İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin peyzaj ve çevre düzenlemesi eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağa dayalı icra takibine itirazın iptali davası istinaf kararı.
Özet: Davacı, davalıya ait AVMde yaptığı peyzaj ve çevre düzenlemesi işlerine karşılık 980.723,01 TLlik faturanın ödenmeyen 740.723,01 TLlik kısmı için başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptalini, davalının faturayı mail yoluyla tebellüğ ve mutabakat metniyle kabul ettiğini, 240.000 TL ödeme dışında bakiye borcu bulunduğunu iddia ederken; davalı, davacının delil sunmadığını, 240.000 TL dışındaki 428.400 TLlik çek ödemesi ve işlerdeki sorunlar nedeniyle borçlu olmadığını, hatta kendisinin davacıya 28.500 TLlik fiyat farkı faturası düzenlediğini ve ihtiyati haciz koşullarının oluşmadığını belirterek davanın reddini ve tazminat talebinde bulunmuştur.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA TARİHİ : █████/2020
KARAR TARİHİ : █████/2023
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 11.06.2026
KARARIN YAZ. TARİHİ : 11.06.2026
İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.07.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davacı vekili ile davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesi ile özetle; Davacı müvekkili tarafından davalı şirkete ait ....AVM’de yapılan peyzaj, çevre düzenlemesi ve imalat işlerine ilişkin █████/2020 tarihli 980.723,01 TL bedelli faturanın düzenlendiğini, verilen hizmetlerin karşılığı olarak düzenlenen bu faturaya istinaden ödeme yapılmayan 740.723,01 TL’lik kısmı için İzmir 13. İcra Müdürlüğü’nün █████████ sayılı dosyası ile takip başlattıklarını, borçlu davalının ileri sürmüş olduğu itirazlarının kötü niyetli olduğunu, müvekkiline takip konusu faturaya ilişkin olarak davalı tarafça ayrı ayrı tarihlerde olmak üzere toplam 240.000,00 TL ödeme yapıldığını, bu ödemeler mahsup edilerek bakiye alacak için icra takibi başlatıldığını, söz konusu faturanın █████/2020 tarihinde davalı şirkete mail yolu ile gönderildiğini ve faturanın davalı şirket tarafından kabul edildiğini, 6102 sayılı TTK’nın 21/2 maddesi uyarınca faturayı alan kişinin aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde faturanın içeriği hakkında itirazda bulunmazsa içeriğini kabul etmiş sayılacağını, davalı tarafın süresi içinde herhangi bir itirazda bulunmadığını, ayrıca dilekçe ekinde sundukları █████/2020 tarihli mutabakat metniyle de fatura tutarını açıkça kabul ettiğini, davalı şirketin aldığı hizmetin bedeli olarak düzenlenen faturanın 740.723,01 TL’lik kısmını ödemeyerek temerrüde düştüğünü, arabuluculuk görüşmelerinde anlaşma sağlanamadığını belirterek, dava sonunda davacının alacağını tahsil etmesini zorlaştıracak yahut imkansız hale getirecek şekilde telafisi mümkün olmayan zararların oluşmasını engellemek adına davalı şirketin üzerine kayıtlı menkul, gayrimenkul ve araçları ile banka hesapları üzerine İİK’nın 257. maddesi uyarınca ihtiyati haciz konulmasını, davalının itirazının iptaline, müvekkili yararına % 20’den az olmamak üzere icra inkar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesi ile özetle; Davacının ne icra takibine ne de davaya dayanak yapmış olduğu iddia edilen borca esas belgeleri dosyaya sunmadığını, söz konusu delillere ilişkin beyanda bulunma haklarını saklı tuttuklarını, müvekkili davalı ile davacı arasında peyzaj ve çevre düzenlenmesi konusunda bir ticari ilişki olmakla beraber davacının müvekkili davalı şirketten hiçbir hak ve alacağının bulunmadığını, davalı tarafa ayrı ayrı tarihlerde yapılan toplam 240.000,00 TL’lik ödeme hakkında uyuşmazlık bulunmadığını ancak bu ödemelerin yanı sıra müvekkili şirketin diğer ödemeleri de yaptığını, .... sistemine üye olan davacıya █████/2020 tarihinde 428.400,00 TL bedeli .... çeki ile ödeme yapıldığını; davacının düzenlemiş olduğu faturaya konu işlerin bazılarında sorun oluştuğunu, davacıyla yapılan şifahi görüşmelerde bu hususların davacı tarafından da kabul edildiğini, taraflarca mutabık kalınan 28.500,00 TL bedel yönünden müvekkili davalı şirketin █████/2020 tarihinde davacıya fiyat farkı faturası düzenlediğini, davacının da anılan faturaya yasal süresi içinde itiraz etmediğini, tarafların ticari defterleri üzerinde yapılacak bilirkişi incelemesinde de müvekkili davalı şirketin borçlu olmadığının görüleceğini, ihtiyati hacze karar verilebilmesinin ön koşulunun İİK 258/1 maddesi ikinci cümlesinde de belirlendiği üzere ihtiyati haciz sebeplerinin varlığının ihtiyati haciz isteyen tarafından mahkemede kanaat oluşturacak şekilde dosyaya sunulması gerektiğini, davacı tarafça yaklaşık ipsat kuralı çerçevesinde mahkeme nezdinde kanaat oluşturacak nitelikte delil, bilgi ve belge sunulmadığını, sunmuş olduğu belgelerin yeterli olmadığını, dava konusu alacağın varlığı ve muaccel olup olmadığı yargılamayı gerektirdiğinden ihtiyati haciz isteğinin reddine karar verilmesi gerektiğini, ödemeyi gerçekleştiren taraf olması nedeniyle davanın.... A.