Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin, şirket esas sözleşmesindeki öncelik hakkının ihlaliyle gerçekleşen hisse devrinden kaynaklanan ticari tazminat davası gerekçeli kararı.
Özet: Davacı şirket, davalıların, çelik boru üretimi yapan ve yurt içi-dışı pazarlarda faaliyet gösteren ... A.Ş.deki hisselerini, şirketin esas sözleşmesinde oybirliği ile kabul edilmiş ve daha önce de riayet edilmiş olan öncelik hakkı düzenlemesini ihlal ederek, gerçek değerlerinin önemli ölçüde altında bir bedelle üçüncü bir şirkete satması nedeniyle, ticari satımdan kaynaklanan maddi zararın tazmini amacıyla dava açmıştır; zira davacı, öncelik hakkını kullanamadığı için hisselerin gerçek değeri ile üçüncü tarafa satış fiyatı arasındaki fark kadar zarara uğradığını ve bu zararın karşılanmasını talep etmektedir.

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ Esas-Karar No: ████████ Esas - ████████

TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : Tazminat (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2024
KARAR TARİHİ : █████/2025
YAZIM TARİHİ : █████/2025
DAVA:
Davalı şirketler ... (“...”) ve ... Ltd (“...”) birlikte Davacı müvekkili şirket ... A.Ş.’nin alan ... A.Ş.’nin (“...”) eski hissedarları olduğunu,
Davalıların, ...’in esas sözleşmesinin (“Esas Sözleşme”) 6. maddesinin 6. fıkrasında yer alan öncelik hakkı hükmünü ihlal ederek, ...’deki hisselerini üçüncü bir şirket olan ... A.Ş.’ye (“...”) sattıklarını, söz konusu hisselerin, gerçek değerlerinin önemli ölçüde altında satıldığını, öncelik hakkını kullanması engellenen Davacı müvekkilinin, bu hisselerin gerçek değeri ile ...’a satış değeri arasındaki fark tutarında maddi zarara uğradığını, mevcut dava ile Davacı müvekkilinin söz konusu zararını Davalılar’dan tazmin etmeyi amaçladığını,
1987 yılında kurulan ...'in, yurt içi ve yurt dışı pazarlar için yüksek kaliteli çelik boru üretimi ve pazarlaması yapan, sektörün önde gelen firmalarından biri olup, ...’in üçü Türkiye’de ve biri İspanya’da olmak üzere dört fabrikası bulunduğunu, bu tesislerde üretilen çelik boruların; petrol, gaz, su, kazık ve inşaat sektörlerinde kullanıldığını, son yıllarda ...’in ... ile tamamladığı projeler arasında ..... gibi önemli projelerin yer aldığını, söz konusu ...’in ..... şehrindeki fabrikası 100 bin m2 arazi, 26.400 m2 kapalı alanda yılda 200 bin ton spiral kaynaklı, çapı maksimum 140 cm olmak üzere çelik boru üretimi yaptığını, .....’daki fabrikanın 84 bin m2 arazi, 28 bin m2 kapalı alanda yılda 200 bin ton spiral kaynaklı çelik boru üretimi yapmakta olup, .....’te bulunan 2 adet fabrikasında da, 150 bin m2 arazi, 78 bin m2 kapalı alanda 150 bin ton spiral çelik, 350 bin ton ERW boru üretimi kapasitesinde olduğunu, bu boruların her tür gaz ve su iletiminde dünya kalitesinde üretilen boru tipleri olduğunu,
Dava konusu hisse devri gerçekleşmeden önce, 2022 yılında ...’in hissedar yapısının;
• ... A.Ş. (“...”) – %31,316
• ... A.Ş. (“...”) – %20,684
• ... – %20
• ... – %20
• ... – %7
• Diğer – %1
Şeklinde olduğunu,
... ve ...'ın, ...’na ait Türkiye’de kurulmuş olan anonim şirketler olduğunu,
Davalılardan ...'un, 1980 yılında ...’da kurulmuş olan ve .....’ne ait, gelişmekte olan ülkelerdeki özel projeler için uzun vadeli risk sermayesi sağlayan bir kalkınma finansmanı şirketi, davalılardan ...'nın ise; 1865 yılında ...’da kurulmuş olan halka açık bir telekomünikasyon, bilgi teknolojisi ve tüketici elektroniği şirketi olduklarını,
Davacı ...'nın ise; 1988 yılında Türkiye’de kurulmuş, inşaat, yatırım, tarım, enerji ve ticaret gibi sektörlerde faaliyet gösteren çeşitli şirketlere yatırımlar yapmış, idari ve finansal olarak güçlü bir şirket olduğunu,
... Esas Sözleşmesi’nde Yer Alan Öncelik Hakkı düzenlemesinin,
Esas Sözleşme’nin 6. maddesinin 6. fıkrasında, hisse devirleri bakımından mevcut hissedarlara bir öncelik hakkı tanınmaktadır:
Türk Ticaret Kanunu’nun 492. maddesi uyarınca nama yazılı payların devri yönetim kurulunun onayına tabidir. Pay sahipleri nama yazılı hisse senelerini satmak istedikleri zaman önce hissedarlara teklif edeceklerdir. Pay sahipleri, hissedarlardan bir ay içinde olumlu sonuç elde edemez iseler üçüncü şahıslar ile temasa geçmekte serbesttirler. Satmadan önce son fiyatı hissedarlara teklif edecek, 15 gün içinde olumlu sonuç alınmaz ise, üçüncü şahıslara satmakta serbest olacaklardır. Yönetim Kurulu bu satışı şirket pay defterine kayıt ve onaydan imtina edemez.
Şeklinde olduğunu,
Öncelik hakkının, ...’in kuruluş esas sözleşmesinde de yer almakta olup 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun (“TTK”) yürürlüğe girmesini müteakip, ilgili hükmün 21 Mart 2013 tarihli Genel Kurul toplantısında yeni TTK hükümlerine uyumluluk kapsamında tadil edilip 3 Nisan 2013’te tescil edilen esas sözleşme değişikliği 8 Nisan 2013 tarihli Ticaret Sicili Gazetesi’nde yayımlandığını, söz konusu tadil kararının ...’in Davalılar da dahil olmak üzere tüm pay sahiplerinin katılım gösterdiği genel kurul toplantısında oybirliği ile alındığını,
Dava konusu devir işlemine kadar tüm hissedarların Esas Sözleşme’de yer alan bu öncelik hakkına riayet ettiğini, bu konuda aralarında daha önce hiçbir uyuşmazlık yaşanmadığını, ... ve ... farklı senelerde hisselerini satma niyetlerini, Esas Sözleşme’de yer alan öncelik hakkına açık atıfta bulunarak, ...’ya ve diğer hissedarlara bildirdiğini, ...'nın verdiği cevaplarda söz konusu hisseleri satın alma niyetini belirtmişse de, ... ve ... satış işleminden vazgeçtiği için söz konusu devir işlemlerinin gerçekleştirilemediğini,
Örneğin, ...'nın 1 Ekim 2012’de ... ’na ve diğer hissedarlara gönderdiği mektupta, ... hisselerinin %20’sine tekabül eden kendi hisselerinin tamamını, 32,5-35 Milyon Avro arasında bir fiyat karşılığında satmak istediğini bildirdiğini, hissedarlar arasında gerçekleşen görüşmeler sonucunda ...’yı temsilen ...'nun, 20 Aralık 2012’de gönderdiği eposta ile, söz konusu hisseleri satın alma iradesini açıklayarak karşı teklifte bulunduğunu, ancak ...’yı temsilen Michael Daly'nin, 14 Ocak 2013’te gönderdiği cevap epostasında, ...’nın söz konusu satıştan vazgeçtiğini, bunun yerine şartlar elverdiğinde ...’in halka arzını tercih ettiklerini ifade ettiğini,
...’na ait ... ve ... şirketlerinin, dava konusu işlem öncesinde ... hisselerinin toplamda %52’sine sahip olup, ...’nin ve ...’ın sahip olduğu hisselerin, ...’nun borçlarını teminen 2015 yılında ... (“...”) lehine rehnedildiğini,
Söz konusu hisselere ilişkin temettü hariç ortaklık haklarının, Haziran 2017’de 5411 sayılı Bankacılık Kanunu'nun 134’üncü ve geçici 11’inci maddeleri uyarınca, mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu’nun 15/a maddesi kapsamında, ... tarafından devralındığını, dolayısıyla, ...’in çoğunluk hisselerinin ve yönetim kurulunun kontrolü ...’ye geçtiğini, ...’nin şirkete dahil olması sebebiyle, ...’in kendi faaliyetlerinden bağımsız şekilde finansal sorunlar yaşamaya başladığını,
17 Mart 2022 tarihinde ... ve ..., ...’ya ve ...’nın Yönetim Kurulu Başkanı ...’na, içeriği büyük ölçüde aynı olan iki ayrı mektup göndererek ... ve ...'un, ...’in Esas Sözleşmesi’nde yer alan öncelik hakkına atıfta bulunarak, ...’deki tüm hisselerini satmak istediklerini belirterek, öncelik hakkının kullanılıp kullanılmayacağına dair bir ay içerisinde bir yanıt beklediklerini belirttiklerini,
Benzer bir şekilde, 24 Mart 2022 tarihinde ... ve ...'nin, ...’ya içeriği büyük ölçüde aynı olan iki ayrı mektup göndererek ... ve ... de ...’in Esas Sözleşmesi’nde yer alan öncelik hakkına atıfta bulunarak, ...’deki tüm hisselerini satmak istediklerini belirttiklerini,
..., ... ve ...’dan gelen mektuplara 1 Nisan 2022 tarihinde ayrı ayrı yanıt verilerek, ..., ... ve ...’ın ...’deki hisselerinin tamamını satın almak için öncelik hakkını kullanacağını pay sahiplerine ayrı ayrı bildirilerek hisselerin nihai satış fiyatına ilişkin bilgi talep edildiğini, ... ayrıca ... ve ...’dan, ... Yönetim Kurulu Üyesi sıfatları ile, ...’in denetimden geçmiş 2021 yılı konsolide bilançosunu ...’ya göndermelerini talep ettiklerini,
..., 14 Nisan 2022 tarihinde, ... ve ...’den gelen mektuplara ... ve ...’a gönderilen mektuplarla büyük ölçüde aynı içerikte birer yanıt verdiğini,
21 Nisan 2022 tarihinde ... ve ..., ...’nın 14 Nisan tarihli mektubuna aynı içerikli (hisse adet ve toplam fiyatları hariç) yanıtlar verdiklerini,
... ve ..., ...’nın 1 Nisan tarihli mektubuna yanıtlarını sırasıyla 25 ve 26 Nisan 2022 tarihlerinde gönderdiklerini, hem ... hem de ...'un, yine Esas Sözleşme’deki öncelik hakkına atıfta bulunarak, hisselerinin tamamını ...’ın 1000 hisse karşılığı 1 ABD Doları fiyat ile satın almak istediğini belirttiklerini, ayrıca, hem ... hem de ..., ...’ın %92’lik blok hisse satın alması koşuluyla ... ile mutabık kalınan aşağıdaki koşulları ... ile paylaşıp, kendi hisselerinin ...’ya satışı için %92’lik blok satış dahil olmak üzere aşağıda sayılan aynı koşulların sağlanmasını şart koştuklarını,
Koşulların,
a....; ..., ..., ..., ve ...’ın sahip olduğu hisseleri, şarta bağlı borçlar ve yükümlülükler de dahil olmak üzere, tüm hak, alacak, varlık, borç ve yükümlülükleri ile birlikte devralacaktır.
b.Hem ... hem de iştiraki ... España ciddi finansal zorluklarla boğuşmaktadır ve acil nakit sermaye ihtiyacı bulunmaktadır. ... tarafından yapılan değerleme çalışması, ...’in değerinin negatif olduğunu göstermektedir.
c...., kapanış tarihine kadar tahakkuk etmiş veya edecek olan personel ile ilgili tüm yükümlülükleri (ücret, kıdem tazminatı, ihbar tazminatı, izin hakları, fazla mesai ücreti vb.) üstlenecektir. Bu yükümlülükler Şubat 2022 itibariyle yaklaşık 7,2 milyon ABD Doları seviyesindedir.
d...., yaklaşık 95 milyon ABD Doları seviyesindeki muaccel hale gelmiş olan banka borçlarını ödeyememekte, ve ilave kredi temin edememektedir. Ancak ... ve alacaklı bankalar, ...’ın ... hisselerinin %92’sini blok halinde satın alması ve ...’ın (veya hissedarlarının) söz konusu borca kefil olması koşuluyla, ... ve bankalar arasında yürürlüğe girecek olan bir Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi (“FYYS”) üzerinde uzlaşmaya varmışlardır.
e.Ayrıca ..., yine ...’in %92 hissesini blok halinde satın alması ve ...’ın (veya hissedarlarının) borca kefil olması koşuluyla, bankalardan 90 milyon ABD Doları seviyesinde ek finansman sağlayacaktır.
f.... tarafından üstlenilen tüm koşulların yerine getirilmesi ...’in ticari faaliyetlerini sürdürebilmesi için hayati önem taşımaktadır.
