Antalya Bölge Adliye Mahkemesinin, araç kiralama bahanesiyle hile ile imzalatıldığı iddia edilen senet nedeniyle ticari alacak davasında verilen ilk derece kararının incelenmesi.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının araç kiralama sözleşmesi yaparken hile ile senet imzaladığı, bu nedenle borçlu olmadığını ve senedin bedelsiz olduğunu iddia ettiği, davalının ise senedi iyi niyetle devralan hamil olarak temel ilişkiye dayalı defilerin kendisine karşı ileri sürülemeyeceğini savunduğu ticari alacak davasında, ilk derece mahkemesinin hile iddiasının davacı tarafından ispat edilemediği ve senedin davacıya ait imzasını taşıdığının kriminal raporla belirlendiği gerekçesiyle davayı reddeden kararına yönelik istinaf incelemesini konu edinmektedir.

T.C.
ANTALYABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ16. HUKUK DAİRESİKARAR TARİHİ:█████/2026T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ:DENİZLİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ:█████/2022DAVANIN KONUSU:Alacak (Ticari Satımdan Kaynaklanan)GEREKÇELİ KARAR YAZIM TARİHİ:█████/2026İlk derece mahkemesinin kararı süresi içerisinde istinaf edilmiş olduğundan dosya içerisinde bulunan belgeler okunup incelendi.Üye hakimin görüşü değerlendirildi.GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ: DAVACININ İDDİALARININ ÖZETİ: Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili hakkında, senet alacaklısı olarak görünen ... tarafından icra takibi başlatıldığını, müvekkilinin böyle bir borcu olmadığını, dava konusu senedi imzalamadığını, müvekkilinin araç kiralama sözleşmesi imzaladığı düşüncesi ile sözleşme içerisine kötü niyetle gizlenen bir senedi iradesinin fesada uğratılmasıyla imzaladığını, müvekkilinin esas itibarı ile senette ismi bulunan kimseleri tanımadığını, 2014-2015 yıllarında İzmir ... semtinde bir araç kiralama işlemi gerçekleştirdiğini, iradesi Borçlar Kanununun 30. Maddesi ve devamı maddeleri uyarınca fesada uğratılmış müvekkilinin senet lehtarı ... isimli kişiden nakden bir para almasının söz konusu olmadığını, senedin hile ile alındığını, eksik kısımlarının doldurulduğunu, böyle bir senedin bedelsiz bir senet hükmünde olduğunu, böyle bir senedi takibe konu etmek, takip yapmanın sebepsiz zenginleşmeye neden olacağını, ciro silsilesi ile senedi elinde bulunduran hamil ...'in senet lehtarı ... ve diğer cirantalar arasında senedin bedelsiz olduğu bilinmesine rağmen kötü niyetle, davacıyı zarara uğratmak amacı ile bir anlaşmanın olduğunu, taraflar arasındaki ticari ilişkinin araştırılması gerektiğini, dava konusu senedin başka bir belgeden yırtılarak ayrıldığını, kira sözleşmesine raptedilmiş ek bir metin olup müvekkilinin bilgisizliği ve acemiliğinden yararlanılarak hile ile alındığını, müvekkilinin de sanki sözleşme imzalıyormuş hissi uyandırılarak senet imzalatıldığını, senedin ciro silsilesi ile temlik edildiğini, takibin hukuka aykırı olduğunu, senet üzerindeki vade tarihinin yaklaşık 3 yıl öncesinin tarihi olduğunu, ortada gerçek bir borç olması durumunda şimdiye kadar çoktan takibe konu edileceğini, zira kimsenin vade tarihinden itibaren alacağını tahsil etmeyip 3 yıl beklemesinin hayatın olağan akışına uygun bir davranış olmadığını bildirerek davanın kabulüne, müvekkilinin davalılara borçlu olmadığının tespitine, tedbiren Denizli 2. İcra müdürlüğünün ... sayılı takibin durdurulmasına, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. DAVALININ SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının iddialarının yersiz olduğunu, usul ve yasaya aykırı davanın reddine karar verilmesini, davalı müvekkili dışındaki davalıların adreslerinin bildirilmediğini, dava dilekçesindeki bu eksiklik nedeni ile davanın usulden reddi gerektiğini, takip dayanağı belgenin kambiyo vasfına haiz bir belge olduğunu, bononun sıhhatine yönelik bir iddianın mevcut olmadığını, kambiyo senetlerinde temel ilişkiden kaynaklanan bir definin sadece tarafları arasında ileri sürülebileceğini, buna mukabil ciro silsilesi yoluyla devralan kişiye karşı ileri sürülememesi olduğunu, takip dosyası içerisinde bulunan bononun müvekkili ...'e tevdi edildiğini, müvekkilinin söz konusu bonoyu kendisinden önceki son cirantadan alacağı karşılığında aldığını, önceki cirantaları lehtar ve keşideciyi tanımadığını, tarafların arasındaki hukuki ilişkiden haberi olmadığını, davacı tarafın araç kiralama sözleşmesine teminat olarak verildiği iddiası ve senedin sonradan doldurulmuş olması dayanağı ile bedelsiz bedelsiz olduğu gibi iddiaların tamamının lehtar ile keşideci arasındaki defilere ilişkin iddiaları kapsadığını, iyi niyetli hamil davalıyı bağlayıcı iddialar olmadığını, müvekkilini hukuken bağlayıcı bir durumun söz konusu olmadığını bildirerek davanın esastan reddine karar verilmesini, davacı borçlu aleyhine asıl alacak üzerinden %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesine karar verilmesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin karşı tarafa yüklenmesini karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... hile iddiasını ispat yükü davacı tarafa düşmekle davacı tanık olarak annesi ...'u dinletmiş olmakla başkaca bir beyan yahut delil de dosyaya sunamamış Denizli C.Başsavcılığı'nın takipsizlik kararı, Denizli 2. İcra Müdürlüğü'ne ait ... Esas sayılı dosya , savcılıkça alınan kriminal rapor ile senedin ön yüzündeki ... adına atılan