Ş.’ye ihbar edilmesi gerektiğini, davanın haksız ve dayanaksız olduğunu belirterek, davanın reddine, müvekkili yararına % 20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatının davacıdan tahsiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili tarafından ön incelemenin yapılarak uyuşmazlık konularının belirlendiği █████/2022 tarihinden sonra verdiği █████/2022 tarihli “cevap dilekçesinin ıslahı” konulu ıslah dilekçesi ile özetle; Eser sözleşmesinden kaynaklanan bu tür davaların ticari dava olduğuna ve ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin bir yasal düzenlemenin bulunmadığını, davacının gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğunu ve Esnaf ve Sanatkarlar Odasına kayıtlı olduğunu, tacir sıfatının bulunmadığını, bu nedenle görevsizlik kararı verilmesi gerektiğini, müvekkilinin .... AVM’nin sahibi olduğunu, tarafların bu AVM’nin iç ve dış mekanlarına peyzaj düzenlemesi, ahşap merdiven yapımı, ahşap durak yapımı, canlı bitki ve ağaç dikimi ile bunların altı aylık bakımının yapılması konusunda sözlü olarak anlaşmaya vardıklarını, davacı tarafça yapılacak işin mahiyeti, tasarımı, yer alacak canlı çiçek ve ağaçların türü, adet, yapay bitkilerin kalitesi, tasarımı ve benzeri ürünlerin niteliği ve niceliği davacı tarafça taahhüt ve imza edildiğini, müvekkili tarafından davacı tarafça da kabul edildiği üzere 240.000,00 TL ödeme yapıldığını, █████/2020 tarihinde taraflarca mutabık kalınan 28.500,00 TL bedel yönünden davacıya fiyat farkı faturasının düzenlendiğini, █████/2020 tarihinde 428.400,00 TL bedelli .... çeki verildiğini, davacının müvekkilinden herhangi bir hak ve alacağının bulunmadığını, davacının meydana getirdiği eserlerde “yanlış toprak seçimleri, bitkileri küçük bir alanda oldukça sıkışık bir şekilde yerleştirmesi, iyileştirme ve bakımlarını yapmaması, hastalıklı ağaçlar temin etmesi, kalitesiz yapay malzeme kullanması ve daha bir çok gizli ayıp olduğu, teklif, taahhüt ve fatura ettiği işlerin bazılarının hiç yapılmadığı” hususlarının belirlendiğini, sonradan ortaya çıkan söz konusu eksik ve gizli ayıplı işlerin İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ███████ D.İş sayılı dosyasında aldırılan █████/2021 tarihli bilirkişi raporu ile belirlendiğini, faturaya konu edilen peyzaj proje bedelinin gerçeği yansıtmadığını, faturaya konu edilen peyzaj proje tasarımı bulunduğu mevzuat ve yönetmeliğe uygun olmamakla beraber bu alacağın herhangi bir dayanağının da bulunmadığını, alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davacıya eksik ve ayıplı işleri gidermesi için ayıp ihbarında bulunulduğunu ancak davacının kendisine verilen sürede ayıpları gidermediğini, ıslah edilmiş bu cevap dilekçeleri yönünden ön inceleme duruşmasının yeniden yapılarak söz konusu dilekçelerinde belirtilen hususlarda uyuşmazlığın belirlenmesine, davanın .... A.Ş.’ye ihbar edilmesine karar verilmesini belirterek, ıslah edilmiş davaya cevap dilekçesinin kabulüne, davanın görev nedeniyle usulden reddine, bu olmadığı takdirde esastan reddine, takas ve mahsup defilerinin kabulü ile davacının eksik ve ayıplı yaptığı iş oranında bedelde indirim ile alacak istekleri yönünden takas mahsup uygulanarak takas defi nedeniyle davacının takasa bedel kısma tekabül eden alacakları yönünden isteklerinin reddine; mahkeme red konusunda aksi kanaatte ise takasa konu bedel kadar müvekkilinin alacaklı olduğunun kabulü ile davacının alacaklarının mahsubuna, müvekkili yararına kötü niyet tazminatına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin karşı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini istemiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 07.07.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Taraflar, davalı şirkete ait .... AVM’de peyzaj, çevre düzenlemesi ve imalat işlerinin davacı tarafından yapılması konusunda sözlü olarak anlaşmaya varmışlardır. Davacı bu iş kapsamında davalı adına █████/2020 tarihli KDV dahil 980.723,01 TL bedelli faturayı düzenlemiştir. Taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin kurulduğu tarih ve dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 470. maddesinde; “Eser sözleşmesi, yüklenicinin bir eser meydana getirmeyi, işsahibinin de bunun karşılığında bir bedel ödemeyi üstlendiği sözleşmedir.” düzenlemesine; 471. maddesinde; “(1)Yüklenici, üstlendiği edimleri işsahibinin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle