Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi, yol yapım kusurundan kaynaklanan yaralanmalı trafik kazası sonrası oluşan maddi ve manevi tazminat istemli istinaf başvurusunu inceleyen karar.
Özet: Bu hukuki evrak, yol yapım çalışmaları esnasında gerekli işaretlemelerin yapılmadığı iddia edilen bir menfez çukuruna düşen araçtaki yolcuların açtığı, kaza sonucu yaralanma ve fonksiyon kaybı yaşayan müvekkilleri için başlangıçta küçük miktarların talep edildiği, ancak sonradan 1.306.349,29 TLye ıslah edilen maddi ve manevi tazminatın müştereken ve müteselsilen tahsilini hedefleyen bir alacak davasının özetini içermektedir; davalı sigorta şirketi daha önce ödeme yaptığını ve manevi tazminattan sorumlu olmadığını belirtirken, davalı idare ise kazanın oluşumunda kendi kusuru bulunmadığını ve kusurun başkalarında olduğunu iddia ederek davanın reddini savunmuştur.

T.C.

ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2025 (Karar)
NUMARASI : ████████ Esas, ████████ Karar
DAVA : Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle davanın maddi tazminat yönünden kabulüne, manevi tazminat yönünden kısmen kabulüne, kısmen reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; ...'un ... plakalı araç ile ... istikametinden ... istikametine seyri sırasında ... İlçesine 3 km kala trafik uyarım işaretlerinin eksik olduğu menfez için kazılmış olan çukura aracı ile düşmesi sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkillerinin bu kazada yolcu konumunda olup bu kazanın oluşumunda kusurları bulunmadığını, kazanın meydana geldiği menfez çukurunun olduğu yerde bilinçli bir şekilde gerekli dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı olarak yol yapım çalışması ile ilgili yeterli levha konulmaması ve çukurun önünün kapatılmaması olası kazaların önünü açtığını, müvekkilinin yolu kullandığı zamanın gece olması görüş mesafesini kısaltacağı için mevcut hızı 50 km olsa dahi çukura düşmesinin muhtemel olduğunu, bu nedenle müvekkilinin kazaya ilgili kusuru bulunmadığını, kazılan menfez çukurunun etrafında herhangi bir işaret olmadığı ve önünü kapatan bir engelin bulunmadığı ... Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2018/... Esas sayılı dosyada alınan bilirkişi raporundaki fotoğraflarda mevcut olduğunu, olay anında arabada bulunan ...'un kaza nedeniyle %15 vücut fonksiyon kaybının meydana geldiğini, ...'un yaralanması nedeniyle 100,00-TL maddi, 30.000,00-TL manevi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen olay tarihinden işletilecek avans faizi ile tahsilini, ...'un ise hem eşinin yaralanması hem de kendisinin bu kazaya maruz kalması neticesinde 40.000,00-TL manevi tazminatın olay tarihinden işletilecek avans faiziyle birlikte sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davacı vekilinin █████/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile dava değerini toplam 1.306.349,29‬-TL olarak ıslah ettiği anlaşılmıştır.
CEVAP:
Davalı ... Sigorta A.Ş. vekili cevap dilekçesinde özetle; ... plaka sayılı aracın müvekkil şirket nezdinde █████/2016 tanzim ve █████/2016-2017 vade tarihli... numaralı ZMSS poliçesi ile teminat altına alındığını, müvekkil şirkette sigorta teminatı altına alındığını, kabul manasında olmamak üzere davacı ...'un maluliyeti nedeni ile dava öncesinde ödeme yaptıklarını, müvekkil şirketin söz konusu borçtan ibra edildiğini, fazlaya ilişkin taleplerin reddi gerektiğini, daha önce yapılan başvuru sırasında davacı tarafından SBÜ Erzurum ... Hastanesi'nin ... tarih ve 2697 sayılı engelli sağlık kurulu raporunun sunulduğunu, raporda davacının engelinin %15 olduğunu, maluliyet oranı ile kusur oranına göre 45.853,00 TL tazminat hesap edildiğini, 30.07.2018 tarihinde davacı vekili hesabına ödendiğini, ödeme yapıldığından ve müvekkil şirketin ibra edilmiş olması nedeniyle bakiye tazminat taleplerinin kabulünün mümkün olmadığını, davacı ...'un manevi tazminat taleplerinden müvekkil şirketin teminat kapsamı dışında olması nedeniyle sorumluğunun bulunmadığını, kabul manasında olmamak üzere davanın kabulü halinde başvurunun müvekkil şirkete ibraz edildiği tarihten 8 iş günü sonrasından itibaren faize hükmedilmesini, haksız ve mesnetsiz davanın esastan ve usulden reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... Genel Müdürlüğü vekili cevap dilekçesinde özetle; söz konusu trafik kazası ile ilgili ... Cumhuriyet Başsavcılığınca yürütülen soruşturmada trafik kazasında ihmal ve kusuru bulunanların ... ve ...'