İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin ticari satımdan kaynaklanan fatura alacağına ilişkin itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesinin asıl alacak ve icra inkâr tazminatını kabul edip işlemiş faizi reddeden kararına karşı yapılan istinaf başvurularını değerlendiren hukuki inceleme kararı.
Özet: Ticari bir satıştan kaynaklanan itirazın iptali davasında, ilk derece mahkemesi, davacının faturaya dayalı 12.340 TL anapara alacağını ve icra inkar tazminatını kabul ederek, davalının ticari defterlerinde kayıtlı faturanın borcunu ödediğini ispatlayamadığına hükmetmiştir. Mahkeme, temerrüt koşullarının oluşmadığı gerekçesiyle işlemiş faiz talebini reddederken, bu kararın ardından hem davacı (faiz talebinin reddi yönünden) hem de davalı (kararın diğer yönlerine ilişkin olarak) istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ45. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: ████████ KARAR NO: ████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İSTANBUL ANADOLU 2. ASLİYE TİCARET MAH.TARİHİ: █████/2021NUMARASI: ████████ Esas - █████████ KararDAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/20266100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353 ncü maddesi uyarınca dosya incelendi,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVADavacı vekili dava dilekçesinde; Taraflar arasında ticari ilişki üzere bulunduğunu, 15.08.2017 tarihinde davacı ile davalı arasında “..." konulu 13.000 TL ve KDV olan 2.340 TL'nin eklenmesi ile birlikte toplam 15.340,00 TL bedelli, 015138 sıra numaralı fatura düzenlendiğini, davacının faturanın oluşturulmasına müteakip kendi üzerine düşen borcu yerine getirdiğini ve ürünü davalı tarafa teslim ettiğini, davalı tarafın almış olduğu ürüne karşılık borcunun 3.000 TL'sini kısmi ödeme şeklinde davacıya ödediğini, geri kalan kısmı olan 12.340,00 TL davalı taraftan tahsil edilemediğini ve İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatma zorunluluğu hasıl olduğunu, davalının yapmış olduğu itirazda borcu ödediğine dair herhangi bir belge sunmadığını belirterek haksız itirazın durdurulmasını yargılama gideri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasını dava ve talep etmiştir.CEVAPDavalı vekili cevap dilekçesinde; Alacaklının İstanbul .... İcra Müdürlüğü .... E, sayılı ilamsız takibe █████/2018 tarih ve ... seri numaralı faturayı dayanak göstermesi gerekirken silik olduğundan ismi, tarihi, seri numarası, miktarı gibi bilgilerin net okunamadığını, “... ... A.Ş.'ye” kesilen faturanın dayanak yapıldığını, bu durumun fark edilmesi üzerine 12.01.2021 tarihli muhtıra gönderildiğini, davalı/borçlu şirketin bu muhtıraya da itiraz ettiğini, akabinde de tahsilde ; tekerrür olmamak kaydıyla İstanbul .... İcra Müdürlüğü ... E.sayılı ilamsız takip dosyasıyla icra takibi başlatıldığını ve bu takibe de davalının itiraz ettiğini belirterek haksız olarak başlatılan icta takibi ve itiraz sonrası süresi geçirildikten sonra açılan işbu davaya konu fatura başka bir şirkete ait olduğundan pasif husumet yokluğundan davanın esasına girilmeden reddini talep etme zorunluluğu doğduğunu ileri sürerek, davanın esastan reddi ile yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARIİlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "Dava, faturaya dayalı olarak başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.......Talimat mahkemesince alınan bilirkişi raporunda özetle; takip dayanağı 15.08.2017 tarihli, ... numaralı 15.340,00 TL bedelli faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, 3.000,00 TL nakit tahsilattan sonra takip tarihi itibari ile davalının 12.340,00 TL borçlu olduğu belirtilmiştir.Dava, 1 adet faturadan bakiye kalan alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalı taraf takip dayanağı faturaya konu hizmetin alınmadığını, 3.000,00 TL ödemenin avans olarak verildiğini savunarak davanın reddini talep etmiştir. Davacı satıcının faturaya konu ürünü davalıya teslim ettiğini ispat etmesi gerekir. Dava konusu faturanın davalı tarafın ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, buna göre davacının icra takip tarihi itibariyle 12.340,00 TL alacaklı olduğu tespit edilmiştir. Davalı taraf faturaları ticari defterlerine kaydetmekle faturalara konu ürünü teslim aldığını kabul etmiş sayılmalıdır. Bu durumda ispat yükü davalıya geçmiştir. Davalının fatura bedelini ödediğini ispat etmesi gerekir. Ancak bu yönde savunması dahi yoktur. Rapora itirazı soyut nitelikte olduğundan dikkate alınmamıştır. Bu