Şeklinde olduğunu,
Ancak, ...’nın talep ettiği denetimden geçmiş konsolide bilanço ile ilgili olarak, ... ve ..., ...’nın bir hissedar olarak diğer hissedarlardan bu tür bilgi ve belgeleri talep etme hakkına sahip olmadığı gerekçesiyle bu talebi reddettiğini,
... ve ...'un, ...’ya ilgili hisse bedellerini ödemek için 15 günlük bir süre tanıdığını ve ...’nın mektupta belirtilen şartları sağlamadan öncelik hakkını kullanması ve ... ile olan anlaşmayı tehlikeye atması halinde, ...’dan tazminat talep etme haklarını saklı tuttuklarını belirttiklerini, kendi mektuplarında aynı ifadelere yer veren ... ve ... ayrıca, mektuplarının birer kopyasını ilettikleri ...’nin süreci yakından takip ettiğini, ve hisselerin belirtilen koşullarla ve ivedilikle satışının kamu alacaklarının tahsili ve kamu yararı açısından da önem arz ettiğini söylediklerini,
...'nin, ...’ya 29 Nisan 2022’de tebliğ edilen 28 Nisan 2022 tarihli mektubunda, ..., ... ve ... arasındaki önceki yazışmalara ve ...’ın 27 Nisan 2022 tarihli bir mektubuna atıfta bulunarak, ..., ..., ve ...’a ait hisselerin ...’a devrine ilişkin sürecin imza aşamasına geldiğini belirttiğini, ...'nin, söz konusu hisselerin “(Kurumumuzun hisseler üzerindeki rehinleri de dahil olmak üzere) her türlü hak, alacak, borç ve yükümlülükleri ile birlikte bir blok halinde” ...’a devredileceğini belirterek,
...’ya aşağıdaki şekilde,
Netice olarak, ilgililerince tarafınıza gönderilen ihtarnamelerde belirtilen ... AŞ nezdindeki banka hesap numarasına anılan tutarların verilen süre içinde ivedi olarak yatırılması, yatırılmadığı takdirde, ön alım hakkınızı kullanmaktan vazgeçtiğinize dair beyanınızın ivedilikle ilgililere bildirilmesi, aksi halde, [...’ın mektubunda] belirtildiği üzere, ...’ın hisseleri satın almaktan vazgeçme durumu da dahil olmak üzere, Kurumumuzun amme alacağının tahsili ile ilgili olarak uğrayacağı doğrudan ve dolaylı tüm zararlarından sorumlu olacağınızı tebliğen rica ederim.
İhtarda bulunduğunu,
29 Nisan 2022 tarihinde ...'nın; ..., ..., ... ve ...’a aynı içerikte mektuplar göndererek, ...; (i) ... ve ...’nin sahip olduğu hisseler üzerinde bulunan rehin ile güvence altına alınan ...’ye olan borcun miktarı, (ii) bu hisselerin alıcıya bu rehinlerle birlikte mi yoksa rehinsiz olarak mı devredileceği, ve (iii) alıcının belirtilen hisse bedeline ek olarak rehin bedelini de ...’ye ödeyip ödemeyeceği konularında bilgilendirilmediğini vurgulayarak bu durumun Esas Sözleşme’de yer alan öncelik hakkı hükmüne aykırı olduğunun belirtilerek, satışın problemsiz gerçekleşmesi için toplam satış fiyatının en kısa sürede bildirilmesinin ihtar edildiğini,
29 Nisan 2022 tarihinde ...’nın ..., ..., ..., ve ...’a gönderdiği ve satış fiyatının doğrudan bir parçasını teşkil eden hususları sorguladığı mektuplarına cevap gelmemesi üzerine, 5 Mayıs 2022 tarihinde ...'nın, ...’nin 28 Nisan tarihli mektubuna gönderdiği cevabında, müvekkili şirketin ...’nin ihtarını takiben davalıların talep edilen gerekli bilgileri temin etmemesi dahil sözleşmeye aykırı fiilleri sebebiyle öncelik hakkını kullanmayacağını teyit ettiğini, ancak Esas Sözleşme’den kaynaklanan haklarını saklı tuttuğunu bildirdiğini,
Müvekkili şirketin, 10 Mayıs 2022 tarihinde ..., ..., ..., ve ...’a gönderdiği aynı içeriğe sahip mektuplarda, ...’nın talebine rağmen rehinlerle ilgili durum ve dolayısıyla toplam satış fiyatı hakkında bilgi sağlanmadığı için, Esas Sözleşme’den kaynaklanan haklarını saklı tutarak, öncelik hakkını kullanmayacağını bildirdiğini,
...'nın, 18 Mayıs 2022 tarihinde ...’e gönderdiği mektupta, daha önceki mektuplarında hissedarlardan talep ettiği Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi’ni ve ...’in 2021 yılına ait onaylı bilançosunu ...’den talep ettiğini,
2022 yılına ait ... Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu’ndan görüldüğü üzere, ..., ..., ..., ... ve ..., 25 Mayıs 2022 tarihinde Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi’ni imzalamış ve bu tarihte ... sürecinin […] son bulduğunu,
27 Mayıs 2022 tarihinde ...'in, ...’nın 18 Mayıs tarihli mektubuna cevaben ...'in, sözleşmeye taraf olmadığı ve kendisine henüz hisse devri konusunda bir başvuruda bulunulmadığı için, Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi’ni ...’ya veremeyeceğini ifade etmiştir. 2021 yılına ait onaylı bilançosu hakkında ise ..., bağımsız denetim raporunun henüz tamamlanamadığı, tamamlandığında olağan genel kurul toplantısından en az on beş gün önce pay sahiplerinin incelemesine sunulacağı yönünde cevap verdiğini,
Ticaret Sicili Gazetesi’nden görüldüğü üzere, 27 Haziran 2022 tarihinde ..., ... ve ...’nin sahip olduğu hisselere ilişkin temettü hariç ortaklık haklarını, bu şirketlere geri devrettiğini, aynı gün ... Yönetim Kurulu; ..., ..., ... ve ...’nin sahip olduğu tüm hisselerin ...’a devrini onayladığını,
...'nın, 15 Eylül 2022 tarihinde ... ve ...’a gönderdiği mektupta, ... ve ...’ın, ... ve ...’ın hisseleri üzerindeki rehin bedelini ...’ya bildirmemesi nedeniyle ...’nın toplam hisse bedelini öğrenemediğini ve böylece ...’nın öncelik hakkının kullanmasının engellendiğini ifade ettiğini, ...'nın ayrıca eski hissedarların ... ile fiyat görüşmelerini tamamlamadan önce üçüncü bir tarafla iletişime geçmesi nedeniyle de hisselerin ...’a devrinin hukuka aykırı olduğunu belirterek, zararının tazmini için ... ve ...’a 30 gün süre tanımış, aksi takdirde her türlü yasal yola başvuracağını bildirdiğini,
... ve ...'nın, sırasıyla 7 ve 12 Ekim 2022 tarihlerinde ...’ya gönderdikleri cevap niteliğindeki mektuplarında, ...’nın iddialarını ve tazminat talebini reddettiklerini,
Esas Sözleşme’nin 6. maddesinin 6. fıkrasında, hisse devirleri bakımından mevcut hissedarlara bir öncelik hakkı tanıdığını,
Madde 6 – Sermaye Ve Hisse Senetlerinin Nevi:
Türk Ticaret Kanunu’nun 492. Maddesi uyarınca nama yazılı payların devri yönetim kurulunun onayına tabidir. Pay sahipleri nama yazılı hisse senetlerini satmak istedikleri zaman önce hissedarlara teklif edeceklerdir. Pay sahipleri, hissedarlardan bir ay içinde olumlu sonuç elde edemez iseler üçüncü şahıslar ile temasa geçmekte serbesttirler. Satmadan önce son fiyatı hissedarlara teklif edecek, 15 gün içinde olumlu sonuç alınmaz ise, üçüncü şahıslara satmakta serbest olacaklardır. Yönetim Kurulu bu satışı şirket pay defterine kayıt ve onaydan imtina edemez şeklinde olduğunu,
Esas Sözleşme madde 6’da yer alan öncelik hakkının yapısı ile ilgili olarak,
İlgili sözleşme hükmü uyarınca, bir pay sahibi paylarını satmak isterse, işlem sırası ile
i.Paylarını satmak isteyen pay sahibi (satıcı), henüz üçüncü kişilerle temasa geçmeden evvel, paylarını öncelikle diğer pay sahiplerine satmayı teklif etmelidir.
ii.Satıcı ile teklifin muhatabı olan pay sahibinin, ilgili payların satışı hususunda yürütecekleri müzakere bir ay içinde olumlu sonuçlanmaz ise, satıcı üçüncü şahıslar ile temasa geçebilecektir.
iii.Satıcı, paylarını üçüncü kişiye satmadan önce, üçüncü kişinin önerdiği son fiyatı tekrar mevcut pay sahibine teklif etmelidir.
iiii.Söz konusu teklifi izleyen 15 gün içinde yine olumlu sonuç alınmaz ise, bu defa satıcı paylarını üçüncü kişiye satmakta serbest olacaktır.
Şeklinde olduğunu,
İlgili madde metninden ve işlem aşamalarından da görüleceği üzere, Esas Sözleşme basit bir teklif reddetme hakkı düzenlemesi olmayıp, iki aşamalı geniş bir hak tesis ettiğini, paylarını satmak isteyen pay sahibi, hem üçüncü kişilerle müzakere etmeden paylarını diğer pay sahiplerine teklif etmeli, hem de üçüncü kişilerle müzakeresini tamamladıktan sonra aynı fiyat üzerinden diğer pay sahiplerine teklifte bulunması gerektiğini,
Davalılar, ...’nın satım teklifine açıkça olumlu cevap vermiş olmasına rağmen sözleşmede öngörülen müzakere aşaması işletilmeksizin , teklifi reddetme hakkının işleyişine ve usulüne aykırı olarak 3. kişilerle müzakere ettiklerini,
Davalılar, ...’nın hakkını kullanmasını Esas Sözleşme’de öngörülmeyen ilave şartlara bağlamışlardır.
