Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesinde, ticari satımdan kaynaklanan alacağa ilişkin icra takibine itirazın iptali davasında, borçlu şirketin ödeme itirazının haksız olup olmadığı araştırılıyor.
Özet: Bu dava, davacı şirketin davalıya sattığı oluklu mukavva kutulara ilişkin ödenmemiş borç nedeniyle başlattığı icra takibine yapılan itirazın iptali talebiyle açılmıştır; davacı, borcun tahsilini ve icra inkar tazminatı ödenmesini isterken, davalı borcun olmadığını, mal teslim edilmediğini ve sözleşme bulunmadığını iddia ederek davanın reddini ve kötü niyet tazminatı ödenmesini talep etmektedir; yapılan bilirkişi incelemesi, ticari defterler ve belgeler ışığında davacının alacaklı olup olmadığını ve alacak miktarını tespit etmeye odaklanmış olup ispat yükü davacıdadır.

T.C. BAKIRKÖY 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████
DAVA : İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2025
KARAR TARİHİ : █████/2026
YAZIM TARİHİ : █████/2026
Mahkememizde görülmekte olan İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirket tarafından davalı şirket aleyhine Bakırköy ..... İcra Müdürlüğünün ..... Esas sayılı dosyası ile icra takibine girişilmiş ve borçlu şirkete Örnek 7 ödeme emri gönderildiğini, davalı, ödeme emrinde gönderilen borca itiraz ederek takibin durmasına neden olduğunu, davalı borçlu tamamen haksız ve kötü niyetli olarak takibi sürüncemede bırakmak amacı ile itirazda bulunduğunu, davacı şirket, davalı şirket tarafından verilen sipariş üzerine oluklu mukavvadan üretilen kutular üretilerek irsaliyelerde de görüleceği üzere davalı şirkete teslim edildiğini, davalı şirket cari hesap borcunu ödemediğini, davacı şirket yetkilileri ve ayrıca davacı şirketin vekili olarak tarafımızdan borçlu şirket defalarca aranıp borçlarını ödemeleri talep edildiği, borcunu ödemediğini belirterek davacı vekili davanın kabulü ile davalı-borçlunun haksız ve kötü niyetli itirazının iptalini, icra takibinin devamını, davalı-borçlunun haksız ve kötü niyetli olarak takibin durmasına neden olmasından dolayı %20'den aşağı olmamak şartıyla icra inkar tazminatına mahkum olmasını, yargılama masrafları ve ücreti vekaletin davalıya tahmiline karar verilmesini istemiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesi ve delil listesinin usulüne uygun olmadığını, müvekkillerinin dava dilekçesinin içeriğinde ve ödeme emrinde belirtildiği şekilde ve miktarda borçları bulunmadığını, işleyecek ve işlemiş faize ve faiz oranına da itirazda bulunduklarını, faizin fahiş olduğunu, davacı tarafın %20 icra inkar tazminatı şartları oluşmadığını, davalı firma Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi ...... Esas asyılı dosyasından verilen geçici mühlet içerisinde olduğunu, ayırca ispat yükünün davacıda olduğunu cari hesaptan veya faturalardan dolayı alcaklı olduğunu ispat etmesi gerektiğini, dava dilekçesi ekinde sözleşme sunulmadığını, müvekkiline teslim edilen bir mal olmadığını, sözlü ya da yazılı bir sözleşme kurulmadığını, icra takibine konu edilen belgeler üzerinde müvekkilinin yetkilisine ait imza olmadığnıı belirterek davalı vekili davanın reddini, davacı şirket aleyhine %20'den az olmamak kaydı ile kötü niyet tazminatına hükmedilmesini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin davacı üzerinde bırakılmasını istemiştir.
ARAŞTIRMA;
1-Tarafların https://....gov.tr adresinden firma detay bilgileri çıkartılarak dosya arasına alınmıştır.
2-Bakırköy ..... İcra Dairesi'nin ..... Esas sayılı icra takip dosyasının UYAP üzerinden çıkartılarak dosya arasına alınmıştır.
3-Kartal Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davacı tarafın 2023 yılı hesap dönemine ait Karşılaştırmalı Alış-Satış Analiz formu getirtilmiştir.
4-Güneşli Vergi Dairesi Müdürlüğü'nden davalı tarafın 2023 yılı hesap dönemine ait Karşılaştırmalı Alış-Satış Analiz formu getirtilmiştir.
█████/2025 Tarihli Bilirkişi Raporunda;
Dava, icra takibine karşı borçlunun itirazının iptali ile takibin devamına karar verilmesi istemine yöneliktir.
Bilirkişi raporu, takip tarihi itibariyle davacı ...... Mukavva Kağıt ve Ambalaj Sanayi A.Ş.nin mal satışından dolayı davalı ....... Seramik Sağlık Gereçleri San. Ve Tic. A.Ş.'den alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise alacak tutarının tespiti hususunda düzenlenmiştir.
