Bursa 3. Asliye Ticaret Mahkemesinin, kurucu ortağın ve eski yöneticinin mali şeffaflık talebiyle açtığı bilgi alma ve inceleme hakkı ihlali davasına ilişkin gerekçeli karar.
Özet: Davacı, davalı şirketin kurucu ortağı ve %10 pay sahibi olmasının yanı sıra eski yönetim kurulu üyesi sıfatıyla, Türk Ticaret Kanununun ilgili maddeleri uyarınca 2016-2025 yıllarına ait bilançolar, mizanlar, yevmiye defterleri, banka hesap ekstreleri ve kar dağıtım tabloları gibi tüm mali ve ticari kayıtları inceleme hakkını kullanmak istediğini, ancak şirketin bu yasal taleplerini noter ihtarnamesi ve genel kurulda soyut gerekçelerle reddettiğini, örtülü kazanç aktarımı şüpheleri ile şirketin uzun süredir genel kurulları yapmaması gibi durumlar karşısında hukuki yararının bulunduğunu ve aydınlatılmış bir iradeyle oy kullanabilmek amacıyla bu belgelere erişiminin elzem olduğunu belirterek bilgi alma ve inceleme hakkının ihlali iddiasıyla bu davayı açmıştır.

TÜRK MİLLETİ ADINA
T.C.
BURSA
3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : 2026/
KARAR NO : 2026/
BAŞKAN : ... ...
ÜYE : ... ...
ÜYE : ... ...
KATİP : ... ...
DAVACI :
VEKİLİ : Av.
DAVALI :
VEKİLİ : Av.
DAVA : Ticari Şirket (Bilgi Alma Ve İnceleme Hakkı İhlali)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
GEREKÇELİ KARARIN
YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan Ticari Şirket (Bilgi Alma Ve İnceleme Hakkı İhlali) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin davalı ... Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş.’nin kurucu ortağı olup, şirket nezdinde %10 oranında paya sahip olduğunu, pay sahipliğine dayalı yasal hakkını kullanmak için davalı şirkete ... 5. Noterliği’nin 20.02.2026 tarih ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesini keşide ettiğini, bu ihtarname ile 2016-2025 yıllarını kapsayan son 10 yıla ait yıllık bilançolar, mizanlar, yevmiye defterleri, banka hesap ekstreleri ve kâr dağıtım tablolarının talep edildiğini, ancak davalı şirket yönetimi, bu haklı ve yasal talebi tamamen cevapsız bıraktığını, müvekkilin hem noter ihtarıyla hem de 30.04.2026 tarihli genel kurulda yazılı olarak sunduğu 5 sayfalık talep dilekçesiyle bu hakkını kullanma iradesinin sabit olduğunu, divan başkanlığınca bu taleplerin reddedildiğini, ayrıca müvekkilinin eski yönetim kurulu üyesi sıfatıyla TTK m. 392 uyarınca geriye dönük inceleme yetkisinin olduğunu, buna göre, müvekkilinin sadece bir pay sahibi değil, aynı zamanda 19 Ocak 2018 tarihinden 30 Nisan 2026 tarihine kadar davalı şirketin yönetim kurulu üyesi olarak görev yaptığını, yönetici sıfatına rağmen bilgi ve belgelere erişiminin engellendiğini, 30.04.2026 tarihli genel kurula kadar yönetim kurulu üyesi sıfatını koruyan müvekkilinin bu tarihe kadar olan tüm mali kayıtlar üzerinde TTK m. 392 uyarınca inceleme yetkisine sahip olduğunu, yönetim kurulu üyesinin bilgi alma hakkı, görev süresi sona erse dahi, kendi sorumluluğuna yol açabilecek işlemlerin denetimi ve şirketin geçmiş yönetimsel tasarruflarının tespiti açısından hukuki yarar barındırmaya devam ettiğini, şirketin son üç yıl boyunca (2023, 2024, 2025) olağan genel kurul toplantılarını yapmamış olması, müvekkilin yönetici olarak dahi mali tablolara erişiminin engellendiğini ve denetim fonksiyonunun şirket içinde felç edildiğini gösterdiğini, bu nedenle, müvekkilin yönetici olduğu dönemi de kapsayan geriye dönük inceleme