Davalılar’ın ...’ya dayattığı ilave şartlarda yer alan edimler ve ... ile ...’nin payları üzerindeki ... rehni hakkındaki belirsizliklerin, hakkın sözleşmeye uygun kullanılmasının önünde engel teşkil ettiğini,
Daha önce açıklandığı üzere, paylarını devretmek isteyen Davalıların, ilk kez 17 Mart 2022 tarihinde ...’ya ve ...’nın Yönetim Kurulu Başkanı ...’na bildirimde bulunduklarını, ilgili bildirimde Davalılar, ...’in Esas Sözleşmesi’nde yer alan öncelik hakkına atıfta bulunarak, ...’deki tüm hisselerini satmak istediklerini söylediklerini, yine, söz konusu bildirimde ...'ya, bildirimin tebliğ aldığı tarihten itibaren 1 ay içinde öncelik hakkını kullanıp kullanmayacağını bildirmeye davet edildiğini, söz konusu mektubun Müvekkili ... tarafından aynı gün tebliğ alınmış olup, Esas Sözleşme madde 6’nın açık hükmü uyarınca, Davalılar’ın paylarının devri konusunda üçüncü kişilerle temasa geçebilecekleri ilk tarihin, 17 Nisan 2022 olduğunu, davalılar bu tarihe kadar ...’nın cevabını beklemek zorunda olup, Davalılar’ın bildirim tarihinden sonraki 1 ay içinde payların devri konusunda üçüncü kişilerle temasa geçmesinin sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini,
Bu kapsamda, ...'nın, Davalılardan gelen mektuplara 1 Nisan 2022 tarihinde yanıt vererek, davalıların ...’deki hisselerinin tamamını satın almak için öncelik hakkını kullanacağını bildirip hisselerin nihai satış fiyatına ilişkin bilgi talep ettiğini, ...’nın 1 Nisan 2022 tarihli bildiriminde Davalılar’a, öncelik hakkını kullanacağını belirtmesine ve payların kendisine devrine yönelik müzakereyi başlatmayı hedefleyen fiyat teklifi sorusuna karşılık, Davalılar 25 Nisan 2022 ve 26 Nisan 2022 tarihli bildirimlerinde, hisselerinin tamamını ...’in pay sahibi olmayan 3. kişi ...’ın 1000 hisse karşılığı 1 ABD Doları fiyat ile satın almak istediğini belirttiklerini, ...’nın “üçüncü kişi alıcının önerdiği son fiyatı” kabul edip etmediği yönünde kendilerine bilgi verilmesini talep ettiklerini, nihayetinde eğer bu hisseleri alacaksa ...’ya ilgili hisse bedellerini ödemek için 15 günlük bir süre tanıdıklarını, bu taleplerin tamamının Esas Sözleşme madde 6’da düzenlenen açık işlem sırasına aykırı olduğunu,
Davalılar, Davacı tarafından öncelik hakkının ilk aşamasına, yani pay sahiplerinin kendi arasında müzakere aşamasına geçilmesine yönelik beyanını, sanki Davacı’nın bu aşamayı atlayarak Davalılar’a üçüncü kişilerle temasa geçme ve müzakereye girişme izni verdiği şeklinde yorumladıklarını, yazının devamında, bu sebebe dayanarak, üçüncü kişilerle müzakerelerin yürütülmüş olduğunu açıkça ikrar ettiklerini, oysa ki Davacının 1 Nisan 2022 tarihli yazısında sadece hisse fiyatlarını sorduğunu, sözleşmede kararlaştırdıkları müzakere aşamasından kendi aleyhine olacak şekilde feragat etmediğini, ancak Davalıların, Davacı’nın ilk aşamayı devre dışı bırakma yönündeki iradesini teyit etmek yerine, üçüncü kişilerle doğrudan temasa geçtiklerini,
...’la gerçekleştirilen temasın ve müzakerenin, Davalılar’ın paylarının devri konusunda üçüncü kişilerle temasa geçebilecekleri ilk tarih olan 17 Nisan 2022 tarihinden önce başlatıldığının açık olduğunu, zira Davalıların 25 Nisan 2022 ve 26 Nisan 2022 tarihli yazılarında, ...’ın, ..., ..., ..., ve ...’ın sahip olduğu hisseleri, şarta bağlı borçlar ve yükümlülükler de dahil olmak üzere, tüm hak, alacak, varlık, borç ve yükümlülükleri ile birlikte devralacağını ve bu kapsamda ...’ın; ...’i ve onun bağlı şirketi olan ... ...’yı incelemiş olduğunu; bu inceleme neticesinde, şirketlerin net işletme sermayesi açığı bulunduğunu ve acil nakit sermaye ihtiyacı olduğunu tespit ettiğini; Davalılar’ın, ...’ın ve ...’nin hisselerine değer biçtiğini; şirketlerin çalışanlarına olan iş hukuku kaynaklı borçlarını üstleneceğini; ...’in bankalara olan 95.000.000 USD borcu için finansal yeniden yapılandırma sözleşmesi imzalanması amacıyla bankalarla gerekli görüşmeleri gerçekleştirmiş olduğunu belirtmişlerdir. Üstelik ..., 28 Nisan 2022 tarihinde Davacı’ya ilettiği ihtarnamesinde ...’ın ve Satıcılar’ın imza aşamasına geldiğini belirttiklerini,
Davalılar’ın 25 Nisan 2022 ve 26 Nisan 2022 tarihli mektuplarından da görüleceği üzere, şirketlerin incelenmesi ve hisse değerlemesi dahil ... hisselerinin devralınmasına yönelik oldukça emek ve zaman gerektiren tüm ön hazırlıkların 25 Nisan 2022 tarihinde çoktan tamamlandığını, yukarıdaki değerlendirmelerin yapılabilmesi için ...’ın gerekli bilgi ve belgeleri incelemiş olması, bankalarla müzakere gerçekleştirmiş olması gerektiğini, ancak tüm bunların 17 Nisan 2022 ile 25 Nisan 2022 arasındaki 8 günlük dönemde tamamlanmış olmasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemekle birlikte, bir an için ...’nın 1 Nisan 2022 tarihli yazısında 1 aylık müzakere hakkından feragat ettiği düşünülse dahi, 1-25 Nisan tarihleri arasında geçen 24 günlük sürede, potansiyel alıcı olarak ...’ın bulunması; iki ülkede toplam dört üretim tesisi bulunan ... gibi bir endüstri devinin incelenmesi, hisse değerlemesinin yapılması, satış sözleşmelerinin hazırlanıp müzakere edilmesinin de mümkün olmadığını, bu nedenle Davalılar’ın, sahip oldukları payların devri hususunda üçüncü kişi (...) ile, ilk bildirim tarihinden sonra 1 aylık süre sona ermeden önce müzakerelere giriştiğinin anlaşıldığını,
Yukarıdaki açıklamalar ışığında, esas sözleşmede kararlaştırılan öncelik hakkına ilişkin sürecin Davalılar tarafından sözleşmeye uygun olarak işletilmediğini,
Davalıların, Davacı’nın Hakkını Kullanmasını Sözleşmede Öngörülmeyen İlave Şartlara Bağlamışlardır.
Davalıların, yukarıda da belirtildiği gibi, ...’nın 1 Nisan tarihli mektubuna yanıtlarını sırasıyla 25 ve 26 Nisan 2022 tarihlerinde gönderdiklerini, bu mektuplarda,
....’ın, ... paylarının %92’sinin tamamının blok hâlinde kendisine devri şartıyla kendilerine ait 2.000.000.000 adet payın tamamını 2.000.000 USD karşılığında devralmak istediğini,
ii.Davalıların, ...’ın ve ...’nin sahip oldukları ... paylarının tamamının satışı konusunda mutabakata vardıklarını,
iii.Davacı’nın, işbu bildirimin kendisine tebliğini müteakip 15 gün içinde yazılı bir cevap vererek, ...’a ve ...’ye ait payların tamamının blok satışı şartı ve ...’ın önerdiği diğer koşullara uymak kaydıyla, ... ve ... için ayrı ayrı, paylarını 2.000.000 USD bedel karşılığında satın almayı isteyip istemediği hususunda Davalılar’a, bilgilendirme yapılmasını,
Yukarıdaki şartlar çerçevesinde, mezkur hisseler satın alınacaksa, 15 gün içerisinde ilgili satış bedelinin mektupta yer alan banka hesabına ödenmesini ve dekontunun Davalılara ibraz edilmesini, aksi takdirde hisselerin ...’a satılacağı.
