İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi, eser sözleşmesinden doğan araç onarım bedeli itirazın iptali davasında, yetki ve borç inkarına dayalı istinaf başvurusunu değerlendiriyor.
Özet: İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi, bir aracın onarım bedelinin ödenmemesi üzerine başlatılan icra takibine yapılan itirazın iptali davasında, davacının ticari defterlerinde ve davalının defterlerinde kayıtlı faturanın borcu ispatladığı gerekçesiyle davayı kabul ederek davalının yetki ve esasa ilişkin itirazlarını reddetmiş, ayrıca alacağın likit nitelikte olduğunu belirterek %20 icra inkar tazminatına hükmetmiştir; davalı vekili ise yetkisiz yerde açılan dava ve icra takibine yapılan itirazların haksız reddedildiği ile müvekkilinin borcu olmadığı iddialarıyla bu karara istinaf yoluna başvurmuştur.

T.C.
İZMİR
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
14. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : █████████
KARAR NO : ████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ : İZMİR 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : ████████
DAVA TARİHİ : █████/2022
KARAR TARİHİ : █████/2023
DAVA : İtirazın İptali (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)
KARAR TARİHİ : 18.06.2026
KARARIN YAZ. TARİH : 18.06.2026
İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.07.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararının, istinaf başvurusu yoluyla incelenmesinin davalı vekili tarafından istenilmesi üzerine, dairemize gönderilen dosya incelendi, dosya içeriğine göre incelemenin duruşmasız olarak yapılması uygun görülmekle, gereği konuşulup düşünüldü.
İSTEM:
Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Davalı-borçlunun müvekkili şirketin yetkili servisinde ....plaka numaralı aracının onarımını yaptırmış ve ancak onarım bedelini ödemediğini, aracın onarım bedelinin ödenmemesi üzerine davalı-borçlu şirket aleyhine İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ E. Sayılı dosyasından icra takibi başlatıldığını, borçlu tarafça takibe, borca, ferilerine haksız olarak itiraz edilerek takip durdurulduğunu, davalı - borçlunun yaptığı yetki itirazının kaldırılmasına, itirazın iptali ile takibin takibin devamına, %20 icra inkar tazminatına, tüm yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
CEVAP:
Davalı vekili tarafından verilen cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davanın ve davaya konu icra takibin yetkisiz yerde açıldığını, İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi / İcra Daireleri yetkili olduğunu, koşulları oluşmayan icra takibine itirazın iptali davasının reddine karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin hiçbir nam altında davacıya borcu bulunmadığını, bu nedenle, anılan alacak kalemlerinin kabullerinde olmaması sebebiyle yapmış oldukları itirazlarının haklı ve hukuka uygun olduğunu, bununla birlikte icra takibinde alacağa uygulanan faiz oranı geçersiz, fahiş ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme ve cari hesaba dayalı bir ticari ilişki bulunmamasına karşın mesnedi belirsiz alacak kalemleri çıkarılarak alacaklı olduğu iddiasına itibar edilemeyeceğini, dava dilekçesinde iddia edildiğinin aksine taraflar arasında bir alacak/borç durumu söz konusu ve iddia edildiği gibi borcun var olduğunu kabul eder/ispatlar mutabakat da bulunmadığını, taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme ve süregelen bir ticari ve cari hesap ilişkisi bulunmadığını, alacak doğurur davacı tarafından müvekkiline verilmiş bir hizmet ve/veya teslim edilmiş bir mal da bulunmadığını, öncelikle icra takibinin yetkisiz yerde başlatılması nedeniyle ortada geçerli ve yetkili yer icra dairesince yapılmış bir icra takibi bulunmadığından, davanın usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatteyse davanın esastan reddine, Kötü niyetli alacaklı hakkında %20'den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:
İlk derece mahkemesinin 18.07.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı ile özetle; ''...Dava konusu faturanın her iki tarafın ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, bu suretle davacının fatura bedeli miktarınca alacaklı olduğunu ispat etmiş olduğu, davalı tarafça akdi ilişki reddedilmiş ise de kendi ticari defterlerinde kayıtlı bulunan fatura ve borç bakiyesine göre davalı savunmalarının yerinde olmadığı, davalının fatura bedelinin ödendiğine dair başkaca bir delil de sunmadığı bu haliyle davacının takip konusu alacağın varlığını ispat etmiş olduğu değerlendirilmekle davanın kabulüne karar verilmiştir.
