İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin reklam hizmeti karşılığı avans verilen çekin bedelsiz kaldığı menfi tespit davasında kambiyo senedinin niteliği ve ispat yüküne dair istinaf kararı.
Özet: Reklam ve tanıtım hizmetleri karşılığında verilen 40.000 TL bedelli çekin, taraflar arasında işin esaslı unsurları üzerinde mutabakat sağlanamadığı gerekçesiyle bedelsiz kaldığının tespiti ve iptali talebiyle açılan menfi tespit davasında, davacı çekin karşılıksız kaldığını iddia ederken, davalı ise kararlaştırılan tüm tanıtım hizmetlerini eksiksiz yerine getirdiğini ve çekin geçerli olduğunu savunmuş; ilk derece mahkemesi ise uyuşmazlığı, kambiyo senedinin dayandığı temel borç ilişkisi ve menfi tespit davalarındaki ispat yükü ilkeleri ışığında değerlendirmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİESAS NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİESAS NO: ████████KARAR NO: ████████DAVA TARİHİ : █████/2021KARAR TARİHİ: █████/2021DAVA: Menfi TespitKARAR TARİHİ: █████/20266100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının bir takım reklam ve tanıtım faaliyetlerinin yürütülmesine ilişkin görüşmeler gerçekleştirdiğini şartların ve yapılacak işlerin sonradan belirlenmesi üzerine ön mutabakat yaptıklarını, mutabık kalınan anlaşmanın içeriğine ilişkin karşı taraftan onay gelmesi, davalı ile daha evvel iltisaklı olması ve kendisi ile benzer mahiyette işler yapılmış olması nedeniyle aralarında oluşan bu güven çerçevesinde müvekkili tarafından muhatabı ... A.Ş., keşidecisi ... A.Ş. olan 40.000,00 TL bedelli, 28.02.2021 düzenleme tarihli ve ... nolu çek verildiğini, ancak anlaşma şartları ve edimlerine ifası ile ilgili hususlarda herhangi bir mutabakat sağlanmadığını, anlaşmanın esaslı unsurları ile sınırlı bu mutabakat sonrasında ise taraflar işin özüne ilişkin herhangi bir somut mutabakata varamadığını ve ayrıntılara ilişkin görüşme sağlayamadığını, müvekkilin reklam hizmetine ilişkin talep ve amacına müteveccih yapılacakken, davalı tarafından projelenen videolarda ilgisiz ve alakasız pek çok husustan bahsedildiğini belirterek dava konusu çekin bedelsiz kaldığının tespiti ile çekin iptal edilmesini talep etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında yapılan yazışmalarda haberlerin nerede nasıl ve hangi anlatımlarla çıkacağının açıkça kararlaştırıldığını, daha önceden de aralarında iş yapılmış olması sebebi ile güvene dayalı olarak teminat amacıyla 40.000,00 TL bedelli, 28.02.2021 düzenleme tarihli çekin verildiği iddiası ise hem mantık kurallarına hemde hukuk kurallarına aykırılık teşkil ettiğini, çekin yapılan çekimler, yayınlanan tanıtımlar amacıyla verildiğini, taraflar 10 ayrı yayın ve tanıtımın yapılması konusunda anlaştıklarını, müvekkili tarafından da aralarında yapılan anlaşma uyarınca 10 tanıtım yapılarak ve yayımlandığını, kısacası iş bu sözleşme ile müvekkil üzerine düşen tüm sorumluluğu yerine getirdiğini, herhangi bir edim eksikliği kalmadığını savunarak davanın reddini ve kötüniyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, "Dava, davaya konu çekin avans olarak verildiği ve karşılığında yapılması gereken işlerin gerçekleştirilmeyerek bedelsiz kaldığı iddiası ile iptali ve borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.Dava konusu uyuşmazlık ticari nitelikte ki reklam tanıtım hizmeti nedeniyle avans olarak verilen çeklerin bedelsizliği istemine ilişkindir.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle, alacağın dayanağını teşkil eden kambiyo senedinin hukuksal niteliğini irdelemekte yarar vardır. Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak, uygun bir asıl borç ilişkisine dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir ‘gayeye’ ulaşmak istemektedir. İşte bu gaye, bir kambiyo senedinde mündemiç hakkın doğumu ve devri açısından hukuki sebebi teşkil eder. Kambiyo senedi düzenlenmesi dolayısıyla ortaya çıkan bu ilişki "kambiyo ilişkisi" olarak anılmaktadır. Kambiyo senedi vermek suretiyle borç altına giren borçlu "kambiyo taahhüdü"nde bulunmuş olur. Kambiyo ilişkisinin altında esas itibariyle bir asıl/temel borç ilişkisi vardır. Kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise, bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır. Bu genel açıklamadan sonra, hemen belirtmelidir ki, Bu aşamada, menfi tespit konulu eldeki davada, ispat yükünün özellikleri üzerinde de durulmalıdır. 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun (İİK) 72.maddesi gereğince, borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında, borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 s.TMK m.6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf, o vakıayı ispat etmelidir. Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.Borçlu, borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin kambiyo senedinde görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, bedelsizlik iddiasına dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir. Aynı ilkeler, HGK’nun 17.12.2003 gün ve ███████-781 E., ████████ K. sayılı ilamında da benimsenmiştir.Özetle; kural olarak çek, bir ödeme vasıtası olup, aksi kararlaştırılmadıkça mevcut bir borcun tediyesi amacı ile verildiği yönünde bir karine mevcuttur. Bu karinenin aksini iddia eden davacı, çeklerin avans olarak verildiğini yazılı delille ispatlamakla yükümlüdür.( Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin █████/2017 Tarih, ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı emsal ilamı; █████/2017 Tarih, ██████████ Esas ve █████████ Karar sayılı emsal ilamı; Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 22. Hukuk Dairesinin █████/2018 Tarih █████████ Esas █████████ Karar sayılı emsal ilamı)Bu açıklamalar ışığında tarafların sunmuş oldukları tüm deliller dosya içerisine alınmıştır.İhtiyati Tedbir; Davacı vekilinin ihtiyati tedbir talebinin █████/2021 tarihli tensip zaptı ile reddedildiği bu hususta gerekçeli ara karar oluşturulduğu, davacı vekilinin █████/2021 tarihli dilekçesi ile ihtiyati tedbirin reddine ilişkin istinaf başvurusunda bulunduğu, İstanbul BAM 45.Hukuk Dairesi ████████ Esas ████████ karar sayılı, █████/2021 tarihli ilamı istinaf başvurusunun HMK 353/1.b.a gereği reddine karar verildiği görülmüştür. ...'nın 10.03.2021 tarih ... sayılı yazı cevabının incelenmesinde; 28.02.2021 keşide tarihli 40.000,00-TL bedelli ... numaralı çekin ... ... hesap numaralı ... Şube müşterisi ... A.Ş.'ye ait olduğu, söz konusu çekin 01.03.2021 tarihinde ... A.Ş.tarafından takasa ibraz edilmiş ve ödenmiş olduğunu bildirilmiştir. ...'ın █████/2021 tarih ve ...sayılı yazı cevabının incelenmesinde; Söz konusu çekin 02.03.2021 tarihinde ibraz edildiğini, ibraz edenin 14092536 hesap numaralı ... olduğunun bildirildiği görülmüştür. Fatura; ... ... tarafından ... A.Ş.'ye ...