Ticari satımdan kaynaklanan alacağın tahsili talepli itirazın iptali davasında sahte bono iddiaları, borç yapılandırma anlaşması ve icra takibi uyuşmazlığına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı şirket, davalı müşterisinden ticari satışlardan kaynaklanan alacağını tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep ederken, önceki takiplerin davalı yetkililerinin senetlerdeki imzasının sahte olduğu gerekçesiyle iptal edilmesine rağmen, alacağın borç yapılandırma anlaşması ve faturalarla sabit olduğunu ileri sürmüş; davalı ise, davacının sahte bonolarla başlattığı önceki takiplerin iptal edildiğini, davacı yetkilisinin dolandırıcılıktan yargılandığını ve mevcut takibin de belgesiz olduğunu savunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2021NUMARASI: ████████ Esas - ████████ KararDAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)|Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. Maddesi uyarınca dosya incelendi ;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVA:Davacı vekili dava dilekçesi ile; müvekkili .... A.Ş.'nin, Avrupa'nın lider tıbbi laboratuarı ...'nın Türkiye temsilcisi olduğunu, müvekkili şirketin, müşterisi ... A.Ş. ile olan ticari ilişkileri kapsamında alacaklarını ödemediğini ve borçlu şirket yetkilileri tarafından borca istinaden verilen sıralı senetlerde yer alan imzaların borçlu şirket yetkililerinin el ürünü olmaması neticesinde müvekkili şirket alacağına kavuşamadığını, sürece yönelik başlatılan icra takiplerinin iptaline karar verildiğini, borçlu şirket yetkilileri yönünden suç duyurusunda bulunulduğunu, .... İcra Müdürlüğünün ... E. sayılı dosyasına dayanak cari hesap ekstresi içerisinde yer alan vadeli senetlerin, bizzat borçlu şirket yetkilileri tarafından var olan borçlarının yapılandırılmasının e-posta ile talep edilmesi üzerine, şirket yetkililerinin borç yapılandırmaya yönelik talepleri, ... Türkiye tarafından değerlendirilerek ve mutabık kalınan koşullar çerçevesinde taraflar arasında "Borç Ödeme ve Muacceliyet Anlaşması" imzalandığını, imzalanan sözleşmede, 15.06.2016 itibariyle ...'in 154.116,00-TL tutarında borcunun bulunduğu hususunda mutabık kalındığını, 10. maddede yer alan ödeme planı ile borcun yapılandırılmasının akdedildiğini, ... Tıp Merkezi'nin ... Türkiye'ye ödemesini yapmış olduğu ilk 3 senet, diğer ödenmeyen ve taraflarına evvelce icra takibine konu olan senetlerin de yer aldığı "Borç Ödeme ve Muacceliyet Anlaşması" içerisinde yer aldığını, ayrıca ... Sağlık tarafından banka yoluyla havale olarak ... Türkiye hesabına yapılan ödemelerin banka dekontu açıklamalarında açıkça borç yapılandırma anlaşması kapsamındaki vadeli senetlere istinaden ödemelerin yapıldığının görüldüğünü, süreç sonunda müvekekili şirketin mevcut ödenmeyen senetlere istinaden başlatmış olduğu icra takiplerinin davalı borçlu şirketin yetkililerinin el ürünü olmadığı gerekçesi ile iptal edildiğini, cari hesap ekstresinde üç senet harici olarak davalı borçlu şirkete yapılan satışlara ilişkin tanzim olunan faturalar bulunduğunu, mevcut faturalardan da görüleceği üzere müvekkil şirketin davalı borçlu şirketten alacaklı olduğunu dolayısıyla huzurdaki davada mükerrer talepler olmadığını beyan ile davanın kabulü ile borçlunun takibe, asıl alacağa ve faiz oranına ve tüm ferilere ilişkin haksız itirazlarının iptaline ve takibin devamına, davalı borçlunun %20 den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkûm edilmesini, yargılama giderleri ve yasal vekâlet ücretinin davalı taraf üzerinde bırakılmasını talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap ve karşı dava dilekçesi ile; Davacının müvekkil davalı ... A.