Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinin, vade farkı talebine dayalı itirazın iptali davasının ispatlanamaması nedeniyle ret kararına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı, taraflar arasındaki sözleşmede aylık %10 vade farkı uygulaması kararlaştırıldığını, davalının anlaşmaya aykırı olarak daha uzun vadeli çekle ödeme yaparak vade farkı faturasına yapılan itirazın iptali ve icra takibinin devamını talep etmiş; ilk derece mahkemesi ise, taraflar arasında vade farkı talep edilebileceğine dair bir sözleşme veya teamül bulunmadığı, davalının ticari defterlerinde faturanın kayıtlı olmadığı ve sunulan teklif formlarının yeterli delil niteliği taşımadığı gerekçeleriyle davanın reddine hükmetmiş, bu karar üzerine davacı istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C. BURSA BAM .HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:.

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO :.
KARAR NO :.
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA ...ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
KARAR TARİHİ : .
NUMARASI : .
DAVACI : .
DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Vade Farkı Nedenli)
DAVA TARİHİ : █████/2020
KARAR TARİHİ : .
KARAR YAZIM TARİHİ : .
Bursa....Asliye Ticaret Mahkemesinin ... tarih, ... sayılı kararının istinaf incelemesi neticesinde;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:
Davacı vekili dava dilekçesi ile;
taraflar arasında yapılan sözleşmenin vadeli satış şartı maddesinde görüleceği üzere TL cari hesaplarda
geciken ödemelerde aylık %10 vade farkı uygulaması kararlaştırıldığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin uzun süredir devam ettiğini, davalının 4 ay vadeli çek ile ödeme yapması
hususunda tarafların mutabık kaldığını, ancak davalı tarafın son ödemeyi 6 ay vadeli çek ile yaptığını, bu
durum üzerine davacının davalı taraf ile iletişime geçerek vade farkı uygulanacağını beyan ettiğini, ancak
davalı tarafın kabul etmediğini, davacı tarafa vade tarihi 6 ay olarak verilen çek ödemesinin, davalı tarafla yapılan anlaşmaya uymadığını, taraflar arasında yapılan sözleşme gereği aylık %10’luk bir vade farkı düzenlemesi olduğunu, bu nedenle
aylık %10’luk bir vade farkı bedeli olan...TL vade farkı faturası düzenlendiğini, davalı tarafın kötü
niyetli olarak itiraz ettiğini belirterek borçlunun Bursa ....İcra Dairesi ...Esas sayılı dosyasına
yapmış olduğu itirazın iptali ile asıl alacak miktarı üzerinden takibin devamını, asıl alacağa takip tarihinden
itibaren avans faizi işletilmesini, kötü niyetle takibe itiraz edildiğinden takip çıkış miktarının %20 sinden
aşağı olmamak üzere davacı lehine icra inkar tazminatına hükmolunmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesi ile; açılan davanın haksız ve mesnetsiz olduğunu, davayı kabul etmediklerini, taraflar arasında düzenlenmiş bir sözleşme bulunmadığını, iddia edildiği gibi
geciken ödemelerde %10 vade farkı alınacak diye bir cezai şart ya da böyle bir uygulama bulunmadığını, davacı tarafın %10’luk gecikme farkı adı altında düzenlemiş olduğu █████/2020 tarih 15.272,20 TL meblağlı
faturanın davalı şirket tarafından kabul edilmeyip iade edildiğini, bu defa karşı tarafın bu faturayı dayanak göstererek Bursa .... İcra Müdürlüğünün ...Esas
sayılı dosyası üzerinden açtığı icra takibine davalı şirketin haklı olarak itiraz ettiğini belirterek haksız açılan davanın reddi ile davacı tarafın %20’den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatı ödemeye mahkum edilmesine
karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, yapılan yargılama sonucu toplanan deliller uyarınca; davanın, taraflar arasındaki bulunan ticari satım ilişkisine istinaden çek ile yapılan ödemeler sebebiyle vade farkı alacağının tahsiline ilişkin takibe itirazın iptaline ilişkin olduğu, Hukuk Genel Kurulu'nun....Karar sayılı kararında "Vade farkı istenebileceğine ilişkin şart, sözleşme ilişkisi kurulurken ya da daha sonradan tarafların ortak iradeleri ile kararlaştırılabileceği gibi sözleşme ilişkisinin devamı sırasında ticari teamül biçiminde de ortaya çıkabilir" (HGK., █████/2013 gün ve ███████-199 E., █████████ K.) ve Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarında da ifade edildiği üzere vade farkının talep edilebilmesi için taraflar arasında sözleşme ile ya da sözleşmeden sonra teamül ile ortak bir iradeye varmalarının gerektiği, dosya kapsamında taraflar arasında vade farkının talep edilebileceğine ilişkin herhangi bir sözleşmenin ya da teamülün bulunmadığı, mahkememizce aldırılan bilirkişi raporuna göre vade farkı alacağına ilişkin düzenlenen faturanın davalının ticari defterlerinde bulunmadığı, taraflarca inkar edilmeyen yazışmalarda vade farkının davalı tarafından kabul edilmediği, dosyaya sunulan teklif formlarının fotokopi niteliğinde olduğu, tarihlerinin dava konusu vade farkı faturasına konu satışlardan kaynaklandığı ispat etmediği, fiyat teklif formlarının davalı tarafından kabul edilmediği, kabul edilse dahi dosyaya sunulan 3 adet fiyat teklif formunun bedelinin 6.000,00 TL'den az olduğu, bu miktarın vade farkı talep edilen satış bedelinin çok azına tekabül edeceği, dosya kapsamından davacının vade farkı talep edemeyeceği değerlendirilmekle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; taraflar arasındaki anlaşma şartlarının teklif formunda yer aldığını, davalı tarafından formun itirazsız imzalandığını, müvekkilinin bu anlaşma karşılığında mal sattığını ancak ödemenin daha sonra iki adet çekle yapıldığını, ileri tarihli çeklerin borç tutarını karşılamadığını, ilk olarak icaba davet niteliğinde davalıdan teklif geldiğini, müvekkilinin de şartları gösteren icap nitelikli teklif formunu davalıya gönderdiğini davalının bu formu kaşe ve imzalaması sonrası anlaşmanın sağlandığını yerel mahkemenin sözleşme yokluğu tespitinin hukuken yerinde olmadığını, mahkemece teklif formlarının fotokopi niteliğinde olduğu belirtilmişse de davalı ile yürütülen işlerin mail üzerinden yapıldığını, mail üzerinden gönderilen teklif formunun imza ve kaşa yapılarak gönderildiğini, davalı ile ödemenin 4 ay vadeli çekle yapılması konusunda anlaşıldığını ancak davalının çekleri fatura tarihinden 2 ay sonra verdiğini böylece vadenin 6 aya çıktığını dolayısıyla mevcut deliller itibariyle davalının vade farkından kaynaklı borcunun olduğunun kabul edilmesi gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını talep etmiştir.