talebi, TTK m. 392’nin amir hükmü gereği olduğunu, davalı şirket yönetimi, hakim ortaklar olan ... ve ...’nın kontrolünde olup, tüm mali bilgiler ve belgeler bu şahısların erişimine açıkken, müvekkil sistematik bir şekilde bu bilgilerden mahrum bırakıldığını, müvekkilin bilgi taleplerini "şirket sırrı" veya "kötü niyetli yaklaşım" gibi soyut iddialarla reddedildiğini, müvekkilin özellikle "örtülü kazanç aktarımı" şüphelerini dile getirmesi ve bu kapsamda banka hesap ekstrelerini talep etmesi, pay sahipliği haklarının korunması için "gerektirici sebep" teşkil ettiğini, şirket kârının resmi bir dağıtım kararı olmaksızın ortaklara veya yakınlarına aktarıldığı, şirket imkanlarının kişisel amaçlarla kullanıldığı yönünde kuvvetli şüpheler taşındığını, zira şirketin kar payı dağıtımı yapmadığını, sonuç olarak; müvekkilin hem TTK m. 437 kapsamındaki paydaşlık sıfatı hem de TTK m. 392 kapsamındaki yöneticilik sıfatı, davalı şirketin 2016-2025 yılları arasındaki tüm mali ve ticari kayıtlarını inceleme yetkisini kendisine bahşettiğini, davalı şirketin 30 Nisan 2026 tarihinde gerçekleştirilen olağan genel kurul toplantısı, müvekkil ...’ın pay sahipliği haklarının korunması ve şirketin mali şeffaflığının denetlenmesi açısından kritik bir dönüm noktası teşkil ettiğini, söz konusu toplantıda müvekkil, Türk Ticaret Kanunu’nun (TTK) 420. maddesinin kendisine tanıdığı emredici nitelikteki erteleme hakkını kullandığını, şirketin 2023, 2024 ve 2025 yıllarına ait finansal verilerinin kendisinden sistematik olarak gizlenmesi, faaliyet raporlarının aydınlatıcı olmaktan uzak oluşu ve denetim imkanlarının fiilen ortadan kaldırılması nedeniyle bu hakkını kullandığını, bu talep neticesinde finansal tabloların müzakeresi ile bu tablolara bağlı olan yönetim kurulu üyelerinin ibrası, kâr dağıtımı ve huzur hakkı gibi gündem maddeleri 1 Haziran 2026 tarihine ertelendiğini, finansal tabloların müzakeresinin ertelenmiş olması, eldeki bilgi alma ve inceleme davası bakımından "hukuki yarar" unsurunun en somut ve güncel kanıtı olduğunu müvekkilin 1 Haziran 2026 tarihinde yapılacak olan devam toplantısında finansal tablolar hakkında oy kullanacağını, ancak bu oylamanın "aydınlatılmış bir iradeye" dayanabilmesi, müvekkilin talep ettiği ancak davalı yönetimce reddedilen mali kayıtların mahkeme marifetiyle incelenmesine bağlı olduğunu eğer finansal tablolar bu toplantıda onaylanmış olsaydı dahi bilgi alma hakkına dair hukuki yarar devam edecek iken, tabloların henüz onaylanmamış ve müzakerenin devam ediyor olması, müvekkilin denetim yetkisini kullanma ihtiyacını mutlak bir zorunluluk haline getirdiğini, örtülü kazanç aktarımı şüphelerinin aydınlatılması, sadece ana şirketin kayıtlarıyla sınırlı bir inceleme ile mümkün olmadığını, davalı şirketin hakimiyetinde olan veya organik bağı bulunan bağlı şirketlerle olan ticari ilişkilerin de denetlenmesi gerektiğini, benzer şekilde, şirket imkanlarının ... tarafından kişisel amaçlarla kullanıldığı, ilişkili kişilerle yapılan yüksek tutarlı sözleşmelerin şirket menfaatine aykırı olduğu ve kârın bu yolla eritildiğini belirterek müvekkil ...’ın, davalı ... Madencilik Sanayi ve Ticaret A.