İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, ticari ortaklık ve yatırım sonrası oluşan alacağın tahsili amacıyla açılan itirazın iptali davasında verdiği istinaf kararı.
Özet: Dava, iki şirket arasındaki ahşap palet üretimi ve pazarlamasına dayalı ticari ilişkiden doğan alacak talebine ilişkindir; davacı, ortak faaliyet için yaptığı önemli yatırımlar ve davalı adına ödediği borçlar sonucunda kalan 495.912.99 TL alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini ve takibin sürdürülmesini talep etmektedir.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
17. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ███████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2022
NUMARASI : ████████ Esas ████████ Karar
DAVA : İTİRAZIN İPTALİ
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dava dosyasından yapılan yargılama sonucunda davanın kısmen kabulüne dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya, Dairemize gönderilmiş olmakla HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya üzerinden inceleme yapıldı.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Mahkemece yapılan açık yargılama sonucunda; ''...Davacı vekili, dava dilekçesi ve duruşmalarda özetle; davalı-borçlu aleyhine İzmir 17.İcra Müdürlüğü’nün ██████████ Esas sayılı dosyası ile takip başlatıldığı, davalı-borçlu vekili tarafından 25.10.2019 tarihinde itiraz edildiği, işbu itiraz üzerine takibin durdurulmasına karar verildiği, müvekkili ile davalı şirket arasında Ek-2 de sunulan Muavin defter kayıtlarından da açıkça belli olduğu gibi, 2018 yılı itibarıyla karşılıklı ve genellikle Ahşap Palet üretim ve pazarlamasına dayalı alım satımdan kaynaklanan bir ticari ilişki mevcut olduğu, öncesi ve özellikle 2018 yılı içerisinde sürmekte olan bu ilişkiye ilaveten her iki şirket yetkililerinin (Müvekkili adına.... -davalı şirket adına da ...) karşılıklı mutabakatları sonucunda her iki şirketin, müvekkili şirketin 14.03.2018 tarihinde kiraladığı .... ilçesi....Mahallesi .... Sok.... Blok daki Fabrika binasında her iki işletmenin Makine ve teçhizatlarının bir araya getirilmesi suretiyle gerek Üretim kalitesi ve gerekse miktarını arttırmak suretiyle daha karlı bir yatırımın oluşturulması hususunda anlaşmaya varıldığı, bu anlaşma çerçevesinde sadece çıplak-yapı olarak müvekkilince teslim alınan kiralık işyerinde; dış mekanda yer alan sundurmaları, bu işyerinin elektrik tesisatları, makinaların montajı için gerekli çukurların hazırlanması, montaj öncesi aksamın hazırlığına yönelik demircilik işleri ile Marangozluk malzeme ve işçilikleri ile hava tesisatı ve hidrofor alımı, bu taşınmazın elektrik ve su abonelik ödemelerinin tamamı ile kira ve depozitolar ve trafo ve kompresör alımları için toplamda 125.000,00-TL ödeme yapıldığı, müvekkili şirket tarafından kiralanan bu işyerine 210.000,00-TL bedelle yeni makinelerin alımı yapıldığı ve ödemelere ait çekler kesildiği, montaj ve işletmeye hazır hale getirildiği, ilaveten 17.000,00-TLye bileme makinası alınarak fabrikanın çalışmaya hazır hale getirildiği, karşılıklı mutabakat çerçevesinde davalı şirketin de ...’da bulunan eski fabrikasındaki makine ve teçhizatlarından sadece “Çift kafalı Kapsil, 4 lü yatay olarak anılan makine, 3 adet kullanılmış bıçkı ve forklift” getirmek suretiyle birlikte ve davalı şirket adı altında yürütülecek faaliyetin sürdürülmesine başlandığı, faaliyete geçilmesinden kısa bir süre sonrasında, davalı şirketin ...’daki işyerine kira borcu bulunduğunun öğrenildiği, ödenmeyen kira bedellerinin tamamının tediyesinin müvekkili
tarafından üstlenildiği, davalı şirketin işyeri sahibi .... adlı kişinin avukatına davalı şirket oluru ile toplam 21.500-TL ödemede bulunulduğu, yeni fabrikaya Palet imalatında kullanılmak üzere 315.000 TL.lik.... ve ...., .... adlı üreticilerken Kerestelik Ağaç Alımı gerçekleştirilerek ödemeleri tamamen müvekkili şirketçe gerçekleştirildiği, davalı şirketin geçmiş dönemdeki borçlarının kapatılarak yeniden faaliyete başlayan işletmenin geçmişte oluşan borçlarının ödenmesi içinde davalı şirket sahibi ....’in şahsi hesabına 73.750-TL müvekkili hesabından havale yapıldığı, tüm sorunların halli için gereken ne varsa müvekkili şirket tarafından yerine getirildiği, neticede; iyi niyetle başlanılan bu çalışma öncesi ve sonrasında, müvekkili ve davalı şirket kayıtlarında yer aldığı şekli ile eski cari hesap borcu olan 157.700.99 TL ile birlikte oluşan, dilekçede yer alan ve almayan toplam alacaktan yapılan ödemeler düşülerek bakiye 495.912.99-TL kaldığı
hususunda mutabakatı müteakiben iş prensiplerinde uyuşmazlıkların ortaya çıkması ve bu halinde birlikte çalışmayı imkansız hale getirmesi karşısında müvekkili olmadan işyerinden şahsi eşyalarını alarak ayrıldığı, böylece ortak faaliyete son verildiği, akabinde bakiye alacağın ödenmesi için müvekkili şirket yetkilisinin yaptığı tüm ödeme isteklerinin sürekli ötelendiği ve 06.09.2019 tarihinde yapılan görüşmede olumsuz sonuçlanınca, itiraza konu takibe geçildiği,
arz edilen nedenlerle, davalarının kabulü ile davalı şirketin İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ sayılı takibine vaki itirazının iptali ile takibin devamına, davalının %20 den az olmamak üzere inkar tazminatına mahkumiyetine, masraf ve ücreti vekaletin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava ettiği görülmüştür.
