Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesinde ticari araç ayıbı tazminatı davasında zamanaşımı, onarım ve taraf sıfatı itirazları değerlendiriliyor.
Özet: Bir ticari araç satın alan davacı, kısa süre sonra ortaya çıkan ve serviste yapılan onarıma rağmen devam eden açılır tavan arızası nedeniyle aracın misli ile değişimini veya maddi ve manevi tazminat talep etmiş; davalılar ise ticari satışta zamanaşımı süresinin dolduğunu, ayıbın süresinde ihbar edilmediğini, garantili ücretsiz onarımın talepleri geçersiz kıldığını, arızanın kullanım hatasından kaynaklandığını, bazı davalılar için pasif husumet ve yetki itirazları bulunduğunu, delil tespit raporunun usulsüz olduğunu ve tüzel kişiliğin manevi tazminat isteyemeyeceğini savunarak davanın reddini talep etmişlerdir.

T.C. BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2022KARAR TARİHİ : █████/2026KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili tarafından mahkememize sunulan █████/2026 havale tarihli dava dilekçesinde özetle; müvekkili ...... plaka sayılı ..... markalı aracını █████/2019 tarihine satın aldığını, aracı aldıktan kısa süre içerisinde aracın sol üst açılır tavan motorunun çekmemesi ve tentenin açık kalması sorunu ile karşılaştığını, bunun sonucunda aracı servise götürerek katlanır tavan yardımcı motorunun değiştirildiğini, bu değişime rağmen sorunun sonradan devam ettiğini, iş bu sebeplerden ötürü ayıplı malın misli ile değiştirilmesini, mümkün olmaması halinde ayıplı malın dene olduğu her türlü zararın tazmini ve ayrıca maddi manevi tazminatın tahsiline kararı verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı .... Otomtiv vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; Taraflar arasındaki araç alım-satım ilişkisinin ticari nitelikte olduğunu, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 23/I maddesi gereğince uyuşmazlığa Türk Borçlar Kanunu hükümlerinin uygulanması gerektiğini, aracın 2019 yılında teslim edildiğini ve 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın ikame edildiğini belirterek öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle reddinin gerektiğini, davacının mevzuatta öngörülen muayene ve ayıp ihbar yükümlülüklerine süresi içinde uymadığını, bu nedenle dava hakkının düştüğünü; davacı tarafın delil listesi ve eklerinin kendilerine tebliğ edilmediğini, bu aşamada usulsüz sunulan delilleri kabul etmediklerini, esasa ilişkin olarak ise, dava konusu araçta üretimden kaynaklanan herhangi bir gizli veya açık ayıp bulunmadığını, davacının iddialarının kullanım hatasından kaynaklandığını, aracın teslimden itibaren yaklaşık 2 yıl boyunca sorunsuz ve tam verimle kullanıldığını, davacının iddia ettiği arızanın yetkili servis tarafından müşteri memnuniyeti kapsamında, orijinal parçalar kullanılarak garanti dâhilinde ücretsiz onarıldığını ve aracın herhangi bir ihtirazi kayıt konulmaksızın sorunsuz şekilde davacıya teslim edilerek hâlen kullanımında olduğunu, ücretsiz onarım hakkının bozucu nitelikli inşai (yenilik doğuran) hak olduğunu, bu hakkı kullanan davacının seçiminden rücu ederek aracın misli ile değişimini talep edemeyeceğini, motor değişimi sebebiyle araçta değer kaybı oluşmadığını, misli ile değişim kararının satıcıyı daha ağır zarara uğratarak hakkaniyete aykırılık teşkil edeceğini, ayrıca davacı tarafça dayanak gösterilen delil tespiti raporunun müvekkil şirkete tebligat yapılmadan, gıyapta, HMK'nın 278 ve 400. maddelerine aykırı olarak varsayımlara dayalı düzenlendiğini, yasal şartları taşımayan bu raporun geçersiz olduğunu ve delil niteliği taşımadığını beyanla; davanın reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini savunmuştur.Davalı ....... vekili mahkememize sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; dava konusu aracın üreticisinin müvekkil şirket olmayıp dava dışı "..... Limited" unvanlı şirket olduğunu, müvekkilinin bu yönüyle "üretici" sıfatı bulunmadığını, ayrıca davacı