Ş. nezdindeki pay sahibi sıfatıyla (TTK m. 437) ve 19.01.2018 - 30.04.2026 tarihleri arasındaki yönetim kurulu üyeliği sıfatıyla (TTK m. 392) sahip olduğu bilgi alma ve inceleme hakkının kullandırılmasına, bu kapsamda, şirketin 2016-2025 yıllarını kapsayan son 10 (on) faaliyet dönemine ilişkin aşağıda sayılan bilgi ve belgelerin mahkeme kanalıyla incelemeye sunulmasına: a) Yıllık bilançolar, gelir tabloları ve ayrıntılı mizanlar, b) Yevmiye defteri, defter-i kebir ve envanter defteri kayıtları, c) Yönetim kurulu faaliyet raporları ile denetçi/bağımsız denetim raporları, d) Şirketin tüm bankalardaki tüm hesaplarına ait geriye dönük ekstreler, e) Kurumlar vergisi beyannameleri ve ekleri, f) Nakit akış tabloları ile kâr kullanım ve kâr dağıtım tabloları, g) Ortaklara, yönetim kurulu üyelerine ve bunların yakınlarına/ilişkili kişilere yapılan tüm borç, avans, ödeme ve teminat işlemlerinin ayrıntılı dökümü ve dayanak belgeleri, h) Şirket adına yapılan yüksek tutarlı (emsallerine göre belirgin) sözleşmelerin, satın almaların ve harcamaların dayanak belgeleri, müvekkilin aşağıdaki hususlarda yazılı olarak bilgilendirilmesine: a) 2016-2025 yılları arasında kâr payı dağıtımı yapılıp yapılmadığı; yapıldıysa hangi tarihte, hangi tutarda, hangi ortaklara ve hangi ödeme yöntemiyle yapıldığı, b) Şirket malvarlığından ortaklara veya yakınlarına "örtülü kazanç aktarımı" teşkil edebilecek herhangi bir transferin bulunup bulunmadığı, söz konusu incelemenin, müvekkilin refakatinde bulunacak uzmanlar (SMMM/YMM) aracılığıyla, şirket merkezinde ve mahkemece takdir edilecek en az 5 (beş) iş günü süreyle gerçekleştirilmesine, inceleme sırasında belgelerin suretlerinin alınmasına ve dijital kayıtların kopyalanmasına izin verilmesine, davalı şirket yönetiminin inceleme sürecinde gerekli kolaylığı sağlaması, uygun yer tahsis etmesi ve kayıtlar hakkında teknik bilgi verebilecek bir personeli hazır bulundurması yönünde ihtarat yapılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının 19.01.2018 tarihinden 30.04.2026 tarihine kadar müvekkil şirkette kesintisiz olarak "Yönetim Kurulu Üyesi" sıfatıyla görev yaptığını, bu süre boyunca müvekkil şirketin tüm defter, kayıt, banka ekstreleri, mizan ve ticari yazışmalarına erişim yetkisine sahip olmakla kalmamış; aynı zamanda bu kayıtların usulüne uygun tutulmasını sağlamakla kanunen yükümlü kılındığını, kendi sorumluluğu altında olan bir döneme ilişkin "bilgisizliği" ileri sürmesinin hukuken korunamayacağını, davacının %10’luk azlık payı üzerinden sahip olduğu haklar ile 10 yıllık tüm banka ekstrelerini ve en alt detaydaki mizanları talep etmesi arasındaki oransızlık dikkat çekici olduğunu, pay sahipliği hakları, ortağın sadece genel kuruldaki iradesini aydınlatmaya yetecek ölçüde kullanılması gerektiğini, davacının dava açmadan önceki süreçte, ortaklıktan ayrılma ve paylarını devretme iradesini beyan ettiğini, bu kapsamda müvekkil şirketten önemli miktarda araç, makine parkı, taşınmaz ve enerji hissesini devraldığını, hemen akabinde "şirket kötü yönetiliyor, bilgi alamıyorum" iddiasıyla son 10 yılı kapsayan bir denetim talep etmesi, dürüstlük kuralıyla bağdaşmadığını, davacının "örtülü kazanç aktarımı" gibi ağır ve soyut ithamlarla banka ekstrelerini talep etmesi, aslında şirketin ticari itibarını zedelemeye ve mevcut yönetimi adli makamlar önünde haksız bir baskı altına almaya yönelik olduğunu, davacının on yıllık bir dönemi kapsayan, somut bir olayla ilişkilendirilmemiş ve hukuki yarardan yoksun bu talebi, hakkın özü ve amacı ile açıkça çeliştiğini, 30 Nisan 2026 tarihli genel kurulda finansal tabloların müzakeresinin bizzat davacının talebiyle TTK m. 420 uyarınca ertelenmiş olması ve dava tarihi itibariyle yasal sürecin halen devam ediyor olması nedeniyle, henüz sonuçlanmamış bir genel kurul aşamasında ikame edilen huzurdaki davanın derdestlik ve hukuki yarar yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE
Dava, hukuki niteliği itibariyle davalı şirkette pay sahibi olan davacının TTK.m. 437/5 ve aynı zamanda eski yönetim kurulu üyesi sıfatıyla TTK.nun 392 hükümleri gereğince, bilgi alma ve inceleme hakkı tanınmasına karar verilmesi talebine ilişkindir. ... Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı bulunan davalı şirket sicil dosyası celbedilip incelenmiş, davacının davalı şirkette %10 pay oranında hissedar olduğu gibi 19.01.2028 ile 30.04.2026 tarihleleri arasında şirket yönetim kurulu üyesi olduğu görülmüştür. Davacı pay sahibinin pay sahipliğine dayalı talebi bakımından; TTK.nun 437/5 madde hükmü gereğince bilgi alma veya inceleme istemleri cevapsız bırakılan haksız olarak reddedilen, ertelenen ve bu fıkra anlamında bilgi almayan pay sahibi reddi izleyen 10 gün içinde, diğer hallerde de makul bir süre sonra şirketin merkezinin bulunduğu Asliye Ticaret Mahkemesine başvurabilir. Başvuru basit yargılama usulüne göre incelenir. Davacı tarafından davalı şirkete keşide edilen 20.02.2026 tarihli noter ihtarnamesinde, şirketin 2021-2025 yılları arasında yapılan genel kurul ve yönetim kurulu toplantılarının hukuki ve mali denetim işlevinden uzak ve şekli ve formalite olduğunu, özellikle genel kurulların, mali tablolara ilişkin hiçbir ayrıntılı açıklama yapılmaksızın, bilanço ve ibra kararlarının otomatik şekilde alınması suretiyle sonuçlandırıldığı, şirket bünyesinde oluşan kârın nasıl değerlendirildiğine, dağıtılıp dağıtılmadığına veya hangi gerekçelerle dağıtılmadığına ilişkin hiçbir açık, şeffaf ve hesap verebilir karar alınmadığı, şirket yönetim ve temsil yetkilerinin uzun süredir fiilen ...'ın kontrolünde toplandığı, müvekkilin karar süreçlerinden bilinçli biçimde dışlandığı, Üçüncü kişilere ve ilişkili şahıslara verilen geniş yetkilerin denetimsiz biçimde kullanıldığı, şirketin banka hesapları, nakit akışı ve ilişkili taraf işlemlerinin pay sahiplerinden gizlendiği, bağımsız ve etkin bir denetim mekanizmasının bilinçli biçimde işletilmediği tespit edildiğini, şirket bünyesinde oluşan kârın resmi kâr dağıtımı yapılmaksızın; ortaklara veya yakınlarına yapılan doğrudan ödemeler, borç ve avans adı altında aktarımlar, şirket imkânlarının kişisel amaçlarla kullanılması, ilişki kişilerle yapılan muvazaalı işlemler yoluyla örtülü biçimde aktarılmış olabileceği yönünde ciddi şüpheler bulunduğu belirtilerek davalı şirketin son 10 yıla (2016-2026) ait şirketin tüm ticari defterleri ve dayanakları finansal kayıtların incelenmesi talep olunmuştur.Davacının davalı şirkete keşide ettiği 03.04.2026 tarihli noter ihtarnamesi, TTK m. 411 uyarınca azınlık hakları kapsamında, ihtarnamede belirlenen gündem maddelerin görüşülmesi için olağanüstü genel kurul çağrısı yapılması talebine ilişkin olduğu, davalı şirketin 13.04.2026 tarihli cevabı ihtarnamesi ise, olağanüstü genel kurul talebinin reddedildiği, şirketin olağan genel kurul toplantısının 30 Nisan 2026 tarihinde saat 14.00'te yapılacağı, bilgi alma ve inceleme hakkının engellendiği iddiasının gerçeği yansıtmadığının beyan edildiği görülmüştür.Davacının yönetim kurulu üyesi