çalışması hizmeti için █████/2021 tarihli 70.000,00-TL bedelli e-fatura düzenlendiği görülmüştür. ....Noterliği'nin █████/2021 tarih ...yevmiye sayılı ihtarnamesinde; ... tarafından ...'e ön mutabakat gereği teminat olarak aktarılan 30.000,00-TL para ve 40.000,00-TL bedelli çekin onay alınmadan tanıtım filmleri yapılması nedeniyle 3 gün içinde iade edilmesinin ihtar edildiği görülmüştür. Kartal 23.Noterliği'nin 11.02.2021 tarih ve 3670 yevmiye sayılı ihtarnamesinde; ... tarafından ...'na yapılan iş karşılığı rıza ile çek ve paranın verildiği, gerekli PR hizmetinin verildiğini, bu nedenle geri ödenecek bedel bulunmadığının ihtar edildiği görülmüştür. Yasal dayanakları ortaya konularak yapılan bu açıklamalardan sonra somut olaya gelindiğinde, davacı kambiyo senedinden dolayı borçlu olmadığının tespitini istediğine göre, konunun hem kambiyo hem de ispat hukuku açısından ele alınıp, değerlendirilmesi gerekir. 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 201.maddesi gereğince; yazılı bir belgeye (senede) bağlanmış olan her çeşit iddiaya karşı defi olarak ileri sürülen hususların tanıkla ispatlanması mümkün değildir.Somut olayda, davacının ileri sürdüğü iddiaların varlığını yazılı delille ispat yükü altında olduğunun kabulü gereklidir. Davacı davaya konu çekin avans olarak verildiğini, davalı tarafından üzerine düşen edimin yerine getirilmediği olgusuna dayanmış ve borcu bulunmadığını ileri sürerek iş bu davayı açmıştır. Davalı ise iddianın yersiz olduğunu savunmuştur.6100 sayılı HMK’nun 201.maddesi uyarınca senede karşı ileri sürülen her türlü iddianın senetle ispatı gerekmektedir. Somut olayda davacı, çekin avans olduğunu iddia ettiğine göre ispat külfeti davacı da olup bu yöndeki iddialarını yazılı delille kanıtlamak zorundadır. Davacı tarafından imzalanan çeklerin bedelsizlik iddiasının yazılı delille ispat edilmesi zorunlu olduğundan, dava konusu çeklere dair davacının yazılı delil sunmadığı gibi, mahkememizce ilk celse 2 nolu ara karar ile kesin ve ihtaratlı süre verilmiş, davacı tarafından yazılı delil sunmamıştır. Bu halde davacının davasını ispatlayamadığı kanaatiyle davanın reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. " gerekçesiyle Davanın REDDİNE karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİDavacı vekili istinaf dilekçesinde; delil başlangıcına yönelik beyanlarının dikkate alınmadığını, whatsupp yazışmalarında müvekkili ile davalı arasında geçen konuşmalara göre lehlerine delil teşkil eden hususların dikkate alınması gerektiğini, yazışmalarda yalnızca haber kanalları isimlerinden bahsedilmiş olmasının davalı tarafın edimini ifa ettiği, tarafların anlaşmış olduğunu, yayımların ne zaman nerede yapılacağı hususunda mutabakat sağlandığına yönelik ihtilafları aydınlatamadığını, yazışmaların delil olarak dosyaya sunulmadığını yalnızca cevap dilekçesi içerisine yazıldığını, dolayısıyla bu konuda bir delilin dosyada mevcut olmadığını, davalı tarafından sunulan fatura incelendiğinde ... tarafından ... A.Ş.'ne 70.000,00 TL bedelli bir fatura tanzim edildiğini faturanın dosyayla ilgisi bulunmadığını, bilahare bir diğer müvekkilleri ... A.Ş.'den edindikleri bilgilere göre ise kesilen faturanın davalı tarafa iade edildiğini, delil başlangıcı gereği tanıklarının dinlenilmesinin talep edildiğini ve bu taleplerinin haksız ve hukuka aykırı olarak reddedildiğini, davalının delil olarak dosyaya sunduğu yazılı delil başlangıcı olarak nitelendirilebilecek en önemli hususun fatura olduğunu, müvekkili davacı ...'nun ... A.Ş.'nin yetkilisi olduğunu davalı tarafın bu hususu kullanarak kuvvetle muhtemel ... A.Ş. ile yapmış olduğu ticari işlemleri esas göstererek çeki haklı olarak tahsil ettiğini iddia ettiğini, davalı taraf davacı yerine ... A.