Ticari kayısı satış sözleşmesinden kaynaklanan, fiyat artışları nedeniyle ifa edilmeyen taahhütler sonucu oluşan zararların tahsili için açılan itirazın iptali davası.
Özet: Davacı şirket, davalı ile imzaladığı alım satım sözleşmesi uyarınca taahhüt edilen 200 ton kayısıyı davalının fiyat artışları gerekçesiyle teslim etmemesi üzerine, üçüncü kişilere karşı yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla piyasadan fahiş fiyatlarla ürün almak zorunda kaldığını ve bu durumun yol açtığı zararların tahsili ile davalının icra takibine haksız itirazının iptalini talep ederken; davalı, sözleşme sonrası öngörülemeyen aşırı fiyat artışlarının ifayı imkansız hale getirdiğini, kusurunun bulunmadığını ve sözleşmenin uyarlanması gerektiğini ileri sürerek davanın reddini istemiş, tanık ise davalının aynı dönemde piyasaya ürün teslim ettiğini ancak davacıya vermediğini beyan etmiştir.

T.C.
İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ███████ EsasKARAR NO : ████████DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2023KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkil şirket ile davalı şirket arasında 21.06.2021 tarihinde imzalanan alım satım sözleşmesi uyarınca 100 ton kuru kayısı ve 100 ton gün kurusu kayısının belirlenen tarihlerde tesliminin kararlaştırıldığını, davalı tarafın sözleşmeye aykırı olarak ürünleri teslim etmekten imtina ettiğini, davacı tarafından gönderilen 02.11.2021 tarihli ihtarnameye rağmen davalının teslimat yapmadığını, davalının ... 5. Noterliği aracılığıyla gönderdiği 19.11.2021 tarihli ihtarname ile fiyat artışlarını gerekçe göstererek sözleşmeyi feshettiğini bildirdiğini, davacının bu ürünleri temin edememesi nedeniyle dava dışı ... A. Ş. 'ye olan yükümlülüklerini yerine getirmek amacıyla piyasadan çok daha yüksek fiyatlarla ürün satın almak zorunda kaldığını, bu durumun davacı şirket nezdinde ciddi zararlara yol açtığını, davalının basiretli bir tacir gibi davranmayarak sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, uğranılan zararların tahsili için ... 20. İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan icra takibine davalının haksız ve kötü niyetli olarak itiraz ettiğini, davalının itirazının iptali ile takibin devamını, alacağın likit olması nedeniyle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini, yargılama sürecinde mal kaçırma ihtimali bulunduğundan davalının mal varlığı üzerine ihtiyati haciz konulmasını, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesini talep ve dava etmiştir.Mahkememizin █████/2023 tarihli ara kararı ile davacı vekilinin ihtiyati haciz talebinin yargılamayı gerektirmesi ve ihtiyati haciz şartları oluşmadığından reddine karar verilmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; taraflar arasında 21.06.2021 tarihinde imzalanan alım satım sözleşmesi uyarınca müvekkil şirketin kayısı tedariki yükümlülüğünün bulunduğunu, ancak sözleşme sonrası dönemde kayısı fiyatlarında öngörülemez ve aşırı artışlar yaşandığını, bu durumun müvekkil şirketin ifasını imkansız hale getirdiğini, müvekkilin durumu defalarca davacı tarafa bildirerek sözleşmenin revize edilmesini talep ettiğini, davacı tarafın ise bu taleplere yanıt vermeyerek sözleşmeye aykırı şekilde 200 ton ürün teslimi talep ettiğini, davacının 30.11.2021 tarihinde 83.487,46 TL tutarlı fatura düzenleyerek haksız bir ceza bedeli talep ettiğini, davacının 02.11.2021 tarihli ihtarnamesi ile ifa talep ederken aynı zamanda tazminat isteminin yasal şartlarının oluşmadığını, Türk Borçlar Kanunu'nun 125/2. maddesi uyarınca alacaklının ifadan vazgeçtiğini derhal bildirmesi gerektiğini ancak bu bildirim yükümlülüğünün yerine getirilmediğini, davanın süresinde açılmadığını ve hak düşürücü süreye tabi olduğunu, davacının iddia ettiği zararı ispat edemediğini, müvekkilin basiretli bir tacir olarak elinden gelen çabayı gösterdiğini, yaşanan fiyat artışlarının müvekkilin kusurundan kaynaklanmadığını, sözleşmenin uyarlanması veya ifa imkansızlığı hükümlerinin uygulanması gerektiğini, davacının kötüniyetli olarak takip konusu alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesi gerektiğini, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir.TANIK BEYANLARI :Mahkememiz █████/2023 tarihli celse de dinlenen tanık ...; "Ben .... satın alma müdürü olarak çalışıyorum, 2021 yılında ...firması ile kayısı alım satımına dair sözleşme yapıldı, kilosu 34 liradan 100 ton sarı kayısı ve 100 ton gün kurusu olmak üzere toplam 200 ton kayısı sözleşmesi yapıldı, sipariş aşamasına geçildiğinde tedarikçi bu fiyatlardan ürün vermek istemedi, kendisine siparişlerimiz bildirildi, yazılı şekilde iletildi, sözleşme koşullarında hiç ürün sevkiyatı gerçekleştirilmedi, biz art niyetli davrandıklarını kendilerini zorlayacak bir koşul olmadığını düşünüyoruz, ... satın alma yöneticisi ... Yiğitler Kayısının Malatyadaki işletmesine gitti, burada piyasaya mal verdikleri sevkiyat yaptıkları ... tarafından görüldü, kendilerine ürün sevkiyat talepleri için ihtarat gönderildi fakat neticede herhangi bir ürün temin edilemedi, karşılık alınamadı dedi.Davalı vekilinin talebine istinaden soruldu: Aynı dönem içerisinde başka firmalarla yapılan tedarik sözleşmeleri de vardır, alımlar vardır, bu sözleşmeler Malatyadaki firmalarla da yapılmış olabilir başka yerdeki firmalarla da olabilir, her sözleşmedeki fiyat alım tutarı farklı olabilir, ben ilgili dönemlerde merkezi ... ya da Aydın olabilir buradaki... firmasından da alım yaptık, ... firmasından mevcut sözleşmedeki rakamlar üzerinden de alım yaptık, farklı fiyatlardan da alım yapılmıştır, ben ...Firması ile yapılan sözleşmede dönemindeki fiyat pozisyonumu kaybettiğim için o sözleşme fiyatından daha yüksek fiyatla ... firmasından alım yapıldı, davalı tarafla haziran 2021 yılında yapılan sözleşmenin Mayıs 2022 tarihinde ürün alımına dair verilen bir süre vardır, şirket bu süreç içerisinde siparişlerini oluşturmuştur, sözleşme süreci içerisinde siparişlerimiz oluşturulmuştur ve mal alınamamıştır, davalı tarafça herhangi bir ürün tedarik edilmediği için dış tedarik yaptık ve olay boyutuna ulaştı." şeklinde beyanda bulunmuştur. ... Asliye Hukuk Mahkemesinde █████/2023 tarihli celsede talimat yolu ile dinlenen tanık ...; "Ben Davalı ... şirketinin sahibi ...'in arkadaşı olurum, bende farklı bir firmanın sahibiyim aynı işi yapıyorum, davacı şirket ile yapılan sözleşmeden haberdarım bunu bana ... bey söylemişti, 2021 yılında kayısı fiyatlarında bu kadar artış olup fiyatların yükseleceğini hiçbir firma tahmin edememişti, sezonda fiyatların 26-27 TL'den başlayıp yıl başına doğru 70 TL civarına çıkmıştır, bizim firmanın da aynı şekilde böyle başka firmalarla anlaşma yaptığımız, fiyatların yükseldiğinden anlaşma yoluna gittiğimiz olmuştur, Tanıklık ücreti talebim yoktur." şeklinde, ...; "Ben davalı şirket olan Yiğitler gıdayı şire pazarı esnafı olduğundan tanıyorum, ... gıda 2016 yılından itibaren kayısı ihracatı yapmaktadır, 2021 yılındaki taraflar arasındaki sözleşmeyi ... gıda yetkilisinden duydum, 2021 yılında sezonun başında kayısı fiyatları 25-26 TL idi ben aynı zamanda kayısı bahçem var ve reçberim, ben bu zamana kadar kayısı fiyatlarında bu kadar yükselme görmedim, 1 ay veya 40 gün içinde kayısı fiyatları 2-3 kat arttı, ... gıda sahibi ....fiyatların bu kadar artığından dolayı çok zarar ettiğini bunu temin edemeyeceğini ederse batacağını bana söyledi, ... bana davacı şirkete 1-2 defa ulaşmak istedim uzlaşmak için ama davacı şirket bana geri dönüş yapmadı diye ben ...'den duydum, ben 52 yaşındıyım bu güne kadar hem rençber hem esnaf , hem üreticiyim bu güne kadar kayısı fiyatlarında böyle bir artış tarihte görmedim, kayısı piyasası bu kadar fahiş bir şekilde arttığı için davalı şirketin herhangi bir art niyetle bu sözleşmeyi fesih etmediğini ben biliyorum Tanıklık ücreti talebim yoktur."