Ankara Bölge Adliye Mahkemesi, hizmet alım sözleşmelerinde işçilik alacaklarını ödeyen ana işverenin, yüklenicilerden sözleşmeye göre tam rücu hakkına sahip olduğunu belirliyor.
Özet: Hizmet alım sözleşmeleri kapsamında çalışan işçinin işçilik alacaklarını ödeyen işverenin, bu ödemeleri sözleşme yaptığı yüklenicilerden rücuen talep ettiği davada, ilk derece mahkemesinin sözleşmede açık hüküm olmadığı gerekçesiyle sorumluluğu yarı yarıya paylaştırma kararına karşılık, Bölge Adliye Mahkemesi, işçinin yükleniciye ait olması, sözleşme bedeline işçilik maliyetlerinin dahil edilmesi ve işverenin sorumluluğunu öngören bir sözleşme hükmü bulunmaması nedeniyle, işverenin yaptığı tüm ödemeleri ve ferilerini yüklenicilerden eksiksiz talep etme hakkı olduğuna hükmetmiştir.

T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM 23. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████

T.C.
A N K A R A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ
23. H U K U K D A İ R E S İ
(D Ü Z E L T E R E K Y E N İ D E N
E S A S H A K K I N D A K A R A R)
ESAS NO : █████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
B Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R I
İNCELENEN KARARIN:
MAHKEMESİ : Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi
TARİHİ : █████/2019
ESAS-KARAR NUMARASI : 2018/5 E., ████████ K.
DAVA : Tazminat
KARAR TARİHİ : █████/2026
YAZIM TARİHİ : █████/2026
Davacı vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352 madde uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ :
Davacı vekili özetle: Müvekkili ile davalılar arasında hizmet alım sözleşmeleri imzalandığını, davalılar bünyesinde çalışmakta olan dava dışı işçinin işçilik alacaklarının tahsili amacıyla açtığı dava sonucunda icra dosyasına müvekkilince 15.745,70 TL ödeme yapıldığını, bu ödemeden davalıların sorumlu tutulması gerektiğini öne sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 15.745,70 TL alacağın ödeme tarihlerinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalılardan tahisline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Davalılar ......Ltd.Şti. vekili ile davalı ...Şti.vekili özetle: Davanın reddini savunmuşlardır.
Diğer davalı ... Şirketi usulüne uygun davetiye tebliğine rağmen cevap dilekçesi sunmamıştır.
İlk derece mahkemesince "......Davacı vekili, ihale ile taraflar arasında Hizmet alım sözleşmeleri yapıldığını,dava dışı işçi ... tarafından açılan dava sonucu kesinleşen karar ve icra takibi nedeniyle ödeme yapmak durumunda kaldıklarını , sözleşme gereği işçilik alacaklarından davalı firmaların sorumlu olduğunu ileri sürerek eldeki davayı açmıştır. Bir kısım davalılar vekilleri,sorumluluğun davacıda olduğunu savunarak davanın reddini dilemişlerdir. İhale evrakları, sözleşme ve şartnameler sunulmuş, Tavşanlı İş Mahkemesinin ████████ sayılı kesinleşmiş karar örneği, Tavşanlı icra Müdürlüğünün █████████ sayılı doyası ile tüm belgeler cep edilmiş,Bilirkişi incelemesi yaptırılmış, sözleşmede açık hüküm olmadığı, Hizmet İşleri genel şartnamesine atıf yapıldığı görülmüş ; yerleşik Yargıtay içtihatları uyarınca sözleşmede açık hüküm bulunmayan hallerde sorumluluğun yarı oranında olacağının kabulüne......" karar verilmiştir.
Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Sözleşme ve şartnamede çalıştırılan işçilerin yüklenici firma işçisi olduğunun anlaşıldığı, sözleşmenin iç ilişkide uygulanması gerektiği, üç firma ile yapılan sözleşmede de açık hüküm bulunduğu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiği nedenleriyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:
Dava, hizmet sözleşmesinden kaynaklanan alacak taleplidir.
Hizmet alım sözleşmeleri; ihale şartları ile belirlenen işin sözleşmede kararlaştırılan bedel ile yapılmasının üstlenildiği sözleşmelerdir. Bu sözleşme türünde yüklenicinin edimi, hizmetin kendi işçisi ile yerine getirilmesi, işverenin edimi ise sözleşme bedelinin ödenmesidir. Sözleşme kapsamında yapılması gereken iş yüklenici işçisi tarafından yerine getirilecektir. İş aktinin yüklenici ile işçi arasında yapıldığı hususu ihtilaflı değildir. SGK kayıtları da bu hususu doğrulamaktadır. Hizmet alımı tip sözleşmelerinde işverenin, yüklenici tarafından çalıştırılan işçinin ücretinin ödenmesi, sosyal haklarının takibi gibi denetim dışında işçiye karşı bir sorumluluğu yoktur. İşveren ile yüklenicinin İş Kanunu’na göre işçiye karşı müteselsilen sorumlu olmasına rağmen rücu ilişkisinde taraflar arasında imzalanan sözleşmenin uygulanması sözleşme hukukunun en temel ilkelerindendir.