ın olduğunun tespit edildiğini, ... Cumhuriyet Başsavcılığınca 18.11.2018 tarihinde hazırlanan iddianamede trafik kazasında asli kusurlunun sürücü ... olduğu ancak müşteki tarafından şikayeti bulunmadığından kovuşturmaya yer olmadığına dair karar verildiğini, ... hakkında ise ... Asliye Ceza Mahkemesi 2018/... E., sayılı dosyada yargılamasının devam ettiğini, açılan davanın haksız olduğunu, müvekkil kurumun herhangi bir kusuru bulunmadığının ceza soruşturması ile sabit olduğunu, dava açma hak düşürücü süre tamamlandığından davanın reddi gerektiğini, davacı vekilinin arabuluculuk toplantısına katılmadıklarından dolayı müvekkil aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmesinin talep edildiğini, arabuluculuk görüşmesi usulüne uygun olarak yapılmadığını, müvekkil kurumun olayın oluşunda herhangi bir kusuru bulunmadığını, hakkın kötüye kullanılarak zorunlu arabuluculuk süreci başlatıldığını, ayrıca arabulucunun arabuluculuk sürecini mevzuata aykırı başlatıp sonlandırılmasından dolayı davanın reddi gerektiğini, haksız ve yersiz olarak açılan davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ... cevap dilekçesinde özetle; davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, yetkisizlik itirazının kabulü ile dosyanın yetkili ve görevli Nöbetçi .../Muş Asliye (Ticaret) Hukuk Mahkemesine gönderilmesini mahkeme aksi kanaatte ise açılan davanın reddine karar verilmesini, kazanın davacının kusuru sonucu meydana geldiğini, davacının iddia ettiği gibi yol çalışması esnasında trafik uyarı işaretlerinin eksik olmadığını, yol çalışması esnasında gerekli ve yeterli levha olmaması ve çukurun önünün kapatılmaması nedeniyle kazanın meydana geldiği belirmiş ise de bu durumu kabul etmediğini, tüm işaret ve ikazların bulunduğu, ..., işi alan şirket ve kolluk kuvvetlerince düzenli bir şekilde takip edilmiş ve tutanakların tutulmuş olduğunu, davacıların taleplerinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, öncelikle yetkisizlik kararı verilmesini mahkeme aksi kanaatte ise aleyhe açılan haksız ve hukuka aykırı davanın reddine karar verilmesini savunmuştur.
Davalı ...-... Mühendislik cevap dilekçesi sunmamıştır.
YEREL MAHKEME KARARI;
Mahkemece, "... Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; dava dışı ...'un sevk ve idaresinde bulunan, davalı ... adına kayıtlı olan ... plakalı aracın yolda bulunan çukura düşmesi neticesinde tek taraflı olarak █████/2016 tarihinde meydana gelen kazada araçta yolcu olarak bulunan davacı ...'un yaralandığı, yine kaza esnasında diğer davacı ...'un da araçta yolcu olarak bulunduğu, ... plakalı aracın davalı sigorta şirketi tarafından ZMMS poliçesi kapsamında sigortalandığı, ATK tarafından düzenlenen kusur raporunda ... plakalı aracın sürücüsünün %80 oranında kusurlu olduğunun, yolun bakımından ve onarımından sorumlu kurum veya kuruluşun ise %20 oranında kusurlu olduğunun tespit edildiği, davacı ...'un sürekli maluliyetinin kaza tarihinde yürürlükte olan Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre %26 olarak ve iş göremezlik süresinin kaza tarihinden itibaren 6 aya kadar uzayabileceğinin tespit edildiği, alınan kusur ve maluliyet raporları doğrultusunda aktüerya raporunun TRH 2010 yaşam tablosu ve progresif rant yöntemi kullanılarak düzenlendiği, dava konusu kaza nedeniyle dava açılmadan önce davalı sigorta şirketi tarafından ödeme yapıldığı ve ibra makbuzunun dosyaya sunulduğu, ibra tarihinin █████/2018 olduğu, KTK 111/2.maddesine göre davanın 2 yıl içinde açıldığı, davalı sigorta şirketi tarafından yapılan ödemenin hesaplanan tazminat miktarının %42,59'luk kısmına denk geldiği, ibranamenin düzenlendiği tarih, davanın açılış tarihi, ödenen miktar ve davacı tarafın yargılama sırasındaki beyanları nazara alındığında KTK 111/2.maddesi uyarınca ibranamenin geçersiz olduğu kanaatine varıldığı, poliçe teminat limitinin 310.000,00 TL olduğu, ödenen miktarın mahsup edilmesi ile davalı sigorta şirketinin sigortalısının kusuru nazara alındığında sorumluluğunun poliçe teminat limiti kapsamında 264.147,00 TL olduğunun tespit edildiği, davalı işleten ile yolun yapım ve bakımından sorumlu olan ... Genel Müdürlüğü ile ...