Davalı vekili istinafa karşı cevap dilekçesi ile; taraflar arasında vade farkına yönelik anlaşma ve uygulamanın bulunmadığını, faturanın itirazla iade edildiğini, mahkeme kararının yasal ve isabetli olduğunu belirterek istinaf talebinin reddine karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
Dava,vade farkı nedenine dayalı düzenlenen faturadan kaynaklanan alacağa yönelik icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.
İlk derece mahkemesince, yukarıda açıklanan gerekçelerle davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.
İnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.
Somut olayda; davacının ticari alım satım ilişkisinde bulunduğu davalıdan vade farkından kaynaklanan 15.278,20 TL bedelli fatura alacağı bulunduğundan bahisle Bursa.... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlattığı davalının süresi içerisindeki itirazı üzerine eldeki itirazın iptali istemli davanın açıldığı anlaşılmaktadır.
Davacı, teslimden itibaren 4 aylık ileri tarihli çekle ödeme konusunda anlaşmanın bulunduğunu ancak davalı tarafından çeklerin verilmesi gerektiği tarihten iki ay sonra 4 aylık ileri tarihli çeklerin verildiğini, mail ortamında davalıya gönderilen fiyat teklif formunda geciken ödemelerde %10 vade farkı talep edileceğine dair düzenleme bulunduğunu, teklif formunun imzalandığını, alacağın sözleşmeye uygun olduğunu ileri sürmektedir.
Davalı, vade farkına yönelik taraflar arasında sözleşme ve uygulama bulunmadığını, faturanın kabul edilmediğini, sözleşme bulunmadığından sipariş formundaki vade farkının kabul etmediklerini, imzaların şirketi borçlandırmaya yetkili kişilerce atılmadığını ileri sürmüştür.
Mahkemece taraflar arasında vade farkının talep edilebileceğine ilişkin herhangi bir sözleşmenin ya da teamülün bulunmadığı ve faturanın davalı ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı gerekçesi ile davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Hemen belirmek gerekir ki, vade farkı istenebilmesi için bu konuda taraflar arasında yazılı sözleşme bulunması ya da taraflar arasında bu konuda teamül halini almış fiili bir uygulamanın mevcut olması gerekir.
Tarafların incelenen ticari defter ve kayıtları uyarınca, ticari ilişki kapsamında vade farkı nedenine dayalı faturanın davalı ticari defter ve kayıtlarında yer almadığı ve teamül haline gelmiş fiili bir uygulamanın bulunmadığı anlaşılmaktadır. Öte yandan, davacı tarafından taraflar arasında mail ortamında yapılan fiyat teklif formlarına istinaden vade farkı talep edilebileceği ileri sürülmüş ise de; mail ortamında teati ettirilen belgedeki davalı adına atılı imzanın şirket yetkililerine ait olmadığı, davalı tarafından da kabul edilmediği, bunun yanında teklif formlarının dava konusu edilen vade farkı bedelini ortaya çıkaran satışlara ilişkin olduğunu da ispata yeterli olmadığı, dolayısıyla vade farkına dayalı alacağın ispat edilmemesi sebebiyle mahkemece davanın reddine karar verilmesinin doğru olduğu değerlendirilmiştir.
Dosya kapsamına, kararın dayandığı delillerle, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında; mahkeme kararında usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmamasına, HMK.'nun 355. maddesi uyarınca; kamu düzenine ilişkin konularda da kararın esasına etkili bir aykırılık bulunmaması nazara alınarak; davacı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine karar verilmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçe ile;
1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK 353/1-b/1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 615,40 TL istinaf karar harcından peşin alınan 80,70 TL'nin mahsubu ile bakiye 534,7‬0 TL harcın istinaf eden taraftan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-Davacı tarafından yapılan istinaf giderlerinin üzerinde bırakılmasına, artan gider avansının talebi halinde istinaf eden tarafa iadesine,
4-Harç ve karar tebliğ işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca oy birliği ile kesin olarak karar verildi.
.
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!