İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin otoyol ve köprü geçiş ücreti, ceza, işlemiş faiz ve icra inkar tazminatı talepli itirazın iptali davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir davacının ödenmeyen otoyol ve köprü geçiş ücretleri, yasal cezalar, faiz ve KDV alacaklarının tahsili için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali davasına ilişkin istinaf incelemesini konu almakta olup; ilk derece mahkemesinin, bilirkişi raporuna dayanarak davalının asıl alacak ve cezadan sorumlu olduğuna hükmetmesine karşın, davalının temerrüde düşürülmemesi nedeniyle işlemiş faiz ve alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı taleplerini reddetmesi üzerine davacının, bu ret kararlarının kaldırılması talebiyle istinaf yoluna başvurduğu, davalının ise istinaf başvurusunun harç ve avans yatırılmaması sebebiyle yapılmamış sayıldığı bir süreci ele almaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO: ████████ KARAR NO: ████████DAVA TARİHİ : █████/2020KARAR TARİHİ: █████/2021DAVA: İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalının ücret ödemeksizin müvekkili tarafından işletilen köprü ve otoyollardan geçişi yaptığını, ödenmeyen geçiş ücretleri, yasal ceza, faiz ve KDV bedellerinin tahsili için .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. Sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalının haksız yere itiraz ettiğini ileri sürerek davalının icra takibine vaki itirazının iptaline karar verilerek %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAPDavalıya tarafça cevap dilekçesi sunulmamıştır.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIMahkemece; hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporuna göre davalının maliki olduğu araçlarla ihlalli geçiş yaptığı, geçiş ücretinin 4 katı ceza alınacağının kanun düzenlemesi olduğu, tebligat şartı da aranmayacağı ve davalının asıl alacaktan sorumluluğunun bulunduğu, her ne kadar icra takibinde davacının işlemiş faiz talebi olsa da, işlemiş faiz yönünden davalının temerrüde düşürülmediği, davacı tarafından davalıya ihtarname gönderilmediği, o halde davacı tarafın takip tarihinden önce işlemiş faiz talebinin yerinde olmadığı, davacının alacağının belirlenmesi yargılamayı gerektirdiği alacak tutarının likit olmadığı bu nedenle icra inkar tazminatı koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili yasal süre içerisinde sunmuş olduğu istinaf dilekçesinde özetle; işlemiş faiz, KDV ve icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu beyan ederek kararın kaldırılmasını ve işlemiş faiz yönünden hesaplama yaptırılarak, KDV'si ile birlikte hükmedilmesini ayrıca lehe icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.Davalı vekili istinaf yoluna başvurmuş ise de, istinaf harç ve gider avansı yatırılmadığından mahkemece bu hususta muhtıra tebliğ edilmiş ve verilen sürede tamamlanmadığı için █████/2022 tarihli ek kararla istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına karar verilerek █████/2022 tarihinde tebliğ edilmiş ancak ek karara karşı istinaf yoluna başvurulmamıştır.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇEDava, otoyol geçiş ücreti ödenmeksizin geçiş yapıldığı iddiası ile geçiş ücreti, ceza tutarı, işlemiş faiz ve KDV'nin tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 30. maddesinde geçiş ücretini ödememe ve güvenliğin ihlali hali düzenmiştir, 5. fıkrasında "4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapan araç sahiplerinden, işletici şirket tarafından geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte, bu ücretin dört katı tutarında ceza, genel hükümlere göre tahsil edilir. (Mülga ikinci ve üçüncü cümle: 16/5/2018-███████ md.) (…) (Ek cümleler: 1/7/2022-███████ md.) Bununla birlikte, bu maddenin yedinci fıkrasına tabi olmak üzere ödemesiz geçiş tarihini izleyen kırk beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlerden, ödemekle yükümlü oldukları geçiş ücreti ile birlikte bu ücretin bir katı ceza tahsil edilir. Ödemesiz geçiş tarihini izleyen kırk beşinci günden sonra ise geçiş ücreti ödemeden giriş çıkış yaptığı mesafeye ait geçiş ücreti ile birlikte dört katı tutarında ceza, araç sahibine ücret toplama sistemlerinde tanımlı olan bilgiler doğrultusunda, en az on beş gün önceden kısa mesaj, e-posta, ihbarname, e-devlet bildirimi vb. yöntemlerinden en az biriyle bilgi verilir. Bu tutar genel hükümlere göre tahsil edilir." 