Hususlarının bildirildiğini,
Yukarıda bahsedilen mektuptan anlaşılacağı üzere, Davalıların, öncelik hakkının kullanılması için Esas Sözleşme’de öngörülmeyen ilave şartlar ileri sürdüklerini, ...’nın ancak ..., ..., ... ve ...’nin sahip olduğu ... paylarının tamamını blok hâlinde satın alması durumunda öncelik hakkını kullanabileceğini şart koştuklarını, halbuki Esas Sözleşme’de ...’nın öncelik hakkını kullanması için böyle bir şart düzenlenmediğini,
İkinci olarak, Davalılar blok satış şartı dışında da ilave şartları ...’ya dayatmaya çalıştıklarını, söz konusu şartların, ...’ın hisse satışı çerçevesinde üstleneceği ilave edimlerden oluşmaktadır. Bunlar, özetle; (i) payların “tüm hak, alacak, varlık, borç ve yükümlülükleri (şarta bağlı borç ve yükümlülükleri dahil)” devredilmesi; (ii) ...’in ve ... ’nın, kendi çalışanlarına iş hukukundan kaynaklanan yükümlülüklerinin alıcı tarafından üstlenilmesi; (iii) ...’in yaklaşık 95.000.000 USD muaccel banka borcu için, alıcının kefil olması şartıyla bankalarla Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi imzalanması, ve (iv) bankaların ...’e 90.000.000 USD tutarında yeni finansman sağlaması olduğunu,
...’ın önerdiği bu şartlarda yer alan edimlerin belirsizliği sebebiyle, ...’ya öncelik hakkını kullanmasına elverişli bir bildirimin yapılmadığının anlaşıldığını, örneğin, şartlar arasında yer alan, payların “tüm hak, alacak, varlık, borç ve yükümlülükleri (şarta bağlı borç ve yükümlülükleri dahil)” devredilmesi koşulu dikkate alındığında, blok hâlinde devredilmesi şart koşulan %92 oranındaki ... payları üzerinde ne gibi yükümlülükler olduğunun açıklanmadığını, özellikle, ... ve ...’nin sahip olduğu hisselerin ... rehinleriyle birlikte mi devredileceği, ve öyleyse bu rehinlerin teminat altına aldığı borcun miktarı konusunda hiçbir açıklamaya yer verilmediğini,
Ayrıca ...’nın öncelik hakkını kullanması için öne sürülen bu ilave şartlardan; Şirket’in bankalarla Finansal Yeniden Yapılandırma Sözleşmesi imzalamasına, bankalardan ek finansman sağlamasına ve çalışanların Şirket’ten olan alacaklarının ödenmesine dair koşullar bakımından, paylarını devredip Şirket’ten çıkacak olan Davalılar’ın sözleşmeye uygun ve makûl bir hukuki yararları da bulunmadığını, ...’in söz konusu borçları için şahsi yahut nesnel teminat vermemiş olan Davalılar’ın, pay sahipliğinden ayrılmalarından sonra ...’in ekonomik durumuna yönelik ...’ya bu tür taahhütler vermesini şart koşmaları öncelik hakkının doğasıyla bağdaşmadığını, aksinin kabulünün, pay sahipliği sona erecek olan Davalılar’ın, Şirket’in finansal yapısına yönelik gelecek planlarını ...’ya dayatmaları ve bu yolla öncelik hakkının kullanımını sözleşmeye aykırı olarak zorlaştırmaları anlamına geldiğini, sonuç olarak, öncelik hakkı yükümlüsü konumundaki Davalılar, esasında kendilerini ilgilendirmeyen konularda ilave şartlar öne sürerek sözleşmeye aykırı davrandıklarını,
Yine davalıların haksız olarak, ... öncelik hakkını kullanarak hisseleri satın alacaksa, 15 gün içerisinde 2.000.000'er USD hisse satış bedellerinin kendilerine ödemesini talep ettiklerini, ancak Esas Sözleşmenin ilgili hükmü “Satmadan önce son fiyatı hissedarlara teklif edecek, 15 gün içinde olumlu sonuç alınmaz ise, üçüncü şahıslara satmakta serbest olacaklardır” ifadesini içerdiğini, yani öncelik hakkının bu ikinci aşamasında, kendisine “son fiyat” bildirilen pay sahibinin bu öneriyi kabul ederek satış sözleşmesini kurmak için 15 günü bulunduğunu, oysa ki davalıların sözleşmede öngörülmeyen yeni bir şart öne sürerek, bu 15 günlük süre içinde ...’nın hisse bedelini de ödemesini isteyerek, Esas Sözleşmede kararlaştırılan öncelik hakkının kullanılmasını sözleşmeye aykırı şekilde zorlaştırdıklarını,
Davalıların, ilave şartlarda yer alan edimler ve mezkur paylar üzerindeki ... rehni konusundaki belirsizlikleri gidermemeyip, ...’nın bu husustaki sorularına cevap vermeyerek, nihayetinde öncelik hakkının Esas Sözleşme’ye uygun kullanılmasını engellediklerini,
Esas Sözleşme madde 6’da düzenlenen öncelik hakkının sözleşmeye uygun olarak kullandırılması için, Davalıların üçüncü kişiden (...) aldığı son fiyatı ...’ya açık ve net bir şekilde bildirmesi gerektiğini, aynı kapsamda, ...’nın Davalıların teklifine olumlu veya olumsuz cevap verebilmesi için, toplam satış bedelini ve katlanacağı maddi yükümlülükleri tam ve eksiksiz olarak bilmesi gerektiğini, oysa Davalılar’ın, yukarı belirtilen ilave şartlarda yer alan edimlerin yol açtığı belirsizliğin de sözleşmeye aykırılık teşkil ettiğini, Hisse bedeline ilave edimler içeren şartların ileri sürülmesinin bizatihi sözleşmeye uygun olmadığı gibi, söz konusu şartların içerdiği edimlerin ... bakımından belirsizlik arz etmesi sözleşmeye uygun biçimde “son fiyatın” da önerilmediğini gösterdiğini,
Buna ek olarak, Davalıların blok halinde satış şartı dayattığı diğer pay sahipleri ...’ın ve ...’nin 21 Nisan 2022 tarihinde ...’ya ayrı ayrı ilettikleri bildirimlerde, sahip oldukları pay sahipliği haklarının, Haziran 2017’de ... tarafından devralındığı ve paylar üzerinde ...’nin rehninin bulunduğunu belirttiklerini, ... de ...’ya ilettiği 28 Nisan 2022 tarihli yazıda da, söz konusu durumun teyit edildiğini,
Nitekim bu sebeplerle, daha önce de açıklandığı üzere 29 Nisan 2022 tarihinde ...; ..., ..., ... ve ...’a aynı içerikte mektuplar göndererek, bu mektuplarda ...; (i) ... ve ...’nin sahip olduğu hisseler üzerinde bulunan rehin ile güvence altına alınan ...’ye olan borcun miktarı, (ii) bu hisselerin alıcıya bu rehinlerle birlikte mi yoksa rehinsiz olarak mı devredileceği, ve (iii) alıcının belirtilen hisse bedeline ek olarak rehin bedelini de ...’ye ödeyip ödemeyeceği konularında bilgilendirilmediğini vurgulamış, ve bu durumun Esas Sözleşme’de yer alan öncelik hakkı hükmüne aykırı olduğunu belirttiğini, ...'nın, bu bilgilerin hiçbirinin kendisiyle paylaşılmaması nedeniyle, ilgili payların “devir bedelinin açık ve anlaşılabilir şekilde belli olmadığından… satışın problemsiz gerçekleşmesi için toplam satış fiyatının en kısa sürede bildirilmesini” ihtar ettiğini,
Müvekkili şirket tarafından, 10 Mayıs 2022 tarihinde Davalılar’a gönderilen yazıda da, blok satış şartı öngörülen payların bir kısmında ... lehine kurulmuş olan rehin hakkına, bunun kapsamına ve pay devri hâlinde akıbetine ilişkin bilgilerin kendisiyle paylaşılmadığını; buna bağlı olarak hisselerin “toplam satış bedeli belli olmadığı için” öncelik hakkını kullanmayacaklarını ve sözleşmesel haklarını saklı tuttuğunu bildirdiğini,
Yine ...'nın 15 Eylül 2022 tarihli bildiriminde Davalılar’a tekraren, özetle; %92’lik blok satış koşulu dikkate alındığında, satışa konu payların bir kısmının üzerindeki rehin tutarının bildirilmediğini, bu kapsamda payların toplam satış bedelinin Esas Sözleşmeye uygun olarak kendisine bildirilmediğini; bu sebeple ...’nın öncelik hakkını kullanmasının engellenerek sözleşmesel hakkının ihlal edildiğini ve zarara uğradığını beyan ettiğini,
Davalılar’ın, ...’nın öncelik hakkını kullanmasını, ... paylarının rehinli hisselerini içerecek şekilde %92’lik blok satış koşuluna bağlamış olmalarının iki açıdan önem arz ettiğini, ilk olarak, ...’nın öncelik hakkını kullanması hâlinde üstleneceği mali / parasal yükümlülüğü henüz teklifi kabul veya reddetmeden önce öngörebilmesinin gerektiğini, nitekim Esas Sözleşme’de öngörülen son fiyat teklifinin işlevi bu olduğunu, ancak ...’dan kendisine önerilen paylardan, ...’in sermayesinin %52’sine denk gelen (... ve ...’e ait olan) kısmı üzerindeki rehnin kapsamını ve pay devri hâlinde bu rehnin akıbeti hususunda bir bilgi sahibi olmadan kabul veya red beyanında bulunması beklenemeyeceği gibi, bu yönde bir belirlilik içermeyen teklif de sözleşmeye uygun bir “son fiyat” teklifi olarak değerlendirilemeyeceğini, davalılar, sözleşmede öngörülen öncelik hakkının kullanılmasına imkân veren bir teklifi ...’ya iletmediğini ve dolayısıyla öncelik hakkını sözleşmeye uygun olarak işletmediğini, üzerinde durulması gereken ikinci noktanın ise, Davalılar’ın %92’lik blok satış koşulunu ileri sürmesine karşılık, satışa konu hisseler üzerindeki rehin hakkıyla bağlantılı olarak ...’nin ...’in yönetimindeki varlığının, hisselerin devrinden sonra devam edip etmeyeceği hakkında ...’ya bilgi verilmemiş olması olduğunu, ...’nin ...’in yönetimindeki varlığının hisselerin devrinden sonra sürüp sürmeyeceği, ... hisselerini satın alma kararını etkileyecek nitelikte, şirketin finansal ve idari durumunu, gelir-kârlılık projeksiyonlarını ve dolayısıyla hisse fiyatını doğrudan ilgilendiren kritik bir bilgi olup, Blok satış koşulunun ileri sürülmesine karşın söz konusu durumun akıbeti hakkında ...’yla bilgi paylaşılmamış olmasının da Esas Sözleşme’ye ve dürüstlük kuralına aykırı olduğunu,
Davalıların, bu süreçte, satışa konu hisselerin “tüm hak, alacak, varlık, borç ve yükümlülükleri (şarta bağlı borç ve yükümlülükleri dahil)” ile birlikte devredileceği gibi oldukça muğlak ifadeler kullanmış, ...’nın hisseleri satın almak istemesi halinde ne kadar bir maddi külfet yaratacağını bilmesini bilinçli olarak engellemişlerdir. Bu “borç ve yükümlülüklerin” hangi kalemlerden oluştuğu, tutarının ne olduğu, kimin alacağına yönelik olduğu, ... rehninin devam edip etmeyeceği veya bu yükümlülüklerin hisse devri halinde ... alacaklarının ödenmesi şartını içerip içermediği konularında dahi, ... defaatle sormasına rağmen Davalılar tarafından herhangi bir bilgilendirme yapılmadığını, hal böyleyken, hisseleri satın almanın maddi yükünü bilmeden, basiretli bir tacir olan ...’dan bu hisseleri satın almasının beklenemeyeceğinin açık olduğunu,
Halbuki, ... ve ...’ın bu bilgileri bilmemesinin hayatın olağan akışına aykırı olup, daha önce de açıklandığı üzere Davalılar, ... ve ... ile ortak hareket etmiş, ...’ya ilk teklif bildirimini yapmadan aylar önce, bu dört hissedarın ... ile hisselerin blok satışı yönünde müzakerelere başlamışlardır. Nitekim, Esas Sözleşme’de yer alan öncelik hakkına aykırı olarak, ... ile fiyat ve yeniden yapılandırma dahil bir anlaşmaya varıldıktan sonra ...’ya ilk bildirim yapıldığını,
Söz konusu dört hissedarın ...’ya haber vermeksizin ortak hareket ettiğinin bir diğer kanıtı da tarafların tek bir satım sözleşmesi ile hisselerini ...’a devretmeleri olup, 2022 yılına ait ... Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu’ndan görüldüğü üzere, ..., ..., ..., ... ve ..., 25 Mayıs 2022 tarihinde Hisse Alım ve Satım Sözleşmesi’ni imzaladıklarını, tarafların, yine ...’ya herhangi bir bilgilendirme yapılmaksızın, karşılıklı mektupların gittiği dönemde ... rehni dahil satış sözleşmesinin esaslı unsurları hakkında bir müzakere yürüttüklerini,
