Bursa Bölge Adliye Mahkemesinin, kargo sırasında kaybolan çek karneleri için Türk Ticaret Kanunu 82/7 maddesi uyarınca zayi belgesi talebini inceleyen istinaf kararı.
Özet: Bir bankanın, müşterilerine dağıtılmak üzere kargoda kaybolduğunu iddia ettiği beş adet boş çek defteri için zayi belgesi verilmesi talebinin ilk derece mahkemesince reddedilmesi üzerine, bankanın istinaf yoluna başvurmasıyla başlayan bu hukuki süreçte, üst mahkeme 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 82/7 maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesi şartlarını, özellikle tacirin belgeleri koruma konusundaki özeni ve kaybın irade dışı mücbir sebeplerle gerçekleşme zorunluluğunu değerlendirmektedir.

T.C. BURSA BAM .... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No:...
T.C.BURSABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ ..... HUKUK DAİRESİDOSYA NO :.KARAR NO : .T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IBAŞKAN : .ÜYE :.ÜYE :.KATİP : .İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : BURSA ..ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ :.NUMARASI : .DAVACI : .DAVA : Zayi Belgesi VerilmesiKARAR TARİHİ : .KARAR YAZIM TARİHİ : .Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü: GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmalarının Özeti: Davacı vekili dava dilekçesi ile; Davacı şirket vekili dilekçesinde özetle; Müvekkil bankanın müşterilerine verilmek üzere boş olarak basılan... A.Ş.'ye ait .. numara aralığında 10 luk çek karnesi, ... A.Ş. ' ye ait . numara aralığında 10 luk çek karnesi,... A.Ş.'ye ait .... numara aralığında 10 luk çek karnesi,....A.Ş.' ye ait ...numara aralığında 10 luk çek karnesi, .... San ve Tic A.Ş.' ye ait .... numara aralığında 10 luk çek karnesi olmak üzere toplam 5 adet çek defterinin müşterilere verilmeden Aras kargo firmasında kaybolduğunu belirterek, dava sonuçlanıncaya kadar söz konusu çeklerin doldurulup ibraz edilmesi ihtimaline binaen tedbir kararı verilmesine, ....A.Ş.' ye ait.... numara aralığında 10 luk çek karnesi, ....Tekstil A.Ş. ' ye ait .... numara aralığında 10 luk çek karnesi.... A.Ş.' ye ait ....numara aralığında 10'luk çek karnesi,... A.Ş.'ye ait .numara aralığında 10 luk çek karnesi,... Turizm San ve Tic. A.Ş.'ye ait .... numara aralığında 10 luk çek karnesi olmak üzere toplam 5 adet çek defterinin zayi olduğuna dair zayi belgesi verilmesini talep ve dava etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf dilekçesi ile; davacı tarafından müşterisine verilen çekin kaybolduğunu, bu nedenle zayi belgesi verilmesi gerektiğini, çek yapraklarının kötü niyetli kişilerce kullanılma riskine karşı zayi belgesi verilmesinin zorunlu olduğunu, yerel mahkemece hatalı değerlendirme yapıldığını beyan ederek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilmesi ve gerekçe;6102 Sayılı TTK'nın 82/7 maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesi istemine ilişkin eldeki davada, İlk Derece Mahkemesi tarafından, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın reddine karar verildiği, verilen karara ilişkin olarak da davacı yanca yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu anlaşılmıştır. Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. maddesi gereğince İstinaf Kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada, İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.Dava; 6102 Sayılı TTK'nın 82/7 inci maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesi istemine ilişkindir.6102 Sayılı TTK'nın 82/7 inci maddesine göre; bir tacirin saklamakla yükümlü olduğu defterler ve belgeler; yangın, su baskını veya yer sarsıntısı gibi bir afet veya hırsızlık sebebiyle ve kanuni saklama süresi içinde zıyaa uğrarsa tacir zıyaı öğrendiği tarihten itibaren onbeş gün içinde ticari işletmesinin bulunduğu yer yetkili mahkemesinden kendisine zayi belgesi verilmesini isteyebilir. Madde metninde yangın, su baskını veya yer sarsıntısı ibarelerinden sonra yer alan "gibi" sözcüğüyle benzer olayların kastedildiği, ziya haline ilişkin sınırlı sayıda bir düzenleme getirilmediği anlaşılmaktadır (Bknz. Yargıtay 11. H.D.'nin, 10.05.2017 Tarih ve █████████ Esaas-█████████ Karar sayılı kararı).