CEVAP: Davalı tarafa usulüne uygun dava dilekçesi ve tensip zaptı tebliğ edilmiş olmasına rağmen, davaya cevap vermediği, duruşmalara iştirak eden davalı vekilinin davanın reddine karar verilmesini talep ettiği görülmüştür.
DELİLLER :Davacı iddiasını ispata yönelik olarak; tarafların ticari defter kayıtları ve alınan makine ve teçhizatların alış ve işletmeye devir faturaları, işyeri kira sözleşmesi örneği, işyerinde üretim için kullanılan Hammadde (Kereste) alım kayıtları ve bu kayıtlara ilaveten alınan malzemenin doğrudan üreticiden alındığı dikkate alınarak kavak için ...., .... ile Çam için....’ın alışveriş ve ödeme beyanları, Şirket sahibi şahsi hesabına yapılan ödeme ve şirketin ..’daki eski işyerinin kira borcu için işyeri maliki ve vekiline yapılan ödeme belgeleri, .... Sok.No... No.lı işyeri ile ilgili hertürlü eklenti ve elektrik ve su tesisatları ile makine montaj altyapısının fiilen gerçekleştirilmesine ve ödemelerin müvekkili tarafından yapıldığına ilişkin tanık anlatımları, işyerinde mevcut makine ve teçhizatın cins ve değerleri ile zikredilen ödeme beyan ve belgeleri ile ilgili tarafların ticari defter ve kayıtları üzerinde keşif ve bilirkişi incelemesi, ikamesi mümkün hertürlü delile dayandığı görülmüştür.
Celp ve incelenen İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı takip dosyasının tetkikinde; davacı ....Şti. tarafından davalı ...Şti adına cari hesap alacağı, borçlu bulunulan kişi ve kurumlara vekaletsiz iş görme çerçevesinde yapılan çek ödemeleri, banka havale ve eft göndermeleri ile kesilen faturalardan kaynaklı KDV ve vergi tutarları toplamının tahsili için 07.10.2019 tarihinde 495.912,99-TL asıl alacak üzerinden icra takibi başlatıldığı, 7 örnek ödeme emrinin davalının “.... Mahallesi ....Sokak ... Blok No....” adresinde işyeri yetkilisi ....’e 21.10.2019 tarihinde tebliğ alındığı, davalı vekilinin 25.10.2019 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilinin alacaklıya muaccel, likit talep edilebilir herhangi bir borcu bulunmaması sebebi ile borcun tamamına ve ferilerine itirazlarının kabulü ile takibin durdurulmasına karar verilmesinin talep edildiği, davalı şirketin talebi üzerine İzmir 17.İcra Müdürlüğü tarafından 30.10.2019 tarihinde takibin durdurulmasına karar verildiği görülmüştür.
Taraflara bilirkişi incelemesi için ticari defter ve kayıtlarını sunmaları, veyahutta inceleme için hazır bulundurulacak adresi bildirmeleri hususunda HMK 222. Maddesi uyarınca, usulüne uygun ihtaratın yapıldığı, davacı tarafın defter ve kayıtların bilirkişi incelemesi için hazır bulundurulacak adresi bildirdiği, davalı tarafın ise ihtaratlı davetiyenin tebliğine rağmen ticari defter ve kayıtları sunmadığı, adres de bildirmediği görülmüştür.
