İflas masası tarafından reddedilen ve ipotekli alacakların akıbeti sürüncemede bırakılan banka alacaklarının masaya kayıt ve kabulü davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki belge, müflis bir şirkete kredi kullandıran davacı bankanın, iflas masası tarafından reddedilen yaklaşık 66 milyon TLlik alacağı ve ikinci alacaklılar toplantısına bırakılarak akıbeti belirsiz hale getirilen 212 milyon TLlik ipotekli alacağının iflas masasına kayıt ve kabulünü talep ettiği sıra cetveline itiraz davasının incelenmesidir; davalı ise uygulanan temerrüt faizlerinin fahiş olduğunu, ipotekli alacak için dava açmakta hukuki yarar bulunmadığını, kefalet borçlarında öncelikli borçlunun aranması gerektiğini ve alacakların zamanaşımına uğradığını iddia etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİESAS NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO: ████████KARAR NO: ████████DAVA TARİHİ : █████/2017KARAR TARİHİ: █████/2021DAVA: Kayıt KabulKARAR TARİHİ: █████/20266100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili bankanın ... Şubesi tarafından Genel Kredi Sözleşemlerine istinaden ... A.Ş. lehine T.P. nakit kredi, Y.P. nakit kredi, yurtdışı işletme kredisi, Y.P. gayrinakdi kredi, kredi kartı ve çek hesapları açılarak krediler tesis edilerek kullandırıldığını, kredi hesaplarının 15.11.2011 tarihinde kapatıldığını, borcun ödenmesi için .... Noterliği'nin 15.11.2011 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesinin gönderildiğini, davalının iflas masasının 111. sırasında alacak kayıt talebinde bulunan alacaklı olduğunu, davacının alacaklı olduğu 274.330.956,94 TL'sini 27.02.2017 tarihinde iflas masasına kaydettiğini, kaydedilen alacağın 66.639.523,00 TL'si müflis ... A.Ş. idare memurları tarafınca reddedildiğini, davacı alacağının 212.695.523,00 TL'lik ipotekli alacalının ise kanundan dolayı reddedilmediğini, ikinci alacaklılar toplantısına bırakılmak suretiyle akıbeti meçhul bir alacak olarak sürüncemede bırakıldığını, müflis şirket iflas idaresi, iflas masasına kaydedilen davacı alacağının bir kısmı reddedildiğini bir kısmının ise kanun gereği reddetmediğini, ikinci alacaklılar toplantısına kadar akıbetinin netleşmesini ötelediğinden işbu sıra cetveline itiraz davasının açılmasının zorunlu olduğunu davacının belirterek, davacının reddedilen 66,639.523,00 TL alacağının kabulü ile sonuçlandırılmayan 212.695.200,00 TL'lik alacağının masaya kayıt ve kabulünü talep etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; davalı şirketin müflis olması sebebiyle İİK'nın 194. maddesi uyarınca öncelikle huzurda açılmış olan davanın durmasına karar verilmesi gerektiğini, TBK'nın 88 ve 120. maddelerinin emredici nitelik taşıdığı ve taraflar ileri sürmese de re'sen gözetileceğini, Yargıtay 13. HD'nin 22.11.2012 tarih ██████████ E. ██████████ K. sayılı içtihatı dikkate alınarak TL borçlarına uygulanan %30,24, %48’lik ve döviz borçlarına uygulanan %21 temerrüt faizi fahiş bir oran olmakla birlikte Yargıtay içtihatlarına da aykırı olduğunu, davacının talep etmiş olduğu faiz oranlarının asıl alacaktan bile fazla olduğunu, temerrüt faizlerinin fahiş olduğunu ve müvekkili müflis şirketi aşırı ifa güçsüzlüğüne düşürdüğünü, İİK'nın Rehinli Mallar ve Üretime Yönelik Yerler başlıklı 185/1. maddesi ve Takibin Durması ve Düşmesi başlıklı 193/4. maddesi incelendiğinde davacının ipotek ile teminat altına almış olduğu alacaklarına kavuşmasının tek yolunun iflas idaresinin kabulü olmadığını, bu nedenle 212.695.523,00 TL’lik ipotekli alacağın ikinci alacaklılar toplantısına bırakılması sebebiyle huzurdaki kayıt kabul davasının açılmasında hukuki yarar