Erzurum Bölge Adliye Mahkemesinin, ortaklar arası anlaşmazlık ve kar payı ödenmemesi iddialarıyla ticari şirketin fesih ve tasfiyesi talepli davanın reddine dair istinaf kararı.
Özet: Bir ticari şirket ortağının, diğer ortağın şirketin amacına aykırı davrandığını, şirket gelirlerini şahsi menfaatine kullandığını ve kendisine kar payı ödemediğini iddia ederek şirketin feshini, tasfiyesini, yönetime kayyım atanmasını ve geçmişe dönük kar payı alacaklarının tahsilini talep ettiği bir davada, davalı taraf iddiaları reddetmiştir. İlk derece mahkemesi, hem şirket feshi hem de kar payı alacağı taleplerini içeren asıl ve birleşen davaların tümünü reddetmiş olup, bu ret kararı üst mahkeme tarafından incelenmektedir.

T.C.

ERZURUM
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
DOSYA NO : ███████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
İ S T İ N A F K A R A R I
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : ERZURUM ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ : █████/2025 (Karar)
NUMARASI : ████████ Esas, ████████ Karar
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
KARAR TARİHİ : █████/2026
KARAR YAZIM TARİHİ : █████/2026
Taraflar arasında görülen davanın yapılan yargılaması sonunda; kararda yazılı gerekçeyle asıl ve birleşen davanın ayrı ayrı reddine dair verilen karara karşı yasal süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine HMK'nın 353. maddesi uyarınca dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
DAVA;
Asıl ve birleşen dava davacısı vekili asıl dava dosyasına ilişkin sunmuş olduğu dava dilekçesinde; dava konusu ... Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt ve Nakliye Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi ( ... Petrol ) █████/... tarihinde ... Sanayi ve Ticaret Müdürlüğünde tescil edildiğini ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde █████/... tarihinde ilan edilerek kuruluşunu tamamladığını, kuruluşundan itibaren ... ... ve ... ...'nun münferit imza ile yetkili olduklarını, ... Petrol kuruluşu itibariyle ....Karayolu üzeri ...'te ...Akaryakıt istasyonunu işletmiş, █████/... tarihli TTSG 'de ilan edilerek kuruluşunu tamamladığını, yine ... 'te ... Akaryakıt Şubesi'ni açtığını, █████/... tarihinde tescil edildiğini, ... Petrol'ün kuruluşundan itibaren ve özellikle .... Şubesi'nin açılışından sonra ortak ve müdürlerden ... ...'nun şirketin konu ve amacına uymayan ve şirketler hukuku prensiplerine aykırı şekilde tutum ve davranışlarda bulunduğunu, ortaklardan ... ...'nun ....Akaryakıt İstasyonu'nu 2012 yılından beri kendi yararına kullandığını, bu akaryakıt istasyonundan çok büyük gelir elde ettiğini, ancak müvekkiline herhangi bir kâr payı ödemediğini, bu da ortaklar arasında anlaşmazlığa neden olduğunu, müvekkilinin şirketin % 50 ortağı olduğunu, bugüne kadar şirket ilişkisinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, davalı şirket ... Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt ve Nakliye Tic. San. Ltd. Şti'nin feshini ve tasfiyesini, fesih ve tasfiye kararı verilene kadar davalı şirketin idaresi ve temsili için kayyım atanmasını talep ve dava etmiştir.