Her durumda, ...’nin ...’in yönetimindeki varlığının hisselerin devrinden sonra sürüp sürmeyeceği, ... hisselerini satın alma kararını etkileyecek nitelikte, şirketin finansal ve idari durumunu, gelir-kârlılık projeksiyonlarını ve dolayısıyla hisse fiyatını doğrudan ilgilendiren kritik bir bilgi olduğundan, Davalıların, kendi hisselerine ilişkin öncelik hakkını gereği gibi yerine getirmek için hissesini satacakları şirketle ilgili bu durumu bilmiyor iseler dahi bu kritik bilgiyi öğrenerek öncelik hakkı sahibi yani potansiyel alıcıya keyfiyeti bildirmekle yükümlü olduklarını, zira ...’dan veya hiçbir basiretli tacir alıcıdan, yönetim yapısında bir kamu idaresinin yer alıp almayacağı belli olmaksızın bir şirkette pay sahipliği oranını artırmak yönünde karar almasının beklenemeyeceğini,
Nihayetinde, ...’in yönetiminde temsilcisi de bulunan Davalılar, davaya konu hisseleri almak istediğini beyan eden ve yönetimde temsil edilmeyen ...’ya, ...’in denetimden geçmiş bilançosunu ve satış için gerekli sair bilgileri vermekten imtina ettiklerini, Davalıların, potansiyel alıcı ...’ya ...’in bilançosunu vermeyerek, şirketin mevcut finansal durumunu ...’dan saklamış, ...’yı karanlıkta bırakmak gayesiyle hareket etmişlerdir. Bu sayede de ...’nın öncelik hakkını kullanmasını engelleyerek, ...’dan habersiz ve Esas Sözleşme’ye aykırı olarak halihazırda anlaşma sağladıkları ...’a hisselerin satışı işlemini gerçekleştirdiklerini,
Yine gerek ...’nın gerekse ...’ın ...’in banka borçlarıyla ilgili kefalet dahil herhangi yükümlülüğü bulunmadığını ve Davalıların hisseleri üzerinde de herhangi bir rehin tesis edilmediğini, 18 Temmuz 2022 tarihli ... suretinden de görüleceği üzere, Davalılar’a, ...’ye ve ...’a ait hisselerin ...’a devrinin 27 Haziran 2022 tarihi itibariyle onaylandığını ve taraflar arasındaki Hisse Satım Sözleşmesinin 25 Mayıs 2022 tarihinde imzalandığının da 2022 yılına ait ... Yönetim Kurulu Faaliyet Raporu’nda da ifade edildiğini, dikkat edilirse, Davalılar’ın ...’nın defaatle talep ettiği ... rehinlerinin akıbetine ilişkin sorulara cevap vermemesiyle satış sözleşmesinin arasında 1 aydan kısa bir süre geçtiğini, nitekim, ...’nın rehinler ve nihai satış fiyatı konusunda tekrar bilgi talep ettiği 29 Nisan 2022 tarihinde, bu kadar büyük bir şirketin satışına ilişkin Hisse Satım Sözleşmesinin müzakeresine çoktan başladığının tespitinin gayet makul bir çıkarım olacağını, başka bir deyişle, Müvekkil Şirketin talep ettiği bilgilerin kendisinden bilerek gizlenerek, kasıtlı olarak bir belirsizlik hali yaratıldığını, bunun sebebinin de Davalıların ..., ... ve ... ile Müvekkil Şirket’i hukuka aykırı olarak bertaraf ederek bir anlaşmaya varmaları olduğunu,
Sonuç olarak, Davalıların, ... ve ... ile birlikte ... ile anlaşıp, bu anlaşma sağlandıktan sonra ...’ya sadece göstermelik olarak bir bildirimde bulunulduğunu, bu bildirimde dahi, ...’nın öncelik hakkını kullanmasını engellemek adına Esas Sözleşme’ye aykırı bazı ilave koşullar öne sürülüp hatta ... rehni, ... finansalları gibi bilgisi dahilindeki konularda ...’ya bilerek ve isteyerek bilgilendirme yapılmayarak, satışa konu hisselerin bedelini (son fiyat) öngörülebilir ve belirli bir şekilde ...’ya bildirmediklerini,
Müvekkili davacı şirketin, Esas Sözleşme’de tanınan öncelik hakkının kullanılmasının engellenmesi nedeniyle maddi zarara uğradığını, ... ve ..., ...’deki hisselerini ...’a gerçek değerinin ciddi miktarda altındaki bir değere sattıklarını, ...’nın uğradığı zararın söz konusu hisselerin gerçek değeri ile ...’a satış değeri arasındaki farka eşit olduğunu, Zira ... öncelik hakkını kullanarak bu hisseleri aynı fiyattan satın alabilmiş olsaydı, gerçek değer ile satış değeri arasındaki fiyat farkından ...'nın yararlanmış olacağını,
Bu nedenle, ... ve ...’ın hisselerini ...’a devrettiği tarihte bu hisselerin gerçek değerinin hesaplanması, ve hisselerin ...’a devir bedeli ile arasındaki farkın tespit edilmesi gerektiğini,
Hukuk Muhakemeleri Kanunu (“HMK”) m. 107 ile, dava değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin davacıdan beklenemeyeceği veya bunun imkansız olduğu hallerde, alacak miktarının tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda mahkemeye bildirmek şartıyla, davacıya belirsiz alacak davası açma imkanı verildiğini,
Bu nedenlerle işbu dava, belirsiz alacak davası olarak ikame edilmekte olup, dava kapsamında yapılacak şirket değerlemesi sonucunda talep belirlenebilir hale geldiğinde, talep edilen tazminat tutarının tam ve kesin olarak bildirileceğini belirterek,
Davalılar’ın ... A.Ş. esas sözleşmesinde yer alan öncelik hakkı hükmünü ihlal etmesinden dolayı Davacı’nın uğradığı şimdilik toplam 500.000 ABD Doları (fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak şartıyla, tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin mümkün olduğu anda arttırılmak üzere) tutarındaki zararın her bir davalı için 250.000’er ABD Doları olmak üzere Davalılar tarafından ayrı ayrı tazminine,
Hükmedilecek tazminata dava tarihi itibariyle Devlet bankalarının ABD Doları ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı üzerinden faiz işletilmesine karar verilmesi talep ve dava edilmiştir.
CEVAP:
Davalı şirketler müşterek vekili cevap dilekçesinde özetle; ... A.Ş. ("Davacı" veya "...") ile müvekkil şirketler ... ("...") ve ... Ltd ("...") (birlikte "Davalılar" veya "Müvekkil Şirketler") arasında görülen huzurdaki dava, Türk Borçlar Kanununun ("TBK") 112. maddesine dayalı maddi tazminat istemine ilişkindir. Anılan hüküm, borcun hiç veya gereği gibi ifa edilmemesi halinde ortaya çıkan zarardan sorumluluğu düzenlediğini,
Davada istemin, ... A.Ş. ("...") esas sözleşmesinin ("Esas Sözleşme") aşağıda alıntılanan 6. maddesinin 6. fıkrasının Müvekkil Şirketler tarafından ihlal edildiği; bunun sonucu olarak ise önalım hakkının kullanılamadığı iddiasına dayandığını,
"Türk Ticaret Kanunu’nun 492. maddesi uyarınca nama yazılı payların devri yönetim kurulunun onayına tabidir. Pay sahipleri nama yazılı hisse senetlerini satmak istedikleri zaman önce hissedarlara teklif edeceklerdir. Pay sahipleri, hissedarlardan bir ay içinde olumlu sonuç elde edemez iseler üçüncü şahıslar ile temasa geçmekte serbesttirler. Satmadan önce son fiyatı hissedarlara teklif edecek, 15 gün içinde olumlu sonuç alınmaz ise, üçüncü şahıslara satmakta serbest olacaklardır. Yönetim Kurulu bu satışı şirket pay defterine kayıt ve onaydan imtina edemez."
Anılan düzenleme uyarınca ... pay sahipleri için öngörülen borcun iki aşama ve edimden oluştuğunu,
Birinci Aşamanın pay satma niyetinin öncelikle diğer pay sahiplerine bildirilmesi, ikinci aşamanın ise üçüncü kişilerden gelen teklifin diğer pay sahiplerine önerilmesi olduğunu,
Müvekkil Şirketlerin, her iki borcu da gereği gibi ifa ettiğini, davacının ise uyuşmazlığa konu pay devri sürecinin her aşamasında önalım hakkını kullanabilecek halde olmasına rağmen, kendi iradesi ile önalım hakkını kullanmaktan kendi açık beyanıyla imtina ettiğini,
Müvekkili Şirketler’in de taraf olduğu pay devri sözleşmesinin imzalandığı 25.05.2022 tarihine dek, sürecin her aşamasında önalım hakkını kullanabilecek durumda olan Davacının, 10.05.2022 tarihinde yaptığı bildirim ile önalım hakkını kullanmayacağını kendi iradesi ile açıkça bildirdiğini, gerekçe olarak ise, -Müvekkil Şirketler'e değil dava dışı ...'na ait- paylar üzerindeki rehinler hakkında bilgi verilmemesini ve satış bedelinin kendisine göre belirsiz olmasını öne sürdüğünü, fakat bu gerekçelerin Müvekkil Şirketler’e ait paylar ile hiçbir ilgisinin bulunmadığını,
...'nın, 1865 yılından bu yana bilgi teknolojileri ve telekomünikasyon alanında faaliyet gösteren çokuluslu bir şirket olup, ..... Hükümeti'nin çoğunluk hissesine sahip olduğu ...'un ise, 1980 yılında kurulmuş olup ... (.....) tarafından gelişmekte olan ülkeler olarak sınıflandırılan ülkelerdeki işletmelerin gelişimini teşvik eden bir finansman şirketi olduğunu, Davacı ...'nın ise, 1988 yılında Türkiye’de kurulmuş, farklı sektörlerde çeşitli şirketlere yatırım yapmış olan bir anonim şirket olduğunu,
Davacı ve Davalıların, uyuşmazlık temelindeki pay devri gerçekleşmeden önce, ..... A.Ş. ("...") ve ... İthalat İhracat A.Ş. ("...") (birlikte "...") ile birlikte ... şirketinin pay sahibi olduklarını,
...'in ise, 1987 yılında kurulmuş olup üçü Türkiye’de olmaküzere toplamda dört üretim tesisi ile yurt içi ve yurt dışı pazarlar için yüksek kaliteli çelik boru üretimi ve pazarlaması yapan bir şirket olduğunu, üzere toplamda dört üretim tesisi ile yurt içi ve yurt dışı pazarlar için yüksek kaliteli çelik boru üretimi ve pazarlaması yapan bir şirket olup, pay sahipliği yapısının aşağıdaki tabloda gösterildiği gibi olduğunu,
¸
Pay sahipleri arasındaki ilişkinin Esas Sözleşme ve 3 Aralık 1986 tarihli Pay Sahipleri Sözleşmesi ("Pay Sahipleri Sözleşmesi") ile düzenlendiğini, Davacı şirket pay sahibi ve 1988'den bu yana yönetim kurulu üyesi olan ..., 1987 yılından uyuşmazlığa konu pay devri sürecine dek ...'de pay sahibi olmuştur. ..., aynı zamanda Pay Sahipleri Sözleşmesi'nde taraf olduğunu,
Müvekkili Şirketlerin, ... yatırımı ile 1987 yılından, pay sahipliğinin son bulduğu 2022 yılına dek ülkemize doğrudan yatırım yapmış şirketler olup, ülkemizdeki enflasyonist ortam, Türk Lirası’nın değer kaybı, Amerika Birleşik Devletleri’nin çelikte gümrük vergisi getirmek suretiyle uygulamaya koyduğu Türkiye’ye yönelik yaptırım kararı zamanla Müvekkil Şirketler'in yatırım yaptığı ...’in finansal durumunu zayıflattığını, bu nedenlerle Müvekkil Şirketlerin bu hususları dikkate alarak yatırımlarını sonlandırmak istediklerini,
Nitekim zaman içerisinde ...’in finansal durumunun kötüleştiği konusunda taraflar arasında herhangi bir ihtilaf bulunmadığını, bu doğrultuda, ...’in faaliyetlerine devam edebilmesi için diğer pay sahipleri ve ... yöneticileri ile alternatif çözüm önerilerini değerlendirdiğini, bu konu davanın özü olmamakla birlikte, en azından bir örnekle bu beyanımızı desteklemek gerekirse, 2017 yılında Davacının, Müvekkil Şirketler’den ...’ya, ... paylarının bir üçüncü kişiye satılmasının ...’in ticari hayatını devam ettirmesi için tek çıkar yol olduğunu ifade ettiğini, [EK-2: ...’dan ...’ya Gönderilen 22 Haziran 2017 Tarihli ve 11 Mayıs 2017 Tarihli E-Postalar].
