Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, davacının ticari satıştan kaynaklı fatura alacakları için itirazın iptalini talep ettiği, davalının ise ortaklık feshi ve usulsüz fatura iddialarıyla borca itiraz ettiği davanın özetidir.
Özet: Bu hukuki metin, davacının davalıya ticari satıştan kaynaklı düzenlediği ve davalının muhasebe kayıtlarına işlediğini ileri sürdüğü faturaların ödenmemesi üzerine açtığı itirazın iptali davasını özetlemektedir; davacı alacağının tahsili ve davalının takibe itirazının haksız olduğunu savunurken, davalı ise söz konusu faturaların önceki bir adi ortaklığın feshinden kaynaklanan herhangi bir alacak kalmadığını belirten sözleşmeye aykırı ve gerçeği yansıtmayan, şüpheli işlem kalıpları içeren usulsüz faturalar olduğunu iddia ederek borcu reddetmekte ve davacının kötü niyetli olduğunu belirtmektedir.

T.C.

ANTALYA
2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari satımdan kaynaklı bir uyuşmazlık mevcut olduğunu, müvekkili tarafından düzenlenen ... tarihli ... numaralı ... TL bedelli, ... tarihli ... numaralı ... TL bedelli, ... tarihli ... numaralı ... TL bedelli, ... tarihli ... numaralı ... TL bedelli, ... tarihli ... numaralı ... TL bedelli, ... tarihli .... numaralı ... TL bedelli, ... tarihli ... numaralı ... TL faturaların içeriklerinde yer alan ürünlerin fatura tarihi itibariyle davalı tarafa elden teslime edildiğini, teslimi izleyen 8 gün içerisinde de davalı tarafça fatura içeriklerine herhangi bir itirazda bulunulmadığını, davalı taraf fatura itirazında bulunmadığı gibi iş bu faturaları da muhasebe kayıtlarına işlediğini ve fatura KDV'lerini kullandığını, açıkça faturanın kendisine teslim edildiğinin ve fatura içeriğinden haberdar olduğunun fatura içeriklerini kabule ettiğinin ispatı olduğunu, davalı tarafın faize ve faiz oranına itirazının kötü niyetli olduğunu, taraflar arasında yer alan ticari işten kaynaklı faturada her ne kadar ödeme süresi kararlaştırılmamışsa da faturanın veya eş değer ödeme talebinin borçlu tarafından alınmasını takip eden 30 günlük sürenin sonu ödeme günü olduğunu ancak bu süre içerisinde de davalı tarafından ödeme yapılmadığını, müvekkilinin ticari satımdan kaynaklı alacağının varlığı ve miktarının düzenlenmiş faturalar ve ticari defterler ile yaklaşık ispat seviyesinde sabit olması davalının icra takibine haksız ve kötü niyetli itirazı nedeniyle alacağının tahsilinin geciktiğini ve davalının mal varlığını 3. şahıslara devretme veya kaçırma ihtimalinin kuvvetle muhtemel olması karşısında davalıya ait olduğu tespit edilecek taşınır ve taşınmaz mallar ile 3. kişiler nezdindeki hak ve alacakları üzerine ihtiyati tedbir konulmasını, davanın kabulü ile davalının borca ve icra takibine yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, borçlunun takip konusu alacağın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafından müvekkili aleyhine Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... /... esas sayılı dosyası ile haksız yere icra takibi başlatıldığını, bunun üzerine borca itiraz edildiğini, müvekkilinin davacıya borcunun bulunmadığını, davacının ... tarihinde Antalya ... . Noterliği'nin ... yevmiye numaralı adi ortaklık sözleşmesi imzaladığını ve ... tarihli adi ortaklık fesih ve hisse paylaşım sözleşmesi uyarınca adi ortaklığının sona erdiğini, bu sözleşmenin kar payları hususu ve son hükümler bölümünde tarafların her ne ad olursa olsun hak ve alacağının bulunmadığını ve henüz tamamlanmamış dönem açısından birbirlerinden hak ve alacağının bulunmadığını beyan ve kabul ettiklerini, böylelikle adi ortaklığın sona erdiğini ve davacının hiç bir alacağının kalmadığı, davalı ...'nin ise ... tarihinde ... ... ... Ltd Şti'ne ortak olduğunu, ... ... ile bu ortaklığın ... yılından ... yılına kadar devam ettiğini, ... yılında bu ortaklığın sona erdiğini, davacı ... ... ' nın yengesi olduğunu, tüm usulsüzlüklerin ana başlangıç noktasının burdan başladığını, dava konusu faturalara bakıldığında ... tarihleri ile ... tarihleri arasında kesilen toplamda 7 adet faturadan oluştuğunu, dava konusu faturalarda fatura düzenleyen ...'nın adresinin davalının ortağı olduğu ... ... ... ile aynı adres olduğunu, bu nedenle faturaların hiçbir şekilde gerçeğinin yansıtmadığını, ... ... Ltd Şti adına ... ... müvekkili ...'nin bilgisi dışında davacı ...'ya ... tarihli ... TL bedelli fatura kesildiğini, aynı faturada belirtilen malların 1 gün sonra ... tarihinde ... TL bedelli faturanın ...'ye kesildiğini, aynı malların 1 gün sonra ... tarafından şirket ortağı olan ...'ye kesildiğini, müvekkili kendi malını sözde yine ...'dan satın aldığını, ... tarihinde ... TL bedelli faturayı davacı ...'ya kestiğini, ... gün sonra aynı malları üzerine de karını koyarak ... TL ...'ye fatura kestiğini, davalının ortağı olduğu ... Ltd Şti ... tarihinde .... TL fatura kestiğini, fatura kesildikten sonra ... yine aynı malı ... TL bedel ile davalı ...'ye fatura kestiğini, ... tarihli ... Ltd Şti ... TL bedelli fatura ile ...'nın ... tarihli ...'ye kesilen ... TL'lik faturaların hiçbir gerçeği yansıtmadığını, yine davalının ortağı bulunduğu ... Ltd Şti'ye ... TL fatura ...'ya kesildiğini, 1 gün sonra ... TL bedelli fatura ile davalı ...'ye fatura edildiğini, ... firmasından ...'ya kesilen faturalar ile ...'nın müvekkiline kesilen faturaları karşılaştırıldığında haklılığının ortaya çıkacağını, davacının kötü niyetli olarak Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... /... Esas sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, dolayısıyla müvekkilinin asılsız faturalardan icra takibi ile haberi olduğunu bildirerek haksız ve kötü niyetli davanın reddine, kötü niyetli olarak açılan davada %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.
DELİLLER VE GEREKÇE :
Davacı vekili tarafından e-fatura, arabuluculuk son tutanağı delil olarak sunulmuş olup mahkememizce tarafların bağlı bulunduğu vergi dairesinden 2023 yılına ilişkin karşılaştırmalı alış satış analizleri istenilmiş, Uyap üzerinden Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... /... Esas sayılı dosyası dosyamız arasına alınarak tüm deliller toplanmıştır.
Dava, alım satım sözleşmesinden kaynaklı fatura alacağının tahsili için başlatılan takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.
Antalya Genel İcra Dairesi'nin ... /... Esas sayılı icra takip dosyasının incelenmesinde; davacı tarafından davalı aleyhine ... TL fatura alacağı ile ... TL işlemiş faiz olmak üzere toplam ... TL alacak üzerinden Örnek no 7 ödeme emri ile ilamsız icra takibine başlandığı, davalının süresinde itirazı üzerine takibin durduğu ve süresi içerisinde davanın açıldığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce öncelikle görev hususu incelenmiş olup, bu kapsamda gerçek kişi davacının tacir olup olmadığı araştırılmıştır.
Tarafların tacir olup olmadığının tespiti için Antalya Sanayi ve Ticaret Odası'na, Antalya Esnaf ve Sanatkarlar Odası'na ve Antalya Defterdarlığı'na müzekkereler yazılmış olup, gelen müzekkere cevaplarının incelenmesinde, Davalı ...'nin bilanço esasına göre defter tuttuğu ve tacir olduğu, davacının Ticaret Sicil Müdürlüğü'nde kaydının bulunmadığı, davacının esnaf sicilinde kaydının bulunduğu, davacının ... yılında işletme esasına göre defter tuttuğunun ve ... ve ... yılına ait gayri safi hasılat miktarını gösteren YGV beyannamelerinin gönderildiği görülmüştür.
