Bölge Adliye Mahkemesi istinaf kararı, sigorta şirketleri arasında çıkan rücuen tazminat davasında, antrepoda meydana gelen yangın hasarına ilişkin müteselsil sorumluluk ve zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmesini ele almaktadır.
Özet: Bir sigorta şirketi, antrepoda çıkan yangın sonucu sigortalısına ödediği tazminatı, kusurlu antrepo şirketinin sigortacısı olan diğer sigorta şirketinden rücuen talep etmiş; davacı, müteselsil sorumluluk ve zamanaşımının diğer borçlu için de kesileceği iddialarını ileri sürerken, davalı zamanaşımı süresinin dolduğunu ve eksik teselsülde zamanaşımının müteselsil borçlulardan biri hakkında kesilmesinin diğerini etkilemeyeceğini savunmuş; ilk derece mahkemesi ise, yangın tarihinden dava açma tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımı süresinin, eksik teselsül hali nedeniyle davalı açısından dolduğu gerekçesiyle davayı reddetmiş, davacı da bu kararı müteselsil sorumluluğun tam teselsül olduğunu belirterek istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ EsasKARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret MahkemesiTARİHİ:█████/2021NUMARASI:████████ Esas, ████████ KararDAVA:TAZMİNAT (Sigorta Ödemesine Dayanan Rücuen) KARAR TARİHİ:█████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesi ile; Haramidere/İstanbul'da bulunan gümrük antrepo alanında 27.06.2007 tarihinde meydana gelen yangında müvekkiline nakliyat ve abonman poliçesi ile sigortalı emtiaların hasarlandığını, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kesinleşen ilamında, antrepoda saklanan malzemelerin yerleştirilme ve muhafazasında gerekli özenin gösterilmediği gerekçesiyle .... Şti'nin % 90 kusurlu bulunduğunu, ilam icra takibine konulmuşsa da, .... Şti'nin malvarlığı olmaması nedeniyle tahsilat yapılamadığını, davalı sigorta şirketinin 3.000.000,00 USD teminat limiti ile .... Şti'nin sigortacısı olduğunu ve hasardan sigortalısı ile birlikte müteselsilen sorumlu olduğunu, bu nedenle teminat limiti dahilinde zarar görenlere garame ile ödeme yapması gerektiğini, TBK'nın 155. maddesi gereği müteselsil borçlulardan birine karşı kesilen zamanaşımının diğerine karşı da kesilmiş olacağını, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasının davalı sigorta şirketine ihbar edildiğini ve bu borçlu hakkında da zamanaşımının kesildiğini, davalı sigorta şirketi Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında garame muallak listesi sunması nedeniyle borcu ikrar ettiğini, bu nedenle de 818 Sayılı TBK'nın 133 maddesi gereği zamanaşımının kesildiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak, teminat ve garame payı ile sınırlı olmak ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla 127.037,27 TL rücuen tazminatın 50.949,00 TL'sinin 03.06.2008 tarihinden, 76.088,00 TL'sinin 22.05.2008 tarihinden itibaren işyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVA P:Davalı vekili cevabında; zarar miktarının belirlenmesi mümkün olduğundan belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yararı bulunmadığını, yangının 27.06.2007 tarihinde meydana geldiğini, haksız fiilde zamanaşımını düzenleyen 818 Sayılı TBK'nın 60/1. ve 2. fıkralarına göre 1 ve 10 yıllık süreler ile TCK 'da öngörülen 8 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra dava açıldığını, sigortalıya açılan davada müvekkili şirkete yapılan ihbarın zamanaşımını kesmeyeceğini, müteselsil borçlulardan birine karşı açılan davanın diğeri için de zamanaşımını kestiğine ilişkin idiaya itibar edilemeyeceğini, eksik teselsülde zamanaşımı süresinin işlemeye devam ettiğini, Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyadaki yazışmaların, talepleri kabul etmemek kaydıyla iyiniyetli yapıldığını, ilgili yazışmaların zamanaşımını kestiği varsayılsa dahi, zamanaşımı süresi dolduktan sonra 2017 yılı Aralık ayında yapıldığını, sigortalıya karşı açılan davanın bu davada kesin delil teşkil etmeyeceğini, davacının sigortalısına yaptığı ödeminin poliçe kapsamında olup olmadığı ve sigortalının kusurunun tespiti gerektiğini, davayı kabul etmemekle birlikte müvekkilinin sorumluluğunun sigortalının kusuru ile sınırlı