Asıl ve birleşen dava davacısı vekili birleşen dava dosyasına ilişkin sunmuş olduğu dava dilekçesinde; dava konusu ... Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt ve Nakliye Ticaret ve Sanayi Limited Şirketi ( ... Petrol ) █████/... tarihinde ... Sanayi ve Ticaret Müdürlüğünde tescil edildiğini ve Türkiye Ticaret Sicil Gazetesinde █████/... tarihinde ilan edilerek kuruluşunu tamamladığını, kuruluşundan itibaren ... ... ve ... ...'nun münferit imza ile yetkili olduklarını, ... Petrol kuruluşu itibariyle ...Karayolu üzeri ...'te ...Akaryakıt istasyonunu işletmiş, █████/... tarihli TTSG 'de ilan edilerek kuruluşunu tamamladığını, yine ... 'te ... Akaryakıt Şubesi'ni açtığını, █████/... tarihinde tescil edildiğini, ... Petrol'ün kuruluşundan itibaren ve özellikle .... Şubesi'nin açılışından sonra ortak ve müdürlerden ... ...'nun şirketin konu ve amacına uymayan ve şirketler hukuku prensiplerine aykırı şekilde tutum ve davranışlarda bulunduğunu, ortaklardan ... ...'nun ....Akaryakıt İstasyonu'nu 2012 yılından beri kendi yararına kullandığını, bu akaryakıt istasyonundan çok büyük gelir elde ettiğini, ancak müvekkiline herhangi bir kâr payı ödemediğini, bu da ortaklar arasında anlaşmazlığa neden olduğunu, müvekkilinin şirketin % 50 ortağı olduğunu, bugüne kadar şirket ilişkisinden kaynaklanan yükümlülüklerini yerine getirdiğini, anlaşmazlıklar nedeniyle Erzurum Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/...Esas sayılı dosyası ile şirketin tasfiyesi için dava açtıklarını, iş bu dava dosyası ile birleştirilmesini, fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla 2012 yılından itibaren mahrum bırakılan kâr payı alacaklarının 6100 sayılı yasanın 107.maddesine göre belirlenip şimdilik 10.000,00 TL belirsiz maddi tazminat alacağının her yıl için doğduğu tarihlerden başlamak üzere faiziyle birlikte şiret tüzel kişiliğinden tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Asıl ve birleşen dava davalısı vekili asıl dava dosyasına ilişkin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; ... Petrol Ürünleri İnş. Taah. Ve Nak. Tic. San. Ltd. Şti. Adıyla faaliyet gösteren ve ortaklarının davacı ... ... ve ... ...'nun olduğunu, ortaklık oranlarının eşit olduğunu, şirketi süresiz münferit imzaları temsile yetkili olduklarını, dava dilekçesindeki iddiaların aksine şirketin hiç bir ortağı ve müdürü şirketin konu ve amacına uymayan şirketler hukuku prensiplerine aykırı şekilde hukuk rejimi ile bağdaşmayan tutum ve davranış içinde olmadığını, bu nedenlerle haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
Asıl ve birleşen dava davalısı vekili birleşen dava dosyasına ilişkin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde; davacı ... ... ile şirketin diğer ortağı ... ...'nun kardeş olup, aile şirketi olarak kurulan şirketinin bugüne kadar bu özelliğini devam ettirdiğini, dava dilekçesinin aksine iddianın aksine şirketin hiç bir ortağı ve müdürü şirketin konu ve amacına uymayan ve şirketler hukuku prensiplerine aykırı şekilde şirketle hukuku rejimi ile bağdaşmayan tutum ve davranışlar içinde olmadıklarını, kâr payının yapılıp yapılmayacağına genel kurulun karar vermesi gerektiğini, bu sebeple kâr payı verilmesini istemenin haksız olduğunu, haksız ve hukuki mesnetten yoksun davanın reddine karar verilmesini istemiştir.
YEREL MAHKEME KARARI;
Mahkemece, "... Ayrıntısına yukarıda yer verilen kaldırma ilâmında işaret edilen hususlar çerçevesinde uyuşmazlık yeniden ele alındığında, kaldırma ilâmında da açıkça yer verildiği üzere, davacı ile davalı şirketin diğer ortağı arasında düzenlenen adi yazılı şekildeki 20.03.2012 tarihli sözleşmede öngörülen 1.650.000,00 TL.'lik ödemenin yapılmadığı davaya cevap dilekçesinde kabul edildiği gibi, diğer ortak ... ...'nun dosyaya yansıyan beyanına göre sözleşmede öngörülen 1.650.000,00 TL.'nin bir kısmını ödemediğini ikrar ettiği; bu ödemenin yapılmama nedeni olarak da davacıya düşen ... Akaryakıt İstasyonunun borçlarının ödendiği gerekçe olarak gösterilmekte ise de sözleşmede bu tarihe kadar ve bu tarihten sonra bütün borç yükümlülüğünün davalı üzerinde bulunduğunun da belirtilmesi karşısında davacının kendisine ödeme yapılacağı inancıyla 2012 yılından 2019 tarihine kadar karşı tarafa süre tanımış olmasının davacıyı kötü niyetli yapmayacağı gibi davalının kendisinin ödeme yapmak istemesine rağmen davacının bunu kabul etmediğine dair savunmasını ispata yarar dosyada somut bir delil de bulunmadığı; buna göre 20.03.2012 tarihli sözleşmenin davanın dinlenmesine engel teşkil etmediği; kaldı ki, davalı şirkete ait iki ayrı işletmenin iki ortaklı şirkette ortaklar arasında yönetim ve gelir yönünden paylaşılmasına yönelik bir anlaşma yapılmasına ihtiyaç duyulması hususunun işletmelerin birlikte yönetilmediği noktasında bir kanaat oluşmasına neden olduğu ve esasen şirketin fiilen bölünerek ortada, aynı unvan altında faaliyet sürdüren iki ayrı akaryakıt istasyonu olduğu anlaşılmaktadır.