Yukarıda izah edildiği üzere, Müvekkili Şirketlerin ...’in içinde bulunduğu finansal durumu gözeterek yatırımlarını sonlandırabileceği imkanları değerlendirmeye başlamış ve sonuç olarak ...'deki paylarını satarak yatırımını sonlandırmıştır. Uyuşmazlık konusu pay devri sürecinin ise aşağıda tablolar halinde gösterildiği şekilde geliştiğini,
¸
Takip kolaylığı sağlamak amacıyla yukarıdaki tabloda özetlendiği üzere, Taraflar arasında pay devrine ilişkin ilk yazılı iletişimin 17 Mart 2022 tarihinde gerçekleştiğini, [EK-3: Davalılar'ın Davacı'ya Gönderdikleri 17 Mart 2022 Tarihli Bildirimler]. Davalıların, Davacı'ya gönderdikleri bildirimlerde, Esas Sözleşme’nin 6. maddesine de açık atıfta bulunarak ...’deki paylarını satmaya yönelik iradelerini beyan ettiklerini, bir diğer ifadeyle, Esas Sözleşme’de düzenlenen önalım hakkının ilk aşaması olan ilk teklif verme hakkını kullanabilmesi için Davacı'ya hisselerini satmak istediklerini bildirdiklerini, yani icaba davette bulunduklarını,
Bunun üzerine Davacı, Davalılar'a gönderdiği 1 Nisan 2022 tarihli bildirimlerde, Davalılar'ın paylarının tamamının satın alınmasına ilişkin "öncelik hakkını" kullanacağını bildirip, ancak mezkur paylar için herhangi bir fiyat teklifinde bulunmadığını, bunun yerine, Davalılar'dan payların kesin satış bedelinin kendisine bildirilmesini talep ettiğini, dolayısıyla Davalılar'ı Esas Sözleşme'nin 6. maddesinde düzenlenen İkinci Aşama'ya bizzat yönlendirmiştir [EK-4: ...’dan ... ve ...’a Gönderilen 1 Nisan 2022 Tarihli Bildirim].
¸
Davacının bununla da yetinmeyerek, payların üçüncü kişi tarafından devralınma ihtimalinin yüksek olduğunu öngörerek- payların üçüncü kişi tarafından satın alınması halinde, payları devralacak üçüncü kişinin Pay Sahipleri Sözleşmesi’ni (imzalayacağını) taahhüt etmesinin sağlanması gerektiğini Davalılar'a peşinen bildirmiştir.
¸
Ardından, Müvekkil Şirketler'in Davacı'ya, sırasıyla 25 ve 26 Nisan 2022 tarihinde gönderdikleri bildirimlerde, Davacı tarafından kesin satış bedelinin bildirilmesinin talep edilmesi üzerine, ... A.Ş.’nin ("...") yaptığı teklif tüm detayları ile ...’ya bildirildiğini,
Buna karşın Davacının, Davalılar'a gönderdiği 29 Nisan 2022 tarihli bildirimlerde, (i.) dava dışı ... ve ...’nin ...'de sahip olduğu paylar üzerinde ne tutarda rehin olduğu; (ii.) bu payların rehinli mi yoksa rehinsiz mi devredileceğine ilişkin bir açıklama yapılmadığı; (iii.) ...’ın hisseler üzerinde bulunan rehin tutarını ödeyip ödemeyeceği, dolayısıyla rehin bedelinin devir bedeline ilave olarak ayrıca (... ve ...'nin payları üzerinde rehin sahibi olan) ...'na ("...") ödenip ödenmeyeceği belirtilmediğinden hareketle, pay devir bedelinin açık ve anlaşılabilir olmadığını iddia ettiğini,
Dolayısıyla, bu hususları belirterek satış fiyatının tekrar bildirilmesini talep ettiğini, ancak bilgi talep edilen hususlar Davalılar'a ait paylara ilişkin olmadığından Davalıların bu sorulara cevap veremediğini, kaldı ki Davalılar'ın kendilerine ait olmayan payların satışına ilişkin koşullarla ilgili bilgi vermek gibi bir borcu da bulunmadığını,
Sonuç itibarıyla, Davalılar, kendilerine ait ... payları için yapılan teklifin şartlarını açıkça Davacı'ya bildirerek ve Esas Sözleşme'de yer alan yükümlülüklerini yerine getirdiklerini, bununla da kalmayıp, ... ve ..., sırasıyla 10 ve 11 Mayıs 2022 tarihlerinde, Davacı'nın 29 Nisan 2022 tarihinde gönderdiği bildirimlere cevap olarak, Davacı'nın sorularının kendi paylarıyla alakalı olmadığını ve bu sebeple daha fazla açıklama yapılamadığını ifade ettiklerini,
Bu bildirimlere istinaden Davacı, 10 Mayıs 2022 tarihinde Davalılar'a gönderdiği bildirim ile önalım hakkını kullanmayacağını ifade ettiğini,
Davacı'nın Davalılar'a ait payları almak için önalım hakkını kullanmayacağını beyan etmesi sebebiyle, Davalılar, paylarını bir üçüncü kişiye devretmek için 25 Mayıs 2022 tarihinde ... ile sözleşme imzaladıklarını, söz konusu sözleşmede belirlenen satış bedelinin, Davalılar'ın 25-26 Nisan 2022 tarihlerinde Davacı'ya bildirdikleri kesin satış bedeli ile tamamen aynı olup, akabinde, Davalılar'a ait payların 27 Haziran 2022 tarihinde 2’şer Milyon ABD Doları karşılığında, yani toplam 4 Milyon ABD Doları karşılığında, ...’a devredildiğini,
Davacı, Davalılar'ın paylarını ...'a satılana kadar satın alma imkanına sahipken, üstelik önalım hakkını kullanmayacağını bizzat beyan etmişken, Davalılar'ın paylarını devretmelerinden yaklaşık 2 sene sonra, bu payların değerinden daha ucuza satıldığı zannıyla zarara uğradığını iddia ederek huzurdaki haksız davayı ikame ettiğini,
Herhangi bir hukuki açıklamaya dahi ihtiyaç bulunmaksızın, yalnızca yukarıdaki maddi vakıalar dahi göz önünde bulundurulduğunda Davacı'nın sahip olduğu hakkı kullanmaktan bizzat imtina etmiş olduğu anlaşıldığından söz konusu haksız talebin derhal reddi gerektiğini,
Davacı, kendisinden pahalı bir uzman görüşü almasının ve talep sonucunu belirlemesinin beklenemeyeceğini ileri sürerek şimdilik 500.000 ABD Doları talepli bir belirsiz alacak davası ikame etmiştir. Hukuk Muhakemeleri Kanununun ("HMK") 107. maddesi uyarınca belirsiz alacak davası ancak davanın açıldığı tarihte alacağın miktarının yahut değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesinin beklenemeyeceği veya bunun imkânsız olduğu hâllerde açılabilmektedir.
Huzurdaki davada, belirsiz alacak davası açılabilmesi için gerekli şartlar mevcut değildir. Şöyle ki, Davacı, uyuşmazlık konusu pay devrinin gerçekleştiği tarihi de kapsayacak şekilde 20 yılı aşkın süredir ...'de pay sahibidir. Bu durumun doğal bir sonucu olarak Davacı’nın, ...’in finansal durumuna ilişkin bilgi ve belgeleri haiz olması ve bu kapsamda bir hesap yapabilmesi veya yaptırabilmesi beklenir. Talep miktarının belirlenebilir olduğu hallerde davanın belirsiz alacak davası olarak açılması durumunda, herhangi bir süre verilmeden davanın hukuki yarar yokluğundan reddedilmesi gerektiğini,
Ayrıca ... pay sahipleri arasında Pay Sahipleri Sözleşmesi bulunduğunu, önalım hakkının yer aldığı Esas Sözleşme hükmü de dayanağını Pay Sahipleri Sözleşmesi'nin 3. maddesinden aldığını, ilgili hükmün "Şirket hisseleri serbestçe devredilebilir. Ancak, Şirket'in diğer hissedarları Esas Sözleşme'de belirtildiği üzere teklifi reddetme hakkına sahip olacaktır. Yukarıda belirtilenlere bakılmaksızın, devreden, devralanın bu sözleşmeye katılmasını sağlamadıkça hiçbir devire izin verilmeyecektir.
Pay Sahipleri Sözleşmesi'nin tarafları arasında Davalılar ile birlikte Davacı'nın pay sahibi ve yönetim kurulu üyesi ... bulunmaktadır. ... Davacı'nın kurucu ortaklarından olup, tüm kontrolüne sahiptir. ..., ... kurulduktan sonra paylarını kendi şirketi olan Davacı'ya devretmiştir. Yine Pay Sahipleri Sözleşmesi'nin 3. maddesi uyarınca ...'de pay sahibi olan herkes Pay Sahipleri Sözleşmesi'ni imzalamak yükümlülüğü altındadır. Nitekim Davacı da 1 Nisan 2022 tarihli bildirimlerinde Davalılar'ın paylarını üçüncü kişiye satmaları halinde, bu üçüncü kişinin de Pay Sahipleri Sözleşmesi'ni imzalamayı taahhüt etmesinin gerektiğini bildirmiş; hatta 10 Mayıs 2022 tarihli bildirimlerinde Pay Sahipleri Sözleşmesi'ne bizzat atıfta bulunmuş ve Pay Sahipleri Sözleşmesi'yle bağlı olma iradesini açıkça ortaya koymuştur.
Buradan hareketle, huzurdaki davanın Pay Sahipleri Sözleşmesi ile ilgili olduğu ortaya çıkmaktadır. Pay Sahipleri Sözleşmesi’nin 13/2 hükmü, Taraflar arasında Pay Sahipleri Sözleşmesi’nden kaynaklanan veya bu sözleşmeyle ilgili her türlü uyuşmazlığın ..... (.....) tahkim kuralları uyarınca tahkim yoluyla çözümleneceğini düzenlemektedir. Anlaşılacağı üzere, Taraflar Pay Sahipleri Sözleşmesi’nden kaynaklanan veya onunla ilgili uyuşmazlıklar açısından devlet mahkemelerinin yetkisini kaldırmıştır.
Buna karşın Davacı, Pay Sahipleri Sözleşmesi’nde düzenlenen önalım hakkının Müvekkil Şirketler tarafından ihlal edildiği yönündeki iddialarını, Pay Sahipleri Sözleşmesi'ne aykırı olarak hakem heyeti nezdinde değil, mahkeme huzurunda dile getirdiğini,
Sonuç itibarıyla, yukarıdaki açıklamalar ışığında, dava konusu uyuşmazlığın Taraflar arasındaki Pay Sahipleri Sözleşmesi’yle ilgili olduğu ve bu doğrultuda tahkim şartı çerçevesinde kaldığı konularında şüphe bulunmadığını, bu sebeple, HMK 413. maddesi gereği davanın usulden reddi gerektiği ifade edilmiştir.
