T.C. İstanbul Anadolu 13. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, trafik kazası sonucu kiralık aracın kullanım dışı kalmasından kaynaklanan araç mahrumiyet bedeli tazminat davası.
Özet: Davacı şirket, davalının kusuruyla meydana gelen trafik kazasında kiralık aracının hasarlanması ve tamir süresince kullanılamaması sonucu uğradığı araç mahrumiyet zararının belirsiz alacak davası kapsamında bilirkişi marifetiyle belirlenerek ticari avans faiziyle birlikte tahsilini talep ederken; davalı, davacının aktif husumet ehliyetinin bulunmadığını, kazada kendisinin değil davacının kusurlu olduğunu, alacağın belirsiz olmadığını, kamu kurumu olması nedeniyle ticari faiz uygulanamayacağını, zamanaşımı itirazını ve gerçek zararın ispatlanmadığını ileri sürerek davanın reddini talep etmektedir.

T.C. İstanbul Anadolu 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : █████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Türkiye Cumhuriyeti Anayasasının 9.maddesine göre Türk Milleti adına yargı yetkisini kullanan bağımsız ve tarafsız--------- Asliye Ticaret Mahkemesinde görülmekte olan Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan) davasında yapılan yargılama sonucunda dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ/
DAVA/TALEP;Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 1.07.2023 tarihinde -------- ili ----------ilçesinde meydana gelen trafik kazası sonucunda müvekkilin kullanımında bulunan -------- plakalı araçta maddi hasar oluştuğu, söz konusu aracın ----------Ş. tarafından uzun süreli kiralama sözleşmesi kapsamında davacı şirkete kiralandığı, kaza tarihi itibarıyla aracın işleteninin davacı şirket olduğu ve araçtan doğan hakları ileri sürme yetkisinin davacıya ait bulunduğu, kazaya davalı ---------- sevk ve idaresindeki ---------- plakalı aracın park halindeki araca çarpması sonucu meydana geldiği ve davalı sürücünün kazanın oluşumunda %100 oranında kusurlu olduğu, kaza nedeniyle hasar gören aracın onarım süresince kiraya verilemediği, bu nedenle davacı şirketin araç mahrumiyet zararına uğradığı, araç kiralama şirketi olması nedeniyle hasarlı aracın kullanım dışı kalmasının doğrudan gelir kaybına yol açtığı, araç yerine ikame araç kiralandığını gösteren belge veya ödeme kaydı bulunmasa dahi Yargıtay içtihatları uyarınca aracın makul onarım süresince kullanılamamasından doğan araç mahrumiyet zararının bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiği, araç mahrumiyet bedelinin taraflarınca hesaplanmasının mümkün olmaması nedeniyle davanın HMK'nın 107 maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açıldığı, dava açılmadan önce zorunlu arabuluculuk sürecinin tamamlandığı ancak anlaşma sağlanamadığı açıklanarak, bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenecek araç mahrumiyet bedeline göre talep artırma hakkı saklı kalmak kaydıyla, şimdilik 100,00 TL araç mahrumiyet bedelinin 11.07.2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalılardan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP /TALEP:Davalı --------- vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının araç mahrumiyet bedeline ilişkin taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğu, davacı tarafından kiralanan aracın alt kiralama yoluyla üçüncü kişilere kullandırıldığının belirtildiği, ancak araç malikinin ----------Ş. olduğu, alt kiralama ilişkisinin tek başına Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesi anlamında işleten sıfatı kazandırmayacağı, davacı ile araç maliki arasındaki sözleşmenin incelenmesi gerektiği, bu nedenle davacının araç mahrumiyet tazminatı talep etme hak ve yetkisinin bulunmadığı ve aktif husumet yokluğu nedeniyle davanın reddi gerektiği, dava konusu talepler yönünden zamanaşımı def'inde bulunulduğu, alacak miktarının belirlenebilir nitelikte olması nedeniyle HMK'nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası açılmasında hukuki yarar bulunmadığı, davaya konu kazanın meydana gelmesinde müvekkil idarenin ve araç sürücüsünün kusurunun bulunmadığı, davacının aracını park yasağı bulunan alana park etmesi nedeniyle kazanın meydana gelmesinde davacının tam kusurlu olduğu, kusur durumu ile kaza ve zarar arasındaki illiyet bağının bilirkişi incelemesi sonucunda belirlenmesi gerektiği, Karayolları Trafik Kanunu'nun 86. maddesi uyarınca işletenin sorumluluktan kurtulma şartlarının somut olayda mevcut olduğu, haksız fiilden doğan tazminat taleplerinde gerçek zarar ilkesinin geçerli olduğu, zarar ve zarar miktarının davacı tarafından ispat edilmesi gerektiği, araç mahrumiyet bedeli talebinin yerinde olmadığı, davacının aracın kaç gün serviste kaldığını, onarım süresini, araçtan mahrum kaldığını ve bu nedenle uğradığı zararı gösteren herhangi bir belge sunmadığı, ikame araç kiralandığını veya bu nedenle gider yapıldığını ispatlayamadığı, makul onarım süresi ile emsal araç kira bedelinin bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiği, dava konusu araca ilişkin sigortacısı olan ----------Ş.'ye davanın ihbar edilmesi ve sigorta poliçeleri ile hasar dosyasının celbi gerektiği, müvekkil idarenin kamu kurumu niteliğinde olduğu, ticari işletme veya tacir sıfatı bulunmadığından davacı tarafından talep edilen ticari avans faizinin hukuka aykırı olduğu ve uygulanması halinde ancak yasal faize hükmedilebileceği, davacı tarafından dosyaya sunulan eksper raporu ile servis fişinin tek taraflı olarak düzenlenmiş belgeler niteliğinde bulunduğu ve hükme esas alınamayacağı açıklanarak, zamanaşımı itirazının kabulü ile davanın reddine, aksi halde müvekkil idare yönünden davanın usulden ve esastan reddine, ---------Ş.'ye davanın ihbarına, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir. Davalı ---------- vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının taleplerinin zamanaşımına uğradığı, davanın HMK'nın 107. maddesi kapsamında belirsiz alacak davası olarak açılabilmesi için gerekli şartların bulunmadığı ve davacının bu şekilde dava açmakta hukuki yararının olmadığı, meydana gelen trafik kazasında müvekkilinin kusurunun bulunmadığı, kaza tespit tutanağındaki kusur değerlendirmesinin kabul edilmediği, kusur durumunun araç içi ve araç dışı kamera kayıtları ile birlikte bilirkişi incelemesi ve Adli Tıp Kurumu raporu alınmak suretiyle belirlenmesi gerektiği, davacı tarafından talep edilen zarar miktarlarının fahiş olduğu, hasar bedeline ilişkin taleplerin gerçeği yansıtmadığı, bu hususun bilirkişi incelemesi ile tespit edilmesi gerektiği, araç mahrumiyet bedeli talebinin de yerinde olmadığı, davacının aracını kaç gün kullanamadığını açıklamadığı, araç mahrumiyetine ilişkin herhangi bir zararının bulunduğunu, ikame araç kiraladığını veya bu nedenle bir gider yaptığını gösterir belge sunmadığı, araç mahrumiyet zararının varlığı, makul onarım süresi ve emsal araç kira bedelinin bilirkişi marifetiyle belirlenmesi gerektiği, davacının ticari avans faizi talebinin hukuka uygun olmadığı, müvekkilinin tacir olmadığı, diğer davalı ----------- Genel Müdürlüğünün de kamu kurumu niteliğinde bulunduğu, bu nedenle ticari avans faizi yerine yasal faizin uygulanması gerektiği, ayrıca dava sonucunda rücu hakkı doğabileceğinden müvekkilinin kullandığı araca ait zorunlu trafik sigortacısının ----------- sorularak davanın sigorta şirketine ihbar edilmesi gerektiği açıklanarak, davanın reddine, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesi talep edilmiştir.
DELİLLER: Hukuk Uyuşmazlıklarında Dava şartı Arabuluculuk Son Tutanağı, Nüfus Kaydı, ----------- Noterler Birliği Trafik Tescil Kayıtları, Maddi Hasarlı Kazası Tespit Tutanağı, Hasar Dosyası, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi Kayıtları, Kaza ve Kazalı Araç Fotoğrafları, --------İcra Dairesinin ---------- esas sayılı dosyası, dosyadaki sair bilgi ve belgeler.