durumda davacının asıl alacak iddiasını ispat ettiğinin kabulü gerekir.Bunun yanında takip öncesinde davalının temerrüde düşürüldüğüne dair delil sunulmamış olması nedeniyle davacı tarafın işlemiş faiz talebi haklı görülmemiştir. Davacı vekili karar duruşmasında TTK' nın 1530. maddesi gereği temerrüd halinin oluştuğunu savunmuş ise de TTK' nın 1530/2. maddesi ticari işletmeler arasında mal ve hizmet tedariki amacıyla yapılan işlemlere ilişkin olup taraflar arasında mal tedarik sözleşmesi olduğuna dair delil dosyaya sunulmamıştır. Alacağın faturaya dayalı olması ve likit olması nedeniyle icra inkar tazminatı talebi ise haklı görülmüştür. Açıklanan nedenlerle davanın kısmen kabulüne " dair karar verilmiştir. İSTİNAF SEBEPLERİ1-Davacı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; Karara asıl alacak ve itirazın iptali ile icra inkâr tazminatına hükmedilmesi yönünden itirazlarının bulunmadığını, işlemiş faiz talebinin reddine karar verilerek davalı tarafça vekalet ücretine hükmedildiğini, kararın bu yönüyle istinaf kanun yoluna başvurma zarureti doğurduğunu belirtmiştir. 2-Davalı vekili tarafından süresinde sunulan istinaf dilekçesinde; Davalı tarafından ödeme emrinin tebliğinden sonra yasal süresi içinde borca ve ferilerine itirazda bulunularak, takibin durdurulmasının talep edildiğini, 15.08.2017 tarih ve... seri numaralı faturaya dayanak yapılan 18.07.2017 tarihli ... Tam Versiyon Lisans Bedeli konulu sözleşmede sadece davalı şirketin kaşesi ve imzası bulunduğunu, davacı&alacaklı şirketin ısrarlara rağmen sözleşmeyi mahkemeye sunmamasının nedeninin sözleşmenin usule ve yasaya uygun olmasından kaynaklı olduğunu, yalnızca davalı şirketin imzası bulunan sözleşmedeki maddeye dayanılarak, davalı şirketçe 21.07.2017 tarihinde 3.000,00-TL kapora ödendiğini, ancak davacı&alacaklının davalı&borçlu şirket için vaad ettiği hiçbir edimi ifa etmeyip, ürünü de teslim etmediğinden gerekçeli kararda belirtilenin aksine borçlu olmasının mümkün olmayacağını, alacağın zaman aşımına uğradığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRMESİ VE GEREKÇEHMK'nin 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili talepli davalı aleyhine başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.İstanbul .... İcra Müdürlüğü'nün ... E. sayılı dosyası incelendiğinde; davacının ''15.08.2017 tarihli 15.340,00 TL tutarlı faturadan doğan cari alacak'' dayanak kılınmak suretiyle 12.340,00 TL asıl alacak ve 3.210,60 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 15.550,60 TL'nin tahsili için takip başlatıldığı, davalının yasal süresinde ödeme emrine itiraz ettiği, davanın yasal 1 yıllık süre içerisinde açıldığı anlaşılmıştır. Ödeme emrinde takibe konu faturanın '' ... '' açıklaması ile düzenlendiği tespit edilmiştir. Mali müşavir tarafından düzenlenen █████/2021 tarihli raporda özetle; davalı şirketin defter ve dayanak belgelerinin... Vergi Kaçakçılığı Vergi Dairesi Başkanlığı'na teslim edildiği, ilgili adreste defter ve kayıtlar üzerinde yapılan incelemede; davalı şirketin defterlerinin açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı, takibe konu faturanın davalının 320. satıcılar hesabının 320.01.25 muavin hesabında takip edildiği ve takip tarihi itibariyle 12.340,00 TL davalının borçlu olarak göründüğü belirtilmiştir. Mahkeme tarafından yapılan yargılama sonucunda işlemiş faiz talebinin reddi ile davanın kısmen kabulüne dair karar verilmiş ve taraf vekilleri tarafından ayrı ayrı istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.Sunulan istinaf sebeplerinin incelenmesi:1-Davacı tarafın sunduğu istinaf talebi yönünden inceleme:6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341/2. fıkrasında, miktar ve değeri üç bin Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararların kesin olduğu düzenlenmiştir. Aynı yasanın, "Parasal sınırların artırılması" üst başlığı ile ek madde 1’de, 200., 201., 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların, o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığı'nca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması sureti ile uygulanacağı, ikinci fıkrada, 341., 362. ve 369. maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktarın esas alınacağı ifade edilmiştir.İstinafa konu uyuşmazlıkta 3.210,00 TL'nin reddine karar verildiği, HMK'nin 341/2 maddesi uyarınca dava değeri bakımından karar tarihi itibariyle geçerli kesinlik sınırı olan 5.880,00 TL'nin altında olduğundan davacının istinaf talep hakkı bulunmamaktadır. 