Yine, tarafların ortaklık ilişkisin sonlandırma iradesinde olduğu taraflarca 20.03.2012 tarihinde imzalanan sözleşmeden de anlaşılmaktadır. Davacının daha düşük gelire sahip akaryakıt istasyonunu paylaşımda kabul etmesine karşılık kendisine yapılması gereken 1.650.000,00 TL.'lik ödemenin de eksik yapılması nedeniyle şirketin devamına katlanmasını beklemek doğru değildir. Zira hiç bir ortaktan haklı nedenlerle çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez.
...
Bu haliyle mahkememizce, hali hazırda faaliyetine devam eden davalı şirketin feshinin hakkaniyetle bağdaşmayacağı kanaatiyle davacının fesih isteminin reddi cihetine gidilmiş; bunun yerine, 6102 sayılı TTK'nın 636/3 maddesi kapsamında yapılan değerlendirme ile davacının ortaklıktan çıkarılmasına ve davacı ortağa payının gerçek değerinin ödenmesine karar verilmiştir.
Nitekim, aşamalarda davacı ortağın payının gerçek değerinin tespitine yönelik araştırma yapılarak teknik hesaplama içeren 10.06.2025 günlü teknik bilirkişi kurulu ek raporu kapsamında dosya muhasebeci bilirkişiye tevdi edilmiş ve bu suretle dosyaya katılan 27...2025 günlü hesap bilirkişi raporuna göre davacının ayrılma akçesinin 93.135.871,41 TL. olduğu tespit edilmiş olmakla davacının şirket ortaklığından ayrılması karşılığında bu miktarın davacıya ödenmesine karar verilmiştir.
Birleşen dava bakımından ise;
Erzurum Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin 14.09.2023 tarih, 2021/... E. ve 2023/... K. sayılı ilâmı ile birleşen davanın reddine dair mahkememizin 29.01.2021 günlü hükmü yerinde görülerek davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş olmakla mahkememizce önceki hüküm gerekçesinde yer verildiği üzere; davacı ile davalı şirketin diğer ortağı arasında düzenlenen adi yazılı şekildeki 20.03.2012 tarihli sözleşme kapsamında davalı şirkete ait işletmelerin taraflar arasında paylaşılarak idare edildiği, tüm gelir ve giderlerin bu şekilde davacı ve dava dışı ortağa ait olduğu, 27.02.2020 tarihli bilirkişi raporunda da davalı şirkete ait ... istasyonunun davacı, ...İstasyonunun diğer ortak ... ... tarafından fiilen bağımsız iş yeri olarak işletildiği tespitlerine yer verildiği ve ortaklar kurulu tarafından kar payı dağılımına yönelik bir karar bulunmadığı anlaşıldığından birleşen davanın reddi cihetine gidilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
*Birleşen dava yönüyle mahkememizce oluşturulan ilk hükme yönelik istinaf başvurusu esastan reddedilmiş ve bu haliyle birleşen dava, istinaf denetimi sonucunda kesinleşmiş olmakla birleşen davaya yönelik aşağıda dökümüne yer verilen yargılama giderleri ve vekalet ücreti ilk hükümde hesaplandığı şekilde bırakılarak yeni bir hesaplama ve değerlendirme yapılmamıştır." gerekçesiyle "A)ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
1-Davalı şirketin feshine yönelik isteğin REDDİ ile 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3. maddesi uyarınca davacının, Erzurum Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... ... sicil numaralarında kayıtlı davalı ... Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt Ve Nakliye Ticaret Sanayi Limited Şirketi ortaklığından ÇIKARILMASINA,
2-93.135.871,41 TL. tutarında çıkma payı alacağının (ayrılma akçesi) davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
3-Karar kesinleştiğinde kararın bir örneğinin Erzurum Ticaret Sicili Müdürlüğüne GÖNDERİLMESİNE,
