T.C. Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 26. Hukuk Dairesinden trafik kazası kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında kusur oranları, bedensel maluliyet ve sigorta sorumluluğuna ilişkin istinaf kararı.
Özet: Davacı, 2016 yılında meydana gelen trafik kazasında yaralanması ve aracının hasar görmesi nedeniyle maddi ve manevi tazminat talebiyle dava açmış olup, ilk derece mahkemesi, önceki yargılamalarda kabul edilen bilirkişi raporuna göre kazada davalı sürücüyü %65, davacıyı ise %35 oranında kusurlu bulmuş, davacının %1 sürekli engellilik oranına sahip olduğunu ve iyileşme sürecinin dört aya kadar uzayabileceğini tespit ettikten sonra, davacının sigorta şirketi ile sulh olarak şirket aleyhindeki davasından feragat ettiğini kaydetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ███████ - █████████T.C.ANKARABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ26. HUKUK DAİRESİESAS NO : ███████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R BAŞKAN : ÜYE : ÜYE :KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ANKARA 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 03.12.2024NUMARASI : ████████ Esas ████████ KararDAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- 2-VEKİLİ : Av. : 3- VEKİLİ : Av. İHBAR OLUNAN : DAVANIN KONUSU : Maddi ve Manevi TazminatKARAR TARİHİ : 12.06.2026GEREKÇELİ KARAR YAZILMA TARİHİ : 15.06.2026 İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacı vekili ve davalılar ... ve İsmail Elmas vekili tarafından süresi içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda; TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 27.08.2016 tarihinde davalılardan ...'ın adına kayıtlı olup... yönetimindeki ... plakalı aracın davacıya ait ve idaresinde bulunan ... plakalı aracına çarpması sonucu meydana gelen kazada davacının yaralandığını, aracının da ağır hasara uğradığını, pert olduğunu, dava konusu kazaya ilişkin olarak Elmadağ Asliye Ceza Mahkemesinde görülen davada taraflara %50-%50 kusur verildiğini, aynı olaya ilişkin olarak Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen rücuen alacak davasında ise davacıya %35, davalı...'a %65 oranında kusur verildiğini, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla davacının malul kalması nedeniyle bedeni zararlardan dolayı 500,00 TL, aracın hasarından dolayı 500,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 50.000,00 TL manevi tazminatın ise davalılar... ile...'tan olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsilini talep etmiş, yargılama sırasında 13.09.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile araçta meydana gelen zarar nedeniyle hasar bedeli talebini 2.438,00 TL olacak şekilde artırmıştır. Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plakalı aracın davalı sigorta şirketine 11.04.2016-2017 tarihleri arasında geçerli olmak üzere Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta poliçesi ile sigortalı olduğunu, davacı tarafından davadan önce davalı sigorta şirketine başvuru yapıldığını, hasar dosyası açıldığını, hazırlanan aktüer rapor doğrultusunda 16.10.2020 tarihinde 48.092,31 TL tazminat ödemesi yapıldığını, yapılan bu ödeme ile davalı sigorta şirketinin sorumluluğunun sona erdiğini, söz konusu talebin reddi gerektiğini, sigorta şirketinin sigortalı araç sürücüsünün kusur oranında sorumlu olduğunu, kusur durumunun tespitinin gerektiğini, davacı tarafından usule uygun başvuru yapılmadığını, maluliyet raporu sunulmadığını, davalı sigorta şirketinin dava açılmasına sebebiyet vermediğinden faiz, yargılama gideri ve vekalet ücretinden sorumlu tutulamayacaklarını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı... ve ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu alacağın zamanaşımına uğradığını, ... plakalı aracın diğer davalı ...'ye Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi ile sigortalı bulunduğunu, davalı sigorta şirketince kaza tarihinde geçerli poliçe teminat limitleri dahilinde karşılanması gerektiğini, ... plakalı aracın kaza tarihinde geçerli kasko ihtiyari mali mesuliyet sigortasının tespit edildiğini, davanın bu poliçe kapsamında ...'ye ihbarını talep ettiklerini, kazanın oluşumunda davacı yanın ağır kusurlu olduğunu, talep edilen manevi tazminat miktarının da fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI Mahkemece yapılan yargılama sonunda, iddia, savunma, benimsenen bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, aynı trafik kazasına ilişkin Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ Esas ████████ Karar sayılı dosyası kapsamında çelişkileri giderici nitelikte ve karayolları fen heyeti uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 24.07.2019 tarihli kusur raporunda; davalı sürücü...'