-... Mühendislik'in meydana gelen zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu oldukları, kusur durumunun kendi iç ilişkilerine konu olabileceği anlaşılmakla davacı ... tarafından açılan açılan maddi tazminat davasının kabulü ile 1.306.349,29 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı toplamının davalılardan kaza tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluğunun 264.147,00 TL'nin temerrüt tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile sınırlı olması kaydıyla) davacı ...'a verilmesine, dava konusu kazanın meydana geliş şekli, kusur oranları, sosyal ve ekonomik durum dikkate alındığında kazada yaralanan ... yönünden 40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı ...'a verilmesine, davalı ...'un eşi olan davacı ...'un meydana gelen kazada yaralanarak %26 oranında malul olması nedeniyle 20.000,00 TL manevi tazminat ile kendisinin kaza sırasında araçta yolcu olarak bulunması ve kazaya maruz kalarak manevi zarara uğraması nedeniyle 5.000,00 TL manevi tazminat olmak üzere toplam 25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı ...'a verilmesine karar vermek gerekmiş ve Anayasa Mahkemesi'nin 2024... Esas-2024/.... Karar sayılı ve █████/2024 tarihli kararı doğrultusunda işbu kararın yürürlük tarihi Resmi Gazete'de yayım tarihinden itibaren 9 ay sonrası olarak belirlenmiş ise de mevcut durum itibariyle, Anayasa Mahkemesi tarafından HMK'nın 326-(2) maddesi hükmünün manevi tazminat davaları yönünden "kanunilik" şartını karşılamadığının tespit edilmesi, gelinen aşamada salt yürürlük tarihi esas alınarak eldeki davanın yargılama giderlerinin takdiri yönünden Anayasa’ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği, yine Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olacağı, bunun yanında mevcut uygulama doğrultusunda iptal kararında işaret edilen tespitlere aykırı olarak karar ihdas edilmesi ve iş bu hükmün yine Anayasa Mahkemesi nezdinde bireysel başvuruya konu edilmesi hâlinde Anayasa ile korunan temel hak ve hürriyetlerin de ihlaline sebebiyet verildiği yönünde karar alınabileceği, eşitlik, kanunilik, iptal kararında yer verildiği üzere Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında hak arama hürriyeti gibi temel hukuk kaideleri göz önünde bulundurularak reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalılar lehine vekalet ücreti hükmedilmeyerek (Nitekim Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3.Hukuk Dairesi'nin 2023/... Esas ve 2025/... Karar sayılı ilamı da aynı doğrultudadır) aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur." gerekçesiyle "A-MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE,
1-1.306.349,29 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı toplamının davalılardan kaza tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluğunun 264.147,00 TL'nin temerrüt tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile sınırlı olması kaydıyla) davacı ...'a VERİLMESİNE,
B-MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE,
1-40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı ...'a VERİLMESİNE,
2-25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalı ... Sigorta A.Ş dışındaki davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı ...'a VERİLMESİNE, fazlaya ilişkin talebin reddine, " şeklinde karar verilmiş, karara karşı davacılar vekili ve davalı ... Genel Müdürlüğü vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; söz konusu kararın eksik inceleme sonucu verildiğini, hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, hükme esas alınan kusura ilişkin raporda da olduğu üzere müvekkilinin kazanın meydana gelmesinde tamamen kusursuz olduğunu, tüm kusurun davalı sürücüye ait olduğunu, müvekkilinin maluliyetinin oldukça düşük belirlendiğini, müvekkilinin maluliyetine esas teşkil eden ATK raporunda da değinildiği üzere müvekkilin kaza nedeniyle vücudunda çeşitli arızalar ve kırıklar meydana geldiğini, müvekkilinin kazadan sonra yoğun bakımda tedavi görmek zorunda kaldığını, müvekkilinin kazadan kaynaklı gözünde sorun yaşadığını, vücudundaki kırklardan kaynaklı yaşamış olduğu şikayetlerin halen geçmediğini, kolunda hareket kısıtlılığı oluştuğunu, vücudundaki sekellerin iyileşmesinin zaman aldığını, vücudunda kalıcı sekeller oluştuğunu, vücudunda kırıklar oluşmasına ve hareket kısıtlılığı sorunun hala düzelmemiş olmasına rağmen müvekkilinin maluliyetinin bu kadar düşük tespit edilmesinin müvekkilinin hakkını zedeler nitelikte olduğunu, müvekkilinin arazlarının