Tarafların dosyaya celbini talep ettiği bilgi ve belgelerin dosyaya teminine müteakiben, uyuşmazlığın çözümü özel ve teknik bilgi gerektirdiğinden, dosyanın konusunda uzman SMMM bilirkişisi....'e tevdii ile tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda, davacı şirket defter ve kayıtları ile dosya üzerinde inceleme yapılarak, davacı ile davalı arasında ticari ilişki olup olmadığı, varsa ticari ilişkinin kapsamı, davacının ticari ilişki kapsamında davalıya mal satış ve tesliminde bulunup bulunmadığı, bulunmuş ise ne miktarda ve bedelde satış ve teslimde bulunduğu, satış ve teslimi yapılan mal bedelinin davalı tarafça ödenip ödenmediği, ödenmemiş ise takip tarihi itibariyle davalı tarafın davacıya ödemesi gereken bakiye borç miktarını gösterir dosya kapsamına uygun ve denetime elverişli rapor alınmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından dosyaya ibraz edilen █████/2021 tarihli raporda özetle; davalı ....Şti.’nin yasal defterlerinin incelenmemiş
olması sebebi ile yapılan incelemeler icra dosyası, dava dosyası ve davacı şirketin 2017-2018-2019 yılı yasal defter ve belgeleri ile sınırlı kaldığı, davacı ...Şti.’nin 2016-2017-2018 yılına ait yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterlerinin uyumlu olduğu, davacı ....Şti’nin 2019 yılına ait yevmiye defterinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, kebir defterinin sunulmamış olması sebebi ile yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterinin uyumlu olup olmadığı konusunda herhangi bir tespit yapılmasının mümkün olmadığı, davacı yasal defterlerine göre, davalı .... Şti.’nin 07.10.2019 icra takip tarihi itibari ile 715.200,40-TL borç bakiyesi bulunduğu, salt davacı yasal defterleri üzerinden icra takibine sunulan alacak dökümünden taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamının net olarak sağlıklı bir şekilde tespit edilebilmesinin mümkün olmaması, tarafların karşılıklı yaptığı ödemelerin tamamının davacı yasal defterlerine zamanında ve sağlıklı olarak intikal ettirilmemiş olması sebebi ile takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere nihai sonuca varılabilmesinin davalının 2017-2018-2019 yılı yasal defterleri üzerinde inceleme yapılması sonrasında mümkün olabileceği, nitekim davacı yanca işbu davaya esas ödeme emri ekinde sunulan 495.912,99-TL tutarındaki alacak dökümünün ticari ilişkinin bütününü yansıtmaması sebebi ile davacının borç/alacak hesaplamasında işbu dökümün değil tarafların Türk Ticaret Kanununa göre onaylanmış yasal defterlerinin esas alınmasının daha doğru olacağı kanaatine varıldığı, işbu inceleme sonucunda tarafların yasal defterlerinin karşılıklı incelenmesi sonucu dayanağı belgeler ile birlikte davacının işbu davaya esas İzmir 17.İcra Müdürlüğü’nün ██████████ Esas sayılı dosyasına istinaden 07.10.2019 icra takip tarihi itibari ile alacak tutarının belirlenebileceği, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması ve davacı yasal defterlerinin doğru olduğuna ve alacak belirlenirken ödeme emri ekinde beyan edilen dökümün değil davacı yasal defterlerinin dikkate alınması gerektiğine karar verilmesi durumunda, davacı ...Şti.’nin işbu davaya esas İzmir 17.İcra Müdürlüğü’nün ██████████ Esas sayılı dosyasına istinaden 07.10.2019 icra takip tarihi itibari ile davalı ...Şti.’nden 495.912,99-TL tutarında asıl alacak talep edebileceğini rapor ve beyan ettiği görülmüştür.
Davacı tarafça dosyaya sunulan belge ve kayıtlar ile Torbalı Vergi Dairesine yazılan müzekkere cevabı ve ekindeki belgeler incelenerek, dava dosyası kapsamına uygun denetime ve hüküm kurmaya elverişli ek rapor tanzimi hususunda dava dosyasının bilirkişiye tevdine karar verildiği, bilirkişi tarafından dosyaya ibraz edilen █████/2021 tarihli raporda özetle; kök raporda değişiklik yapmayı gerektirecek bir husus bulunmadığını rapor ve beyan ettiği görülmüştür.
