Ankara Bölge Adliye Mahkemesinin, trafik kazası sonucu vefat eden yaya yakınlarının destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talepli davasının reddine ilişkin ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi.
Özet: Bu hukuki metin, davalı sürücünün aracıyla bir yayanın ölümüne neden olduğu trafik kazası sonucu destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebiyle açılan davanın ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine, davacılar tarafından yapılan istinaf başvurusunu konu almaktadır; davacılar, vefat eden yakınının kusurlu bulunmasına rağmen tazminat hakları olduğunu savunurken, davalılar kusurlarının olmadığını, ceza yargılamasında takipsizlik kararı verildiğini ve taleplerin yersiz olduğunu iddia etmişlerdir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ26. HUKUK DAİRESİESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R BAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA BATI 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 18.12.2024NUMARASI : ████████ Esas █████████ KararDAVACILAR : 1-... - ... 2-... - ... 3-... - ... 4-... - ... VEKİLİ : Av. ... - UETSDAVALILAR : 1 -... - ...VEKİLİ : Av. ... - Av. ... - UETS : 2 -... - VEKİLİ : Av. ..., Av. ... - UETSDAVANIN KONUSU : Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)KARAR TARİHİ : 04.06.2026GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 15.06.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacılar vekili, 11.10.2018 tarihinde davalı ...’in maliki ve sürücüsü olduğu, davalı ... şirketine zorunlu mali sorumluluk sigortası ile sigortalı ...plakalı aracın davacılardan ... ve ...’in kızları diğer davacıların kardeşi olan yaya konumundaki ...’e çarparak ölümüne neden olduğunu, kaza tespit tutanağına göre müteveffanın kusurlu bulunduğu gerekçesiyle Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ sayılı soruşturması ile takipsizlik kararı verildiğini, ancak deliller toplanmadan takipsizlik kararı verildiğini, müteveffa kusurlu olsa dahi davacıların üçüncü kişi konumunda olduğunu, davacılar ... ve ...’in destekten yoksun kaldığını, davalı ... şirketine destekten yoksun kalma tazminatı için yapılan başvurunun reddedildiğini, arabuluculuk aşamasında sonuç alınamadığını, müteveffanın vefatının davacı ...’in gözü önünde gerçekleştiğini, olay nedeniyle davacıların üzüntü içine düştüklerini ve manevi olarak zarar gördüklerini, davanın 6100 sayılı HMK’nın 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası olarak açıldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla davacı ... için 3.000,00 TL; davacı ... için 3.000,00 TL olmak üzere toplam 6.000,00 TL destekten yoksun kalma tazminatının olay tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 50.000,00 TL, davacı ... için 25.000,00 TL ve davacı ... için 25.000,00 TL manevi tazminatın davalı sürücü yönünden olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalı ... vekili, davacı tarafça eksik evrak ile başvuru yapıldığından davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davalı ... şirketinin sorumluluğunun poliçe teminat limiti ve sigortalı araç sürücülerinin kusuru ile sınırlı olduğunu, uyuşmazlık konusu kazanın oluşumunda sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, aksi halde Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesi tarafından kusur tespitinin yapılması gerektiğini, trafik kazasının haksız fiil niteliğinde olup avans faizi isteminin reddi gerektiğini, soruşturma ve kovuşturma dosyasının celp edilerek uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespiti gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili, olay tarihinde davalının idaresindeki araç ile alt geçide girdikten sonra orta şeritte seyir halinde olan başka bir aracın önünden 2 adet yayanın önüne çıktığını, trafik yoğun olduğundan ve sağ şerit dolu olduğundan sağa kaçma imkanı kalmayan davalının sola kaçabildiği kadar kaçtığını ve frene bastığını, bütün imkanları kullanmasının yetmediğini sağ farının olduğu yerden yayaya çarptığını, kaza esnasında trafikte seyir halinde olan diğer 2 aracın sürücüsünün polisi bekleyip olayla ilgili olarak ifade verdiklerini, olaydan sonra Cumhuriyet Savcısı ve olay yeri inceleme ekiplerinin incelemede bulunulduğunu, Adli Tıp Kurumu raporu ve dosya kapsamına göre kusuru bulunmadığı gerekçesiyle kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini ve karara itirazın reddine karar verildiğini, davalının kusuru bulunmadığını, davada asliye ticaret mahkemesinin görevli olmadığını, asliye hukuk mahkemesinin görevli olduğunu, manevi tazminat istemlerinin yalnız davalıya yöneltildiğini ve manevi tazminata ilişkin görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, avans faizi talep edilmesinin hatalı olduğunu, davalının kusursuz olup hakkındaki tazminat taleplerinin reddi gerektiğini, olayın tünel alt geçidinde yaşandığını, destekten yoksun kalma tazminatı için müteveffanın destek olması gerektiğini, kovuşturmaya yer olmadığına kararındaki maddi olguların hukuk hakimini bağlayacağını belirterek davanın reddini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece,20.10.2021 tarihli ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı karar ile davanın reddine ilişkin olarak verilen karara karşı davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Dairenin 08.03.2024 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile hükmün kaldırılmasına karar verilmiş, kaldırma kararından sonra yapılan yargılamada, davanın trafik kazasından kaynaklanan vefat nedeniyle destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat istemlerine ilişkin olduğu, üç