bulunmadığından reddi gerektiğini, müvekkilinin kefil konumunda olduğu alacaklar için müflis müvekkiline doğrudan müracaat edilemeyeceğini, alacaklının alacağına kavuşması için ilk önce asıl borçlulara başvurması, yapılan işlemler sonucunda yine alacağına kavuşamaması ve bunu belgelendirmesi durumunda kefil müflis müvekkiline başvurması gerektiğini, davacının İİK'nın 206. maddesinde sayılan imtiyazlı alacaklılar arasında olmadığının sabit olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu savunarak davanın reddini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı banka tarafından müflis şirket aleyhine açılan kayıt kabul davasında, davacı, müflis şirketi ile aralarında kredi sözleşmesi ilişkisinin olduğu, müflisle olan kredi sözleşmelerine binaen nakit kredi, kredi kartı, gayrinakdi çek kredisinden kaynaklanan alacakları olduğunu, masaya yaptığı başvuruda masanın 66.639.523,00 TL'lik kısmını reddettiğini, 212.695.523,00 TL'lik ipotekli kısmı ise reddetmediğini ancak ikinci alacaklılar toplantısında değerlendirilmesine diyerek sürüncemede bıraktığını ileri sürerek 66.639.523,00 TL ve 212.695.523,00 TL'lik alacaklarının masaya kaydedilmesini talep ettiği, müflis şirketin, mahkememizin ████████ E., ████████ K. sayılı dosyasında 19.10.2016 tarihi itibariyle iflasına karar verildiği, davacının, iflas masasına .... kayıt sıra numarası ile 279.385.483,00 TL alacak üzerinden masaya kayıt talebinde bulunduğu, bu sırada tebliğ için de masraf yatırdığı, masa alacağın 66.639.523,00 TL'sini reddettiği, 50.760,00 TL'sini kabul ettiği, 212.695.200,00 TL'lik ipotek alacağını ise “red kararı verilemeyeceğinden bu miktarın kabul edilmediğinin ikinci alacaklılar toplantısına bildirilmesine” denmek suretiyle masaya kayıt talebinin örtülü şekilde reddedildiği, masanın bu kararının davacı vekiline 21.08.2017 tarihinde tebliğ edildiği, ayrıca sıra cetveli 03.08.2017 ve 08.08.2017 tarihlerinde ilan edildiği, iş bu kayıt kabul davasının 25.08.2017 tarihinde hak düşürücü süre içinde açıldığı, bikirkişi ek raporunun 3. sayfasında bilirkişinin de raporuna derc ettiği üzere, sözleşmenin 4.3 maddesinde de tarafların bileşik faizi kararlaştırdıkları görülmüş olup, buna göre davacının alacağının usulüne uygun, denetime ve hüküm kurmaya elverişli şekilde hesaplanması için dosya tekrar bilirkişiye tevdi edildiği, bilirkişi 27.11.2020 tarihli ikinci ek raporunu sunduğu; raporda bilirkişi özetle davacı bankanın İstanbul ... İcra İflas müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından yaptığı alacak kaydı talebi ile bağlı olarak █████/2016 tarihi itibariyle 279.047.305,55 TL alacaklı olduğunu, davacının bu tutarın üzerinde olan 337.993,45 TL'nin yerinde olmadığını, █████/2016 tarihi itibariyle davacı bankanın kredi kartı anapara alacağı için %30.24 temerrüt faizi, ticari krediler kaynaklı anapara borcu alacağı için borç kapatılana kadar yıllık %48 temerrüt faizi talep edebileceği hesap edildiği, 27.11.2020 tarihli ikinci ek rapor mahkememizce denetlenerek hükme esas alındığı, davalı iflas idare vekili banka kayıtlarının esas alınması, temerrüt tarihinin 2017 olması gerektiği, faiz oranlarının fahiş olması gibi bir kısım itirazlarda bulunmuşsa da, mevcut sözleşme hükümleri ve uygulamaya göre hiç biri itibar edilebilir görülmediği, gerekçesiyle Davanın KISMEN KABULÜNE; Davacı bankanın, müflis müflis ... Anonim Şirketinden Kredi kartından kaynaklanan 60.057,10 TL, Nakit krediler ve teminat mektubundan kaynaklı 275.395.841,82 TL Mektup devre komisyonu ve ödenen çek sorumluluk bedeli olarak 571.602,42 TL, Gemi sigorta priminden kaynaklı 81.264,95 TL, Müflisin dava dışı ... A.