İDDİA VE SAVUNMA KAPSAMINDA UYUŞMAZLIĞIN NİTELİĞİNE GÖRE, VAKIA VE DELİLLERİN TARTIŞILIP DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE SONUÇLARI:
Dava , maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacının maliki/işleteni olduğu araçta meydana gelen hasara bağlı olarak hasar onarım süresince ikame araç (araç mahrumiyet bedeli) zararının; 2918 Sayılı KTK'nin 85/1,son, 86/1, 88/1 maddeleri gereğince zarara sebebiyet verdiği ileri sürülen motorlu aracın malik/işleteni ve aynı zamanda 6098 Sayılı TBK'nin 49 vd maddeleri gereğince haksız fiil sorumlusu sürücüsü tarafından müştereken ve mütesesilen, tazmin edilmesi istemine ilişkin olarak 6100 Sayılı HMK'nin 107.maddesi kapsamında açılmış belirsiz alacak davasıdır. 6102 sayılı TTK'nin 4/2 maddesi yollamasıyla davanın niteliğine ve değerine göre 6100 Sayılı HMK'nin 316 ilâ 322 maddelerinde düzenlenen basit yargılama usulüne tabi işbu davada dilekçeler aşaması tamamlanmış ve usulüne uygun olarak yapılan davet sonucunda duruşma açılarak öncelikle resen gözetilmesi gereken dava şartı arabuluculuk, HMK'nin 114.maddesinde sayılan genel dava şartları, harç ve taraf sıfatı gibi hususların incelenmesi ve değerlendirilmesine müteakip ön inceleme duruşması icra edilmiş, uyuşmazlık belirlenmiş ve sigorta yönünden ihtiyari olarak gidildiği anlaşılan arabuluculuk sürecinden sonuç alınamadığı anlaşılmakla sebep, süreç ve sonuçları açıklarak tercihen taraflara uyuşmazlığı sulh yoluyla çözmeleri konusunda teşvik ve teklif yapılmasına karşın duruşmada duruşmada hazır bulunan davacı vekilinin beyanına göre tarafların sulh yoluyla çözümü de tercih etmediklerinin anlaşılması üzerine davalılar vekillerinin vaki zamanaşımı defi değerlendirilerek yargılama bitirilmiş ve aşağıdaki hüküm sonucuna ulaşılmıştır.
6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesinde ise haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan maddi ve manevi zararın tazmini istemi ile açacağı davaların bağlı olduğu zamanaşımı süreleri özel olarak düzenlenmiştir. TBK'nin 72. maddesinde üç türlü zamanaşımı süresi öngörülmüş olup bunlar, zararın ve tazminat yükümlüsünün öğrenildiği tarihten itibaren 2 yıllık sübjektif ve nispi nitelikteki kısa zamanaşımı süresi, herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık objektif ve mutlak nitelikte uzun zaman aşımı süresi ile olağan üstü nitelikteki ceza zamanaşımı süresidir. 2918 sayılı KTK'nın 109/I. maddesinde de, "Motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve her halde, kaza gününden başlayarak 10 yıl içinde zaman aşımına uğrar" hükmüne, yine aynı kanunun 109/II. maddesinde ise, "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğar ve Ceza Kanunu bu fiil için daha uzun bir zaman aşımı süresi öngörmüş ise, bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir" hükmüne yer verilmiştir. Aynı fiil bazen, hem sorumluluğu gerektiren hem de ceza kanunlarına göre cezayı gerektiren bir fiil olabilir. Bu fiile göre, Ceza Kanununun daha uzun bir zaman aşımı süresi öngördüğü hallerde, tazminat davasının daha önce zaman aşımına uğraması tutarlı bir çözüm oluşturmaz. Zira cezalandırma, müeyyide olarak tazminattan daha ağırdır. Bu sebeple, kanun koyucu uyum sağlamak amacıyla ceza davası için öngörülen zamanaşımı süresince tazminat davasının da devamını temin bakımından genel olarak 6098 sayılı TBK m. 72/I maddesinde özel olarak da KTK'nın 109/II. maddesinde düzenlemiştir. Yukarıdan beri yapılan açıklamalar ve yasal düzenleme ile içtihatlar ışığında somut olaya gelindiğinde; öncelikle davaya esas kazanın maddi hasarlı olduğu bir başka anlatımla yaralanma olmadığından uzamış ceza zamanaşımına ilişkin ilke ve içtihatların uygulanmasının mümkün