6. fıkrasında "4046, 3465 ve 3996 sayılı kanunlar çerçevesinde işletme hakkı verilen veya devredilen otoyollar veya erişme kontrolünün uygulandığı karayollarından ücretsiz geçiş yapan araçlar, işletici şirket tarafından bu maddenin yedinci fıkrasında öngörülen sürenin bitimini takip eden ilk iş gününde en yakın trafik kuruluşuna bildirilir."7. fıkrasında "Geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yapanlardan, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödeyenlere, bu maddenin birinci fıkrası ile beşinci fıkrasında belirtilen cezalar uygulanmaz. (Ek cümle: 16/5/2018-███████ md.) Otoyollar ile erişme kontrolünün uygulandığı karayolları için belirlenen geçiş ücretlerini ödemeden geçiş yaptığı tespit edilen yabancı plakalı araçlara uygulanan idari para cezaları için bu fıkrada belirlenen on beş günlük süre beklenmez. (Ek cümle:23/7/2020-7252/9 md.) Ancak, ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde geçiş ücretinin ödenmesi halinde idari para cezası tahsil edilmez." düzenlemesi yer almaktadır.Davacı şirket tarafından geçiş ücretlerinin ve ceza bedellerinin tahsili noktasında uygulanması gereken yasal düzenleme, yasanın 30. maddesinin 5, 6 ve 7. fıkralarıdır. Davacı şirket tarafından tahsil edilen geçiş ücretleri ve cezalar idari para cezası niteliğinde olmadığından tebliğ zorunluluğu bulunmamaktadır. 6001 sayılı Karayolları Genel Müdürlüğü Teşkilat ve Görevleri Hakkındaki Kanun'un 30.maddesi ile █████/2022 tarihli 31887 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan 7417 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanunla yeni eklenen hükümler bir arada değerlendirildiğinde; davalıya ait araçların ihlalli geçiş yaptığı dosya kapsamında yer alan CD görüntüleri ile sabittir. Mahkemece alınan bilirkişi raporunda; geçiş ücreti 35.433,95 TL, 4 kat ceza 141.735,80 TL olmak üzere 177.169,75 TL hesap edilmiştir. Ancak takip öncesi işlemiş faiz hesabı yapılmamıştır. Faiz talebi mahkemece temerrüt oluşmadığı gerekçesiyle reddedilmiş ise de yukarıda açıklandığı üzere, 6001 sayılı Kanun ile ihlalli geçiş yapılması halinde geçiş bedellerinin ödenmesi için 15 gün süre tanınarak anılan sürede ödeme yapılmadığı takdirde ise herhangi bir bildirim yapılmaksızın geçiş ücreti ile birlikte ceza bedellerinin de ödenmesi zorunlu hale geldiğinden aynı tarih itibariyle ihtara gerek kalmaksızın temerrüt oluştuğunun da kabulü gerekmektedir. Bu durumda mahkemece ihlalli geçişi takip eden 15 günden sonra, takip tarihine kadar işlemiş faiz hesabı KDV yönünden yönünden bilirkişiden rapor alınması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi hatalı olduğundan kararın kaldırılması gerekmiştir.İİK'nın 67/2 maddesinde "...borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın yüzde yirmisinden aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir." düzenlemesi yer almaktadır. İtirazın iptali davalarında İİK'nın 67/2. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için borçlunun takip sırasında ödeme emrine itiraz etmesi ve alacaklının alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması yasal koşullardandır. Bunlardan başka takibe konu alacağın likit ve belli olması zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likit olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likit bir alacaktan söz edilebilmesi için ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi gerekmektedir. Böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir. (HGK'nın █████/2006 tarihli, ███████-295 E. ████████ K. sayılı ilamı)Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun █████/2023 tarihli 2022/6-1019 E. ████████ K. sayılı ilamında bu husus; "...Likid alacak bakımından aranan “borçlunun, talep edilen alacağı veya alacağın bütün unsurlarını bilmesi veya bilmek (kolayca hesap edebilmek) durumunda olması; bu bağlamda alacağın miktarının belirlenmesi için tarafların ayrıca mutabakata varmasına (anlaşmasına) veya mahkemenin tayin edeceği bilirkişi eliyle bir değerlendirme yapılmasına ihtiyaç bulunmaması, diğer bir anlatımla borçlunun, yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması” ölçütü birçok tartışmayı sona erdirmekle beraber, bir davada bilirkişi incelemesine gidilmesinin, alacağın likid olup olmadığı ile ilgili başlı başına bir kıstas