Ş’nin borçlarına kefaleti sebebiyle, tahsilde tekerrüre yer vermemek kaydıyla 3.019.804,21TL olmak üzere; toplamda 279.047.305,55TL alacağının İstanbul .... İflas Müdürlüğü ... iflas dosyasından işlem gören iflas masasına kayıt ve kabulüne; Fazlaya ilişkin kısmın reddine karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİDavalı vekili istinaf dilekçesinde; Mahkemenin davanın süresi içerisinde açıldığına karar vermesinin doğru olmadığını, davacıların hiçbir hak ve alacağı bulunmadığının, kısmi kabul kararının haksız ve hukuka aykırı olduğunu, Mahkemenin bilirkişi raporlarına karşı itirazları dikkate almadığını, eksik inceleme ürünü bilirkişi raporları üzerine hüküm inşa ettiğini, raporda bütün alacaklar aynı sözleşmeden doğmuşçasına tek bir sözleşme kapsamında değerlendirme yapıldığını, müvekkilin kendi ticari defterlerinin değerlendirmeye alınmadığına dair itirazına ilişkin de bir değerlendirme veya neden söz konusu defterlerdeki incelemelere yer verilmediğine ilişkin bir açıklama yapılmadığını, TBK'nın 88 ve 120. maddelerinin emredici nitelik taşıdığı ve taraflar ileri sürmese de re'sen gözetileceğini, temerrüt faizlerinin fahiş olduğunu ve müvekkili müflis şirketi aşırı ifa güçsüzlüğüne düşürdüğünü, İİK'nın Rehinli Mallar ve Üretime Yönelik Yerler başlıklı 185/1. maddesi ve Takibin Durması ve Düşmesi başlıklı 193/4. maddesi incelendiğinde; davacının ipotek ile teminat altına almış olduğu alacaklarına kavuşmasının tek yolunun iflas idaresinin kabulü olmadığını, bu nedenle 212.695.523,00 TL’lik ipotekli alacağın ikinci alacaklılar toplantısına bırakılması sebebiyle huzurdaki kayıt kabul davasının açılmasında hukuki yarar bulunmadığından reddi gerektiğini, müvekkilinin kefil konumunda olduğu alacaklar için müflis müvekkiline doğrudan müracaat edilemeyeceğini, alacaklının alacağına kavuşması için ilk önce asıl borçlulara başvurması, yapılan işlemler sonucunda yine alacağına kavuşamaması ve bunu belgelendirmesi durumunda kefil müflis müvekkiline başvurması gerektiğini, davacının İİK'nın 206. maddesinde sayılan imtiyazlı alacaklılar arasında olmadığının sabit olduğunu, davacının taleplerinin zamanaşımına uğramış olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın reddini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇEDava, alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü istemine ilişkindir.Müflis Müflis ... A.Ş'.nin, İstanbul .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ E. ████████ K. sayılı kararıyla █████/2016 tarih itibariyle iflasına karar verilmiştir. UYAP sisteminde yapılan incelemede kararın Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2020 tarihli ████████ E. █████████ K. sayılı ilamı ile onandığı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2021 tarihli █████████ E. ████████ K sayılı ilamı ile karar düzeltme isteminin reddine karar verildiği anlaşılmıştır. İstanbul .... İflas Dairesi'nin ... İflas sayılı dosyası ile ilgili vermiş olduğu 20.09.2017 tarihli cevabı yazısında; davacının masaya ... kayıt numarası ile kayıt yaptırdığı, 279.385.483,00 TL'lik talebinin 50.760.00 TL'lik miktarlı kısmının tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile şarta bağlı olarak 4. sıra alacak olarak kabul edildiği, 66.639.523.00 TL'lik kısmının reddine, 212.695.200,00 TL'lik ipotek alacağı ile ilgili kısmın ise İİK'nın 233. maddesi gereği, iflâs idaresi ipotekle temin edilmiş alacakla ilgili olarak bunu doğuran sebep veya ipotek limiti miktarı bakımından red kararı veremeyeceğinden, bu miktarı kabul edilmediğinin ikinci alacaklılar toplantısına bildirilmesine, İflas masasınca takip edilmemesi halinde ipoteğin