İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, banka kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacak nedeniyle açılan itirazın iptali davasında müteselsil kefillerin sorumluluğu ve asıl borçlunun konkordato sürecinin etkisi üzerine verdiği istinaf kararı.
Özet: Bir bankanın genel kredi sözleşmesinden doğan alacağının tahsili amacıyla başlattığı icra takibine karşı borçlular ve müteselsil kefiller tarafından yapılan itirazın iptali istemiyle açılan davada, ilk derece mahkemesi, asıl borçlunun konkordato sürecinde olmasına rağmen, kefaletin usulüne uygun kurulduğu ve borcun ödenmediği tespitleriyle, itirazın kısmen iptaline ve takibin belirli bir miktar üzerinden devamına hükmetmiştir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
43. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO: █████████
KARAR NO: ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İSTANBUL 19. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2022
NUMARASI: ████████ Esas - ████████ Karar
DAVA: Banka Dışındaki Diğer Kredi Kuruluşlarına İlişkin Düzenlemelerden Kaynaklanan (İtirazın İptali)
İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026
Taraflar arasında görülen dava neticesinde ilk derece mahkemesince verilen hükmün davalılar vekilince istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;
TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ
DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili Bankanın İkitelli şubesi ile kredi borçlusu.... A.Ş. arasında muhtelif tarihlerde imzalanan Genel Kredi Sözleşmelerine istinaden borçlu firmaya kredi kullandırıldığını, davalılarında işbu kredi sözleşmelerini müşterek müteselsil kefil sıfatı ile imzaladıkları, Davalı borçlu şirketin kredi koşullarına uymaması, ödemelerde temerrüde düşmesi sebebiyle borçlulara ....Noterliğinin 28.06.2021 tarih ve ... yevmiye no'lu ihtarnamesi ile borcun ödenmesi hususunda ihtarname keşide edildiğini, ihtarnameye rağmen borcun ödenmemesi üzerine .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyası üzerinden takip başlatıldığını, borçluların, borca ve ferilerine itiraz ettiklerini, itirazın haksız olup takibi sürüncemede bırakmaya yönelik olduğunu beyanla; Davalıların .... İcra Müdürlüğünün ...Esas sayılı dosyasına yaptıkları itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalıların alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılardan tahsiline karar verilmesi talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Dava dışı asıl borçlu olan ... yıllık kesin mühlet süreci içerisinde olduğu, dava dışı asıl borçlunun konkordato talebinde bulunması ile Bakırköy 1. ATM'nin █████████ E. sayılı dosyasında 30.09.2020 tarihinden itibaren üç aylık geçici mühlet kararı alındığını ve bu süre 30.12.2020 tarihi itibariyle de 2 ay daha süre uzatıldığı. 28.02.2021 Tarihi itibariyle de bir yıl olmak üzere kesin mühlet kararı alındığını, asıl borç ve kefalet borcunun muaccel olmadığını, mühlet kararı alındıktan sonra asıl borcun muaccel hale getirilmesi veya getirilmeye çalışılmasının hukuka aykırı olduğu gibi takip işlemlerinin de yapılmasının da hukuka aykırı olduğunu, konkordato sürecinde asıl borçludan talep edilemeyen asıl alacak ve borcun tüm ferileri kefillere karşı da sürülemeyeceğini, bu durumda da borcun muaccel hale gelemeyeceğini beyanla; müvekkilleri aleyhine haksız ve hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI :
İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, " , ...Tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde davacı ile dava dışı .... A.Ş. arasında Genel Kredi Sözleşmesi akdedildiği ve davalıların müteselsil kefil sıfatıyla sözleşmeyi imzaladıkları, kefillerin sorumluluğu yönünden yapılan incelemede Genel Kredi Sözleşmesine göre 2.500.000,00 TL'ye kadar kefaletlerinin bulunduğu, bu kefaletin TBK'nun 583. ve onu takip eden maddesine göre usulüne uygun olarak, el yazısı ile kefaletin türü, tarihi, miktarını yazılmak suretiyle düzenlendiği anlaşılmış olup, davaya konu kredi borcunun ödenmediği, usulüne uygun dava dışı asıl kredi borçlusuna gönderilen .... Noterliğinin █████/2021 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamesinin █████/2021 tarihinde tebliğ edildiği, kefillerine gönderilen .... Noterliğinin █████/2021 tarihli ve ... yevmiye sayılı ihtarnamenin bila ikmal iade edildiği, ihtarname davalı kefillere tebliğ edilmediğinden temerrüt oluşmadığından hesap kat tarihinden takip tarihine kadar akdi faiz oranı üzerinden faiz işletilmesi gerekeceği anlaşılmış, alınan bilirkişi raporunun taraflar arasındaki sözleşme hükümleri ve banka mevzuatına uygun olarak tanzim edildiği ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte olduğu kanaatine varılmış olup, davalılar tarafından dava konusu borcun ödendiğine dair de yazılı bir delil sunulmadığı anlaşılmakla; davanın kısmen kabul kısmen reddi ile Davalıların .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 34.753,14-TL asıl alacak, 229,76-TL işlemiş faiz, 11,49-TL BSMV, 578,36-TL muhtelif borç (ekstre gönderim giderleri) ve 878,62-TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 36.451,37-TL üzerinden kısmen iptali ile takip tarihinden itibaren 34.753,14-TL asıl alacağa işleyecek yıllık %25,50 temerrüt faizi ve faizin %5 oranında BSMV uygulanması şeklinde takibin devamına, fazlaya ilişkin istemin reddine, ayrıca 63.190,00-TL gayrinakdi çek depo bedelinin depo edilmesi, gayrinakdi alacağın takip sırasında nakde dönüştüğü takdirde, nakde dönüştürme tarihinde muhataba bankaca ödenen tutarın, nakde dönüştüğü tarihinden tahsiline kadar yıllık %25,50 temerrüt faizi ve faizin %5'i oranında gider vergisi ile birlikte, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak ile tahsilde tekerrür etmemek kaydıyla tahsiline şeklinde karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HUAK 18/A-(13) ''Arabuluculuk faaliyeti sonunda taraflara ulaşılamaması, taraflar katılmadığı için görüşme yapılamaması veya iki saatten az süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâllerinde, iki saatlik ücret tutarı Tarifenin Birinci Kısmına göre Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. İki saatten fazla süren görüşmeler sonunda tarafların anlaşamamaları hâlinde ise iki saati aşan kısma ilişkin ücret aksi kararlaştırılmadıkça taraflarca eşit şekilde uyuşmazlığın konusu dikkate alınarak Tarifenin Birinci Kısmına göre karşılanır. Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen ve taraflarca karşılanan arabuluculuk ücreti, yargılama giderlerinden sayılır. (...)" " ve (14). Fıkrası: " Bu madde uyarınca arabuluculuk bürosu tarafından yapılması gereken zaruri giderler; arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde anlaşma uyarınca taraflarca ödenmek, anlaşmaya varılamaması hâlinde ise ileride haksız çıkacak taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanır." hükümleri gereğince arabuluculuk gideri olarak sistem üzerinden yapılan inceleme neticesinde sarf kararı düzenlenmediğinden ödeme yapılmadığı, ancak ileride sarf kararı düzenlenmesi halinde arabulucuya ödenecek olan bedelin her iki tarafın arabuluculuk ilk oturumuna katıldıkları, davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verildiği gözetilerek; davalı aleyhine arabulucuk giderlerinin de yükletilmesi gerektiği anlaşılmış ve davanın kısmen kabul kısmen reddine," karar verilmiştir.
Bu karara karşı davalılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.
İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :
Davalılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; takip başlatılan icra dairesinin, yetkisiz icra dairesi olduğunu, mahkeme kararında davaya konu kredi borcunun ödenmediğinden bahsedildiğini, ancak asıl borç ve kefalet borcunun muaccel olmadığını ve ödenmeyen borçtan söz edilmesinin yersiz olduğunu, konkordato sürecinde ve sonrasında konkordato komiser heyeti tarafından bankanın alacak haklarının güvence altına alındığını, bu durumda da davalılardan borcun ödendiğine dair yazılı bir delil sunulmasını beklemenin hukuka aykırı olduğunu, Konkordato sebebiyle asıl borçlu ... A.Ş. 'ye uygulanan takip yasağının kefiller için de uygulanması gerektiğini, mühlet kararı alınana dek dava dışı asıl borçlu Şirketin ödemelerini düzenli şekilde yerine getirdiğini, şirketin kredi ödemelerinde hiç bir aksama yaşanmadığından temerrüde düşmediğini, bu nedenle ifalarda gecikme yaşanmadığını, bilirkişi raporunda yanlış ve eksik değerlendirme olduğunu, hükme esas alınmaması gerektiğini, dava dışı şirketin kesin konkordato mühleti içerisinde olduğunu, hem şirkete hem de borç muaccel olmadığından kefillere takip başlatılamayacağını, hâkimin, tarafların talepleriyle bağlı olduğunu, talepten fazlasına veya talepten başka bir şeye karar veremeyeceğini, ancak duruma göre talep sonucundan daha azına karar verebileceğini, mahkeme kararında da %25 temerrüt faizine karar verildiğini, kabul anlamına gelmemekle birlikte, sadece bu oranda faiz uygulanabileceğini beyanla, ilk derece Mahkemesince verilen kararın kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.
GEREKÇE :
Dava, dava dışı asıl borçlu lehine gerçek kişi davalıların müteselsil kefaletiyle kullandırılan krediden kaynaklanan alacağın tahsili amacıyla başlatılan ilamsız icra takibine vâki itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karara karşı davalılar istinaf isteminde bulunulmuştur.
İstinafa gelen uyuşmazlık temelde, icra dairesinin yetkili olup olmadığı, alacağın muaccel olup olmadığı, dava dışı asıl borçlunun konkordato projesinin tasdik edilmesinin eldeki davaya etkisinin ne olduğu noktalarında toplanmaktadır.
Davacı takip alacaklısı tarafından, davalılar hakkında ....İcra Müdürlüğünün ██████████ esas sayılı dosyası ile 378,36 TL muhtelif borç hesabı, 34.753,14 TL asıl alacak, 878,62 TL hesap kat ihtar masrafı, 212,24 TL BSMV, 424,76 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 36.656,12 TL nakdi alacağın tahsili ve 63.190,00 TL gayrinakdi kredi alacağının depo edilmesi istemiyle ilamsız icra takibi başlatıldığı, kredi borçlusu ...A.Ş hakkında Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyadan konkordato talep edildiğinden bu aşamada takibe dahil edilmediği belirtilerek kredi borçlusu yönünden takip dava hakkı saklı kalmak kaydıyla █████/2021 tarihinde ilamsız icra takibi başlatılmış, itiraz üzerine takip durmuş ve itirazın iptaline ilişkin eldeki dava açılmıştır.
İİK'nın 50. maddesiyle "Para veya teminat borcu için takip hususunda Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanununun yetkiye dair hükümleri kıyas yolu ile tatbik olunur. Şu kadar ki, takibe esas olan akdin yapıldığı icra dairesi de takibe salahiyetlidir." şeklindeki düzenlenmiştir. Takip konusu bir miktar para alacağı olmakla 6098 sayılı TBK'nın 89/1. Maddesi gereği ifa yeri alacaklının ödeme zamanındaki yerleşim yeri olduğu, 6100 sayılı HMK 10. Maddesi gereği sözleşmeden doğan davalarda sözleşmenin ifa yeri mahkemesi de yetkili olduğu ve şubenin yaptığı işlemlerden doğan davalarda o şubenin bulunduğu yer mahkemesi de yetkili bulunduğu gibi Taraflar arasındaki genel kredi sözleşmesinin 7.2 maddesi ile İstanbul şubesi ile ilgili işlemlerde İstanbul merkez mahkemelerinin yetkili kılındığı, genel kredi sözleşmesinin İkitelli / İstanbul şubesi ile yapıldığı anlaşılmakla HMK 17. Hükmünce İstanbul merkez (Çağlayan) adliyesi icra daireleri ve mahkemeleri yetkili bulunmakla istinaf eden davalının bu yöne ilişen istinaf sebepleri yerinde görülmemiştir.