giderilmesi, sürekli surette tedavi olması sonucu psikolojik yıpranması nedeniyle iyileşme süresinin devam ettiği hususları da göz önüne alındığında Adli Tıp Kurumu tarafından belirlenen süreden daha uzun bir müddet sonra iyileşmenin gerçekleşeceğini, hatalı şekilde düzenlenen Adli Tıp Kurumu raporun hükme esas alınmasının usul ve yasaya aykırı olduğunu, hesap raporunda bir kısım hesaplamalarda hata olduğunu, müvekkilin alacağının bilirkişi raporunda hesaplanandan daha yüksek olduğunu, müvekkilinin gerçek zararının hesaplanmasının gerektiğini, ayrıca bilirkişi raporunda maddi hatlar olduğunu, bu itibarla kaza tarihinde aldığı ücret esas alınarak tüm dönemler için hesaplama yapılmasının gerektiğini, kabul anlamına gelmemek üzere davacının ücretinin asgari ücret olarak yatırıldığı dönem olsa bile asgari ücretin üzerinde de yatırıldığı dönemler olduğunu, bu halde artık davacının sadece asgari ücret alacağı kabul edilerek hesaplama yapılmasının müvekkilin hakkını zedeler mahiyette olduğunu, kişinin gerçek ücretinin esas alınarak yapılması gerektiğini, söz konusu gerçek ücretin ise SGK prime esas kazanç olarak bildirilen ücret olmadığının çeşitli yargı kararlarıyla vurgulandığını, mahkemece hükmedilen faiz türü ve başlangıç tarihinin de hatalı olduğunu, olay tarihinden itibaren ticari faiz talep ettiklerini, mahkemece buna göre hüküm kurulması gerektiğini, iş bu dilekçe ekinde sundukları istinaf kararının da bu yönde olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Davalı ... Genel Genel Müdürlüğü vekili istinaf dilekçesinde özetle; dosya kapsamında alınan kusur raporunun hüküm kurmaya elverişli olmadığını, kusur raporu ile yol yapım ve bakımdan sorumlu kurum ve kuruluşlara %20 oranında kusur izafe edildiğini, kusur raporuna karşı itirazları değerlendirilmeden hesap raporu alındığını, yol yapım çalışmalarına başlanılmadan önce trafik güvenliği için gerekli tüm işaretlemelerin yapıldığını, işaretleme tutanakları kapsamında yolda olması gereken tüm işaretlemeler mevcut iken müvekkil idareye %20 kusur atfının kabul edilemez olduğunu, kaza tespit tutanağında gösterildiği üzere eski yolun bittiği yerde mecburi yön levhası varken ve ATK raporunda belirtildiği üzere tüm trafik güvenlik işaretlemeleri yolda mevcutken menfez çalışmalarının devam ettiği alana ayrıca engel konulması gerektiğinden bahisle müvekkil idareye ve davalı şirkete kusur atfedildiğini, atfedilen kusurunun kabul edilebilir olmadığını, ....Üniversitesi ... Fen Heyetinden rapor aldırılması gerekirken ATK'dan rapor aldırıldığını ve itirazlarının ise dikkate alınmadığını, hükme esas alınan kusur raporu ile kazanın meydana gelmesinde %80 oranında dava dışı sürücü ...'un sorumlu tutulduğunu, davacılar tarafından bu kişiye dava açılmadığını, yalnızca işbu davadaki davalılara karşı dava açıldığını, isim benzerliğinden kusur dağılımının karıştırıldığı düşünülerek bu yön ile ıslah dilekçesine itiraz edilmişken mahkemece itirazlarının dikkate alınmadığını, yani davacılar tarafından dava dışı sürücü ...'un %80 kusuruna isabet eden tutarın ıslah edildiğini ve mahkeme tarafından ıslah edilen tutardan tüm davalılar (sigorta şirketinin poliçe limitleriyle sınırlı olmak üzere) sorumlu tutularak karar verildiğini, dava dışı sürücünün kusurundan tüm davalıların sorumlu tutulduğunu, dosya kapsamında müvekkil idarenin kusur sorumluluğu tespit edilmişken, sorumluluk dışı karar verildiğini, dava dışı sürücü ... ile müvekkili arasında zorunlu dava arkadaşlığı yahut kusur ortaklığı bulunmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, manevi tazminat miktarlarının davacıların sebepsiz zenginleşmesine neden olacak şekilde yüksek verildiğini, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararı uyarınca reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden müvekkili lehine vekalet ücretine hükmedilmediğini, ancak henüz Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmediğini, bu yönü ile de verilen kararın kanuna aykırı olduğunu, müvekkil idarenin Kuruluş Kanunu gereğince harçtan muaf olmasına rağmen mahkemece müvekkil idare aleyhine harca hükmedildiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılmasına karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir.
Dairemizce HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle ve kamu düzenine ilişkin hükümlerle sınırlı olmak üzere inceleme yapılmıştır.
Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacılar vekilinin dava dilekçesinde ...'un araç ile trafik uyarım işaretlerinin eksik olduğu menfez için kazılmış olan çukura aracı ile düşmesi sonucu yaralanmalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, müvekkillerinin bu kazada yolcu konumunda olup bu kazanın oluşumunda kusurları bulunmadığını, kazanın meydana geldiği menfez çukurunun olduğu yerde bilinçli bir şekilde gerekli dikkat ve özen yükümlüğüne aykırı olarak yol yapım çalışması ile ilgili yeterli levha konulmaması ve çukurun önünün kapatılmaması olası kazaların önünü açtığını, kazılan menfez çukurunun etrafında herhangi bir işaret olmadığı ve önünü kapatan bir engelin bulunmadığını, olay anında arabada bulunan ...'un kaza nedeniyle % 15 vücut fonksiyon kaybının meydana geldiğini iddia ederek ...'un maddi ve manevi tazminat ve ...'un ise hem eşinin yaralanması hem de kendisinin bu kazaya maruz kalması neticesinde manevi tazminat talep ettiği, davalılar vekillerinin ayrı ayrı ibraz ettikleri cevap dilekçelerinde davanın reddini talep ettikleri, mahkemece, iddia, savunma, yapılan yargılama ve toplanan delillere göre, maddi tazminat davasının kabulüne manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır.
Dosyadaki yazılara, kararın dayandığı delillerle gerektirici sebeplere, delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına ve özellikle;
-Olay sonrası ilgili kolluk görevlileri tarafından düzenlenen kaza tespit tutanağında dava dışı sürücü ...'un birinci derecede ve yol yapımından sorumlu olan davalı... Mühendislik ve öz Asya İn. Taah. San. Tic. Ltd. Şti'nin ikinci derece kusurlu olduğunun belirtilmesine, ilk derece mahkemesince yargılama sırasında ATK'dan alınan bilirkişi raporunda dava dışı sürücü ...'un % 80 oranında, yolun bakım ve onarımından sorumlu ilgili kurumun ve kuruluşun % 20 oranında kusurlu olduğunun belirtilmesine, olaya ilişkin ceza yargılaması sırasında mahkemesince trafik bilirkişisinden alınan bilirkişi raporunda dava dışı sürücü ...'un ve yolun bakım ve onarımından sorumlu ilgili kurumun ve kuruluşun tali kusurlu kusurlu olduğunun belirtilmesine, bu haliyle gerek kaza tespit tutanağı gerekse ilk derece mahkemesince alınan bilirkişi raporunun birbirini teyit etmelerine, aralarında herhangi bir şekilde çelişki bulunmamasına, olaya ilişkin olarak ceza mahkemesince yapılan yargılama neticesinde trafik bilirkişi raporuna göre olayda davalı şirket yetkilisi hakkında tali kusurlu olduğu kabul edilerek mahkumiyet hükmü kurulmasına ve mahkumiyet hükmünün itirazın reddi ile kesinleşmesine ve bu suretle davalı şirket yetkilisi ... ve dava dışı sürücü ...'un olaydaki kusur durumlarının sabit hale gelmesine,
-Davacıların dava dilekçesinde dava konusu kaza sebebiyle davacı ...'nın yaralanması sebebiyle maddi tazminat miktarının müştereken ve müteselsilen davalılardan, manevi tazminat miktarının ise sigorta şirketi dışındaki davalılardan tahsilini talep etmelerine, yani davacı ...'nın maddi tazminat talebinin olay sebebiyle olayda kusurlu bulunan yol yapım ve bakımından sorumlu kurum ve kuruluş, ilgili kurum ve kuruluşun yetkilisinden müştereken ve mütesilsilen tahsiline yönelik olduğu, manevi tazminat yönünden de yine davacıların manevi tazminat taleplerinin de olay sebebiyle olayda kusurlu bulunan yol yapım ve bakımından sorumlu kurum ve kuruluş, ilgili kurum ve kuruluşun yetkilisinden tahsiline yönelik olduğu, 2918 sayılı KTK'nın 88. Maddesine göre bir motorlu aracın katıldığı bir kazada, bir üçüncü kişinin uğradığı zarardan dolayı, birden fazla kişi tazminatla yükümlü bulunuyorsa, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı, yine manevi tazminat açısından yapılan değerlendirmede de 6098 sayılı TBK'nın 61. Maddesine göre de birden çok kişi birlikte bir zarara sebebiyet verdikleri veya aynı zarardan çeşitli sebeplerden dolayı sorumlu oldukları takdirde, haklarında müteselsil sorumluluğa ilişkin hükümler uygulanacağı, hükme esas alınan ATK raporunda dava dışı sürücü ...'un % 80 oranında, yolun bakım ve onarımından sorumlu ilgili kurumun ve kuruluşun % 20 oranında kusurlu olduğunun belirtilmesine, ceza yargılaması sırasında trafik bilirkişisinden alınan bilirkişi raporunda dava dışı sürücü ...'un ve yolun bakım ve onarımından sorumlu ilgili kurumun ve kuruluşun tali kusurlu kusurlu olduğunun belirtilmesine, bu kapsamda yapılan değerlendirmede mahkemece 2918 sayılı KTK'nın 88. Maddesine ve TBK'nın 61. Maddesine göre değerlendirme yapılarak olayda kusurlu bulunan davalıların davacıların olay sebebiyle uğradığı maddi ve manevi zarar miktarlarının tamamından müştereken ve müteselsilen sorumlu tutulmalarının yerinde olmasına,
-Anayasa Mahkemesi'nin 2024/.... Esas-2024/.... Karar sayılı ve █████/2024 tarihli kararı ile 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun "Yargılama giderlerinden sorumluluk" kenar başlıklı 326. maddesinin (2) numaralı fıkrasının "manevi tazminat davaları" yönünden Anayasa'ya aykırı bulunduğundan iptaline hükmedilmiş bununla birlikte iptal hükmünün kararın Resmi Gazete'de yayımlanmasından başlayarak (...) dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmesine,
Anılan iptal kararının gerekçesine bakıldığında; "... Buna göre manevi tazminat davasının kısmen kabulüne karar verilmesi durumunda yargılama giderlerinin kabul-ret oranına göre taraflar arasında paylaştırılması yönünden de herhangi bir belirsizliğin bulunmadığı anlaşılmaktadır. Başka bir deyişle manevi tazminat davasında hüküm verildikten sonra taraflar arasında hangi giderlerin ne şekilde paylaştırılacağı belirlidir.