olmadığı belirtilmelidir. Davaya konu haksız fiil niteliğindeki trafik kazası █████/2023 tarihinde meydana gelmiş olup işbu dava █████/2025 tarihinde iki yıllık süre dolduktan sonra █████/2025 tarihinde açılmıştır. Dava konusu olayda istenen ikame araç bedeli tazminatı olup icra takibinde de gösterildiği üzere aracın yedi günlük ya da kaza tespit tutanağı ve kaza fotoğraflarına göre makul hasar onarım süresi de dikkate alındığında zarar ve tazminat yükümlüsünü kaza tarihinde veya ondan en geç bir hafta içinde kesin ve tam olarak öğrendiğine göre davanın açıldığı tarih itibarıyla her halde iki yıllık zamanaşımı süresi dolmuştur. Davacı vekili her ne kadar ---------İcra Dairesinin ---------- esas sayılı icra takibiyle zamanaşımının kesildiğini ileri sürse de itiraz üzerine bir yıllık hak düşürücü süre içinde itirazın iptali davası açmayıp işbu belirsiz alacak davasının açılması karşısında bir yıllık hak düşürücü süre içinde dava açılmaması halinde düşecek olan icra takibinden tamamen bagımsız ve bağlantısız olarak açılan bu dava için icra takibinin zamanaşımı süresini kesmeyeceği düşünülmüştür. Binaenaleyh, davalılar vekilleri tarafından süresi içinde verilen cevap dilekçelerinde zamanaşımı definde bulunulduğu ve olayda iki yıllık temel zamanaşımı süresinin dolduğu tespit ve tayin edilerek davanın zamanaşımı nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir. 6100 Sayılı HMK'nın 332/1 maddesine göre, 323. Maddesinde sayılan yargılama giderlerinden, 326/1. maddesi gereğince tamamen davalı taraf sorumlu tutulmuştur. Ayrıca bu kapsamda Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesi ile Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliğinin 26/2. Maddeleri gözetilerek dava öncesi ----------- bütçesinden ödenen arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına da karar verilmek suretiyle 6100 Sayılı HMK'nin 26, 297/2 maddeleri gereğince aşağıdaki şekilde hüküm ihdas edilmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;
1-)Davanın 6098 sayılı TBK'nin 72/1 ve 2918 sayılı KTK'nin 109/1 maddeleri gereğince zamanaşımı nedeniyle esastan reddine,
2-)Yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,
3-)Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 615,40 TL harcın mahsubuyla bakiye 116,60 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
4-)Arabuluculuk Kanununun 18/A-(13).maddesi ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Yönetmeliği’nin 26/2. Maddeleri ile AÜT uyarınca ---------- bütçesinden ödenen 4.700,00 TL arabuluculuk ücretinin davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,
5-)Davalı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden; Avukatlık Kanunu'nun 164/5 maddesine göre davalı vekili için, karar tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T. 3/2, 13/1,2 maddeleri uyarınca hesap ve takdir edilen 100,00 TL nispi vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara müştereken (1/2) verilmesine,
6-)6100 sayılı HMK'nin 333. maddesi gereğince hükmün kesinleşmesinden sonra kullanılmayan gider avansının yatırana iadesine, ( Yazı İşleri Müdürü tarafından Bölge Adliye ve Adli Yargı İlk Derece Mahkemeleri İle Cumhuriyet Başsavcılıkları İdari ve Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 207/1 maddesi gereğince resen işlem yapılmasına, )
Dair; taraf vekillerinin yüzlerine karşı ; 6100 sayılı HMK'nin 341/1, 342, 343, 344 ve 345/1 maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde istinaf harç ve giderleri yatırılmak suretiyle mahkememize veya başka bir yer mahkemesine verilecek dilekçeyle ---------- Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf Kanun yolu açık olmak üzere verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!