Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin, vade farkından kaynaklanan alacak ve sebepsiz zenginleşme talepli davanın istinaf incelemesi sonucunda verilen karar özeti.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, davalının haksız yere tahsil ettiğini iddia ettiği vade farkı alacağı ile maddi ve manevi tazminat taleplerini konu almaktadır; davacı, bir icra takibi sonucu haciz tehdidi altında ödeme yaptığını, Yargıtay bozması sonrası dosyanın konusuz kalmasına rağmen davalının sebepsiz zenginleştiğini öne sürerken, davalı ise zaman aşımı itirazında bulunarak davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, davacının borcu protokolle kabul ederek ödediğini ve kötü niyetli davrandığını savunmaktadır; ilk derece mahkemesi ise sözleşmesel ilişkinin varlığı halinde sebepsiz zenginleşmeden bahsedilemeyeceği yönündeki baskın görüşe işaret etmiştir.

T.C. BURSA BAM . HUKUK DAİRESİ
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ...HUKUK DAİRESİDOSYA NO :.KARAR NO :.T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : ... (...)ÜYE : ... (...)ÜYE : ... (...)KATİP : ... (...)İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA .. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ :.NUMARASI :.DAVACI : ... DAVANIN KONUSU : Alacak (Vade Farkından Kaynaklanan)KARAR TARİHİ : .KARAR YAZIM TARİHİ : .Bursa ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ...tarih, .... sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;TALEP :Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirket ile davalı şirket arasındaki ticari ilişkiye binaen davalının cari hesap alacakları talebiyle müvekkili aleyhine eski ... İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasından başlatılan icra takibine müvekkilinin süresinde itiraz ettiğini,.... Asliye Hukuk Mahkemesinin ...Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığını, yapılan yargılama neticesinde verilen davanın kısmen kabulüne dair kararın Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 25.04.2018 tarih, ...Karar sayılı ilamı ile bozulduğunu, bozma ilamı sonrasında yapılan yargılamada vade farkına yönelik ek rapor alınarak müvekkili tarafından fazladan ödenen meblağın tespiti amacıyla ek rapor alınmasına karar verilmeyerek davanın konusuz kalması sebebiyle davanın esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verildiğini, davalının vade farkı faturasını da icra takibi yoluyla tahsil ettiğini ve sebepsiz zenginleştiğini, müvekkilinin 27.07.2016 tarihinde haciz tehdidi altında protokol düzenlemek ve takibe konu bedeli ödemek zorunda kaldığın, davalının neden olduğu gecikmelerden ötürü davalı tarafa kesilen 4.460,68 TL'lik order reklamasyon faturasının gönderildiğini, bu miktarın da maddi zarar kapsamında olduğunu, davalı şirketin "806694" seri nolu vade farkı faturasına konu edilen ve davalı tarafça tahsil edilen 7.182,00 TL'lik tutarın haksız kazanç olduğunu, Yargıtay .... Hukuk Dairesinin 25.04.2018 tarih ve ... Karar bozma ilamı dikkate alınarak, vade farkı faturasın dayalı olarak müvekkili şirketten haksız surette tazmin edilen 7.182,00 TL meblağın, günümüz şartlarına uyarlanarak ''Sebepsiz zenginleşme'' hükümlerine göre yasal faiziyle davalı şirketten alınarak, davacı müvekkili şirkete verilmesine, maddi zarar kalemlerinin tespit edilerek şimdilik 5.000,00 TL Maddi tazminata hükmedilmesine, davacı şirketin adresine gelinerek, haciz tehdidi altında bırakıldığı ve ticari itibarının zedelendiği 27.07.2016 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile 25.000,00 TL manevi tazminatın, davalı şirketten alınıp, davacı şirkete verilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın haksız fiil ve sebepsiz zenginleşme dolayısıyla