Ş. aleyhine sahte bonolara dayanarak, .... İcra Müdürlüğü’nün, ... E. sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, anılan icra takibine yaptıkları itiraz sonucu; .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016 / 1474 E., ████████ K. sayılı kararı ile anılan icra takibi iptal edildiğini, ayrıca icra takibindeki asıl alacağın %20’si oranında da taraflarına tazminat ödemeye mahkum edildiklerini, ... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından kambiyo senetlerine özgü icra takibi başlatıldığını, anılan icra takibine yaptığımız itirazları sonucu; .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016 / 1512 E., ████████ K. sayılı kararı ile anılan icra takibi iptal edildiğini, ayrıca davacının icra takibindeki asıl alacağın %20’si oranında da tarafımıza tazminat ödemeye mahkum edildiklerini, .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyasından "kambiyo senetlerine özgü icra takibi" başlatıldığını, anılan icra takibine yaptığımız itirazımız sonucu; İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2017 / 449 E., ████████ K. sayılı kararı ile ile anılan icra takibi iptal edildiğini, ayrıca icra takibindeki asıl alacağın %20’si oranında da davacının taraflarına tazminat ödemeye mahkum ediliğini, davacı şirket yetkilisi ...'nun, İstanbul 41. Ağır Ceza Mahkemesi'nin 2020 / 282 E. Sayılı dosyası üzerinden; müvekkili şirket aleyhine sahte bonolara dayanarak icra takibi başlatmış olmaktan dolayı "kamu kurum ve kuruluşları vb. tüzel kişiliklerin araç olarak kullanılması / suretiyle dolandırıcılık, resmi belgede sahtecilik" suçlamasıyla sanık olarak yargılandığını, davacının evvelki takiplerin iptal edilmesi üzerine, bu davaya konu olan .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası üzerinden müvekkili aleyhine ilamsız icra takibi başlattığını, anılan icra takibinde de borcun sebebi olarak herhangi bir belge / fatura / vb. göstermek yerine 158.717.54 TL bedelli cari hesap ekstresi yazıldığını, yasal süresi içerisinde itiraz ettiklerinden icra takibinin durduğunu, müvekkilinin anılan ticari ilişki nedeniyle davacıya olan borçlarını ödediğini ve herhangi bir borcu kalmadığını beyan ile davanın reddine, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde davacı / karşı davalının tarafımıza açmış olduğu takiplerden kaynaklı .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016 / 1474 E., ████████ K. sayılı kararı ile, .... İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2016 / 1512 E., ████████ K. sayılı kararı ile, İstanbul 14. İcra Hukuk Mahkemesi’nin 2017 / 449 E., ████████ K. sayılı kararı ile davacı / karşı davalı aleyhine kazanmış olduğumuz davalardan dolayı, karşı taraftan alınarak tarafımıza ödenmesine karar verilen; Asıl alacakların %20'si oranındaki tazminatların, yargılama giderlerinin, vekalet ücretlerinin vd. alacaklarımızın, işlemiş olan yasal faizleriyle birlikte hesaplanarak davacı / karşı davalıya ödemeye mahkum edileceğimiz meblağdan takas ve mahsup edilmesine, Karşı davanın kabulü ile; davacı / karşı davalının müvekkil davalı / karşı davacıya ait ... ve ... plaka sayılı araçları haczedip muhafaza altına alarak ücretli yediemine çekmesi sonucu; a-) müvekkil davalı / karşı davacının uğradığı manevi zararın karşılığı olan 10.000.00 TL manevi tazminatın, b-) anılan araçların muhafaza altına alındıkları tarihten itibaren araçların tarafımıza teslim edileceği tarihe kadar geçecek olan sürede işleyecek yediemin ücretlerinin işlemiş ve işleyecek faizleriyle birlikte tespit edilerek, (bilirkişi incelemesi sonucu ileride arttırılmak kaydıyla şimdilik 5.000.00 TL'nin, müvekkil davalı / karşı davacının, muhafaza altına alınan anılan araçları kullanamamaktan dolayı uğradığı