Bununla birlikte Anayasa’nın 13. maddesinde sınırlama ölçütü olarak belirtilen kanunilik insan haklarına saygılı hukuk devleti ilkesi ışığında ele alındığında hükümden sonra yargılama giderlerinin paylaştırılma yönteminin belirli olmasının ötesinde davayı açacak kişinin talebinin mahkemece haksız olarak nitelendirilecek kısmını öngörebilmesinin önem taşıdığı açıktır.
Bu itibarla mahkeme tarafından manevi tazminat talebinin hangi oranda haklı kabul edileceğinin öngörülmesinin mümkün olup olmadığının da kanunilik şartı kapsamında incelenmesi gerekir.
Mal ve hizmetlerin karşılıklarının ödenmesinde, değerler ile servetlerin ölçülmesinde kullanılan elverişli bir araç olan paradan manevi zararların karşılanmasında da yararlanılması kaçınılmazdır (bu yöndeki değerlendirmeler için bkz. AYM, E.███████, K.███████, 11/2/1969). Bununla birlikte Türk hukukunda ilgili yasal düzenlemelerde manevi tazminat olarak ödeneceği ifade edilen uygun bir miktar ya da bir miktar paranın belirlenmesine yönelik herhangi bir hesaplama yöntemi bulunmamaktadır. Başka bir deyişle manevi tazminat olarak ödenecek tutarın matematiksel olarak hesaplanması söz konusu değildir.
Bu bağlamda davacıya ödenecek manevi tazminatın tutarının belirlenmesi hâkimin takdir yetkisi kapsamında kalmaktadır. Dolayısıyla manevi tazminat davasını açacak kişiden davanın sonunda tazminat olarak hükmedilecek tutarı öngörebilmesi beklenemez. Başka bir ifadeyle manevi tazminat davasında davacının mahkemeye yönelttiği talebin hangi oranda haklı bulunacağını öngörebilmesi ilke olarak mümkün değildir.
Manevi tazminat olarak ödenecek tutarın belirlenmesinde hâkimin sınırsız bir takdir yetkisine sahip olmaması ve manevi tazminat davalarında sağlanacak içtihat istikrarı da davacı yönünden söz konusu öngörülemez durumu ortadan kaldırmamaktadır. Nitekim davacı, hâkim tarafından hükmedilen tutarın az da olsa üzerinde bir tazminat talep etmiş olması hâlinde kural uyarınca yargılama giderlerinin bir bölümünden sorumlu tutulacaktır.
Diğer yandan manevi tazminat tutarının yargılama süresince dosyaya giren bilgi ve belgelerle belirli hâle gelmesine de imkân bulunmamaktadır. Nitekim manevi tazminat tutarının belirli olmaması bu tutarın hesaplanma yönteminin bulunmamasından, başka bir ifadeyle hâkimin takdir ettiği bir tutar olmasından kaynaklanmaktadır.
Manevi tazminat davasında davacının hak kaybı yaşamamak adına talep edeceği tazminat miktarını yüksek şekilde belirlemeye ilişkin bir baskı altında kalabileceği kuşkusuzdur. Diğer yandan davacının talebinin bir kısmının kabul edilmemesi durumunda kural gereğince yargılama giderlerinden sorumlu tutulması talebin belirlenmesinde davacı üzerinde baskı oluşturan bir diğer husustur.
Buna göre manevi tazminat davasında talebini düşük belirlemesi durumunda hak kaybı yaşayabilecek olan ayrıca hâkimin takdirine bağlı olarak talebinin bir kısmının kabul edilmemesi durumunda kural uyarınca yargılama giderlerinden sorumlu tutulması mümkün olan kişilerin temel hak ve özgürlüklere ilişkin anayasal güvencelere uygun şekilde mahkemeye erişebildiğinden söz edilemez.
Öte yandan manevi tazminat talebiyle açılacak davalarda talep edilenden düşük bir tazminata hükmedilse dahi davacının yargılama giderlerinden sorumlu tutulmamasına imkân tanındığında mahkemelere temelsiz talepler yöneltileceği, ayrıca gereksiz yargılama giderlerinin yapılabileceği ve bu durumun yargılamanın işleyişinin bozulmasına sebebiyet verebileceği söylenemez.
