T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinin trafik kazası sonucu oluşan maluliyet ve cismani zarar tazminatına ilişkin istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki belge, bir trafik kazasında yolcu olarak yaralanıp malul kalan davacının, aracın zorunlu mali mesuliyet sigortacısı olan davalı şirketten sürekli ve geçici iş göremezlik ile bakıcı gideri tazminatı talebiyle açtığı davanın, ilk derece mahkemesince toplam 137.486,71 TL maddi tazminatın faiziyle birlikte ödenmesine karar verilmesi ve bu karara karşı davacının faiz başlangıcı ile maluliyet oranı, davalının ise müterafik kusur, hatır taşıması indirimi ve sorumluluk kapsamı gibi nedenlerle istinaf yoluna başvurmasını ele almaktadır.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN :
ÜYE :
ÜYE :
KATİP :
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 25.11.2024
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVACI :
VEKİLİ :
DAVALI :
VEKİLİ :
DAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)
KARAR TARİHİ : 04.06.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 10.06.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI :
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 15.07.2022 tarihinde, davacının yolcu olarak bulunduğu davalı şirkete zorunlu mali mesuliyet sigortası poliçesi ile sigortalı ... plakalı aracın, tek taraflı kaza yapması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek HMK’nın 107. Maddesi uyarınca şimdilik 1.000,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 100,00 TL bakıcı giderinin, kaza tarihinden itibaren işleyecek değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; talep artırım dilekçesi ile talebini, geçici işgöremezlik tazminatı için 22.001,40 TL’ye, sürekli işgöremezlik tazminatı için 102.543,31 TL’ye, bakıcı gideri için 12.942,00 TL’ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davalı şirketin sorumluğunun sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, kusur oranlarının ve maluliyet oranının belirlenmesi için Adli Tıp Kurumu’ndan rapor alınması gerektiğini, davalı şirketin geçici iş göremezlik ve bakıcı giderinden sorumlu olmadığını, müterafik kusur durumunun araştırılması ve hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, davalının temerrüde düşmediğini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:
Mahkemece yapılan yargılama sonunda; davacının maluliyetinin belirlenmesi yönünden...Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Bölümünden alınan raporda, davacının kazadan kaynaklanan daimi maluliyetinin %1 oranında, tıbbi iyileşme süresinin 4 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 2 ay olduğunun belirlendiği, davacının geçici ve sürekli işgöremezlik zararı ve bakıcı giderinin hesaplanması yönünden aktüer bilirkişiden rapor alındığı, alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olduğu gerekçesi ile davanın kabulüne, 102.543,31 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 22.001,40 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 12.942,00 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 137.486,71 TL maddi tazminatın, temerrüt tarihi olan 23.06.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; hükmedilen tazminata kaza tarihinden itibaren faiz uygulanması ve faiz türünün de avans faiz olması gerektiğini, aktüerya raporunda davacının esas alınan gelirinin az olduğunu, davacının asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiğini, davacının kazadan kaynaklanan maluliyetinin üniversite raporunda belirlenen orandan daha fazla olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacının maluliyeti yönünden hükme esas alınan raporun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, davacının, sigortalı araç sürücüsünün alkollü olduğunu bilerek araca binmesi nedeniyle müterafik kusurlu olduğunu, ayrıca hatır taşıması indirimi yapılması gerektiğini, geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı giderinden SGK’nın sorumlu olduğunu ileri sürerek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE:
6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.
Davacı vekili, davacının yolcu olarak bulunduğu davalı şirkete ZMSS poliçesi ile sigortalı aracın, tek taraflı kaza yapması sonucu davacının yaralandığını ve malul kaldığını belirterek geçici ve sürekli işgöremezlik tazminatı ve bakıcı gideri talep etmiştir.