Dava dosyasının bilirkişiye tevdii ile davacı defter ve kayıtları üzerinde yeniden inceleme yapılarak, davacı defter ve kayıtlarının usul ve yasaya uygun olarak tutulup tutulmadığı, sahibi lehine delil vasfına sahip olup olmadığı, davacı defter ve kayıtlarında yer alan faturaya ve banka ödemelerinden kaynaklı alacaklar dışında defterlerinde kayıtlı bono, çek ve davalı adına üçüncü şahıslara yapılan ödemelerden doğduğu belirtilen alacakların ne suretle oluştuğu, iş bu kayıtlara ilişkin belge ve bilgi ile taraflar arasında akdedilen sözleşme, mutabakat mektubu vs. belge olup olmadığı, var ise nelerden ibaret olduğunu gösterir denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte 2. Bir ek rapor aldırılmasına karar verildiği, bilirkişi tarafından dosyaya ibraz edilen █████/2022 tarihli 2. Ek raporda özetle; davalı ...Şti.’nin yasal defterlerinin incelenmemiş olması sebebi ile yapılan incelemeler icra dosyası, dava dosyası ve davacı şirketin 2017-2018-2019
yılı yasal defter ve belgeleri ile sınırlı kalmıştır. Yapılan incelemeler sonucunda gerek kök gerek ek gerekse işbu ek raporun inceleme, değerlendirme ve tespitler bölümünde ayrıntısı ile belirtildiği gibi, davacı .....Şti.’nin 2016-2017-2018-2019 yılı yasal defterlerinin açılış ve kapanış onaylarının yasal süresi içerisinde yaptırılmış olduğu, yevmiye defteri kayıtları ile kebir defterlerinin uyumlu olduğu, davacı ....Şti. ile davalı ....Şti. arasında Ahşap Palet Üretim ve Pazarlama İşi ile ilgili yazılı olmayan ticari bir ilişki kurulduğu, davacı yasal defterlerine göre işbu ticari ilişkinin davacı yanca 05.12.2017 tarihinde vadeli müşteri çeki ile yapılan 50.000-TL’lik ödeme ile başladığı, davalı yanca düzenlenen 19.11.2018 tarih
49287 no.lu 6.783.35-TL’lik fatura ile sona erdiği, (Davalı yanca 2019 yılı yasal defterlerinde yapılan borçlandırma işlemleri dahil edilmemiştir.) işbu ticari ilişkiye istinaden davacı ...Şti. tarafından davalı adına 2018 yılında çeşitli tarihlerde 591.986,94-TL tutarında on dört adet fatura düzenlendiği, davalı...Şti tarafından 2018 yılında çeşitli tarihlerde 507.410,11-TL tutarında toplam yirmi dokuz adet fatura düzenlendiği, davalı ....Şti tarafından gerek çek gerekse banka
aracılığı ile 164.276,43-TL tutarında ödeme yapıldığı, davacı...Şti. tarafından davalı adına 2017-2018 yılında çeşitli tarihlerde gerek senet gerek banka aracılığı ile toplam 86.900-TL tutarında ödeme yapıldığı, davacı ...Şti. tarafından 2018 yılında çeşitli tarihlerde dava dışı .... A.Ş. isimli bir firmaya davalı adına banka aracılığı ile toplam 150.500-TL ödeme yapıldığı, davacı yanca 2019 yılında davalı...Şti. adına ciro edilen dava dışı üçüncü firmalara ait çek ve senetlere istinaden 557.500-TL tutarında borç kaydı tahakkuk ettirildiği, davacı yasal defterlerinde davalı ....Şti.’nin 07.10.2019 icra takip tarihi itibari ile 715.200,40-TL tutarında borç bakiyesi bulunduğu, salt davacı yasal defterleri üzerinden ve icra takibine sunulan alacak dökümünden taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamının net olarak sağlıklı bir şekilde tespit edilebilmesinin mümkün olmaması, tarafların karşılıklı yaptığı ödemelerin tamamının davacı yasal defterlerine zamanında ve sağlıklı olarak intikal ettirilmemiş olması sebebi ile takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacı şirketin borç alacak tutarının belirlenebilmesinde nihai sonuca varılabilmesinin davalının 2017-2018-2019 yılı yasal defterleri üzerinde inceleme yapılması sonrasında mümkün olabileceği, davacının yasal defterlerinde 2018 yılında kayıtlı bulunan 150.500-TL tutarındaki davalının borçlandırma işleminin dava dışı ... A.Ş. isimli bir firmaya banka aracılığı ile yapılan ödemelere ait olduğu, ancak davacı yanca işbu borçlandırma işlemine istinaden dava dosyasına yada kök rapor hazırlanırken tarafına banka dekontu, ekstresi v.b somut bir belge ibraz edilmediği, davacının yasal defterlerinde 557.500-TL tutarındaki davalının borçlandırma işleminin karşı hesabında Tek Düzen Hesap Planına göre 121 Alacak Senetleri hesabının kullanıldığı, ancak davacı yanca işbu borçlandırma işlemine istinaden dava dosyasına yada kök rapor hazırlanırken tarafına çek, senet, dekont v.b herhangi bir somut belge ibraz edilmediği, bunun yanında dava dosyası kapsamında yapılan incelemelerde taraflar arasında yapılmış bir mutabakat mektubu, sözleşme v.b bir belgenin mevcut olmaması yine davalının yasal defterlerinin de incelenememiş olması sebebi ile davacı yasal defterleri dışında davalının 07.10.2019 icra takip tarihi itibari ile borç/alacak bakiyesinin ne olduğu hususunun somut olarak tarafımca tespit edilebilmesinin