ın %65 oranında asli, davacı sürücü...'in ise %35 oranında tali kusurlu bulunduğu, anılan kusur raporunun dosya kapsamına uygun hüküm kurmaya ve denetime elverişli kabul edilerek benimsendiği, davacının sürekli ve geçici iş göremezlik durumlarının tespiti bakımından önce Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesinden rapor alınan rapora itiraz edilmesi üzerine ATK 2.İhtisas Kurulunun 24.05.2023 tarihli raporu ile davacı...'in davaya konu trafik kazası nedeniyle yaralanmasının 30.03.2013 tarihli Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması Ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkındaki Yönetmelik uyarınca tüm vücut engellilik oranının %1 olduğu, iyileşme süresinin kaza tarihinden itibaren 4 aya kadar uzayabileceğinin mütala edildiği, davacı vekili 09.05.2023 tarihli duruşmadaki beyanında; davalı sigorta şirketi ile sulh olduklarını belirterek sigorta şirketi bakımından davadan feragat ettiklerini beyan ettiği, araç hasarına ilişkin maddi tazminat istemi bakımından makine mühendisi bilirkişinin 09.09.2024 tarihli bilirkişi raporunda; hasar durumları gözetilmek ve sovtaj değeri düşülmek suretiyle davalı sürücünün %65 kusuruna göre davacının isteyebileceği hasar bedeli 2.438,00 TL olarak tespit edildiği, davacı vekili tarafından 13.09.2024 tarihli ıslah dilekçesi ile araç hasarı bakımından maddi tazminat isteminin 2.438,00 TL'ye yükseltildiği, davacının yaralanma derecesi, kazanın oluşumunda alt seviyede kusurlu oluşu, manevi tazminata hakim olan ilkeler bir arada değerlendirildiğinde 25.000,00 TL manevi tazminatın olaya ve dosya kapsamına, hakkaniyete uygun düştüğü belirtilerek, davalılardan ... bakımından davanın feragat nedeniyle reddine, davalılardan ... ve... bakımından davanın kısmen kabulüne 2.438,00 TL maddi, 25.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihi olan 27.08.2016 tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan İsmail ve ...'dan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili ile davalı... ve ... vekili tarafından tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının olay tarihinde ... plakalı aracı ile seyir halinde iken arkasından gelen davalılardan ... adına kayıtlı olup... yönetimindeki ... plakalı aracın çarpması sonucu gerçekleşen kazada yaralandığını, kaza sonucu sağ elini kullanamadığını, bedensel bütünlüğünün zedelendiğini, mddi zararın yanı sıra manevi yönden de zarar gördüğünü, yaşadığı fiziksel sıkıntılardan ötürü bir süre iş göremediği, psikolojik sıkıntılar çektiğini, somut olayın etkisi ve günümüz koşullarında 25.000 TL tazminat bedeli hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, manevi tazminatın tam olarak kabulüne karar verilmesi gerektiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir.Davalılar... ve ... vekili istinaf dilekçesinde özetle; dava konusu kazaya bağlı talep edilebilecek haklar zaman aşımına uğradığını, davanın belirsiz alacak davası olarak açılmadığını, uzamış ceza dava zaman aşımı olan 8 yıllık süre içerisinde dahi talep edilebilecek bütün alacaklar 27.08.2024 tarihinde zaman aşımına uğradığını, ceza dosyasında %50..., %50... kusurlu olarak kabul edilerek yargılama yapılarak karar verildiğini, huzurdaki dosyada yapılan yargılamada...'in %35...'ın %65 oranında kusurlu olduğunun kabul edildiğini, aynı kazadan kaynaklı olarak kusura ilişkin olarak yapılan değerlendirmede iki farklı rapor bulunduğunu, bu raporlar arasındaki çelişki giderilmeden hüküm kurulmasının hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, dosyaya kazandırılan maluliyet raporuna karşı yapılan itirazlar değerlendirilmeden karar verildiğini, kaza nedeniyle herhangi bir maluliyeti bulunmamasına rağmen hakkaniyete aykırı olarak manevi tazminata hükmedildiğini, somut olaya göre yerel mahkemece hükmedilen manevi tazminat fahiş derecede yüksek olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇEHMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;Dava trafik kazası nedeniyle maddi ve cismani zarara uğradığını ileri süren davacının sürücü ve işletenin hukuki sorumluluğu ile zorunlu mali mesuliyet sigorta (ZMMS) poliçesi kapsamında sürekli ve geçici iş göremezlik tazminatı ve araç hasarı ile manevi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davacının maddi tazminat davası yönünden davalılardan ... bakımından davanın feragat nedeniyle reddine, davalılar ... ve... bakımından ise maddi ve manevi tazminat davasının kısmen kabulüne, fazlaya ilişkin istemin reddine karar verilmiştir.1. Davalı... ve ... vekili tarafından tarafça süresinde cevap dilekçesi ile zamanaşımı defi ileri sürülmüş, istinaf dilekçesinde de zamanaşımı yönünden istinaf itirazında bulunulmuştur. 