Yargılama sırasında fatura üzerinde bulunan ve davalı adına müşteri imzası atan .... isimli kişinin davalı çalışanı olup olmadığı yönünde SGK'ya müzekkere yazılmış ve celp edilen işçi listesinde ...'ün adının bulunmadığı görülmüş ise de, davalı ticari defterlerinde faturanın kayıtlı olmasıyla alacağın ispat edildiği, bu nedenle ... adlı kişinin davalı çalışanı olup olmamasının sonuca etkili olmadığı değerlendirilmiştir.
-Davacı alacağı faturaya dayanmaktadır. Davacının faturaya dayalı alacağının davalı tarafça miktarı belirlenebilir olduğu, bu itibarla likit nitelikte sayılması gerektiği değerlendirilmiş, kabul edilen dava değerinin %20'si oranında inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmiştir.
-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A-13. Fıkrası uyarınca arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden olup, İzmir Arabuluculuk Bürosu'nun sarf kararı ile 3.120,00-TL arabuluculuk ücretinin hazine tarafından karşılandığı anlaşıldığından bu tutarın yargılama giderlerine dahil edilmesine'' dair karar verilmiştir.
İSTİNAF SEBEPLERİ:
Davalı vekili tarafından verilen 04.09.2023 tarihli istinaf kanun yoluna başvuru dilekçesi ile özetle;
-Huzurdaki dava ve davaya konu icra takibinin yetkisiz yerde açıldığını, davacı tarafın, müvekkili şirket aleyhine İzmir 28. İcra Müdürlüğü'nün ██████████ esas sayılı dosyası ile icra takibi başlattığını, bahse konu icra takibinde taraflarınca -yasal süre içerisinde- borca ve yetkiye itiraz edildiğini, bunun üzerine davacı-alacaklı tarafça yetki itirazlarının kabul edilmediğini ve yine huzurdaki davanın ikame edildiğini, ilk derece mahkemesindeki yargılama esnasında da yetki itirazının ileri sürüldüğünü, mahkemece ön inceleme celsesinde yetki itirazları hakkında bir karar verilmediğini ve aynı zamanda karar celsesi olan dört numaralı 18.07.2023 tarihli celsede yetki itirazlarının reddedildiğini,
-HMK m. 6 "Genel yetkili mahkeme, davalı gerçek veya tüzel kişinin davanın açıldığı tarihteki yerleşim yeri mahkemesidir." hükmüne amir olduğunu, müvekkili şirketin merkez adresinin "... mh. ... sk. ...sitesi No:.. ..." olup bu durum ödeme emri ve dava dilekçesinde de yer aldığını, müvekkili şirketin merkez adresinin..../İSTANBUL sınırları içinde yer almasından dolayı huzurdaki dava ve icra takibindeki yetkili mahkeme/icra dairesi İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi / İcra Daireleri olduğunu, davacı tarafından yetkili icra dairesinde icra takibi yapılmadan itirazın iptali davası açıldığını, bu durumda ortada geçerli ve yetkili yer icra dairesince yapılmış bir icra takibi bulunmadığından, koşulları oluşmayan icra takibine itirazın iptali davasının reddine karar verilmesinin gerektiğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde Yargıtay HGK'nın 25.10.2018 tarihli ve ███████-534E. - █████████K. sayılı ilamına değinildiğini,
-Davacı tarafın dava dilekçesinde her ne kadar TBK m. 89 uyarınca "para borçlarında alacaklının yerleşim yerinin de yetkili olduğu" hükmünden hareketle İzmir Mahkeme ve İcra Daireleri'nin de yetkili olduğunu iddia etmiş olsa da söz konusu maddenin somut olaya tatbikinin mümkün olmadığını, TBK m. 89 uyarınca tespit edilen yetki kuralı akdi ilişkinin çekişmesiz olduğu durumlarda uygulandığını, borcun varlığına da itiraz etmeleri ve aşağıda detaylıca açıkladıkları üzere taraflar arasında kurulmuş akdi/ticari bir ilişki mevcut olmaması nedeniyle somut olaya tatbikinin mümkün olmadığını, dilekçelerinde buna ilişkin olarak emsal Yargıtay 12. H.D'nin 20.02.2018 tarihli ve ██████████ E. - █████████ K. sayılı ilamına ve Yargıtay 20. H.D'nin 02.11.2015 tarihli ve █████████E. - ██████████K. Sayılı ilamına değinildiğini, alıntı halinde sundukları Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere akdi ilişkinin çekişmeli olduğu hallerde TBK m. 89 hükmünde belirtilen yetki kuralının uygulanmayacağını,
