İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenen, ticari ilişkiden kaynaklanan menfi tespit davasında, haksız icra takibine itiraz etme hatası sonucu maaş haczi uygulanan ve beraat eden davacının borçlu olmadığına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu istinaf incelemesindeki dava, icra takibiyle maaşından kesinti yapılan davacının, bir şirketin açtığı takibin haksız olduğunu, ticari ilişkiden kaynaklandığını iddia ettiği zarardan sorumlu olmadığını ve borçlu bulunmadığının tespitiyle icra takibinin iptalini talep ettiği menfi tespit davasına ilişkindir; davacı, kiraladığı aracın üçüncü kişilerce verdiği zararlardan kendisinin mesul olmadığını, ilgili ceza davasından beraat etmesine rağmen icra takibine sehven süresinde itiraz edemediği için haksız yere maaş haczi uygulanmaya devam edildiğini, bu sebeple haczin kaldırılması ve tahsil edilen meblağların iadesi gerektiğini ileri sürmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 4. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2025NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Ticari İlişkiden Kaynaklanan)İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla HMK' nın 353. maddesi gereğince dosya incelendi, GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: Davacı vekili dava dilekçesinde; Davalı ... A.Ş’nin müvekkili ile diğer borçlular aleyhine İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü’nün ... Esas sayılı ile başlatılmış olduğu icra takibinin müvekkili yönünden haksız ve dayanaktan yoksun olup müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili yönünden icra takibinin iptali ile bugüne kadar tahsil edilmiş olan meblağın geri verilmesi gerektiğini, müvekkilinin hak kaybına uğramaması için dava süresi boyunca teminatsız olarak icranın durdurulmasını, müvekkilinin maaşı üzerinde konulmuş olan haksız ve de dayanaktan yoksun haczin kaldırılmasını, bu husus mümkün olmadığı takdirde müvekkilinin maaşından aylık düzenli olarak kesilen meblağların alacaklıya ödenmemesi hususunda ihtiyati tedbir kararı verilmesini, takip dosyasında söz konusu zararın meydana geldiğine ve de ödemenin yapıldığına ilişkin herhangi herhangi bir belge, makbuz vs. sunmadığını, davalını meydana geldiği sürülen zararda müvekkilinin herhangi bir kusurunun olduğuna ilişkin herhangi bir bilgi ve belge konulmadığı gibi emniyeti suistimal şeklinde isnat ettikleri suça ilişkin de herhangi bir kesinleşmiş mahkeme kararı sunmadığını, meydana geldiği ileri sürülen zararın kim ya da kimler tarafından meydana getirildiği belirli olmadığı gibi zararın miktarı ve de ödenip ödenmediği de belirli olmadığını, rücu şartları oluşmadan rücu edilmesi mümkün olmadığını, müvekkilinin meydana gelen zararla bir ilgisi olmadığını, müvekkilinin icra takibine süresi içerisinde sehven itiraz edemediği için şeklen kesinleşen icra takibi sebebiyle müvekkilinin almakta olduğu maaşın üzerine haciz konularak kesinti yapılmaya başlandığını, müvekkili ile birlikte ... aleyhinde, ... tarafından yapılan suç duyurusu sonucu hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçu sebebiyle soruşturma başlatılmış ve devamında İzmir 11. Asliye Ceza mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile kovuşturma yapıldığını, müvekkili aleyhindeki suçlamamın etkisi ile icra takibine itiraz etmeyi sehven unuttuğunu, müvekkilinin Gebze 15. Noterliğinin 20.03.2015 tarih ve ... yevmiye sayılı kira sözleşmesi ile mülkiyeti kendisine ait olan, ... plaka sayılı çekici ile ... plaka sayılı dorseyi ... isimli kişiye kiraya verdiğini, müvekkili ile ... arasındaki sözleşmenin uzun süreli kira sözleşmesi olup kiralayan kişi taşımacılık yani ticari iş yaptığını, müvekkilinin de aracı kiralayan kişiden yalnızca aylık olarak anlaştığını, müvekkilinin 20.03.2015 tarihli sözleşme gereği ilk ödemeyi peşin aldığını, müvekkilinin, kiracının yaptığı iş ile ilgili herhangi bir ilgi ve alakası olmadığını, kiracı ...’nin kiralamış olduğu araç ile yaptığı kaza vb. olaylar sebebiyle üçüncü kişilere vermiş olduğu zarardan müvekkilinin sorumlu olmadığını, sorumlu olanın kiraladığı aracın işleteni olan ... ile birlikte emniyeti suistimal suçunu işledikleri sabit olan diğer kişiler olduğunu, davalı şirketin meydana geldiğini ileri sürdüğü zararı ... ve emniyeti suistimal suçunu işledikleri sabit olan diğer kişilerden tahsil etmesi gerektiğini beyan ederek, İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü’nün ... esas sayılı dosyası sebebiyle müvekkili ...’