B)BİRLEŞEN DAVA (2019/... ESAS) YÖNÜNDEN;
1-Davanın REDDİNE," şeklinde karar verilmiş, karara karşı asıl ve birleşen dava davacısı vekili ve asıl ve birleşen dava davalısı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
İSTİNAF İTİRAZLARI:
Asıl ve birleşen dava davacısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; asıl dava yönünden davalı şirket ... Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt ve Nakliye Ticaret Sanayi Limited Şirketinin haklı sebeplerle feshine ve tasfiyesine karar verilmesi gerekirken müvekkilinin ortaklıktan çıkarılması ile ayrılma akçesine hükmedilmesi kararının hatalı olduğunu, ortaklık ilişkisinin sürdürülmesi artık imkansız hale geldiğinden şirketin tasfiyesinin istenmesinin zorunlu hale geldiğini, gelinen aşama itibariyle dosya kapsamında alınan bilirkişi raporlarının birbirinden bağımsız ve tutarsız olduğunu, bu haliyle konunun ciddi bir uzmanlık gerektirdiği de gözetilerek yeni bir rapor alınması gerekirken mahkemece bu taleplerinin reddedildiğini, denetime ve hüküm kurmaya elverişli bir rapor alınmadan eksik hesaplamalarla ayrılma akçesine karar verilmesinin kabulünün mümkün olmadığını, davaya konu olan akaryakıt istasyonlarının maddi değeri ve şirket sermayesi, mal varlığı göz önüne alındığında hükmedilen ayrılma akçesinin müvekkilini maddi olarak zarara uğratacağını, enflasyon şartları da nazara alınarak hesaplama yapılması gerekirken hükmedilen miktarın kabulünün mümkün olmadığını, ayrılma akçesine hükmedilirken şirketin gerçek değeri üzerinden ayrılma akçesine hükmedilmesi gerektiğini, hükmedilen miktarın şirketin gerçek değerinin çok altında olduğunu, karar tarihine en yakın gerçek değer üzerinden hesaplama yapılması gerekirken sık değişen enflasyonist zeminde müvekkiline hükmedilen ayrılma akçesinin de bu durumda değer kaybedeceğini, tevdi edilen bilirkişilerin uzman bilirkişi olmadıklarını, hatalı hesaplamalar yaptıklarını, ...Akaryakıt İstasyonunun bulunduğu taşınmazın bedelinin dahi 250.000.000,00-TL olduğunu, kaldı ki dosya kapsamında akaryakıt istasyonlarının marka değerlerinin dahi dikkate alınmadığını, her akaryakıt istasyonlarının taşınmaz değeri, konumu, kar marjı, marka değeri, şirketin özvarlığı bedelleri dikkate alınmaksızın yapılan hesaplama neticesinde hükmedilen ayrılma akçesi miktarının düşük olduğunu, kabul etmediklerini, kararda ayrılma akçesinin faiz türü ve faiz başlangıç tarihinin de belirtilmediğini, faiz başlangıç tarihinin kararda belirtilmesinin gerektiğini, bu yönüyle de kararın eksik ve hatalı olduğunu, şirketin tasfiyesinin mümkün olmaması halinde ayrılma akçesinin gerçek değerinin yeniden hesaplanması gerektiğini, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Asıl ve birleşen dava davalısı vekili istinaf dilekçesinde özetle; bilirkişi heyetinin müvekkil şirkete ait mal varlığının bedellerini tespit ederken dava tarihi itibariyle değerlendirme yapmaları gerektiği kanaatinde olduklarını, ekonomik talepler bakımından her talep ve dava açıldığı tarih itibariyle değerlendirmeye tabi tutulması gerektiğini, 2019 yılında açılan iş bu davada 2025 yılı fiyatlarına göre yapılan değerlendirmenin hakkaniyete uygun olmayacağını, bu sebeple dava tarihi itibariyle yapılmayan fiyatlandırmanın hükme esas alınmasının hukuka ve hakkaniyete aykırılık teşkil ettiğini, bilirkişi