Ş. adına iş yapmış olduğunu iddia etmiş ve çeki bu nedenle tahsil ettiğini ikrar ettiğini, mahkeme huzurunda ikrarın kesin delil olarak nitelendirilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasını ve davanın kabulünü talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇEDava, hizmet alım sözleşmesi kapsamında verilen kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkindir.Davacı taraf davalı ile reklam ve tanıtım hizmeti alımına anlaşma yapılmadan verilen çek nedeniyle borçlu olmadığını iddia etmiş, davalı ise reklam ve tanıtım hizmetinin yerine getirildiğini savunmuş olup İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde ispatlanamayan davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.Dava konusu ... Şubesinden verilen ... numaralı 40.000,00 TL bedelli 28.02.2021 tarihli çekin keşidecisinin ... A.Ş., lehdarının ise davacı olan ... sonraki cirantası ve yetkili hamilinin ise davalı ... olduğu, davacı ...'nun dava dışı keşideci ... A.Ş.'nin yetkilisi olduğu sabittir.Taraf vekillerinin dilekçelerinde bahsedilen reklam ve tanıtım hizmetinin tam olarak neyden kaynaklandığına ilişkin herhangi bir yazılı anlaşma bulunmadığı, davalı vekilinin cevap dilekçesi ve ekindeki belgeler de bu hizmetin davacının yetkilisi olduğu şirketin ürünlerine yönelik olduğunu savunduğu, davacı vekilinin ise bu konuda herhangi bir beyanda bulunmadığı tespit edilmiştir. Davacı tarafın hangi reklam hizmetinden kaynaklı olarak açıklama dahi yapmadığı çek için avans olarak verildiğini iddia ettiği herhangi bir belge ve delilde sunmadığı, davalı tarafın sunduğu yazışmalar sebebiyle davacı tarafın delil başlangıcı bulunduğunu iddia ederek tanık dinletmek istediği anlaşılmıştır. Dosya kapsamı itibariyle davacının yetkilisi olduğu şirketten kendisine keşide edilen çeki davalıya ciroladığı dikkate alındığında hizmetin dava dışı keşideci şirket ürünlerinin reklam ve tanıtım faaliyetlerinden kaynaklandığı kanaatine varılmıştır. Davalı tarafçada reklam ve tanıtım faaliyetlerinin ifa edildiğine yönelik belge ve deliller sunulmuştur. İş bu davanın davacısının dava dışı ... A.Ş. olmaması da dikkate alındığında kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığını iddia eden lehdar davacının avans olarak çekin verildiği iddiasının dava miktarı itibariyle senetle ispat zorunluluğunun bulunduğu, ispata elverişli herhangi bir belge de sunmadığı, davalının sunduğu yazışmaların da davacı yönünden delil başlangıcı olabilecek durumda bulunmadığı, zaten davacı vekilinin de hangi ifadenin delil başlangıcı olabileceğini dahi açıklamadığı ayrıca istinaf dilekçesince ileri sürülen ikrar iddiası yönünden de dosyada herhangi bir delil bulunmadığı kanaatine varılmıştır.Mahkemece, yargılamanın HMK'da düzenlenen usul kurallarına uygun olarak yapılmış olmasına, kamu düzenine aykırılık hallerinin bulunmamasına, dosya kapsamındaki bilgi, belge ve toplanan deliller değerlendirilip yasal düzenlemelere uygun isabetli, yeterli gerekçeyle karar verilmiş olmasına, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkeme kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan sebeplerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanun'un 353 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Kanunun 353/1.b.1 alt bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Davacı tarafından yatırılan 162,10 TL istinaf başvurma harcının Hazine'ye gelir kaydına,3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcının davacı tarafından yatırılan 59,30 TL'den mahsubu ile bakiye 672,70 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,4-İstinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına, 5-Yatırılan gider avansından kalan kısmın davacıya ilk derece mahkemesince iadesine,6-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,7-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a bendi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026