Öte yandan, tacirin, anılan yasa maddesinden yararlanabilmesi için bir taraftan ticari defterlerin ve belgelerin korunması amacıyla gereken dikkat ve ihtimamı göstermiş bulunması, diğer taraftan da ziyaa uğramanın onun iradesi dışında, elinde olmayan bir nedenle meydana gelmiş olması zorunludur. Mücbir nedenlerin ispatı, bunu iddia eden tacire aittir. İleri sürülen mücbir nedenin dayandığı olayların defter ve belgelerin yok olması veya elden çıkması sonucunu doğuracak nitelik ve yoğunlukta olup olmadığı araştırılmalı ve irade dışında defter ve vesikaların tamamen veya kısmen kaybı yahut yok olması sonucu oluştuğunda mücbir neden kabul edilmektedir. Davacı tutmak ve saklamakla yükümlü olduğu defter ve belgeleri özenle korumakla yükümlüdür.Tüm bu açıklamalar kapsamında değerlendirildiğinde; davanın, 6102 sayılı TTK'nın 82/7 inci maddesi uyarınca zayi belgesi verilmesi istemine ilişkin olduğu, yerel mahkemece yapılan yargılama sonucu her ne kadar; talep edenin TTK m.818/1-s yollamasıyla 757 ila 763 ve 764/1 maddeleri gereği çek iptali ve zayi belgesi verilmesi talepli dava açma hakkı bulunmadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş ve bu haliyle de yerel mahkemece davanın hukuki nitelendirmesinde hataya düşülmüş ise de; netice itibariyle verilen davanın reddi kararının yerinde ve isabetli olduğu, şöyle ki; talep eden tarafça dava dilekçesinde de açıkça ifade edildiği üzere; davacı yanca müşterilerine verilmek üzere boş olarak basılan, ... A.Ş.'ye ait ... numara aralığında 10'luk çek karnesi,....A.Ş.'ye ait .. numara aralığında 10 luk çek karnesi,....A.Ş.'ye ait ...numara aralığında 10 luk çek karnesi... A.Ş.' ye ait....numara aralığında 10 luk çek karnesi, ...San ve Tic A.Ş.'ye ait ... numara aralığında 10'luk çek karnesi olmak üzere toplam 5 adet çek defterinin müşterilere verilmeden Aras kargo firmasında kaybolduğu, bu minvalde değerlendirildiğinde ise; boş çek karnelerinin saklanmakla yükümlü belgelerden olmaması nedeniyle TTK'nun 82/7. maddesi hükümleri uyarınca zayi belgesi verilmesi talebine konu edilemeyeceği (Bknz. Yargıtay 11. H.D.'nin, 30.06.2014 Tarih ve █████████ Esas-██████████ Karar sayılı kararı) ve dolayısıyla da yerel mahkemece verilen davanın reddi kararında bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.Bu itibarla da; açıklanan gerekçelerle, davacı yanın İstinaf isteminin, İlk Derece Mahkemesi'nin objektif, mantıksal ve bilimsel veriler ile dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine, davanın vasıf- mahiyetine, ispat hukuku hükümleri çerçevesinde delillerin takdirinde ve hukuki mevzuatın olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ayrıca istinaf talebine konu kararın hukuki güvenlik ve istikrarın temini açısından uygulama hukukuna yönelik istikrar kazanmış yüksek mahkeme kararlarına ile yargısal içtihatlara uygun olarak Dairemiz'ce de benimsenen usule ve maddi hukuka ilişkin yasal ve hukuksal gerekçelere dayandırılarak verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebeplerinin karar yerinde tartışıldığı, bu doğrultuda ortaya konulan gerekçenin isabetli olduğu değerlendirilerek; HMK'nın 353/1-b.1. maddesi gereğince, esastan reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun, HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Alınması gerekli istinaf karar harcı 615,40 TL harç peşin alındığından, başkaca harç alınmasına yer olmadığına, 3-Davacı tarafından yapılan istinaf yargılama masraflarının kendisi üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına,5-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine, 6-Harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nın m. 362/1-a hükmü uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere, █████/2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. ...Başkan... ¸e-imzalıdır ...Üye... ¸e-imzalıdır ...