01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanununun 4. maddesinde ticari davalar belirlenmiş olup, 5. Maddede ticari davalara Ticaret Mahkemelerince bakılacağı düzenlenmiştir. Mahkemelerin görevlerini belirleyen usul hukuku kuralları kamu düzenine ilişkin olup, davaya bakan mahkeme görevli olup olmadığı hususunu kendiliğinden değerlendirmelidir.
Mutlak ticari davalar yanında nisbi ticari davalar da bulunup, TTK'nun 4 maddesi 1 bendine göre, bir davanın nisbi ticari dava sayılabilmesi için her iki tarafın tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın ticari işletmesi ile ilgili olması gerekir. Maddedeki ticari işletme kavramının neyi ifade ettiği hususunun değerlendirilmesi gerekmektedir. 6102 Sayılı TTK'nun 11 maddesinde ticari işletme tanımı yapılmış ticari işletme ile esnaf arasındaki sınır Bakanlar Kurulunca çıkartılacak kararnamede gösterilir hükmüne binaen, █████/2007 tarih 26589 sayılı resmi gazetede yayınlanan ██████████ sayılı Bakanlar Kurulu kararı ile esnaf, sanatkar ve tacir sanayici ayrımı belirlenmiştir.
Bu belirlemeye göre VUK 177.maddesinde belirtilen hadlerden 1. ve 3. bendindeki konularda faaliyette bulunanların yarısını, 2.bendindeki faaliyetlerde bulunanların tamamı dikkate alınarak bu rakamları aşanlar tacir olarak kabul edilmiştir. TÜİK verilerine göre, davacının yaptığı işe göre 2.bentteki sınırlara ilişkin 2024 yılında defter hadlerine göre gayrisafi hasılat ... TL olarak belirtilmekle davalının en son (2024) gayrisafi hasılatı vergi beyannamesi ile ... TL olduğu bildirildiğinden davalının esnaf olarak kabulü gerekmektedir.
Nispi ticari dava yönünden yukarıdaki açıklamalara göre davacı gerçek kişinin durumu incelendiğinde, davacının işletme hesabına göre defter tuttuğu, ticaret sicil müdürlüğünde kaydının bulunmadığı, esnaf sicil kaydının bulunduğu, V.U.K.177. Maddeye tabi olmadığı ve buna göre de esnaf sınırının aşılmadığı görülmüştür.
Yukarıdaki tespitlere göre, olayda TTK 4.maddesi anlamında mutlak ve nispi ticari davanın söz konusu olmadığı, her ticari işin de ticari dava olmayacağı, yine görev hususunun kamu düzenine ilişkin olup yorum yolu ile genişletilemeyeceği, davalı tacir olup ticari işletmesini ilgilendirsede, davacı tacir olmadığından mahkememizin görevli bulunmadığı, görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğu anlaşılmakla, göreve ilişkin dava şartının olayda bulunmaması ve tamamlanmasının da mümkün olmaması sebepleri ile görevsizlik kararı vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere,
1-Dava dilekçesinin göreve ilişkin dava şartı yokluğu nedeniyle usulden REDDİNE, mahkememizin GÖREVSİZLİĞİNE,
2-HMK'nın 20. maddesi gereğince karar kesinleştiğinde ve süresinde (iş bu kararın kararın kesinleştiği tarihten; kanun yoluna başvurulmuşsa bu başvurunun reddi kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde) başvurulması halinde dava dosyasının yetkili ve görevli Antalya Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
3-HMK'nın 331/2 maddesi gereğince kararın kesinleşmesinden sonra:
a-Davaya görevli mahkemede devam edilmesi halinde yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,
b-Dosyanın görevli mahkemeye gönderilmesi talep edilmezse talep üzerine dosya üzerinden bu durumun tespitine ve davacının yargılama giderlerine mahkum edilmesine ilişkin karar verilmesine,
Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, 6100 sayılı HMK'nun 345 maddesi uyarınca bu gerekçeli kararın kendilerine tebliğinden itibaren iki haftalık süre içinde kararın Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili hukuk dairesince incelenmesi için istinaf kanun yoluna başvurma haklarının bulunduğuna dair, verilen karar, açıkça okunup, anlatıldı. █████/2026
Katip ...
¸e-imzalıdır
Hakim ...
¸e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!