imzanın davacıya ait olduğuna dair rapor ve tüm bilgi ve beyanlar birlikte değerlendirildiğinde tek tanık olan ...'un davacının annesi olup tarafsız olamayacağı değerlendirmekle senedin ne şekilde düzenlendiği hususunda görgüye dayalı bilgisi de olmadığı anlaşılmakla, tanık beyanlarına itibar edilememekle, davacının dava dilekçesinde iddia ettiği hususların varlığını ortaya koyacak ve davacının davalı ...'ya borcunun olmadığına dair mevcut delil durumu itibariyle iddiası soyut nitelikte olup kesin ve yeterli delillerle sabit olmadığı, davacı tarafın bununla birlikte Yemin deliline açıkça dayanmamış olduğu anlaşılmakla davacının davasını Davalı ... yönünden ispatlayamadığı kanaatine varılmış olup, ancak dosyada Davalılar ..., ... ve ... yönünden HMK 119/2 B maddesi gereğince █████/2018 tarihli ara karar gereğince █████/2018 tarihi itibariyle açılmamış sayılmamasına karar verilmiş; bununla birlikte davalı ... yönünden ... söz konusu senette ciro silsilesi ile son hamil olup; lehtar ile keşideci arasındaki temel borç ilişkisindeki defiler iyi niyetli son hamile karşı ileri sürülemeyeceğinden, davalı ...'in iyi niyetli son hamil olmadığını da yine davacı dosyadaki mevcut delil durumu ile ispat edemediğinden davanın davalı ... yönünden de reddi yoluna gidilerek ve ayrıca davalının kötü niyet tazminatı talebinin şartları oluşmadığından.." şeklindeki gerekçe ile, davanın davalı ... yönünden reddine, davalının kötü niyet tazminatı talebinin yasal şartları oluşmadığından reddine, davalılar ..., ... ve ... yönünden HMK 119/2 B maddesi gereğince █████/2018 tarihi itibariyle açılmamış sayılmamasına karar verilmiştir.İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Karara karşı, davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; olayla ilgili olarak Denizli Cumhuriyet Başsavcılığına yaptıkları suç duyurusunun takipsizlik kararı ile sonuçlandığını, yaptıkları itirazın reddedildiğini, senedin hile ile alındığını, bedelsiz senet hükmünde olduğunu, delillerinin toplanmadığını, senette hak sahibi olarak görünen ... ile ...'ün hayalı kişiler olduğunu düşündüklerini beyan ederek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ ve GEREKÇE: Dava, menfi tespit ilişkindir.Mahkemece yukarıda yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.Dairemizce istinaf incelemesi, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece önce ... esas sayılı dosyada yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, kararın istinaf kanun yoluna götürüldüğü, Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin ... Esas, ... Karar sayılı ilamı ile; "..Uyuşmazlıkta davacının keşidecisi, davalıların ise lehtarı, cirantaları ve en son hamili olduğu bono takibe dayanak kılınarak kambiyo senetlerine özgü genel haciz yolu ile ilamsız icra takibinin başlatıldığı, davacının bononun hile kendisinden alındığına yönelik iddiasının bulunduğu gözetildiğinde bono ile ilgili TTK hükümlerinin tartışılması ve değerlendirilmesi gerektiğinden, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 4. maddesi uyarınca uyuşmazlığın çözümünde görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesidir. TTK’nın 26/6/2012 tarih ve 6335 Sayılı Yasanın 2. maddesi ile değişik 5. maddesinde Asliye Ticaret Mahkemesi ile Asliye Hukuk Mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişkinin görev ilişkisi olduğu ve bu durumda göreve ilişkin usul hükümlerinin uygulanacağı düzenleme altına alınmıştır. Mahkemenin görevi dava şartı olup, yargılamanın her aşamasında resen gözetilir. Mahkemece öncelikle bu husus gözetilerek görevsizlik kararı verilmesi gerekirken, davanın esasına girilip yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu nedenle davacı vekilinin istinaf başvurusunun re'sen nedenlerle kabulü gerekir ..." şeklindeki gerekçe ile kararın kaldırılmasına karar verildiği, yargılamanın iş bu istinaf incelemesine tabi dosya üzerinden devam edildiği anlaşılmaktadır.HMK'nın 359/3 maddesi uyarınca; dosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK'nın 355/1 maddesi gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kambiyo senetlerinin sebepten mücerret olma özelliğine sahip olmasına ve imzaların istiklali ilkesinin kambiyo hukukunda geçerli olmasına, davacının iddiasını ispat edememesine, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı vekilinin istinaf itirazları yerinde görülmediğinden HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; 1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesi kararına ilişkin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gerekli 732,00 TL istinaf karar harcından peşin olarak yatırılan 615,40 TL harcın mahsubu ile bakiye 11,60 TL istinaf karar harcının davacı taraftan tahsili ile Hazine'ye GELİR KAYDINA, 3-Davacının istinaf başvurusu nedeniyle yaptığı yargılama masraflarının kendi üzerinde BIRAKILMASINA, 4-Kullanılmayan istinaf gider avansının 6100 sayılı HMK'nın 333. maddesi uyarınca ilk derece mahkemesince ilgilisine İADESİNE, 5-İstinaf incelemesi dosya üzerinden yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,6-Kararın ilk derece mahkemesi tarafından taraflara TEBLİĞİNE, Dair, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliğiyle ve 6100 sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince dava değerinin temyiz kesinlik sınırının altında olması nedeniyle kesin olarak karar verildi....