6098 Sayılı TBK'nın 49. maddesinde haksız fiil tanımlanmış, 72. maddesinde de haksız fiilden zarar görenin bundan kaynaklanan zararının tazmini istemiyle açacağı davaların zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve herhalde haksız fiil tarihinden itibaren 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi bulunduğu belirtilmiştir. 2918 Sayılı KTK'nın 109/1 maddesinde; motorlu araç kazalarından doğan maddi zararların tazminine ilişkin talepler zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrendiği tarihten başlayarak 2 yıl ve herhalde, kaza gününden başlayarak 10 yıl zamanaşımı süresi öngörülmüştür. Bu süre maddi tazminat talepleri için de geçerlidir. Maddenin özellikle 2. fıkrasında "dava, cezayı gerektiren bir fiilden doğarsa" ifadesi ile kanun koyucu taraf ayrımı yapmaksızın (davacı, davalı veya dava dışı 3.kişi) yapmış olduğu fiil cezayı gerektiriyor ise uzamış ceza zamanaşımı uygulanacağı ifade edilmiştir.7226 Sayılı Kanun’la yapılan düzenleme ve bu Kanun kapsamında Cumhurbaşkanı Kararıyla yapılan süre uzatımı ile 13.03.2020 ve 15.06.2020 tarihleri (bu günler dahil) arasında zamanaşımı ve hak düşürücü süreler ile aynı Kanun’da sayılan diğer süreler durdurulmuştur. Bunun diğer anlamı, arada geçen süreler, asıl sürelere eklenecektir. Bu arada geçen süre 95 gün olduğundan zamanaşımı ve hak düşürücü süreler hesaplanırken, süre başlangıcına bu 95 gün de eklenerek sürenin dolduğu tarih belirlenecektir. Ayrıca sürenin yeniden işlemeye başladığı tarihte kalan süre 15 günden az ise ayrıca bu süreler 15 güne uzatılmıştır. Sonuç olarak 95 günlük bir durma süresi gerçekleşmiş ve bu 95 günlük sürenin sonunda kalan süre 15 gün veya daha az ise kalan süreler 15 güne tamamlanarak süre uzatımı yapılmıştır. Kalan süre 3 gün ise bu 3 gün yerine 15 gün uygulanacak ama bu üç güne 15 gün eklenerek 18 gün uygulanmayacaktır. (Yargıtay 4. HD'nin 26.112025 tarih ve █████████E. ██████████ K.)Somut olaya bakıldığında; meydana gelen kaza sonucunda davacı yaralanmış olup somut olay bakımından kaza tarihinde yürürlükte olan 5237 sayılı TCK'ya göre uzamış zamanaşımı süresi 8 yıldır. 6098 sayılı TBK'nın 151. Maddesi gereğince süreler hesaplanırken zamanaşımının başladığı gün sayılmaz ve zamanaşımı ancak sürenin son günü de hak kullanılmaksızın geçince gerçekleşmiş olur. Davaya konu trafik kazası 27.08.2016 tarihinde meydana gelmiş, 24.05.2021 tarihinde açılan davada 8 yıllık zamanaşımı süresi geçtikten sonra 13.09.2024 tarihinde ıslah edilmiştir. Ancak 7226 sayılı Kanun'un zamanlaşımının durmasına ilişkin amir hükümleri gereğince Covid-19 salgın hastalığı nedeni ile 13.03.2020 -15.06.2020 tarihleri arasında 95 gün süre boyunca duran zamananaşımı sürenin eklenmesi ile eldeki davada zamanaşımı süresinin son gününün her halükarda dava ve ıslah tarihinden sonraki bir güne denk gelmesi dikkate alındığında davalıların zamanaşımı definin yerinde olmadığından davalı tarafın zamanaşımına yönelik istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.2. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 49/1. maddesine göre ise kusurlu ve hukuka aykırı bir fiille başkasına zarar veren, bu zararı gidermekle yükümlüdür. Trafik kazalarında irdelenmesi gereken husus ise trafik kazasının meydana gelmesinde tarafların olaya etkileri ve dolayısıyla sürüş kusurlarıdır. Trafik kazası nedeni ile uğranılan bedensel zarara dayalı maddi ve manevi tazminat istemleri yönünden 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85 ve 90. maddeleri ve 6098 sayılı TBK'nın 49. ve 56. maddesi kapsamında işleten sıfatına haiz araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu olduğu amirdir. Bu nedenle, davalıların sorumluluğunun belirlenebilmesi için olayın oluşumunda tarafların mevcut kusur durumun tespiti önem arz eder.6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 266 ve devamı maddeleri gereğince, çözümü özel veya teknik bilgiyi gerektiren hâllerde bilirkişinin oy ve görüşünün alınmasına karar verilir.Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, dosyaya kazandırılan aynı maddi olaya ilişkin Elmadağ Asliye Hukuk Mahkemesinin ████████ E. dosyası kapsamında karayolları fen heyeti uzmanlarından oluşan 3 kişilik bilirkişi heyetinden alınan 24.07.2019 tarihli kusur raporu ile açıklamalı, ayrıntılı, denetime elverişli, suretiyle olaya ilişkin belirlenen maddi olgular çerçevesinde, oluş şekline uygun düşecek biçimde, ceza dava dosyası kapsamında alınan kusur raporunda belirlenen kusur oranları da dahil dosyada mevcut kusur raporları arasındaki mevcut çelişkileri giderecek şekilde taraflara kusur atfını gerektiren sebeplerin somut olarak açıklanması suretiyle kusur değerlendirilmesi yapılarak, davacı... yönetimindeki ... plakalı otomobili ile seyir halinde iken sola dönmek istediği esnada aynı istikamette arkasından gelen İsmail Almas yönetimindeki ... plakalı kamyonete çarpması neticesinde meydana gelen kazanın oluşumunda, her halükarda davacı aracına arkasından yanaşan İsmail Almas'ın ön ilerisindeki araçların hareketlerine yeterince dikkatini vermemekle sola dönüş yapacak olan davalı yönetimindeki aracın, imkân varsa sağından devam etmesi, imkan yok ise durup dönüş yapmasını beklemesi gerekirken, kavşak yaklaşımlı yolda sollama yaparak dikkatsiz ve tedbirsiz davranışı nedeniyle, meydana gelen olayda %65 oranında asli, davacı sürücü...'in ise sola dönüş yapacağı yerde gidişe ayrılmış yolun en soluna yaklaşarak yolu kullananlar için bir engel yaratmama düşüncesi ile hareket etmesi, sola dönüş yapacağını açık olarak belirtmesi karşı istikamete ayrılmış şerit üzerindeki trafiği kontrol ettikten sonra aynı zamanda geriyi görme aynalarından arkasından gelen trafiği kontrol etmesi, yolun gidişine ayrılmış kısmının en solunda durduktan sonra durum müsait olduğunda dönüşe geçmesi gerekirken aksine tedbirsiz ve kararsız davranışı ile olayın meydana gelmesinde %35 oranında tali derecede kusurlu olduklarının tespitinde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.Yine araçta meydana gelen hasra ilişkin düzenlenen bilirkişi raporu ile davacıya ait araçta oluşan hasarın kazanın oluşumu ile ilgili ve hasarı doğrular şekilde gösterdiği, aracın yapılması gerekli olan tamirat işçiliklerin hasarları kapsadığı, olayın oluş şekli, maddi hasarlı trafik kazası tespit tutanağı yanı sıra aracın hasarlı haline ilişkin hasar fotoğrafların bu hasarları teyit ettiği, değiştirilmesi gereken parçaların onarılarak olaydan önceki durumlarına getirilmelerinin söz konusu olmadığı, ekspertiz raporundaki parça bedellerinin meydana gelen hasar ile olay tarihindeki piyasa rayiçlerine uyumlu bulunduğu, aracın onarımının ekonomik olamayacağı, araç için pert total işlemi uygulanmasının daha ekonomik olduğu, aracın, geçmiş hasar kayıtları, hasar öncesindeki belirlenebilen teknik durumu da gözetilerek, aracın serbest piyasa ikinci el alım satım değeri ile sovtaj değeri tespit edilip kusur oranında yapılan hesaplama doğrultusunda belirlenen tazminatın hüküm altına alınmasınında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamaktadır.2. Manevi tazminatın tutarını belirleme görevi hâkimin takdirine bırakılmış ise de hâkimin manevi tazminat tutarını somutlaştırabilmesi için zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranı ile kaza ile illiyet bağının bulunup bulunmadığının belirlenmesi gerekmektedir. Haksız fiil sonucu çalışma gücü kaybının olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının belirlenmesi açısından maluliyetin varlığı ve oranının belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşların çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikayetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden,haksız fiilin gerçekleştiği tarih esas alınarak 11.10.2008 tarihinden önce Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü, 11.10.2008 tarihi ile 01.09.2013 tarihleri arasında Çalışma Gücü Ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği, 01.09.2013 tarihinden sonra Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği, 01.06.2015 tarihi ile 20.02.2019 tarihleri arasında Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmeliği, 20.02.2019 tarihinden sonra da Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkındaki Yönetmeliğe uygun olarak düzenlenmesi gerekir. (Yargıtay 4.HD'nin 29.06.2022 tarih