğince davacının iddia ve ibraz etmiş olduğu deliller talep tarihi itibariyle yaklaşık olarak ispatı gösterir deliller arasında bulunmadığından mahkeme tarafından davacı şirket yetkilisinin her iki geçici hukuki koruma talebinin talep tarihi itibari ile şartları oluşmamasından dolayı ret kararında bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan bu gerekçelerle,HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan istinaf incelemesi sonucunda, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden davacı şirket yetkilisinin istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki karar verilmiştir.KARAR:Yukarıda açıklanan gerekçelerle;1-HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK'nın 258/3 maddeleri uyarınca, ihtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden davacı şirket yetkilisinin istinaf başvurusunun esastan reddine, 2-İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden davacı tarafından yatırılan istinaf başvuru ve peşin karar harçlarının Hazineye irat kaydına,3-İhtiyati tedbir ve ihtiyati haciz talep eden davacı tarafından yapılan kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Gerekçeli kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,5-Dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair;HMK'nın 353/1.b.1, 391/3 ve İİK 258/3 maddeleri uyarınca dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, oybirliğiyle ve kesin olarak karar verildi. 16.04.2026