Davacı banka ile dava dışı borçlu.... A.Ş. arasında █████/2017 tarihinde 2.500.000 TL limitli genel kredi sözleşmesi düzenlenmiş olup, davalıların sözleşmelerde, müşterek borçlu ve müteselsil kefil olarak 2.500.000,00 TL tutarında kefalet limiti ile sorumlu olmak kaydıyla kefalet imzalarının bulunduğu, kefil olunan tutarın, kefalet türü ve tarihinin el yazısı ile yazılmış olduğu anlaşılmaktadır.
Davalı kefiller, asıl borçlu şirketin konkordato talebinde bulunduğunu, borcun muaccel olmadığını, kendilerine başvurulamayacağını savunmuştur.
Konkordato (geçici veya kesin) mühletinin sonuçları, yalnızca alacaklı ve borçlu bakımından geçerli olup, borçtan birlikte sorumlu olan kefiller bakımından geçerli değildir (Dilek Aydemir, ‘Konkordatonun Kefalet Sözleşmesine Etkisi’ (2019) 15 (43) Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku Dergisi 547). Ancak konkordato alacaklısının, borçluya konkordato mühletinin verilmesi ile birlikte kefile karşı takip yapabilmesi için ayrıca bu borcun da muaccel olması gerekir; zira iflâstaki kuralın (İİK m 195) aksine borçluya konkordato mühleti verilmesi ile borç kendiliğinden muaccel hale gelmez ve sözleşmede aksi kararlaştırılmamışsa alacak asıl borçluya karşı muaccel olmadan da kefile karşı muaccel olamaz.
Müteselsil kefalette alacaklı, konkordato mühletinin verilmesiyle birlikte borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden doğrudan kefili takip edebilir (TBK md 586/1). Bu hükme göre, asıl borçlu hakkında konkordato geçici mühleti kararı verilmişse, artık müteselsil kefile karşı alacaklının doğrudan başvuru hakkı doğmaktadır. Alacaklının kefile karşı İİK'nın 303. maddesin’deki imkândan tam olarak faydalanabilmesi için onun alacağını kaydettirmesi gerekir. Her ne kadar İİK'nın 303.maddesinde alacaklının kefile karşı başvuru hakkını koruyabilmesinin bir şartı olarak alacaklının alacağını kaydettirmesi öngörülmüş olmasa da TBK'nın 594.maddesinde açıkça alacaklının alacağını kaydettirmesi gerektiği hükme bağlanmıştır. Alacaklının alacağını konkordato komiserine ilandan itibaren belirli süre içerisinde bildirmesinden sonra komiser bu alacak bildirimi üzerine borçlunun beyanını alır. Eğer alacaklının alacağını veya alacağın miktarını borçlu kabul etmezse, alacak veya miktarı çekişmeli duruma gelir. Alacağı itiraza uğramış olan alacaklı, konkordatonun tasdiki durumunda tasdik kararının ilanından itibaren bir ay içinde dava açmalıdır (İİK md 308/b,I). Kefaletle güvence altına alınmış çekişmeli alacak sahibi söz konusu bu davayı açmazsa TBK'nın 594/2.maddesindeki hakların korunması için gerekeni yapmamış olur ve böylece kefil zarara uğramış olabilir; bu halde ise TBK'nın 594/2.maddesi gereği, alacaklı kefilin uğradığı zarar miktarı ölçüsünde ona başvuru hakkını kaybeder. Dolayısıyla bu tür çekişmeli alacaklarda alacaklının alacağını sadece konkordatoya kaydettirmesi yeterli olmayıp, ayrıca kanunda hakkın korunması için gerekli diğer işlemlerin de yerine getirilmesi gerekir. İİK'nın 303. maddesinde göre konkordatoyu reddeden (muvafakat etmeyen) alacaklı borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza eder ve alacaklı asıl borçluya kefil olan kimseden sanki konkordato yokmuş gibi alacağının tamamını talep etme hakkına sahip olur. Başka bir deyişle, konkordatonun tasdik edilmesi ile birlikte konkordato projesinde asıl borcun vade veya tenzilat ile ödenmesi