heyetinin dava konusu petrol istasyonları ile ilgili fiyatlandırma yaparken şirket ortaklarınca aralarında yapılan bölünme ve fiziki taksime göre davacıya isabet eden dava konusu ... ada .... nolu parsel üzerinde yerleşik ... markası altında faaliyet gösteren akaryakıt istasyonunun iş bu rapor tarihi itibariyle bedelinin 27.853.914,66-TL gibi çok düşük ve hatta komik bir bedel belirlenmişken, bu istasyonun hemen karşısında yani aynı lokasyonda bulunan işletme kapasitelerinin ve ekonomik değerlerinin birbirine yaklaşık olması icap eden ... ada .... nolu parsel üzerinde yerleşik olan ve ...markası altında faaliyet gösteren akaryakıt istasyonunun rapor tarihi itibariyle bedelinin 95.889.549,13-TL olarak hesaplanmış olmasının hesaplamaların bilimsel metotlarla yapılmadığının göstergesi olduğunu, davacının davasını ikame ederken şirket ortakları arasında yapılan paylaşım noktasında sadece iki petrol istasyonu arasındaki sözde dengesizliği dava konusu etmişken paylaşım iradesi ile diğer ortağa ve dolayısıyla müvekkil şirkete bırakılan tüm mal varlığının bilirkişi raporuna konu edilmesinin davacının talebinin bilirkişi ve dolayısıyla mahkeme eliyle genişletilmesi sonucunu doğuracağını, böyle bir durumda mahkemece bir denkleştirme yapılabilmesini teminen ortaklar arasında imza edilen 20.03.2012 tarihli sözleşme kapsamında aşamalarda yazılı ve sözlü olarak beyan ettikleri ve belgelerini de sundukları anlaşma gereğince davacıya ortaklık payına karşılık olarak fiilen devredilen ve verilen tüm menkul, gayrimenkul malların ve nakit ödemelerin, yine aşamalarda yazılı ve sözlü olarak beyan ettikleri ve belgelerini de sundukları anlaşma gereğince fiilen davacıya devredilen ... Petrol tesisine ilişkin müvekkil şirket tarafından yapılan tüm vergi ödemelerinin ve davacıya bu bölünme ve paylaşım için ödenen tüm nakit paraların güncel olarak hesaplanarak buna göre denkleştirme yapılması gerektiğini ve bu hususlara dair de bir bilirkişi incelemesi yapılmasının bir zorunluluk olduğunu, bu hususlara ilişkin bilgi ve belgelerin delil listeleri ve diğer beyan dilekçeleri ekinde bozma öncesi ilk derece mahkemesine sunulduğunu ve dosyada mevcut olduğunu, ayrıca yine delil listesinde şirket ortakları arasında davacının ortaklıktan çıkarılması ve mal varlığının paylaşımına ilişkin bilgileri bulunan tanıklarının isimlerinin de bildirildiğini, bu tanıkların dinlenmesini müteakiben aynı heyetten veya başka bir bilirkişi heyetinden rapor aldırılması taleplerinin de kabul edilmediğini, mahkemece şirketin feshi isteminin reddine ve davacının şirket ortaklığından çıkarılmasına dair verilen karar yerinde ise de; █████/2025 tarihli hesap bilirkişi raporunda göre davacının ayrılma akçesinin 93.135.871,41-TL gibi çok fahiş bir bedelin tespit edilmesinin kabul edilemez olduğunu, tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
UYUŞMAZLIĞIN TESPİTİ, DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Asıl dava, limited şirketin haklı nedenle feshi ve tasfiyesine karar verilmesi, birleşen dava ödenmeyen kâr payı alacağının tahsiline karar verilmesi istemine ilişkindir.
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususlarıyla sınırlı olarak inceleme yapılmıştır.
Mahkemece █████/2021 tarihli ve 2019/...Esas, 2021/...Karar sayılı ilamı ile;
Asıl Dava ve Birleşen 2019/.... Esas sayılı davanın REDDİNE, karar verilmiştir.