1-Mahkemece, davacının maluliyetinin belirlenmesi yönünden...Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp Anabilim Dalı Başkanlığından rapor alındığı; raporda, davacının kaza sonrası tedavisine ilişkin tıbbi evrakların ve raporların incelendiği, fiziki muayenesinin yapıldığı, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre kaza tarihi itibariyle uygulanmakta olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre, davacının daimi maluliyet oranının %1 olduğunun, tıbbi iyileşme süresinin 4 ay, bakıcı ihtiyacı süresinin 2 ay olduğunun belirlendiği, raporun, ayrıntılı ve gerekçeli şekilde tanzim edildiği, hüküm kurmaya elverişli olduğu görülmekle hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.
2-Davacının sürekli işgöremezlik zararının hesaplanması yönünden hükme esas alınan aktüerya raporunun dosyadaki bilgi ve belgelerle uyumlu olduğu, davacının asgari ücretin üzerinde gelir elde ettiği somut delillerle ispat edilemediğinden net asgari ücret üzerinden hesaplama yapılmasında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından davacı vekilinin bu hususa yönelik istinaf itirazının reddi gerekmiştir.
3-Davalı vekili, geçici işgöremezlik tazminatı ve bakıcı giderinden, tedavi gideri kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumunun sorumlu olduğu yönünde istinaf itirazında bulunmuşsa da; geçici işgöremezlik tazminatı, yaralanan kişinin iyileşme süresince çalışamaması nedeniyle ortaya çıkan zararı, bakıcı gideri ise yaralanma halinde sürekli veya iyileşinceye kadar başkasının yardımına ihtiyaç duyulmasından kaynaklanan zarar olup 2918 sayılı KTK'nın 98. Maddesinde belirtilen sağlık hizmet bedeli sayılamayacağı gibi iyileşme süresince meydana gelen ve TBK'nın 54. Maddesinde de sayılan bu zararlardan zarar sorumluları KTK'nın 85. Maddesi ve 91. Maddesi gereğince araç işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sorumlu olduğundan ve KTK'nın 98. Maddesinde belirtilen SGK'nın sorumlu olduğu sağlık hizmet bedeli kapsamında geçici işgöremezlik zararı ve bakıcı gideri bulunmadığından ve yasa ile düzenlenmeyen hususun zorunlu mali sorumluluk sigortası genel şartları ile düzenlenmesi mümkün olmadığı gibi, kanun maddesine aykırı genel şart hükümleri de getirilemeyeceğinden davalı sigorta şirketinin geçici işgöremezlik zararından ve bakıcı giderinden sorumlu olacağının kabulü gerekir.
4-6098 sayılı Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52.maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır. Hatır taşıması bir kimseyi ücretsiz olarak ve bir karşılık almadan ve bir yararı bulunmadan taşıma halidir. Yani hatır için taşımada taşımanın karşılıksız olması veya alınan karşılığın önemsiz olması gerekir. Taşıma, işletenin veya sürücünün değil taşınanın yararına olmalıdır.
Hatır için taşıma ve aracın hatır için verilmesinde işletenin sorumluluğunun genel hükümlere tabi tutulmuş olması nedeniyle her olayda hâkim işinin özelliğini göz önünde tutarak işleteni tamamen sorumluluktan kurtarabileceği gibi, tazminattan indirim de yapabilir. Hatır taşıması hakim tarafından re’sen gözetilemez. Bu nedenle hatır taşımacılığını işletenin, sürücünün ve işletenin sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketinin ileri sürmesi gerekir. Hatır taşıması olduğunu ispat yükü iddia edene ait olup, bu taşımanın bir hatır için yapıldığını veya aracın hatır amaçlı olarak verildiğini ispat etmekle yükümlüdür.
Davaya konu olayda, davalı sigorta şirketi vekili, süresi içinde verdiği cevap dilekçesi ile davacının araçta hatır için taşındığını savunmuş olup dosyanın incelenmesinde, davacı ile sigortalı araç sürücüsü Mehmet Yaşar’ın arkadaş oldukları, birlikte gezmek amaçlı araçta seyir halinde iken dava konusu kazanın meydana geldiği, bu itibarla davacı lehine hesaplanan maddi tazminattan %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması gerekirken hatalı gerekçe ile hatır taşıması indirimi yapılmamış olması doğru görülmemiştir.
5-6098 sayılı Borçlar Yasasının, "Tazminatın belirlenmesi" üst başlıklı 51/1 maddesi ile Hâkimin, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirleyeceği hükme bağlanmıştır.