öngörülmüş olsa dahi, alacaklı alacağını herhangi bir vadelendirme veya tenzilat yapılmaksızın kefalet borcunun normal vadesinde tam olarak kefilden talep edebilme hakkına sahip olur (Levent Börü, "Konkordatonun Kefalet Sözleşmesine Etkileri", İstanbul Hukuk Mecmuası, sayı:78/3, sayfa: 1255 ve 1259-1261).Bu durum kefalet borcunun, asıl borç miktarıyla sınırlı olması gerektiği ve kefile asıl borçtan fazla bir sorumluluk yüklenemeyeceği kuralına istisna teşkil etmektedir; çünkü, borçlu konkordatoda projesinde kabul edilen miktarla yükümlü olurken, kefil, bu miktarı aşan nispette ödeme ile yükümlü olmaktadır. Bununla birlikte aynı maddede konkordatoya muvafakat eden alacaklının ise kendi haklarını, borçtan birlikte sorumlu olan kişilere ödeme mukabilinde devir teklif etmek ve onlara toplantıların günü ile yerini en az on gün önce haber vermek şartıyla bu hükümden yararlanabileceği, alacaklının müracaat hakkına halel gelmeksizin borçtan birlikte sorumlu olan kişilere konkordato müzakerelerine katılma yetkisini verebileceği ve onların kararını kabul taahhüdünde bulunabileceği düzenlenmiştir.
Dosyadaki evraklar ile Uyap üzeride yapılan inceleme sonucu, dava dışı asıl borçlu şirket hakkında █████/2020 tarihinde geçici mühlet kararı verilip █████/2020 tarihinden başlamak üzere sürenin 2 ay uzatıldığı, █████/2021 tarihinde ise 1 yıl süreli kesin mühlet kararı verildiği, Bakırköy 1. Asliye Ticaret Mahkemesi ████████ Esas sayılı dosyasında yapılan yargılama sonunda █████/2022 tarihinde konkordato talebinin kabulüyle konkordatonun tasdikine karar verildiği, kararın derecattan geçerek █████/2022 tarihinde kesinleştiği görülemektedir.
Konkordato (geçici veya kesin) mühletinin sonuçları, yalnızca alacaklı ve borçlu bakımından geçerli olup, borçtan birlikte sorumlu olan kefiller bakımından takip yapılmasına engel değildir. Yukarıda açıklandığı üzere İİK'nın 303. maddesi uyarınca konkordatoya muvafakat etmeyen alacaklı, borçtan birlikte sorumlu olanlara karşı bütün haklarını muhafaza ettiğinden, dava dışı asıl borçlunun konkordato sürecinin davalı kefile bir etkisi bulunmamaktadır.
Davacı banka, alacaklılar toplantısına katılmamış ve iltihak süresinde oy kullanmamış olup, İİK'nun 303.maddesi uyarınca davacı bankanın davalı kefillere karşı tüm haklarını koruduğu ve alacaklı asıl borçluya kefil olan davalılardan sanki konkordato yokmuş gibi alacağının tamamını talep etme hakkına sahip olduğu anlaşılmakla davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf nedeni haklı bulunmamıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun12.03.2020 Tarih, ███████-36 Esas ve ████████ Karar sayılı ilamında; kefil olunan gayrinakdi kredi nedeniyle asıl borçlunun yükümlülüklerinin kefilin kendi hakkında da uygulanacağını genel bir ifade ile kabul etmesinin, kefili, teminat mektubu bedelini depo etme yükümlülüğü altına soktuğunu iddia etmenin, kanun koyucunun kefili koruma amacı ile çeliştiğine, zira kefaletin kendisi tıpkı depo gibi bir teminat olduğundan ve kefil açıkça teminat mektubunun bedelini ayrı bir garanti sözleşmesi ile garanti etmedikçe kefilin iradesinin dar olarak yorumlanmasının uygun olacağına, bu durumda davacının müteselsil kefil olarak imzaladığı sözleşmede açıkça gayri nakdi kredi bedelini depo etme yükümlülüğü bulunmadığından depo talebinden kefilin sorumlu olmadığının kabulü gerektiğine karar vermiştir.