-Müvekkilinin hiçbir nam altında davacıya borcunun bulunmadığını, bu nedenle, anılan alacak kalemlerinin kabullerinde olmaması sebebiyle yaptıkları itirazın haklı ve hukuka uygun olup ilk derece mahkemesinin bu kapsamda kararının ortadan kaldırılması gerektiğini,
-Taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme ve cari hesaba dayalı bir ticari ilişki bulunmamasına karşın mesnedi belirsiz alacak kalemleri çıkarılarak alacaklı olduğu iddiasına itibar edilemeyeceğini, dava dilekçesinde iddia edildiğinin taraflar arasında bir alacak/borç durumu söz konusu ve iddia edildiği gibi borcun var olduğunu kabul eder/ispatlar mutabakat da bulunmadığını,
-Yargıtay uygulaması ve doktrinde ifade edildiği üzere faturanın tek başına bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge niteliğinde olduğunu, faturaya dayalı bir borcun varlığı herşeyden önce muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurmasının da söz konusu olmadığını, bu nedenle faturada yazılı bedelin taraflar arasında yazılı bir sözleşme olmadığı sürece teamül haline geldiğinin de düşünülemeyeceğini, kaldı ki davacı tarafından sadece bir adet fatura düzenlendiği dikkate alındığında taraflar arasında süregelen bir ticari ilişki bulunduğundan bahsetmenin mümkün olmadığını, buna ilişkin olarak dilekçelerinde emsal Yargıtay HGK 28.02.2018 tarihli ve ███████-901E. – ████████K. sayılı ilamına değinildiğini, faturanın, tek başına, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin ispatı için yeterli olmayacağının belirtildiğini,
-Dolayısıyla faturanın, onu teslim alan muhatabı borç altına sokabilmesi için her şeyden önce borç doğurucu bir hukuki ilişkinin mevcudiyeti ve faturanın da bu ilişki nedeni ile düzenlenmiş olmasının gerektiğini, borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatap tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz günde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklindeki bir görüş mantıki ve hukuksal dayanaktan yoksun olacağını,
-Somut olayda taraflar arasındaki akdi ilişkinin varlığı çekişmeli olduğu için davacının akdi ilişkinin varlığını usulüne uygun delillerle ispat etmesinin gerektiğini, fatura düzenlenmesinin tek başına akdi ilişkinin varlığını kanıtlamaya yeterli olmadığını, faturanın bir akit olmayıp akdin ifasını gösteren bir belge olduğundan verilmesinin ticari işletmesi bağlamında bir mal satılması, üretilmesi, bir iş görülmesi veya bir menfaat sağlanması (TTK.m.21.) gibi bir sözleşmenin yani muteber bir temel borç ilişkisinin varlığı şartına bağlı olduğunu, faturayı tanzim eden ve alan kimse arasında böyle bir temel borç ilişkisinin bulunmadığı hallerde faturanın hukuki bir sonuç doğurmasının da söz konusu olmadığını, geçersiz bir sözleşmeye 8 gün içinde itiraz etmeme muteber olmayan sözleşmeye geçerlilik de sağlamayacağını, borç münasebeti olmaksızın düzenlenen ve muhatabı tarafından her nasılsa teslim alınan faturaya sekiz gün içinde itiraz edilmemiş olmasının onu borç altına sokacağı şeklindeki bir görüş hem mantıki hem de hukuki dayanaktan yoksun olduğunu,
