Bursa Bölge Adliye Mahkemesi Hukuk Dairesinden, ağaç fidesi tedarik sözleşmesi nedeniyle bedelsiz kaldığı iddia edilen çekten kaynaklı menfi tespit ve istirdat davasında ispat yükü ve hukuki yarar incelemesi.
Özet: Ağaç fidesi sözleşmesi kapsamında davacı tarafından davalıya ödenen ancak mal teslimi yapılmadığı iddia edilen 33.948,60 TL bedelli bir çekten dolayı borçsuzluğun tespiti ve ödenen bedelin iadesi talepli menfi tespit davasında, ilk derece mahkemesinin davacıyı borçsuz bularak çek bedelinin iadesine karar vermesi üzerine, davalı tarafın henüz icra takibi başlamaması nedeniyle menfi tespit davası açmakta hukuki yarar bulunmadığı iddiasıyla yaptığı istinaf başvurusunu, hukuki yarar ve ispat yüküne ilişkin yasal düzenlemeler kapsamında ele alınarak incelenmektedir.

T.C. BURSA BAM ... HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ...

T.C.
BURSA
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
.....HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : .
KARAR NO : .
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
.
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : BURSA.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : .
NUMARASI :.
DAVACI : .
DAVALI : .
DAVA : Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ .
KARAR YAZIM TARİHİ .
Davalı ...Ticaret Şirketi vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmış olmakla dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde gereği görüşülüp düşünüldü:
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı ile davalı .... Şirketi arasında ağaç fidesi tedarik edilmesine ilişkin sözleşme yapıldığını, davalı tarafından fidelerin davacıya teslim edilmediğini anacak fide bedeli olan 23.948,60 TL lik çekin davalıya ödendiğini, çekin ciro edilerek üçüncü kişilere de geçtiğini belirterek çekin bedelsiz kaldığının tespitine, bu çek nedeniyle alacak talep edilemeyeceğinin belirlenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; dünya genelinde yaşanan pandemi nedeniyle fuarın iptal edildiğini, bu nedenle davacının herhangi bir zararının bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
Davalı Dikmen Tarım .... vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu çekin fide teslimine ilişkin olmadığını, davacının sözleşme yükümlülüklerini yerine getirmediğini, davacının iddialarının dayanaksız olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
Mahkemece, Davanın kabulü ile; davacının, davalı .... LTD ŞTİ'ne Yapı Kredi Bankası ....Şubesine ait █████/2020 tarih ve 33.948,60 TL tutarlı çekten dolayı borçlu bulunmadığının tespiti ile, çek bedelinin davalıdan ödeme tarihinden itibaren işleyecek reeskont faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı Dikmen Tarım ... Şirketi vekili istinaf dilekçesi ile; davacının senet borçlusu olduğunu, henüz icra takibi başlamadığını, bu nedenle menfi tespit davası açamayacağını, hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini belirterek ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını talep etmiştir.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:
İstinaf Sebeplerinin Değerlendirilmesi Ve Gerekçe:
Keşidecisi davacı olan, ... Şubesine ait █████/2020 keşide tarihli ve 33.948,60-TL bedelli çek nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti ile davacı yanca ödenen çek bedellinin istirdadı istemine ilişkin eldeki davada, İlk Derece Mahkemesi tarafından, yukarıda yazılı gerekçelerle davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara ilişkin olarak da davalı yanca yine az yukarıda yazılı sebeplere dayanarak İstinaf kanun yoluna başvurulmuş olduğu anlaşılmıştır.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341. maddesi gereğince İstinaf Kanun yolu açık olan ve istinaf incelemesi açısından yasal şartları taşıdığı anlaşılan eldeki davada, İstinaf incelemesi, Hukuk Muhakeme Kanunu'nun 355. maddesinin amir hükmü gereğince resen nazara alınması gereken ve kamu düzenine aykırılık teşkil eden haller dışında; taraflarca yargılama aşamasında ileri sürülen iddia ve savunma kapsamında kalan ve istinaf dilekçesinde ortaya konulan istinaf sebepleri ile sınırlı olarak yapılmıştır.
Dava; keşidecisi davacı olan, .... Şubesine ait █████/2020 keşide tarihli ve 33.948,60-TL bedelli çek nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti ile davacı yanca ödenen çek bedellinin istirdadı istemine ilişkindir.
Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konu ile ilgili yasal düzenlemeler ve ispat yükünün özellikleri üzerinde durmakta fayda bulunmaktadır.
4721 Sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesine göre, kural olarak bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf o vakıayı ispat etmeye mecburdur.
6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) "İspat Yükü" başlıklı 190. Maddesinde; "(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2)Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir." şeklinde düzenleme getirilmiştir.
Menfi tespit ve istirdat davaları 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Maddeye göre; borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Borçlu, menfi tespit davası zımmında tedbir kararı almamış ve borç da ödenmiş olursa davaya istirdat davası olarak devam edilir. İspat yüküne ilişkin yukarıda açıklanan genel kural menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.
Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir.
Borçlu borcun varlığını inkâr ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.
Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir. Zira davacı borçlu senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını değil, başka bir hukuki ilişkiye dayandığını ileri sürmekte; temelde bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmektedir (Bknz. Hukuk Genel Kurulu'nun 12.10.2011 Tarih ve ███████-473 Esas-████████ Karar, █████/2019 Tarih ve ███████-1639 Esas-████████ Karar sayılı kararları).