ın borçlu olmadığının tespiti ile müvekkili yönünden takibin iptaline, teminatsız olarak icranın durdurulmasına, müvekkilinin üzerinde maaş haczinin kaldırılmasına, müvekkilinin davalıya aylık olarak ödediği meblağların alacaklıya ödenmemesi konusunda ihtiyati tedbir uygulanmasına, davalı aleyhine %20’den aşağı olmamak kaydıyla kötü niyet tazminatına hükmedilmesine, bugüne kadar müvekkilinden tahsil edilmiş ve bundan sonra tahsil edilecek meblağların işlemiş ve işlenecek en yüksek ticari faiz ile birlikte iade edilmesine, davanın kabulüne karar verilmemesine vekaleten talep etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde; Müvekkili şirket tarafından ödenen tazminat bedelinin ödenmesi için 06.05.2016 tarihinde İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü’nün ... sayılı dosyası ile takip başlatıldığını, davacı tarafından borca itiraz edilmediği için icra işlemlerine başlandığını, icra takibinden bu yana 6 yılı aşkın bir süre geçmiş olmasına karşın, davacı tarafından itiraz edilmeksizin borç maaşından yapılan kesintiler ile ödenmeye devam ettiğini, davacının İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile yapılan kovuşturma sonucunda 27.11.2018 tarih ve █████████ Karar sayılı beraat kararı verilmiş bu karar tarihinden bu yana yaklaşık 5 yıl bir süre geçtiğini, müvekkilinin şirkete meydana gelen olay ile ilgili davacının ilgisinin olmadığını açılmış olan davada beraat kararı verildiğini, ödemiş olduğu bedellerin iade edilmesi gerektiği yönünde herhangi bir başvuru dahi yapılmadığını, davacının haksız yere ödediğini iddia ettiği bedelleri iadesini talep etmesi için öngörülen zaman aşımı süresinin bir yıl olduğunu, davacının ceza dosyasından beraat etmesinin hukuki sorumluluğunun olmadığını anlamına gelmediğini, davacı her ne kadar oluşan zarardan sorumlu olduğunu iddia etmiş olsa da kiraya verdiği kişinin güvenilir bir kişi olup olmadığını araştırmakla yükümlü olduğunu, rücu talebinde konu zararın oluşmasında davacının bir kusur ve sorumluluğunun bulunup bulunmadığının belirlenmesi için konusunda uzman bilirkişilere inceleme yaptırılması gerektiğini alacağa konu talebin zamanaşımına uğradığını, bu sebeple huzurda açılmış bulunan davanın reddi gerektiğini, davacının kötü niyet tazminat talebinde bulunması için takibin haksız ve kötü niyetli bir şekilde başlatılması gerektiğini beyan ederek davanın reddine, karar verilmesini vekaleten talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince; "Uyuşmazlığın; Davalı sigorta şirketi tarafından emniyeti suistimal sebebiyle sigortalısına verilen zarar karşılığı ödenen hasar bedelinin rücuen tazmini amacıyla davacı aleyhine başlatılan İstanbul Anadolu 20. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasında davacıdan haksız olarak tahsil edilen paranın davacıya iadesinin mümkün olup olmadığı ve davacının icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığının tespiti noktasında toplandığı, davanın menfi tespit ve istirdat davası olduğu anlaşılmıştır. Somut olayda ... isimli dava dışı şahsın sevk ve idaresinde olan ... plakalı çekiciye takılı olan ... plakalı dorsede taşınan ürünlerin kaybolmasından dolayı İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ E. █████████ K.sayılı dosyasında yapılan yargılamada ürünlerin taşındığı tır ve dorsenin malikinin davacı ... olduğu ancak davacının tır ve dorseyi Gebze 15. Noterliği'nin 20.03.2015 tarihli ve ... yevmiye sayılı kira sözleşmesi ile mülkiyeti kendisine ait olan tır ve dorseyi dava dışı ... isimli kişiye kiraya verdiği bu sebeple sadece bu tır ve dorseyi kiralayan kişi olduğu, sözleşmedeki karşı tarafın ne yaptığını bilebilecek durumda olmadığı ve cezalandırılmasına yetecek her türlü şüpheden uzak delil bulunmadığı değerlendirilerek beraatine karar verilmiş ve karar istinaf edilmeden 13.02.2019 tarihinde kesinleşmiştir. Mahkemece kesinleşen ceza dosyası ve dava dosyasına sunulan kira sözleşmesi incelendiğinde davacının sadece kiralayan olduğu, kiracının yaptığı iş ile ilgili herhangi bilgi ve alakası olmadığı bu sebeple