İstanbul Bölge Adliye Mahkemesinin, taşıma sözleşmesinden kaynaklanan gaz türbini emtiasının hasarlanması ve alacağın temlikine dair tazminat davasının istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, bir gaz türbininin uluslararası taşıması sırasında oluşan emtia hasarı nedeniyle açılan tazminat davasında, başlangıçtaki davacının alacağın büyük bir kısmını üçüncü bir şirkete temlik edip kalanından feragat etmesi üzerine, ilk derece mahkemesinin temlik alan davacı lehine hüküm kurarak davanın kabulüne ve feragat edilen kısım için reddine dair verdiği karara karşı, davalılar vekillerinin istinaf başvurusunu konu almaktadır.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ14. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:█████████ KARAR NO:█████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2017NUMARASI:█████████ Esas - ████████ Karar DAVANIN KONUSU:Alacak (Taşıma sözleşmesinden kaynaklanan) Taraflar arasındaki emtia hasarından kaynaklı tazminat davasının ilk derece mahkemesince yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerle, temlik alan davacı yönünden davanın kabulüne, davacı yönünden temlik edilen dışında kalan talep yönünden feragat nedeniyle davanın reddine dair verilen hükme karşı, süresi içinde davalılar vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, duruşmalı yapılan inceleme sonucunda, dosya içerisindeki tüm belgeler okunup incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.TARAFLAR İDDİA VE SAVUNMA ÖZETİ:Davacı vekili, dava dilekçesinde özetle; davacı ... AŞ ile davalılardan ... arasında 01.10.2013 tarihli ... numaralı taşıma sözleşmesi akdedildiğini, ... projesinde kullanılmak üzere taşınan ... marka ... gaz türbini emtiasının taşımasının, davalı ... tarafından anahtar teslimi üstlenildiğini, taşınan yük için taşıma risklerine karşı davalı ... tarafından 26.08.2013 tarihli nakliyat sigorta poliçesi tanzim edildiğini, Türkmenistan'da limandan karayolu taşıtına yüklenen ... nolu türbinin taşıt üzerinden düşerek hasarlandığını, ...tarafından hasarın 2.450.916 USD olarak bildirildiğini, davalı ...'nın ise davalı ... firmasının sorumluluk sigortacısı olduğunu belirterek, 2.450.916 USD hasar bedelinin davalılar ..., ... ve ... Sigortadan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili 04.02.2016 tarihli dilekçesinde, davalı ... AŞ' den dava konusu alacağın 2.000.000,00 USD'lik kısmınının tahsil edildiğini, tahsil edilen 2.000.000,00 USD yönünden alacağı ...'ya temlik ettiklerini, temlik edilen kısım için kendi yerine davacı olarak ...'nın geçtiğini belirtmiş ve bakiye 450.916,00 USD yönünden ise tüm davalılar hakkındaki davadan feragat ettiğini beyan etmiştir. Böylece, dava dilekçesinde davalı olarak yer alan ... AŞ, temlik aldığı kısım için davacı konumuna gelmiş, temlik dışı kalan kısım için davalı konumunda kalmıştır.Davalı ... vekili, cevap dilekçesinde özetle; davacının aktif husumete ehil olmadığını, sözleşmenin taraflarının davacının ...Şubesi ile davalı olduğunu, davalı şirkete atfı kabil kusur bulunmadığını, açık araçla taşıma yapıldığından hasardan sorumlu görülemeyeceklerini, TTK'nın 882 ve CMR'nın 23. maddeleri gereğince sorumluluğun sınırlı olması gerektiğini, sınırlı sorumluluk miktarını aşan talebin her hâlde reddi gerektiğini, davalı taşıyıcıya atfı kabil bir kusur ve doyasıyla sorumluluk bulunmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili, savunmasında özetle; davalılar arasında ihtiyari veya mecburi dava arkadaşlığı bulunmadığını, davalının emtia sigortacısı, diğer davalının ise sorumluluk sigortacısı olduğunu ve menfaatlerinin çatıştığını, kara yolu taşıması sırasında meydana geldiği iddia edilen zararın miktarının belirsiz olduğunu, zarar belli değilken davalının tazminat ödemesinin beklenemeyeceğini, hasar değerlendirmesi için talep edilen bilgi ve belgelerin de sağlanmadığını, gelinen aşamada temerrütten de söz edilemeyeceğini, tam zayi iddiasına dayanan tazminat talebinin de haksız olduğunu, dava değerinin tam zayi değerlendirmesi ile ikame edildiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... AŞ vekili tarafından verilen 24.03.2016 tarihli dilekçeyle; halefiyete dayanılarak, davacı tarafın 2.441.515,00 USD faturalara dayanan zararının, sigorta ekspertiz raporuna göre de 3.600.000 USD civarında zarar hesaplanması nedeniyle davacı ile yapılan pazarlık ve indirim neticesinde 2.000.000,00 USD miktarında ödeme ile davacının zararının tazmin edildiğini, ödenen kısım için halefiyet hakkı kazandığını beyan etmiştir. Davalı ... ... Şirketi vekili, savunmasında özetle; müvekkili davalının ... numaralı sigorta poliçesi ile davalı ... şirketinin sorumluluk risklerini sigorta güvencesine aldığını, hasarın miktarının ne kadar olduğunun sabit olmadığını, davalı ... şirketi ile davacı arasında yasal sorumluluğu genişleten anlaşma hükümlerinin davalı sigortacıya karşı ileri sürülemeyeceğini, bu nedenle sorumluluk sigortacısı müvekkilinin azami 48.100 kg x 8,33 SDR=400.673 SDR ile sınırlı sorumlu tutulabileceğini, yüklemede davacının talimatlarının etkisi olup olmadığı, buna göre müterafik kusur bulunup bulunmadığının incelenmesi gerektiğini, poliçede 20.000 USD muafiyet şartı olduğunu, zarar sabit olmadığı için temerrütten söz edilemeyeceğini ve talep edilen faizin fahiş olduğunu belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ:İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen istinafa konu █████/2017 tarihli, █████████ E - ████████ K sayılı kararla; "...Davacı davalılardan ... arasında █████/2013 tarihli imzalanın nakliye sözleşmesi uyarınca davalı ... şirketi sorumluluğunda ... da inşa edilen proje kapsamında ... Markalı ... kodlu gaz türbininin taşındığını, taşıma işleminin davalılardan ... tarafından nakliyat sigorta poliçesi ile sigorta kapsamına alındığı, taşınan türbinin █████/2013 tarihinde tırın üzerinden düşerek hasara uğradığı, davacının taşınmakta olan malın sahibi konumunda olduğu, davalı ... firmasının taşıyıcı sıfatı gereği pasif husumetinin bulunduğu, davalı ... firmasının sorumluluk sigortacısı durumunda olduğu, ... Sigortanın nakliyat emtia sigortacısı durumunda olduğu, dava açıldığında davalı olan ... AŞ nin dava sırasında davacıya 2.000.000 USD ödeme yapılarak davacı sıfatını aldığı, temlik ve ibra belgeleri gereğince ... nın davacı tarafta aktif husumete ehil olduğu, davacı ... .... AŞ nin yargılama sırasında 450.916 USD tutarındaki alacağından feragat ettiği, Davacı ... ile davalı ... firması arasında akdedilen sözleşmenin incelenmesi ve tarafların edimlerinin değerlendirilmesi değerlendirildiğinde; Sözleşmenin 8. maddesinde, taşıyıcının meydana gelen zararı tam tazmin sorumluluğu olduğu açıkça '...tam olarak tazmin edilecektir' şeklinde yazılı olduğunu, sözleşmenin özel nitelikli ve proje - nitelikli eşya taşıması için düzenlenmiş, birden çok taşıma modunu bir arada içeren bir sözleşme olup, bu yönüyle karma-... taşıma olduğundan söz edilecektir. Taşıma uluslararası olmakla birlikte, uluslararası ... taşımalara ilişkin yürürlükte konvansiyon bulunmadığı için TTK m.902 ve devam hükümlerine göre sorumluluk tespiti gerekecektir. Nitekim somut olayda yazılı sözleşme içeriği ve TTK hükümlerine göre ihtilafın halli gerekecektir. Somut olayda emtia deniz taşımasını takiben karayolu taşıtından düşmüştür. BEREKET İdari Bölgesi Polis Ofisi yazısında '... taşınan kargonun ...