ifa etmek zorundadır. (2) Yüklenicinin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alandaki işleri üstlenen basiretli bir yüklenicinin göstermesi gereken meslekî ve teknik kurallara uygun davranışı esas alınır. (3) Yüklenici, meydana getirilecek eseri doğrudan doğruya kendisi yapmak veya kendi yönetimi altında yaptırmakla yükümlüdür. Ancak, eserin meydana getirilmesinde yüklenicinin kişisel özellikleri önem taşımıyorsa, işi başkasına da yaptırabilir. (4) Aksine âdet veya anlaşma olmadıkça yüklenici, eserin meydana getirilmesi için kullanılacak olan araç ve gereçleri kendisi sağlamak zorundadır.” düzenlemesine; 479/1. maddesinde ise; “İş sahibinin bedel ödeme borcu, eserin teslimi anında muaccel olur.” düzenlemesine yer verilmiştir. Aynı kanunun 97. maddesinde de; “Karşılıklı borç yükleyen bir sözleşmenin ifası isteminde bulunan tarafın, sözleşmenin koşullarına ve özelliklerine göre daha sonra ifa etme hakkı olmadıkça, kendi borcunu ifa etmiş ya da ifasını önermiş olması gerekir.” düzenlemesine yer verilmiştir. TMK'nın 6. maddesi uyarınca yasada aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlüdür. Taraflar arasındaki sözleşme yukarıdaki yasal düzenleme ve niteliği gereği bir eser sözleşmesidir. Davacı eseri yapmak, davalı da ödeme yükümlülüğünü yerine getirmekle yükümlüdür. Bu çerçevede de eseri ayıpsız, eksiksiz bir şekilde yapıp tamamladığını ispat yükü davacı tarafta, buna karşılık ödeme yaptığını ispat yükü de davalı taraftadır. Davalı taraf ödeme savunmasının yanı sıra davacı tarafça yapılan işlerde sorunlar olduğunu yani işin ayıplı olduğunu ileri sürmüştür. Eser sözleşmesinde ayıba ilişkin hükümler 6098 sayılı TBK'nın 474-478 maddeleri arasında eser sözleşmesinde ayıba ilişkin düzenlemelere yer verilmiştir. Bu kanunun 474. maddesine göre iş sahibi açık ayıplarda eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz (makul süre içerisinde) eseri muayene etmek ve açık ayıpları ihbar etmek zorundadır. Aynı kanunun 472/son maddesine göre ayıbın gizli olup sonradan ortaya çıkması durumunda ise iş sahibi gecikmeksizin (derhal) ayıbı yükleniciye bildirmek zorundadır. Aksi durumda eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılacaktır. 6100 sayılı HMK’nın 139. maddesinin 1. fıkrasında; “Mahkeme, dilekçelerin karşılıklı verilmesinden ve yukarıdaki maddelerde belirtilen incelemeyi tamamladıktan sonra, ön inceleme için bir duruşma günü tespit ederek taraflara bildirir. Çıkarılacak davetiyede aşağıdaki hususlar ihtar edilir:”, (ç) bendinde de; “Davetiyenin tebliğinden itibaren iki haftalık kesin süre içinde tarafların dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları, bu hususların verilen süre içinde yerine getirilmemesi hâlinde o delile dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarına karar verileceği” denmiştir. Davalı vekili dilekçesinde mail yazışmalarına da delil olarak dayanmış olmasına ve dosya inceleme tutanağı ile birlikte 6100 sayılı HMK’nın 139/1-ç madde hükmü hatırlatılmasına rağmen dosyaya mail yazışmalarına sunmamıştır. Mahkememizce, anılan yasal düzenleme çerçevesinde davalı tarafın mail yazışmalarına delil olarak dayanmaktan vazgeçmiş sayıldığı kabul edilmiştir. Dinlenen davalı tanıkları da ... çeki konusunda beyanda bulunmuşlardır. Yani ayıp konusunda herhangi bir beyanda bulunmamışlardır. Davalı tarafın delil olarak dayandığı İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ███████ D.İş sayılı tespit dosyasındaki delil tespiti ise dava açıldıktan sonra █████/2021 tarihli başvuru dilekçesi üzerine yapılmıştır. Dolayısıyla davalı taraf davacıya yasal süre içerisinde ayıp ihbarında bulunduğu hususunu ispata yarar delil sunmadığından, yani bilirkişi raporunda ayıplı olduğu belirtilen işler yönünden davalı tarafça yapılmış bir ayıp ihbarı olmadığından buna ilişkin davalı savunması haklı bulunmamıştır. Bilirkişi raporunda belirlenen eksik işler yönünden ise; davalı, davacı tarafından düzenlenen faturaya davalı itiraz etmemiş ve defterine kaydetmiştir. Davaya ve takibe konu faturaya davalı tarafından itiraz edilmemesi fatura içeriğinin kabulü bakımından yasal bir karinedir. Bu durumda artık fatura içeriğini, bedeli kabul etmiş sayılan davalının bu aşamadan sonra eksik iş bedelini de isteyemeyeceği kabul edilmiş, davalı tarafın takas mahsup isteği haklı bulunmamıştır. Taraflar arasında davalının, bu fatura nedeniyle 240.000,00 TL ödeme yaptığı konusunda uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davalı vekili ayrıca .... çeki ile 428.400,00 TL ödeme yaptığını, ayrıca “█████/2020 tarihinde davacı adına 28.500,00 TL tutarında fiyat farkı faturasının düzenlendiğini, bu konuda taraflar arasında anlaşmanın bulunduğunu” bildirmiştir. Davacı .... üyesi olmayıp, davalı tarafça ileri sürülen ve dosyaya sunulan sözleşme davacı tarafından imzalanmamış olduğundan, 428.400,00 TL tutarındaki ödemenin taraflar arasındaki bu ilişki nedeniyle yapıldığının kabulü olanaklı görülmemiştir. Faturanın davalı defterlerine kaydedilmiş olması nedeniyle sonuca etkili olmayacağı kanaatine ulaşıldığından davalı tarafın mutabakat metnindeki imzaya ilişkin itirazı ile ilgili olarak bilirkişi incelemesi yapılmasına gerek görülmemiştir. Mahkememizce davalı tarafa yemin deliline dayanıp dayanmayacakları konusunda yazılı beyanda bulunması ve yemin deliline dayanıyor ise yemin metnini hazırlayıp sunması konusunda 2 haftalık kesin süre verilmiş ancak davalı taraf verilen kesin süre içerisinde herhangi bir beyanda bulunmadığından yemin deliline dayanmaktan vazgeçtikleri kabul edilmiştir. Yasal sürede ayıp ihbarında bulunulduğu hususunun ve 240.000,00 TL tutarındaki ödeme dışında da ödeme yapıldığı yönündeki hususun davalı tarafça ispat edilememiş olması karşısında, davacının eser ücretine hak kazandığı kabul edilmiş ve haklı bulunan davanın kabulüne'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
1-Davalı vekili tarafından verilen 03.08.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Öncelikle Görev itirazlarının reddine ilişkin kararın eksik ve yanlış değerlendirme neticesinde verilmiş olduğundan istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını talep ettiklerini, 6102 Sayılı Türk Ticaret Kanunun 4. maddesine göre, bir davanın ticari dava sayılması için ya uyuşmazlık konusu işin, tarafların her ikisinin birden ticari işletmesi ile ilgili olması ya da tarafların tacir olup olmadıklarına veya işin tarafların ticari işletmesi ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın Türk Ticaret Kanunun veya diğer kanunlarda o davaya Asliye Ticaret Mahkemesinin bakacağı yönünde düzenleme bulunması gerektiğini, eser sözleşmesinden kaynaklanan bu tür davaların ticari dava olduğuna ya da Asliye Ticaret mahkemelerinde görüleceğine ilişkin yasal bir düzenleme bulunmadığını, belirtilen nedenle eldeki davanın ticari dava olarak kabulü ve Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olması için uyuşmazlık konusu işin her iki tarafın birden ticari işletmesi ile ilgili olmasının zorunlu olduğunu, davacının ekonomik faaliyetinin sermaye ile birlikte bedeni çalışmaya dayandığını ve gelir düzeyi VUK’nun 177/1. Maddesinde düzenlenen her yıl değişen miktarların altında kaldığını,
-Dosyada mübrez, Esnaf ve Sanatkarlar Odasından gelen yazı cevabında davacının 2007 yılında odaya kayıt yaptığı ve kaydın devam ettiğinin bildirildiğini, Bornova Vergi Dairesi Müdürlüğü’ne yazılan yazıya verilen █████/2022 tarihli cevapta; davacı .....'ın █████/2020 tarihinden itibaren gerçek usulde gelir vergisi mükellefi iken █████/2021 tarihinde Şirinyer Vergi Dairesi’ne nakil olduğu, 2020 yılında işletme hesabına göre defter tuttuğunun bildirildiğini, 2020 yılı gelir vergisi beyannamesinin gönderildiğini, beyan edilen ticari kazançlar toplamının 4.725,71 TL olduğunun görüldüğünü, Şirinyer Vergi Dairesi’nden gelen yazın cevabında davacının bilanço usulü defter tuttuğu bildirilmiş olduğundan bahisle davacının tacir olduğunun kabulünün hatalı olduğunu, Şirinyer Vergi Dairesinden gelen yazı cevabında da açıkça belirtildiği üzere davacının 2021 yılında bilanço esasına göre defter tuttuğunu, oysaki davaya konu fatura tarihi olan başka bir anlatımla borcu doğuran olayın gerçekleştiği 2020 tarihinde davacının tacir olmadığı gerçek usulde gelir vergisi mükellefi olduğunu, bu nedenlerle anılan davanın görevsizlik nedeniyle reddine karar verilmesini talep ettiklerini,
-Bilindiği üzere ıslahın, davacı veya davalının, iddianın ve savunmanın değiştirilmesi yasağı kapsamındaki usul işlemlerini, karşı tarafın iznine ve hâkimin onayına bağlı olmaksızın belli kurallar çerçevesinde bir defaya mahsus olmak üzere düzeltmesini sağlayan, diğer yandan iyi niyetli tarafın, davayı açtıktan veya kendisine karşı bir dava açıldıktan sonra öğrendiği olgularla ilgili yanlışlıkları düzeltmesine, eksiklikleri tamamlamasına, bu çerçevede yeni deliller sunabilmesine olanak sağlayan bir usul hukuku kurumu olduğunu, 6100 sayılı HMK’nın 177. maddesine göre tahkikatın sona ermesine kadar yapılabileceğinden; taraflarca delil listesinin sunulması işlemi de yargılama usulüyle ilgili bir işlem olup, ıslah ile değiştirilmesi mümkün olduğundan ıslahla davada düzeltme (değiştirme) yapılması nedeniyle 6100 sayılı HMK’nın 179. maddesi gereğince ıslah yapan tarafın ıslah anından geriye doğru olan işlemlerinin kural olarak yapılmamış sayılacağını,