şeklinde beyanda bulunmuştur. ... Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat ile █████/2024 tarihli celsede dinlenen tanık ...; "ben olay tarihinde ve halen davacı şirkette satın alma yöneticisi olarak çalışmaktayım, ben çalışmaya başlamadan önce davacı firma davalıdan 100 ton kuru kayısı alma konusunda sözleşme yapmış, bende sözleşme gereğince bu kayısıları teslim alıp diğer temin ettiğimiz firmalara göndermek maksadıyla mail atıp telefonla arayıp girişimde bulunmuş isem de bunlara davalı firma cevap vermedi, firmaya teslim edileceği tarihlerde ...'a davalı firmaya ziyarete gittiğimde bizim istediğimiz ürünlerin firmada olduğunu gördüm, neden gönderilmediğini sorduğumda bunları ihracata gönderdiklerini söylediler, anladığım kadarıyla davacı firmanın satın aldığı ürünleri bize temin edip satmak yerine ihracat olarak göndermek onlar açısından daha karlı olduğu için bu şekilde davrandıklarını düşünüyorum, ...'ta bulunan ... adlı firma sözleşme şartlarına uyup ürünleri teslim etmiş, herhangi bir mağduriyet beyan etmemiştir, sözleme yapıldığında firma tarafından ödeme yapılmadığını biliyorum, ödeme teslimde yapılacaktı, bundan dolayı çalıştığım firma kuru kayısıları başka yerden daha yüksek fiyata temin ettiği için tabiki zarara uğramıştır, olaya ilişkin bilgim görgüm bundan ibarettir , tanıklık ücreti istemiyorum." şeklinde beyanda bulunmuştur. DELİLLER VE GEREKÇE: Taraflara usulüne uygun davetiyeler tebliğ edilmiş olup, ... 20. İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı takip dosya UYAP sureti, BA- BS formları, vergi kayıtları, en az, en çok ve aylık ortalama fiyatlarını kapsayan bülten dosyamız içerisine alınmıştır. .. 20. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde; davacı tarafından davalı aleyhine toplam 83.478,26 TL üzerinden takip başlatıldığı, davalının itirazı üzerine takibin durduğu anlaşılmıştır.... Asliye Ticaret Mahkemesine yazılan talimat ile dosya Mali Müşavir bilirkişiye tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2024 tarihli raporda; davalı şirketin ilgili yıllarının , Defter ve Belge İncelenmesi ve harici olarak Dava Dosyasında bulunan Form Ba ve Form Bs görselleri ni esas alarak, Dava İcra Takip tarihi 21.01.2022, dava tarihi 06.02.2023 itibariyle, davacı şirketin, davalı şirketten alacaklı olduğuna dair bir kanıdan bahsetmenin mümkün bulunmadığı belirtilmiştir. Dosya Mali Müşavir, Sökter İşletme mezunu bilirkişi ve Nitelikli Hesaplama Uzmanından oluşan bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2025 tarihli raporda; davacı 2021 ve 2022 yıllarına ait Ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK. İlgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğu tespit edilmiş olduğu, davalı yan’a ait ticari defterlerin incelenmesi için ... 4.Asliye Hukuk Mahkemesine Talimat gönderilmiş olduğu, 27.02.2024 tarihli Bilirkişi Raporunda; ... İli’nin 06.02.2023 tarihli ... Merkezli depremden dolayı, davalı şirketin muhasebe işlemlerini yürüten muhasebe ofisinin olduğu bina yıkıldığından dolayı davalı şirket 2021,2022,2023 yıllarını kapsayan yasal defter ve belge, faturalardan dolayı zayi belgesi başvurusu yapılmış olduğu, Bilirkişi talebi üzerine, davalı şirkete ait muhasebe programından inceleme yapılmış olduğu açıklanmış olduğu, 2021 ve 2022 yıllarına ait 600 no.lu Yurt içi satışlar ve 120 no.lu Alıcılar Hesaplarına bakılmış olduğu, hesaplarda yeterli düzeyde açıklayıcı bilgiye ulaşılamamış olduğu tespit edilmiş olduğu, inceleme sırasında sunulan faturalar üzerinde inceleme yapılabildiği, davalı şirketin davacı yana borçlu olduğuna dair kayıtlara rastlanılamamıştır olarak değerlendirme yapıldığının görüldüğü, davacı yanın incelemeye sunulan 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan █████/2022 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 83.487,46 TL Alacaklı oldukları, icra takip tarihinden sonra tarafların süreklilik arz etmek üzere dava konusu 30.11.2021 tarihli ... Numaralı “ürün temin edememe ceza bedeli” açıklamalı 83.487,46 TL faturaya istinaden birbirilerine İADE Faturaları düzenlemiş oldukları, 2022 yılında son olarak 11.05.2022 tarihinde davalı tarafından davacı yana düzenlenmiş iade faturasının 01.12.2022 tarihinde kayıtlara alınması sonucunda cari hesap bakiyesinin sıfırlanmış olduğu tespit edilmiş olduğu, taraflar arasında 21.06.2021 tarihinde Alım Satım Sözleşmesi imzalanmış olduğu, sözleşmenin 4.1 Maddesine göre, davalı yandan 12,5 kg lik karton kutularda 100 TON KURU KAYISI’nın ( 2-3 Numara 2000 PPM KÜKÜRT ) Mayıs 2022 Tarihine kadar, 100 TON GÜN KURUSU KAYISI’nın %50 sinin Eylül 2021 tarihine kadar alınacağı, %50’sinin MART 2022 Tarihine kadar alınacağının kararlaştırılmış olduğu, Sözleşmenin 4.5.Maddesine göre, Kuru Kayısı 12,5 KG Kapalı Karton Kutu, Gün Kurusu kayısı 12,5 Kapalı Karton Kutu ürünleri için alış fiyatının 34 TL/ KG olacağının kararlaştırılmış olduğu, Sözleşmenin 4.2.Maddesine göre davacının temin edilemeyen ürün miktarı kadar dışarıdan alım yapacağının ve fark faturasını SATICI ya yansıtacağının ve carisinden mahsup edeceğinin kararlaştırılmış olduğu, davacı yan tarafından inceleme sırasında dava dışı firmalardan alımları ile ilgili Faturalar sunulmuş olduğu, birtakım faturaların dava dilekçe ekinde sunulmuş faturalardan farklı faturalar olduğu, işbu faturaların davacı ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, işbu faturaların Miktar toplamının 167.766 KG, toplam tutarının KDV Hariç 11.675.342,00 TL, KDV Dahil 11.792.095,42 TL olduğu, alımlara ilişkin fatura tarihlerinin 6.10.2021 tarihinden 21.12.2022 tarihine kadar olduğu, davacı tarafından davalı yana düzenlenmiş Ürün Temin Edememe Ceza Bedeli faturasının tarihi olan 30.11.2021 tarihine kadar sunulu faturalara göre, 38,-TL Birim Fiyattan 48.760,-KG Alım görünmekte olduğu, 48.760 KG Kayısıyı davacı yan davalı yandan alsaydı 34 TL Birim fiyattan alabileceği, arada 4 TL fiyat farkı olduğu, 48.760,-KG Kayısı için oluşan fiyat farkının (48.760,-KG*4 TL) 195.040 TL olduğu, KDV Dahil tutarının da (195.040,-TL*1,01)196.990,40 TL olacağı hesaplanmış olduğu, Davacı yan tarafından düzenlenmiş fatura bedeli olan 83.487,46 TL’lik tutara nasıl ulaşılmış olduğu anlaşılamamış olduğu, ayrıca Mali branş gereği Kayısı çeşitlerinin taraflar arasında düzenlenmiş sözleşmede belirtilen ürün cinsleri ile aynı olup olmadığı anlaşılamamış olduğu, Takdirin Sayın Mahkemenize ait olduğu, ... Ticaret Borsası tarafından 03.07.2023 tarihinde