-...'na nakliyesi sırasında tırdan düştüğü ...' şeklinde tespit mevcuttur. Bu da yükün ... alınmaksızın taşınırken hasarın oluştuğuna işaret etmektedir. İşletme güvenliği taşıyıcının sorumluluğundadır. TTK m. 903 ile yapılan atıf gereği TTK m.863/1 maddesi gözetildiğinde hasar sebebi kazanın tek taraflı-yükün taşıttan düşmesi şeklinde meydana geldiği gözetilerek meydana gelen zarardan TTK m. 875 gereği davalının sorumlu olduğu söylenebilir. Ayrıca bu sorumluluk işletme güvenliğinin alınmamasının pervasızca zarar meydana gelme bilinci içinde hareket olarak yorumlanması halinde sınırsız sorumluluk olması kaçınılmazdır. Kanaatimiz ise somut olayda bu denli bir kusuru ispat külfetinin davacı taraf üstünde olduğu gözetilerek, TTK m.886 kapsamında ağır kusurun sabit olmadığı yönündedir. Bu nedenle, davalının TAM TAZMİNAT SORUMLULUĞUNU akden üstlendiği gözetilerek, davalı taşıyıcının tam tazmin sorumlusu olması kabul edilirken; davalı sorumluluk sigortacısı ... firmasının sorumluluğunun TTK m.875, m.880 ve m.882 hükümlerine göre sınırlı sorumluluk olarak tespiti gerekecektir. Zira davalı sorumluluk sigortacısının sorumluluğu taşıma hukuki genel hükümlerine ve sigorta poliçesi özel şartlarına tabi iken; davalı taşıyıcının sorumluluğu taşıma sözleşmesi özel şartları ve taşıma hukuku hükümlerine göre olacaktır. Bu çerçevede sözleşmenin nisbiliği temel prensibi, davalı sigortacı için sigorta sözleşmesi ve poliçesine göre; davalı taşıyıcı açısından ise akdedilen sözleşme şartlarına göre tespit edilecektir. Düşme neticesi ne denli hasarlandığı, tümden zayi mi, yoksa kısmi zayi veya hasarlı olarak değerlendirilip değerlendirilmeyeceği hususları dosyada mevcut fotoğraflara göre anlaşılabilir değildir. Bu nedenle dosyada mevcut sigorta ekspertiz raporlarına itibar edilmesi gerekmektedir. Özellikle malın özel üretim olması, hususi tedarikçisinin garanti şartlarına göre ikame ürünle değiştirmeyi şart koşması gibi hususlar, yine yeni motor ile yenileme-değiştirme yapılmadığı takdirde işin görülmüş kabul edilmeyeceği yönünde yazışmalar, yine hasarlı motorun tedarikçiye iadesi için önce yenisinin verilmesini şart koşan Türkmen Devlet otoritesi yazıları incelendiğinde, yüke zayi mertebesinde-sadece sovtaj bırakacak şekilde hasarlandığı şeklinde hasarı kabul etmeyi gerektirmektedir.Bu durumda değiştirme -yenileme maliyeti tedarikçi faturalarına göre: ... olmak üzere toplam : 2.441.516 USD miktarındadır. Bunun 1.428.214,00 USD kısmı yenisi ile değiştirme, 1.013.302 USD kısmı ise yenileme için harcanan emek, zaman, sunulan hizmetler ve sair faaliyetler için yapılan harcamalara işaret etmektedir. Toplam proje yükü 290.000.000,00 USD; her bir sefer için her sefer için 65.000.000,00 USD yük ve 80.000.000,00 USD sigorta limiti gözetildiğinde, toplam sözleşme bedeli, davacının üstlendiği iş, sigorta bedeli ile uyumlu hasara işaret etmektedir. Yani toplam taşınan yük içinde bu miktar hasar zararı olarak değerlendirilmek gerekir. Nitekim hasar giderim maliyeti toplamı 2.441.516 USD olarak gerçekleşmiştir. Yapılan tespit TTK m.880/3 ile de uyumlu, hasar giderim bedelleri toplamının zarar olarak tazminini gerektirmektedir. Davacı ise 2.000.000 USD tahsil etmiş. 450.916 USD kısmını dava konusu etmekte ise de;toplam dava değeri hali hazırda 2.450.916 USD ise de; bunun ancak 2.441.516 USD olabileceği dosya kapsamından anlaşılmıştır.Davalı taşıyıcı toplam 88 parçalık 537.496,81 Kg yükün taşımasını üstlenmiş ve bu yük içinde bir kısmı taşırken hasarlanmasına sebebiyet verilmiştir. Bu hasarlı parça, toplam yükün birlikte değerlendirilmesini gerektirdiği için kısmi hasar olarak değil toplam proje içinde bir hasar olarak gözetilmek gerekmektedir. Bu durumda da hasar hesabında toplam proje değerine verdiği zarar gözetilerek bürüt birim kg başına 8,33 SDR sorumluluk sınırı 537.496,81 Kg üzerinden hesaplama yapılmasını gerektirir. Bu durumda sorumluluk üst sınırı 4.477.348,43 SDR miktarına denk gelmektedir ki; gerek davalı taşıyıcı gerekse davalı sorumluluk sigortacısı tam tazminatı yani gerçekleşen zararı tazmin etmek durumundadır. Bu durumda davalı ... sadece 20.000 USD tenzili muafiyetten dolayı sorumlu tutulamaz. 2.441.516 USD zarardan düşüldüğünde 2.421.516,00 USD zarardan sorumlu olduğu değerlendirilmektedir. Davalı... ise 2.441.516,00 USD zararın tamamından sorumluluk altındadır. Davada davacı ...Ş. için ödeme tarihleri gözetilerek davalıdan USD faizi talep edebileceği, ayrıca davacı ... açısından da, dava tarihinden itibaren 441,516 USD alacak miktarı gözetilerek USD faizi talep edebileceği anlaşılmıştır. Davacı ...'nin şubesi için dava ikame etmekte aktif husumet ehliyetinin bulunduğu,Davacı ...Ş.'nin akdi ve yasal halefiyete dayalı olarak 2.000.000,00 USD ödemesini davalılardan müteselsilen sorumlu olmaları gözetilerek rücuen tazmin talep edebileceği, Davacı ...'nin 421.516,00 USD zararını davalı ... ve ... firmalarından müteselsilen tazmin talep edebileceği, Davacı ...'nin 20.000,00 USD zararını davalı ... firmasından ayrıca dava ve talep edebileceği, zira bu miktarda davalı sorumluluk sigortacısının tenzili muafiyetten yararlanmakta haklı olduğu, Sınırlı sorumlu olunan tazminatın hesaplanan toplam zararın üzerinde olduğu ve somut olayda sınırlı sorumluluk uygulamasına yer olmadığı,Davacı sigortacının ödeme tarihleri, davacı ... firmasının ise dava tarihinden itibaren faizi ile dava ve talepte bulunabileceği anlaşılmış olup, tüm dosya kapsamı gerekçeli ve hüküm kurmaya yeterli bilirkişi raporu, dosyadaki belgeler ve davacının beyanları sonucunda davanın ilk davacı ... şirketinin feragati de gözönünde tutularak temlik alan davacı yönünden kabulüne karar vermek gerektiği..." gerekçesiyle; davacı ... ... AŞ'nin 450.916. USD'lik talebinin feragat nedeniyle reddine, temlik alan davacı ... AŞ'nin talebinin kabulü ile 2.000.000 USD alacağının ödeme tairihlerinden itibaren 3095 sy 4/a maddesi uyarınca yürütülecek faizi ile diğer davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalılar ... ve ... vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur. İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı ... ... Şirketi vekili, istinaf dilekçesinde özetle; Sınırlı sorumluluk hesaplamasında tüm yükün birlikte değerlendirilme gerekçesi ve olayda TTK m.882 f.2 , (a) bendi hükmünün uygulanmış olmasının hukuka aykırı olduğunu,Öncelikle dosyada bilirkişi raporuna itirazlarının hukuki yönden değerlendirilmediğini ve dosyada ek rapor alınmadığını, rapora itirazlarında da belirtildiği üzere, bilirkişi raporunda yapılan sınırlı sorumluluk hesaplamasında taşımaya konu tırda taşınan ve hasar gören yükün ağırlığının esas alınması gerekirken, taşıyıcı sigortalının taşımasını yüklendiği gönderilerin toplam ağırlığının esas alınmış olmasının TTK m.882 f.2, (a) bendi hükmünün lafzına ve gerekçesine aykırı olduğunu, maddenin gerekçesinde de belirtildiği üzere, münferit parçaların gönderilmesi ve parçaların bir kısmının zarara uğraması halinde, zararın hesaplanmasında tüm gönderinin ağırlığının esas alınabilmesi için tüm gönderinin değerini yitirmesi, yani zarar gören parçaların ikamesinin mümkün olmaması gerektiğini, ilamda taşımanın bir proje olduğuna dayanıldığını, ancak davaya konu türbinin hasarlanması sonucu tüm projenin değerinde ve devamında bir değişiklik olmadığını ve hasarlanan türbinin yerine inşası devam eden diğer enerji santrali projesine ait başka bir türbinin ilgili projeye yönlendirilerek hasarlı türbinin yerine montajı yapıldığını, ilk derece mahkemesince emtianın tamamının değerini kaybedip kaybetmediğinin değerlendirilmediğini,İlamda ve raporda hasarlanan parçalara, gerçek zarar miktarına ve zarar miktarının ne şekilde tespit edildiğine ilişkin denetim ve değerlendirme yapılmadığını, davaya konu hasarı ödeyerek davacı ... AŞ yerine halef olan davacı ... AŞ tarafından dosyaya sunulan belgeler arasında zararın ne şekilde tespit edildiğini ispat eden bir ekspertiz raporu mevcut olmadığını, davacı tarafından zarar tespitine ve ödemeye dayanak olarak dosyaya sunulan 31.03.2016 tarihli tercüme belgede gerçek zarar miktarına ilişkin hiçbir tespitin almadığını, tamamen