-İşbu dosyada taraflarınca cevap dilekçelerinin ıslahı üzerine 6100 sayılı HMK’nın 179. maddesi gereğince ıslahtan geriye doğru yerel mahkemece yapılan işlemlerin yapılmamış sayılmasına karar verilmiş ise de söz konusu değerlendirmelerinde ıslahtan önceki ön inceleme duruşmasına atıf yapılmış olmasının hatalı olduğunu, anılan kararın bu nedenlerle de kaldırılmasının gerektiğini,
-Yerel mahkemece taraflar arasındaki ilişkinin eser sözleşmesinden kaynaklandığından bahsedildiğini, eser sözleşmesi gereğinin davacının yükümlülüğü eseri layıkıyla yerine getirme olduğu davalının ise ödeme yapmak olduğunun vurgulandığını, davacının eseri layıkıyla yerine getirmediği eksik ve ayıplı iş yaptığı gerek İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ███████ D.İş sayılı tespit dosyasında gerekse mahkemece yerinde yapılan keşif ve bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkmış iken ayıp ihbarının süresinde olmadığına kanaat edinmesinin hatalı olduğunu,
-Ayıp sonradan ortaya çıkarsa, iş sahibi öğrenir öğrenmez yükleniciye bildirmek zorunda olduğunu, sonradan ortaya çıkan eksik ve gizli ayıplı işlerin tespiti için taraflarınca İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ███████ D.iş sayılı dosyası ile bilirkişi incelemesi yaptırıldığını, bilirkişi raporu doğrultusunda davacının eksik ve gizli ayıp mahiyetindeki işlerin tespit edildiğini, raporun taraflarına tebliğ edilince öğrenilmiş yasal süresinde İzmir 6.Noterliği’nin 27.08.2021 tarihli 08034 yevmiye numaralı ihtarnamesiyle ayıp ihbarında bulunulduğunu, davalı tarafça anılan ihtarname gereği cevabi ihtarname gönderdiğini, zararlarını gidermeyeceğini beyan ettiğini, söz konusu ayıp ihbarının ıslah edildiğine cevap dilekçelerinde açıkca yer verilmiş ise de yerel mahkemece bu konuda herhangi bir inceleme yapmamış olmasının hatalı olduğunu, eksik ve hatalı değerlendirmeler sonucunda ayıp ihbarında bulunmadıkları kanaatine varılarak müvekkili aleyhine hüküm kurulmasının hatalı olduğunu,
-Taraflarınca İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ███████ D.iş sayılı dosyası üzerinden aldırılan bilirkişi raporu ile yerel mahkemece keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde aldırılan raporun da ortak noktasının davacının gizli ayıplı işler yaptığı konusunda olduğunu, ancak itiraz dilekçelerinde açıkça yer verildiği üzere mahkemece aldırılan bilirkişi raporunda tespit edilen ayıp bedelleri ile delil tespiti marifetiyle aldırılan bilirkişi raporunda çelişkilerin yer aldığını, mahkemece alınan bilirkişi raporunda davacının yapmış olduğu peyzaj, çevre düzenlemesi ve imalat işleri bağlı olduğu mevzuat ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak yapılıp yapılmadığının hiçbir şekilde araştırılmadığını, bilirkişi raporunda faturada Peyzaj Proje Bedeli olarak belirtilen 84.745,76 TL + KDV'ye karşılık olarak teslim edilmiş bir peyzaj uygulama projesinin dosyada ve eklerde bulunmadığı, davacı tarafından sunulmadığı tespit edilmiş olmasına rağmen davacının hazırlamış olduğu 3 boyutlu çıktılarla yapılan düzenleme için verilen Peyzaj Proje Bedelinin uygun olduğu görüş ve kanaatine varılmasının açıkça hukuka aykırı olduğunu,
-İzmir 13.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ████████ D.İş dosyasından alınan bilirkişi raporu eğer incelenmiş olsaydı; faturaya konu edilen peyzaj proje tasarımını aslında var olmadığını, proje tasarımının TMMOB Peyzaj Mimarları Odası Serbest Peyzaj Mimarlık Müşavirlik Hizmetleri Uygulama Mesleki Denetim Büroların tescili ve asgari hizmet yönetmeliğine uygun proje bulunmadığını, tasarım/proje karşılığında belirlenen bedelin bir dayanağının bulunmadığının açıkça anlaşılabileceğini,
-Dosyada mübrez, bilirkişi raporuna itiraz dilekçelerindeki hususlar nedeniyle ek rapor alınmasının davacının eksik ve ayıplı işlerinin tam neler olarak neler olduğu bedelinin ne olduğu, dosyada mübrez delil tespiti dosyasından alınan raporda göz önünde bulundurularak çelişkilerin giderilmesi, eksik ve ayıplı işler nedeniyle takas mahsup bedelinin açıkça belirlenmesi gerekir iken yerel mahkemece ek rapor taleplerinin gerekçesiz olarak reddedilmiş olmasının hatalı olduğunu,
-Huzurdaki davanın eser sözleşmesinden kaynaklanan eser bedeli alacağına ilişkin itirazın iptali davası olduğundan eserin ayıplı olduğu ve işin eksik yapıldığının tespit edilmesinin davaya konu alacağı tamamen etkileyecek hatta ortadan kaldıracak olması nedeniyle; eksik ve ayıplı işler yönünden hiçbir kuşkuya yer verilmeksizin rapor alınması gizli ayıp mahiyetindeki işlemler nedeniyle yasal süresinde ihbar edildiğini, ancak davacı tarafından giderilmemiş ayıplar nedeniyle takas mahsup defilerinin kabulü gerektiğini,