ve █████████ E. █████████ K.) Mahkemece hükme esas alınan ve davacının maluliyetine esas teşkil eden ATK 3. İhtisas Kurulu'nun 24.05.2023 tarihli raporda davacı...’in 27.08.2016 tarihinde geçirdiği trafik kazasına bağlı gelişen yaralanmasının Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları hakkında yönetmeliği dikkate alındığında kas-iskelet sistemi, üst ekstremiteye ait sorunlar, el bileği eklemi hareket kısıtlılığı nedeni ile kişinin tüm vücut engellilik oranının %1 olduğu, İyileşme (iş göremezlik) süresinin kaza tarihinden itibaren 4 (dört) aya kadar uzayabileceği belirtilmiş olup, raporun kaza tarihinde uygulanan yönetmelik hükümlerine göre davacının son durum raporunun alınarak, muayene edilerek ve tüm tedavi evrakları incelenerek düzenlendiği, anılan ilke, esaslara uygun, tedavi evrakları ile uyumlu ve maluliyetin tespiti hususunda yeterli olduğu anlaşılmakla hükme esas alınmasında bir isabetsizlik görülmemiştir.3. 6098 TBK'nın 56. maddesinde “Hâkim, bir kimsenin bedensel bütünlüğünün zedelenmesi durumunda, olayın özelliklerini göz önünde tutarak, zarar görene uygun bir miktar paranın manevi tazminat olarak ödenmesine karar verir. Ağır bedensel zarar veya ölüm hâlinde, zarar görenin veya ölenin yakınlarına da manevi tazminat olarak uygun bir miktar paranın ödenmesine karar verilebilir.” hükmüne, aynı Kanun'un 51.maddesinde “Hâkim, tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğini ve özellikle kusurun ağırlığını göz önüne alarak belirler.” hükmüne yer verilmiştir. Buna göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mamelek hukukuna ilişkin zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 tarihli ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hâkim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Manevi tazminatın miktarı bir taraf için zenginleşme aracı, diğer taraf için de yıkım olmamalıdır. Manevi tazminatın miktarının belirlemesinde her olaya göre değişen özel hal ve şartlar gözetilmelidir. Hâkimin bu takdir hakkını kullanırken, ülkenin ekonomik koşulları, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, paranın satın alma gücü, tarafların kusur durumu, olayın ağırlığı, olay tarihi gibi özellikleri göz önünde tutması ve buna göre manevi tazminat takdir etmesi gerektiği açıkça ortadadır.(Yargıtay HGK'nın 23.06.2004 tarih ve ██████ E. - 370 K.)Somut olay, yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde, davacının maruz kaldığı bu acı ve elem ile yaşadığı sıkıntılar nedeniyle oluşan manevi zararlarına karşılık davacıda bir huzur duygusunun oluşabilmesi için kazanın meydana geliş şekli, tespit edilen kusur durumu, olayın meydana geliş şeklinin davacı üzerinde etkisi, tarafların sosyal ve ekonomik durumları, kaza tarihindeki (2016) paranın alım gücü yukarıda açıklanan ilkeler birlikte değerlendirildiğinde ilk derece mahkemesince davacı lehine hükmedilen manevi tazminat miktarının hak ve nesafet kurallarına ve manevi tazminatın amacına uygun olduğu kanaatine varılmıştır.Açıklanan bu hukuki ve maddi vakıalar ile toplanan tüm deliller karşısında; hükme esas alınan kusur, maluliyet ve teknik bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına, kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olmasına göre,Davacı vekilinin ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiştir.HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;1-Davacı vekilinin ve davalılar ... ve... vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1.b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince davalıdan alınması gereken 1.874,28 TL istinaf karar ve ilam harcı peşin alındığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına, 3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacıdan alınması gereken 732,00 TL istinaf maktu karar harcından başvuru sırasında peşin alınan 427,60 TL harcın mahsubu ile bakiye 304,40 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye gelir olarak kaydedilmesine,4-Başvuran taraflarca yapılan istinaf yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, 5-Taraflarca yatırılan delil ve gider avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333.maddesi uyarınca karar kesinleştiğinde yatırana iadesine,6-Karar tebliği, harç mahsup, iade ve tahsil işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 12.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. Başkan Üye Üye Katip * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.