mümkün olmadığı, tarafınca somut olarak tespit edilmesi mümkün olmadığından hukuki ve nihai yorumun takdiri Sayın Mahkemeye ait olmak üzere davacı yanca 2018 yılında davalı adına yapılan 150.500-TL tutarındaki borçlandırma işlemi ile 2019 yılında davalı adına yapılan 557.500-TL tutarındaki borçlandırma işleminin davacı yanca somut belgelerle açıklanması gerektiği, davacı yasal defterlerinde kayıtlı bulunan ve tarafımca somut olarak tespiti mümkün olmayan
150.500-TL ve 557.500-TL tutarındaki işbu borçlandırma işlemlerinin davacı şirketin alacağı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususundaki nihai yorumunun takdirinin Sayın Mahkemeye ait olduğu, sayın Mahkeme tarafından davacının yasal defterlerinin doğru olduğuna ve yasal defterlerde kayıtlı bulunan 2018 yılındaki 150.500-TL ve 2019 yılındaki 557.500-TL tutarındaki borçlandırma işlemlerinin davacı alacağı olarak kabul edilmesi durumunda, davalı ....Şti.’nin işbu davaya esas İzmir 17.İcra Müdürlüğü’nün ██████████ Esas sayılı dosyasına istinaden davalı ...Şti.’nden 07.10.2019 icra takip tarihi itibari ile taleple bağlı kalınarak 495.912,99-TL tutarında bir asıl alacak talep edebileceği,
sayın Mahkeme tarafından davacı yasal defterlerinin doğru olduğuna ve 2018 yılında dava dışı firmaya yapılan 150.500-TL tutarındaki ödemenin doğru olduğu ancak 2019 yılı yasal defterlerinde kayıtlı bulunan 557.500-TL tutarındaki borçlandırma işleminin davacı alacağı olarak kabul edilmemesi durumunda, davalı ...Şti.’nin işbu davaya esas İzmir 17.İcra Müdürlüğü’nün ██████████ Esas sayılı dosyasına istinaden davalı ....Şti.’nden 07.10.2019 icra takip tarihi itibari ile taleple bağlı kalınarak 157.700,40-TL tutarında bir asıl alacak talep edebileceği, sayın Mahkeme tarafından davacının yasal defterlerinin doğru olmadığına ve yasal defterlerde kayıtlı bulunan 2018 yılındaki 150.500-TL ve 2019 yılındaki 557.500-TL tutarındaki borçlandırma işlemlerinin davacı alacağı olarak kabul edilmemesi durumunda, davalı ...Şti.’nin işbu davaya esas İzmir 17.İcra Müdürlüğü’nün ██████████ Esas sayılı dosyasına istinaden davalı ... ..Şti.’nden 07.10.2019 icra takip tarihi itibari ile 7.200,40-TL tutarında bir asıl alacak talep edebileceğinin değerlendirildiğini rapor ve beyan ettiği görülmüştür.
DEĞERLENDİRME :Dava; satış sözleşmesinden doğan alacağa dair başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali istemine ilişkin olduğu, yapılan yargılama, toplanan kanıtlar ve tüm dosya kapsamından anlaşılacağı üzere, uyuşmazlığın, taraflar arasında adi ortaklık ve satış sözleşmesinden doğan ticari ilişki olup olmadığı, var ise bu ticari ilişki kapsamında, davacı şirketin itiraza konu İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı takip dosyasına yapıldığı, █████/2019 tarihi itibarı ile davalı şirketten alacaklı olup olmadığı, var ise miktarı konusunda toplandığı, mahkememizce taraflar arasındaki ticari ilişkinin kapsamının belirlenmesi hususunda, davacı şirket defter ve kayıtları ile celp edilen vergi kayıtları üzerinde yaptırılan SMMM bilirkişisi incelemesi sonucu dosyaya sunulan rapor ve ek rapor içeriklerine göre; bilirkişi tarafından davacıya ait 2017-2018-2019 Yılı yasal defter ve kayıtların usul ve yasaya uygun olduğu, davacı tarafça 2018 yılında düzenlenen fatura toplamı 591.986,94-TL, davalı tarafından düzenlenen fatura toplamı 507.410,11-TL kayıtlı olduğu, davalı tarafından 2017-2018 yılında yapılan ödeme toplamı 164.276,43-TL olduğu, davacı tarafından yapılan ödeme toplamı 86.900,00-TL, davalı adına ....AŞ ye yapılan ödeme toplamı 150.500,00-TL, davalı adına 2019 yılında yapılan borçlandırma toplamı 557.500,00-TL kayıtlı olduğu, davacının defter ve kayıtlarına göre, davalıdan takip tarihi itibarı ile 715.200,40-TL alacak bakiyesi kayıtlı olduğunun bilirkişi tarafından tespit edildiği,