İşçilik alacakları işveren tarafından ödenen işçinin; yüklenici işçisi olması, sözleşme ücretine işçinin ücret ve sosyal haklarının dahil olması, işverenin işçilik alacaklarından sorumlu olacağına dair sözleşmede bir hüküm bulunmaması hususları nazara alındığında işverenin işçiyi çalıştıran yüklenicilerden ödediği bedeli ve ferilerinin tamamını talep etme hakkı bulunduğunun kabulü gerekir.
Hizmet alım ihaleleri aynı yüklenici tarafından alındığı gibi, değişik yükleniciler tarafından da alınabilmektedir. Bu halde işyeri devri suretiyle işçiler yeni yükleniciye devredildiği için hizmet akitleri kesintiye uğramadan devam etmekte ve işçilik alacakları da bu doğrultuda hesaplanmaktadır.
İşçiye ödenen kıdem tazminatı iş sözleşmesinin feshedildiği tarihteki giydirilmiş ücret üzerinden hesaplanmakta olup, bu kıdem tazminatının tamamından işçiyi çalıştırdıkları dönemle orantılı olarak yükleniciler işverene karşı sorumludurlar.
Yıllık izinler kullanılmadığı taktirde iş sözleşmesinin feshi ile ücrete dönüşmektedir. Sözleşmeyi feshedenin son yüklenici olduğu ve yıllık izinlerinde bu fesih ile ücrete dönüştüğü göz önüne alındığında yıllık izin ücretinden son yüklenici sorumlu olacaktır.
Bu durumda İlk derece Mahkemesince, bu ilkeler doğrultusunda sözleşme ve eki şartnamelerden de bir çok maddesinde çalıştırılan işçinin yüklenici firmanın işçisi olduğu, davalı şirketlerin tam sorumlulukları esas alınarak davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, taraflar arasındaki hizmet alım sözleşmelerinde işçilik alacaklarından sorumluluk ile ilgili düzenleme bulunmadığı gerekçesiyle tarafların yarı oranında sorumluluklarının kabul edilerek yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamıştır.
Bu durumda Dairemizce, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, HMK 353/(1)-b.2. madde uyarınca, ilk derece mahkemesi kararını kaldırarak davanın kabulü yönünden yeniden esas hakkında karar verilmiştir.
HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:
1-) Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile:
HMK 353/1.b.2 madde gereğince, Ankara 13. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin █████/2019 tarih, 2018/5 E., ████████ K. sayılı kararını kaldırarak yeniden esas hakkında karar verilmesine,
"Davanın KABULÜNE, 15.745,70 TL'nin;
2.992,34 TL'sinin ... Paz. Ltd. Şti.,
7.723,98 TL'sinin ... Tic.Ltd. Şti.,
4.621,20 TL'sinin ... Ltd. Şti.'nden 06.06.2018 tarihinden avans faizi ile tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine,
Alınması gereken 1.075,58 TL harçtan peşin alınan 268,90 TL harcın düşümü ile eksik kalan 806,68 TL harcın davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
Davacı tarafından yatırılan toplam 300,30 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı taraf kendisini vekille temsil ettiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesince belirlenen 15.745,70 TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
Davacı tarafından yapılan kabule göre hesaplanan taktiren 743,23 TL yargılama giderinin davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
Davalılar tarafından yapılan masraf olmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
Talep halinde artan avansın davacıya iadesine,"
3-) Davacı tarafından yatırılan peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatırana iadesine,
4-) Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan 168,10 TL istinaf yargılama gideri ile 220,70 TL istinaf başvuru harcının davalılardan alınarak davacıya verilmesine,
5-) HMK 359/4 madde gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,
dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, HMK 361 madde gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oybirliğiyle karar verildi.█████/2026
Başkan
Üye
Üye
Katip

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!