Tazminattan indirim sebeplerini düzenleyen, Türk Borçlar Yasasının 52. maddesinde öngörülen sebepler, daha çok zarar görenle ilgilidir. "Hiç kimsenin kendi kusurundan yararlanamayacağı" yönündeki genel hukuk ilkesinin etkisiyle, maddede sayılan belirli hal ve durumlarda tazminattan indirim yapılması mümkün bulunmaktadır.
Anılan madde kapsamında yer alan indirim sebeplerinden bir kısmı; zarar verici fiile rıza, ortak veya kişisel kusurdur. Zarar gören, zararlandırıcı olayın sebep olacağı zarara önceden razı olabilir. Zarar gören, zarara açık veya örtülü bir irade beyanıyla razı olabileceği gibi, rızanın, diğer bir takım olgulardan da çıkarılması mümkündür. Bu duruma yargısal kararlarda en sık rastlanılan örnek; ehliyetsiz sürücünün ve/veya içkili sürücünün arabasına, onun bu durumunu bilerek binen bir kişinin, meydana gelebilecek zarara önceden, kapalı bir şekilde razı olduğunun kabulü yönündedir. Makul bir insanın aynı şartlarda kendi yararı gereğince yapmaması gereken harekette bulunması, zarar görenin ortak kusurunu ifade etmektedir. Zarar görenin bu kusuru, illiyet bağını kesmeyecek yoğunlukta ise tazminattan bir indirim sebebidir. Burada da hâkim, somut olayın özelliklerini dikkate alarak, hakkaniyet düşüncesiyle indirim yapabilecektir. Zarar görenin müterafik kusurunun tespiti halinde TBK’nın 51. ve 52. maddesi uyarınca tazminattan uygun bir indirim yapılması, gerek öğretide gerekse Yargıtay İçtihatlarında benimsenmiş ve yerleşmiş bulunmaktadır.
Müterafik kusur; aynı şartlar altındaki makul, dürüst ve ortalama bir kişinin, kendi menfaati icabı, zarara uğramamak için kaçınacağı veya kaçınması gereken bir davranış tarzını ifade etmektedir.(EREN, Fikret. Borçlar Hukuku Genel Hükümler. Y. 2015. S. 582)
Buna göre, müterafik kusur indirimi için zarar görenin, zararı önleyici ya da azaltıcı tedbirleri almaması, bu anlamda kusurlu olması gerekmektedir. Yargıtay'ın yerleşik uygulaması gereğince, müterafik kusur durumunun bulunması halinde (birden fazla müterafik kusur hali olsa dahi) hesaplanan tazminattan %20 oranını geçmeyecek şekilde müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği kabul edilmektedir.
Somut olayda, kazaya ilişkin davacının ve sigortalı araç sürücüsünün beyanlarından, davacı ile sigortalı araç sürücüsünün arkadaş oldukları, araçla gezdikleri ve seyir halinde iken birlikte alkol aldıkları esnada kazanın meydana geldiği, davacının, alkollü olduğunu bildiği sürücünün aracında yolculuk etmesinin müterafik kusur teşkil ettiği açık olduğundan davacı lehine hesaplanan maddi tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır.
Mahkemece, müterafik kusur indirimi ve hatır taşıması indirimi yapılmamış olması isabetli olmamakla birlikte bu husus yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden ilk derece mahkemesi kararının kaldırılması ve düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmesi gerekmiştir.
Bu kapsamda, aktüerya raporu ile hesaplanan 102.543,31 TL sürekli işgöremezlik zararından önce %20 oranında müterafik kusur indirimi, sonrada %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması ve sonuç olarak davacı lehine 65.627,71 TL sürekli işgöremezlik tazminatına hükmedilmesi, hesaplanan 22.001,40 TL geçici işgöremezlik zararından önce %20 oranında müterafik kusur indirimi, sonrada %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması ve sonuç olarak davacı lehine 14.080,89 TL geçici işgöremezlik tazminatına hükmedilmesi, hesaplanan 12.942,00 TL bakıcı giderinden önce %20 oranında müterafik kusur indirimi, sonrada %20 oranında hatır taşıması indirimi yapılması ve sonuç olarak davacı lehine 8.282,88 TL bakıcı giderinin davalıdan tahsiline karar verilmesi gerekir.