sıfatıyla iştirak ettiği şirketin 08.04.2026 tarihli yönetim kurulu kararı ile, davacının olağanüstü genel kurul toplantısı yapılması talebinin oy çokluğu ile reddi ile şirketin 30.04.2026 tarihinde olağan genel kurul toplantısı yapılmasına karar verildiği anlaşılmaktadır.Davalı şirketin 30.04.2026 tarihli genel kurulunda, şirket finansal tablolarının müzakeresinin davacı ortağın talebi üzerine ertelenmesine karar verilerek genel kurulun 01.06.2026 tarihine ertelendiği anlaşılmaktadır. TTK m. 437/5’te bilgi alma ve inceleme istemleri cevapsız bırakılmış, haksız biçimde reddedilmiş ve ertelenmiş pay sahiplerinin reddi izleyen on gün içinde diğer hallerdeyse makul bir süre sonra dava açabileceği düzenlemesi yer almaktadır. . Başvuru basit yargılama usulüne göre incelenir. Davacı pay sahibinin davalı şirkete 20.02.2026 tarihinde keşide ettiği bilgi alma ve inceleme talebine yönelik ihtarnamesinin davalı tarafça cevapsız bırakıldığı, bunun üzerine davacının aynı nedenlere dayalı 03.04.2026 tarihli ihtarnamesi ile davalı şirketi olağanüstü genel kurul toplanması yapılması talebinde bulunduğu, davalı şirketin 30.04.2026 tarihli olağan genel kurulunda, şirket finansal tablolarının müzakeresinin davacı ortağın talebi üzerine 01.06.2026 tarihine ertelendiği dosya kapsamından sabit olmakla; davacının bilgi alma ve inceleme talebinin yanıtsız bırakıldığı tarih, bundan sonraki yukarıda anılan hukuki süreç ve eldeki davanın 08.05.2026 tarihinde açılmış olduğu göz önüne alındığında, davanın makul süre içerisinde açılmadığının kabulü gerektiği gibi, genel çerçevede şirketin tüm kayıt ve belgelerinin incelenmesi yönünde talep de bulunulduğu, TTK 437. maddesinde düzenlenen azınlık haklarının korunmasına yönelik bilgi alma ve inceleme hakkının şirketin genel ekonomik faaliyetini ve ticari hayatını engelleyecek, şirkete zarar verecek ve çoğunluğun haklarını zedeleyecek şekilde kullanılamayacağı sonucuna varılmakla davacı pay sahibinin talebinin reddine karar vermek gerekmiştir.Davacının yönetim kurulu üyesi sıfatıyla bilgi alma ve inceleme hakkı talebi bakımından ise; Yönetim Kurulu üyesinin bilgi alma ve inceleme hakkı TTK.nın 392. maddesinde düzenlenmiştir. TTK .nın 392.maddesinde; "(1) Her yönetim kurulu üyesi şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında bilgi isteyebilir, soru sorabilir, inceleme yapabilir. Bir üyenin istediği, herhangi bir defter, defter kaydı, sözleşme, yazışma veya belgenin yönetim kuruluna getirtilmesi, kurulca veya üyeler tarafından incelenmesi ve tartışılması ya da herhangi bir konu ile ilgili yöneticiden veya çalışandan bilgi alınması reddedilemez. Reddedilmişse dördüncü fıkra hükmü uygulanır. (2) Yönetim kurulu toplantılarında, yönetim kurulunun bütün üyeleri gibi, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişiler ve komiteler de bilgi vermekle yükümlüdür. Bir üyenin bu konudaki istemi de reddedilemez; soruları cevapsız bırakılamaz. (3) Her yönetim kurulu üyesi, yönetim kurulu toplantıları dışında, yönetim kurulu başkanının izniyle, şirket yönetimiyle görevlendirilen kişilerden, işlerin gidişi ve belirli münferit işler hakkında bilgi alabilir ve görevinin yerine getirilebilmesi için gerekliyse, yönetim kurulu başkanından, şirket defterlerinin ve dosyalarının incelemesine sunulmasını isteyebilir. (4) Başkan bir üyenin, üçüncü fıkrada öngörülen bilgi alma, soru sorma ve inceleme yapma