Esasa ilişkin olarak ise; müvekkili Şirketlerin iddia edilenin aksine pay devri sürecinin tamamı boyunca, Esas Sözleşme’den doğan borçlarını gereği gibi ifa ettiklerini, Esas Sözleşme’de, olası bir pay devri halinde mevcut diğer pay sahiplerinin önalım haklarını nasıl kullanacağı iki aşamalı olarak düzenlendiğini, takip eden ..... numaralı bölümlerde bu aşamalar ayrı ayrı ele alındığını,
Müvekkili şirketler paylarını esas sözleşme’de öngörülen öncelik hakkının birinci aşama’sını gözeterek öncelikle davacı'ya teklif ettiklerini,
Pay Sahipleri Sözleşmesi ve yaptığı atıfla Esas Sözleşme’de düzenlendiği üzere, payını devretmek isteyen bir pay sahibi, bunu öncelikle diğer pay sahiplerine teklif etmekle yükümlü olup, borç, payların diğer pay sahiplerine önerilmesinden ibaret olup hukuki niteliği itibarıyla bir icaba davette bulunmayı mecbur kıldığını, borcun kapsamı daha yakından incelendiğinde, payını devretme arzusunda olan pay sahibinin diğer pay sahiplerine bir fiyat bildirme zorunluluğu olmadığının görüldüğünü, böylece, Birinci Aşama kapsamında kararlaştırılan borcun diğer pay sahiplerinin icaba davet edilmesiyle ifa edilmiş olacağını,
Somut olayda, Müvekkil Şirketlerin Davacı’ya gönderdikleri 17 Mart 2022 tarihli bildirimleri ile, Davacı’ya öncelik hakkını kullanıp kullanmayacağını sormuş ve kullanacak ise bunu bildirmesini talep ettiklerini, Davacının, Müvekkili Şirketler’e ayrı ayrı gönderdiği 1 Nisan 2022 tarihli cevabi bildirimleri ile, öncelik hakkını kullanacağını; bu nedenle kesin satış bedelinin bildirilmesini talep ettiğini; payların üçüncü kişiye devri halinde üçüncü kişinin Pay Sahipleri Sözleşmesi’ni taahhüt etmesinin sağlanması gerektiğini belirttiğini,
Davacının, kesin satış bedelinin bildirilmesini talep ederek, Müvekkil Şirketler’i aşağıda açıklanacağı üzere İkinci Aşama’ya yönlendirdiğini, öyle ki, kesin satış bedelinin ancak ve ancak paylara biçilen değerin piyasadaki potansiyel alıcılar ile müzakere edilmesi ile belirlenebileceğini, ilgili madde hükmünden hareketle Müvekkil Şirketler’in kendi başına kesin bir satış bedeli belirlemesinin beklenemeyeceğini, nitekim, Esas Sözleşme ile düzenlenen İkinci Aşama'nın, piyasada oluşan kesin satış bedelinin diğer pay sahiplerine teklif edilmesini öngörerek bu amaca hizmet etmek olduğunu,
Öte yandan, Davacı’yı Birinci Aşama’da icapta bulunmaya zorlayan bir düzenleme bulunmadığını, hak sahibinin, huzurdaki davada olduğu gibi, İlk Aşama itibarıyla icapta bulunmamayı ve piyasada oluşacak bedelin kendisine teklif edilmesini tercih edebilir. Ancak bu tercih, doğal olarak, icapta bulunulmaması ve paylarını satmak isteyen pay sahibinin, yani Davalılar'ın İkinci Aşamaya geçmesi gerektiği sonucunu kendiliğinden doğuracağını,
Sonuç itibarıyla, Müvekkili Şirketlerin Esas Sözleşme hükmü uyarınca Davacı’ya icaba davette bulunmuş; bunun üzerine Davacı, icapta bulunmamayı tercih etmiş ve Müvekkil Şirketler’i İkinci Aşama’ya yönlendirdiğini, şu halde, Müvekkili Şirketlerin, Birinci Aşama için öngörülen borcunu gereği gibi ifa ettiğini,
Zira, taraflar arasında yürütülen yazışmalardan ve özellikle de Davacı'nın 29 Nisan 2022 tarihli yazısından da görüleceği üzere, Davacı'nın İkinci Aşama'ya geçilmesine yönelik hiçbir itirazının da olmadığını, yalnızca satım bedelinin tam olarak belirlenemiyor olmasından bahisle, alıcı adayı ...'ın yapmış olduğu teklifin aşağıda detaylandırılacağı üzere açıklığa kavuşturulmasını istediğini, bu durumun, Davacı’nın iradesinin İkinci Aşama’ya geçmeye yönelik olduğunu ortaya koyduğunu,
Davacı'nın beyanı doğrultusunda İkinci Aşama’ya geçildiğini, Esas Sözleşme’de düzenlendiği üzere dava dışı ...’ın teklif ettiği kesin satış bedelinin tüm detaylarıyla ...’ya bildirildiğini,
İkinci Aşama'nın, kesin satış bedelinin diğer pay sahiplerine teklif edileceği aşama olup, borcun, üçüncü kişilerin teklifte bulunduğu satış bedeli karşılığında payları diğer pay sahiplerine teklif etmek olduğunu, İkinci Aşama için öngörülen borcun, diğer pay sahiplerine icapta bulunmakla ifa edilmiş olup, icaba muhatap olan taraf, kabul beyanıyla sözleşmeyi kurma imkanına sahip olduğunu,
Davalıların, 25-26 Nisan 2022 tarihinde Davacı'ya gönderdikleri bildirimlerle ...’ın, kendi payları için önerdiği teklifi tüm şeffaflığıyla Davacı’ya bildirdiklerini, diğer bir ifadeyle, Müvekkili Şirketlerin pay devir sözleşmesinin kurulması için Davacı’ya icapta bulunduklarını, bunun da ...'nın payları için 2 Milyon ABD Doları ve ...'un payları için de 2 Milyon ABD Doları'nın ödenmesi olduğunu,
Davacının, 29 Nisan 2022 tarihli bildirimi ile önce ...’na ait paylar üzerinde hangi meblağda rehin olduğu; bu payların rehinli mi rehinsiz mi devredileceği; devralanın paylar üzerindeki rehin tutarını devir bedeline ilave olarak ayrıca .....’ye ödeyip ödemeyeceği hususlarını sorduğunu, söz konusu soruların Müvekkili Şirketler'in payları ile ilgisiz olup, ... ve ...'ın payları ile ilgili olduğunu, ancak, bildikleri kadarıyla ... ve ... aleyhine açılmış herhangi bir dava bulunmadığını, Müvekkili Şirketler’e ait paylar için teklif edilen satım bedelinin açık olup, Müvekkili Şirketlerin mecbur olmamalarına rağmen, Davacı’ya gönderdikleri 10 ve 11 Mayıs tarihli bildirimlerde, söz konusu soruların kendi payları ile alakasız olduğunu açıkladıklarını, bu durumun, Müvekkili Şirketler’in süreç boyunca Pay Sahipleri Sözleşmesi ve Esas Sözleşme'ye uygun olarak tamamen iyi niyetle ve şeffaf bir şekilde hareket ettiğini açıkça ortaya koyduğunu, buna karşılık, Davacının ise, üçüncü kişi ...’ın teklifini içeren 25-26 Nisan 2022 tarihli bildirimleri tebliğ almasının ardından önalım hakkını kullanacağına dair hiçbir beyanda bulunmayıp, aksine, 10 Mayıs 2022 tarihinde ise önalım hakkını kullanmayacağının açıkça ifade edildiğini,
Sonuç itibarıyla, Müvekkil Şirketler Pay Sahipleri Sözleşmesi ve yaptığı atıfla Esas Sözleşme hükümleri uyarınca Davacı’ya satış bedelini içeren teklifi ileterek icapta bulunduğunu, bunun üzerine Davacının, kabulde bulunmamayı tercih ederek bunun yerine Müvekkil Şirketler’e ait paylar ile ilgisi olmayan birtakım sorular yönelttiğini, takip eden süreçte ise Davacı önalım hakkını kullanmayacağını açıkça beyan ettiğini, bununla birlikte, Dava Dilekçesi’nin 29 numaralı ekinde de görülebileceği üzere Davacı, sonrasında ...'e yazdığı 18 Mayıs 2022 tarihli yazıda, yapılan pay devrinin "hayırlı olmasını" temenni ederek, ...'den başkaca bazı taleplerde bulunduğunu, şu halde, Müvekkil Şirketler’in İkinci Aşama ile düzenlenen sözleşmesel yükümlülüğünü yerine getirdiği, borcunu gereği gibi ifa ettiği ve bu nedenle herhangi bir sözleşme ihlalinden söz edilemeyeceği ortada olduğunu,
Davacı’ya iletilen üçüncü kişi teklifinin hükümleri açık olup, icap, müvekkil şirketler’e ait payların 2’şer milyon abd doları karşılığında davacı’ya devredilmesi olduğunu, davacının ise sahip olduğu hakkı kullanmayacağını bildirdiğini,
Bir an için Davacı’nın önalım hakkında feragat ettiğine dair bildirimde bulunmadığı kabul edildiğinde, mevcut dava bakımından sonucun yine değişmeyeceğini, zira, Davacı uyuşmazlık konusu payların devrinden önce, Müvekkil Şirketler nezdinde önalım hakkının kullanılmayacağına dair bir güven oluşturduğunu, Davacının hem geçmiş tarihlerde, hem de uyuşmazlığa konu pay devri sürecinde önalım hakkını kullanmaktan bilinçli olarak imtina ettiğini, bu yöndeki iradesini paylarını devretme arzusunda olan dava dışı ... ve .....’ye karşı da birden fazla kez şifahen bildirdiğini, takip eden süreçte çelişkili davranış yasağına aykırı olarak önce önalım hakkının kullanılacağına daha sonrasında ise yeniden kullanılmayacağına dair çelişkili beyanlarda bulunulması hakkın kötüye kullanılması anlamına geldiğini, hakkın kötüye kullanılmasının kanunen korunmayacağı ve bundan doğan taleplerin mahkemelerce dikkate alınamayacağını, Davacı'nın uyuşmazlığa konu pay devri sürecinde önalım hakkını kullanmayacağını beyan edip işbu davanın açılmasının hakkın kötüye kullanılması olduğunu,
Yine mevcut dava, olumlu zararın TBK 112. madde uyarınca tazmini talepli olup, olumlu zararın, malvarlığındaki azalma ile yoksun kalınan kârı kapsadığı ve "alacaklının malvarlığının borcun ifası halinde alacağı durum ile, borcun ifa edilmemiş olması halindeki durumu arasındaki fark" (......) olarak tanımlandığı, Davacının ise zarar iddiasını payların devir tarihindeki gerçek değeri ile ...’a satış değeri arasındaki fark olarak açıkladığını, olumlu zararın bu şekilde formüle edilmesi mümkün olmadığını,
Öncelikle, payların devir tarihindeki gerçek değerinden ne anlaşılması gerektiği ve bunun nasıl tespit edileceği son derece belirsiz olup, piyasaya sunulan her mal veya hizmetin fiyatı prensip itibarıyla serbest piyasa koşulları, piyasada oluşan talebe göre şekillendiğini, sunulan mal veya hizmetin kalitesinin fiyatın oluşmasında mutlak belirleyici olduğunu, somut olay bakımından da, satış bedeli piyasa aktörleri tarafından serbestçe ve ...’in içinde bulunduğu mali şartlar göz önüne alınarak belirlendiğini, dolayısıyla, ... paylarının piyasanın etkisinden bağımsız kendiliğinden bir değerin söz konusu olamayacağını,
İkinci olarak, olumlu zarar hesabında alacaklının malvarlığının borcun ifası halinde alacağı durum ile borcun ifa edilmemiş olması durumu arasındaki farkın ortaya koyulması gerektiğini, her ne kadar Müvekkil Şirketler'in borca aykırı bir davranışı olmasa da, Davacı’nın Müvekil Şirketler’e ait ... sermayesinin %40’ını temsil eden paylarını devralmış olduğu senaryoda, Davacı o günün şartları itibarıyla borç batağında ve üretim kabiliyetini yitirmiş bir şirketin paylarını devralmış olacağını ve belki de ...'in finansal durumun şu anda daha da kötüye gitmiş olacağını, nitekim ..., ...'in paylarını devralırken satım bedelini Müvekkil Şirketler'e ödemişken, ...'na ödemesi gereken satım bedelini ...'nun ...'e olan borçlarını kapatmak için doğrudan ...'e ödediğini, bu itibarla, ...'i ve dolayısıyla Davacı'yı bir bakıma finansal olarak iyileştirdiğini, ancak, Davacı'nın ...'dan gelen teklife yönelttiği eleştiriler ve Müvekkil Şirketler'e karşı bir teklifte bulunmaması göz önünde bulundurulduğunda, Davacı'nın ...'in finansal durumunu düzeltmek gibi bir iradesinin olmadığının açık olduğunu, dolayısıyla, Davacı'nın Müvekkil Şirketler'e ait payları alması halinde malvarlığında azalma yaşanmasının da kuvvetle muhtemel olup, bunun da müspet zarar hesabında dikkate alınması gereken bir durum olduğunu,