ile müvekkili arasında herhangi bir satım sözleşmesi kurulmadığından müvekkilinin "satıcı" sıfatının da olmadığını, bu nedenle davacının TTK ve TBK hükümlerine dayalı talepleri yönünden müvekkil şirkete husumet yöneltemeyeceğini belirterek davanın öncelikle pasif husumet yokluğu nedeniyle reddinin gerektiğini, usule ilişkin olarak; müvekkili şirketin merkezinin Birleşik Krallık (İngiltere) olduğunu, MÖHUK'un 40. maddesi ve HMK'nın genel yetki kuralları uyarınca müvekkilinin Türkiye'de yerleşim yerinin bulunmadığını, diğer davalının ikametgahı gözetildiğinde yetkili mahkemenin İstanbul (Çağlayan) Mahkemeleri olduğunu beyanla mahkemenin yetkisizliği nedeniyle davanın reddini savunduğunu, kabule şayan olmamakla birlikte esasa girilmesi halinde ise; ticari satım ilişkisine dayanan dava konusu aracın 11.10.2019 tarihinde satın ve teslim alındığını, TBK'nın 231. maddesinde öngörülen 2 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra davanın ikame edildiğini, emsal Yargıtay içtihatları doğrultusunda da taleplerin zamanaşımına uğradığını, davacının iddia ettiği arızanın yetkili serviste orijinal parçalarla ücretsiz giderildiğini, aracın ihtirazi kayıtsız teslim alındığını, ücretsiz onarım hakkını seçen davacının bu hakkından rücu ederek misli ile değişim isteyemeyeceğini, aksi durumun hakkaniyete ve dürüstlük kuralına aykırı olacağını, tazminat taleplerine yönelik olarak; ücretsiz onarım nedeniyle davacının herhangi bir masraf yapmadığını, orijinal parça değişimiyle aracın değerinin düşmediğini, tam aksine kullanım ömrünün uzadığını belirterek maddi tazminat talebinin yersiz olduğunu; davacının bir tüzel kişi (A.Ş.) olduğunu, tüzel kişilerin ticari itibarı zedelenmedikçe gerçek kişiler gibi acı, elem ve ızdırap gerekçesiyle manevi tazminat isteyemeyeceğini, yasal şartları oluşmayan manevi tazminat talebinin de reddi gerektiğini, vekaletname, üreticiyi gösterir belgeler, emsal Yargıtay kararları, arabuluculuk evrakı, aracın hasar ve kaza geçmişine ilişkin SBM/sigorta kayıtları, keşif, bilirkişi incelemesi ve sair yasal delillere dayandıklarını bildirerek; davanın reddini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini savunmuştur. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2023 tarihli raporda; '' Davacı ..... plakalı aracı ‘’0’’ sıfır km olarak 11.10.2019 tarihinde satın aldığını, aracın iki yıl garantili olduğunu, Garanti kapsamında araç 10.06.2021 tarihinde 12.535 km deyken aracın üst açılır - kapanır brandalı tavan motorunun arızalandığını, iki sefer bahse konu motorun değiştiğini buna rağmen arızanın çözülmediğini 500 – 600 km yol yaptıktan sonra aynı arızanın tekrar ettiğini, Dolayısıyla arızanın elektrik sistemini, modülleri kontrol etmemiş, arızanın üst tavan motorunda olmadığını, belirtildiği gibi elektriksel ve beyin ( modülleri ) kontrol etmeleri gerekir. Kontrol edilmiş ise, rapor dosyada yoktur. Aracın üretimden kaynaklı bir arızanın olmadığını kullanma sonucunda oluşan bir arıza değildir, işçilik ve onarımdan kaynaklı, yeterli inceleme yapmamaları sonucu arızayı tespit edememişlerdir. Davalı taraf için kusurlu olduğunu, Aracın olay tarihinde TSB ( Kasko bedeli ) 1.256.000 TL Piyasa Rayiç değeri 1.500.000 TL Arıza bedeli ‘’ malzeme ve işçilik dahil 55.000.00TL olduğunu; Ağustos 2023 tarihinde Kasko değeri 3.043.000 TL dir. Piyasadaki 2. El rayiç değeri; 4.050.000 TL dir. Sıfır ‘’0‘’ km’deki araçlar 12.000.000,00 Tl üzerindedir. '' denilmiştir. Bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2024 tarihli raporda; '' Davacının davaya konu aracında sol üst açılır tavan motorunun çekmemesi ve tentesinin açık kalması şeklinde ayıbın olup olmadığı: CEVAP: Yukarda da belirtildiği gibi, dosya içeriğine göre, aracın sürekli bu problem nedeni ile serviste olduğu, 2 sefer tavan açıp-kapama motorunun değiştirildiği, son keresinde de ayar yapıldığı davacıya teslim edildiği ancak en son seferde aracın tavanının açıldığı