Sayın Mahkemeye gönderilmiş cevap yazısı ekinde gönderilmiş tabloya göre, 01.06.2021 tarihi ile 30.11.2021 tarihi arasında Kuru Meyve Kayısı Kurusu’nun en düşük fiyatı 22,25 en yüksek fiyatının 46,06 TL, ortalama fiyatının da 41,65 TL olduğu, Yaş Meyveler Kayısı’nın en düşük fiyatı 27, en yüksek fiyatının 27 TL, ortalama fiyatının da 27 TL olduğu görülmekte olduğu, takdirin Mahkemeye ait olduğu, davalı satıcının sezon başında 200.000 ton gibi yüksek miktarlı satış sözleşmesi yapmasına karşın, satış konusu ürünü depolama / üretici ile ön/erken sözleşme akdedilmesi vb önlemleri aldığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, piyasadaki fiyat dalgalanmaları neticesinde yaşanan aşırı fiyat artışlarının davalı satıcı tarafından katlanılamayacak ölçüde olduğu, davalı satıcının mahvına sebep olabilecek düzeye ulaştığı kabul edildiğinde dahi davalı satıcı her yazışmasında / ihtarnamesinde sözleşmenin feshi ile kanuni yollara başvurulacağını bildirmesine / ihtar etmesine karşın satış fiyatının uyarlanması ya da sözleşmenin feshi talepli yasal yollara başvurmadığı, sözleşmenin kurulmasından sonra değişen şartlar davalı satıcı tarafından öngörülmüş olsa da bu durumun sonuçları açısından bir öngörülemezliğin söz konusu edilemeyeceği, öngörülemezliğin hukuki sonuç doğurabilmesi için öngörülemeyen durumun, öngörülebilir durumdan esaslı surette sapmış olması gerekeceği şartının gerçekleşmediği, takdiri Mahkemeye ait olmak üzere davalı satıcı yönünden ifa imkansızlığı ya da aşırı ifa güçlüğü şartlarının oluşmadığı, davalı satıcının sözleşme ile üstlendiği kuru kayısı / gün kurusu kayısı ürününü sözleşme ile belirlenmiş şartlar altında teslim etme yükümlülüğünün sürdüğü, bu nedenle davalı satıcın sözleşmenin feshi beyanının da haklı fesih olarak değerlendirilemeyeceği görüş ve kanaatine varıldığı, davalı satıcının ürün teslimini haklı bir sebep olmaksızın yerine getirmemesi nedeniyle ifa etmediği borcundan dolayı TBK.nun 112.maddesi çerçevesinde alıcı davacının müspet zararını karşılamasının söz konusu olacağı değerlendirilebileceği, taleple bağlı kalınarak davacı alıcının müspet zararı olarak 83.487,46 TL’nı davalı satıcıdan talep, takip ve dava edebileceği, davacı yan lehine karar alınması durumunda, Davacı yan’ın, icra takip tarihi olan 21.01.2022 tarihinden itibaren asıl alacağına işleyecek yıllık %15,75 ve değişen oranlarda Avans Faizi talep edebileceğine ilişkin takdirin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2025 tarihli bilirkişi ek raporunda; Mali yönden kök raporda yapılan tespit ve değerlendirmelerde BA BS Bildirimlerine ilişkin değerlendirme dışında bir değişiklik olmadığı, tarafların bağlı oldukları Vergi Daire Müdürlükleri tarafından Sayın Mahkemeye gönderilen karşılaştırmalı BA BS Bildirimlerinde tarafların BA BS Bildirimleri arasında fark olmadığı tespit edilmiş olduğu, ... Ticaret Odası tarafından Sayın Mahkemeye 07.05.2025 tarihinde gönderilmiş cevap yazısı ekinde 2021 yılı Haziran-Kasım ayları arasında işlem gören kayısının fiyatlarının bulunduğu bülten yazısı gönderilmiş olduğu, sunulu belge incelendiğinde, Kuru Kayısı çeşitlerinin çok fazla olduğu, dava konusu ile ilgili hangi fiyatın dikkate alınabileceği Mali Branş dahilinde anlaşılamamış ve hesap yapılamamış olduğu, Mahkeme tarafından ihtiyaç duyulması halinde bu değerlendirmelerin Sektörel yönden Uzman Bilirkişi tarafından değerlendirilebileceği, takdirin Mahkemeye ait olduğu, Kurumsal Yönetim Yönünden, davacının zarara uğrama iddiasının sektörel uygulamalara göre değerlendirilmesi gerektiği, Zararın gerçekten oluşup oluşmadığının, sözleşmeye bakılarak ve tarım sektörün işleyiş biçimi, ticari teamülleri ve piyasa dinamikleri dikkate alınarak değerlendirilmesi gerektiği, Davacının zarar iddiası normal ticari riskler kapsamında mı, yoksa davalı karşı tarafın kusurlu davranışından mı kaynaklanmış olduğuna bakılacağı, bu nedenle kök raporumuzdaki görüş ve kanaatimin aynen korunduğu, Takdirin Mahkemeye ait olduğu, Borçlar Mevzuatı Yönünden, Mahkemenin ara kararı ve yanların itirazları kapsamında yeniden yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde, davacı yanın takip ve dava konusu ettiği fatura tutarı olan 83.487,46 TL’lik bedele nasıl ulaşıldığının tespit edilmesinin mümkün olamadığı, ancak taleple bağlı kalınarak davacı alıcının müspet zararı olarak 83.487,46 TL’nı davalı satıcıdan talep, takip ve dava edebileceği, kök raporumuz ile sunulan görüş ve kanaatten uzaklaşılacak yeni bir bilgi ve belge dava dosyasında mevcut olmadığından, kök rapor ile sunulan görüş ve kanaatin aynen korunduğu belirtilmiştir. Dosya yeniden bilirkişi heyetine tevdi edilmiş, düzenlenen █████/2026 tarihli 2.ek raporda; Mali Yönden kök raporda ve ek rapor’da mali yönden yapılabilecek tüm tespit ve değerlendirmelerin yapılmış olduğu, kök ve ek raporda açıklanmış olduğu üzere, davacı tarafından davalı yana düzenlenmiş Ürün Temin Edememe Ceza Bedeli faturasının tarihi olan 30.11.2021 tarihine kadar sunulu faturalara göre, 38,-TL Birim Fiyattan 48.760,-KG Alım görünmekte olduğu, 48.760 KG Kayısıyı davacı yan davalı yandan alsaydı 34 TL Birim fiyattan alabileceği, arada 4 TL fiyat farkı olduğu, 48.760,-KG Kayısı için oluşan fiyat farkının (48.760, KG*4 TL) 195.040 TL olduğu, KDV Dahil tutarının da (195.040,-TL*1,01) 196.990,40 TL olacağı hesaplanmış olduğu, Davacı yan tarafından düzenlenmiş fatura bedeli olan 83.487,46 TL’lik tutara nasıl ulaşılmış olduğu anlaşılamamış olduğu, ayrıca Mali branş gereği Kayısı çeşitlerinin taraflar arasında düzenlenmiş sözleşmede belirtilen ürün cinsleri ile aynı olup olmadığı anlaşılamamış olduğu, ... Ticaret Odası tarafından Mahkemeye 07.05.2025 tarihinde gönderilmiş cevap yazısı ekinde 2021 yılı Haziran-Kasım ayları arasında işlem gören kayısının fiyatlarının bulunduğu bülten yazısı gönderilmiş olduğu, sunulu belge incelendiğinde, Kuru Kayısı çeşitlerinin çok fazla olduğu, dava konusu ile ilgili hangi fiyatın dikkate alınabileceği Mali Branş dahilinde anlaşılamamış ve hesap yapılamamış olduğu, Mahkeme tarafından ihtiyaç duyulması halinde, sektörle ilgili Uzman tarafından tespit ve değerlendirme yapılabileceği değerlendirilmiş olduğu, takdirin Mahkemeye ait olduğu, kurumsal yönetim yönünden, Kurumsal yönetim ilkeleri ve basiretli tacir sıfatı çerçevesinde; davalının fiyat artışlarını gerekçe göstererek yaptığı feshin haksız olduğu, davalının risk yönetimi süreçlerini (stoklama, ön alım vb.) basiretli bir tacir gibi yürütmediği, davacının sözleşme hükümleri uyarınca oluşan fiyat farkını (müspet zarar) talep etme hakkının bulunduğu, dosya kapsamındaki gerçek zarar miktarının tam ve kesin olarak tespit edilebilmesi amacıyla; ikame yoluyla temin edilen ürünlere ait faturaların, sözleşmede kararlaştırılan teknik şartlara (Türk Gıda Kodeksi ve ticari teamüllere uygun 2-3 numara kayısı vb. evsafına) uygunluğunun; Kabzımal, Gıda ve Ziraat Mühendisi sıfatına haiz bir sektörel uzman marifetiyle tetkik edilerek kesinleştirilmesi gerektiği, Borçlar Mevzuatı Yönünden, davacı yanın, davalı ile akdettiği Alım – Satım Sözleşmesi’nden önce ve eş zamanlı ya da ardından başka firmalarla kuru kayısı / gün kurusu kayısı alımına yönelik akdettiği adi yazılı sözleşmelerin akdedildiği tarihe ilişkin net olarak somut bir bilgi ve belgenin mevcut olmadığı, davacı/alıcının başka firmalardan yaptığı kuru kayısı / gün kurusu kayısı alımına ilişkin resmi kaydın, sadece kök raporumuz mali incelemesi ile tespit edilmiş davacı defterlerine / vergi kayıtlarına işlenmiş alım faturaları ile somut olarak belirlenebildiği, davacı/alıcının üçüncü firmalardan yaptığı alımlara ilişkin fatura tarihlerinin, davalı/satıcının yükümlendiği edim tarihleri ile çakıştığı, bir aykırılık bulunmadığı, yanlar arasındaki ihtilaf konusunda, davalı/satıcı tarafından davacı/alıcının vadesi gelmemiş sözleşme konusu ürünlerin tamamının teslimi talep edilip, edimin ifasının zora sokulduğu ileri sürülerek, ani yükselen fiyatlar nedeniyle üstlenilen edimlerinin ifasının yerine getirilemediği, davacı/alıcı ile oluşan piyasa fiyatları üzerinden mevcut sözleşmenin revize edilmek istendiği, ancak davacı/alıcının bu istemi olumlu karşılamadığı, hususlarının kabul edildiği, davalı/satıcının 21.06.2021 tarihli Alım Satım Sözleşmesi ile belirlenmiş fiyatlar üzerinden davacı/alıcıya karşı satış ve teslim yükümlülüğünü gerçekleştiremediği, ani yükselen fiyatla sözleşmenin uyarlanması / feshi gibi herhangi bir yasal yola da başvurulmadığı, 3.İcra takibi ve dava konusu alacağın dayanağı olarak sunulmuş 30.11.2021 tarihli “Ürün Temin Edememe Ceza Bedeli” açıklamalı 83.487,46 TL faturanın, dolayısıyla davacı alacağının yanlar arasındaki sözleşmenin 4.2.maddesine dayalı olup, söz konusu sözleşme hükmünün ve davacı talebinin TBK çerçevesinde “ceza koşulu” niteliğinde değil, borcun sözleşme ile belirlenmiş şartlar çerçevesinde yerine getirilmemesi haline ilişkin doğan zararın giderilmesi talebi olarak belirlendiğinin değerlendirilebileceği, davacı yanın, dava dilekçesi ve diğer beyanlarında da dava konusu edilen alacağının ceza koşulu olarak ileri sürülmediğinin görüldüğü, dava dosyası içeriğinde mevcut ihtarnameler ve sair yazışmalarda, TBK.nun 125/2.maddesi gereğince borcun ifası ve gecikme tazminatı isteme hakkından vazgeçildiğinin hemen bildirimi şeklinde bir bildirimde bulunulmadığı, takdirinin Mahkemeye ait olacağı, işbu ek değerlendirmelerimizin kök ve ek raporu ile sunulmuş görüş ve değerlendirmelerinden ayrık olmayıp, sonuç olarak kök ve ek raporda varılan görüş ve kanaatlerini değiştirecek başkaca bir hususun söz konusu olmadığı belirtilmiştir. Dava; taraflar arasında ticari nitelikte hizmet alım sözleşmesi kapsamında cari hesap alacağından kaynaklanan takibe vaki itirazın iptali davasıdır.Tarafların iddia ve savunmaları, toplanan deliller, alınan bilirkişi raporu ile tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; Öncelikle davalının yetki itirazı bakımından; tarafların tacir olduğu ve aralarındaki sözleşme gereği İstanbul İcra Daireleri ve Mahkemeleri yetkili olduğuna ilişkin yetki sözleşmesi yaptıkları anlaşıldığından davalının icra dosyasında yapmış olduğu yetki itirazının HMK 17. Maddesi gereği reddine karar verilmiştir. Yanlar arasındaki ihtilafın; kuru kayısı/gün kurusu kayısı satışına ilişkin olarak taraflar arasında akdedilmiş 21.06.2021 tarihli satış sözleşmesine ilişkin olarak, kuru kayısı/gün kurusu kayısı fiyatlarının öngörülemez şekilde aşırı artışı iddiası ileri sürülerek davalı satıcı tarafından satış konusu ürünlerinin teslimi ediminin yerine getirilmemesinin, ifa imkansızlığı ya da aşırı ifa güçlüğü kapsamında sayılıp sayılamayacağı, davalı satıcının bu sebeple sözleşmeyi feshinin de haklı fesih olarak değerlendirilip değerlendirilemeyeceği, davacı alıcının sözleşme konusu ürünlerin davalı tarafından teslim edilmemesi nedeniyle dava dışı satıcılardan aldığı ürünler için ödediği yüksek fiyat dolayısıyla uğradığını ileri sürdüğü zararı davalı satıcıya yöneltip yöneltemeyeceği hususlarında toplandığı anlaşılmış olup, yanlar arasında 21.06.2021 tarihli sözleşme ve hükümleri bakımından herhangi bir çekişmenin söz konusu olmadığı, sözleşme metninde fiyat değişikliğine ilişkin düzenleme yapılması/uyarlama/değişiklik/mücbir sebep vb gibi herhangi bir düzenleme bulunmadığı, ihtilafın 21.06.2021 tarihli sözleşmenin kurulmasından sonra kuru kayısı/gün kurusu kayısı fiyatlarındaki davalı satıcı tarafından ileri sürülen artışın yanlar arasındaki sözleşmeye uygulanıp uygulanmayacağı, fiyat artışına davalı satıcının katlanması gerekip gerekmeyeceği hususunda olduğu anlaşılmıştır. Taraflar arasında 21.06.2021 tarihinde imzalanan Alım Satım Sözleşmesinin incelenmesinde; Sözleşmenin 4.1.Maddesine göre, " Satılacak ürünün/ürünlerin cinsi, tahmini tonajı, tahmini teslim tarihleri aşağıdaki gibidir. Aşağıdaki rakamlar tahmini verilmiştir. FİRMA 1 ay öncesinden SATICI'ya bildirmek kaydıyla teslim satın alacağı ürün meblağını ve teslim tarihlerini herhangi bir tazminat vs. yükümlülüğü altında olmaksızın tek taraflı olarak değiştirebilir. FİRMA, SATICI'YA bir ay öncesinden ileteceği siparişlerinde net miktarları ve teslim tarihlerini belirtecek olup, SATICI söz konusu siparişlerde belirtilecek net tarih ve miktarlar uyarınca teslimatları yapacaktır. Firmanın eksik çekeceği miktarlarla alakalı bir sorumluluğu söz konusu olmadığı gibi eksik miktarlar devam eden dönemlere devreder. Toplam tonajın sözleşme süresi sonunda çekilmemesinden FİRMA sorumludur. - Tahmini tonaj bilgileri ve teslim tarihleri aşağıdaki gibidir. 12,5 kg lik karton kutularda 100 TON KURU KAYISI ( 2-3 Numara 2000 PPM KÜKÜRT ) - Mayıs 2022 Tarihine kadar alınacaktır. 100 TON GÜN KURUSU KAYISI - %50 si Eylül 2021 tarihine kadar alınacaktır. %50 si MART 2022 Tarihine kadar alınacaktır." Sözleşmenin 4.2.Maddesine göre; "SATICI'nın bu sözleşme kapsamında sipariş edeceği miktarlardaki ürünü işbu sözleşmede yer alan şartlara ve FİRMA tarafından bildirilen teslim tarihlerine uygun olarak teslim etmeyi, FİRMA da sözleşmeye uygun olarak hazırlanan ürünleri almayı ve fatura ibrazı karşılığında bedelini ödemeyi taahhüt eder. Satıcı kalite spektine uygun ürün getirmediği takdirde, aynı hafta içerisinde yerine ürün bulamadığı takdirde, FİRMA temin edilemeyen ürün miktarı kadar dışarıdan alım yapacaktır ve fark faturasını SATICI ya yansıtacaktır, carisinden mahsup edecektir.", Sözleşmenin 4.5.Maddesine göre; " FİYATLANDIRMA VE FATURALAMA Kuru Kayısı 12,5 KG Kapalı Karton Kutu, Gün Kurusu kayısı 12,5 Kapalı Karton Kutu ürünleri için alış fiyatı 34 TL/ KG olacaktır." Sözleşmenin 6.Maddesine göre; "ÖDEME VE VADE ŞARTLARI: SATICI'nın FİRMA'ya ürünün tesise teslim edilmesi şartıyla Ödeme tutarının 6.900.000 TL tutarının 2.000.000 TL tutarı kesin teminat mektubu karşılığında 2.400.000 TL tutar ödemesi 3 PARÇA HALİNDE 800.000 TL olarak SATICI ya ödenecektir. Mal kabul yapıldıkça Teminat mektubu SATICI firmaya geri verilecektir Peşinat bittikten hemen sonra vade süresi 30 gün ve takip eden ilk ödeme gününde ödenecektir." hükümlerinin imza altına alındığı anlaşılmıştır. Davacı vekili █████/2025 dilekçesi ile; ... 