olduğunu, sigortalının antreposunda meydana gelen yangın sonucu oluşan zararın poliçe teminat kapsamında olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davacı sigortacı, dava dışı sigortalısının haklarına halef olduğundan, davacı sigortacının talep ve dava hakkının, sigortalısının zarar verene (... Şirketine) karşı sahip olduğu talep ve dava hakkı ile aynı zamanaşımına tabi olduğu, davacının davalı sigorta şirketine yönelik davasının 10 yıllık zamanaşımına tabi olduğu, her ne kadar dava ve takip açılmasıyla birlikte dava dışı .... Şti hakkında zamanaşımı süresi kesilmişse de, davalı sigorta şirketi ve .... Şti'nin farklı hukuki müesseselerden dolayı zarardan müteselsil olarak sorumlu olmaları nedeniyle eksik teselsül hali bulunduğu, eksik teselsül durumunda borçlulardan biri hakkında zamanaşımı kesilmesinin diğer borçluyu etkilemeyeceği ve zamanaşımı süresinin işlemeye devam edeceği, yangının █████/2007 tarihinde meydana geldiği, davacı tarafından sigortalısına █████/2008 ve █████/2008 tarihlerinde ödeme yapıldığı, eldeki davanın ise 19.06.2018 tarihinde açıldığı, dolayısıyla 10 yıllık zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesiyle davanın zamanaşımı nedeniyle reddine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; TTK'nın 7. maddesi gereği davalı sigorta şirketi ile sigortalısının hasardan müteselsilen sorumlu olduğunu, kanunda müteselsil sorumluluktan bahsedilmesinin tam teselsül anlamına geldiğini, davalı sigortacının poliçesinin, üçüncü kişi lehine sorumluluk poliçesi vasfında olduğunu, davalının sigortalısının üçüncü kişilere ve haleflerine sorumluluğu devam ederken, sigortacısının sorumluluğunun sona erdiğini savunmanın anlamsız olduğunu, davalı sigortacının yaptığı ikrarlar ile zamanaşımı definde bulunmaktan zımnen feragat ettiğini, bu nedenle zamanaşımı definin reddi gerektiğini belirterek kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE HUKUKİ NİTELENDİRME:Dava; nakliyat sigorta poliçesi kapsamında antrepoda hasara uğrayan emtia için sigortalıya ödenen hasar tazminatının, antrepo işletmesinin sorumluluk sigortacısından rücuen tahsili istemine ilişkindir.Mahkemece, davalı sigortacı ile sigortalısı olan antrepocunun hasara uğrayan emtia nedeniyle zarar gören davacıya karşı müteselsil sorumlu olduğu, ancak sorumluluklarının farklı hukuki nedene dayanması nedeniyle eksik teselsül hali bulunduğu, eksik teselsül durumunda borçlulardan biri hakkında zamanaşımı kesilmesinin diğer borçlu hakkındaki zamanaşımı süresini kesmeyeceği, davanın yangının meydana geldiği 27.06.2007 tarihinden 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 19.06.2018 tarihinde açıldığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş, davacı vekili hükmü istinaf etmiştir.İstinaf konusu edilen uyuşmazlık, alacağın zamanaşımına uğrayıp uğramadığı hususunda toplanmaktadır.1-Davacı nakliyat sigortacısı, antrepodo meydana gelen yangın sonucu emtiası hasara uğrayan sigortalısına hasar tazminatı ödeyerek haklarına halef olmuştur. Davacı sigortacı, sigortalısının haklarına halef olduğuna göre, zarar verene talep ve dava hakkı, sigortalısının zarar verene (antrepo işletene) karşı sahip olduğu talep ve dava hakkı ile aynıdır. Davacının sigortalısı ile davalı sigortacının sorumluluğunu üstlendiği .... Şti arasında vedia sözleşmesi bulunduğundan, davacının alacak talebinin dayanağı da anılan sözleşme olacaktır. Diğer taraftan davacı, antrepo işletenin üçüncü kişilere karşı hukuki sorumluluğunu teminat altına alan davalı sigortacıdan zararın rücuen tazmini talep etmektedir. Yargıtay 6762 Sayılı TTK'nın yürürlükte olduğu dönemde zarar görenin doğrudan sorumluluk sigortacısına açtığı davada, sigorta ettiren ile zarar gören arasındaki ilişkinin tabi olduğu zamanaşımının esas alınması gerektiğine hükmetmekteydi. Somut olayda sigorta ettiren antrepo işleteni ile zarar gören davacının sigortalısı arasındaki ilişki, vedia sözleşmesinden kaynaklanmaktadır Buna göre davacının sigortalısı ile antrepo işleten arasında vedia sözleşmesi bulunduğundan ve yangının meydana geldiği tarihte yürürlükte olan 818 Sayılı Borçlar Kanuna göre sözleşmelerde zamanaşımı süresi 10 