6-26.04.2016 tarihinde 2918 Sayılı Yasanın 99. maddesinde yapılan değişiklik ile getirilen "Sigortacılar, hak sahibinin zorunlu mali sorumluluk sigortası Genel Şartlarıyla belirlenen belgeleri, sigortacının merkez veya kuruluşlarından birine ilettiği tarihten itibaren sekiz iş günü içinde Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası sınırları içinde kalan miktarları hak sahibine ödemek zorundadırlar." düzenlemesi gereğince, sigortanın temerrüdü için Genel Şartlarda belirtilen belgeler ile sigorta şirketine müracaat zorunludur.
Somut olayda, dava açılmadan önce davacı vekili tarafından, davacının kazadan kaynaklanan zararının karşılanması için davalı şirkete başvuruda bulunulduğu, başvuru dilekçesinin 31.10.2022 tarihinde davalı şirkete tebliğ edildiği, bu durumda davalı şirketin 11.11.2022 tarihinde temerrüde düştüğü anlaşıldığından mahkemece hükmedilen tazminata 11.11.2022 tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi gerekirken 23.06.2023 tarihinden itibaren faiz uygulanmasına karar verilmesi de doğru görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle, HMK’nın 355. maddesi gereğince, istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar yönünden yapılan inceleme sonunda; davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının HMK’nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca kaldırılması ve düzeltilerek yeniden esas hakkında karar verilmesine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davacı vekili ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının KALDIRILMASINA,
HMK'nın 353/1-b-2 maddesi uyarınca esas hakkında YENİDEN KARAR VERİLMESİNE,
Buna göre;
1-DAVANIN KISMEN KABULÜ İle, 65.627,71 TL TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 14.080,89 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 8.282,88 TL bakıcı gideri olmak üzere toplam 87.991,48 TL maddi tazminatın, temerrüt tarihi olan 11.11.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 6.010,69 TL karar harcından, davacıdan peşin alınan 342,24 TL karar harcı ve 128,00 TL ıslah harcı olmak üzere toplam 470,24 TL harcın mahsubu ile bakiye 5.540,45 TL karar harcının davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan tebligat, müzekkere ve posta gideri 185,75 TL, bilirkişi ücreti 3.000,00 TL, Adli Tıp Kurumu gideri 3.715,00 TL’nin toplamı 6.900,75 TL yargılama giderinin, davanın kabul/ret oranına göre belirlenen 4.415,78 TL’sinin davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
4-Davacı tarafça ödenen başvurma harcı, peşin harç, vekalet harcı ve ıslah harcı toplamı 508,64 ‬ TL’nin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından bakiye tutarların ilgili tarafa iadesine,
6-Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesinin 13. bendi uyarınca, karar tarihinde yürürlükte bulunan Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesi uyarınca belirlenen 3.120,00 TL arabuluculuk ücretinin, davanın kabul/ret oranına göre, 1.965,60 TL’sinin davalıdan, 1.154,40 TL’sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-Davacı, yargılamada vekil ile temsil edildiğinden, davanın kısmen kabulü nedeniyle, 2026 yılı Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince belirlenen 45.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa ödenmesine,
II-İSTİNAF HARÇ VE YARGILAMA GİDERLERİ YÖNÜNDEN:
1-Davacı ve davalı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde yatıran tarafa iadesine,
2-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan 510,00 TL tebligat ve posta masrafı ile 1.683,10 TL istinaf başvurma harcı olmak üzere toplam 2.193,10 TL istinaf yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
3-İstinaf başvurusu nedeniyle davalı tarafından yatırılan 1.683,10 TL istinaf başvurma harcının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
3-Taraflarca yatırılan istinaf gider avansından kullanılmayan kısım var ise HMK'nın 333. maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde taraflara iadesine,
4-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 04.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır. n

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!