20. İcra Dairesinin ... E. sayılı dosyası üzerinden yürütülen icra takibine konu 83.487,76-TL tutarındaki alacağın bir ceza bedeli değil, davalı tarafın 21.06.2021 tarihli alım satım sözleşmesinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirmemesi nedeniyle oluşan zarar alacağı olduğunu, muhasebe kayıtlarında sehven "ceza bedeli" ibaresinin kullanıldığını, zarar alacağının oluşması için fatura düzenlenmesinin zorunlu olmadığını, davalı firmanın sözleşme gereği teslim etmesi gereken 100 ton kuru sarı kayısı ve 100 ton gün kurusu kayısıyı teslim etmemesi üzerine müvekkil şirketin dava dışı firmalardan daha yüksek fiyatlarla ürün tedarik etmek zorunda kaldığını, zarar miktarının dava dışı firmalara ödenen tutarlar ile sözleşmedeki birim fiyatlar arasındaki farkın hesaplanması suretiyle belirlendiğini, örneğin ...San. Ltd. Şti. firmasından 16.07.2025 tarihinde alınan 20 ton gün kurusu kayısı için ödenen bedel ile sözleşme fiyatı arasındaki farkın 1.233.000-TL olarak hesaplandığını, icra takibine konu edilen 83.487,46-TL'nin toplam zararın sadece bir kısmı olduğunu, bakiye zarar haklarının saklı tutulduğunu, ayrıca 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 213. maddesinin 3. fıkrası uyarınca piyasa fiyatı bulunan mallarda alıcının yerine başkasını satın alma zorunluluğu olmaksızın satış bedeli ile ifa günündeki piyasa fiyatı arasındaki farkı talep edebileceğini, ... Ticaret Borsası'ndan gelen 03.07.2023 tarihli cevap yazısının da bu durumu doğruladığını, tüm bu nedenlerle davanın kabulüne, davalının icra takibine yaptığı haksız itirazın iptali ile takibin devamına, alacağın likit olması sebebiyle davalı aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı satıcının ... 5.Noterliği’nden keşide ettiği ... tarih ve ... Y.Nolu ihtarname ile, herhangi bir sipariş verilmeden önce yapılan görüşmelerde fiyat dalgalanmaları nedeniyle sözleşmede belirtilmiş fiyattan ürün verilmesi ifasının imkansız hale gelebileceğinin belirtildiği, buna karşın 22.09.2021 tarihli 2357279208 sayılı sipariş numarası ile 24 ton sarı kayısı, 24 ton gün kurusu kayısının tesliminin sipariş edildiği, fiyat artışları nedeniyle bu siparişin karşılanmasının fiilen imkansız olduğunun bildirildiği, piyasada asgari 50 TL üzerinden ürün alımının ancak yapılabileceği, bu nedenlerle sözleşme birim fiyatlarında ifaya elverişli şekilde düzenleme yapılarak bildirilmesi, aksi halde sözleşmenin hükümsüz kalacağının tespiti için kanuni yollara başvurulacağı, öngörülemeyen fiyat artışlarının bildirilmesi nedeniyle sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğacak zarardan sorumlu olmayacakları ihtar edildiği; davacı alıcının ... 3.Noterliği’nden keşide ettiği ...tarih ve ... Y.Nolu ihtarname ile, söz konusu ihtarname ile tüm uyarı ve taleplere rağmen teslimat yükümlülüklerinden kaçınıldığı, teslim yükümlülüğünün yerine getirilmediği, bu nedenlerle sözleşme konusu 100 ton kuru kayısı ve 100 ton gün kurusu kayısının tamamının 15.12.2021 tarihinde Eskişehir’de teslim edilmesi, aksi halde doğan ve doğacak kazanç kaybı, fiyat farkı, dahil her türlü zararın, cezai şart vs alacakların ticari temerrüt faizi ile birlikte tahsili için yasal yollara başvurulacağı ihtar edildiği; davalı satıcının ... 5.Noterliği’nden keşide ettiği ...tarih ve ... Y.Nolu ihtarname ile; söz konusu ihtarname ile taraflar arasında imzalanan sözleşmenin esaslı unsuru kayısı fiyatlarında sözleşme kurulduktan sonra kendilerinden kaynaklanmayan, öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum ortaya çıktığı, kayısı fiyatlarının öngörülemez bir şekilde artış gösterdiği, ... Ticaret Borsası güncel fiyatları ile artışın sabit olduğu, artışın devam edeceği yönündeki beklentiler nedeniyle piyasaya ürün sunulmadığı stoklandığı, bu nedenlerle sözleşme birim fiyatlarında ifaya elverişli şekilde düzenleme yapılarak bildirilmesi, aksi halde sözleşmenin hükümsüz kalacağının tespiti için kanuni yollara başvurulacağı, öngörülmeyen fiyat artışlarının bildirilmiş olmasından dolayı sözleşmenin hükümsüz kalmasından doğan zararlardan sorumlu olunmayacağı ihtar edildiği, davalı satıcı tarafından keşide edilmiş ... 5.Noterliği’nin .. tarih ve ... Y.Nolu ihtarname ile; söz konusu ihtarname ile, tüm aşamalardan sonra herhangi bir uyarlama ve/veya çözüme dair girişimde bulunulmadığı, sözleşmenin hükümsüz kaldığı, buna karşın “ürün temin edememe ceza bedeli” açıklamalı 30.11.2021 tarihli fatura düzenlendiği, sözleşmenin icrasının fiilen kontrolleri dışında öngörülemeyen nedenlerden kaynaklı olarak ifasının mümkün olamayacağı hükümsüz kaldığı, fatura ve içeriğinin kabulünün mümkün olmadığı, faturanın iadesi ile içeriğine itiraz edildiği ihtar edildiği, davalı satıcının Adana 9.Noterliği’nden keşide ettiği ... tarih ve ... Y.Nolu ihtarname ile; söz konusu ihtarname ile, uyarlama talebinin değerlendirilmeksizin reddedilmesi ile ürünlerin tamamının talep edilmesinin mahva sebep olacağı nedenlerinden dolayı sözleşmenin hükümsüz kaldığı – feshedildiği, sözleşme uyarınca bir borçlarının bulunmadığının ihtar edildiği anlaşılmıştır. Dosya kapsamında yapılan emsal ücret araştırması sonuçlarına göre; ... Ticaret Borsası’nın ... sayılı müzekkere cevabı ekinde 01.06.2021-30.11.2021 tarihleri arası için kuru kayısı için en düşük ortalama fiyatın 22,25 TL, en yüksek ortalama fiyatın 46,06 TL olarak gerçekleştiğinin bildirildiği görülmüştür. ... Ticaret Odası'nın 07.05.2025 tarihinde gönderilmiş cevap yazısı ekinde 2021 yılı Haziran-Kasım ayları arasında işlem gören kayısının fiyatlarının bulunduğu bülten yazısı gönderilmiştir. ... Ticaret Borsası tarafından 03.07.2023 tarihinde Sayın Mahkemeye gönderilmiş cevap yazısı ekinde gönderilmiş aşağıdaki tabloya göre, 01.06.2021 tarihi ile 30.11.2021 tarihi arasında Kuru Meyve Kayısı Kurusu’nun en düşük fiyatı 22,25 en yüksek fiyatının 46,06 TL, ortalama fiyatının da 41,65 TL olduğu, Yaş Meyveler Kayısı’nın en düşük fiyatı 27, en yüksek fiyatının 27 TL, ortalama fiyatının da 27 TL olduğu görülmüştür.Davacı şirket sözleşme konusu davalı tarafından teslim edilmeyen malları diğer şirketler olan ... A.Ş. ve ...ŞTİ ve ....ŞTİ ve ....ŞTİ ve ...SAN.LTD.ŞTİ şirketlerden farklı ücret ödeyerek satın aldığının anlaşılmıştır.Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 15.02.2023 T. ve...E.,... K. sayılı ilamında: “…Sözleşme özgürlüğü ilkesi uyarınca taraflar sözleşmenin içeriğini diledikleri gibi belirleyebilirler. Serbestçe belirlenen sözleşme hükümlerinin taraflar arasında edim ve karşı edime ilişkin bir denge unsurunu barındırması gerekir. Sözleşme özgürlüğü ilkesi beraberinde tamamlayıcısı olan ahde vefa ilkesini (pacta sund servanda) getirmektedir. Bu ilke gereğince hukuki güvenliği sağlamak amacıyla taraflarca belirlenmiş sözleşme hükümlerine tarafların bağlı kalması beklenir. Öte yandan, bazen sözleşmenin kurulduğu sıradaki şartlar ilerleyen zamanlarda öyle değişir ki artık borçludan edimini ifa etmesini beklemek, sözleşme adaletine ve dolayısıyla dürüstlük kuralına aykırılık teşkil eder. Bu durumda, bir yanda her ne olursa olsun sözleşmeye sadık kalmayı gerektiren ahde vefa ilkesi yer alırken diğer yanda ise değişen şartlar neticesinde taraf edimleri arasındaki denge unsurunun kaybolması söz konusudur. Birbirine aykırı görünen bu iki durum ancak sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması yoluyla bağdaştırılabilir. Dolayısıyla sözleşmenin uyarlanması ve sözleşmeye güven ilkeleri birbirini bertaraf eden ilkeler değildir. Zira tarafların değişen şartlar karşısında yerine getirmek durumunda kaldıkları yükümlülük, sözleşmeye güvenerek planladıkları ve üstlendikleri yükümlülükten önemli ölçüde farklılık arz ettiğinden burada sözleşmeye güven ilkesi de anlamını yitirmektedir.Sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması, imkânsızlık söz konusu olmadığı müddetçe geçerliliğini sürdüren sözleşme ilişkisinin, imkânsızlık boyutuna ulaşmadan önce hakkaniyetin gerektirdiği durumlarda (borçludan borcun ifasının dürüstlük kuralına göre beklenemeyeceği) da sona erebileceği veya değişikliğe uğrayabileceği esasına dayanmaktadır. Sözleşmenin kurulmasından sonra değişen şartların sözleşmenin uyarlanması sonucunu doğurabilmesi için işlem temeline ilişkin hususların esaslı surette farklılaşması gerekmektedir. Sözleşmenin temelini oluşturan unsurlar, sonradan ortaya çıkan esaslı değişiklikler nedeniyle taraflardan biri için artık katlanılamaz şekilde bozulmuşsa yahut ortadan kalkmışsa bu durumda işlem temelinin çökmesinden bahsedilir.Hemen belirtilmelidir ki taraflarca belirlenen sözleşme hükümlerinde sonradan değişen şartlara yönelik bir uyarlama hükmü varsa yahut kanunda özel olarak o sözleşmenin uyarlanması düzenlenmişse bu hâlde yapılacak uyarlama gerçek anlamda bir uyarlama değildir. Ancak gerek sözleşmede gerek kanunda uyarlamaya ilişkin bir düzenleme bulunmuyorsa bu durumda değişen şartların sözleşmeye etki edip edemeyeceği, etki edecekse hangi şartların sözleşmenin uyarlanması sonucunu doğuracağı hususları gerçek anlamda sözleşmenin uyarlanmasını ifade etmektedir. Sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması ile ilgili doğrudan hüküm 6098 sayılı Kanun'un "Aşırı ifa güçlüğü" başlığı altındaki 138 inci maddesi ile getirilmiştir. Bu madde 6098 sayılı Kanun'un Üçüncü Bölümü olan “Borçların ve Borç İlişkilerinin Sona Ermesi Zamanaşımı” üst başlığı altında yer almaktadır. 6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddesi gereğince aşırı ifa güçlüğünde sözleşmenin uyarlanmasının istenmesi için bir takım şartların birlikte bulunması gerekmektedir. Bu kapsamda sözleşmenin değişen şartlara uyarlanması için öncelikle sözleşmenin kurulduğu andaki şartların önemli ölçüde değişmiş olması, bu değişen şartların taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum oluşturması ve bu durumun oluşmasının da borçludan kaynaklanmamış olması gerekmektedir. Bu olağanüstü durum sebebiyle sözleşmenin yapıldığı sıradaki olguların borçlu aleyhine değişmesi ve bu değişimin dürüstlük kurallarına göre borçludan ifanın beklenememesi kadar esaslı bir değişim olması gerekir. Ayrıca sözleşmenin uyarlanması için borçlunun borcunu henüz ifa etmemiş olması veya ifanın aşırı güçlüğü hâlini saklı tutarak ifa etmiş olması gerekmektedir. Sözleşmenin uyarlanması için gereken tüm bu şartların bir arada bulunması zorunludur. Başka bir deyişle 6098 sayılı Kanun'un 138 inci maddesinde belirtilen bu şartlardan bir tanesi dahi bulunmazsa sözleşmenin uyarlanması söz konusu olmayacaktır.Somut olay itibariyle sözleşmenin uyarlanmasına ilişkin şartlardan; sözleşmenin değişen şartlarının taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum oluşturmasının üzerinde durulması gerekir. Sözleşmenin kurulmasından sonra değişen şartlar, sözleşmenin kuruluşu safhasında mevcut olmayan ve o zamanki gerçeklerle bağdaşmayan, ancak sözleşmenin ifası sırasında ortaya çıkmış olan ve sözleşme bakımından belirli bir önemi haiz bulunan olaylardır. Değişen şartların öncelikle sözleşmenin kurulmasından sonra ortaya çıkması gerekir. Sözleşmenin kurulmasından önce var olan ancak taraflarca bilinmeyen veya yanlış tasavvur edilen şartlar sözleşmenin uyarlanmasına değil irade sakatlıklarına yol açar. Ayrıca sonradan ortaya çıkan olağanüstü durum toplumun tamamını yahut belirli bir kısmını etkilemiş olmalıdır. Sadece birkaç borçluyu etkileyen olaylar sözleşmenin uyarlanması için yeterli değildir.Sözleşmenin kurulmasında sonra ortaya çıkan ve sözleşmenin uyarlanmasını gerektiren şartların taraflarca öngörülmeyen ve öngörülmesi de beklenmeyen olağanüstü bir durum olması gerekir. Bu kapsamda öngörülemezlik, sözleşmenin uyarlanmasında en temel ve kilit noktayı oluşturmaktadır. Öngörülemezlik, genel olarak kişinin iş hayatının olağan akışında göz önüne almakla yükümlü olmadığı durumları ifade eder. Taraflar sözleşme ilişkisini kurarken, sözleşmenin kuruluşundan sonra ortaya çıkan durumları öngörebiliyorlarsa bu durumda sözleşmenin uyarlanması söz konusu olmaz. Bu hâlde tarafların değişen şartlara ilişkin her türlü riski üstlenmiş olduğu kabul edilir ve sözleşme hükümleri değişen şartlarda da uygulama bulur. Değişen şartların öngörülemezliği tespit edilirken objektif bir değerlendirme yapılmalıdır. Başka bir deyişle objektif olarak öngörülmesi gereken bir durum tarafların basiretsizliği sebebiyle göz önüne alınmamışsa bu durumda öngörülemezlikten değil öngörülebilir bir durumdan bahsedilmelidir. Ayrıca öngörülemezliğin tespitini yapılırken yalnızca değişen şartların ortaya çıkma ihtimali göz önüne alınmamalı, değişen şartlar öngörülebilir olsa da bu durumun kapsamı, şekli ve sonuçları tahmin edilemez bir nitelik taşımalıdır. Başka bir deyişle taraflar sözleşmenin kurulmasından sonra değişen şartları öngörmüş olsalar da bu durumun sonuçları açısından bir öngörülemezlik söz konusuysa bu hâlde diğer şartların varlığı hâlinde öngörülemeyen hususlar için uyarlama talep edilebilmelidir. Bu durumda öngörülemezliğin hukuki sonuç doğurabilmesi için öngörülemeyen durumun, öngörülebilir durumdan esaslı surette sapmış olması gerekir.Sözleşmenin imzalanmasının üzerinden 1 ay geçmeden piyasa koşullarının bozulmasının ileri sürülmesi ifa güçlüğü açısından dikkate alınamayacak bir iddia mahiyetindedir. Öte yandan davacının mücbir sebep olduğunu ileri sürerken dayandığı sebepler tedarik zincirinde bozulma nedeniyle erzak temin edememe, çalışacak eleman bulamama gibi sözleşmenin ifa edilmesine engel oluşturan bir neden olmayıp, ülkede yaşanan ekonomik kriz ve kur farkı nedeniyle ihaleye verilen teklifin uygulanmasının imkansız hale gelmiş olduğu iddiasıdır. Bu durumda somut olayda mücbir sebebin varlığı ve buna bağlı olarak tam veya kısmi ifa imkansızlığı bulunduğundan söz edilemez. ..” Yargıtay 19. Hukuk Dairesi’nin █████/2018 T. ve ...E.,... K. sayılı ilamı; “ … dava konusu ürünlerin fiyatlarında aşırı bir artış olsa bile ifanın yerine getirilmesinin mümkün olduğu, cins borcu niteliğindeki ürünler tamamen yok olmadıkça nev'i telef olmaz kuralı gereği imkansızlıktan bahsedilemeyeceği, sözleşme ile satım konusu ürün miktarı ve fiyatının belirlendiği, satıcının taahhüt etmiş olduğu emtiayı teslim etmesi gerektiği, diğer taraftan TBK'nın 138.maddesi hükmü gereğince bir durum mevcut olduğu takdirde bu durumun sadece diğer tarafa karşı bir def'i olarak ileri sürülmesinin mümkün olmadığı, doğrudan sözleşmenin uyarlanmasının mahkemeden istenmesi gerektiği, ancak davacı tarafından uyarlama