ekonomik kaybının işlemiş ve işleyecek faizleriyle birlikte tespit edilerek (bilirkişi incelemesi sonucu ileride arttırılmak kaydıyla şimdilik 5.000.00 TL'nin tarafımıza ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece, "...Davacı vekilinin █████/2021 tarihli dilekçesinde, verilen 6 adet senedin toplam tutarının 154.114,00 TL olduğu, bu senetlerin 88.360,00 TL lık kısmının ödenmediği beyan edilmiş, icra takibine konu ettiği alacağın █████/2015 tarih 9.471,54 TL (bedelli faturanın 3.717,54 TL lık kısmı), █████/2015 tarih 14.968,79 TL bedelli, █████/2016 tarih 12.050,80 TL bedelli, █████/2016 tarih 13.100,29 TL bedelli, █████/2016 tarih 14.612,73 TL bedelli, █████/2016 tarih 15.892,16 TL bedelli, █████/2016 tarih 14.019,21 TL bedelli, █████/2016 tarih 13.525,35 TL bedelli, █████/2016 tarih 11.743,59 TL bedelli, █████/2016 tarih 12.969,74 TL bedelli, █████/2016 tarih 11.950,61 TL bedelli, █████/2016 tarih 18.535,48 TL bedelli ve █████/2016 tarih 1.631,25 TL bedelli faturalardan kaynaklandığından bahisle, fatura örneklerinin sunulduğu, faturalardan her birinin konusunun tahlil bedeli olduğu; taraflar arasında Borç Ödeme ve Muacceliyet Anlaşması'nın akdedildiği ve 154.116 TL lık davalı borcunun taksitlendirmesinin yapıldığı, buna göre anılan meblağın 20/6-7-8-9-10-11-███████ ve █████/2017 tarihinde 8 taksitte ödenmesinin kararlaştırıldığı anlaşılmıştır.Davalı tarafça davacıya ödenmeyen senetlerin de taraflar arasında akdedilmiş olan muacceliyet sözleşmesi kapsamında olduğu, taraflar arasında düzenlenen ödeme planına göre davalının davacıya 154.116,00 TL borcunun taksitlendirildiği, davalı tarafça vadeli senetlerden 65.754,00 TL lık kısmının ödendiğinin tarafı lehine delil vasfı taşıyan taraf ticari defter ve kayıtlarından anlaşılmış olmakla, davacının davalıdan icra takip tarihi itibariyle 88.360,00 TL alacaklı olduğu kanaatine varıldığı" gerekçesiyle davanın kısmen kabulü ile davalının .... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyasında, takibe itirazının iptaline, takibin 88.360,00 TL üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren % 18,25 oranının geçmemek üzere değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, alacak likit ve hesaplanabilir olduğundan, alacak miktarı üzerinden % 20 icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar verilmiştir.İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili yasal süresinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde ; müvekkil şirketin borçlu şirketten 154.116,00 TL alacağı bulunduğu hususunda mutabık kalındığını, senetlerin 65.754,00-TL’ye tekabül eden kısmı ödenmiş ise de; 88.360,00-TL tutarlı bölümü ödenmediğini, sürecin devamında ise e sunmuş olduğumuz satış faturaları ile 70.357,00 TL tutarında alacağımız doğduğunu, mevcut alacak davalı şirket tarafından ödenmediğini, müvekkil şirketin ödenmeyen senetlerin bakiye kısmı ve ödenmeyen satış faturalarına istinaden toplamda 158.717,54-TL alacağı doğduğunu ve bu alacağın varlığı dosya kapsamında alınan bilirkişi raporu ile de ispat edilmesine rağmen alacağın eksik hesaplandığını ileri sürmüştür.Davalı vekili yasal süresi içinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; cevap ve karşı dilekçesindeki açıklamalarını tekrar ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇEHMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet ve satım alıma dayalı ticari ilişkiden kaynaklanan cari hesap alacağına istinaden başlatılan takibe yapılan itirazın iptali istemine ilişkindir..... İcra Müdürlüğü ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının cari hesap ekstresine istinaden 158.717,54 TL asıl alacağın tahsili için takip başlattığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Mahkemece █████/2021 tarihli duruşmada; Karşı davanın arabuluculuk dava şartı yerine getirilmeden açılmış olması nedeni ile bu dosyadan tefrikine ve ayrı bir esasa kaydedilmesine karar verilerek yargılamaya ana dosya üzerinden devam olunmuştur.Mahkemece, tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasına karar verilmiş olup, mali müşavir bilirkişisinin sunmuş olduğu █████/2021 tarihli raporda ; " İncelenen davacının ticari defter ve kayıtlarına göre; davacı ile davalı arasındaki 14.06.2016 tarihindeki senet bordrosu tahsil işlemi ile 154.114 TI tutarındaki vadeli senetleri tahsil ederek hesabı 1,52 TI alacak bakiyesine kadar düşürdüğü, davalı ... A.Ş 154.114 TL tutarında ki vadeli senetlerde yalnızca 65.754TL kısmına ödeme yaptığı defterlerde görüldüğü, kalan 88.360TL lik vadeli senetlerin ödeme kayıtları defterlerde görülmediği, 2016 yılında devam eden ticari ilişki nedeni ile davacı ... A.Ş, davalı ... A.Ş. ye 14.06.2016 tahinden sonra muhtelif tarihlerde altı(6) adet olmak üzere toplam 70.256,02 TL lik daha hizmet faturası kestiği yasal defterlerde tespit edildiği, icra tarihi itibariyle davacı ... A.Ş. nin Davalı ... A.Ş den 158.717,54 TL cari hesaba ilişkin alacağı olduğu, Davalı ... A.Ş nin yasal defter belgeleri ve tarafıma e mail olarak gönderilen bilgi ve belgelerin incelemesinde; 2015 yılında 2016 yılına devir eden tutarın 24.770,74 TL davacıya borçlu olduğu, 31.12.2016 tarihi itibari ile davacı ... A.Ş ye 58.439,95 TL cari hesap borcu olduğu görüldüğü, devam eden ticari ilişki nedeni ile davacıdan alımı yapılan Altı(6) adet muhtelif tarihlerdeki toplam 70.346,02 TI lik hizmet faturalarının yasal deftelerine işlendiği görüldüğü, 20.06.2016 tarihindeki 154.114 TL vadeli senet ödemesinden sonra davacıya 1,93 TL borcu kaldığı , Verilen Borç senetler hesabının muavin dökümü incelendiğinde üç (3) adet toplamda 65.754 TL' lik ödeme yapıldığı, 88.360 TL senedin ödeme kaydına rastlanmadığı, yılı kesin mizan verilerine göre davacıya verilen senetlerden ödenmeyen 88.360 TL senet olduğu, davacı tarafından düzenlenen ödenmeyen senetlere ait senet iade bordrolarının defter kayıtlarında yer almadığı görüldüğü" tespit edilmiştir.6102 sayılı TTK'nın 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2020 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı ilamında; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir. Fatura, sözleşmenin kurulması safhasıyla ilgili olmayıp ifasına ilişkin olduğundan öncelikle temel bir borç ilişkisinin bulunması gerekir. 6102 sayılı TTK'nın 21. maddesinin 2 ve 3. fıkrasındaki karine aksi ispat edilebilen adi bir karinedir. 2. fıkra gereği sekiz gün içinde faturaya itiraz edilmesi durumunda fatura içeriğinin doğru olduğunu faturayı düzenleyen tacirin ispat etmesi gerekir. Taraflar arasında bu tür bir sözleşme ilişkisi yoksa düzenlenen belge gerçek anlamda fatura olarak kabul edilemez. Bu belge belki icap olarak kabul edilebilir ki, buna itiraz edilmemesi, anılan 21/2. madde hükmü anlamında sonuç doğurmaz. Öte yandan, sadece faturanın tebliğ edilmiş olması akdi ilişkinin varlığını ispatlamaz. Karşı tarafın akdi ilişkiyi inkâr etmesi halinde tacir, öncelikle akdi ilişkiyi başkaca delillerle ispatlamalıdır. Akdi ilişkinin ispatlanamaması halinde faturanın anılan fonksiyonundan yararlanma imkânı yoktur. Faturanın ispat aracı olması, ancak niteliği gereği faturaya geçirilmesi gereken bilgiler (olağan içerik) hakkında geçerlidir. Sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak düzenlenen faturanın şekli ve kapsamının ne olması gerektiği konusunda, Türk Ticaret Kanunu'nda özel bir hüküm bulunmamakta, anılan Yasa'nın 