iptali veya miktarının tenzili iddiasını takip hakkının isteyen alacaklıya 245. madde hükmü çerçevesinde devrolunmasına dair karar verildiği, sıra cetvelinin 03.08.2017 tarihli karar 08.08.2017 tarihli Ticaret Sicili Gazetesinde ilan edildiği, davacının gider avansının yatırdığı, kararın davacıya 21.08.2017 tarihinde tebliğ edildiği bildirilmiştir. Davacı tarafından iflas masasına başvurulduğu sırada tebligat masraf avansı yatırdığından 15 günlük yasal süre, tebliğ tarihinden itibaren hesaplandığında davanın 25.08.2017 tarihinde hak düşürücü süre içerisinde açıldığı tespit edilmiştir.Davalı vekiline gerekçeli kararın elektronik tebligat yoluyla 08.07.2021 tarihinde tebliğ edildiği, davalı vekilinin 16.07.2021 tarihinde istinaf dilekçesini sunduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf cevap dilekçesi ve diğer talep dilekçelerindeki istinaf başvurusunun süresinde olmadığına yönelik beyanlarına itibar edilmeyerek davalı vekilince yasal süresi içinde yapılan istinaf başvurusunun incelenmesine geçilmiştir.Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, ███████ Karar sayılı █████/2013 tarihli ilamında; "...Öncelikle iflas idaresine müracaat edilmemiş olsa bile kayıt kabul iddiasının doğrudan mahkeme önüne getirilmesi İİK'nun 236.maddesine göre mümkündür. Bu durumda, tarafların gösterdiği deliller toplandıktan sonra ticari defter ve kayıtlar üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmak suretiyle İİK'nın 195 ve 196.maddeleri de dikkate alınarak, davacının iflas tarihi itibariyle müflis şirketten alacağı olup olmadığı üzerinde durulmalıdır. Bu husus gözetilmeksizin yanılgılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesi hatalı olmuştur...", Yargıtay 23. Hukuk Dairesinin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı █████/2014 tarihli ilamında; "...İİK'nın 236.maddesi uyarınca iflasın kapatılmasına kadar masaya alacak yazdırmak mümkün olduğu gibi, masaya kayıt davası açılması için iflas idaresine başvuru yapılması da bir ön şart değildir. Davacının doğrudan dava açmasında hukuka aykırı bir yön olmadığından mahkemece uyuşmazlığın esası incelenip alacağın varlığı üzerinde durulmak ve davacı yanca alacağın usulüne uygun delillerle ispatlanması halinde masaya kayıt kararı vermek gerekirken, yanılgılı gerekçeyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır..." şeklinde karar verilmiş olup, masaya kayıt davası açılması için iflas idaresine başvuru yapılmasının bir ön şart olmadığına, doğrudan mahkemeye başvurulabileceğine işaret edilmiştir. Somut uyuşmazlıkta davacı vekilinin iflas masasına yaptığı başvuruda kredi sözleşmeleri kapsamında alacaklı olduğu miktarların bildirildiği, takip dosyasından bahsedilmediği, dava dilekçesinde yine kredi sözleşmeleri belirtilerek ayrıca ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla başlatılan takibe ilişkin açıklama yapıldığı alacağın ipoteğe bağlı olması durumunda masaya kayıt talebinde bulunmak için kanuni bir engel bulunmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu kısım yönünden hukuki yarar olmadığına yönelik istinaf sebebine itibar edilmemiştir. Davacı bankanın davalı müflisin sıra cetveline kaydının talep ettiği alacaklara ilişkin .... Noterliği'nin 15.11.2011 tarih ve... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile 24 saat süre vererek hesabı kat etmesi, ihtarnamenin şirkete 16.11.2011 tarihinde tebliğ edilmesi ile davacı vekilinin 27.02.2017 tarihli iflas masasına kayıt başvurusu tarihi itibariyle uygulanması gereken 818 sayılı BK'nın 125. (6098 sayılı TBK'nın 146.) maddesi uyarınca 10 yıllık kanuni zamanaşımı süresinin geçmemiş olması nedeniyle davalı vekilinin cevap dilekçesi ve istinaf başvuru dilekçesinde ileri sürdüğü zamanaşımı defisine itibar edilmemiştir.