davası açılmadığı, uyarlama davası açılıp bu davada uyarlamaya karar verilmedikten sonra borçlunun borcunu ifadan kaçınamayacağı, böyle bir kaçınmanın borca aykırılık teşkil ettiği, bu durumda diğer tarafın sözleşme hükümleri gereği cezai şart talep etmesinin mümkün olduğu …” şeklinde karar verdiği , Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 21.11.2024 T. ve... E., ... K. sayılı ilamı: “Davacı tacir olup fiyatlarda yükselmeler olabileceğini öngörerek sözleşme imzalaması gerektiğinden bunun doğrudan ifaya engel olan mücbir sebep teşkil etmesi de düşünülemez. Fiyat artışları öngörülemez sınırlarda gerçekleşmiş ve edim dengesi aşırı ölçüde bozulmuş ise TBK 138. madde kapsamında aşırı ifa güçlüğü söz konusu olabilir ise de bunun için de mahkemeden uyarlama talebinde bulunulabilecek iken davacı bu yola gitmeksizin doğrudan sözleşmeyi feshettiğini bildirmiştir.”, Yargıtay 13. Hukuk Dairesi’nin 18.1.2010 T. ve... E., ... K. sayılı ilamı: “… Türk Ticaret Kanunu’nun 20. maddesinde, her tacirin ticarethanesine ait bir takım faaliyetlerde basiretli bir ... adamı gibi hareket etmesi gerektiği açıkça vurgulanmıştır. Basiretli bir ... adamı gibi davranmak zorunda olan davacı tacir, fiyatların yükselmesini aşırı güçlük kabul ederek ifadan kaçınamaz. O nedenle, inşaat sektöründeki fiyat artışının önceden tahmin edilebilir, öngörülebilir olduğunun tacir olan davacı yönünden kabulü gerekir. Hal böyle olunca, davalının sözleşme yaparken, bunları düşünerek hareket ettiği benimsenmelidir. …” Yargıtay 6. Hukuk Dairesi’nin 09.10.2024 T. ve ...E.,... K. sayılı ilamı: “… Asıl davada davacı tacir olup fiyatlarda yükselmeler olabileceğini öngörerek sözleşme imzalaması gerektiğinden bunun doğrudan ifaya engel olan mücbir sebep teşkil etmesi de düşünülemez. Fiyat artışları öngörülemez sınırlarda gerçekleşmiş ve edim dengesi aşırı ölçüde bozulmuş ise TBK 138. maddesi kapsamında aşırı ifa güçlüğü söz konusu olabilir ise de bunun için de mahkemeden uyarlama talebinde bulunulabilecek iken davacı bu yola gitmeksizin, doğrudan sözleşmenin hükümsüzlüğüne ve teminat mektubunun iadesine karar verilmesi talepli davayı açmış ve sözleşme konusu işin başlamasına 2 gün kala da davalıya işin taraflarınca yerine getirilmeyeceğini bildirmiştir. Bu durumda, davacı haklı bir neden olmaksızın sözleşme konusu edimlerini yerine getirmediğinden sabit olmayan davanın reddine karar verilmesi gerekirken, asıl davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmayıp bozmayı gerektirmiştir. …” şeklinde karar verdiği görülmüştür.Mahkememizce yaptırılan bilirkişi incelemesi mali yönden yapılan incelemede; davacı yanın 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinin, 6102 sayılı TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulmuş olduğunun tespit edildiği, davalı yana ait ticari defterlerin incelenmesi için ... 4.Asliye Hukuk Mahkemesine talimat gönderilmiş olduğu, 27.02.2024 tarihli bilirkişi raporunda; ... İli’nin 06.02.2023 tarihli Kahramanmaraş Merkezli depremden dolayı, davalı şirketin muhasebe işlemlerini yürüten muhasebe ofisinin olduğu bina yıkıldığından dolayı davalı şirket 2021,2022,2023 yıllarını kapsayan yasal defter ve belge, faturalardan dolayı zayi belgesi başvurusu yapılmış olduğu, bilirkişi talebi üzerine, davalı şirkete ait muhasebe programından inceleme yapılmış olduğu, 2021 ve 2022 yıllarına ait 600 no.lu Yurt içi satışlar ve 120 no.lu Alıcılar Hesaplarına bakılmış olduğu, hesaplarda yeterli düzeyde açıklayıcı bilgiye ulaşılamamış olduğu tespit edilmiş olduğu, inceleme sırasında sunulan faturalar üzerinde inceleme yapılabildiği, davalı şirketin davacı yana borçlu olduğuna dair kayıtlara rastlanılamadığı olarak değerlendirme yapılmış olduğunun görüldüğü, davacı yanın incelemeye sunulan 2021 ve 2022 yıllarına ait ticari defterlerinde, icra takip tarihi olan █████/2022 tarihi itibariyle, davacının davalıdan 83.487,46 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. İcra takip tarihinden sonra tarafların süreklilik arz etmek üzere dava konusu 30.11.2021 tarihli ...Numaralı “ÜRÜN TEMİN EDEMEME CEZA BEDELİ” açıklamalı 83.487,46 TL faturaya istinaden birbirilerine İADE Faturaları düzenlemiş oldukları, 2022 yılında son olarak 11.05.2022 tarihinde davalı tarafından davacı yana düzenlenmiş iade faturasının 01.12.2022 tarihinde kayıtlara alınması sonucunda cari hesap bakiyesinin sıfırlanmış olduğu tespit edilmiştir.Sektörel yönden yapılan incelemede ise; yanlar arasındaki kuru kayısı ve günkurusu kayısı alım satımına ilişkin ticari satış sözleşmesinin, yaş kayısı sezonunun başı olarak kabul edilebilecek 21 Haziran 2021 tarihinde akdedildiği, sezon öncesinde / başında kayısı rekoltesinin düşük olacağının ve bir önceki sezondan kalan kayısının yetersiz kalacağının, yine sezon başında “üreticinin zorunluluktan dolayı ürününü 27 -30 TL bandından satmaya başladığı” dolayısıyla ürünün kısa sürede zamlanacağının, sahada olan üretici ve alıcıların hasatın ilk on gününde görebilecekleri bir gerçek olduğunun, yerel basında yorumlandığı, dolayısıyla bu işle iştigal eden satıcı için, kuru kayısı fiyatlarının yükseleceğinin öngörülebilir bir durumda olduğu, öngörülemezlik niteliği taşımadığı, kaldı ki sezon başında Haziran ayında akdedilmiş sözleşmenin üzerinden 2 ay geçtikten sonra Eylül ayında ilk siparişin gelmesinden sonra ürün fiyatlarında öngörülemez bir artış yaşandığından bahisle satış fiyatında uyarlama talep edilmesinin de olumlu değerlendirilemeyeceği, Mayıs/2021 ayında ÜFE oranının bir önceki yıla göre artış oranının %38,33 olarak gerçekleştiği, Haziran/2021 ayında ise bu oranın %42,89, Kasım/2021 ayında 54,62, Aralık/2021 ayında ise en yüksek orana çıkarak %79,89 olarak gerçekleştiği, döviz kurları bakımından da, 2021 yılında enflasyondaki yükselişin açık olduğu, faiz indirimleri süreci ile kur ve enflasyon arasındaki piyasa tedirginlikleri ve sair ekonomik gelişmeler neticesinde Eylül/2001 başında 8,30 TL seviyelerinde bulunan USD kurunun Kasım/2021 ayına kadar 9,50 TL’na yükseldiği, ardından da Aralık/2021 sonunda 13 TL’na ulaştığı, Yüksek Yargıtayın yerleşik kararlarında, enflasyon oranlarındaki yükseliş ile döviz kurlarındaki ani artışların, develüasyonun ülkenin gerçekleri olarak kabul edilerek, tacirlerin yüksek enflasyon ve döviz kurlarında artışlar yaşanabileceği konusunda öngörülü olmaları gerektiğinin kabul edildiği, davalının da beyan ettiği üzere, ürünün bölgede depolandığı ve fiyat artışları karşısında piyasaya sürülmediği, bu hususun yukarıda sunulan yerel basındaki köşe yazısında da belirtildiği, buna karşın bu işle iştigal eden davalının sezon başında 200.000 ton gibi yüksek miktarlı satış sözleşmesi yapmasın karşın, satış konusu ürünü depolama / üretici ile ön/erken sözleşme akdedilmesi vb önlemleri aldığına dair herhangi bir bilgi ve belgenin dosyaya sunulmadığı, her ne kadar ... bölgesinde ürün fiyatlarında ani yükselişler olduğu görülse de ... bölgesinde 01.06.2021-30.11.2021 tarihleri arasında kuru kayısı için en düşük ortalama fiyatın 22,25 TL, en yüksek ortalama fiyatın 46,06 TL olarak gerçekleştiği, bu durumun değerlendirilmesi ve ürünün ... bölgesinden temini konusunda da davacı alıcıya herhangi bir teklif götürmediği, bu hususta bir içeriğin mevcut olmadığı, piyasadaki fiyat dalgalanmaları neticesinde yaşanan aşırı fiyat artışlarının davalı satıcı tarafından katlanılamayacak ölçüde olduğu, davalı satıcının mahvına sebep olabilecek düzeye ulaştığı kabul edildiğinde dahi davacı alıcının 22.09.2021 tarihli ... sayılı ilk siparişi üzerine davalı satıcının ... 