Her ne kadar davalı tarafça ihtara rağmen defter ve kayıtlarını sunmaması nedeniyle HMK 222. Maddesi uyarınca, davacının usul ve yasaya uygun tutulan defter ve kayıtlarına itibar edilmesi gerektiği düzenlenmiş ise de, davacı tarafça, davalı ile olan ticari ilişkisine dair herhangi bir sözleşme veya protokol, belge sunulmadığı, davalı tarafın davaya cevap vermediği, akdi ilişkiyi reddettiği, iş bu nedenle taraflar arasında ortaklık ilişkisinin bulunduğu, bu ilişki kapsamında, dava dışı şahsa ait işyerinin kiralandığı, kiralanan iş bu yerde birlikte ortak faaliyette bulunulduğu, davacının, davalı adına vekalet veya vekaletsiz iş ve işlemlerde bulunduğuna dair herhangi bir belge veya kayıt sunulmadığı, bu nedenle davacı şirketin HMK 222. Maddesi uyarınca itibar edilmesi gereken defter ve kayıtlarında yer alan, davalı adına dava dışı şahsa yapılan 150.500,00-TL ödeme miktarı ile belgesiz 557.500,00-TL borçlandırma işlemine ilişkin kayıtların, davacı ile davalı arasındaki borç miktarının belirlenmesinde, hesaba dahil edilmemesi gerektiği kanaatine varılarak, iş bu miktarlar hesaba katılmaksızın yapılan hesaplamaya göre, davacının, takip tarihi itibariyle davalıdan 7.200,40-TL alacağı bulunduğu, iş bu miktar alacağa ilişkin davalı tarafından yapılan itirazın haksız olduğu..." gerekçesi ile, davanın KISMEN KABULÜ ile davalının İzmir 17. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ Esas sayılı takip dosyasına konu 7.200,40-TL alacağa ilişkin itirazının iptali ile asıl alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmak suretiyle takibin devamına, fazlaya ilişkin talebin reddine, kabul edilen alacağın %20'si miktarındaki 1.440,08-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, karar verilmiş, verilen bu karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF NEDENLERİ:
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkili şirketin gerek davalıdan geçmiş dönemden kaynaklanan hesap ile ilgili bakiye alacağının, borçlu şirket adına onun borçlu bulunduğu kişi ve şirket vesair kurumlara vekaletsiz iş görme çerçevesinde yapılan çek ve senet ödemeleri ile şirket ve alacaklılarına yapılan banka havalesi ile eft yoluyla yapılan ödemeler ile faturalarda yer alan KDV ve Vergi tutarları toplamının yasal faizi ile tahsili için yapılan ilamsız icra takibine davalının yaptığı haksız itirazın iptaline karar verilmesi gerektiğini, 23.03.2021 tarihli bilirkişi raporunda müvekkilinin usulüne uygun ticari defter ve kayıtlarına göre takip tarihi itibariyle 715.200.40.TL alacaklı olduğunun tespit edildiğini, davalı şirketin ticari defter ve belgelerini sunmadığından müvekkili şirketin defter ve belgelerine göre karar verilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin HMK'nun 222. maddesi uyarınca itibar edilmesi gereken defter ve kayıtlarında yer alan 150.000.00.TL ve 557.500.00.TL borçlandırma işlemine ilişkin kayıtlarının dikkate alınması gerektiğini, müvekkili şirketçe kiralanıp halen davalı şirketin faaliyet gösterdiği taşınmazın kiralanması, bu kiralanan taşınmazın dış mekan sundurmalarının yapılması, bu gayrımenkul içinde faaliyet için gerekli makine ve teçhizat montaj kazıları, elektrik ve havalandırma ile komprosör tesisatları ile hidrofor sisteminin alt yapısının oluşturulması, yine bu taşınmazın elektrik ve su aboneliklerinin , kira ve depozito bedelleri ve trafo ve komprosör alımlarının tamamının müvekili şirketçe yapıldığının, işyerine yeni olarak alınan makine ve teçhizatların alınıp, kurulup işlemeye hazır hale getirildiğinin, davalı şirkete ait eski işyeri kira bedellerinden ödenmeyen kısmının müvekili şirket tarafından işyeri maliki 3. kişiye tediye edildiğini, bu işyerine teslim edilen palet hammaddesi kereste ödemelerinin büyük kısmının yine müvekkili şirketçe yapıldığını, davalı şirket tek ortağı hesabına havale suretiyle yapılan ödemelerin ticari defter ve kayıtlarında yer aldığını, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini ileri sürerek yerel mahkeme kararının kaldırılması istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN TARTIŞILMASI, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, alacağın tahsili için yapılan ilamsız icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
''...Uyuşmazlığın çözümü açısından öncelikle konuyla ilgili yasal düzenlemelere ve “ispat yükü”ne ilişkin açıklama yapılmasında yarar vardır.İspat, bir olayın veya hukuksal durumun varlığı veya yokluğu hakkında hâkimde kanaat uyandırmak için girişilen, ispat yükü üzerinde olan tarafın deliller vasıtasıyla yürüttüğü inandırma faaliyetidir.İddia ve savunmaya dayanak gösterilen ve mahkemenin karar vermesinde etkili olacak olgulardan hangisinin kim tarafından ispat edileceği hususu ispat yükü kavramıyla ilgilidir. İspat yükünün ne şekilde dağılacağına ilişkin genel kural 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) 6. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre: “Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguları ispatla yükümlüdür.”
Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun “İspat yükü” başlığını taşıyan 190. maddesinin 1. fıkrasında, ispat yükünün belirlenmesine ilişkin temel kural vurgulanmış; 2. fıkrada ise, karinelerin varlığı hâlinde ispat yükünün nasıl belirleneceği düzenlenmiştir. Buna göre
“(1)İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.
(2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir.”
İspat yükü üzerine düşen taraf ancak ispata “elverişli” deliller ile iddiasının haklılığını kanıtlayabilir. Kanun koyucu HMK’nın 200. maddesinde belli miktarın üzerindeki uyuşmazlıklar yönünden bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukukî işlemlerin senetle ispatını zorunlu kılmış ve bu miktar dâhilinde kalan bir alacağın takdiri delillerle ispatına imkân vermemiştir. Nitekim aynı hususlara Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 28.09.2021 tarihli ve 2017/(19)11-936 E., █████████ K. sayılı kararında da değinilmiştir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (6102 sayılı TTK) kambiyo senetlerine ilişkin hükümleri poliçe esası üzerine kurulmuştur. Kanun, kambiyo senetlerinin ortak olan hükümlerine poliçe başlığı altında yer vermiş; bono ve çek hakkında ise ortak hükümlere yollama yapmakla yetinmiştir.
Çek, 6102 sayılı TTK’nın üçüncü kitabı ile 5941 sayılı Çek Kanunu ve bu Kanun uyarınca çıkarılan tebliğlerle düzenlenen bir kıymetli evraktır. 6102 sayılı TTK’nın 670 vd. düzenlemelerine göre çek de poliçe ve bono gibi bir kambiyo senedidir ve 780-823. maddeleri arasında düzenlenen çeke 818. maddenin yaptığı atıflar çerçevesinde poliçeye ilişkin hükümlerin uygulanması kabul edilmiştir (Bozer, Ali /Göle, Celal: Kıymetli Evrak Hukuku, Ankara, 2018, s. 221).
Çek, 6102 sayılı TTK’da tanımlanmamıştır. Çeke ait hükümler göz önüne tutularak çek şöyle tarif edilebilir: Çek, Kanun’un öngördüğü belirli şekil şartlarına bağlı, soyut ve kayıtsız şartsız bir bedelin ödenmesi konusunda sadece bankalar üzerine düzenlenebilen, kıymetli evraktan sayılan özel bir havaledir (Tuna., Ergun/ Göç Gürbüz, Diğdem:Ticaret Hukuku Prensipleri Kıymetli Evrak, Ankara 2018, s. 268).
Bu havalenin yazılı şekilde yapılması, belli şekil şartlarını içermesi ve kayıtsız şartsız bir ödeme yetkisi biçiminde olması gerekir. Çek düzenleyen, muhataba belirli bir bedeli lehtara ödeme, lehtara da tahsil yetkisi veren bir kambiyo senedidir. Çek bir ödeme aracıdır. Ancak poliçe ve bonodaki gibi kredi işlevine haiz değildir. Ticari hayatta yaygın olarak ileri tarihli çek düzenlenerek çekin kredi veya teminat aracı olarak kullanıldığı görülmektedir. Bu kullanım şeklinin dahi çekin ödeme aracı olma özelliğini ortadan kaldıramayacağı unutulmamalıdır. Çek muhatap banka tarafından görüldüğünde meşru hamil olan kişiye nakden ödenir.
Davanın açıldığı tarihte ve yargılama sırasında yürürlükte bulunan HMK’nın “Tarafın belgeyi ibraz etmemesi” başlıklı 220. maddesi;
(1) İbrazı istenen belgenin, ileri sürülen hususun ispatı için zorunlu ve bu isteğin kanuna uygun olduğuna mahkemece kanaat getirildiği ve karşı taraf da bu belgenin elinde olduğunu ikrar ettiği veya ileri sürülen talep üzerine sükut ettiği yahut belgenin var olduğu resmî bir kayıtla anlaşıldığı veya başka bir belgede ikrar olunduğu takdirde, mahkeme bu belgenin ibrazı için kesin bir süre verir.
