Ankara BAM 26. Hukuk Dairesinden, sigorta şirketinin kaza yerini terk eden araç sürücüsünden rücu talepli zorunlu mali sorumluluk sigortası tazminatı itirazın iptali davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı sigorta şirketi, zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğu aracın sürücüsünün kaza yerini terk etmesi üzerine zarar görene ödediği tazminatı rücuen tahsil etmek amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini talep etmiş; ilk derece mahkemesi, kazaya karışan aracın kaza tarihinde geçerli poliçesi bulunduğunu, sigortasızlık iddiasının yersiz olduğunu ve rücu isteminin, davalılar davacının akidi konumunda olmadığından, onlara yöneltilemeyeceğini belirterek davanın reddine hükmetmiş; davacı vekili ise sürücünün olay yerini terk etmesi ve davalı kiralama şirketinin işleten sıfatına haiz olması nedenleriyle rücu hakkı bulunduğu iddiasıyla istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ

26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ███████ - █████████
T.C.
ANKARA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ███████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
BAŞKAN : ... (...)
ÜYE :... (...)
ÜYE : ... ... ... (...)
KATİP : ...... ... (...)
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : 08.10.2024
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVACI : ... -
VEKİLİ : Av. ...
DAVALILAR : 1 -... -
VEKİLİ : Av....
: 2 -...
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali
KARAR TARİHİ : 05.06.2026
GEREKÇELİ KARAR
YAZILMA TARİHİ : 30.06.2026
İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI
Davacı vekili, 02.09.2020 tarihinde, davacı sigorta şirketinin, ... adına kayıtlı ... plakalı aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı olduğunu, aracın davalı ...'ne 60 ay süreli araç kiralama sözleşmesi ile kiralandığını, kira sözleşmesine konu aracın dava dışı... sevk ve idaresinde iken karıştığı trafik kazası neticesinde araçta yolcu olarak bulunan...'in yaralandığını ve adı geçene 07.02.2022 tarihinde 160.000,00 TL tazminat ödemesi yapıldığını, kaza tespit tutanağından da anlaşılacağı üzere araç sürücüsü...'nın kaza yerini terk ettiğini, davalı ... tarafından araç 60 ay süre ile kiralanmasına rağmen, kiralama dönemini kapsayacak şekilde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi tanzim edilmediğini, kiralama yapan şirketin sorumlu olduğunu, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın B.4. Maddesi gereğince araç sürücüsünün olay yerini terk etmesi nedeniyle rücu koşullarının oluştuğunu, aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin bulunmaması nedeniyle de... sorumluluğunun bulunduğunu, davalılar aleyhine Çubuk İcra Müdürlüğünün ███████E.sayılı dosyası ile başlattıkları ilâmsız icra takibine davalıların itiraz ettiğini belirterek itirazın iptali ile davalıların %20’den az olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini istemiştir.
Davalı ... vekili, kazaya karışan ... plakalı aracın kaza tarihi itibariyle ...tarafından düzenlenmiş zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi bulunduğundan davalı... sorumluluğunun bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur.
Davalı ..., araç kiralama sözleşmesinin dava konusu araç maliki ... ile ... arasında imzalandığını, davalı ...'nin eldeki davada taraf sıfatı bulunmadığından davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI
Mahkemece, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre; dava konusu aracın kaza tarihini kapsar ve geçerli şekilde davacı sigorta şirketi nezdinde poliçesinin mevcut olduğu, poliçede sigorta ettiren olarak yer alan dava dışı işletenin, işletenlik sıfatının kalkmasının tek başına sigorta poliçesinin geçerliliğini ortadan kaldırmadığı, sigorta poliçesi ve poliçe nedeni ile sigorta şirketinin üçüncü kişilere karşı sorumluluğunun devam ettiği, bu itibarla olay tarihine ilişkin sigortasızlık iddiasının yerinde olmadığı, sigortasızlık durumu söz konusu olmadığından davalı... sorumluluğundan da söz edilemeyeceği, Genel Şartlar B.4.maddesine dayalı eldeki davaya konu rücu isteminin ancak kendi akidine karşı yöneltebileceği, somut olayda davalıların her ikisinin de sigorta ettiren sıfatı bulunmadığı, diğer bir anlatımla davacının akidi konumunda olmadıkları, neticeten davacının rücu istemi bakımından takibe konu edilen alacaktan davalıların sorumluluğu bulunmadığı belirtilerek davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvuru yapılmıştır.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ
Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde; davacı sigorta şirketi tarafından sigortalanan araç sürücüsünün olay yerini terk ederek ağır kusurlu olması sebebi ile zarar görene ödenen tazminatı rücu hakkının olduğunu, davalı şirketin uzun dönem araç kiralama sözleşmesi ile davalı işleten sıfatına haiz olduğunu belirterek istinaf başvurusunda bulunmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE
HMK’nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak, dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;
Dava, davacı sigorta şirketi tarafından, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi kapsamında zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. maddesi ve Sigortacılık Kanununun 14. maddesi gereğince rücuen tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
Karayolları Trafik Kanunu’nun 85/1'inci maddesinde; “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, motorlu aracın bir teşebbüsün unvanı veya işletme adı altında veya bu teşebbüs tarafından kesilen biletle işletilmesi halinde, motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar”; 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş ve kanun koyucu 91/1' inci maddede işletenlerin, bu Kanun’un 85/1 maddesine göre, olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmalarını zorunlu kılmıştır.