5.Noterliği’nden keşide ettiği ... tarih ve ... Y.Nolu ihtarnamesi ile satış fiyatında uyarlama istediği, gerçekleşmemesi halinde sözleşmenin sonlandırılacağı ve kanuni yollara başvurulacağını ihtar etmesine ve yanlar arasındaki her türlü yazışmada satış fiyatında uyarlama istenmesine, yine davalı satıcı her ihtarnamesinde sözleşmenin feshi ile kanuni yollara başvurulacağını ihtar etmesine karşın satış fiyatının uyarlanması ya da sözleşmenin feshi talepli yasal yollara başvurmadığı, sözleşmenin kurulmasından sonra değişen şartlar davalı satıcı tarafından öngörülmüş olsa da bu durumun sonuçları açısından bir öngörülemezliğin söz konusu edilemeyeceği, öngörülemezliğin hukuki sonuç doğurabilmesi için öngörülemeyen durumun, öngörülebilir durumdan esaslı surette sapmış olması gerekeceği şartının gerçekleşmediği, hususları bir arada nazara alındığında davalı satıcı yönünden ifa imkansızlığı ya da aşırı ifa güçlüğü şartlarının oluşmadığı, davalı satıcının sözleşme ile üstlendiği kuru kayısı / gün kurusu kayısı ürününü sözleşme ile belirlenmiş şartlar altında teslim etme yükümlülüğünün sürdüğü, bu nedenle davalı satıcın sözleşmenin feshi beyanının da haklı fesih olarak değerlendirilemeyeceği, davacı tarafından davalı yana düzenlenmiş Ürün Temin Edememe Ceza Bedeli faturasının tarihi olan 30.11.2021 tarihine kadar sunulu faturalara göre, 38,-TL Birim Fiyattan 48.760,-KG Alım görünmekte olduğu, 48.760 KG Kayısıyı davacı yan davalı yandan alsaydı 34 TL Birim fiyattan alabileceği, arada 4 TL fiyat farkı olduğu, 48.760,-KG Kayısı için oluşan fiyat farkının (48.760, KG*4 TL) 195.040 TL olduğu, KDV Dahil tutarının da (195.040,-TL*1,01) 196.990,40 TL olacağı hesaplanmış olduğu ancak taleple bağlı kalınarak davacı alıcının müspet zararı olarak 83.487,46 TL’nı davalı satıcıdan talep, takip ve dava edebileceği sonucuna varılmıştır. Somut olayda, davalı/satıcı tarafından davacı/alıcının vadesi gelmemiş sözleşme konusu ürünlerin tamamının teslimi talep edilip, edimin ifasının zora sokulduğu ileri sürülerek, ani yükselen fiyatlar nedeniyle üstlenilen edimlerinin ifasının yerine getirilemediği, davacı/alıcı ile oluşan piyasa fiyatları üzerinden mevcut sözleşmenin revize edilmek istendiği, ancak davacı/alıcının bu istemi olumlu karşılamadığı, davalı/satıcının 21.06.2021 tarihli Alım Satım Sözleşmesi ile belirlenmiş fiyatlar üzerinden davacı/alıcıya karşı satış ve teslim yükümlülüğünü gerçekleştiremediği, ani yükselen fiyatla sözleşmenin uyarlanması / feshi gibi herhangi bir yasal yola da başvurulmadığı, dava konusu alacağın dayanağı olarak sunulmuş 30.11.2021 tarihli “Ürün Temin Edememe Ceza Bedeli” açıklamalı 83.487,46 TL faturanın, dolayısıyla davacı alacağının yanlar arasındaki sözleşmenin 4.2.maddesine dayalı olup, söz konusu sözleşme hükmünün ve davacı talebinin TBK çerçevesinde “ceza koşulu” niteliğinde değil, borcun sözleşme ile belirlenmiş şartlar çerçevesinde yerine getirilmemesi haline ilişkin doğan zararın giderilmesi talebi olarak belirlendiğinin değerlendirilebileceği, bu itibarla, davalı satıcının ürün teslimini haklı bir sebep olmaksızın yerine getirmemesi nedeniyle ifa etmediği borcundan dolayı TBK.nun 112.maddesi çerçevesinde alıcı davacının müspet zararını karşılamasının söz konusu olacağı, kaldı ki davalının çektiği ihtarnamelerle sözleşmeyi ifa etmeyeceğini ortaya koyduğu, davacının da başka firmalarla alım yoluna giderek sözleşmeden dönme konusunda taraf iradelerinin örtüştüğü dolaysısı ile davacının aynen ifa talebinden vazgeçerek zarar talebini seçim hakkı olarak kullandığı kanaatine varılarak, kurumsal yönetim yönünden, Kurumsal yönetim ilkeleri ve basiretli tacir sıfatı çerçevesinde; davalının fiyat artışlarını gerekçe göstererek yaptığı feshin haksız olduğu, davalının risk yönetimi süreçlerini (stoklama, ön alım vb.) basiretli bir tacir gibi yürütmediği, davacının sözleşme hükümleri uyarınca oluşan fiyat farkını (müspet zarar) talep etme hakkının bulunduğu yapılan mali inceleme ve değerlendirme neticesinde yapılan hesaplamalara göre fiyat farkının 195.040 TL olduğu, KDV Dahil tutarının da 196.990,40 TL olacağı sonucuna varıldığı ancak taleple bağlı kalınarak davacı alıcının müspet zararı olarak 83.487,46 TL’nı davalı satıcıdan talep, takip ve dava edebileceği sonucuna varılmış olup, neticeten Mahkememizce de davanın davanın kabulü ile, ... 20. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali ile, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, alacak likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine karar vermek gerekmiş yine davalının çektiği ihtarnamelerle sözleşmeyi ifa etmeyeceğini ortaya koyduğu, davacının da başka firmalarla alım yoluna giderek sözleşmeden dönme konusunda iradelerinin örtüştüğü dolayısı ile davacının ay nen ifa talebinden vazgeçerek zaman talebini seçim hakkı olarak kullandığı sonucuna varılmış olup aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;1-Davanın KABULÜ ile, ... 20. İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı takip dosyasında davalı borçlu tarafından yapılan itirazın İPTALİ ile, takibin takip talebindeki kayıt ve şartlarla aynen devamına, 2-Alacak likit ve belirlenebilir olmadığından icra inkar tazminatı isteminin reddine,3-Harçlar Kanunu gereğince ve karar tarihi itibariyle alınması gereken 5.702,40 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 1.008,21 TL harcın mahsubu ile bakiye 4.694,19 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına,4-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T'ne göre hesaplanan 45.000,00-TL nisbi vekalet ücretinin davalıdan alınarak kendisini vekil ile temsil eden davacıya verilmesine,5-Davacı tarafından yapılan 1.008,21 TL peşin/nisbi harcı, 19.500,00 TL bilirkişi ödemeleri, 1.515,00 TL tebligat+posta+diğer masraflar, olmak üzere toplam 22.023,21 TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına,7-6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-(11)-(13) maddesi ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine adına gelir kaydına,8-Dosyada kullanılmayan bakiye gider avansının HMK.’nın 333. ve HMK. yönetmeliğinin 47/1. maddeleri uyarınca karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa ödenmesine,Dair, davacı vekili ile davalı vekilinin yüzüne karşı, gerekçeli kararın tebliği tarihinden itibaren iki hafta içinde, HMK 342.maddesine uygun olarak düzenlenmiş dilekçenin, HMK 343.maddesi gereğince Mahkememize ve Mahkememize gönderilmek üzere başka yer Asliye Ticaret Mahkemesine verilmesi ve HMK 344.maddesinde belirtilen harç ve giderlerin yatırılması sureti ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere verilen karar tefhim edildi, usulen anlatıldı. █████/2026Katip ... ¸e-imzalıdır Hakim ... ¸e-imzalıdır