faturalar ve davacı ... AŞ ile halef ... AŞ arasındaki anlaşmaya göre oluşturulduğunu, bilirkişi raporunda ve ilamda bu belgenin ve belgede dayanak gösterilen faturaların içeriğine ilişkin denetim yapılmadığını, Müvekkili şirketin sorumluluğunun ancak davacı tarafından ispat edilecek gerçek zarar miktarı (sigortalısının kusuruna isabet eden kısmı ve azami olarak taşıyıcının sınırlı sorumluluk hesabı ile) ile sınırlı olup bu tutarın azami 48.100 x 8,33 = 400.673 SDR (617.288,84 USD) ile sınırlı olduğunu, Müvekkili şirket tarafından dosyanın verildiği eksperce hazırlanan 21.04.2016 tarihli ekspertiz raporunda farklı onarım ihtimallerine (görsel, yatak bedelleri ve türbin) göre farklı hesaplamalar yapıldığını, bu hesaplamaların bir kısmının sınırlı sorumluluk limitinin dahi altında kaldığını, yargılama sırasında, davacının yükleme ve sabitleme konusunda gerekli talimatları verip vermediğinin ve yüklemeye gereği gibi nezaret edilip edilmediğinin incelenmediğini, davacının kusuru yönünden dosyada değerlendirme yapılmadığını, raporda yer alan bu hesaplamalar dikkate alınmadan ve sadece davacı tarafından sunulan belge içeriğine göre ve içeriği denetlenmeden sonuca ulaşılmasıyla ve yetersiz incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu, Muafiyet tutarı 20.000 USD'nin temlik alan davacının ödediği ve rücu ettiği miktar üzerinden düşülmediğini, muafiyet tutarının düşülmemesinin hukuka aykırı olduğunu, Kararda hükmedilen faiz oranının CMR hükümlerine aykırı olduğunu, ilamda hükmedilen tutarın 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi gereğince işleyecek avans faizi ile birlikte tahsiline karar verilmişse de CMR'nin 27. maddesi uyarınca hükmedilebilecek faiz oranının yıllık % 5 olduğunu,Hükümde feragat edilen 450.916,00 USD yönünden, davalılar vekilleri yararına vekalet ücretine hükmedilmediğini,Açıklanan bu nedenlerle, ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davalı ... vekili, istinaf dilekçesinde özetle; davanın, 16.12.2014 tarihli dava dilekçesi ile ... (...)" şeklinde ikame edildiğini, dava derdest iken, ...'nin, iddiasına konu bedeli, sigortacısı ...'dan tazmin ettiğinden, ...'nın kanuni halefiyet ile davacı konumuna geldiğini, ilk derece mahkemesince aktif dava ehliyeti yönünden ileri sürdükleri itirazın ve ayrıca TTK m. 876/1/a hükmü çerçevesinde esasa dair ileri sürdükleri itirazın hatalı değerlendirildiğini, Şubelerin ayrı ve bağımsız tüzel kişiliği olduğunu, davanın, davacı şirketçe "temsilen" açıldığının ifade edilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, dava ikame edildiğinde davacı olan ... AŞ'nin, aktif dava ehliyeti bulunmadığını, dava derdest iken kanuni halefiyet ile sonradan davacı konumuna geçen ...'nın da aktif dava ehliyetinden söz edilemeyeceğini, sigortalı ... AŞ'nin aktif dava ehliyeti olmadığından, sigortacısı ...'nın da aktif dava ehliyeti olmadığını, TTK m.876/1/a hükmü gereği, müvekkili şirkete atfı kabil bir kusur olmadığını, müvekkili şirketin sorumlu olduğu yönündeki kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, Hiçbir şekilde, yukarıda yer alan itirazlarına halel gelmemek ve kusur atfının kabulü manasına gelmemek şartı ile diğer davalı ... AŞ tarafından sunulan istinaf dilekçesinde yer alan sınırlı sorumluluk gerekçesine itiraz ettiklerini, bu iddianın yasal dayanaktan yoksun olduğu gibi, aynı zamanda kötü niyetli olduğunu, ... tarafından iddia edildiğinin aksine, emtianın tamamının değerini kaybedip kaybetmediğinin irdelendiğini ve proje işi olduğunun ve zayi mertebesinde olduğunun tespit edildiğini, ... AŞ'nin bu yöndeki istinaf gerekçelerinin reddine karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, karanı kaldırılmasına ve davanın aktif dava ehliyeti noksanlığından reddine, müvekkili şirkete kusur izafe edilmesi mümkün olmadığından haksız ve mesnetsiz davanın 876/1/a hükmü dayanak yapılmak suretiyle esas yönüden reddine karar verilmesini istemiştir. İNCELEME VE GEREKÇE:Dava, hukuki niteliği itibariyle, kara yolu taşıması sırasında oluşan emtia hasar bedelinin taşıyıcıdan, nakliyat sigortacısından ve taşıyıcı sorumluluk sigortacısından tahsili istemiyle açılmış bir tazminat davasıdır.Dava devam ederken, hasar bedelinin 2.000.000 USD'lik kısmı, nakliyat sigortacısı olan ... AŞ tarafından davacıya ödenmiş, davacı, bakiye alacağı için tüm davalılar aleyhindeki davadan feragat etmiştir. ..., ödediği tutar için halefiyete ve temlike dayanarak davacı sıfatıyla diğer davalılar aleyhine davaya devam etmiştir.İlk derece mahkemesince, 450.916. USD'lik talebinin feragat nedeniyle reddine, temlik alan davacı ... AŞ'nin talebinin kabulü ile 2.000.000 USD alacağının ödeme tairihlerinden itibaren 3095 sy 4/a maddesi uyarınca yürütülecek faizi ile diğer davalılardan müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.Bu karara karşı, davalılar ... ve ... vekilleri tarafından, yasal süreleri içinde istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.İstinaf incelemesi, HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf başvuru nedenleriyle ile kamu düzeni yönüyle sınırlı olarak yapılmıştır.Dava dosyası ilk olarak Dairemizin ████████ Esas sırasına kaydedilmiştir. Anılan esas numarası üzerinden duruşmalı yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalı .... AŞ vekilinin istinaf başvuru nedenleri yerinde görülmediğinden bu davalının istinaf başvurusunun esastan reddine; davalı ... AŞ vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılarak, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden hüküm kurulmasına, bu doğrultuda; davacı ....AŞ tarafından açılan davada feragat edilen 450.916 USD'ye ilişkin davanın tüm davalılar yönünden feragat nedeniyle reddine, temlik alan davacı ... AŞ'nin davasının, davalı .... AŞ yönünden kabulüne, davalı ... AŞ yönünden kısmen kabulüne, bu doğrultuda, davalı ... AŞ'nin sorumluluğu 617.288,84 USD ve bu tutarın temerrüt faizleri ile sınırlı olmak kaydıyla, 2.000.000 USD alacağın, 1.000.000 USD'lik bölümüne 20.01.2016 tarihinden, 1.000.000 USD'lik bölümüne 27.01.2016 tarihinden itibaren işletilecek ve 3095 sayılı Kanun'un 4/a maddesi uyarınca hesaplanacak temerrüt faizi ile birlikte, bu davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile temlik alan davacıya verilmesine, temlik alan davacının, davalı ... AŞ aleyhindeki fazlaya ilişkin talebinin reddine dair ████████ Esas , █████████ Karar sayılı, 25.12.2019 tarihli hüküm verilmiştir.Bu hükme karşı, yasal süreleri içinde, taraf vekillerince temyiz yoluna başvurulmuştur. Temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay, 11. Hukuk Dairesi'nin 28.04.2022 tarih ve █████████ Esas- █████████ Karar sayılı kararıyla, mahkememizin anılan hükmü bozulmuştur. Bozma üzerine Dairemizce duruşma açılmış, taraf vekillerinin beyanları alındıktan sonra, HMK'nın 377/5. maddesi uyarınca, Dairemizin bozulun hükmünde direnilmesine dair █████████ E, █████████ K sayılı, 09.10.2022 tarihli karar verilmiştir. Direnme kararımızın taraf vekillerince temyiz edilmesi üzerine, Yargıtay HGK'nun ███████-502 E, ████████ K sayılı, 14.05.2025 tarihli kararıyla Dairemizin kararı kısmen bozulmuştur.Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun bozma ilamında: "...C. Uyuşmazlık Direnme yoluyla Hukuk Genel Kurulu önüne gelen uyuşmazlık; (1) Dava konusu uluslararası multimodel taşımaya ilişkin olarak CMR hükümlerinin mi yoksa TTK hükümlerinin mi uygulanacağı ve buradan varılacak sonuca göre gönderen ile davalı taşıyan arasında düzenlenen sözleşmede yer alan taşıyanın sorumluluğunu ağırlaştıran düzenlemenin geçerli olup olmadığı, (2) Gönderen ile davalı taşıyan arasında düzenlenen sözleşme gözetildiğinde dava konusu taşımada gönderenin müterafik kusurunun bulunup bulunmadığı,(3) Dava konusu taşıma belgelerinde taşınan yük ağırlığının 48.100 kg olarak belirtilmesi, hasardan sonra ikame türbin ağırlığının ise 13.098 kg olarak tespit edilmesi karşısında sınırlı sorumluluk miktarının hesaplanmasında hangi ağırlığın esas alınması gerektiği noktalarında toplanmaktadır.1. İlgili Hukuk1. 