Bu davada, ispat yükü kural olarak davayı açan alacaklıda olup, alacaklı alacağını ispatla yükümlüdür. Genel hükümler dairesinde her türlü delille ispat edilecek alacak da yine takip talepnamesine konu olan ve borçlu tarafça itiraza uğrayan alacaktır.
İtirazın iptali davasında, öncelikle borçlunun icra takibine yapmış olduğu itirazında takip tarihi itibarı ile haklı olup olmadığının belirlenmesi gereklidir.
Ticari işlem, ticari ilişkilerin bir sonucu olarak ortaya çıkar. İşletmeler üçüncü şahıslarla olan ticari ilişki ve işlemleriyle ilgili yaptıkları bütün mali nitelikteki işlemlerini belgelendirmek zorundadırlar. Düzenlenmesi gereken belgeleri, belgelerle ilgili şekil ve esasları yasalar ayrıntılı bir şekilde düzenlemiştir. Bu belgelerinde yasal ticari defterlere muhasebe kayıtları olarak yapılması gerekmektedir. Yapılan her bir muhasebe kaydının da düzenlenmiş gerçek belgelere dayanması esastır. Bu kayıt ve belgeler işletme sahibinin veya şirketin ortaklarıyla, üçüncü kişilerle olan ilişkilerde ortaya çıkan uyuşmazlıklarda yasalarınız bir ispat aracı olarak kabul etmektedir.
Davacı ...... Oluklu Mukavva Kağıt ve Ambalaj Sanayi A.Ş.nin 2024 yılının yasal defterlerini V.U.K. nun 397 sıra no.lu Tebliğ uyarınca Elektronik Defter Genel Tebliğine göre Mali Mühür Sertifikası alınarak e-Defter uygulamasına tabi olarak tuttuğu, defter beratları Hazine ve Maliye Bakanlığı Gelir İdaresi Başkanlığınca onaylandığı, envanter defteri süresinde notere tasdik ettirildiği görülmüştür.
Davacı şirket davalı şirket ile olan 2013 ila 2024 yılları ticari işlemlerini yasal defterlerindeki kayıtlarına uygun olarak cari hesaplarında takip ettiği anlaşılmıştır.
Davacı şirketin davalı şirketen 2023 yılından 2024 yılına 3.290.045,19TL alacağı devrettiği, davacı şirket davalı şirkete 2024 yılında mal satışına ilişkin 2.397.188,61TL ve vade farkına ilişkin 367.098,16TL olmak üzere toplam 2.764.286,77TL tutarında e-Faturaları düzenlediği, davalı şirkette davacı şirkete borcuna karşılık 5.386.000,-TL çek ödemesi yaptığı, 72.774,29TL mal iadesi ve 2.296,44TL fiyat farkı e-Faturası düzenlediği, davacı şirketin davalı şirketen devreden alacağı, davacı şirketin davalı şirket adına düzenlenen e-Faturaları ve davalı şirketin davacı şirkete yapmış olduğu ödemeler ile düzenlemiş olduğu e-Faturalar davacı şirketin yasal defterlerinde kayıtlı olduğu tespit edilmiştir.
Davacı şirketin, 2024 yılında tutulan ve şirket adına delil olma niteliğini taşıyan e-defter kayıtlarına göre, davacı şirketin davalı şirketten icra takip tarihi olan █████/2024 tarih itibariyle (3.290.045,19TL+2.397.188,61TL+367.098,16TL) - (5.386.000,-TL+72.774,29TL+2.296,44TL) = 593.261,23TL tutarında alacaklı olduğu hesaplanmıştır.
Taraflar arasında yapılmış yazılı sözleşme bulunmamaktadır.
Davacı şirketin faturalı mallarını davalı şirkete teslimini e-İrsaliyeler ile lojistik firması vasıtasıyla yaptığı tespit edilmiştir.
Tarafların düzenlemiş olduğu e-Faturaların sayı ve tutarları Form Ba ve Form Bs "Satış/Alış Karşılaştırması" döküm cetvellerinde bildirilen sayı ve tutarları itibariyle uyum içinde olduğu tespit edilmiştir.
Davacı .... Oluklu Mukavva Kağıt ve Ambalaj Sanayi A.Ş.nin davalı ...... Sağlık Gereçleri San. Ve Tic. A.Ş.'den Bakırköy ....... İcra Dairesinin ...... Esas nolu İcra Takip Dosyasındaki 593.261,23TL asıl takip alacak talebiyle ilgili, davacı şirketin adına delil olma niteliğini taşıyan ve yerinde incelenen 2024 yılı ticari işlemlerine ait yasal defter kayıt ve belgelerine göre, davacı şirketin davalı şirketten icra takip tarihi olan █████/2024 tarih itibariyle 593.261,23TL alacaklı olduğu sonuç ve kanaati oluşmuştur.
DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE;
Dava, açık hesaba dayalı olarak başlatılan icra takibine davalının yapmış olduğu itirazın iptali ve icra inkar tazminatı talebine ilişkindir.
Taraflar arasındaki uyuşmazlığın, icra takibine konu tutarda davacının davalıdan alacaklı olup olmadığı, davalının takibe itirazının haklı olup olmadığı, icra inkar tazminatı ve kötü niyet tazminatı koşullarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı anlaşılmıştır.
Mahkememizce icra dosyası, taraflara ait Ba-Bs formları, dosya arasına alınmış, ticari defterler incelenmiş ve diğer tüm deliller toplanmıştır.
Bakırköy ..... İcra Müdürlüğü'nün ..... esas sayılı takip dosyasının celp edilerek incelenmesinde; davacı takip alacaklısı tarafından davalı takip borçlusu aleyhine 593.261,80-TL asıl alacak, 13.645,02-TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 606.906,82-TL üzerinden ilamsız icra takibi başlatıldığı, takip dayanağının "cari hesap alacağı" olduğu, davalı borçlu tarafından takibe süresi içerisinde itiraz edilmesi nedeniyle takibin durduğu görülmüştür.
İş bu itirazın iptali davasının, takibe konu edilen 593.261,80-TL asıl alacak üzerinden açıldığı anlaşılmıştır.
2004 Sayılı İİK 67. maddesi gereğince itirazın iptali davalarının görülüp hükme bağlanabilmesi için geçerli bir icra takibi bulunması, süresinde borca itiraz edilmesi ve 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılması dava şartı niteliğindedir.
İtirazın iptali davası icra takibine sıkı sıkıya bağlı, itiraz üzerine duran icra takibinin devam edebilmesini sağlayan ve takip hukuku içinde olmakla birlikte, maddi hukuk ilişkisinin incelenerek uyuşmazlığı kesin hükümle sonuçlandıran bir davadır. Davanın takibe bağlılığı alacağın miktarı bakımından söz konusu olduğu gibi alacağın kaynağı bakımından da geçerlidir (YHGK. ███████-1634 Esas - ████████ Karar sayılı ilamı).
Somut olayda davacı tarafın iddiası davalı ile aralarındaki ticari ilişki kapsamında faturalar düzenlediği, aralarında açık hesap ilişkisi olduğu, davalının açık hesaba dayalı olarak fatura borçlarının bir kısmını ödemediği hususlarına dayanmaktadır.
Bu kapsamda davacı tarafın ticari ilişki kapsamında faturaya konu ürünlerin davalı yana eksiksiz ve ayıpsız teslim edildiğini ispat külfeti bulunmaktadır.
Davacı tarafın dava dilekçesi ile ticari defterlere delil olarak dayandığı görülmektedir.
6102 sayılı Türk Ticaret Kanun' da ticari defterlerle ispata ilişkin hükümlere yer verilmemiştir. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi “Ticari Defterlerin İbrazı ve Delil olması” başlığı altında ticari defterlerle ispata ilişkin hükümler getirmiştir.
Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222. Maddesinde; "(1) Mahkeme, ticari davalarda tarafların ticari defterlerinin ibrazına kendiliğinden veya taraflardan birinin talebi üzerine karar verebilir. (2) Ticari defterlerin, ticari davalarda delil olarak kabul edilebilmesi için, kanuna göre eksiksiz ve usulüne uygun olarak tutulmuş, açılış ve kapanış onayları yaptırılmış ve defter kayıtlarının birbirini doğrulamış olması şarttır. (3) İkinci fıkrada belirtilen şartlara uygun olarak tutulan ticari defter kayıtlarının sahibi ve halefleri lehine delil olarak kabul edilebilmesi için, diğer tarafın aynı şartlara uygun olarak tutulmuş ticari defterlerindeki kayıtların bunlara aykırı olmaması veya diğer tarafın ticari defterlerini ibraz etmemesi yahut defter kayıtlarının aksinin senet veya diğer kesin delillerle ispatlanmamış olması gerekir. (Ek cümle:22/7/2020-███████ md.) Diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterler, sahibi lehine delil olarak kullanılamaz. Bu şartlara uygun olarak tutulan defterlerdeki sahibi lehine ve aleyhine olan kayıtlar birbirinden ayrılamaz." hükümlerine yer verilmiştir.
Yargıtay uygulamasına göre; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 222. maddesi gereğince; ticari davalarda, yani iki tarafın tacir olduğu ve dava konusunun ticari işletmeleri ile ilgili olduğu davalarda, ticari defterler ile sözleşme ilişkisinin veya alacak miktarının ispatı mümkündür. Ticari defterler kesin delillerdendir. Yasa'da delil vasfı taşıdığı takdirde aksinin yazılı veya kesin delillerle ispatı gerektiği düzenlenmiş olduğundan, yasanın ticari defterleri kesin delildir (Yargıtay 15. Hukuk Dairesi'nin █████/2018 tarih █████████E. █████████K. sayılı ilamı).