21. maddesinde neyi ifade ettiği açıklanmaksızın faturanın içeriğinden söz edilmektedir. Faturanın zorunlu içeriği ve şekil şartlarına ilişkin ayrıntılı düzenleme Vergi Usul Kanunu'nda yer almaktadır. Faturanın olağan içeriği, akdin ifası ile ilgili hususlarla sınırlıdır (VUK'nın m. 230). Dolayısıyla, faturanın içeriği, faturanın bu temel niteliğine uygun olmadığı takdirde, sekiz günlük itiraz süresinin geçirilmesi bu hususları yazılı delil haline getirmez. Faturaya itiraz, faturanın teslim alındığı tarihten itibaren sekiz gün içinde yapılmalıdır. İtirazın sekiz gün içinde karşı tarafa varması şart değildir. Sekiz günlük süre, hak düşürücü süre veya zamanaşımı süresi değildir. Sadece ispat yükünün yer değiştirmesi açısından önem taşır. Sekiz günlük süre içinde itiraz edildiği taktirde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunu ispat külfeti faturayı veren tarafa ait iken, sekiz günlük sürenin geçmesinden sonra itiraz edilmesi halinde, fatura içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığını ispat külfeti faturayı alan tarafa ait olur. Faturayı alan her türlü delille bu külfeti yerine getirebilir (Prof. Dr. Sami Karahan, Ticari İşletme Hukuku, 23. Baskı, Eylül 2012, Sh 111 vd.).Faturanın tebliği şekle bağlı değildir, yazılı veya sözlü herhangi bir şekilde yapılabilir. Muhatap hazır ise kendisine elden verilmesi, değil ise herhangi bir şekilde gönderilmesi mümkündür. Ancak, uyuşmazlık halinde ispat kolaylığı açısından, fatura tebliğinin noter aracılığıyla ya da imza karşılığı elden tebliğ yolu ile ya da telgraf, teleks yolu ile veya PTT aracılığıyla ya da faks çekilmesi yahut güvenli elektronik imza ile elektronik posta gönderilmesi şeklinde yapılması uygundur. Faturaların borçluya tebliğ edilip edilmediği, itiraza uğrayıp uğramadığı belirlenmeli, faturaların tebliğ edilmiş ve 8 günlük itiraz süresi içerisinde itiraz edilmemiş olduğunun tespiti halinde faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olduğunun alacaklı tarafça kanıtlanmış olduğu ve sadece fatura içeriğinin kesinleştiği, bunun aksinin yani faturaların içeriğinin sözleşmeye uygun olmadığının ve kesinleşmediğinin kanıt yükünün bu kez borçluya geçtiği kabul edilmelidir. Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi halinde alacaklının HMK'nın 222. (6762 sayılı TTK'nın 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir..." Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. ████████ K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. ████████ K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. ███████ K. sayılı ilamları da aynı mahiyettedir.Diğer yandan ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK'nın 222. maddesinde yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4). Ticari defterler uyumlu değil ise muntazam tutulmuş olsun veya olmasın sahibi aleyhine delil olacaktır. Ancak defterlerden biri muntazam olsa da her iki defter de sahibi aleyhine kayıt içeriyor ise aleyhe delil sayılma yönünden öncelikle iddiasını ispat yükü altında olan taraf defterleri aleyhine delil sayılmalıdır. Yani ispat yükü altında olan taraf kendi defterindeki aleyhe kayıtları bertaraf edecek şekilde karşı tarafın aleyhine olan ticari defterler kayıtlarından yararlanmamalıdır. Bunun sonucu ise aleyhe kayıtların uyuşmayan kısmından ispat yükü altında olan tarafın yararlanamayacağı kabul edilmelidir. Çünkü ispat yükü, uyuşmazlık konusu hususlar için olup, karşı tarafın ileri sürmediği bir husus için ispat yükü de söz konusu olamayacağından bu sonuca varılması usul kurallarının da temel bir sonucudur.." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı). 