Hükme karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yolu başvurusu üzerine, Dairemizin █████/2023 tarihli ve 2021/... Esas 2023/... Karar sayılı ilâmı ile özetle;
"...Dosyadaki bilgi ve belgelerin incelenmesinde, davacı vekilinin asıl davada, müvekkilinin davalı şirketin ortağı ve yetkili müdürü olduğunu, davalı şirketin █████/... tarihinde kurulduğunu, kurulduğu tarihten itibaren 2 ortaklı olarak faaliyet sürdürdüğünü, ortakların her birinin münferiden şirketi temsil yetkisine sahip müdürler olduğunu, bu kişilerden birinin davacı ... ..., diğerinin ise ... ... olduğunu, şirketin kurulduğu günden itibaren ...'te ...Akaryakıt İstasyonu'nu işlettiğini, █████/... tarihinde ...'te ... Akaryakıt İstasyonu'nu açtığını, davalı şirketin diğer ortağı ... ...'nun şirketler hukuku prensiplerine aykırı olarak tutum ve davranışlar içerisine girdiğini, davacının aile şirketinin devamı için bu tür hareketleri hoşgörüyle karşılamasına karşılık gelinen noktada ... ...'nun tutum ve davranışları nedeniyle davacının şirket ilişkisini devam ettirmesinin mümkün olmadığını, diğer ortak ... ...'nun defacto şekilde ....Yakıt İstansyonu'nu kendi yararına kullandığını, kendisine kar payı ödemediği, davacı ile diğer ortak arasında imzalanan █████/2012 tarihli sözleşme şartlarının yerine getirilmediğini, şirket ilişkisini devam ettirmenin davacıdan beklenmesinin mümkün olmadığını ileri sürerek davalı şirketin fesih ve tasfiyesine karar verilmesini talep ettiği, davalı vekilinin davacı iddialarının haklı olmadığını savunarak davanın reddini istediği, birleşen davada davacı vekilinin kar payı ödemesine karar verilmesini istediği, davalı vekilinin davanın reddini istediği, mahkemece, yapılan yargılama, toplanan deliller ve tüm dosya kapsamına göre asıl ve birleşen davanın reddine karar verildiği anlaşılmaktadır.
Davacı ile davalı şirketin diğer ortağı arasında imzalanan "Sözleşme" başlıklı █████/2012 tarihli adi yazılı sözleşmede; "20.03.2012 tarihinde ... ... ve ... ... ...Akaryakıt İstasyonunda oturup, ... ... Firması ile ... Ltd. Şti.'nin paylaşımı konusunda oturup anlaşmaya vardılar. Antlaşma sonucu olarak makina parkı fişenk çekilerek tarlalar fişenk çekilerek, dubleksler fişenk çekilerek belirlenmiştir. Geriye kalan ev hisseleri netleştikten sonra ikiye bölünecektir. Yine geriye kalan iki adet istasyona ... istasyonu ... ...'ya, ...Akaryakıt İstasyonu ise ... ...'ya verilecektir. Ancak ...Akaryakıt İstasyonunun fiyat farkından dolayı ... ... ... ...'ya 1.650.000TL ödeyerek devr alacaktır. Bu tarihe kadar ve bu tarihten sonra bütün borç yükümlülüğü ... ...'ya ait olacaktır. Banka-kurum ve kuruluşlardaki bütün alacak ve borçlar ... ...'ya aittir. " denilmektedir.
Davacı ile davalı şirketin diğer ortağı arasında düzenlenen adi yazılı şekildeki █████/2012 tarihli sözleşmede öngörülen 1.650.000,00 TL'lik ödemenin yapılmadığı davaya cevap dilekçesinde kabul edildiği gibi, diğer ortak ... ...'nun Mahkemede verdiği ifadede sözleşmede öngörülen 1.650.000,00 TL'nin bir kısmını ödemediğini ikrar ettiği görülmektedir. Bu ödemenin yapılmama nedeni olarak davacıya düşen ... Akaryakıt İstasyonunun borçlarının ödendiği gerekçe olarak gösterilmekte ise de sözleşmede bu tarihe kadar ve bu tarihten sonra bütün borç yükümlülüğünün davalı üzerinde bulunduğu da belirtildiği anlaşılmaktadır. Bu nedenle ilk derece mahkemesince █████/2012 tarihinde imzalanan sözleşme hükümlerinin yerine getirildiği sonucuna varılarak diğer ortak ... ...'nun geriye kalan bedeli ödemeye hazır olduğunu bildirdiği de değerlendirilerek davacının bu sözleşme ile bağlı kalmadığına dair beyanının iyi niyetli olmadığı sonucuna varılarak davanın reddine karar verilmesinin isabetli olmadığı, davacının kendisine ödeme yapılacağı inancıyla 2012 yılından 2019 tarihine kadar karşı tarafa süre tanımış olmasının da davacıyı kötü niyetli yapmayacağı gibi davalının kendisinin ödeme yapmak istemesine rağmen davacının bunu kabul etmediğine dair savunmasını ispata yarar