İlk Derece Mahkemesince aldırılan bilirkişi heyeti kök raporunda davacı banka kayıtları ile birlikte davalı müflis şirketin ticari defter ve kayıtlarının da incelenmiş olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin bu konudaki istinaf sebebine itibar edilmemiştir.Davacı banka ile davalı müflis şirket arasında 06.09.2007, 17.01.2008 (iki ayrı), 05.06.2009, 26.03.2010 ve 19.01.2011 tarihli altı ayrı genel kredi sözleşmesi imzalanıp bu kapsamda krediler kullandırıldığı, ayrıca dava dışı .... A.Ş.'nin davacı banka ile imzalandığı 22.01.2008 (iki adet), 13.01.2010 ve 11.08.2010 tarihli dört genel kredi sözleşmesine davalı müflis şirketin müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imza attığı anlaşılmıştır. İlk Derece Mahkemesince bankacılık uzmanı ve mali müşavirden oluşan bilirkişi heyetinden aldırılan 25.10.2019 tarihli raporda:"Bankacılık kanununa göre; bankanın hesabı kat ettiği dönemde uyguladığı en yüksek Ticari ürünlerde kullanılan kredi faiz oranı Türk Lirası (TI.) %32, Amerikan Doları (USD) %14 olup;- Borçlu Cari Hesap (BCH) Kredisi için Temerrüt Faizi Hesaplaması ; borçlunun mütemerrit olmasından sonra uygulanabilecek temerrüt faiz oranı USD için ( 14 x 1,50 = ) %21,00 olarak TL için (32 x 1,50 =) =48,00 olarak hesaplanmıştır.- Kredi Kartı Faiz Sınırlamaları ve Temerrüt Faizi Hesaplaması; Kredi karlı azami faiz oranı sınırlamaları başlangıçta sadece bireysel kredi kartları için geçerli iken 02.08.2013 tarih ve 28726 sayılı Resmi Gazete'de yayımlanan 6495 sayılı Torba Kanun ile 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu'nun “Kurumsal Kredi Kartları” başlıklı 45 üncü maddesinde yapılan değişiklik ile, Kurumsal Kredi Kartları faiz oranları da TCMB'nin belirlediği kredi kartı işlemlerinde uygulanacak azami akdi ve azami gecikme faizi oranı sınırlamalarına tabi hale getirilmiştir. TCMB İnternet Sitesinde yayımlanan Kredi Kartı İşlemlerinde Uygulanacak Azamı Faiz Uranlarına İlişkin Basın Duyurusuna göre; 15.11.2011 İhtarname tarihlerinde geçerli olan kredi kartı (bireysel ve kurumsal) işlemlerinde uygulanacak aylık azami akdi faiz oranı TI. için %2,12, aylık azami gecikme faizi oranı ise TL için %2,62 olarak, ...Davacı bankanın; Kredi kartı için yıllık %30,24 nispetinde temerrül faizi isteminde bulunduğu, davacının bu talebinin uygun olduğu kanaatine varılmıştır........ Noterliğinin 15.11.2011 tarihli 26714 yevmiye nolu ihlarnamenin, dava dosyasına sunulan tebliğ şerhine istinaden, 16.11.2011 (Çarşamba) Tarihinde teslim edildiği, anlaşılmıştır. İhtarnamede verilen 24 Saat süre sonunda Davalının 18.11.2011 itibari ile, temerrüde düştüğü kanaatine varılmıştır. ...Kredi kartından kaynaklı alacağı 50.570,49 TL, Y.P. Nakit krediler ve teminat mektubundan kaynaklı 270.833.336,80 TL, Mektup komisyonu ve ödenen çek sorumluluk bedeli olarak 0 TL, Gemi sigorta primi 78.593,65 TL, Çek gayri nakdi depo bedeli 0 TL, Müflis şirketin kefil olduğu borç toplamı 2.645.504,34 olmak üzere toplam 273.608.005,28 TL olduğu..." bildirilmiş aynı bilirkişi heyetinden tarafların itirazlarını karşılamak amacıyla aldırılan 21.02.2020 tarihli ek raporda ise kök rapordaki kanaatlerin değişmediği açıklanmış, bilirkişi heyetinden aldırılan 27.11.2020 tarihli bilirkişi 2. ek raporunda:" Kredi kartından kaynaklı alacağı 60.057,10 TL, Y.P. Nakit krediler ve teminat mektubundan kaynaklı 275395.841,82 TL, Mektup komisyonu ve ödenen çek sorumluluk bedeli olarak 571.602,42 TL, Gemi sigorta primi 81.264,95 TL, Çek gayri nakdi depo bedeli 0 TL, Müflis şirketin kefil olduğu borç toplamı 3.019804,21 olmak üzere toplam 279.047.305,55 TL olduğu, 19.10.2016 tarihi itibari ile Davacı bankanın Kredi Kartı Anapara alacağı için %30,24 Temerrüt faizi, Ticari Krediler kaynaklı Anapara borcu alacağı için, borç kapatılana kadar yıllık %48,00 Temerrüt faizi talep edebileceği..." şeklinde kanaat bildirilmiştir.Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmelerinin ilgili maddeleri:"Faiz...4.3. Bu sözleşme ile açılan kredi ve hesaplara, bileşik faizler yürütülür ve faizler ile gider vergileri her yılın 31 mart, 30 Haziran, 30 Eylül ve 31 Aralık tarihlerinde usulünce tahakkuk ettirilerek Bankaca Müşteri hesabına borç yazılır. Müşteri, hesabına borç yazılan faiz ve bunların gider vergilerini, kredi limiti müsait olsa dahi, Bankaya derhal ve nakden ödemekle yükümlüdür.Temerrüt faiziMadde 5. Müşteri, işbu Sözleşmeden doğan borçlarını gününde ödemedi ği takdirde, temerrüdünün doğduğu tarihten itibaren bunları Bankaya ödeyeceği tarihlere kadar geçecek günler için temerrüt tarihinde Bankaca tespit edilmiş en yüksek kredi faizi oranının yıllık %50 fazlası olarak hesaplanacak oranda temerrüt faizi ödeyecektir.Kredi tutarının yabancı para cinsinden belirlendiği hallerde Banka, bu krediden kaynaklanan alacağını dilerse alacağın muaccel olduğu tarih, dilerse takip ve dava tarihinde cari Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası efektif satış kuru üzerinden hesaplanmış Yeni Türk Lirası karşılığını talebe yetkili olup, bu durumda bu krediden kaynaklanan banka alacağına da, muacceliyet, takip veya dava tarihinden Bankaya ödendiği tarihe kadar geçecek süre için borcun Yeni Türk Lirasına çevrildiği tarihte Bankada Yeni Türk Lirası krediler için geçerli en yüksek kredi faiz oranının %50 fazlası oranında temerrüt faizi uygulanacaktır." şeklindedir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.05.2019 tarih ve ███████-1650 E., ████████ K. sayılı ilamı:"Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; somut olayda yanlar arasında imzalanan kredi sözleşmesinde faiz oranının sözleşmenin 45. maddesine göre belirlenmesinin gerekip gerekmediği, faiz oranının tespitinde 6098 sayılı TBK’nın 88. ve 120. maddesinin dikkate alınıp alınmayacağı noktasında toplanmaktadır.Öncelikle konunun çözüme kavuşturulması bakımından faize ilişkin yasal düzenlenmelerin incelenmesinde yarar bulunmaktadır.6098 sayılı TBK’nın “Faiz” başlıklı 88. maddesi; “Faiz ödeme borcunda uygulanacak yıllık faiz oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık faiz oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde elli fazlasını aşamaz.” hükmüne haizdir.Aynı Kanun’un “Temerrüt Faizi” başlıklı 120. maddesi ise;“…Uygulanacak yıllık temerrüt faizi oranı, sözleşmede kararlaştırılmamışsa, faiz borcunun doğduğu tarihte yürürlükte olan mevzuat hükümlerine göre belirlenir. Sözleşme ile kararlaştırılacak yıllık temerrüt faizi oranı, birinci fıkra uyarınca belirlenen yıllık faiz oranının yüzde yüz fazlasını aşamaz. Akdî faiz oranı kararlaştırılmakla birlikte sözleşmede temerrüt faizi kararlaştırılmamışsa ve yıllık akdî faiz oranı da birinci fıkrada belirtilen faiz oranından fazla ise, temerrüt faizi oranı hakkında akdî faiz oranı geçerli olur” düzenlemesini içermektedir.Söz konusu bu maddeler genel kanun niteliğindeki Türk Borçlar Kanunu’nda yer alan faize ilişkin hükümlerdir. Öte yandan, ticari işlere ilişkin düzenlemelerin bulunduğu 6102 sayılı TTK’nın 8/1. maddesinde; ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği, 9/1. maddesinde; ticari işlerde kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmış olup bu maddede