6102 sayılı TTK'nın 902 ve 903. maddeleri,2. CMR'nin 1, 2, 23, 24, 25, 26 ve 41. maddeleri.2. Değerlendirmea) Birinci Uyuşmazlık Yönünden1.Uyuşmazlığın çözümü için öncelikle konuya ilişkin yasal düzenlemeler ile hukuki kavram ve kurumların ortaya konulmasında yarar bulunmaktadır.2.Öncelikle belirtilmelidir ki; hem mülga 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu (6762 sayılı TTK) hem de yürürlükte bulunan 6102 sayılı TTK hükümleri 2675 sayılı Milletlerarası Özel Hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun (MÖHUK) anlamında içinde yabancılık unsuru bulunmayan hâllerde uygulanacaktır. Buna karşılık, yabancılık unsuru bulunan uyuşmazlıklarda ise öncelikle Türkiye’nin taraf olduğu milletlerarası sözleşme hükümleri doğrudan tatbik edilecek; ayrıca MÖHUK hükümlerine göre tarafların yapmış oldukları hukuk seçimleri de dikkate alınacaktır. 3.Bir taşıma sözleşmesinde gönderici, eşyanın farklı ortamlarda ve araçlarla taşınmasına ilişkin olarak değişik taşımacılarla taşıma ilişkisine girebileceği gibi tek bir taşıyıcı ile tüm bu farklı ortamlarda gerçekleşecek taşımaları kapsayan tek bir sözleşme ilişkisi içerisinde de girebilir. Bu tür bir taşıma "...-çoklu taşıma" olarak da adlandırılmakta olup normal taşıma sözleşmesinden farklı olarak bu tür taşımalarda eşyanın birden fazla ve farklı tür ulaştırma ortamında taşınması, tek bir taşıyıcı tarafından tek bir sözleşme ilişkisi dahilinde üstlenilmektedir (Hakan Karan, CMR Şerhi, Ankara 2011, s. 86, 87).4.Bu tür taşımalara ilişkin olarak 6102 sayılı TTK'nın 902. maddesinde "Değişik Tür Araçlar ile Taşıma" başlığı altında ayrı bir düzenleme mevcuttur. Anılan düzenlemeye göre taşıma hukukuna dair Kanun'daki düzenlemeler, eşyanın taşımasının bütünlük gösteren bir taşıma sözleşmesine dayanması, taşımanın değişik türde araçlarla yapılması, tarafların her bir türdeki araç için ayrı sözleşme yapmış olsalardı bu sözleşmelerin en az ikisinin farklı hükümlere tâbi olmasının söz konusu olması hâlinde ve devam eden hükümler ile uygulanması gerekli uluslararası sözleşmelerde aksi yolda bir düzenlemenin mevcut olmaması hâlinde ... taşımalara da uygulanacaktır. Öte yandan bahse konu maddenin (d) bendinde de işaret edildiği üzere... taşımaya ilişkin uluslararası sözleşmelerde aksi yönde bir düzenlemenin mevcudiyeti hâlinde aksi yönde düzenleme içeren uluslararası sözleşme hükümlerinin göz önüne alınması gerekir. 5.Bu anlamda ülkemizin de 02.12.1994 tarihli ve ███████ sayılı Bakanlar Kurulu Kararı ile katıldığı 04.01.1995 tarihli ve 22161 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanan CMR hükümlerinde ... taşımaya dair aksi yönde bir düzenleme mevcut olup CMR'nin 2. maddesi;"1. Mal yüklü taşıt, 14 üncü madde hükümlerinin uygulandığı haller dışında yolun bir kısmında deniz, demiryolu, nehir, kanal veya havayoluyla yük boşaltılmadan taşındığı hallerinde de bu anlaşma taşımanın tümü için uygulanır. Ancak diğer taşıtlarla yapılan taşımalarda ortaya çıkan kayıp, hasar veya gecikmelerin, karayolu taşımacısının bir fiil veya ihmalinden doğmayıp yüklerin diğer taşıtlarda taşınması sırasında ve nedeniyle oluşabileceği kanıtlanır ise, Karayolu taşıyıcısının sorumluluğu bu anlaşmaya göre, eğer sözkonusu diğer taşıtlar ile yükün taşınması için yasal koşullara uygun olarak o taşıt taşıyıcısı ile gönderen arasında bir sözleşme yapılmış sayılır ve o sözleşmeye konulması gelenekleşmiş hükümlere göre tayin edilir. Ancak, konulmuş bu gibi koşulların bulunmaması hallerinde, karayolu taşıyıcısının sorumluluğu bu anlaşmaya göre tayin edilir.2. Eğer, karayolu taşımacısı diğer taşıtlar ile de taşıma yapıyor ise, sorumluluğu bu maddenin 1 inci paragrafına göre tayin edilir. Ancak bu durumda, karayolu ve diğer taşıtlar ile taşıma yapan kimse, iki ayn kişi gibi işlem görür." hükmünü haizdir. Buna göre ... nitelikli taşımalarda da maddede belirlenen koşullar dahilinde taşımanın tümüne CMR hükümlerinin uygulanması mümkündür.6.6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 903. maddesine göre zıyaa, hasara veya teslimdeki gecikmeye yol açan olayın, taşımanın hangi kısmında meydana geldiğinin belli olması hâlinde taşıyıcının sorumluluğu, taşımanın bu kısmı için ayrı bir taşıma sözleşmesi yapılmış olsaydı o sözleşmenin bağlı olacağı hükümlere göre belirlenir. Zıyaa, hasara veya teslimdeki gecikmeye yol açan olayın taşımanın hangi kısmında meydana geldiğine ilişkin ispat yükü bunu iddia eden tarafa aittir. Bu kapsamda multimodel taşımada hasarın gerçekleştiği aşamanın belirli olması, buna dair uyuşmazlıklarda nazara alınması gerekli olan ulusal yahut uluslararası düzenlemelerin tayininde önem arz edecektir.7.Eldeki uyuşmazlık kapsamında uygulanacak hükümlerin tayininde önem arz eden husus; dava konusu taşıma sözleşmesinde taşıyanın sorumluluğunu ağırlaştıran hükümlerin geçerliliğine ilişkindir. Zira 6102 sayılı TTK'da taşıyan kural olarak, 882. madde kapsamında zıyaa ve hasara dair sorumluluğu sınırlıdır. Kural bu olmakla birlikte taşıma ilişkisinin taraflarının yapacakları sözleşmelerde, bu sorumluluğu ağırlaştıran hükümlerin tayini mümkün olup böyle bir anlaşmanın geçersizliğine dair 6102 sayılı TTK'da emredici bir düzenleme yer almamaktadır. 8.Öte yandan CMR'nin uygulanması sırasında da taşınan yükün zıyaa ve hasarında taşıyıcının sorumluluğu kural olarak sınırlı ise de, 6102 sayılı TTK'dan farklı olarak, anılan Sözleşmenin 41. maddesi gereğince; CMR'nin "...hükümlerini doğrudan doğruya veya dolayısıyla ihlal eden her türlü koşul hükümsüzdür. Böyle bir koşulun hükümsüzlüğü, anlaşmanın diğer hükümlerinin hükümsüzlüğünü gerektirmez. 2. Özellikle, taşıyıcının lehinde sigorta tazminatı veya diğer herhangi benzer madde veya kanıtlama zorunluluğunu değiştiren herhangi bir madde geçersiz ve hükümsüzdür."Buradan hareketle CMR hükümleri kapsamında taşıyıcının sınırlı sorumluluğunu ortadan kaldıran sözleşme hükümlerinin geçerliliği, yine CMR'nin 23/5 maddesinde işaret edilen 24 ve 26. maddeleri gereğince belirlenecek ücretin tayini ile mümkün olup böyle beyan ve ücret ödemesi kararlaştırılmaksızın salt taşımacının sorumluluğunu ağırlaştıran sözleşme hükümleri, CMR'nin 41. maddesi gereğince geçersiz olacaktır.9.Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; taraflar arasında akdedilen 01.10.2013 tarihli taşıma sözleşmesi kapsamında birden çok farklı taşıma araçları ile farklı ortamlarda taşınan emtianın deniz taşıması sonrasında Türkmenistan'daki ... limanından kara taşıma aracına yüklendiği, aracın (tırın) ... şantiyesine taşınırken kaza sebebiyle hasara uğradığı, bu kapsamda dava konusu tazminat istemine dayanak olan hasarın, taşımanın kara yoluyla yapılan kesiminde meydana geldiği açıktır.10.Dava konusu taşıma sözleşmesi, yabancılık unsuru içeren uluslararası ... bir taşıma sözleşmesi niteliğini haizdir. Bu taşıma sırasında yükteki hasarın, kara yolu ile taşıma sırasında gerçekleşmiş olması da göz önüne alındığında; ... taşımalarda 6102 sayılı TTK'nın uygulama koşullarını tayin eden 902. maddesinin (d) bendinde belirtilen uluslararası sözleşmelerin uygulanmasına dair istisna somut olayda mevcut olup ile anılan istisna ile yapılan bu yollamadan hareketle ve CMR'nin 2. maddesi gereğince dava konusu ... taşıma kapsamında taraflar arasında ortaya çıkan uyuşmazlığın CMR hükümleri uygulanması suretiyle çözümlenmesi gerekir. 