22/7/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 23 üncü maddesiyle, HMK m.222/3'de yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş, tarafların ticari defterlerini sunmaması hali de usulüne uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için yeterli görülmüştür.Somut olayda; taraflar arasında imzalanan borç ödeme ve muacceliyet anlaşmasına göre; davacının █████/2016 tarihi itibariyle yapılan hizmetlerin karşılığı olarak 94.116,00 TL olduğu, bu tutara 60.000,00 TL tutarında vadesi geçmiş ödenmemiş senetler toplamı ilave edilince toplam borç bakiyesinin 154.116,00 TL olarak kararlaştırıldığı ve borcun yapılandırılarak senetlerle ödenmek üzere ödeme planı oluşturulduğu, davalı defterinde her ne kadar █████/2016 tarihinde mahsup işlemi yapılarak 154.114,00 TL borçtan mahsup edilmiş ise de söz konusu anlaşma uyarınca sadece 65.754,00 TL ödeme yapıldığı, borç yapılandırılmasından kalan 88.360,00 TL bakiye borç dışında, devam eden ticari ilişki nedeniyle █████/2016 tarihinden sonra muhtelif tarihlerde düzenlenen 6 adet toplam 70.346,02 TL tutarındaki faturaların tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, söz konusu faturalara tarafların itirazın bulunmadığı gibi anlaşılmakla 70.346,02 TL fatura alacağı ile birlikte takip tarihi itibariyle davacının 158.706,02 TL alacağı tespit edildiği, söz konusu borcun ödendiği ispata elverişli yasal delillerle ispatlanamadığı görülmüştür. Bu nedenle borç yapılandırmasından sonra devam eden ticari ilişkiden fatura alacakların dahil edilmeden karar verilmesi hatalı olmuştur."Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi" başlıklı Türk Borçlar Kanunu'nun Üçüncü Bölümü'nün Birinci Ayrımı'nda düzenlenen 139. maddesi;“İki kişi, karşılıklı olarak bir miktar para veya özdeş diğer edimleri birbirine borçlu oldukları takdirde, her iki borç muaccel ise her biri alacağını borcuyla takas edebilir.Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir.Zamanaşımına uğramış bir alacağın takası, ancak takas edilebileceği anda henüz zamanaşımına uğramamış olması koşuluyla ileri sürülebilir” hükmüne yer verilmiştir.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2017/(23)6-873 Esas ████████ Karar sayılı ilamında ifada edildiği şekilde; Takasın söz konusu olabilmesi için iki tarafın karşılıklı olarak birbirinden alacaklı (birbirinden borçlu olması) gerekir. Alacak ve borç karşılıklı değilse veya iki kişi arasındaki borç ilişkisinin, dışında kalan kişilerden olan alacaklar ya da borçlar takasa konu olamaz. Takas bildiriminde bulunan kimse karşı tarafa borçlu bulunmalı, aynı zamanda karşı taraftan alacaklı olmalıdır. Ayrıca takas için, yalnız borçlularda değil, borçlarda da karşılıklılık bulunmalıdır. Ancak aynı nitelikteki cins (nevi) veya özdeş edimlerin takası mümkündür. Özdeşliğin, TBK’nın 143. maddesindeki “Borçlunun takas iradesini alacaklıya bildirdiği anda” mevcut olması gerekir. Karşılıklı alacaklardaki özdeşlik, cins ve nitelik bakımından aranır. Yoksa miktar bakımından bir özdeşlik söz konusu değildir. Çünkü, TBK’nın 143. maddesinin birinci fıkrasında da belirtildiği gibi, takasla, her iki borç, takas edilebilecekleri anda, daha az olan borç tutarınca sona erer. Aynen ifa borcu, sonradan tazminat borcuna dönüşmüşse, diğer tarafın borcu da para borcu ise, özdeşlik gerçekleşmiş olduğundan takas yapılabilir. Özdeşlik koşulu, alacakların kaynağının da aynı olmasını gerektirmez. Bu bakımdan sözleşmeden doğan bir alacağın, karşı tarafın haksız fiilden doğan tazminat alacağı ile takası mümkündür (Uygur, Turgut: 6098 sayılı Borçlar Kanunu Şerhi, C. 1,3. Baskı, Temmuz 2013, s. 920-925). Başka bir ifadeyle alacakların aynı cinsten olması, borçlanılan edimlerin ifada birbirlerinin yerine geçebilecek