istemini reddederse, konu iki gün içinde yönetim kuruluna getirilir. Kurulun toplanmaması veya bu istemi reddetmesi hâlinde üye, şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesine başvurabilir. Mahkeme istemi dosya üzerinden inceleyip karara bağlayabilir, mahkemenin kararı kesindir. (5) Yönetim kurulu başkanı, kurulun izni olmaksızın, yönetim kurulu toplantıları dışında bilgi alamaz, şirket defter ve dosyalarını inceleyemez. Yönetim kurulu başkanının bu isteminin reddedilmesi hâlinde başkan, dördüncü fıkraya göre mahkemeye başvurabilir. (6) Yönetim kurulu üyesinin bu maddeden doğan hakları kısıtlanamaz, kaldırılamaz. Esas sözleşme ve yönetim kurulu, üyelerin bilgi alma ve inceleme haklarını genişletebilir. (7) Her yönetim kurulu üyesi başkandan, yönetim kurulunu toplantıya çağırmasını yazılı olarak isteyebilir." düzenlemesi mevcuttur.Anılan düzenlemeden anlaşılacağı üzere yönetim kurulu toplantılarında, her yönetim kurulu üyesinin şirketin tüm iş ve işlemleri hakkında detaylı bilgi edinme hakkı bulunmaktadır.Yönetim kurulu üyesinin toplantı dışında bilgi alması TTK. 392/3. maddesinde düzenlenmiştir. Buna göre toplantı dışında bilgi alma hakkı münferit işlerde başkanın iznine tabi tutulmuştur. Şirketin belirli münferit işleri hakkında bilgi alınması talebinin başkan tarafından reddi üzerine konunun iki gün içinde yönetim kuruluna getirileceği, ancak yönetim kurulunun toplanamaması ya da bu istemin reddi üzerine yönetim kurulu üyesinin şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesine başvurma hakkı bulunduğu anlaşılmaktadır.Davacının yönetim kurulu üyesi olduğu dönemde, şirketin belirli münferit işleri hakkında bilgi alınması talebinin başkan tarafından reddi üzerine konunun iki gün içinde yönetim kuruluna getirileceği, ancak yönetim kurulunun toplanamaması ya da bu istemin reddi üzerine yönetim kurulu üyesinin şirketin merkezinin bulunduğu yerdeki Asliye Ticaret Mahkemesine başvurma hakkı bulunduğu anlaşılmakla; somut olayda davacının dava açmadan önce, davalı şirket yönetim kurulu başkanı ...’a keşide ettiği ihtarnamenin bulunduğu ileri sürülmediği gibi bu hususta dosyada herhangi bir ihtarnameye rastlanılmadığı, davacının başvurusu bulunmadığından şirketin yönetim kurulu başkanı tarafından reddedilmiş mevcut bir başvurudan söz edilemeyeceği hep birlikte değerlendirildiğinde, davacının doğrudan mahkemeye başvurmasında hukuki yararının bulunmadığının kabulü gerekmiş ve aşağıdaki karar tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan gerekçe ve nedenlerle;
1-Davanın REDDİNE,
2-Harçlar Tarifesi gereği alınması gereken 732,00.-TL maktu harç peşin olarak alındığından yeniden alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden; karar tarihi itibari ile yürürlükte bulunan Asgari Avukatluk Ücret Tarifesi uyarınca hesap ve takdir olunan 45.000,00.-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,
4-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
5-Taraflarca yatırılan gider avansından kullanılmayan kısmın hükmün kesinleşmesinden sonra 6100 Sayılı HMK'nun 333.maddesi uyarınca davacı tarafa İADESİNE,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda TTK m. 392/4 ve m. 412. gereğince KESİN olarak oybirliğiyle karar verildi.█████/2026
Başkan ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Üye ...
e-imza
Katip ...
e-imza

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!