11.Bu itibarla, dava konusu taşımada taşıyıcının sorumluluğunu ağırlaştıran sözleşme maddelerinin geçerliliği hakkında CMR hükümleri çerçevesinde bir değerlendirme yapılması gerekmektedir. Bu kapsamda dava konusu 01.10.2013 tarihli taşıma sözleşmesinin 8. maddesinde yer alan "....’nin uğrayacağı zararlar Nakliyeci tarafından tam olarak tazmin edilecektir..." şeklindeki hükmün davalı taşıyıcının sorumluluğunu ağırlaştırdığı, bu anlamda taşıyıcının sınırlı sorumluluğunu yine onun aleyhine ortadan kaldıran bir niteliği haiz olduğu açıktır. Bununla birlikte CMR hükümleri dairesinde davalı taşıyıcının sınırlı sorumluluğunu taşıyıcı aleyhine ağırlaştıran hükümlerin geçerliliği, yine CMR'nin 23/5 maddesiyle işaret edilen 24 ve 26. maddeleri kapsamında yapılması gereken bir beyan ile tayin olacak ek ücretin kararlaştırılmasına bağlıdır.12. Uyuşmazlığa konu taşıma ilişkisinde, CMR'nin 23/5 maddesiyle işaret edilen 24 ve 26. maddeleri kapsamında bir beyan yapılıp ek bir ücretin kararlaştırıldığı yahut ödendiğine dair bir durum mevcut değildir. Dolayısıyla dava konusu 01.10.2013 tarihli taşıma sözleşmesinde yer alan ve davalı taşıyıcının sorumluluğunu, sınırlı sorumluluk ilkelerine aykırı şekilde ağırlaştıran 8. maddede yer alan ilgili sözleşme hükümleri, CMR'nin 41. maddesi gereğince geçersizdir. Bu sebeple Bölge Adliye Mahkemesince, taşıyıcının sorumluluğunu CMR hükümlerine aykırı şekilde ağırlaştıran sözleşme hükmü nazara alınarak davalı taşıyıcı yönünden zararın tamamına hükmedilmesi doğru olmamıştır.13.Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; CMR'nin 2. maddesinde belirtilen koşulların dava konusu taşıma ilişkisinde mevcut olmadığı, dolayısıyla somut olayda CMR hükümlerinin uygulanma imkânının bulunmadığı, bu sebeple uygulama alanı bulan 6102 sayılı TTK uyarınca davalı taşıyıcının sorumluluğunu ağırlaştıran hükümlerin geçerli olduğu, dolayısıyla direnme kararının bu yönüyle uygun olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.14.Hâl böyle olunca, direnme kararı yukarıda açıklanan bu değişik gerekçe ve nedenlerle bozulmalıdır.b) İkinci Uyuşmazlık Yönünden1.... taşıma ilişkisi, birden fazla ve farklı tür ortamlarda gerçekleştirilecek taşımaların tamamına ilişkin olarak yapılan tek bir taşıma sözleşmesi ile gerçekleştirilmesidir. Bu anlamda taşıyıcı, taşımanın gerçekleşeceği tüm aşamalara ilişkin olarak sorumluluk altında olup onun gözetim ve sorumluluğu altında taşıma gerçekleştirilir.2.Bu anlamda ... bir taşıma sözleşmesinde taşıyıcı, tek bir ortamda gerekleştirilecek taşıma sözleşmesinden farklı olarak bir kısım yükümlülükler yüklenmiş ve bu yükümlülükler asli edime bağlı yükümlülükler hâlini almıştır. Bu yükümlülükler kapsamına; yükün farklı taşıma ortamlarına aktarımı sırasında bir araçtan başka bir araca yüklenmesi, gerekli durumlarda saklama, gümrük işlemleri ile ithalat-ihracat işlemleri sebebiyle yapılması gerekli kontroller ve bu kapsamda yapılması gereken organizasyon şeklindeki yükümlülükler olabileceği gibi taşımanın gerçekleşeceği farklı türdeki ortamlar ve taşıma araçlarına göre ortaya çıkabilecek yükümlülüklerin tür ve nitelikleri de değişebilmektedir. Bu anlamda her bir somut olaya ve yapılan ... taşıma sözleşmesinin niteliğine uygun düşecek ölçüde değerlendirme yapılması yerinde olacaktır.3.Bu itibarla ... taşımanın başlangıcında, yükün taşıyıcıya teslimi sonrasında kural olarak, diğer aşamalarda yükü başka araçlara yükleyen taşıyıcı gönderen konumunda olacaktır. Bu durum ... taşıma ilişkisinin kendine özgü niteliğinden kaynaklanmakta olup taşımanın farklı ortamlarda gerçekleştirilecek her aşamasının başında, asıl gönderenin yükün farklı araçlara yüklenmesini nezaret etmesi beklenemeyeceği gibi bu tür bir yükümlülük, ... taşımanın niteliği gereği olağan duruma uygun makul bir beklenti olarak kabul edilemez. Dolayısıyla yükün taşıyıcı tarafından teslim alınmasından itibaren gönderilene teslimine kadar farklı taşıma araçlarına yüklenmesinde gönderen konumunda olan taşıyıcı, durumun gereklerinden aksi anlaşılmadıkça gönderen olarak sorumluluk altında olacaktır.4.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu 01.10.2013 tarihli taşıma sözleşmesine göre davalı taşıyan, değişik araçlarla emtiayı Macaristan'da teslim alarak Türkmenistan'da yapılmakta olan proje sahasına taşıma işini üstlendiği, anılan sözleşmenin 2. maddesinin (a) ve (b) bentlerine göre taşımanın her aşamasında yükü sorunsuz olarak yükleme ödevinin taşıyan üzerinde olduğu, uyuşmazlığa konu hasarın yükün ... Limanında gemiden kara taşıtına (tır) yüklenmesi sonrasında gerçekleştiği anlaşılmaktadır.5.Belirtilen sözleşme hükümlerine göre emtianın konteyner içinde ... Limanında kara yolu taşıtına güvenli ve taşımaya uygun şekilde yüklenmesine dair sorumluluk davalı taşıyan üzerindedir. Yapılan taşımanın kendine özgü niteliği ve buna dair sözleşme hükümleri gereğince; gönderenin yükün limanda gemiden kara yolu taşıtına yüklenmesine nezaret etme yükümlülüğü bulunmadığı gibi somut olayın özelliğine göre hâlin gereklerinden, bu kabulden ayrılmayı gerektirecek ve gönderenin yüklemeye nezaret etmesi gerektiğine dair aksi durumun kabulüne imkân sağlayacak bir durum da söz konusu değildir.6.Her ne kadar Özel Dairece, "Ağır İndirme İncelemesi Raporu"nda emtianın limanda gemiden kara yolu taşıtına (tıra) yüklenmesi sırasında gönderenin yüklemeye nezaret ettiği, hasarın yükün araçtan savrulması sonrasında meydana geldiği sabit olduğundan yükün sabitlemesinin yetersiz olduğu kabul edilerek gönderenin müterafik kusurunun değerlendirilmesi gerektiği belirtilmiş ise de; bahse konu raporda gönderen olarak davalı taşıyıcının mı yoksa başka bir kimsenin mi yüklemeye nezaret ettiğine dair bir belirlilik olmadığı gibi aynı raporun bizatihi dava konusu hasarlanan emtianın yüklenmesine ilişkin olarak düzenlendiğine dair bir açıklık da somut olayda mevcut değildir. Bu anlamda gönderenin yükün gemiden tıra yüklenmesi sırasında hazır olup olmadığı yahut hazır olduğu kabul edilse dahi diğer emtialardan farklı olarak anılan "Ağır İndirme İncelemesi Raporu"nun bizzat hasara uğrayan emtianın yüklenmesine mahsus düzenlendiğine dair somut bir ispat dosya kapsamında yer almamaktadır. Zira davalı ... Şti. tarafından hazırlanan 08.09.2014 tarihli ön ekspertiz raporuna göre de; yükün tır üzerine sabitleme işleminin sigortalının (davalı taşıyıcının) elemanları tarafından gerçekleştirildiği belirtilmektedir.7.Buradan hareketle; 01.10.2013 tarihli sözleşme gereğince emtianın ... Limanında gemiden, kazayı yapan tıra yüklenmesinde ve sabitlenmesinde sorumluluk, ... taşımanın niteliği gereği davalı taşıyanın üzerindedir. Dolayısıyla gönderen davacının, anılan yükleme ve sabitlemeye nezaret etme yükümlülüğü bulunmadığı gibi böyle bir nezaretin mevcudiyetine dair tereddüte mahal vermeyecek düzeyde bir durum, dosya kapsamı itibariyle de ispat edilememiştir. Bu itibarla, somut olayın koşulları ile dava konusu taşıma sözleşmesinin kendine özgü niteliği gereği gönderen davacının yüklemeye nezaret yönünden müterafik kusurundan söz edilemez.8.Hâl böyle olunca; Bölge Adliye Mahkemesince yukarıda açıklanan hususlara değinilerek verilen direnme kararı bu uyuşmazlık noktası itibariyle usul ve yasaya uygun olup yerindedir.c)Üçüncü Uyuşmazlık Yönünden1.Somut olayda uygulama alanı bulan CMR'nin 17/1. maddesi gereğince, kural olarak taşıyıcı malları teslim aldığı andan teslim edilinceye kadar, bunların tamamen veya kısmen kaybından ve vuku bulacak hasardan sorumludur. Emtianın hasara uğraması hâlinde ödenecek tazminat ve tazminatın belirlenme yöntemi CMR’nin 23 ilâ 28. maddeleri arasında düzenlenmiştir. CMR’nin 25/1. maddesi gereğince; hasar durumunda taşımacı, CMR’nin 23/1, 2 ve 4. maddelerine göre belirlenen değerin hasar nedeniyle azalmış kısmı kadar olan bedeli tazminat olarak ödeyecektir. Bununla birlikte CMR’nin 25/2. maddesinde, emtianın