-Müvekkili şirket ile davacı arasında yapılan anlaşmaya göre ödemelerin bir kısmının ... çeki ile yapılacağı kararlaştırılmasına rağmen yerel mahkemece davacının ... sistemine üye olmadığı 428.400,00 TL tutarındaki ödemenin taraflar arasındaki bu ilişki nedeniyle yapıldığının kabulünün mümkün olmadığı kanaatinin de usul ve yasaya aykırı olduğunu, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 10.11.2021 T., █████████ E., █████████ K. sayılı karar sayılı kararına değinildiğini, Yargıtay kararında görüleceği üzere ... çeki ile ödeme yapılmasını kabul eden basiretli tacir sıfatına haiz alacaklının sisteme üye olmaması sebebiyle ödemeyi kabul etmemesinin açıkça hukuka aykırı olduğunu, davacının, ... sistemine üye olmayarak uyuşmazlığa konu çekin tahsilatını talep etmemesinin haksız menfaat elde etme çabasından öteye gitmediğini, taraflarca mutabık kalınarak düzenlenen 19.08.2020 tarihli 28.500,00 TL bedelli fatura her ne kadar davalının ticari defterlerinde kayıtlı değil ise de TTK m. 21/2 gereğince süresinde itiraz etmediğini, anılan faturayı kabul etmiş sayıldığını,
-Yerel mahkemece davanın kabulüne karar verilmesi hatalı ise de davacının icra inkar tazminat taleplerinin yargılamayı gerektiğinden bahisle reddetmesinin usul ve yasaya uygun olduğunu,
Yukarıda açıklanan ve re'sen gözetilecek nedenlerle, istinaf başvurularının kabulüne, İzmir 4.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.07.2023 tarih, ████████ Esas, ████████ K. sayılı davanın kabulüne ilişkin kararın istinaf incelemesi neticesinde kaldırılarak haksız davanın reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı tarafa tahmiline karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
2-Davacı vekili tarafından verilen 24.08.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Öncelikle, müvekkili .... tarafından; davalı borçluya ait ..... AVM isimli işyerinde peyzaj, çevre düzenlemesi ve imalat işlemleri yapılarak tüm bu iş ve işlemler nedeniyle dava konusu 24.07.2020 tarih ve 980.723,01 TL bedelli fatura düzenlendiğini ve davalı borçlu yana tebliğ edildiğini, davalı yanın, iş bu fatura bedelinin 240.000,00 TL tutarını muhtelif tarihlerde müvekkiline nakden ödediğini, bakiye kalan 740.723,01 TL bedel bakımından ise müvekkiline ödeme yapmadığını, davalı yanın, müvekkili tarafından yapılan tüm iş ve işlemleri itiraz etmeden teslim aldığını, aynı şekilde kendisine bu sebeple gönderilen dava konusu faturaya da 8 günlük yasal süresi içerisinde itiraz etmediğini, ayrıca söz konusu fatura ve içeriğini kabul ettiğine dair dosyada mübrez 18.08.2020 tarihli mutabakat metnini imzaladığını, yine davalı yanın hem dava konusu faturayı hem de söz konusu mutabakat metnini ticari defterlerine işlediğini, bu hususun dosya kapsamında bulunan 06.06.2022 tarihli mali müşavir bilirkişinin raporunun 8. Sayfasında açıkça tespit edildiğini, bu hususun davalı yanın da kabulünde olduğunu,
-Faturaya itiraz etmeyip mutabakat metni imzalayan borçlunun aleyhinde açılan icra takibine itiraz etmesi ve alacağı yargılama süreciyle sürüncemede bırakarak müvekkili zarara uğratmasında bariz bir şekilde kötüniyet bulunduğundan davalı yana kötü niyet tazminatı yükletilmesi gerekirken mahkemece işbu hususta hatalı değerlendirme yapıldığını, huzurdaki davanın konusu talebin haklılığı yargılamayı gerektirmediğinin açılan icra takibindeki miktar ve dava sonunda hükmedilen miktarın birebir aynı olması ile de sabit olup, davalı taraf aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesinin gerektiğini, yerel mahkeme kararını bu yönüyle kabul etmediklerini ve lehlerine verilen hususlar saklı kalmak üzere icra inkar tazminatı yönünden kaldırılarak bu yönüyle de davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiklerini,
Yukarıda ayrıntılı olarak açıkladıkları ve re'sen gözetilecek nedenler ile; istinaf kanun yoluna başvurularının kabulü ile istinafa başvuru sebepleri doğrultusunda yerel mahkeme kararının, lehlerine verilen hükümler saklı kalmak üzere aleyhlerine verilen hususlarla ilgili olarak kaldırılarak, davalı aleyhine alacağın %20'sinden az olmamak üzere kötüniyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan bakiye alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece Mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davacı vekili ve davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı yüklenici ile davalı iş sahibi arasında davalıya ait ....AVM isimli işyerinde peyzaj, çevre düzenlemesi ve imalat işleri yapılması için sözlü eser sözleşmesi yapıldığı, bu kapsamda davacı yüklenici tarafından 24.07.2020 tarihli 980.723,01 TL bedelli faturanın düzenlendiği, davalı iş sahibi tarafından davacı yükleniciye 240.000,00 TL ödeme yapıldığı hususlarında taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır.