bir delil de sunulmadığı görülmektedir. Davalı şirkete ait iki ayrı işletmenin iki ortaklı şirkette ortaklar arasında yönetim ve gelir yönünden paylaşılmasına yönelik bir anlaşma yapılmasına ihtiyaç duyulması hususunun işletmelerin birlikte yönetilmediği noktasında bir kanaat oluşmasına neden olduğu ve esasen şirketin fiilen ayrıldığı aynı unvan altında faaliyet sürdüren iki ayrı akaryakıt istasyonu olduğu dosya kapsamından anlaşılmaktadır. Yine belirtmek gerekir ki tarafların ortaklık ilişkisin sonlandırma iradesinde olduğu taraflarca █████/2012 tarihinde imzalanan sözleşmeden de anlaşılmaktadır. Davacının daha düşük gelire sahip akaryakıt istasyonunu paylaşımda kabul etmesine karşılık kendisine yapılması gereken 1.650.000,00 TL ödemenin de eksik yapılması nedeniyle şirketin devamına katlanmasını beklemek doğru değildir. Zira hiç bir ortaktan haklı nedenlerle çekilmez hâle gelen bir ortaklık ilişkisini devam ettirmesi beklenemez (...., Sermaye Ortaklıklarının Yeni Hukuku, .... ...., s. ....). 6102 sayılı TTK 636/3 maddesinde haklı sebeplerin varlığında her ortağın mahkemeden şirketin feshini isteyebileceği, mahkemenin istem yerine, davacı ortağın payının gerçek değerinin ödenmesine ve davacı ortağın şirketten çıkarılmasına veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer bir çözüme hükmedilebileceği düzenlenmiştir.
Şirketler Hukuku bakımından şirketin devamlılığının sağlanılması esas olup, düzenleme uyarınca ekonomik değer taşıyan şirketin feshi yerine şirketi ayakta tutacak diğer çözüm yollarının hakimce değerlendirilmesi zorunludur.
Bu halde mahkemece, faaliyetine devam eden davalı şirket hakkında fesih yerine yasada öngörülen, davacı ortağın şirketten çıkarılması veya duruma uygun düşen ve kabul edilebilir diğer çözümlerin de tartışılıp sonucuna göre karar verilmesi (Y.11.HD. █████████ E.- █████████ K.) gerekirken yazılı şekilde davanın reddine karar verilmesi yerinde görülmemiştir.
Birleşen davaya yönelik istinaf talebi incelendiğinde; davacı ile davalı şirketin diğer ortağı arasında davalı şirkete ait iki ayrı akaryakıt istasyonunun gelirleri ve yönetimi kendilerine ait olmak üzere anlaşma sağlandığına dair █████/2012 tarihli anlaşmanın yapıldığı, █████/2020 tarihli bilirkişi raporunda da davalı şirkete ait ... istasyonunun davacı, ...İstasyonunun diğer ortak ... ... tarafından fiilen bağımsız iş yeri olarak işletildiği tespitlerine yer verildiği gözetildiği ve ortaklar kurulu tarafından kar payı dağılımına yönelik bir karar bulunmadığı (Y. 11. HD █████/2021 tarihli ve █████████ E.-█████████ K. sayılı ilamı) anlaşıldığından birleşen davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı sonucuna varmak gerekmiştir.
Asıl davaya yönelik olarak mahkemece 6102 sayılı TTK 636/3 maddesine göre bir değerlendirme yapılması ve gerektiğinde, davacı ortağın payının gerçek değerinin tespitine yönelik denetime elverişli ve gerekçeli bir bilirkişi heyet raporu alındıktan sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar verilmesi " gerekçesiyle davacı vekilinin birleşen davaya yönelik istinaf talebinin 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine, davacı vekilinin asıl davaya yönelik istinaf talebinin kabülüne; yerel mahkeme kararının, HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına karar verilmiştir.
Dairemizin kaldırma kararından sonra mahkemece yeniden yapılan yargılama neticesinde; bilirkişi raporları alınmış ve;
Mahkemece;
A)ASIL DAVA YÖNÜNDEN;
1-Davalı şirketin feshine yönelik isteğin REDDİ ile 6100 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 636/3. maddesi uyarınca davacının, ....Ticaret Sicili Müdürlüğünün ... ... sicil numaralarında kayıtlı davalı ... Petrol Ürünleri İnşaat Taahhüt Ve Nakliye Ticaret Sanayi Limited Şirketi ortaklığından ÇIKARILMASINA,
2-93.135.871,41 TL. tutarında çıkma payı alacağının (ayrılma akçesi) davalıdan alınarak davacıya VERİLMESİNE,
B)BİRLEŞEN DAVA (2019/...ESAS) YÖNÜNDEN;
1-Davanın REDDİNE, karar verilmiştir.