Üye... ¸e-imzalıdır ...Katip... ¸e-imzalıdır MUHALEFET ŞERHİ İlk derece mahkemesinin davayı yorumlamakta hata yaptığı konusunda heyetimizde görüş birliği vardır. Dava daha baştan "zayi belgesi verilmesi" talebiyle açılmıştır. Nitekim ilk derece mahkemesinin gerekçeli karar başlığında da dava türü bu şekildedir. Ancak gerekçe kısmında dava bir "zayi sebebiyle kıymetli evrak (çek) iptali" gibi algılanarak karar verilmiştir. Dava bir kambiyo senedinin iptaline ilişkin olsaydı gerekçe haklı olurdu. Dairemiz heyetinin çoğunluğu, müzakere esnasında sonuç kararın doğru olduğu kanaatiyle istinaf başvurusunun reddine karar vermiştir. Bu konuda sayın çoğunluğun görüşüne iştirak etmiyorum. Zira çek karneleri veya yaprakları mudinin yani, çeki keşide edecek kişinin elinde ise henüz kambiyo vasfı kazanmamıştır. Keza çek keşide edecek banka mudii, aynı zamanda tacir ise çek yaprakları saklanması gereken ticari kayıt ve belgelerden değildir. Çek yapraklarının saklanması veya muhafazası daha çok kötü niyetli insanların ele geçirmesini ve mudi aleyhine işlem yapmasını önlemeye hizmet eder. Muhafaza görevini yapamayan, sonuçlarına katlanır ve üçüncü kişiler hukuku zedelenmesin diye çekin iptalini isteyemez. En fazla çekler ortaya çıktığında menfi tespit ve istirdat isteyebilir. Ancak banka yönünden durum farklıdır. Bankalar, çalışma sistemleri ve uymak zorunda oldukları kurallar açısından normal anonim şirketlerden farklıdır. Nitekim Türk Ticaret Kanunu dışında özel bir kanuna ve değişik birçok mevzuata uygun işlem yapmak zorundadırlar. Saklamakla mükellef oldukları evrak da normal tacirlerden farklıdır. O kadar ki, ödenip bankaya dönen, artık kambiyo vasfını yitirmiş çekler dahi belli bir süre saklanır. Bu meyanda çoğu zaman ilk bakışta bir anlam ifade etmeyen dekontlar, hesap dökümleri, protesto evrakları, basit mudi talepleri bile belli bir müddet muhafaza edilir. Bu bankacılığın tabiatından kaynaklanır. Mahkemeler dahi çoğu durumda, taraf olmasa bile banka kayıtlarına delil olarak müracaat eder. Bu güven ilkesinin bir sonucu olarak banka kayıtları aksi ispat edilinceye kadar geçerli sayılır. Ödenip bankaya dönmüş, kambiyo vasfını yitirmiş çek yapraklarının dahi muhafaza edildiği bir uygulama geleneğinde, mudie teslim edilmek üzere basılmış, henüz teslim edilmemiş, seri numarası ve karekod alıp sisteme girmiş çek karnelerinin de muhafaza edilmesi gerektiği tartışmasızdır. Mudie teslim anına kadar bankanın muhafaza yükümlülüğü ciddi ve ağır bir mükellefiyettir. Keza mudie teslim anında alınacak imzaları içeren belgeler dahi ileride delil vasfını taşıyacaktır. Tüm bunların bankanın ticari kayıt ve defterlerine dahil olduğu gayet açıktır. Kaldı ki bir tacir açısından fatura koçanları ne anlama geliyorsa, çek koçanları da banka için o anlama gelir. İleride gayrinakdi kredi uyuşmazlığı çıksa, çek karnesinin teslim belgesi aranacak, çekler piyasaya sürülse, mahkemeden bilgi sorulacaktır. Bankanın bu bilgilere cevap verebilmesi gerekir. İşte zayi belgesi talebi de bu işe yarayacaktır. Uyuşmazlık halinde mahkemeden sorulduğunda tek taraflı bir beyan verip dolaylı sorumluluğa katlanmak yerine şimdiden zayi halini mahkeme kararı haline getirmekte hukuki yarar vardır. Banka hem kendini hem de mudii koruyacak işlem yapma gayretindedir. Diğer şartlar oluşmuşsa, bu konuda zayi belgesi verilmesini engelleyen hiç bir şey yoktur. Çek yaprakları banka açısından muhtemel kambiyo evrakı da değildir, banka tarafından kambiyo evrakına dönüştürülemez. Bu belgeler ancak keşideci adayının elinde bir anlam ifade eder. İmzalanıp tedavüle sunulduğunda da bankadan çok mudiin zararına bir sonuç doğurur. Davacı tarafın almak istediği karar en çok mudiin korunmasına hizmet edecektir. Kanaatimce ortada bir kanun boşluğu yoktur. Özellikle banka açısından böyledir. Ancak bir an için boş çek yapraklarının akıbetinin kanunda düzenlenmediğini var sayacak olursak hakime düşen, bu kanun boşluğunu "kendisi kanun koyucu olsaydı, ne şekilde karar verecek idiyse ona göre" doldurması gerekir. Ortada kayıp çek koçanları vardır ve her an için sahte imza ile tedavüle sunulması muhtemeldir. Mahkemenin üçüncü kişilerin en az zarar göreceği bir çözümle, ön alıcı bir karar verilmesi, daha çekler çıkmadan zayi halinin bir mahkeme kararına bağlanması, hukuk güvenliğine hizmet edecektir. Kaldı ki çekler bulunduğunda zayi kararı kendiliğinden hükümsüz kalacaktır..Başkan.