Davacı vekili, davacı yüklenicinin eser sözleşmesi kapsamında edimlerini yerine getirerek 24.07.2020 tarihli 980.723,01 TL bedelli faturayı düzenlendiğini, davalı iş sahibi tarafından faturaya itiraz edilmediğini, davalının 18.08.2020 tarihli mutabakat metni ile fatura tutarını açıkça kabul ettiğini, buna karşılık davacı yükleniciye 240.000,00 TL ödeme yapıldığını, bakiye fatura bedelinin tahsili için başlatılan takibe davalı iş sahibinin haksız olarak itiraz ettiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.
Davalı vekili ise, eser sözleşmesi kapsamında davacı yükleniciye 240.000,00 TL ödeme yanında ayrıca ... sistemine üye olan davacıya 428.400,00TL bedelli .... çeki ile ödeme yapıldığı, davacının düzenlediği faturaya konu işlerin bazılarında sorun olması üzerine davacıyla yapılan şifai görüşmeler sonucunda 28.500,00TL bedel yönünden davacıya 19.08.2020 tarihinde fiyat farkı faturası düzenlendiğini, bu faturaya davacının itiraz etmediğini belirterek davanın reddini savunmuş; daha sonra 11.02.2022 tarihli dilekçe ile cevap dilekçesini ıslah ederek cevap dilekçesindeki savunmalara ek olarak yapılan işin eksik ve gizli ayıplı olduğunu, İzmir 13.Sulh Hukuk Mahkemesi'nin ███████ D.İş sayılı dosyasında eksik ve gizli ayıpların tespit edildiğini, davacıya ayıp ihbarında bulunulduğu halde ayıpları giderilmediğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
Somut olayda vergi dairelerinden gelen yazı cevaplarına göre davacının tacir olması, davalının da tacir olması ve uyuşmazlığın her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğması nedeniyle 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununun 4/1. Maddesi uyarınca davanın ticari dava olduğundan görevli mahkemenin asliye ticaret mahkemesi olduğu; davalı tarafça 11.02.2022 tarihli dilekçe ile cevap dilekçesinin ıslah edilmesi üzerine Mahkemece 22.04.2021 tarihli celsede ön inceleme duruşmasının yapıldığı anlaşılmakla davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Davalı iş sahibi, davalı yükleniciyle yapılan anlaşmaya göre ..... çeki ile 428.400,00 TL ödeme yapıldığını ayrıca davacıya █████/2020 tarihli 28.500,00 TL tutarında fiyat farkı faturasının düzenlendiğini savunmuş ise de, sözkonusu anlaşmaya dair dosyada delil olmaması, davacı yüklenicinin .... üyesi olmaması, davalı iş sahibi tarafından düzenlenen fiyat farkı faturasının davacı yükleniciye tebliğ edildiği ve davacı yüklenici tarafından faturaya itiraz edilmediğinin ispatlanamaması ve fiyat farkı faturasının sadece davalı işsahibinin ticari defterlerinde kayıtlı olması karşısında Mahkemece davalı iş sahibinin 240.000,00 TL tutarındaki ödeme dışında ödeme yaptığını ispatlayamadığına yönelik kabulünde isabetsizlik bulunmamaktadır.