-Bununla birlikte davaya dayanak yapılan faturadaki malların müvekkili firmaya teslim edildiği de davacı tarafından ispatlanamadığını, huzurdaki davada malın teslim edilmiş olduğunun davacı tarafından kanıtlanmasının gerektiğini, davacı tarafın bu hususu ispata elverişli hiçbir delil ibraz edemediğini, bilirkişi raporundan öğrenildiği üzere davacı tarafından bilirkişi incelemesi esnasında taraflarından gizlenerek bilirkişiye birtakım belgeler ibraz edildiğini, ancak bu belgelerin taraflarından gizlenerek ibraz edilmesi nedeniyle belgelere erişim imkanlarının olmadığını, kaldı ki her halükarda bilirkişi incelemesi esnasında ve sadece bilirkişinin erişimine açık bir şekilde belge sunulması HMK hükümlerine uygun olmayıp bu belgelerin yok sayılmasının gerektiğini, buna ilişkin olarak dilekçelerinde emsal Yargıtay 19. HD'nin 10.12.2013 tarihli ve ██████████E. - ██████████K. Sayılı ilamına ve Yargıtay 3. HD'nin 29.11.2021 tarihli █████████ E. - ██████████ K. Sayılı ilamına değinildiğini, Yargıtay kararlarında da vurgulandığı üzere salt fatura düzenlenmesinin davacıya alacak hakkı vermediğini, davacının fatura konusu malları müvekkiline teslim ettiğini usulüne uygun deliller ile kanıtlamasının gerektiğini,
-Davacı yanın icra inkar tazminat talebinin reddinin gerektiğini, hiç bir suretle alacağı kabul anlamına gelmemekle birlikte, itiraza konu alacak likit olmamakla birlikte yargılama neticesinde tespit edilebildiğini, kaldı ki davacı tarafından huzurdaki itirazın iptali davası ikame edilirken takip çıkışında talep edilenden daha düşük bir miktar talep edildiğini, bunun dahi müvekkilinin itirazının haklılığını gösterdiğini, yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca alacağın varlığı ve miktarı yargılama sonucu belirleneceği takadire icra inkar tazminatına hükmedilmemesi yönünde hüküm kurulduğunu,
-Sonuç itibarıyle, takibe vaki itirazlarının haklı ve hukuka uygun olmasına rağmen ilk derece mahkemesi tarafından eksik ve hatalı hukuki nitelendirme ile davacının davasının kısmen kabulüne karar verildiğini, anılan ilk derece mahkemesi kararına karşı istinaf kanun yoluna başvurma zorunluluğu hasıl olduğunu,
Yukarıda açıkladıkları ve re’sen dikkate alınacak sair nedenlerle; öncelikle tehir-i icra taleplerinin kabulüne, İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18.07.2023 tarihli ve ████████ E. - ████████K. sayılı kararının kaldırılmasına ve davacının tüm taleplerinin reddine, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesi istemiyle istinaf kanun yoluna başvurmuştur.
DELİLLER, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:
İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK.nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda,
Dava, eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe itirazın iptali istemine ilişkindir.
İlk derece mahkemesi tarafından davanın kabulüne karar verildiği, verilen kararın davalı vekili tarafından istinaf edildiği görülmüştür.
Davacı vekili, taraflar arasında davalıya ait aracın onarımı nedeniyle eser sözleşmesi ilişkisi kurulduğunu, davacının aracın onarımı tamamladığı halde davalı tarafça onarım bedelinin ödenmediğini ve başlatılan takibe haksız olarak itiraz edildiğini belirterek eldeki itirazın iptali davasını açmıştır.
Davalı vekili ise, taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini inkar edip mahkemenin yetkisine ve icra dairesinin yetkisine itiraz ederek davanın reddini savunmuştur.
Eser sözleşmesi ilişkisinin kurulduğunu ispat yükü kural olarak davacıya aittir. Kural olarak, eser sözleşmesi, zorunlu şekil koşuluna bağlı değildir. Sözleşmenin kurulması için yazılı şekil şartı yok ise de davalı tarafından sözleşme ilişkisi inkâr edildiği takdirde yazılı delille ispata ilişkin kuralların gözetilmesi gerekir.