yıl olarak belirlendiğinden, ilk derece mahkemesinin zamanaşımı süresini 10 yıl olarak kabul etmesi yerindedir.2-Ayrıca Mahkemece davalı sigortacı ile sigortalısı antrepo işletenin müteselsil sorumluluğun eksik teselsüle dayandığı, eksik teselsülde borçlulardan biri hakkında takip ya da dava açılmasının, diğer borçluya karşı zamanaşımını kesmeyeceği, davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra açıldığı kabul edilmiştir.818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 50/1 fıkrası; "Birden ziyade kimseler birlikte bir zarar ika ettikleri takdirde müşevvik ile asıl fail ve fer’an methali olanlar, tefrik edilmeksizin müteselsilen mesul olurlar." hükmünü, 51 maddesi ise; "Müteaddit kimseler muhtelif sebeplere (haksız muamele, akit, kanun) binaen mesul oldukları takdirde haklarında, birlikte bir zarar vukuuna sebebiyet veren kimseler hakkındaki hükümlere göre muamele olunur." hükmünü düzenlemektedir.818 sayılı BK 133. maddesinde, alacaklının icra takibine geçmesi, mahkeme veya hakemde dava açması veya açılan davaya karşı defide bulunması veya iflas masasında hakkını talep etmesi halinde zamanaşımının kesileceği, 134. maddesinde ise zamanaşımının müteselsilen borçlu olanlardan veya taksimi kabil olmayan bir borcun müşterek borçlularından birine karşı katedilmiş olması halinde diğerlerine karşı da katedilmiş olacağı kuralları düzenlenmiştir. Bu maddelere göre, müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını keser. Bu hükmün haksız fiillerden doğan müteselsil sorumlulukta sadece tam teselsülde yani BK 50. maddeye dayanan müteselsil sorumlulukta uygulama alanı bulacağı; buna karşın eksik teselsül'de yani BK 51. maddeye dayanan müteselsil sorumlulukta uygulama alanı bulamayacağı teoride ve emsal yargı kararlarında kabul edilmektedir. (Bkz. Oğuzman, Borçlar Hukuku, Sh. 219; Tekinay, Borçlar Hukuku, Sh. 434, 1425-1426; Tandoğan. Mesuliyet Hukuku, Sh. 383; Çenberci, S.S. Kanunu Şerhi, Sh. 301, 192). Hukuk Genel Kurulu █████/1977 tarih ve ████████ sayılı kararı ve 07.03.1986 tarih ve ███████-250 Esas ████████ Karar sayılı kararıyla da bu görüşü benimsemiş bulunmaktadır. (Yargıtay 4. HD'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı)Somut olayda davalının sigortalısı antrepo işletenin davacının sigortalısına karşı sorumluluğu vedia sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Davalı sorumluluk sigortacısı ile zarar gören davacının sigortalısı arasında sözleşme bulunmayıp, davalı sorumluluk sigortacısının davacının sigortalısına karşı sorumluluğu ise kanundan kaynaklanmaktadır. Buna göre davalı sigortacı ile sigortalısı farklı nedenlere dayanarak hasardan sorumlu tutulduklarından, müteselsil sorumlulukları, 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun 51 maddesine, yani eksik teselsüle dayalı olduğunun kabulü gerekir. Müteselsil borçlulardan birine karşı zamanaşımının kesilmesi diğer müteselsil borçlulara karşı da zamanaşımını kesmesi, sadece tam teselsülde yani BK 50. maddeye dayanan müteselsil sorumlulukta uygulama alanı bulacağından, davacının, davalının sigortalısı hakkında dava açıp takip başlatması,davalı sigortacı açısından zamanaşımını kesmeyecektir. Ayrıca davalı sigortacının Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas sayılı dosyasında garame muallak listesi sunması ve yazışmaları da ikrar niteliğinde görülmemiştir. Bu durumda yangının █████/2007 tarihinde meydana geldiği, eldeki davanın 10 yıllık zamanaşımı süresi dolduktan sonra 19.06.2018 tarihinde açıldığı anlaşıldığından mahkemece zamanaşımı nedeniyle davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamaktadır.Açıklanan nedenler ile ilk derece mahkemesi kararında hukuka aykırılık görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1.b.1 bendi uyarınca esastan reddine karar verilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-İstanbul Anadolu 8. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2021 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacı tarafından yatırılan 80,70 TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30 TL harcın davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.█████/2026