Tam burada, Türk Borçlar Kanunu’nun 207 inci maddesinde tanımı yapılan satış sözleşmesi hakkında da birtakım açıklamalar yapılmasında fayda vardır.
TBK'nın 207 inci maddesi aynen; "(1)Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. (2)Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler. (3)Durum ve koşullara göre belirlenmesi mümkün olan bedel, kararlaştırılmış bedel hükmündedir." açıklamalarını içermektedir. Bu madde hükmüne göre; aksi kararlaştırılmadıkça alım-satım ilişkilerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde mesela alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya çeki verdiğin iddia eden menfi tespit davacısı, aslın hilafını iddia ediğinden (ettiğinden) bu iddiasını ispat yükü altındadır (Bknz. Muşul, T: İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit ve İstirdat Davaları, İstanbul, 2016, s:323 vd).
Bilindiği gibi, kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir.
Tüm bu açıklamalar kapsamında değerlendirildiğinde; davanın, keşidecisi davacı olan, ...Şubesine ait █████/2020 keşide tarihli ve 33.948,60-TL bedelli çek nedeniyle borçlu bulunulmadığının tespiti ile davacı yanca ödenen çek bedellinin istirdadı istemine ilişkin olduğu, davacı tarafça; davalı....Tic. Ltd. Şti. İle aralarında, 05.12.2019 tarihinde protokol yapılarak muhtelif ağaç fidelerinin yetiştirilmesi ve nakliyesi konusunda anlaşmaya varıldığı, davalı Dikmen Tarım Ltd. Şti.’ne, yetiştirip 2020 yılı Haziran ayında teslim edeceği ağaç fideleri için avans olarak....Şubesine ait, █████/2020 tarih ve 33.948,60-TL'lik çek verildiği, ancak günü geldiğinde ağaç fidelerinin teslim edilmediği ve avans olarak verilen çekin bedelsiz kaldığı iddia edilerek eldeki davanın açıldığı, davacı yanın iddiaları kapsamında somut olaya bakıldığında, davacı yanca dava dilekçesi ekinde dosyaya ibraz edilen ve tarafların imzasını taşıyıp inkar edilmeyen "2020 Yılı Fide Üretim Sözleşmesi" incelendiğinde, davacı yanın dava dilekçesinde iddia ettiği gibi, dava konusu ....Şubesine ait, █████/2020 tarih ve 33.948,60-TL'lik çekin, muhtelif ağaç fidelerinin yetiştirilmesi ve nakliyesi konusunda verilecek hizmet karşılığında davacı yanca davalı yana avans olarak verildiği, bu haliyle de mevcut bu durum karşısında, TBK'nın 207 inci maddesinin 2 inci fıkrasında yer alan karinenin aksinin davacı tarafından sunulan kayıtlara göre ispatlandığı, eş söyleyişle davacı yanca, çekin ödeme amacıyla değil avans olarak verildiğinin ispatlamış olduğu, bu durumda davalı yanın, artık çek tutarı kadar davacıya sözleşmede kararlaştırılan muhtelif ağaç fidelerinin yetiştirilmesi ve nakliyesi konusundaki hizmeti verdiğini ispatlaması gerektiği, oysa ki davalı tarafça, hizmet verildiğine ilişkin yazılı bir delil sunulamadığı, ayrıca yerel mahkemece davalı yana yemin delilinin hatırlatıldığı ve davacı yanca yeminin de eda edildiği ve sonuç olarak da yerel mahkemece davanın kabulüne dair yazılı şekilde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmıştır.
Bu itibarla da; tarafların iddia ve savunmaları ile dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine ve İlk Derece Mahkemesi'nin objektif, mantıksal ve bilimsel veriler ile dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine, davanın vasıf- mahiyetine, ispat hukuku hükümleri çerçevesinde delillerin takdirinde ve hukuki mevzuatın olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmamasına göre, ayrıca istinaf talebine konu kararın hukuki güvenlik ve istikrarın temini açısından uygulama hukukuna yönelik istikrar kazanmış yüksek mahkeme kararlarına ile yargısal içtihatlara uygun olarak Dairemiz'ce de benimsenen usule ve maddi hukuka ilişkin yasal ve hukuksal gerekçelere dayandırılarak verilmiş olduğu, ileri sürülen istinaf sebeplerinin karar yerinde tartışıldığı, bu doğrultuda ortaya konulan gerekçenin isabetli olduğu değerlendirilerek; davalı yanın istinaf talepleri yerinde görülmemiş, açıklanan nedenlerle de davalı vekilinin İstinaf başvurusunun HMK. 353/1-b.1. maddesi gereğince, esastan reddine karar vermek gerekmiş ve oybirliği ile aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı....Ltd. Şti. vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Alınması gerekli istinaf karar harcı 2.319,03 TL olduğundan, davalı .... Ltd. Şti. tarafından yatırılan 579,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.739,28 TL istinaf karar harcının işbu davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı.... Ltd. Şti. tarafından yapılan istinaf yargılama masraflarının kendisi üzerinde bırakılmasına,
4-HMK 333. maddesi uyarınca artan gider avanslarının yatıran tarafa iadesine,
5-Kararın tebliği ile harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu HMK 362/1-a maddesi gereğince miktar itibarıyla KESİN olmak üzere █████/2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.
...
Başkan
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Üye
...
¸e-imzalıdır
...
Katip
...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!