tazminat talebi ile açıldığını, 2 yıllık zamanaşımı süresinin geçtiğini, protokolun 27.07.2016 tarihli olduğunu, davanın ise 09.08.2020 tarihinde açıldığını, yine protokole göre ödemeyi yaptığı son tarihin 15.10.2016 olduğunu, davanın iki yıllık sürede açılmadığını, ayrıca davanın yetkisiz yerde ikame edildiğini taraflar arasında imzalanan 27.07.2016 tarihli protokol gereği yetkili yer mahkemesinin Bursa Asliye Ticaret Mahkemelerinin olduğunu, protokol gereğince borçlu tarafça borcu kabul edilerek ödenmiş olduğundan kötüniyetle ikame edilen davanın reddi gerektiğini, davacı tarafından dava dilekçesinde her ne kadar yerel mahkemece bozma ilamına uyulduğu düşüncesi yaratıldığı ancak protokol gereği davaya konu borç kabul edilerek ödendiği için yerel mahekemece davanın konusuz kalması sebebiyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına dair karar verilmiş olup işbu karar da temyiz yolu açık olmak üzere verildiğini, davacı şirket ....tarihli protokol ile borcunu kayıtsız şartsız olarak kabul ederek icra dosya borcunu ödeyerek dosyanın infaz edildiğini, davacı vekili yargılamayı gerektiren bir takım sözde fatura alacaklarının da işbu dava kapsamında tahsilini de talep etmiş ise de huzurdaki davanın konusu ile bir ilgisi olmayan alacaklarının işbu dava kapsamında talep edilmesinin kötü niyetli olduğunu, davacının talep ettiği yargılama giderleri ve kendi avukatı ile arasındaki vekalet ücretinin tazminat davasının konusu olamayacağını, maddi ve manevi tazminat şartları oluşmadığını davacının amacının sebepsiz zenginleşmeden öteye geçmediğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:Mahkemece yapılan yargılama sonucunda; Davacının bu dosyadaki talebi sebepsiz zenginleşme hukuki sebebine dayanmakta ise de, hem doktrinde hem de yargı kararlarında eğer bir malvarlığı değeri üzerindeki tasarruf sözleşme ilişkisinden kaynaklanıyor ise bu durumda sebepsiz zenginleşmeden söz etmenin mümkün olmayacağı, dolayısıyla baskın görüşün sözleşme ilişkisi çerçevesinde olayın çözümlenmesi yönünde olduğu, davacının davalıya yapmış olduğu ödemenin, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi nedeniyle kesilen vade farkı faturasına istinaden başlatılan takipte itirazın iptali kararı verilmesi üzerine yapılan protokol uyarınca olduğu, dolayısıyla bir sebepsiz zenginleşmeden söz edilmesinin mümkün olmadığı, hukuki nitelendirmeyi yapma görevinin hakime ait olduğu, davacı ile davalı arasında bir sebepsiz zenginleşme ilişkisi bulunmadığı, dolayısıyla davacının iadesini istediği bedelin taraflar arasındaki 27.07.2016 protokole dayandığından davacının iade istemindeki dayanağının sebepsiz zenginleşme olmasının mümkün olmadığı, bu noktada protokolün hataya dayalı olarak iptalinin istenebileceği, fakat hata, hile ve ikrah nedeniyle bir sözleşmenin iptalinin de, hatanın öğrenildiği tarihten itibaren 1 yıl içerisinde ileri sürülmesi gerektiği, TBK'nın 39. maddesi düzenlemesine göre, davacının Yargıtay ilamının kendisine tebliği ile bu hata halini öğrenmiş ise de, bir yıl içerisinde bu protokol ile bağlı olmadığını ileri sürmediği ve ödediği bedelin iadesini istemediği, dolayısıyla buradaki süre içerisinde davasını açmadığı için hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle davanın reddi gerektiği, her ne kadar davanın reddine yönelik hükümde zamanaşımı ifadesi kullanılmış ise de, bunun sehven yazıldığı, davanın zamanaşımı değil hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle reddedildiği, manevi tazminata yönelik talepler yönünden ise, davacının manevi tazminata yönelik talebini karşılar nitelikte bir tazminat sebebi bulunmadığından, manevi tazminat ödenmesinin şartları da oluşmadığından, manevi tazminata yönelik davanın reddine karar vermek gerektiği, belirtilerek "Sebepsiz zenginleşmeye yönelik talebin zamanaşımına uğradığından manevi tazminata yönelik şartların oluşmadığından davanın reddine, karar verilmiştir.Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; taraflar arasında yazılı şekilde imzalanmış ve vade farkına dayalı bir sözleşme bulunmadığını, davalı tarafın, tanzim ettiği faturaya haksız surette vade farkı işlediğini ve talep ettiğini, davalı şirketin, müvekkil şirketle olan aralarındaki sözleşmeden kaynaklanan edimlerini zamanında yerine getirmeyerek ve bundan ötürü müvekkili şirketi maddi zarara uğrattığından müvekkili şirketin tanzim edilen faturaları kabul etmediğini, icra takibine itiraz ettiğini, itirazın iptali davası sonucu Yargıtay aşamasında iken takip durmadığından ve haciz tehdidi altında kaldığından, davalı tarafından hazırlanan protokollere imza attığını ve ödemeyi gerçekleştirdiğini, Yargıtay ilamı ile faturaya vade farkı uygulanamayacağına yönelik karar verildiğini, ancak yerel mahkemenin o dosyada davanın konusuz kaldığına yönelik karar tesis ettiğini, davalı tarafın ise elde ettikleri haksız kazancı taraflarına iade etmediğinden ötürü, alacağı tahsil için bu davayı açtıklarını, davanın hukuki mahiyetinin sözleşmeye aykırılıktan kaynaklanan tazminat davası olduğunu, davalı tarafın, müvekkili şirketle aralarındaki sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerinde getirmediğinden ve müvekkili şirket de bundan ötürü maddi zarara uğradığından, bu maddi zararların mahkeme tarafından tespit edilmesi ve buna göre karar tesis edilmesi gerekirken, hatalı şekilde hak düşürücü süre yönünden davanın red edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davayı her ne kadar sebepsiz zenginleşme hükümlerine dayandırarak iadesini talep etmiş ise de, hukuki nitelendirmeyi hakimin yapacağını, bu nedenle zaman aşımı yönünden red kararı vermesinin hukuka aykırı olduğunu, ortada kesinliği tartışmasız ve yerel mahkeme tarafından da uyulmuş olan bir Yargıtay karar ilamı bulunduğunu, davalı tarafın sözleşmede kararlaştırılmadığı halde, faturaya haksız surette vade farkı uygulayarak haksız bir kazanç elde ettiğinin ortada olduğunu, fazladan tahsil edilen 7.182,00 TL'yi geri iade etmeyip iyi niyetli davranmadıklarından ve bu paranın iadesini ve keza sözleşmeden kaynaklı maddi zararlarının tazminini talep ettiklerini, davalı tarafın sözleşmeye aykırı davranmalarından ötürü oluşan maddi zararların, mahkeme tarafından tespit ve tayin edilmediğini, protokolün, taraflar arasındaki ticari iş ilişkisini gösteren ve ispatlayan yazılı belge olmadığını, bu protokolün, dava sürecinde müvekkili şirkete haciz uygulamalarından ötürü, müvekkil şirketin haciz tehdidi altında kaldığı için davalı tarafın hazırladıkları ödeme yapılmasına ilişkin bu protokole imza atmaları sonucu olduğunu, bu protokolün çok sonradan itirazın iptali istemli dava dosyası Yargıtay aşamasındayken müvekkili şirketin ödeme taahhüdünü ihtiva eden, davalı tarafça hazırlanmış bir belge olduğunu, belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ:Dava, taraflar arasındaki vade farkına ilişkin haksız olarak ödendiği iddia olunan 7.182,00 TL'nin sebepsiz zenginleşme kapsamında iadesi, zarar nedeniyle 5.000,00 TL maddi ve 25.000,00 TL manevi tazminat istemine ilişkindir.İlk derece mahkemesince, davanın reddine karar verilmiş olup, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Somut olayda; davalı alacaklı Süperteks Şti. tarafından davacı borçlu Ateks Şirketi aleyhine cari hesap alacağına dayalı olarak .... İcra Müdürlüğünün... Esas sayılı dosyasında icra takibi yapıldığı, borçlu Ateks Şti.'nin itirazı üzerine takibin durduğu ve İstanbul Anadolu 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyasında itirazın iptali davası açıldığı, ████████ Karar sayılı kararı ile davanın kısmen kabulüne karar verildiği bu kararın temyiz edilmesi üzerine kararın Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin 25.04.2018 tarih, ██████████ Esas █████████ Karar sayılı kararı ile bozulduğu, bozma üzerine İstanbul Anadolu.... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... Karar sayılı kararı ile "davanın konusuz kalması nedeniyle esası hakkında karar verilmesine yer olmadığına" dair karar verildiği anlaşılmıştır.İş bu kararın da sistemde yapılan inceleme sonucu Yargıtay 11.hukuk Dairesinin 28.12.2022 tarihli... Karar sayılı kararı ile onanmasına karar verildiği görülmüştür.Davacı Eldeki dava ile Yargıtay 19. Hukuk Dairesinin kararında belirtilen "Taraflar arasındaki sipariş formlarında vade farkı alınacağı belirtilmiştir. Geç ödeme halinde vade farkı istenmesi ek mal bedeli niteliğinde olup vade farkı faiz değildir. Bu nedenle uygulanacak olan vade farkı oranının sözleşmede açık ve net olarak belirtilmesi gerekir. Davalı taraf vade farkı faturasını da iade etmiş olup sipariş formlarında da vade farkı oranı belirtilmediğinden davacının vade farkı istemi yerinde değildir." gerekçesine dayalı olarak faturaya haksız surette vade farkı uygulayarak haksız bir kazanç elde edildiğini, zira ilk dosya Yargıtay aşamasında iken haciz tehdidi altında düzenlenen protokol ile ilgili icra dosyası borcunu ödediğini, ileri sürerek vade farkı olarak kendisinden fazladan tahsil edilen 7.182,00 TL'nin geri iadesini talep etmektedir.Davacı 27.07.2016 tarihli protokolde bulunan imzaya itiraz etmemekte ancak bu protokolün haciz tehdidi altında yapıldığını ve protokole konu icra dosyası borcunun ödendiğini, ödenen bu para içinde bulunan 7.182,00 TL'nin fazladan tahsil edildiğini belirterek geri iadesini talep etmektedir.Davada, davacı; fazladan ödediğini iddia ederek, iadesini talep ettiği parayı icra takip dosyasına değil icra dosyasına ilişkin olarak düzenlenen protokol gereğince haricen davalı tarafa ödediği anlaşılmaktadır. Zira İcra dosyasında takibin 31.10.2017 tarihinde takipsizlikle kapatıldığı mahkemeye bildirilmiş, yapılan herhangi bir tahsilat olmadığı icra müdürlüğü kararı ile anlaşılmıştır.Davacının davalıya yapmış olduğu ödeme, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisi nedeniyle kesilen vade farkı faturasına istinaden başlatılan takipte itirazın iptali kararı verilmesi üzerine yapılan protokol uyarıncadır.Bu durumda talebin 27.07.2016 protokolün haciz baskısı altında yapıldığı iddiasına ve bu protokolden dolayı yapılan ödemenin iadesine yönelik olduğunun kabulü gerekmektedir. Dolayısıyla da dava icra takibine dayalı olarak bu takipten dolayı yapılan protokole istinaden haricen ödemenin istirdatı istemine ilişkindir. İcra İflas Kanununun 72. maddesinin 7. fıkrasındaki “Takibe itiraz etmemiş veya itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahıs, ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebilir.” hükmüne göre istirdat davasına konu bir yıllık hak düşürücü sürenin cebri icra tehdidi altındaki ödemenin tamamen yapılması ile birlikte başlayacağı, anlaşılmaktadır. Bu hususun öncelikle gözetilmesi ve resen incelenmesi gerekir. Bu doğrultuda en son ödeme tarihinin protokolde belirtilen ve davalı tarafın kabulünde olan 15.10.2016 tarihi olduğu, davanın açıldığı tarih itibariyle bir yıllık sürenin geçtiği anlaşılmaktadır. Bundan dolayı bu aşamada 1 yıllık hak düşürücü sürede davanın açılmadığı gözetilerek davacının 7.182,00 TL'nin fazla ödeme nedeniyle iadesine yönelik talebinin hak düşürücü süre yönünden reddine karar verilmesi gerekirken mahkemece yanılgılı gerekçe