ancak kapanırken sorun çıkararak tam kapanmaz durumda kaldığı tespit edilmiştir. Bu durumda Aracın aynı zamanda yetkili satıcı ve servisi durumda olan davalının defalarca onarmaya çalıştığı/yapmaya çalıştığı Servis Hizmetlerine rağmen arıza tekrarlanır şekilde devam etmesi sebebiyle “ARACIN TENTESİNİN GİZLİ YAPISAL AYIPLI” olarak kabul edilmesi gereklidir. Ayıp varsa davalılardan aracın yenisiyle değişimini ya da ayıpsız halinin rayiç bedelini talep edip edemeyeceği: CEVAP: Araçtaki arızanın niteliği, onarılamayan-tekrar edegelen ve tespit edildiği şekliyle açık kalan şekilde, aracın bu durumda çalışmasını engeller ve tehlike arz eder bir durum mevcuttur. Aracın ana özelliğinin, üzeri açılır (Cabriolet/Convertible) bir Üst Sınıf (Prestij) aracı olarak satılması ve satın alınması sebebiyle davacının araç kullanımından elde ettiği faydadan bahis etmek mümkün değildir. Davalılardan aracın yenisiyle değişimini ya da ayıpsız halinin rayiç bedelini talep edilebilecektir (Zira Davalı Yetkili Servis olarak aracın onarımını YAPAMAMAKTADIR). avanın zaman aşımına uğrayıp uğramadığı, usule uygun ayıp ihbarının yapılıp yapılmadığı: CEVAP: Bu husus, Makine Mühendisliği dışında kalmaktadır. Ayıbın kullanımdan kaynaklı olup olmadığı, aracın yetkili servis tarafından tamir edilmesi sebebiyle davacının ücretsiz onarım seçimlik hakkını kullanıp kullanmadığı konuları: CEVAP: Aracın aynı zamanda yetkili satıcı ve servisi durumda olan davalının defalarca onarmaya çalıştığı/yapmaya çalıştığı Servis Hizmetlerine rağmen arıza tekrarlanır şekilde devam etmesi sebebiyle Aracın Tentesinin sürekli baş gösteren arızasının “KULLANICI HATASI” olmayıp, “ARACIN TENTESİNİN GİZLİ YAPISAL AYIPLI” olduğu kabul edilmelidir. Davacının, aracın yenisi ile değişimini ya da ayıpsız halinin rayiç bedelini talep edebileceği '' denilmiştir.Dava, ayıplı aracın ayıpsız misli değiştirilmesi ve ayıplı araç sebebiyle davacının uğradığını iddia ettiği maddi ve manevi zararların tazmini istemine ilişkindir. Davacı ayıplı olduğunu iddia ettiği aracın konu edildiği satış sözleşmesinde tüketici konumunda bulunmayıp, davaya genel mahkeme sıfatıyla bakıldığından davada ayıptan sorumluluğa ilişkin genel hükümlerin uygulanması gerekmektedir. Tarafların tüzel kişi tacir sıfatları dikkate alındığında, niteliği itibariyle bu satım işleminin ticari satım olarak nitelenmesi gerekmektedir. Ticari satımlarda 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 11/2 maddesinden farklı olarak üretici veya ithalatçının ayrıca bir sözleşme ile üstlenilmediği sürece satıma konu ürünün ayıplı olmasından dolayı sorumluluğu bulunmamaktadır. Somut olayda dava konusu aracın satış sözleşmesi davacı ile dava dışı ..... Oto Servis ve Tic. A.Ş. arasında akdedilmiş olup, sözleşmenin nispiliği ilkesi gereği davacı aracın ayıplı olmasından doğan haklarını yalnızca satış sözleşmesinin tarafı olan ..... Oto Servis ve Tic. A.Ş.'ye karşı ileri sürülebilir. Davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş.'nin aracın ithalatçısı olduğu, diğer davalı ..... PLC'nin ise aracın üreticisi, ithalatçısı vb.herhangi bir sıfatının olmadığı, tüketici işlemi niteliğinde olmayan satımlarda ithalatçı/üretici ile satıcı arasında müteselsil sorumluluk bulunmadığı, sözleşmenin nisbiliği ilkesi gereği davacının araçtaki ayıptan kaynaklı olarak ayıptan sorumluluk hükümleri çerçevesinde her iki davalıdan da talepte bulunamayacağı kanaatine ulaşılmıştır(İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 43. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı). Ancak davacının, davalılardan satış sözleşmesinden kaynaklı ayıptan sorumluluk hükümleri haricinde, garanti sorumluluğu kapsamında talepte bulunup bulunamayacağının irdelenmesi gerekmektedir. Bu noktada Mahkememizce davacı vekiline dava konusu araca ilişkin garanti belgesinin dosyaya sunulması için süre verilmiş, sunulan garanti belgesinin incelenmesinde davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş.'nin ithalatçı sıfatıyla garanti sorumluluğu altına girmiş olduğu, aracın üreticinin ...... Limited olduğu, bu yönüyle diğer davalı ..... PLC'nin ise garanti sorumluluğunun dahi bulunmadığı anlaşılmıştır. Bu bakımdan davalı ..... PLC yönünden davanın pasif husumet yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır.Davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş.'nin garanti sorumluluğu yönünden dosyanın ele alınmasında; garanti belgesinde garanti süresinin malın teslim tarihinden itibaren iki yıl süre için uygulanacağının kararlaştırıldığı, özel şartlar bölümünde ithalatçı firma olarak davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş.'nin ayrıca aracın tesliminden itibaren toplam ek 1 yıl için de sınırsız km olmak üzere özel garanti yükümlülüğü altına girdiği, ancak ek 1 yıllık garanti süresi bakımından ithalatçı firmanın yalnızca ücretsiz onarım garantisi taahhüdünde bulunmuş olduğu anlaşılmıştır. Dava konusu araç davalı tarafından █████/2019 tarihinde satın alınmış olup, eldeki dava █████/2022 tarihinde açılmıştır. Bu bakımdan satıcı, üretici ve ithalatçı bakımından verilen iki yıllık genel garanti süresinin davanın açıldığı tarih itibariyle dolmuş olduğu, ancak davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş.'nin ithalatçı firma olarak verdiği ek 1 yıllık garanti sorumluluğunun davanın açıldığı tarih itibariyle devam ettiği anlaşılmıştır. Bu kapsamda davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş.'nin garanti sorumluluğunun ek 1 yıllık süreye ilişkin olarak garanti belgesinde yapılan düzenlemeler çerçevesinde ele alınması gerekmektedir. Dosyada yaptırılan bilirkişi incelemeleri neticesinde dava konusu aracın açılır-kapanır tavan sistemindeki arızanın kullanıcı hatasından kaynaklanmadığı, araçta üretimden kaynaklanan gizli ayıp bulunduğu, davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş.'nin "yeni araç özel onarım garantisi" kapsamında ayıbın giderilmesi noktasında sorumluluğunun bulunduğu, bu kapsamda da işbu davanın açıldığı tarihe kadar araçtaki ayıbın onarımı için geçen safahat de dikkate alındığında aracın açılır-kapanır tavan sisteminin orjinal parçaları ile tamamen değiştirilmesi sureti ile aracın davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş tarafından ücretsiz onarımının gerçekleştirilmesine karar verilmesi gerektiği kanaatine ulaşılmıştır. Davacı yanın maddi tazminat talepleri bakımından yapılan değerlendirmede; davacı █████/2022 tarihli neticei talebini açıklama dilekçesinde maddi tazminat istemine ilişkin olarak ikame araç, taksi kullanımı vb. giderlerinin varlığını ileri sürmüştür. İkame araç bedeli yönünden yapılan değerlendirmede, garanti belgesinde açık bir şekilde ek 1 yıllık ücretsiz garanti süresi içinde onarım süresi 10 iş gününü aşan araçlar yönünden ücretsiz ikame araç tahsisi yapılmayacağının düzenlenmiş olduğu, somut olayda dava dilekçesinde de ifade edildiği üzere aracın █████/2021 tarihinde servise götürüldüğü, raporda tespit edildiği üzere bu servis işlemine ilişkin fişte aracın █████/2021 tarihinde tavan ayarı kaydının bulunduğu, bu bakımdan onarım süresinin 10 iş gününü aşması sebebiyle davacının ikame araç bedeli isteminde de bulunamayacağı anlaşılmıştır. Davacının sair maddi tazminat istemleri yönünden yapılan değerlendirmede ise 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) ‘‘İspat yükü’’ başlıklı 6. maddesi uyarınca, “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür.” Aynı yöndeki düzenleme HMK’nın 190. maddesinin birinci fıkrasında, "İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukukî sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir." şeklinde ifade edilmiştir. Buna göre ispat yükü, ispatı gereken vakıalara dayanan tarafa ait olup, herkes iddiasını ispatla mükelleftir. Davacının sair maddi tazminat istemleri bakımından iddialarını ispatlayamadığına kanaat getirilmiş ve neticeten