nitelikte olması anlamına gelmektedir.Takas için aranan üçüncü koşul kural olarak her iki borcun muaccel (ifasının istenebilir) olmasıdır. Dördüncü koşul ise, tarafların alacak ve borçlarının geçerli ve ifa edilebilir olması gerekmektedir. Taraflardan birinin alacağı muaccel olduğu hâlde, karşı tarafa olan borcu için bir vadeden yararlanıyorsa, bu alacak talep edildiğinde diğer taraf henüz muaccel olmayan kendi alacağını takas olarak ileri süremez (Uygur, s. 925).Yenilik doğuran bir hak olan takasın, davadan önce ve dava sırasında alacak sahiplerinden her biri tarafından ileri sürüleceği gibi, bu yola gitmeksizin taraflar alacaklarını ayrıca dava konusu edebilirler. Diğer bir anlatımla takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklıdır. İlke olarak, takas def'î de diğer def'îler gibi süresinde verilen cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir.Alacaklardan biri çekişmeli olsa bile takas ileri sürülebilir. Aksi hâlde takastan kurtulmak isteyen borçlu hemen bir ihtilaf çıkartarak amacına ulaşabilir. Öte yandan ihtilaflı alacağın takas edilebilir olduğunu söylemekle de takasın ortaya konulması ile ihtilafın alacaklı lehine hâlledilmiş olduğu anlamı çıkmamalıdır. Sonuçta hâkim anlaşmazlığı çözerek sonucuna göre takas def’î talebini red veya kabul edecektir (Hukuk Genel Kurulunun 18.11.2021 tarihli, 2019/(22)9-267 E., █████████ K. sayılı kararı).Tüm bu açıklamalar ışığında somut olay incelendiğinde; Davalı vekili, cevap dilekçesi ile birlikte yasal süresi içerisinde davacı tarafın evvelinde başlatmış olduğu kambiyo senetlerine özgü icra takiplerin mahkeme kararı ile iptal edilmesi nedeniyle davalı lehine hükmedilen tazminatlar ve vekalet ücretleri ile yargılama giderlerinden doğan alacakların işlemiş yasal faizi ile birlikte, davacı alacağından mahsup edilmesini talep ederek takas def’inde bulunduğu görülmüştür. Takas def-i borcu ilişkisinin sona erdiren bir işlem olması nedeniyle davalı taraf, muaccel alacak iddiasında bulunduğuna göre, her iki dava konusunun da para alacağı olduğu, takas talebinin mutlaka karşı dava şeklinde ileri sürülmesi zorunlu olmayıp, savunma olarak da ileri sürülmesi olanaklı olduğundan söz konusu dava dosyaları getirtilerek davalının takas definde bulunduğu dava dosyalarından kaynaklı takip tarihine kadar işlemiş faizi ile birlikte muaccel bir alacağı bulunup bulunmadığı ( kararların infazı için kesinleşmesi zorunlu olmayıp tehiri icra kararı verilmemiş yahut kararların kaldırılmamış/bozulmamış ve infaz edilmemiş olması yeterli olduğu gözetilerek) tespit edilerek sonucuna göre takas definin değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olmuştur.Karşı dava yönünden; dosyanın tefriki ile ayrı bir esasa kaydedilerek yargılamaya devam olunduğu, dolayısıyla ayrı bir dava konusunu oluşturduğu, bu nedenle karşı dava yönünden itirazların tefrik edilen dosya üzerinden görülmesi gerektiğinden karşı dava yönünden istinaf nedenleri incelenmemiştir.Açıklanan nedenlerle, taraf vekillerinin istinaf başvurusunun kabulü; kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353-(1).a.6 maddesi gereğince dosyanın mahkemesine iadesine, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Tarafların istinaf başvurusunun KABULÜ ile, İSTANBUL .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin ../███████ tarihli ve 2020/.. Esas 2021/. Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacının ve davalı tarafından yatırılan başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, karar harcının istemi halinde davacı ve davalıya iadesine,4-Tarafların yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,5-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026