aleyhine başlatılan icra takibinden dolayı davalıya borçlu olmadığı ve haksız olarak tahsil edilen paranın iadesini gerekeceği anlaşılmıştır. İİK'nın 72/7. maddesi gereğince istirdat davasının, borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek zorunda kalan bir kişinin parayı ödediği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması gerekmektedir. Dosya bilirkişi heyetine tevdi edilmiş hazırlanan 18.10.2024 tarihli raporda icra dosyası kapsamında davacıdan 142.533,56 TL tahsilat yapıldığı tespit edilmiştir. Davacının dava tarihinden geriye dönük bir yıllık hak düşürücü süre nazara alındığında 23.06.2021 tarihinden önce yapılan 20.713,33 TL miktar yönünden yapılan ödemenin zaman aşımı uğradığı, bu sebeple 121.713,33 TL yönünden talebinin yerinde olduğu fazlaya ilişkin talebinin yerinde olmadığı anlaşılmakla; davanın kısmen kabulüne," karar verilmiştir. Verilen karara karşı davlı vekilince istinaf yasa yoluna başvurulmuştur. Davalı vekili istinaf dilekçesinde; İİK m 72 gereğince talebin zamanaşımına uğradığını, davacının ceza yargılamasında beraat etmesinin hukuki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağını ileri sürmüştür. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE : İnceleme, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun(HMK) 355. maddesi gereğince istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır. Dava; Haksız eylemden kaynaklanan menfi tespit davasıdır. 2004 sayılı yasanın 72. maddesine göre; "Borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tesbit davası açabilir.Borçlu, menfi tesbit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa, davaya istirdat davası olarak devam edilir. Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını istiyebilir. Davacı istirdat davasında yalnız paranın verilmesi lazımgelmediğini ispata mecburdur."Dosyanın incelenmesinde; Yukarıda yer verilen yasa maddesi gereğince takip sırasında menfi tespit davası açılabileceği, takibin dava tarihinde infazen işlemden kaldırılmadığı, derdest olduğu ve haciz işlemlerinin devam ettiği gözetildiğinde zamanaşımının söz konusu olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Davaya konu icra takibinde alacağın sebebi olarak "Emniyeti suistimal suretiyle müvekkilin sigortalısına verilen zarar karşılığı ödenen hasar bedelinin rücuen tazmini talebinden ibarettir." denildiği görülmüştür. Davacı hakkında İzmir 11. Asliye Ceza Mahkemesi'nin ████████ Esas- █████████ karar sayılı ilamı ile; "Her ne kadar sanık ...'ın hizmet sebebiyle güveni kötüye kullanma suçundan cezalandırılması istemi ile kamu davası açılmış ise de yüklenen suçun sanık tarafından işlendiğinin sabit olmadığı anlaşılmakla sanığın atılı suçtan CMK 223/2-e maddesi gereğince beraatine," karar verildiği, kararın istinaf edilmeden kesinleştiği, Dosya kapsamından davacının sorumlu tutulabileceği haksız eylem iddiasının usulüne uygun ispat edilmediği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf talebi yerinde görülmemiştir. Dosyadaki belgelere, duruşma sürecini yansıtan tutanaklar ve gerekçe içeriğine göre, ilk derece mahkemesi kararında davanın esasıyla ilgili tarafların gösterdiği hükme etki edecek tüm delillerin toplandığı, kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, kararın usul ve yasaya uygun olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ████████ Karar sayılı █████/2025 günlü kararına yönelik davalı vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 8.314,24 TL nispi istinaf karar ve ilam harcının, peşin yatırılan 2.078,56 TL'nin mahsubuyla bakiye 6.235,68 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, 3-İstinafa başvuran tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle avukatlık ücreti tayinine yer olmadığına,5-6100 Sayılı HMK'nın 333. maddesi gereğince var ise kalan gider avansının karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,6-Karar tebliği ve harç tahsil müzekkeri düzenlenmesi Dairemizce yapılmasına, harç ve avans iadesi işlemleri ile 6100 Sayılı HMK'nın 302/5. maddesi gereği kanun yollarından geçmek suretiyle kesinleşen kararların kesinleşme kaydı ile kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, █████/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy birliğiyle karar verildi. █████/2026