gönderme yapılan ilgili mevzuat 3095 sayılı Kanuni Faiz ve Temerrüt Faizine İlişkin Kanun’dur. 3095 sayılı Kanunun 1/1. maddesinde, Borçlar Kanunu ve Türk Ticaret Kanunu’na göre faiz ödenmesi gereken hâllerde, miktarı sözleşme ile tespit edilmemişse faiz oranının yıllık % 12 olacağı düzenlenmiştir. Fakat Bakanlar Kurulu, Kanun’un ½. maddesinden aldığı yetkiye dayanarak 01.01.2006 tarihinden itibaren geçerli olmak üzere ticari işlerde kanuni faiz oranını % 9’a indirmiştir. Görüldüğü üzere Türk Ticaret Kanunu ve 3095 sayılı Kanun’da ticari işlerde akdi faizi sınırlayacak bir hüküm bulunmamaktadır. 6102 Sayılı TTK’nın 8. ve 9. maddelerinin gerekçesinde; ticarî işlerde faiz oranının serbestçe tayin olunacağı hususunun Türk Ticaret Kanunu’nda temel bir ilke olarak yer alması gerektiği, ticarî işlerde temel bir kanun olarak Türk Ticaret Kanunu’nun konunun düzenlenmesi gereken yer olduğu, ayrıca bir kanunun sadece kendi kapsamındaki konuları düzenlemesi, bunlara ilişkin hüküm koyması gerektiği, bu sebeple hükmün mülga 6762 sayılı TTK’da olduğu gibi ticarî işlere özgülendiği, 6762 sayılı TTK’da kullanılan "tayin olunabilir" ibaresinin ilke ile bağdaşmayan gereksiz bir esnekliğe yer verdiği, ilkenin tam olarak öngörülebilmesi için kesin bir ifade kullanılması gerektiği, bu sebeple ibarenin "belirlenir" şeklinde düzeltildiği vurgulanmıştır. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı TTK'nın 8/1. maddesinde ticari işlerde faiz oranının serbestçe belirleneceği hükmüne aynı maddenin 3. fıkrasında tüketicinin korunmasına ilişkin hükümlerin saklı tutulacağına ilişkin bir istisna getirilmiş ise de başkaca bir istisna bulunmamaktadır. Aynı Kanunun 9. maddesinde, ticari işlerde kanuni, anapara ile temerrüt faizi hakkında ilgili mevzuat hükümlerinin uygulanacağı hükme bağlanmıştır. Anılan hükümde sözü edilen ilgili mevzuatın 3095 sayılı Kanun hükümleri olduğunun, akdi faiz oranı yönünden bir sınırlama getirmediğinin ve 6102 sayılı TTK'nın 8. ve 9. maddelerinin ticari işler bakımından özel hüküm niteliğinde olup ticari işlerde bu hükümlerin uygulanması gerektiğinin, başka bir anlatımla 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağının kabulü gerekir.Somut olayda yanlar arasında 02.11.2011 tarihinde “Genel Kredi ve Teminat Sözleşmesi” imzalanmıştır. Sözleşmenin 45. maddesinde davalının sözleşmeden doğan borcunu ödemediği takdirde alacağın muaccel hâle geldiği tarihten itibaren bunları davacı bankaya sözleşme koşullarında tamamen geri ödeyeceği tarihe kadar geçen günler için kredinin cins ve niteliğine bakılmaksızın davacı bankanın mevzuat gereğince Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirdiği kredi faiz oranlarından temerrüt tarihinde yürürlükte olan en yüksek kredi faiz oranına, bu oranın %50 ilavesi ile bulunacak oranda temerrüt faizi ile ödeneceği kararlaştırılmıştır. Ne var ki Yargıtay uygulamasında bankaların Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası’na bildirdikleri ancak müşterilerine uygulamadıkları akdi faizlerin temerrüt faizinin tespitinde esas alınmayacağı kabul edilmekte olup sözleşmede ayrıca bir temerrüt faiz oranı da belirlenmemiştir.O hâlde, davacı bankanın kayıtları üzerinde konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yapılarak hesabın kapatıldığı tarih itibariyle davalının kullandığı ticari krediye uygulanan akdi faiz belirlendikten sonra temerrüt tarihine kadar bulunan alacağa akdi faiz işletilip, temerrüt tarihinden icra takip tarihine kadar sözleşmenin 45. maddesindeki anlaşma uyarınca akdi faizin %50 fazlası temerrüt faizi olarak uygulanıp takip tarihi itibariyle alacak tespit edilmeli ve takipten sonra da belirlenen temerrüt faizinin asıl alacağa uygulanmasını sağlayacak şekilde takibin devamına imkân sağlanması gerekmektedir."