Nitekim 6100 sayılı Kanun’un “Dürüstlük kuralına aykırılık sebebiyle yargılama giderlerinden sorumluluk” başlıklı 327. maddesinin (1) numaralı fıkrasında gereksiz yere davanın uzamasına veya gider yapılmasına sebebiyet vermiş olan tarafın davada lehine karar verilmiş olsa dahi karar ve ilam harcı dışında kalan yargılama giderlerinin tamamını veya bir kısmını ödemeye mahkûm edilebileceği hükme bağlanmıştır. Dolayısıyla davacının yargılama süresince gereksiz giderler yapılmasına neden olmasını engelleyecek nitelikte bir düzenlemenin bulunduğu açıktır.
Bu itibarla miktar belirtmek suretiyle manevi tazminat davasını açacak kişinin hâkimin hükmedeceği tazminat tutarını, başka bir ifadeyle davanın sonunda talebinin hangi oranda haklı bulunacağını öngörebilmesinin mümkün olmadığı ve tazminat miktarının hâkimin takdirine göre belirlendiği davalara ilişkin yargılama giderleri bakımından herhangi bir özel düzenlemenin de bulunmadığı gözetildiğinde kuralla mahkemeye erişim hakkına getirilen sınırlamanın “manevi tazminat davaları” yönünden kanunilik şartını sağlamadığı sonucuna ulaşılmıştır." ifadelerine yer verilmesine,
İş bu kararın yürürlük tarihi Resmi Gazete'de yayım tarihinden itibaren 9 ay sonrası olarak belirlenmiş ise de mevcut durum itibariyle, Anayasa Mahkemesi tarafından HMK'nın 326-(2) maddesi hükmünün manevi tazminat davaları yönünden "kanunilik" şartını karşılamadığının tespit edilmesine, gelinen aşamada salt yürürlük tarihi esas alınarak eldeki davanın yargılama giderlerinin takdiri yönünden Anayasa’ya aykırılığı saptanmış olan kurallara göre görüşülüp çözümlenmesinin Anayasa’nın üstünlüğü prensibine ve hukuk devleti ilkesine aykırı düşeceği, yine Anayasa'ya aykırılığı hükmen saptanmış olan bir yasa kuralının uygulanmasının hukuken korunması gibi bir sonuca neden olacağı, bunun yanında mevcut uygulama doğrultusunda iptal kararında işaret edilen tespitlere aykırı olarak karar ihdas edilmesi ve iş bu hükmün yine Anayasa Mahkemesi nezdinde bireysel başvuruya konu edilmesi hâlinde Anayasa ile korunan temel hak ve hürriyetlerin de ihlaline sebebiyet verildiği yönünde karar alınabileceği, eşitlik, kanunilik, iptal kararında yer verildiği üzere Anayasa'nın 36. maddesi kapsamında hak arama hürriyeti gibi temel hukuk kaideleri göz önünde bulundurularak reddedilen manevi tazminat miktarı yönünden davalı lehine vekalet ücreti hükmedilmemesinin yerinde olmasına,
-Davacı ...'nın maluliyetine ilişkin olarak Adli Tıp Kurumu Başkanlığı İstanbul ....Adli Tıp İhtisas kurulundan alınan raporun kaza tarihinde yürürlükte bulunan █████/2013 tarih ve 28603 sayılı Resmi Gazetede yayımlanan Özürlülük Ölçütü Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında yönetmelik hükümlerine göre uygun şekilde düzenlenmesine,
-Ev hanımı olan davacı ...'nın asgari ücret üzerinde geliri olduğunun davacı tarafından ispat ve iddia olunmamasına,
-Kaza yapan aracın otomobil olarak özel amaçla kullanılmasına,
-Faiz başlangıcının sigorta şirketi dışındaki taraflar açısından kaza tarihinden itibaren, sigorta şirketi yönünden temerrüt tarihininden itibaren başlatılmasının ve olay tarihi ve temerrüt tarihinin doğru bir şekilde belirlenmesine,
-Vekalet ücreti, yargılama gidere ve arabuluculuk ücretinin sorumluluğun doğru bir şekilde belirlenmesine,
-Davacılar için takdir edilen manevi tazminat miktarlarının olayın oluş şekli, tarafların kusur durumu ve yaralanmanın mahiyeti gereği uygun olmasına göre; Davacılar vekilinin tüm, davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin aşağıda belirtilenler dışındaki istinaf itirazları yerinde görülmemiştir.
Davalı ... Genel Müdürlüğü'nün █████/2005 gün ve 5436 sayılı Kanun ile değişik 5018 sayılı kanun uyarınca harçtan muaf olmasına rağmen davalı Kuruma mahkemece tisis edilen hükmün .... ve ....nolu bendinde belirtilen bakiye karar ve ilam harcı ve C bendinde belirtilen yargılama giderleri içerisinde belirtilen peşin harç, başvuru harcı ve tamamlama harcının yükletilmesi hatalı olmuştur.