(2) Mahkemece, ibrazı istenen belgenin elinde bulunduğunu inkâr eden tarafa, böyle bir belgenin elinde bulunmadığına, özenle aradığı hâlde bulamadığına ve nerede olduğunu da bilmediğine ilişkin yemin teklif edilir.
(3) Belgeyi ibraz etmesine karar verilen taraf, kendisine verilen sürede belgeyi ibraz etmez ve aynı sürede, delilleriyle birlikte ibraz etmemesi hakkında kabul edilebilir bir mazeret göstermez ya da belgenin elinde bulunduğunu inkâr eder ve teklif edilen yemini kabul veya icra etmezse, mahkeme, duruma göre belgenin içeriği konusunda diğer tarafın beyanını kabul edebilir.” Hükmünü içermektedir.
“Ticari defterlerin ibrazı ve delil olması” başlıklı 222. maddesi ise;
“(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir.
(2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır.
(3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz.
(4) Açılış veya kapanış onayları bulunmayan ve içerdiği kayıtlar birbirini doğrulamayan ticari defter kayıtları, sahibi aleyhine delil olur.
(5) Taraflardan biri tacir olmasa dahi, tacir olan diğer tarafın ticari defterlerindeki kayıtları kabul edeceğini belirtir; ancak, karşı taraf defterlerini ibrazdan kaçınırsa, ibrazı talep eden taraf iddiasını ispat etmiş sayılır”. Şeklinde düzenlenmiştir.
7251 sayılı Kanun’un 23. maddesi ile yapılan değişiklik ile HMK’nın 222. maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan “ilgili hususta hiç bir kayıt içermemesi” ibaresi “diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi” şeklinde değiştirilmiş ve fıkraya birinci cümleden sonra gelmek üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir: “Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz”.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 64/1. maddesinde, her tacirin, ticari defterleri tutmak ve defterlerinde, ticari işlemleriyle ticari işletmesinin iktisadi ve mali durumunu, borç ve alacak ilişkilerini ve her hesap dönemi içinde elde edilen neticeleri, bu Kanun’a göre açıkça görülebilir bir şekilde ortaya koymak zorunda olduğu düzenlenmiş, aynı Kanun’un 64/3. maddesinde de, tacirlerin tuttuğu yevmiye defteri, defteri kebir ve envanter defterinin açılış onaylarının, kuruluş sırasında ve kullanılmaya başlanmadan önce yapılacağı, yevmiye defterinin kapanış onayının ise, izleyen faaliyet döneminin altıncı ayının sonuna kadar yaptırılması gerektiği belirtilmiştir...'' (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 09.11.2021 tarih ve 2017/(19)11-1662 Esas █████████ Karar sayılı İlamı)
HMK'nın 33. maddesi gereğince hukuki tavsif hakime aittir. Yine 04.06.1958 gün 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme kararında da vurgulandığı gibi; bir davada dayanılan maddi vakıaları açıklamak tarafların, bu olguları hukuken nitelendirmek, uygulanacak yasa maddelerini arayıp bulmak ve doğru olarak yorumlayıp uygulamak da hakimin görevidir.
6098 sayılı TBK'nın 526 ve devamı maddelerinde düzenlenen vekaletsiz iş görme, bir kimsenin hukuken yetkili veya yükümlü olmaksızın bir başkası veya kendi yararına bir başkasının işini görmesinden doğan hukuki ilişkiye denir.
Yukarıdaki açıklamalar ışığında; dosyadaki belgelere, kararın dayandığı delillerle, usul ve yasaya uygun gerektirici nedenlere ve özellikle hükme esas alınan bilirkişi raporunun oluşa, somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, taraf ve yargı denetimine uygun olmasına, kısmen kabul edilen miktar dışında kalan iddialarını ispat ile yükümlü olan davacının iddialarını yasal delillerle ispatlayamamasına, yargılamada eksiklik bulunmamasına, kararda kamu düzenine ilişkin bir aykırılık bulunmamasına göre; kanunun olaya uygulanmasında ve gerekçede hata edilmediği, ihtilafın doğru olarak tanımlandığı, inceleme konusu kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı vekilinin yerinde bulunmayan istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2022 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı hükmü usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,
2-İstinaf başvurusu sırasında alınması gereken 732,00.TL maktu karar harcından peşin olarak alınan 80,70.TL harcın mahsubu ile bakiye 651,30.TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
3-İstinaf kanun yolu başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadan karar verildiğinden davalı yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
5-Kararın kesinleştirme, harç ikmali ve gider/delil avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
6-Kararın Dairemizce taraflara/vekillerine tebliğine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere █████/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!