kişilik bilirkişi heyeti tarafından düzenlenen 01.09.2021 tarihli rapor ve Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 11.10.2024 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde müteveffa ...'in %100 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücünün kusursuz olduğunun belirtildiği, davalıların sorumluluğu bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacılar vekili istinaf dilekçesinde, yargılama sırasında adli yardım taleplerinin kabulüne karar verildiğini ve adli yardım kararının devamını talep ettiklerini, trafik kazasında kızlarını kaybeden davacılar hakkında destekten yoksun kalma ve manevi tazminat istemli davanın reddine ilişkin kararın hatalı olup ortadan kaldırılması gerektiğini, davalıların sürücüsü, maliki ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın ...’e çarpması sonucunda vefat ettiğini, mahkemece hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporuna itirazlarının değerlendirilmediğini, aracın yüksek hızı görmezden gelinerek rapor oluşturulduğunu ve dosyadaki 20.04.2021 tarihli rapor ile çelişki oluşturduğunu, anılan raporda davalı sürücünün %15 oranında müteveffanın %85 oranında kusurlu olduğunun belirtildiğini, davalının yüksek hızla seyri nedeni ile müteveffayı köprü altına kadar fırlattığını, genişletilmiş uzmanlar heyetinden rapor alınmasını talep ettiklerini, tanık anlatımlarına göre davalının eşi hamile olup doğuma yetişme çabası içinde olduğunu, müteveffanın kusurlu olduğu varsayımında dahi davacıların zarar gören üçüncü kişi konumunda olduğunu, davacıların yaşanan acı olay nedeniyle psikolojilerinin bozulduğunu, manevi zarara uğradıklarını ve manevi tazminat talebinin de kabulü gerektiğini, davanın reddine ilişkin kararın hatalı olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuşlardır. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak dosya içindeki bilgi ve belgeler, Mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonucunda; Davacılar vekili, 11.10.2018 tarihinde davalıların sürücüsü, işleteni ve zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın yaya konumundaki ...'e çarparak ölümüne neden olduğunu, müteveffanın annesi, babası ve kardeşleri olan davacıların destekten yoksun kaldıklarını, ayrıca manevi olarak zarar gördüklerini belirterek destekten yoksun kalma tazminatı ve manevi tazminat taleplerinde bulunmuş, mahkemece Dairenin 08.03.2024 tarihli ve ███████ Esas, ████████ Karar sayılı kaldırma kararı uyarınca yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesine göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. ile 6098 sayılı TBK'nın 49. maddesine göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi ve manevi zarardan davalı işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları belirtilmiş, 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile oluşan maddi zararından sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, kaza tespit tutanağına göre 11.10.2018 tarihinde davalı ... idaresindeki araç ile seyir halinde iken Devlet Mahallesi tünel girişine geldiğinde seyrine devam eden ve 122 m sol şeritte ilerlerken, yaya olarak ... istikametinden... istikametine bölünmüş yol olan Ayaş yolundan karşıdan karşıya geçmekte olan ...'e sol şeritte (orta refüj yanı) aracının sağ ön ve yan kısımları ile çarpması sonucunda meydana gelen kazada yaya ...'in vefat ettiği, olaya ilişkin olarak Ankara Batı Cumhuriyet Başsavcılığının ██████████ sayılı soruşturma dosyasında Adli Tıp Kurumu Ankara Trafik İhtisas Dairesi tarafından düzenlenen 06.12.2018 tarihli raporda davalı sürücünün kural ihlali görülmediğinden atfı kabil kusur bulunmadığı, müteveffa yaya...'in asli kusurlu olduğunun belirtildiği ve soruşturma sonunda 15.03.2019 tarihli ve █████████ Karar sayılı kovuşturmaya yer olmadığına karar verildiği, anılan karara yapılan itirazın reddedildiği, yargılama sırasında üç kişilik bilirkişi heyetinden alınan 01.09.2021 tarihli rapor ile Daire kaldırma kararı uyarınca Adli Tıp Kurumu Trafik İhtisas Dairesinden alınan 11.10.2024 tarihli raporda kazanın meydana gelmesinde müteveffa yayanın %100 oranında kusurlu olduğu, davalı sürücünün kusursuz olduğunun belirtildiği, raporların kaza tespit tutanağı, toplanan deliller ve kazanın meydana geliş şekline uygun olarak düzenlendiği, birbiriyle uyumlu olup hükme esas alınmasında isabetsizlik bulunmadığı, kazanın meydana gelmesinde davalı sürücünün kusuru bulunmadığı ve davalıların sorumlu olmadığı gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmıştır. 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca ileri sürülen istinaf nedenleri ile sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda davacıların açıklanan nedenlerle yerinde görülmeyen istinaf başvurusunun aynı Kanun'un 353/1-b-1. maddesi uyarınca esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Davacının adli yardımdan yararlanmış olması nedeniyle istinaf başvurusunda alınmayan 2.002,00 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile 732,00 TL maktu karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine, 3-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 4-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine, 5-Kararın usulüne uygun olarak taraflara tebliğine, Dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda HMK'nın 361.maddesi gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki (2) haftalık süre içerisinde Yargıtay'da TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere 04.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. ...Başkan ... ...Üye ... ... ...Üye ... ...Katip ... * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.