şeklindedir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 21.09.2021 tarih ve 2017/(19)11-3129 E., █████████ K. sayılı ilamı:" Uyuşmazlık bu niteliği itibariyle 5464 sayılı Kanun kapsamında düzenlenmiş olan kredi kartı borcundan kaynaklanmakta olup, anılan Kanun’un 26. maddesinde kredi kartı borçları ile ilgili özel bir faiz düzenlemesi bulunduğu dikkate alındığında, somut olayda 5464 sayılı Kanun’a göre genel Kanun niteliğinde olan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 88 ve 120. maddesinin uygulanması mümkün değildir..."şeklindedir.Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.03.2026 tarih ve █████████ E., █████████ K. sayılı ilamı:" Dairemizin ve Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin emsal ilamlarında, davalı bankanın TCMB'na bildirdiği faiz oranları değil bilirkişi tarafından banka kayıtları üzerinde inceleme yapılarak, bankanın temerrüt tarihinde aynı cins kredilere fiilen uyguladığı faiz oranı belirlenip, taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de nazara alınmak suretiyle borçlunun sorumlu olduğu temerrüt faizi miktarı tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği içtihat edilmiştir (Dairemizin 19.06.2025 tarihli, █████████ E., █████████ K. sayılı, Yargıtay (Kapatılan) 19. Hukuk Dairesinin 06.03.2019 tarihli █████████ E., █████████ K. sayılı, 30.05.2019 tarihli ████████E., █████████K. sayılı ilamları). Bankaların fiilen uyguladığı temerrüt faiz oranı, serbest rekabet ortamında müşteriler ile banka arasında uygulanan oran olup İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesince sistemden çıktıları alınan oranlar davalı banka tarafından beyan edilen oranlardır. "şeklindedir.Somut uyuşmazlıkta, yukarıda yer verilen yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca 6098 sayılı TBK'nın 88. ve 120. maddeleri hükümlerinin ticari işlerde uygulanamayacağından davalı vekilinin istinaf sebebi yerinde değil ise de faiz oranının fahiş olduğuna yönelik istinaf sebebi yapılan incelemede, bilirkişi heyeti raporunda bankanın ticari ürünlerde hesabı kat ettiği dönemde uyguladığı en yüksek kullanılan kredi faiz oranı Türk Lirası için %32, Amerikan Doları için %14 olup belirleyerek bu oran üzerinden genel kredi sözleşmesi 5. maddesi uyarınca temerrüt faizi tespit etmesi hatalıdır. Bu nedenler ile hatalı faiz oranları üzerinden yapılan hesaplamaya itibar edilemez.İlk Derece Mahkemesince yapılacak iş, bilirkişi heyetinden temerrüt tarihinde dava konusu kredi türleri için fiilen uyguladığı oranlar belirlenerek taraflar arasındaki sözleşme hükümleri de nazara alınmak suretiyle temerrüt faiz oranının tespitini içeren ek rapor alınmasının ardından iflas tarihi itibariyle davalı müflis için masaya kaydı gereken sorumlu olduğu rakam tespit edilip sonucuna göre karar verilmesinden ibarettir.Açıklanan sebeplerle; mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olduğu anlaşıldığından, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile 6100 sayılı Kanunun 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinin (6) numaralı alt bendi uyarınca esası incelemeden kararın kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul . ..... Tüketici Mahkemesi'nin 2017/... E. 2021/... K. sayılı ../███████ tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davalı tarafça yatırılan istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,4-Davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davalının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026