olarak kabul edilmesi de doğru değildir. Çünkü mahkeme uygulamasında “hesap işi”, çözümü özel veya teknik bir bilgiyi gerektiren hâllerden olduğundan borçlunun, kendi başına hesaplayabilecek durumda olduğu asıl alacak ve temerrüt faizine itiraz etmesi hâlinde, mahkemenin, alacaklının alacağının miktarını, bizzat tespit etmeyip bilirkişi vasıtasıyla belirleyeceğinden, likid olan bir alacağın sırf bilirkişi incelemesi yapıldığı gerekçesi ile likid sayılmaması doğru olmayacaktır (Hukuk Genel Kurulunun 17.10.2012 tarihli ve 2012/9-838 Esas, ████████ Karar sayılı kararı)." şeklinde açıklanmıştır.Yargıtay 3. Hukuk Dairesi'nin █████/2022 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı kararı; "...Mahkemece; davalının ödemesiz geçiş tarihlerini izleyen on beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretini usulüne uygun olarak ödemediği, davalının otoyolun ücretli olduğunu bilmediği savunmasının borçtan kurtulma sonucunu doğurmayacağı, takip konusu para cezası üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceği, davalı tarafça likit ve bilinebilir olan geçiş ücretine haksız olarak itiraz edildiğinden bu tutar üzerinden icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerektiğinden bahisle, davanın kısmen kabulü ile takibe vaki itirazın iptali ile takibin aynen devamına, asıl alacak 838,30 TL’nin %20’si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.Adalet Bakanlığının █████/2021 tarihli yazısında; mahkemece, 6001 sayılı Kanunda belirlenen ceza tutarının da takibe konu edildiği, borçlu itirazının ceza tutarını da kapsadığı, yapılan yargılama sonunda alacaklı lehine hükmedilen kısımda kaldığı ve likit olduğu dikkate alınarak bu kısım yönünden de icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken yazılı şekilde para cezası yönünden icra inkar tazminatına hükmedilmemiş olmasının usul ve kanuna aykırı bulunduğu ileri sürülerek; hükmün, kanun yararına bozulması talep edilmiştir....somut olay değerlendirildiğinde; davalı şirkete ait araçların, davacı şirket tarafından işletilmekte olan otoyoldan ücret ödemeden geçiş yaptıkları, davalı şirketin ödemesiz geçiş tarihini izleyen on beş gün içinde yükümlü olduğu geçiş ücretlerini ödemediği, bu nedenle davacı şirketin geçiş ücreti ile bu ücretin dört katı tutarındaki cezadan ibaret olan alacağının tahsili için icra takibi başlattığı anlaşılmaktadır.Hal böyle olunca, mahkemece; geçiş ücretinin davalı şirket tarafından yasal süresi içinde ödenmediği, bu nedenle davacı şirketin 6001 sayılı Kanun’un 30 uncu maddesinin beşinci fıkrası uyarınca geçiş ücreti ile kesinleşmiş olan dört katı tutarındaki cezadan ibaret olan alacağını takibe konu ettiği, alacak miktarının belirlenebilir (likit) nitelikte olduğu gözetilerek, alacak miktarının tamamı üzerinden davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yanılgılı değerlendirmeyle yazılı şekilde karar verilmiş olması usul ve kanuna aykırı olduğundan, Adalet Bakanlığının yerinde görülen kanun yararına temyiz talebinin kabulü gerekir..." şeklindedir.Somut olayda; davalının geçiş bedellerini ödemeksizin davacı tarafından işletilen köprü ve otoyollardan geçiş yaptığı, geçiş tarihini takip eden 15 günlük süre içerisinde de bedellerin ödenmediği, geçiş bedellerinin likit olduğu, yine ceza miktarının ise yasadan kaynaklandığı ve belirli olduğu anlaşılmakla, mahkemece icra inkar tazminatına hükmedilmesi gerekirken, yazılı gerekçeyle icra inkar tazminatı isteminin reddine karar verilmesi de hatalıdır. Açıklanan nedenlerle; davacı vekilinin istinaf isteminin kabulü ile kararın 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir. H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile İstanbul ..... Asliye Ticaret Mahkemesinin 2020/.. E. 2021/...K. Sayılı ../███████ tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1.a.6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,2-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yargılama yapılarak yeniden bir karar verilmek üzere mahal mahkemesine İADESİNE,3-Davacı tarafça yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye irat kaydına,4-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilk derece mahkemesince iadesine,5-Davacının yapmış olduğu istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.g bendi gereğince kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026