İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin ticari satımdan kaynaklanan cari hesap ilişkisi ve fatura alacağına dayalı itirazın iptali davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi kararı.
Özet: Davacı şirketin cari hesap ilişkisinden kaynaklanan 104.185,92 TL alacağı için davalı şirket aleyhine başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi, hem davacı hem de davalı defterlerindeki borç kayıtlarını ve davalının faturaları iade etmeyerek kaydetmesiyle hizmeti kabul ettiğini dikkate alarak davanın kabulüne, itirazın iptaline ve icra inkar tazminatına karar vermiş, bu karara karşı davalı şirket tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO:█████████ Esas
KARAR NO:████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ:İSTANBUL 16. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ:█████/2022
NUMARASI:████████ Esas, ████████ Karar
DAVANIN KONUSU:İTİRAZIN İPTALİ (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ:█████/2026
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili ile davalı arasında cari hesap ilişkisi bulunduğunu, taraflar arasındaki ticarete dayalı cari hesap ekstresine göre müvekkili şirketin 104.185,92TL alacaklı olduğunu, tarafların ticari defterleri incelendiğinde ve düzenlenen faturalara bakıldığında davalının takibe konu tutarı müvekkiline borçlu olduğunun görüleceğini, davalının müvekkiline olan borcunu ödememesi üzerine davalı hakkında Antalya Genel İcra Dairesinin ... sayılı dosyasıyla ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı tarafça yetki itirazında bulunulması üzerine taraflarınca yetki yönünden kabul edildiğini, dosyanın yetkili İstanbul 23. İcra Müdürlüğü'ne gönderildiğini ... sayılı dosyası ile davalıya yeniden ödeme emri gönderildiğini, davalının itirazı üzerine icra takibinin durduğunu belirterek davalının itirazının iptaline, takibin devamına ve davalının % 20 den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; kabul anlamına gelmemek üzere davacının alacağının zamanaşımına uğradığını, müvekkilinin davacıya icra takibinde talep edilen tutarda borcunun bulunmadığını, bu nedenle icra takibine yapılan itirazın haklı olduğunu, her tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, müvekkilinin yetkilisi ile davacı arasında yapılmış bir sözleşme olmadığı gibi, müvekkili şirket yetkilisi tarafından davacı ile sözleşme yapılmasına ilişkin herhangi bir çalışanına verilmiş bir yetkinin de bulunmadığını, fatura düzenlenmiş olmasının alacak iddiası için tek başına yeterli olmadığını, TTK 21/2 maddesi uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi icabı mat satmış, imal etmiş ya da iş görmüş olması gerektiğini, bunun doğal sonucu olarak da faturaya itiraz olunmamasının fatura içeriğini kabul etme sonucunu doğurmayacağını, davacının icra takibine konu alacağını fatura dışında, hukuki ilişkinin varlığını ve faturanın bu ilişkiye davaynılarak hazırlandığını ilaveten faturaya konu hizmeti ücrete hat kazanacak şekilde tam ve eksiksiz olarak müvekkiline verdiğini ispat etmesi gerektiğini, davacının VUK gereğince düzenlenmesi gereken sürede düzenlemediğinden faturanın hiç düzenlenmemiş sayılacağını ve bu faturaya dayalı bir hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, yine bu faturaya bağlı KDV talebinin de yerinde olamayacağını, davacının icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddi gerektiğini, icra takibinde işlemiş faiz talep edilmesinin yerinde olmadığı gibi talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu belirterek davanın reddi ile davacının asıl alacağın % 20 sinden aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; Davacının taraflar arasındaki cari hesap ilişkisi nedeniyle alacak iddiasıyla başlattığı takibe davalı tarafça yapılan itiraz üzerinde eldeki davanın ikame edildiği, davacı defterlerinde davalının 104.186,22 TL borçlu olduğunun belirlendiği, davalının kendi defterlerinin incelenmesinde de davacıya 104.186,22 TL borçlu olduğu, takip talebi ile davalı defterleri arasındaki 0,30 TL farkın davalının bir fatura tutarını sehven 0,30 TL fazla yazmasından kaynaklandığı, bu durumda davalının kendi kayıtları uyarınca da davacıya 104.185, 92 TL borçlu olduğu ,o halde davacı yanın bu faturalar yönüyle davaya konu hizmeti verdiğini ispatladığı, bu durumda hizmet almadığını ispat yükü davalı yana geçmekle davalı yanın dosya kapsamına ibraz olunan mevcut delillerle hizmet almadığını ispatlayamadığı, esasında davalı tarafın iddialarının açıkça hizmet alınmadığına ilişkin olmadığı, davacının fatura düzenlemesinin yeterli olmadığı, hizmet sağladığını da ispat etmesi gerektiği, faturanın süresinde düzenlenmediği hususlarına yani daha çok ispat yüküne ilişkin olduğu, ancak yukarıda belirtildiği üzere davalı tarafça faturalar iade edilmeyerek kaydedilmiş olmakla davacı yanın bu faturalar yönüyle davaya konu hizmeti verdiğini ispatladığı, davalının ödeme yapıldığı veya bir sebeple ödeme yapılmamasının gerektiği yönünde bir iddiası da bulunmadığı gerekçesi ile sadece asıl alacak tutarı üzerinden ikame edilen işbu davanın kabulüne, alacak faturaya dayalı ve belirlenebilir olmakla icra inkar tazminatı talebinin de kabulüne karar verilmiştir.
İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davalı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davalı vekili istinaf nedenleri olarak; müvekkilinin davacıya icra takibinde talep edilen tutarda borcunun bulunmadığını, icra takibine yapılan itirazın haklı olduğunu,her tacirin basiretli bir iş adamı gibi hareket etmesi gerektiğini, müvekkilinin yetkilisi ile davacı arasında yapılmış bir sözleşme olmadığı gibi, müvekkili şirket yetkilisi tarafından davacı ile sözleşme yapılmasına ilişkin herhangi bir çalışanına verilmiş bir yetkinin de bulunmadığını, fatura düzenlenmiş olmasının alacak iddiası için tek başına yeterli olmadığını, TTK 21/2 maddesi uyarınca gönderilen faturaya sekiz gün içinde itiraz olunmaması fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması için, faturayı düzenleyen kişinin aynı maddenin ikinci fıkrasına göre ticari işletmesi icabı mat satmış, imal etmiş ya da iş görmüş olması gerektiğini, bunun doğal sonucu olarak da faturaya itiraz olunmamasının fatura içeriğini kabul etme sonucunu doğurmayacağını, davacının icra takibine konu alacağını fatura dışında, hukuki ilişkinin varlığını ve faturanın bu ilişkiye dayanılarak hazırlandığını ilaveten faturaya konu hizmeti ücrete hat kazanacak şekilde tam ve eksiksiz olarak müvekkiline verdiğini ispat etmesi gerektiğini, davacının VUK gereğince düzenlenmesi gereken sürede düzenlemediğinden faturanın hiç düzenlenmemiş sayılacağını ve bu faturaya dayalı bir hak iddia etmesinin mümkün olmadığını, yine bu faturaya bağlı KDV talebinin de yerinde olamayacağını, davacının icra inkar tazminatı talebinin şartları oluşmadığından reddi gerektiğini, davanın reddi gerekirken kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve ret oranına göre hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; Dava, açık hesap alacağının tahsili amacı ile başlatılan icra takibine karşı itirazın iptali davasıdır.İlk derece Mahkemesince icra takibine konu asıl alacak yönünden davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur. İstinafa konu uyuşmazlık, davacı tarafından davalıya hizmetin sunulup sunulmadığı, takibe konu faturadan kaynaklı olarak davacının davalıdan alacağının olup olmadığı ve varsa miktarına ilişkin olduğu anlaşılmıştır. Davacı tarafından davalı aleyhine ilk olarak Antalya Genel İcra Dairesinin ... sayılı dosyası ile 104.185,92 TL alacağın tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalının yetkiye ve borca itiraz ettiği, davacı vekili tarafından davalının yetki itirazının kabul edilerek dosyanın yetkiyi icra Dairesine gönderilmesinin talep edilmesi üzerine dosyanın İstanbul 23.İcra Müdürlüğünün ... sayılı takip dosyası numarasına kaydedildiği, bu dosyadan ödeme emrinin tebliği ile davalının süresinde takibe, borca ve ferilerine itirazlarını bildirdiği, itiraz dilekçesinin davacı tarafa tebliğ edildiğine ilişkin belgeye rastlanmadığı, bu nedenle açılan davanın İİK 67 maddesi gereğince süresinde olduğu anlaşılmıştır.Somut olayda davacı, taraflar arasında ticari ilişki kapsamında icra takibine konu alacağın temelini oluşturan faturaları düzenlediği ileri sürmüş davalı ise müvekkilinin davacıya icra takibinde talep edilen tutarda borcunun bulunmadığını, taraflar arasında bir sözleşmenin bulunmadığını iddia etmiştir.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunun 190. maddesinde, ispat yükünün, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğu, TMK nun 6. maddesinde ise, taraflardan her birinin hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü olduğu belirtilmiştir.Bu durumda, fatura konusu hizmetin sunulduğunu, fatura bedeline hak kazanıldığı ve icra takibine konu miktar kadar alacaklı olduğunun ispat yükü davacı taraftadır.Davalı defterleri üzerinde yapılan inceleme neticesinde sunulan █████/2021 tarihli bilirkişi raporunda özetle: davalı şirkete ait 209 ve 2020 yıllarına ait tüm ticari defterlerinin 6102 sayılı TTK ilgili hükümleri yönünden usulüne uygun tutulduğunu, davacının davalıya (tamamıyla davalının sunduğu açık cari hesap ilişkisinden hareketle) açık cari hesap bakiyesi olan 104.186,22 TL borçlu gözüktüğü belirtilmiştir.Talimat Mahkemesi aracılğıyla davacı defterleri üzerinde yapılan inceleme sonucu sunulan █████/2022 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacının inceme konusu olan 2019 ve 2020 yılı ticari defterlerinin incelenmesinde TTK'nın 64 maddesi gereğince zamanında açılış ve kapanış tasdiklerinin yapıldığı ve sahibinin lehine delil olduğu, dava konusu faturaların davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu ve cari hesap şeklinde kayıt edildiği, taraflar arasında yazılı bir sözleşmenin olmadığı fakat 25.04.2018-10.04.2020 aralığında açık-cari hesap şeklinde bir ticari ilişkinin bulunduğu, davacının davalıdan 2020 yılı itibariyle 104.186,22 TL alacaklı olduğu belirtilmiştir.Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır.TTK'nın 21/2 fıkrası "Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır." hükmünü düzenlemektedir. Ticari işletmesi ile ilgili bir faturayı alan tacir, faturaya aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde itirazda bulunmazsa o fatura münderacatını aynen kabul etmiş sayılır.YİBBGK'nın 27.06.2003 tarih ve 2001/1 E., 2003/1 K. sayılı ilamında da açıklandığı üzere; Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır. Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir.Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK’nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili HMK ‘nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir. (Yargıtay15.HD'nin █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararı)Ticari defterlerin delil olmasına ilişkin düzenleme HMK 222. maddede yer almaktadır. Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir (HMK 222/1). Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır (HMK 222/2). Bu şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerler ispatlanmamış olması gerektiği ise üçüncü fıkrada düzenlenmiştir. Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur (HMK 222/4).
Yargıtay 15.H.D. █████████ Esas, █████████ Karar sayılı kararında;".. ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasada delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır." denilerek ticari defterlerin kesin delil niteliğinde olduğu belirtilmiştir.Somut olayda, tarafların incelenen ticari defter ve kayıtlarının HMK'nun 222. maddesi uyarınca usulüne uygun olarak tutulduğu, icra takibine konu faturaların davalının defterlerinde kayıtlı olduğu, davacının takip tarihi itibariyle kendi defterlerine göre 104.186,22 TL alacaklı olduğu, davalının ticari defterlerine göre ise takip tarihi itibariyle davacıya 104.186,22 TL borçlu olduğu anlaşılmıştır. İncelenen davacı ve davalı defterleri 104.186,22 TL miktar yönünden uyumludur. Bu nedenle davacı, dosyaya sunduğu belge, deliller ve tarafların ticari defterler ve kayıtlarına göre icra takibine konu ettiği 104.185,92 TL alacağını ispat etmiştir. Faturayı, yasal süresinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine borç kaydeden davalının, fatura münderecatını aynen kabul etmiş olduğundan, davalının bu faturalara konu hizmeti almadığını, faturalar nedeniyle borçlu olmadığını ve borcu ödediğini, dava değeri de gözetilerek HMK 200/1 maddesi gereğince aynı kuvvet ve mahiyette herhangi bir belge ve delil ile ispat ispatlaması gerekir. Ne var ki davalının bu anlamda ispat külfetini yerine getirdiği söylenemez. Bu nedenle, Mahkeme kararı yerinde olup, davalının istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir.Davalı icra inkar tazminatı karar verilmesinin doğru olmadığını belirterek hükmü istinaf etmişse de, faturalara işlenen ve tarafların ticari defterlerine kaydedilen alacak likit ve belirlenibilir olduğundan, ilk derece mahkemesinin icra inkar tazminatına hükmetmesinde de isabetsizlik görülmemiştir.Diğer taraftan davalı vekili istinaf dilekçesinde, kısmen kabul kararı verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu ve ret oranına göre hükmedilen vekalet ücreti ve yargılama giderlerinin hatalı olduğunu ileri sürmüş ise de, ilk derece Mahkemesince davanın tam kabulüne karar verildiği anlaşılmakla davalı vekilinin bu yöndeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, ilk derece Mahkemesi kararında bir isabetsizlik görülmediğinden, davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-İstanbul 16. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı ve █████/2022 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,
2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davalı tarafından yatırılan 1.779,23 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.047,23 TL harcın karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalıya İADESİNE,
3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi ile aynı Kanunun 361.1 maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.11.06.2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!