tamamının hasara uğraması hâlinde tam zıyaa ilişkin tazminatın, eşyanın bir kısmının hasara uğraması durumunda ise o kısmın zıyaa uğraması durumundaki tazminatın aşılamayacağı da hükme bağlanmıştır.2.Ayrıca CMR’nin 23/1. maddesi gereğince; taşıyıcı tarafından ödenecek tazminatın hesaplanmasında ilk olarak emtianın teslim alındığı yer ve zamandaki değerinin belirlenmesi gerekmektedir. CMR’nin 23/2. maddesine göre de; bu değer emtianın borsa fiyatına, böyle bir fiyatın yokluğu hâlinde piyasa fiyatına, onun da olmadığı durumlarda ise aynı tür ve nitelikteki emtianın mutad (objektif) değerine göre tespit edilir. Bununla birlikte CMR’nin 23/3. maddesinde; ödenecek tazminatın her hâlde, eksik brüt ağırlığın (zıyaa uğrayan emtianın brüt ağırlığının) beher kilogramı başına 8,33 hesap birimini (Özel Çekme Hakkı) aşmayacağı düzenlenmiştir.3.Belirtilen hükümlerden de anlaşılacağı üzere hasar durumunda taşıyıcının tazminat sorumluluğu sınırlıdır. Anılan düzenlemeler taşıyıcının sorumluluğunu bir yandan zarar kalemleriyle diğer yandan da belirli bir meblağ ile sınırlanmaktadır. Sınırlı sorumluluk taşımacının tazmin etmek zorunda olduğu üst sınır belirlemektedir. Zarar bu sınırın altında ise maruz kalınan zarar taşıyıcı tarafından tazmin edildir. CMR'nin 24, 26 ve 29. maddelerinde sorumluluğun sınırlarını artıran ya da kaldıran koşullara yer verilmiş olup bu şartlar dışında taşımacının sorumluluğunu ağırlaştıran sözleşme hükümleri yine CMR'nin 41/1. maddesi gereğince geçersiz olacaktır.4.Yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu taşıma sırasında yükün bir kısmının hasarlandığı, hasarlanan bu kısma ilişkin olarak sınırlı sorumluluğun belirlenmesi amacıyla yapılan incelemelerde yükün ağırlığının 48.100 kg olduğu, öte yandan bu yükteki hasara konu kısmın ağırlığının Bölge Adliye Mahkemesince alınan bilirkişi raporlarına göre 13.093 kg olarak tespit edildiği, aynı bilirkişilerce yükteki hasarlanan kısmın sistemin bütünlüğüne ve değerine olumlu ya da olumsuz bir etkisinin bulunmadığının mütalaa edildiği anlaşılmaktadır.5.Bu kapsamda her ne kadar Bölge Adliye Mahkemesince, davalı ... Şti'nin hasarlanan kısma ilişkin olarak sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanmasına dair talebinde beyan ettiği yük ağırlığının 48.100 kg olduğu, bu sebeple belirtilen ağırlık hususunda taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığı, ayrıca bilirkişi raporunda belirtilen 13.093 kg ağırlığın hava yoluyla yapılan başka bir taşımaya ilişkin olması sebebiyle hasarlanan yük ağırlığı olarak hükme esas alınamayacağı kabul edilmiş ise de; öncelikle davalı ... Şti'nin hasarlanan yükün ağırlığına ilişkin beyanı öncesinde cevap dilekçesinde "...(kabul anlamına gelmemek kaydıyla)..." ibaresi sonrasında sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanmasının talep edildiği, bu çerçevede yükün ağırlığının 48.100 kg olduğuna dair beyanda bulunduğu anlaşılmaktadır. Dolayısıyla anılan davalının bu beyanı ile yargılama aşamasında yapmış olduğu benzer nitelikteki beyanları, yükün hasarlı kısmına dair 48.100 kg ağırlığın kabul edildiği, bu yönüyle anılan davalı yönünden bağlayıcı olduğu şeklinde yorumlanamaz.6.Bunun yanında CMR'nin 25/2. maddesi gereğince yükün bir kısmının hasara uğraması durumunda ise o kısmın zıyaa uğraması durumundaki tazminatın aşılamayacağı da hükme bağlanmıştır. Bu kapsamda Bölge Adliye Mahkemesince, hasarlanan emtianın ve sınırlı sorumlu olunacak miktarın belirlenmesi için İlk Derece Mahkemesince yapılan araştırma yeterli görülmemiş ve teknik değerlendirme için bilirkişi incelemesi yapılmıştır. Bahse konu bilirkişi incelemesi neticesinde düzenlenen 26.06.2019 tarihli ve 08.11.2019 tarihli bilirkişi raporlarında ise; yükün hasarlanan kısmının ağırlığı 48.100 kg değil 13.010 kg olarak belirlenmiştir. Anılan bilirkişi raporlarına göre bu belirleme, yükün hasarlanan kısmının yenisi ile değiştirilen parça ağırlığı esas alınarak yapılmış olup değişen bu parçanın sistemin bütünlüğüne olumlu ya da olumsuz etki etmediği, hasarlanan parçanın değişimi ile yükün öngörülen sistematik içerisinde sorunsuz olarak çalıştığı, hasarlanan parça dışında 48.100 kg ağırlığındaki yükün bütün olarak zarar görmediği ve değerini yitirmediği mütalaa edilmiştir.7.Hâkimin, bilirkişi raporunu serbestçe takdir etmesi ve bilirkişi raporunun aksine de karar verebilmesi, kendisini bilirkişinin yerine koymasını haklı kılmaz. Zira hâkimin, bilirkişi raporunun aksine karar verebilmesi, sağlam gerekçeler ve dayanaklar göstermesi koşuluna bağlı olup bilirkişinin oy ve görüşünü, hâkimin serbestçe değerlendirebilme yetkisine sahip kılınmış olması, onun bu konuda keyfi bir tutum ve davranış içine girebileceği anlamına gelmez.Hâkim, raporun aksine bir çözümlemeye ulaşmışsa, bunun dayanaklarını somut, tutarlı, açık ve rasyonel bir biçimde ortaya koymak ve vereceği hükümde de, tartışmayı yapmak zorundadır (Süha Tanrıver, Hukukumuzda Bilirkişilik, Ankara 2017, s. 124). 8.Hâkimin bilirkişi delilini diğer (takdiri) deliller gibi serbestçe değerlendirme hakkına sahip olmasının anlamı, bilirkişi görüşünün bağlayıcı olmamasıdır. Yoksa bilirkişi görüşüne ihtiyaç duyan hâkimin, onu tümüyle göz ardı ederek şahsi bilgisi ile karar vermesi değildir. Bu bağlamda inceleme konusu hukukun dışında kalan teknik bir husus hakkında, alanında uzman bilirkişilerce hazırlanmış bilirkişi raporlarında yer alan belirlemelere itibar edilmemesi yahut incelemenin yeterli görülmemesi hâlinde alanında uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir heyetten rapor alınarak bir değerlendirme yapılması gerekir.9.Bu itibarla Bölge Adliye Mahkemesince, yukarıda bahse konu edilen her iki bilirkişi raporundaki teknik belirleme ve değerlendirmeye itibar edilmeyeceğinin kabul edilmesi hâlinde, alanında uzman bilirkişilerden oluşan yeni bir heyetten rapor alınarak yapılacak değerlendirme neticesinde hasıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekir iken; salt davalı ... Şti'.nin beyanlarından hareketle yapılan hatalı yorum neticesinde hasarlanan yük ağırlığının 48.100 kg olduğuna dair durumun taraflar açısından bağlayıcı olduğu kabul edilip bilirkişi raporundaki teknik değerlendirme ve belirlemelerden somut dayanak olmaksızın ayrılarak yazılı şekilde hüküm tesisi doğru olmamıştır. 10.Hukuk Genel Kurulundaki görüşmeler sırasında; yükün ağırlığı olan 48.100 kg hususunda taraflar arasında uyuşmazlığın bulunmadığı, bu sebeple başka bir yüke dair 13.010 kg ağırlığın esas alınamayacağından direnme gerekçesinin uygun olduğu görüşü ileri sürülmüş ise de bu görüş, Kurul çoğunluğunca benimsenmemiştir.11.Hâl böyle olunca direnme kararının Özel Daire bozma kararında belirtilen ve yukarıda açıklanan genişletilmiş gerekçe ve nedenlerle bozulması gerekmiştir.VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; Birinci uyuşmazlık yönünden (a) bendinde açıklanan nedenlerle; davalı ... A.Ş. vekilinin temyiz itirazlarının kabulüyle direnme kararının belirtilen değişik gerekçe ve nedenlerle 6100 sayılı Kanun’un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA oy çokluğuyla,İkinci uyuşmazlık yönünden (b) bendinde açıklanan nedenlerle; DİRENME UYGUN OLDUĞUNDAN davalılar vekillerinin bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddine oy birliğiyle,Üçüncü uyuşmazlık yönünden (c) bendinde açıklanan nedenlere; davalılar vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü direnme kararının belirtilen genişletilmiş gerekçe ve nedenlerden dolayı 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesi gereğince BOZULMASINA..." denilmiştir.HGK kısmi bozma kararı üzerine dairemizce duruşma açılmıştır. Bağlayıcı nitelikteki HGK kararı doğrultusunda bilirkişi incelemeleri yapılarak sonuca gidilmiştir. İstinaf sebeplerinin değerlendirilebilmesi bakımından öncelikle taşımanın hangi hukuki rejime tabi olduğunun belirlenmesi gerekir. Dairemizin bozulan direnme kararında, somut olayda CMR hükümlerinin uygulanamayacağı, ... taşıma olduğu, hasarın kara taşıması sırasında gerçekleşmiş olması nedeniyle taşıyanların sorumluluklarının TTK hükümlerine tabi olduğu belirtilmiş ise de Yargıtay HGK bu gerekçeyi isabetsiz bulmuş ve taşımanın CMR hükümlerine tabi olduğunu karara bağlamıştır. HGK'nun bu hukuki tespiti bağlayıcı olup, tarafların hak ve sorumluluklarının CMR hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekmiştir. Davacı ... AŞ ile davalılardan ... arasında █████/2013 tarihli imzalanın nakliye sözleşmesi uyarınca davalı ....