Eser sözleşmelerinde ayıplı imalât halinde 6098 sayılı TBK'nın 474/I. maddesi uyarınca açık ayıplarda iş sahibi eserin tesliminden sonra işlerin olağan akışına göre imkân bulur bulmaz eseri gözden geçirmek ve ayıpları varsa bunu uygun bir süre içinde yükleniciye bildirmek, gizli ayıplarda aynı Kanun'un 477/son maddesi uyarınca ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin ayıp ihbarında bulunmak zorundadır. İş sahibi gözden geçirmeyi ve ihbarda bulunmayı ihmal etmişse eseri olduğu gibi kabul etmiş sayılır. Eksik işlerle ilgili teslim alınırken itirazi kayıt ileri sürmeye ve ihbarda bulunmaya gerek yoktur. Zamanaşımı süresi içinde işin eksik yapıldığı iş sahibince ileri sürülebilir. Ayrıca, 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddesi hükmünde bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmazsa faturanın içeriğini kabul etmiş sayılacağı düzenlenmiştir. (Yargıtay 15.H.D'nin █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı kararı)
Faturaya tebliğinden itibaren 6102 sayılı TTK'nın 21/2. Maddesine 8 gün içinde itiraz edilmemesi fatura içeriğinin kesinleşmesi sonucunu doğurup, borcu kesinleştirmeyeceğinden davalı alacağın talep edilmesi üzerine işin eksik yapıldığını ileri sürebileceği gibi, ayıplarla ilgili süresinde ihbar yapılmış olması koşuluyla, işin ayıplı yapıldığını ve bedele hak kazanılmadığını ileri sürebilir. (Yargıtay 15.HD Esas No █████████ Esas ve █████████Karar sayılı kararı)
Taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamakla birlikte eser sözleşmesi olarak akdi ilişkinin kurulduğu ihtilafsızdır. Mahkemece faturalara itiraz edilmemiş olması nedeniyle içeriğinin kesinleştiği kabul edilmiş ise de yukarıda belirtildiği gibi fatura içeriği kesinleşmiş olsa bile bu durumda işin eksik yapıldığı ileri sürebileceği gibi, ayıplarla ilgili süresinde ihbar yapılmış olması koşuluyla, işin ayıplı yapıldığını ve bedele hak kazanılmadığını ileri sürebilir.
Somut olayda, davalı iş sahibi dava açıldıktan sonra █████/2021 tarihli başvuru ile İzmir 13. Sulh Hukuk Mahkemesi’nin ███████ D.İş sayılı dosyasında delil tespiti yaptırıp 11.02.2022 tarihli dilekçe ile cevap dilekçesini ıslah ederek davacı yüklenici tarafından yapılan işin eksik ve gizli ayıplı olduğunu savunmuş; davacı yüklenici ise cevap dilekçesinin ıslahı üzerine eksik ve ayıplı iş bulunmadığını ve ayıbın süresinde ihbar edilmediğini belirtmiştir. Davalı iş sahibi sonradan ortaya çıkan gizli ayıpların varlığı ve bunları ortaya çıkmasından itibaren gecikmeksizin yükleniciye bildirmesi halinde giderilmesini ya da bedelinin iş bedelinden düşülmesini isteyebilir.(Yargıtay 15.H.D.'nin █████████ Esas ve █████████Karar sayılı kararı)
Mahkemece mahallinde yapılan keşif neticesinde düzenlenen 06.03.2023 tarihli bilirkişi heyet raporunda açık ve gizli ayıplı işlere dair tespitler yapıldığı halde eksik iş bulunup bulunmadığı hususunda net bir değerlendirme yapılmadığı görülmüştür. Bu durumda Mahkemece bilirkişi heyetinden dava ve takibe konu faturadaki işlerin hangi/hangilerinde gizli ayıp bulunduğu, gizli ayıpların ne zaman ortaya çıktığı, gizli ayıpların ortaya çıktığı tarih itibariyle mahalli piyasa rayici ile ayıp giderim bedelinin ne kadar olabileceği; faturaya konu işlerden hangilerinin eksik olduğu ile eksik işlerin bedelinin ne kadar olduğu hususlarında ek rapor alınarak davalı iş sahibinin TBK'nın 477/son maddesi uyarınca gizli ayıpların ortaya çıkması üzerine gecikmeksizin davacı yükleniciye ayıp ihbarında bulunulup bulunmadığı hususu değerlendirilip, ayıp ihbarının süresinde olduğunun anlaşılması halinde gizli ayıpların ortaya çıktığı tarih itibariyle mahalli piyasa rayiçlerine göre hesaplanan ayıp giderim bedeli ile eksik iş bedelinin davacı yüklenici alacağından mahsup edilerek hasıl olacak sonuca göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi usule ve yasaya aykırı olduğundan davalı vekilinin bu husustaki istinaf istemi yerinde görülmüştür.
Kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli olmadığından davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunın kabulü ile, ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince kaldırılmasına; kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf isteminin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun KABULÜ ile,
2-İzmir 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 07.07.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, 6100 Sayılı HMK'nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,
3-Dosyanın, Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,
4-Kaldırma sebep ve şekline göre davacı vekilinin istinaf isteminin BU AŞAMADA İNCELENMESİNE YER OLMADIĞINA,
5-Verilen kararın niteliği gereğince harç alınmasına yer olmadığına,
6-Davalı tarafından yatırılan toplam (269,85 TL + 12.379,84 TL) 12.649,69 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davalıya iadesine,
7-Davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
8-Davacı tarafından yatırılan 269,85 TL istinaf karar harcının istemi halinde ilk derece mahkemesince yatıran davacıya iadesine,
9-Davacı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf yargılama giderlerinin, ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,
10-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 362/(1)-g maddesi gereğince, kesin olmak üzere, 11.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!