Bu açıklamalar ışığında ve sonuç olarak davacı vekilinin istinaf talebinin HMK 353/1-b-1. Maddesi uyarınca esastan reddine, davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 ve 355. Maddeleri uyarınca kısmen kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; yeniden karar verilmesi gerektiği kanaatine varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
I-Davacılar vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESESTAN REDDİNE.
II-Davalı ... Genel Müdürlüğü vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ, ile; kararın HMK'nın 353/(1)-b-2 ve 355. Maddeleri uyarınca KALDIRILMASINA, sair istinaf itirazlarının reddine,
III-KALDIRILIP DÜZELTİLEN HÜKMÜN YERİNE GEÇMEK ÜZERE;
"A-MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KABULÜ İLE,
1-1.306.349,29 TL geçici ve sürekli iş göremezlik tazminatı toplamının davalılardan kaza tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluğunun 264.147,00 TL'nin temerrüt tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile sınırlı olması kaydıyla) davacı ...'a verilmesine,
2-Harçlar Kanunu uyarınca hesap olunan 89.236,72 TL karar ve ilam harcından peşin alınan 239,43 TL ve tamamlama harcı 4.465,00 TL'nin toplamı 4.704,43‬ TL'nin mahsubu ile bakiye 84.532,29 TL harcın davalılar ..., ... Sigorta Anonim Şirketi ve ... ... Mühendislik'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluğunun 13.339,45 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) hazineye irat kaydına,
3-Davacı kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden 194.888,90 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile (davalı ... Sigorta A.Ş'nin sorumluğunun 42.263,52 TL ile sınırlı olmak kaydıyla) davacı ...'a verilmesine,
B-MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ İLE,
1-40.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalılar ..., ... Sigorta Anonim Şirketi ve ... ... Mühendislik'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı ...'a verilmesine,
2-25.000,00 TL manevi tazminatın kaza tarihi olan █████/2016 tarihinden itibaren işleyecek olan yasal faiz ile birlikte davalılar ..., ... Sigorta Anonim Şirketi ve ... ... Mühendislik'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davalı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,
3-Harçlar Kanunu uyarınca hesap olunan 4.440,15‬ TL karar ve ilam harcının davalılar ..., ... Sigorta Anonim Şirketi ve ... ... Mühendislik'ten müştereken ve müteselsilen tahsili hazineye irat kaydına,
4-Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden 30.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ... Sigorta Anonim Şirketi ve ... ... Mühendislik'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
5-Davacı ... kendisini bir vekil ile temsil ettirdiğinden 25.000,00 TL vekalet ücretinin davalılar ..., ... Sigorta Anonim Şirketi ve ... ... Mühendislik'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacı ...'a verilmesine,
C-Davacılar tarafından yatırılan 54,40 TL başvurma harcı, 239,43 TL peşin harcını ve 4.465,00 TL tamamlama harcının toplamı 4.758,83 TL harcın davalılar ..., ... Sigorta Anonim Şirketi ve ... ... Mühendislik'ten müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
D-Davacılar taraflarca yatırılan posta masrafı, tebligat, ATK ve bilirkişi ücreti toplamı 14.335,75 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara verilmesine,
E-Arabuluculuk Asgari Ücret Tarifesine göre 1.320,00 TL arabuluculuk ücretinin zorunlu arabuluculuk tarafı olan davalı ... Sigorta A.Ş'den tahsili ile hazineye irat kaydına,
F-6100 s. HMK'nun 333/1. maddesi gereğince işbu kararın kesinleşmesinden sonra gider avansından artan kısmın davacı/davalıya talep olmadan (re'sen) iadesine," şeklinde HÜKÜM TESİSİNE;
IV-İstinaf aşamasında alınması gereken 732,00-TL istinaf karar harcından başlangıçta alınan 615,40-TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60-TL harcın davacılardan alınarak hazineye irat kaydına,
V-İstinaf başvurusu sırasında davacılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
VI-Davalı ... Genel Müdürlüğü harçtan muaf olup harç yatırılmadığından iadesi gerekli harç bulunmadığına,
VII-Davalı ... Genel Müdürlüğü tarafından istinaf aşamasında yapılan posta giderinden ibaret toplam 630,00-TL yargılama giderinin davacılardan alınarak adı geçen davalıya verilmesine,
VIII-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücretine hükmedilmesine yer olmadığına,
IX-Kararın kesinleştirme ve gider avansı iadesi işlemlerinin yerel mahkemece yerine getirilmesine,
X-Gerekçeli kararın tebliği ve harç ikmali işlemlerinin Dairemizce yerine getirilmesine,
Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde HMK'nın 361. ve 362. maddeleri uyarınca gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren iki haftalık yasal süresi zarfında Yargıtay’a temyiz yolu açık olmak üzere 13.03.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!