Şirketi sorumluluğunda,Türkmenistan'da inşa edilen proje kapsamında ... Markalı, ... kodlu gaz türbininin taşındığı, taşıma işleminin davalılardan ... tarafından nakliyat sigorta poliçesi ile sigorta kapsamına alındığı, taşınan türbinin █████/2013 tarihinde TIR'ın üzerinden düşerek hasara uğradığı, davalılardan ...'nın taşıyanın sorumluluk sigortacısı durumunda olduğu, ...'nın nakliyat emtia sigortacısı durumunda olduğu, dava açıldığında davalı olan ... AŞ'nin dava sırasında davacıya 2.000.000 USD ödeme yaparak temlik ve ibra belgeleri gereğince yaptığı ödeme tutarı yönünden davacı sıfatını aldığı, davacı ... .... AŞ'nin, ... AŞ ödemesi dışında kalan dava konusu tutar yönünden yargılama sırasında 450.916 USD tutarındaki alacağından feragat ettiği anlaşılmaktadır.Bu kapsamda, davalıların istinaf başvuru sebeplerinin incelenmesinde:CMR'nin 17. maddesi uyarınca, taşıyan, yükü teslim aldığı andan alıcıya teslim edinceye kadar yükün kısmen veya tamamen kaybından ve hasarından sorumludur. Sorumluluktan kurtulma hâlleri ise maddenin 2. fıkrasında düzenlenmiştir. Somut olayda, davalı taşıyanın sorumluluktan kurtulma hâllerinin mevcut olmadığı anlaşılmaktadır. Somut olayda konteyner içinde davalı sorumluluğunda taşınan türbinin iyi sabitlenmemesi, bağlanmaması nedeniyle tırdan düşmesi sonucu hasarın meydana geldiği, yükün TIR'da açıkta taşımayla hasarın oluşumu arasında illiyet bağı bulunmadığı anlaşılmakla, davalının yükün açıkta taşınması nedeniyle sorumlu olmadığına dair istinaf başvuru nedeni yerinde görülmemiştir.Şubenin işlemleri için şirket merkezinin taraf ve dava ehliyeti bulunmakta olup, her zaman dava açabilir. Bu nedenle davacı ... AŞ'nin dava ve taraf ehliyeti mevcut olup, buna göre taşıtan davacı ... AŞ'den temlik alan ...AŞ' nin de taraf ehliyeti bulunduğundan, davalı ....Şirketi vekilinin aksi yönündeki istinaf nedeni de yerinde görülmemiştir.Davalı ... ile ... arasındaki taşıma sözleşmesinin 8.3 maddesindeki taşıyanın sorumluluğunu artıran hüküm CMR'nin 41. maddesi uyarınca geçersiz olduğundan, bağlayıcı nitelikteki HGK kararı uyarınca davalı ...'ın sorumluluğunun da CMR'nin 23. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk hükümlerine göre değerlendirilmesi gerekmiştir. Davalıların sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanma hakkını ortadan kaldıran bir olgunun varlığı da kanıtlanmamıştır. Bu açıklamalara göre, her iki davalı (... ve ...) CMR'nin 23. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanacağından, sınırlı sorumluluğa esas ağırlığın belirlenmesi gerekmektedir: Dairemizce, tarafların istinaf nedenlerini ve tarafların rapora yönelttikleri itirazlar da değerlendirilmek suretiyle yeni bilirkişi raporu alınmasına karar verilmiştir. Bozma öncesi duruşmalı yapılan inceleme aşamasında Dairemizce alınan bilirkişi raporu içeriğindeki tespitler, taşıma sözleşmesi, taşıma belgeleri sigorta poliçeleri, ekspertiz raporları, ilk derece mahkemesi yargılamasında alınan bilirkişi raporları ile tüm deliller birlikte değerlendirildirilerek hasarlanan türbin ağırlığı 48.100 kg kabul edilerek hüküm kurulmuştur. Ancak Yargıtay HGK bozma ilamında, teknik bir husus olan yükün ağırlığı hakkında, alanında uzman bilirkişilerce hazırlanmış bilirkişi raporlarında yer alan belirlemelere itibar edilmemesi yahut incelemenin yeterli görülmemesi hâlinde alanında uzman bilirkişilerden oluşturulacak yeni bir heyetten rapor alınarak bir değerlendirme yapılması gerektiği belirtilmiştir.HGK bozma kararı doğrultusunda Dairemizce oluşturulan yeni bilirkişi kurulundan alınan 10.04.2026 tarihli raporda; dosya kapsamındaki fotoğraflar, taşıma belgeleri, eksper kayıtları ve teknik raporlar birlikte değerlendirildiğinde, kara yolu taşıması sırasında devrilerek hasara uğrayan eşyanın tek kamyonda taşınan ana türbin/ ana taşıma modülü olduğu ve bu ünitenin brüt ağırlığının 48.100 kg olduğu, dosyada yer alan 13.093 kg verisinin ise devrilen ana emtianın tamamına değil, hasar sonrası teknik ayrıştırmada ana ünite içindeki hasarlı/değişen alt ekipman ve bileşenlere ilişkin daha dar kapsamlı bir ağırlık değerini ifade ettiği, somut olaydaki hasarın yalnız dış görünüşe ilişkin basit bir deformasyon olmayıp ekipmanın fonksiyonel ve yapısal bütünlüğünü etkileyen ciddi teknik hasar niteliğinde olduğu, dolayısıyla sınırlı sorumluluk hesabında 48.100 kg ağırlığın esas alınması gerektiği belirlenmiştir. Davalılar vekillerince bu son bilirkişi raporuna itirazlar yöneltilmiş ise de bilirkişi raporu yeterli teknik veri ve açıklama içermektedir. Bilirkişi kurulunun vardığı sonuç gerekçelendirilmiş olup, rapor gerekçesi ve varılan sonuç Dairemizce denetlenip benimsenmiş ve hükme esas alınmıştır. Tespit edilen bu ağırlık, dosya kapsamı ve eksper raporuyla da uyumludur. Bozma öncesi dairemizce alınan raporda bahsi geçen 13.093 kg ağırlık, kara taşımasında hasarlanan yükün ağırlığı olmayıp; hasarlanan 48.100 kg ağırlığındaki ünitede gerçekleşen hasarın giderilmesi için hava yoluyla getirtilen alt bileşenlerinin ağırlığını ifade etmektedir. Bu husus, son alınan heyet raporunda yer alan teknik bilirkişi tarafından ayrıntılı olarak açıklanmış olup sorumluluk limitinin belirlenmesinde esas alınması gereken ağırlığın, teknik olarak bir bütünlük arz eden ve bütün olarak konteyner içinde hasarlanan gaz tribünü motor gurubunun ağırlığı olan 48.100 kg olduğu kanaatine varılmıştır.Davalı ...'ın sözleşmedeki sınırsız sorumluluk kaydından dolayı sorumluluğun bu ağırlıkla sınırlandırılamayacağına dair direnme kararımız HGK tarafından, uyuşmazlığın CMR hükümlerine tabi olduğu ve sözleşme hükmünün geçersiz olduğu gerekçesiyle bozulduğundan, her iki davalının sorumluluk miktarlarının belirlenmesinde 48.100 kg ağırlık esas alınarak sınırlı sorumluluk hesabı yapmak gerekmiştir. CMR'nin 23. maddesi uyarınca, davalıların sorumluluk üst limiti, taşınan yükün brüt ağırlığının kilogramı başına 8,33 SDR esas alınarak belirlenmelidir. Buna göre her iki davalı bakımından sorumluluk üst limiti 8,33 *48.100 =400.673 SDR olarak hesaplanmıştır. Emtiadaki gerçek hasar miktarı, sigorta eksperi ve bilirkişiler tarafından hesaplandığı üzere çok daha fazla olduğundan, davalıların sorumluluk miktarları üst limit esas alınarak belirlenmelidir.Davalı ... AŞ vekili, poliçedeki 20.000 USD muafiyetin de düşülmesi gerektiğini ileri sürmüştür. Muafiyet tutarı öncelikle toplam zarardan düşülebilir. Sorumluluk limitinden düşülmez. Gerçek zarar miktarı dikkate alındığında, sorumluluk limitinden ayrıca indirim yapılmaz. Bilirkişi tespitlerine göre gerçek zarar denetlenebilir bir şekilde hesaplandığından, aksi yöndeki istinaf nedenleri yerinde değildir. Kaldı ki bu konu daha önce de temyiz konusu yapılmış ve bozma kapsamı dışında kalmıştır. Gönderenin müterafık kusurunun bulunmadığı, çünkü sözleşmede yüklemenin taşıyana ait olduğu, özenli bir şekilde yükleme sorumluluğunun davalı tarfından üstlenildiği; kara taşıması, deniz taşımasını takiben yabancı bir ülkede yapılmış olup esasen o aşamada göndericinin hazır bulunması veya yüke nezaret etmesi mümkün olmayacağından, bu yöndeki davalı istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Esasen bu husus direnme kararında açıklanmış olup HGK kararında bozma kapsamı dışında bırakıldığından, davacı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuş durumdadır.Davalının faiz oranına ilişkin istinaf nedeni incelendiğinde ise; taşımanın CMR hükümlerine tabi olduğu hususu HGK bozma kararıyla sabit hâle gelmiştir. Konvansiyonun 27. maddesi uyarınca, döviz olarak hüküm altına alınmış olan davacı alacağına uygulanması gereken faiz oranı, yıllık %5'tir. Bu nedenle, davalı vekilinin bu yöne ilişkin istinaf başvurusu haklı bulunmuş ve %5 oranında faize hükmetmek gerekmiştir.Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere, taşınan emtiadaki hasar miktarı çok daha fazla olduğundan, davalıların sorumluluk miktarları üst limit esas alınarak belirlenmelidir. CMR'nin 23. maddesi uyarınca, davalıların sorumluluk üst limiti, taşınan yükün brüt ağırlığının kilogramı başına 8,33 SDR esas alınarak belirlenmelidir. Buna göre her iki davalı bakımından sorumluluk üst limiti 8,33 *48.100 =400.673 SDR yapmaktadır. CMR'nin 23. maddesi uyarınca SDR kuru, karar tarihi esas alınarak belirlenmelidir. TCMB tarafından ilan edilen kurlara göre, iş bu karar tarihimiz itibariyle 1 SDR= 1,36463 USD'dir. Bu durumda davacının her iki taraftan talep edebileceği tazminat miktarının (400.673 SDR * 1,36463 US=) 546.770,39 USD olduğu hesaplanmış, davalıların tazminatın miktarına ilişkin istinaf başvuru nedenlerinin kısmen kabulü ile her iki davalı bakımından bu tutarda tazminata hükmedilmiştir.Davacı ....AŞ tarafından açılan davada feragat edilen, 450.916 USD'ye ilişkin talebin tüm davalılar yönünden feragat nedeniyle reddine karar vermek gerekmiştir.Temlik alan davacı vekili, duruşmadaki beyanında, davalı taşıyanın sınırlı sorumluluğa dair bir istinaf sebebinin bulunmadığını, istinaf incelemesinin ileri sürülen istinaf nedenleriyle sınırlı yapılması gerektiğini belirterek bu davalı bakımından davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiş ise de bağlayıcı nitelikteki HGK bozma kararının kapsamı dikkate alındığında, bu savunmaya itibar edilememiştir.Davadaki kabul ve ret tutarlarının TL karşılığı, dava tarihindeki TCMB efektif satış kuru (1 USD=2,3750 TL) esas alınarak belirlenmiş, yargılama giderleri buna göre oranlanmış, taraflar lehine avukatlık ücretleri buna göre hesaplanmıştır.Açıklanan bu gerekçelerle, HMK'nın 356 ve 373. maddeleri uyarınca duruşmalı olarak yapılan istinaf incelemesi sonucunda, davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine ve neticede davanın kısmen kabulüne dair aşağıdaki hüküm verilmiştir.HÜKÜM:Ayrıntısı yukarıda açıklanan gerekçelerle;Davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kısmen kabulü ile ilk derece mahkemesinin istinafa konu kararının kaldırılmasına, davanın esası hakkında Dairemizce yeniden karar verilmesine, bu doğrultuda;1-Davacı ....AŞ tarafından açılan davada feragat edilen 450.916 USD'ye ilişkin talebin tüm davalılar yönünden feragat nedeniyle reddine,2-Temlik alan davacı ... AŞ'nin davasının kısmen kabulü ile 546.770,39 USD alacağın, 20.01.2016 tarihinden itibaren işleyecek yıllık %5 temerrüt faizi ile birlikte davalılar .... AŞ'den ve ... AŞ'den müştereken ve müteselsilen tahsili ile temlik alan davacı ... AŞ'ye verilmesine, 3-Temlik alan davacının her iki davalı aleyhindeki fazlaya ilişkin taleplerinin reddine, 4-Kabul edilen dava değerine göre alınması gereken 88.705,98 TL nispi karar harcının, peşin alınan 97.037,85 TL harçtan mahsubu ile artan 8.331,87 TL harcın, karar kesinleştiğinde ve talep hâlinde temlik alan davacıya iadesine, 5-Davacı tarafından yatırılan 88.734,98 TL peşin harç giderinin davalılar ... ve ...'tan alınarak temlik alan davacıya verilmesine,6-İlk derecede harç dışında yapılan masraflar yönünden:a-Davacı ... .... AŞ 'nin tüm davalılar ile ilgili taleplerinden feragat etmesi nedeniyle, bu davacının yapmış olduğu yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,b-Davacı ... AŞ tarafından sarfedilen 4.000,00 TL bilirkişi incelemesi giderinin, davadaki haklılık oranlarına göre belirlenen 1.093,54 TL'lik bölümünün davalılar ... ve ...'tan alınarak bu davacıya verilmesine; bakiye giderin davacı üzerinde bırakılmasına, c-Temlik tarihinden sonra davacı ... .... AŞ'nin gider avansı kullanılarak yapılan toplam 216,00 TL tebligat-müzekkere posta giderinin, temlik alan davacı ... AŞ 'den alınarak davacı ... .... AŞ'ye verilmesine,7-Davanın kabul edilen kısmı üzerinden, iş bu karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 199.801,15 TL nispi vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'tan alınarak davacı ... AŞ' ye verilmesine, 8-Reddedilen kısım üzerinden iş bu karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 490.684,64 TL nispi vekalet ücretinin davacı ... AŞ'den alınarak eşit miktarlarda davalılar ... AŞ'ye ve ...'a verilmesine,9-Feragat edilen kısım üzerinden iş bu karar tarihi itibariyle yürürlükte olan AAÜT uyarınca hesaplanan 166.638,83 TL nispi vekalet ücretinin davacı ... AŞ'den tahsili ile davalılar ... ve ...'a eşit miktarlarda verilmesine, 10-Karar kesinleştiğinde, artan gider ve delil avanslarının yatıran taraflara iadesine, 11-İstinaf aşamasındaki harç ve yargılama giderleri yönünden:a-İstinaf kanun yoluna başvuran her iki davalı tarafından yatırılan 85,70'er TL istinaf başvuru harçlarının Hazineye gelir kaydına,b-İlk derece mahkemesinin istinafa konu kararı kaldırılarak yeniden hüküm kurulduğundan; davalı ... tarafından yatırılan 104.515,00 TL istinaf peşin karar hacının ve davalı ... tarafından yatırılan 104.483,00 TL istinaf peşin harcının, karar kesinleştikten sonra ve talepleri hâlinde, ilk derece mahkemesince, yatıran davalılara iadesine, c)Davalı ... AŞ tarafından istinaf aşamasında sarfedilen 85,70 TL istinaf başvuru harcı, 14.250,00 TL bilirkişi gideri, 95,80 TL posta gideri olmak üzere toplam 14.431,50 TL kanun yolu giderinin giderinin, takdiren 9.621,00 TL'lik bölümünün davacı ... AŞ' den alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye kısmın bu davalı üzerinde bırakılmasınad)Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 11.250 bilirkişi giderinin, takdiren 7.500,00 TL'lik bölümünün davacı ... AŞ' den alınarak bu davalıya verilmesine, bakiye kısmın bu davalı üzerinde bırakılmasıne)Davacı ... tarafından istinaf aşamasında harcanan 1.600,00 giderin takdiren 800,00 TL'lik bölümünün davalılar .... AŞ' den ve ...'dan alınarak davacı ... AŞ'ye verilmesine, f)İstinaf yargılaması duruşmalı yapıldığından ve birden fazla duruşma icra edildiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre belirlenen 42.000,00 TL maktu avukatlık ücretinin, davalılar .... AŞ' den ve ...'dan alınarak davacı ... AŞ'ye verilmesine, g)İstinaf yargılaması duruşmalı yapıldığından ve birden fazla duruşma icra edildiğinden, Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre 42.000,00 TL maktu avukatlık ücretinin davacı ... AŞ' alınıp davalılar .... AŞ'ye ve ...' ya verilmesine, 12-Gerekçeli kararın Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraf vekillerine tebliğine, 13-Karar kesinleştikten sonra dosyanın, kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine dair; Temlik alan davacı vekilinin ve davalılar vekillerinin yüzlerine karşı, temlik eden davacı vekilinin yokluğunda, gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren ikişer haftalık süreler içinde temyiz yolu açık olmak üzere ve oy birliği ile verilen karar açıkça okundu. 10.06.2026KANUN YOLU:HMK'nın 361. maddesi uyarınca, iş bu gerekçeli kararın taraf vekillerine tebliğ tarihlerinden itibaren ikişer haftalık süreler içinde temyiz yolu açıktır.