Anılan maddede düzenlenen ve uygulamada “trafik sigortası” olarak da adlandırılan zorunlu mali mesuliyet sigortası, karayollarında motorlu araç işletenin üçüncü kişilere verdiği bedensel zararlar ve eşya zararlarından dolayı onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvence altına alan, bir yandan sigorta ettirenin üçüncü kişilere verebileceği zararlardan dolayı sigorta ettirenin mal varlığındaki azalmayı önlemeyi, diğer yandan da sigorta ettirenin eyleminden zarar gören üçüncü kişilerin zararlarının giderilmesini amaçlayan, hem sigorta ettiren hem de onun eylemiyle zarar gören kişilerin menfaatlerini dengeleyen kendine özgü bir sigorta türüdür (Rauf Karasu: Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası, Ankara 2016, s. 22).
2918 sayılı Kanunun 95'inci maddesi ile sigorta sözleşmesinden veya sigorta sözleşmesine ilişkin Kanun hükümlerinden doğan ve tazminat yükümlülüğünün kaldırılması veya miktarının azaltılması sonucunu doğuran hâllerin zarar görene karşı ileri sürülemeyeceği, ödemede bulunan sigortacının, sigorta sözleşmesine ve bu sözleşmeye ilişkin kanun hükümlerine göre, tazminatın kaldırılmasını veya azaltılmasını sağlayabileceği oranda sigorta ettirene başvurabileceği hüküm altına alınmıştır. Burada düzenlenen rücu hakkı kaynağını sigorta sözleşmesi ilişkisinden almaktadır. Eş söyleyişle; bu rücu hakkının kaynağını halefiyet ilkesinden almamakta, sözleşme ve Kanun gereği sigorta ettirene karşı defi hakkı bulunan sigortacının, bu hakka dayanarak kendi akidine dönmesini sağlamaktadır (Işıl Ulaş: Uygulamalı Zarar Sigortaları Hukuku, Ankara 2012, s:1010 ).
Bu yönde açılan rücu davası, temelinde sözleşmeye aykırılık hükümlerine dayalı bir davadır ve dava konusu talebin muhatabı sözleşmenin karşı tarafı yani sigorta ettirendir. Sigortaya konu aracın uzun süreli kiraya verilmesi nedeniyle sigorta ettirenin işleten sıfatını haiz olup olmaması sigorta ettiren ile kiracı arasındaki iç ilişkiyi ilgilendirir ve 2918 sayılı Kanun’un 95/2'inci maddesine dayalı olarak görülen rücu davası yönünden hüküm ifade etmez. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 13.12.2023 tarih ve 2022/4-1129 Esas, █████████ Karar sayılı ilamı)
Poliçe tanzim tarihinde uygulanan Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının B.4. c. maddesinde, “tazminatı gerektiren olay, aracın Karayolları Trafik Kanunu hükümlerine göre gereken ehliyetnameye sahip olmayan kimseler tarafından sevk edilmesi” nedeniyle meydana gelmesi halinde sigorta şirketinin sigortalısına üçüncü kişiye ödediği tazminatı rücu edebileceği düzenlenmiştir. Talebin dayanağı 2918 sayılı Kanun’un 95/2 ve Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın B.4. c.maddesi olup, ileri sürülen bu sübjektif hakkın muhatabı,“sigorta ettiren” olduğundan davalıların taraf sıfatının bulunmadığı, davalı ... yönünden de Sigortacılık Kanunu ve ...Yönetmeliği gereğince aracın zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesinin bulunması nedeniyle davalı... da ödenen zarardan sorumluluğu bulunmadığından mahkemece davacının davasının reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir.
Açıklanan nedenlerle dosya kapsamı, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir yön bulunmamasına göre ilk derece mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK’nın 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle,
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf harcından peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir kaydına,
3-Taraflarca yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Karar kesinleştiğinde kullanılmayan gider avansının 6100 sayılı HMK’nın 333. maddesi uyarınca ilgilisine iadesine,
5- Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 05.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.
Başkan
Üye
Üye
Katip
* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!