ile karar verilmesi isabetsiz olmuştur.Bununla birlikte ;Mahkemece her ne kadar kısa kararda "Sebepsiz zenginleşmeye yönelik talebin zamanaşımına uğradığından" reddine denilmiş ise de gerekçeli kararda gerekçe kısmında bu hususun sehven yazıldığı belirtilerek, davanın zamanaşımı değil hak düşürücü sürenin geçmiş olması sebebiyle reddedildiğinin açıklandığı, bu haliyle kısa kararla gerekçeli karar arasında çelişki oluşturulduğu anlaşılmış, kararın bu nedenle kamu düzeni kapsamında da kaldırılması gerekmiştir.Yine; davacı tarafça, davalı şirketin aralarındaki sözleşmeden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğinden ve müvekkili şirketin de bundan ötürü maddi zarara uğradığından, bu maddi zararların mahkeme tarafından tespit edilmesi ve buna göre maddi tazminatın hüküm altına alınması yönünde talepte bulunulmuş ise de; bu iddiasına yönelik olarak maddi zararının neler olduğunun somutlaştırılmadığı, sadece █████/2012 Tarihli 4.460,68 TL lik order reklamasyon faturasının kesildiğini beyan etmiş, ancak davalının bu yönden de kendisini ne şekilde zarara uğrattığını ispat edemediği, maddi zararına ilişkin iddiaya ilişkin delil sunulmadığı, iddianın ispat edilemediği anlaşılmıştır. Ancak, mahkemece bu talep yönünden hüküm kurulmadığı bu nedenle kararın kaldırılması gerektiği kabul edilmiş, fakat bu hususun yeniden yargılamayı gerektirmediği değerlendirilmekle bu talep yönünden dairemizce maddi tazminat talebi subut bulmadığından reddine karar verilmesi yoluna gidilmiştir.Yine ,Davacının manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiş ise de bu yönde istinaf talebi bulunmadığından, manevi tazminat talebinin reddine ilişkin karar hükümde aynen korunarak, yukarıda açıklanan nedenlerle davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dairemizce yeniden aşağıdaki şekilde hüküm kurulmasına dair karar verilmiştir.HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile; A-Davacı vekilinin istinaf talebinin KABULÜ ile;B-Bursa ....Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14.04.2022 tarih, ... sayılı kararının KALDIRILMASINA, kaldırılan karar yerine geçmek üzere yeniden HÜKÜM TESİSİ İLE,1-İade talebinin hak düşürücü süre yönünden REDDİNE,-Maddi tazminat talebinin ispatlanamadığından reddine,-Manevi tazminat talebinin şartları oluşmadığından reddine,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL harçtan peşin alınan 208,04 TL'nin mahsubu ile bakiye 407,36 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, 3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına, 4-Maddi tazminat yönünden; Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca takdir olunan 5.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Manevi tazminat yönünden; Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte olan AAÜT uyarınca takdir olunan 5.100,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, 6-Karar kesinleştiğinde taraflarca yatıralan avansın kullanılmayan kısmının HMK 333.md.uyarınca yatıranlarına iadesine, İstinaf Yargılaması ve Harç Yönünden;1-İstinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,2-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 27,00 TL masrafın davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, artan gider avansının talebi halinde iadesine,3-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti hakkında karar verilmesine yer olmadığına,4-6100 sayılı HMK. 359/4. maddesine göre kararın tebliği ve harç işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine, Dair dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu oy birliği ile kesin olarak karar verildi. █████/2025 Başkan... ¸e-imzalıdır ...Üye... ¸e-imzalıdır ...Üye... ¸e-imzalıdır ...Katip... ¸e-imzalıdır