Somut olayda da: genel kredi sözleşmesinini 6.17.05 maddesinde çek depo bedelinden sorumluluğa ilişkin düzenleme bulunmaktadır. Bahsi geçen düzenleme sözleşmenin taraflarına hitaben düzenlendiği, kefil yönünden ayrıca ve açıkça bir düzenleme bulunmadığı anlaşılmakla çek sorumluluk bedeline yönelik talebin reddine karar verilmesi gerekirken takibe konu edilen 63.190,00 TL çek depo bedelinden sorumlu tutulmaları ise isabetli olmamıştır.
HMK'nın 355. Maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; Mahkemece kurulan hüküm isabetli görülmemiş ve bu nedenle davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılmasına gerek bulunmadığından Dairemizce esas hakkında yeniden karar verilmek suretiyle davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle:
Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ İLE; istinaf incelemesine konu İlk Derece Mahkemesi kararının HMK'nın 353(1)b-2 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
1-Davanın KISMEN KABUL KISMEN REDDİ İLE, Davalıların .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazının 34.753,14-TL asıl alacak, 229,76-TL işlemiş faiz, 11,49-TL BSMV, 578,36-TL muhtelif borç (ekstre gönderim giderleri) ve 878,62-TL ihtarname gideri olmak üzere toplam 36.451,37-TL üzerinden kısmen iptali ile,
2-Takip tarihinden itibaren 34.753,14-TL asıl alacağa işleyecek yıllık %25,50 temerrüt faizi ve faizin %5 oranında BSMV uygulanması şeklinde takibin devamına,
3-Fazlaya ilişkin istemin reddine,
4-Bankaya iade edilmeyen 63.190,00-TL gayrinakdi çek depo bedelinin depo edilmesine ilişkin istemin reddine,
5-Başlangıçta peşin olarak alınan 1.521,88 TL harcın alınması gerekli olan 2.489,99 TL harçtan mahsubu ile bakiye 968,11 TL karar ve ilam harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,
6-Davacı tarafın yargılama sırasında yapmış olduğu başvuru harcı 59,30 TL, posta ve tebligat gideri 128,25 TL, bilirkişi ücreti 900,00 TL, olmak üzere toplam 1.087,55 TL yargılama masrafının, davacı yan davasında kısmen haklı çıktığından dava konusunun toplam değerinin kabulle sonuçlanan kısma oranı sonucu bulunan 397,03 TL yargılama masrafının davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine, bakiyesinin davacı üzerinde bırakılmasına,
7-Davacı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 36.451,37 TL avukatlık ücretinin davalıdan alınarak davacı tarafa verilmesine,
8-Davalı taraf yargılama sırasında kendini vekille temsil ettirdiğinden hüküm tarihinde yürürlükte bulunan A.A.Ü.T uyarınca 45.000,00 TL avukatlık ücretinin davacı taraftan alınarak davalıya verilmesine,
9-6325 sayılı HUAK'nın 18/A-11-13.maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.360,00 TL arabuluculuk ücretinin davanın kabul ve ret oranına göre 496,50 TL'sinin davalıdan, 863,50 TL'sinin davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
10-Karar kesinleştiğinde, HMK Gider Avansı Tarifesinin 5. maddesi uyarınca artan gider avansının davacı tarafa; davalı tarafından yatırılan ve artan delil avansının kendisine iadesine,
11-İstinaf Yargılamasına İlişkin Olarak;
a-Davalılar vekilince yatırılan istinaf karar harcının istemi halinde kendisine iadesine,
b-Davalılar tarafından istinaf aşamasında yapılan istinaf başvuru harcı 220,70 TL, posta ve tebligat gideri 66,00 TL, toplam 286,70 TL yargılama masrafının davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, kabul ve reddedilen kısımlar yönünden ayrı ayrı HMK'nın 362(1)a maddesi uyarınca kesin olarak oy birliğiyle karar verildi.█████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!