davacının maddi tazminat talebinin tümden reddine karar vermek gerekmiştir.Davacının manevi tazminat istemi yönünden yapılan değerlendirmede ise; sözleşme(garanti) ilişkisi bulunan taraflardan birisinin eyleminin sözleşmeye aykırı olması yanında karşıdakinin ruhsal veya bedensel bütünlüğü açısından zarara da yol açıyorsa, haksız eyleme benzer bir etkinin varlığının kabulü ile oluşan manevi zararın tazmini gerekmektedir. Dosya arasında bulunan bilgi ve belgelerden, ayıplı araç nedeni ile beden yönünden bir zarara uğranıldığı iddia edilmediği gibi bu konuda kanıt sunulmadığı, kişilik haklarına saldırı oluşturabilecek haksız bir eylem de tanımlanmadığı anlaşılmıştır. Bu nedenle davacının manevi tazminat talebinin de reddine karar vermek gerekmiştir.Tüm bu belirtilen esaslar çerçevesinde de aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın davalı ..... Plc yönünden pasif husumet yokluğundan REDDİNE, 2-Davanın davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş yönünden KISMEN KABUL KISMEN REDDİ ile;a)Davacının aracının ayıpsız misli ile değiştirilmesi talebinin REDDİNE, b)Uyuşmazlık konusu .... Marka, ..... şase numaralı ..... motor numaralı, .... plaka numaralı aracın açılır-kapanır tavan sisteminin orjinal parçaları ile tamamen değiştirilmesi sureti ile aracın davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş tarafından ücretsiz onarımının YAPILMASINA,c)Davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin REDDİNE, Maddi tazminat yönünden; 3-Harçlar Kanunu'na göre belirlenen 46.109,25-TL ilam harcından peşin alınan 170,78-TL harcın 43.291,46-TL tamamlama harcının mahsubu ile bakiye 2.647,01-TL'nin davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş'den alınarak Hazine'ye gelir kaydedilmesine,4-Davacı tarafından sarf edilen 80,70-TL Başvuru Harcı, 170,78-TL Peşin Harç, 43.291,46-TL Tamamlama Harcı olmak üzere toplam 43.542,94-TL'nin davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, 5-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.600-TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 424,36-TL'nin davalı .... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş'den alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 6-6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre alınan 1.600-TL arabulucu ücretinin kabul red oranına göre hesaplanan 1.175,63-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye İrat kaydedilmesine, 7-Davacı tarafından sarf edilen 14.000-TL bilirkişi ücreti, 670,00-TL posta masrafı, 4.361,50-TL keşif harcı ve 2.735-TL ATVG araç ücreti olmak üzere toplam 21.766,50-TL den kabul red oranına göre hesaplanan 5.773,04-TL'nin davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş'den alınarak davacıya verilmesine, kalan kısmın iş bu davacı üzerine bırakılmasına, 8-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 107.250,00-TL vekalet ücretinin davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş'den alınarak kendisini vekille temsil ettiren davacıya verilmesine, 9-Davalı .... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş' kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 107.250,00TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren iş bu davalıya verilmesine,10-Davalı ..... Plc kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren iş bu davalıya verilmesine,11-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesineManevi Tazminat Yönünden: 12-Davalı ..... Otomotiv Pazarlama ve Ticaret A.Ş' kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 1.000TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak kendisini vekille temsil ettiren iş bu davalıya verilmesine, 13-HMK’nın 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra artan avansın taraflara iadesine Dair, tarafların yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026Başkan ..... ¸e-imzalıdırÜye ...... ¸e-imzalıdırÜye ..... ¸e-imzalıdır Katip ..... ¸e-imzalıdır