Hükme karşı davacı vekili ve davalı vekili istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
Limited şirketlerde, ortak, şirket sözleşmesinde yer verilen "haklı sebepler" çerçevesinde, genel kurul kararıyla şirketten çıkarılabileceği gibi, şirket sözleşmesinde öngörülmemiş olsa yahut şirket sözleşmesinde öngörülen "haklı sebepler" yer almasa dahi somut durum gerçekliğinde haklı sebep olarak kabul edilebilecek olguların varlığı halinde şirketin istemi üzerine mahkeme kararıyla ortaklıktan çıkarılabilecek ve çıkarma ile beraber şirkete karşı ayrılma akçesi istem hakkını haiz olacaktır.
Ayrılma akçesi, şirketten ayrılan ortağın, şirketle bağının kesilmesi sonucunda, payının karşılığında eline geçecek olan değere ilişkin bir alacak hakkıdır ki işbu özelliği sebebiyle ayrılma akçesi üçüncü kişilere devredilebilir, haczedilebilir, rehnedilebilir ve diğer hukuki işlemlere konu olabilir TTK'nın 641 ve 642. maddelerinde düzenlenen "ayrılma akçesi", şirket ortağının (genel kurul kararıyla yahut ölüm olgusu ile) çıkma veya çıkarılma suretiyle şirketten ayrılması sonucunda hak kazandığı bir tutar olup, ayrılan şirket ortağının esas sermaye payının gerçek değeri üzerinden hesaplanmaktadır.
Mahkeme kararıyla çıkarılmasına karar verilen ortağın, ayrılma akçesi, mahkeme kararının kesinleşmesiyle muaccel hale gelecektir. Bu sebeple mahkemece yazılı şekilde davacı lehine hüküm altına alınan çıkarılma payının kararının kesinleşmesiyle muaccel hale geleceğinin belirtilmemesi isabetsiz olmuştur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu ███████-658 E. ████████ K.)
Kamu düzeni yönünden re'sen yapılan değerlendirmede;
Harç kamu düzenine ilişkin olup mahkemece re'sen dikkate alınması gerekmektedir. Bu doğrultuda davacı lehine hüküm altına alınan ayrılma akçesi üzerinden tamamlama harcını yatırması için davacı tarafa kesin süre verilmesi gerekirken eksik harç ile yargılama yapılması yerinde değildir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi █████████ E. █████████ K.)
HMK.'nun 353/1-a-6. maddesinde "...Mahkemece, tarafların davanın esasıyla ilgili olarak gösterdikleri delillerin hiçbiri toplanmadan veya gösterilen deliller hiç değerlendirilmeden karar verilmiş olması" bölge adliye mahkemesince başvuruya konu kararın esası incelemeden kaldırılmasına karar verilmesi gereken haller arasında sayılmıştır. Somut olayda; yukarıda ayrıntılı biçimde izah edilen yargılamadaki eksiklikler uyuşmazlığın esasının çözümü için olmazsa olmaz niteliktedir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kısmen kabulü ile kararın HMK'nın 355 ve 353/1-a-6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının kararın kaldırılma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına, dosyanın (usulü kazanılmış haklara riayet edilerek) yeniden yargılama yapılmak üzere mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;
1-Davacı vekilinin istinaf kanun yolu başvurusunun KISMEN KABULÜ ile mahkemece verilen hükmün HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA,
2-Davacı vekilinin sair istinaf itirazlarının ve davalı vekilinin istinaf itirazlarının kararın kaldırılma sebep ve şekline göre şimdilik incelenmesine yer olmadığına,
3-Dava dosyasının HMK’nın 353/(1)-a maddesi uyarınca davanın yeniden görülmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-İstinaf kanun yolu başvurusu sırasında alınan peşin harçların yatıran tarafa iadesine,
5-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderinin İlk Derece Mahkemesinde verilecek yeni kararda dikkate alınmasına,
6-İİK 36. maddesi gereğince istinaf aşamasında tehiri icra talebi doğrultusunda yatırılan teminat olması halinde yatıran tarafa İADESİNE,
7-Kararın taraflara tebliği, harç ve gider avansı iadesine ilişkin işlemlerin yerel mahkemesince yerine getirilmesine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 353/1-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 27.04.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!