Üçüncü olarak, bir an için Davacı'nın zararı bakımından bir hesaplama yapılacak olsa dahi, müspet zarar hesabında ...’ın %92 oranında pay sahibi olduğu tarihten sonra ...’nın ...’deki mevcut %7 oranındaki paylarında meydana gelen (tabii ki meydana gelmiş ise) değer artışı sayesinde elde ettiği kazanç ve diğer menfaatlerin de göz önünde bulundurulmalısı, bu kapsamda, Davacı sözgelimi zarara uğramış olsa dahi, zarar verici olayın malvarlığı üzerindeki olumlu etkilerinin de değerlendirilmesi ve yararla zararın denkleştirilmesi, bu suretle gerçek zararın belirlenmesi gerektiğini,
TBK'nın 112. maddesi tahtında bir sorumluluktan söz edilebilmesi için, zarar ve borçlunun borca aykırı davranışı arasında illiyet bağı kurulması, diğer bir ifadeyle, borçlunun ihlal teşkil eden davranışı olmasaydı, alacaklının beklenen menfaate ulaşabilmesinin gerektiğini, bu şekilde bir uygun illiyet bağının varlığını ispat yükü ise Davacı’nın üzerinde olduğunu,
Müvekkil Şirketler'in herhangi bir borca aykırı davranışı olmadığını gerekçeleriyle açıklamış olsak da, Sayın Mahkemenin aksi kanaatte olması durumunda dahi, Müvekkil Şirketler'in iddia edilen borca aykırı hareketinin, öncelikle Davacı'nın önalım hakkını kullanamamasına sebebiyet vermesi, Ardından, Davacı önalım hakkını kullanamamasından dolayı da Davacı'nın zarara uğramasının gerektiğini, bu uygun illiyet bağının bulunmadığı durumda, Müvekkil Şirketler'in herhangi bir zarardan sorumlu tutulması mümkün olmadığını,
Buna karşın, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek üzere, bir an için Müvekkil Şirketler'in üzerlerine düşen borçları ihlal ettikleri varsayılsa dahi, Müvekkil Şirketler'in hiçbir işlem ve davranışı Davacı'nın önalım hakkını kullanmasını engelleyebilecek nitelikte olmadığını belirterek,
Davanın öncelikle dava şartı yokluğundan; Mahkemenin aksi kanaate olması halinde tahkim ilk itirazı doğrultusunda usulden reddine,
Aksi halde temelsiz davanın esastan reddine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
GEREKÇE:
Dava, davacı şirketin halen, davalı şirketlerin daha önce hissedar olduğu dava dışı ... AŞ'de, davalı şirketlerin anılan şirkette mevcut hisselerinin yine dava dışı ... AŞ'ye satılıp devri nedeniyle,
TTK m.492 ve devamı maddeleri ile adı geçen şirket ana sözleşmesinin 6/6 maddesi ve buna ilişkin gerek doktrin gerekse yerleşik yargı uygulaması dikkate alınarak,
Davalıların davacının hisse devri sırasında ön alım hakkı kullanımını engelleyip engellemediği belirlenerek, engellemiş ise davacının söz konusu hisselerin gerçek değerlerinin önemli ölçüde altında satıldığı ve bu nedenle zarara uğradığı iddiasına dayalı olarak TBK m.112 kapsamında olumlu (müspet) zarar talebinde bulunup bulunamayacağı, bulunabilecek ise miktarının belirlenmesine ilişkindir.
Taraflarca delil olarak dayanılan ... Esas Sözleşmesi, taraflar arasında mevcut gerek mektup gerek ihtar yoluyla yapılan yazışma örnekleri, █████/2024 tarihli hukuki mutala, konuyla ilgili ticaret sicil gazetesi örnekleri, █████/2022 tarihli hisse alım sözleşmesi, █████/1986 tarihli pay sahipleri sözleşmesi ve diğer belgeler dosyaya sunulmuş, yazılan müzekkerelerle temin edilmiştir.
Davacı şirket █████/1986 tarihli pay sahipleri sözleşmesinin tarafı olmadığı, mevcut davanın ... esas sözleşmesine dayanılarak açıldığı dikkate alındığında, pay sahipleri sözleşmesinde yer alan tahkim koşulu davacı yönünden bağlayıcı olmadığından davalılar müşterek vekilinin tahkime ilişkin usulü itirazı,
Yine mevcut davada, davalı şirketlerin hisselerinin devir olunduğu tarihteki gerçek değeri ile satışta gösterilen değeri arasındaki fark nedeniyle zarar oluştuğu iddia edilerek mevcut kısmi davanın açıldığı, aradaki farkın ancak yapılacak yargılama ile belirlenebileceği dikkate alındığında, yine davalılar müşterek vekilinin kısmi dava açılamayacağı şeklindeki usulü itirazları haklı görülmemiştir.
Taraflar arasında satış tarihi öncesinde dava dışı ...'de davacı ... AŞ'nin %7, .....'nın %20, .....'un %20, yine dava dışı ... AŞ'nin %31,316, ... İthalat İhracaat AŞ'nin %20,684 oranında pay sahibi olduğu, 1987 yılında kurulan ...'in,
Sermaye ve Hisse Senetlerinin Nevi başlıklı ana sözleşmenin 6. maddesindeki düzenlemenin;
Türk Ticaret Kanunu’nun 492. maddesi uyarınca nama yazılı payların devri yönetim kurulunun onayına tabidir. Pay sahipleri nama yazılı hisse senelerini satmak istedikleri zaman önce hissedarlara teklif edeceklerdir. Pay sahipleri, hissedarlardan bir ay içinde olumlu sonuç elde edemez iseler üçüncü şahıslar ile temasa geçmekte serbesttirler. Satmadan önce son fiyatı hissedarlara teklif edecek, 15 gün içinde olumlu sonuç alınmaz ise, üçüncü şahıslara satmakta serbest olacaklardır. Yönetim Kurulu bu satışı şirket pay defterine kayıt ve onaydan imtina edemez.
Şeklinde olduğu taraflar arasında çekişmesizdir.
Çekişme, taraflar arasında ana sözleşmenin anılan 6. maddesi uyarınca, davalı şirketler tarafından, hisse devri sırasında davacı şirkete önalım hakkının kullanılması hususunda gerekli hukuki ve fiili gerekliliklerin yerine getirilip getirilmediği noktasındadır.
17 Mart 2022 tarihinde davalıların davacıya gönderdikleri bildirimlerde, Esas Sözleşmenin 6. maddesi dikkate alınarak, ...'deki paylarını satmaya yönelik iradelerini beyan ettikleri, davacı şirketin davalılara gönderdiği █████/2022 tarihli bildirimlerde, davalıların paylarının tamamının satın alınmasına yönelik öncelik hakkının kullanılacağının bildirilerek, payların kesin satış bedelinin kendisine bildirilmesinin talep edildiği, davalı şirketlerin ise 25 ve 26 Nisan 2022 tarihinde gönderdikleri bildirimlerde, dava dışı ... AŞ'nin yaptığı teklifin tüm detayları ile ...'ya bildirildiği,
Davacı şirketin davalı şirketlere gönderdiği █████/2022 tarihli bildirimlerde dava dışı ... ve .....'nin ...'de sahip olduğu paylar üzerinden ne tutarda rehin olduğu, bu payların rehinli mi yoksa rehinsiz mi devredileceği, ...'ın hisseler üzerinde bulunan rehin tutarını ödeyip ödeyemeyeceği, dolayısıyla rehin bedelinin devir bedeline ilave olarak ayrıca ...'na ödenip ödenmeyeceği belirlenmediğinden bahisle pay devir bedelinin açık ve anlaşılır olmadığı, bu hususun netleştirilmesinin istenildiği,
Davalı şirketlerce söz konusu paylar kendilerine ait olmadığı için bu konuda açıklama yapılamayacağının bildirildiği, benzer karşılıklı yazışmalar sonrasında davacı tarafça █████/2022 tarihli davalı şirketlere gönderilen bildirimde,
¸
Şeklinde açıklamada bulunduğu, mevcut davanın da yine bildirimde yer alan sözleşmeden doğan haklarını saklı tuttuğu ihtirazı kaydına göre açıldığı anlaşılmaktadır.
Dava dışı ... Şirketi'nde davacının %7 oranındaki payı haricinde kalan %92 oranındaki pay(davalıların payı %20'şerden %40 nispetindedir) ile ilgili bütün olarak dava dışı ... AŞ tarafından hisselerin satın alınması konusunda yapılan teklif davalı şirketler ve dava dışı şirketler tarafından ana sözleşmenin ilgili maddesi uyarınca davacı şirkete iletilmiş olup, söz konusu teklifte davalı şirketlerin her biri için öngörülen değer 2'şer milyon USD olup, devir de bu bedeller üzerinden gerçekleşmiştir.
İddia, savunma ve dayanılan deliller bütün olarak değerlendirildiğinde, .....'nun da yönlendirmesiyle ... AŞ'de davalı şirketler haricinde diğer iki pay sahibi şirketin hisselerinin bütün olarak ... AŞ'ye satış aşamasında, davalı şirketlerin ana sözleşmenin 6. maddesine uygun olarak hisse değerini ayrı ayrı 2.000.000,00 USD olarak belirtip davacıya satış konusunda gerekli uyarıyı yaptıkları, karşılıklı yazışmalardan sonra davacının sözleşmeden kaynaklı haklarını saklı tuttuğunu ifade ederek satışa onay verdiği, satışın gerek dava dışı şirketlerle birlikte belirlenen toplam fiyat gerekse davalıların davacıya bildirdikleri kendi paylarının değeri üzerinden gerçekleştiği, davalıların hisselerinin satışı ve devri aşamasında ana sözleşmenin ilgili maddesine aykırı davranışları bulunmadığı anlaşılmakla ve mahkememizce de bu yönde kanaat edinilmekle davanın reddi cihetine gidilerek aşağıdaki şekilde hüküm oluşturulmuştur.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince,
Alınması gereken 615,40 TL harcın, peşin alınan 278.020,85‬ TL harçtan mahsubu ile artan 277.405,45‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine,
3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi uyarınca, davalılar yararına hesaplanan 770.799,50 TL nispî vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,
5-Davalılar tarafından yapılan yargılama gideri bulunmadığından bu konuda karar verilmesine yer olmadığına,
6-Arabuluculuk için ödenen 3.120,00 TL'nin 6325 sayılı yasanın 18/A (11) (13) maddesi uyarınca davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,
7-HMK m.333/1 uyarınca harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, Davacı Vekili Av. ..... ile Av. ....., Davalılar müşterek Vekili Av. .....'in yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde ..... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Başkan .....
¸e-imzalıdır.
Üye .....
¸e-imzalıdır.
Üye..... ¸
e-imzalıdır.
Katip .....
¸e-imzalıdır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!