Ticari davalarda yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delil olarak düzenlediği açıkça anlaşılmaktadır. (Yargıtay 15.H.D. █████████Esas ve █████████ Karar sayılı kararı)
Yargıtay İçtihadı Birleştirme Büyük Genel Kurulu'nun 27.06.2003 tarih ve 2001/1 Esas, 2003/1 Karar sayılı ilamında da açıklandığı üzere; bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde faturanın içerdiği bilgilere itiraz etme hakkına sahiptir. Aksi taktirde faturanın içeriğini kabul etmiş sayılır (Fatura ve dava tarihinde yürürlükte olan 6102 sayılı TTK'nın m. 21/2.). Bu hüküm, fatura içeriğinden kabul edilen hususlara ilişkin olarak, faturayı düzenleyenin lehine; adına fatura düzenlenenin aleyhine bir karine getirmektedir. Bu karine, faturanın ispat gücüne yönelik bir düzenlemeyi ortaya koymaktadır. Diğer anlatımla, fatura, düzenleyen aleyhine delil olduğu gibi, kendisi faturayı düzenlemediği halde tebliğinden itibaren sekiz gün içinde itiraz etmeyen aleyhine de delil olabilecektir. Faturanın adına tanzim edilen aleyhine ispat vasıtası olması, yani, faturayı alan kişinin fatura kendinden sadır olmamakla birlikte aleyhine delil teşkil etmesi TTK'nın 21. maddesinin 2. fıkrasında düzenlenen ve yukarıda ayrıntısı açıklanan bu karineden kaynaklanmaktadır. İşin bedeli sözleşme kurulurken kararlaştırılmış olup, fatura ise bu aşama ile ilgili değil, ifa safhası ile ilgili bir belgedir. Fatura öncesinde taraflar arasında borç doğurucu hukuki ilişkinin bulunması, faturanın da bu ilişki nedeniyle düzenlenmiş olması gerekir. Faturayı alan (faturayı defterlerine kaydetmemesi koşulu ile) akdi ilişkiyi inkâr ettiğinde, faturayı gönderenin önce akdi ilişkiyi kanıtlaması gerekir.
Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimsenin bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılacağı ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekmektedir. (Yargıtay 6.HD'nin █████████ Esas ve █████████ Karar)
Somut olayda, taraflar arasında yazılı bir eser sözleşmesi bulunmadığı ancak davanın ticari dava olduğu ve ticari davalarda ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkün olduğu; Mahkemece her iki tarafa ait ticari defter ve kayıtlar üzerinde inceleme yaptırıldığı, düzenlenen denetime ve hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporlarına göre dava ve takibe konu olan faturanın tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, davalı tarafça sözkonusu faturanın Ba Formu ile Vergi Dairesine bildirildiği, tarafların ticari defter ve kayıtlarının birbirini doğruladığı ve fatura bedelinin ödenmediğinin tespit edildiği; buna göre ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin ve alacak miktarının ispatlandığı anlaşılmıştır. Taraflar arasında akdi ilişki bulunduğu, davanın bir miktar para alacağına ilişkin olduğu gözetilerek Yargıtay 6.HD'nin 10.12.2025 tarih █████████ Esas ve █████████ Karar sayılı emsal kararında belirtildiği üzere TBK’nın 89/1. maddesi ve HMK’nın 10. maddesi hükümleri uyarınca davacı alacaklının ikametgahı olan İzmir İcra Dairelerinin ve yargılamayı yapan Mahkemenin yetkili olduğu, davalının takibe konu faturayı ticari defterlerine kaydedip aynı zamanda Ba formu ile vergi dairesine bildirdiğinden alacağın likit olduğu anlaşıldığından Mahkemece verilen kararda usule ve yasaya aykırılık bulunmadığından davalı vekilinin istinaf istemi yerinde görülmemiştir.
Dosya kapsamı, mahkeme gerekçesi ve yapılan değerlendirmeye göre; mahkemece verilen karar usul ve yasaya uygun olup, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerekmiş olup, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-İzmir 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18.07.2023 tarih ve ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararı, usul ve esas yönünden hukuka uygun bulunduğundan, davalı vekilinin istinaf kanun yoluna başvurusunun, 6100 sayılı HMK'nın 353/(1)-b-1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,
2-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun reddine karar verilmiş olup, alınması gereken 1.385,67 TL istinaf karar harcından, davalı tarafından peşin olarak yatırılan 346,42 TL harcın mahsubu ile kalan 1.039,25 TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
3-Davalı tarafından yatırılan 738,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ile yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,
4-Kararın, ilk derece mahkemesince taraflara tebliğine,
Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 6100 Sayılı HMK'nın 362/(1)-a maddesi gereğince kesin olmak üzere 18.06.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!