6100 sayılı hukuk mahkemeleri kanunun 346. maddesi gereğince kesin karara yönelik istinaf başvurusuyla ilgili ilk derece mahkemesince karar verilebileceği gibi, bu konuda olumlu ya da olumsuz bir karar oluşturulmadan, istinaf incelemesine gönderilen dava dosyalarıyla ilgili olarak aynı yasanın 352/1.b maddesi gereğince, istinaf mahkemesince karar verilir.Bu durumda, davacı vekilince kesin nitelikte bir karara karşı istinaf kanun yoluna başvurduğu anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-b bendi gereğince miktar itibarı ile reddine karar verilmiştir. 2-Davalı tarafın sunduğu istinaf talebi yönünden inceleme:6102 sayılı TTK'nin 21/2 maddesinde "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmü yer almaktadır.Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. ████████ K. sayılı ilamı; "...Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun █████████ tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. (Faturalar ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nin m. 21/2.) Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır... Faturaların tebliğ edildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanamaması ya da kanıtlanıp da süresinde iade edildiğinin borçlu tarafça kanıtlanması halinde, borçlu taraf alacaklının hizmet vermediğini savunmakta ise, faturaya konu hizmetin verildiğinin alacaklı tarafça kanıtlanması; borçlunun faturaları tebliğ alıp süresinden sonra iade etmesi halinde de faturanın alacaklı tarafça gönderilmesi şeklindeki icabı, borçlunun (faturayı defterine kaydetmemek ve hizmet almadığını savunmak suretiyle), kabul etmemesi ya da borçlunun faturayı kendi defterine kaydetmekle birlikte süresinde itiraz ve iade etmesi halinde hizmetin verildiğini yine alacaklının kanıtlaması gerekeceğinden, bu doğrultuda alacaklının delillerinin toplanıp değerlendirilmesi, şayet borçlunun faturaları kendi defterlerine kaydetmesi (faturaları deftere kayıt öncesinde ya da sonrasında süresi geçtikten sonra itiraz ve iade etmiş olması) halinde alacaklının (hizmet vermiş olsun ya da olmasın) HMK'nin 222. (6762 sayılı TTK'nin 84. ve 85.) maddesi uyarınca alacağını ispatladığının kabul edilmesi gerektiği gözetilmelidir.." şeklindedir. Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. ████████ K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. ████████ K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarihli █████████ E. █████████ K. sayılı, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin █████/2016 tarihli █████████ E. ███████ K. sayılı ilamları da aynı mahiyette olup, uyuşmazlıkta davalı tarafın ticari defterlerinin incelemesinde takibe dayanak faturanın ticari defterde kayıtlı olduğu tespit edildiğinden hizmetin verilmediği iddiasını ispatla yükümlü olan tarafın davalı olduğu anlaşılmaktadır. Somut davada, davalı şirketin ticari defterlerinin açılış ve kapanış tasdikinin süresinde yapıldığı, uyuşmazlığa konu edilen 15.340,00 TL bedelli 015138 numaralı faturanın 31.08.2017 tarihinde davalı şirketin ticari defterine işlendiği ve takip tarihi olan █████/2019 tarihinde 12.340,00 TL alacak bakiyesi olduğu anlaşılmaktadır. Gerek cevap dilekçesinde ve gerekse istinaf yasa yolu başvuru dilekçesinde , alacağın zaman aşımına uğradığı belirtilmiş ise de, hizmet alım sözleşmelerinde zaman aşımı süresinin TBK md. 125. gereği zamanaşımı süresi 10 yıl olacağından zamanaşımı def'inin yerinde olmadığına dair karar vermek gerekmiştir. İş bu nedenle HMK m. 359/3 uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davalı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1,b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352/1-b bendi gereğince miktar itibarı ile reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve 352/1.b maddeleri uyarınca USULDEN REDDİNE,2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1.b.l bendi uyarınca ESASTAN REDDİNE,3-Davacı ve davalı tarafından ayrı ayrı yatırılan istinaf başvuru harcının Hazineye gelir kaydına, 4-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından yatırılan 210,74 TL harcın mahsubu ile bakiye 521,26 TL harcın ilk derece mahkemesince davalıdan tahsiline, davacı tarafından yatırılan karar harcının ise ilk derece mahkemesince iadesine,5-İstinaf yargılama giderlerinin taraflar üzerinde bırakılmasına, 6-Yatırılan gider avansından kalan kısmın taraflara ilk derece mahkemesince iadesine,7-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/1.a maddesi gereğince kesin olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026