Türk Ticaret Kanunu faturayı tanımlamış değildir. Ancak kanun faturanın düzenlenmesi hakkında bazı kurallara yer vermiştir. Fatura tanzim edilmesinin öncelikli koşulu, tacirin ticari işletmesi bağlamında mal satmış, üretmiş, bir iş görmüş veya bir menfaat sağlamış olmasıdır. Bu koşul, faturanın nitelik itibarıyla sözleşmenin ifa safhası ile ilgili bir belge olmasının da gereğidir. Dolayısıyla taraflar arasında bir sözleşme olmadan gönderilen belge, faturanın şekil şartlarını taşısa bile, gerçek anlamda bir fatura olmayıp, öneri (teklif) niteliğinde bir yazıdır. Şüphesiz, taraflar arasındaki sözleşmenin hukuken geçerli olması gerekir. Bu anlamda batıl bir sözleşmeye dayanılarak gönderilen faturaya süresi içinde itiraz edilmemesi, fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılması sonucunu doğurmaz. Fatura içeriğinin kabul edilmiş sayılmasına ilişkin karinenin uygulanması temel borç ilişkisi doğuran bir sözleşmenin varlığı halinde söz konusu olabilir. Taraflar arasında sözleşmenin bulunup bulunmadığı hususu çekişmeli ise, ispat yükü kuralları çerçevesinde öncelikle sözleşmenin varlığı ispat edilmelidir (Özçelik, Volkan; Fatura İçeriğinin Kabul Edilmiş Sayılması, TBB Dergisi 2018 (138), s. 212 vd.).
Faturanın delil olması ile ticari defterlerin delil olması birbirinden farklıdır. 6102 sayılı TTK'nın 21/2. maddeye göre faturaya itiraz edilmemiş ise içeriği kesinleşir ise de akdî ilişkinin yazılı delillerle ispatı gerekir. Fatura ticari defterlere kayıt edilmiş ise artık faturanın delil olmasıyla ilgili bu maddeye değil ticari defterlerin delil olmasıyla ilgili TTK'nın 222. maddeye bakmak gerekir. Bu nedenle ticari defterlere kaydedilmiş fatura akdi ilişkinin varlığını da kanıtlar. Faturayı teslim aldıktan sonra süresi içinde itiraz ve iade etmeyerek ticari defterlerine kaydeden kimse, bu faturanın mal veya hizmet aldığı için geçerli bir sözleşme ilişkisine göre düzenlendiğini kabul etmiş sayılır ve fatura nedeniyle mal veya hizmet almadığını, bu faturadan dolayı borçlu olmadığını yazılı veya kesin delillerle ispatlaması gerekir.
Bir faturayı alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır (6102 Sayılı TTK 21/2).
Tarafların BA ve BS kayıtlarında dava konusu faturaların kayıtlı olması halinde tarafların ticari defterlerinin incelenmesine gerek yoktur. Zira münazaalı hususlar bizatihi tarafların kayıtları ile ispatlanmış kabul olunur (Yargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin █████/2015 tarih █████████ Esas ██████████ Karar sayılı ilamı).
Mahkememizce davacı tarafın ticari defter ve belgeleri üzerinde talimat mahkemesi aracılığı ile inceleme yapılarak SMMM bilirkişiden rapor aldırılmış, bilirkişi yukarıda özetine yer verilen raporunu dosyaya sunmuştur.
Davacı tarafın ticari defterlerinin incelendiği bilirkişi raporu taraflara usulüne uygun olarak tebliğ edilmiş, mahkememizce alınan rapor dosya kapsamına uygun, denetime elverişli ve kanaat verici bulunmuştur.
Davacı ticari defterleri incelenerek rapor aldırılmasından sonra mahkememizce davalı ticari defterleri incelenerek SMMM bilirkişiden rapor aldırılmasına karar verilmiş, bu hususta davacı taraf süresi içinde bilirkişi ücretini yatırmış ancak, davalı taraf ticari defter ve belgelerini ibraz etmediğinden bilirkişi incelmesi yapılamamıştır. Mahkememizce davalı tarafa ticari defterlerini ibraz etmek üzere usulüne uygun bildirim yapılmasına rağmen davalı tarafın ticari defter ve belgelerini incelemeye esas olmak üzere mahkemeye ibraz etmediği görülmüştür.
Somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafın incelenen ticari defterlerinde alacak kalemlerinin bu defterlerde kaydedilmiş olması tek başına alacağın varlığına veya fatura içeriği mal ve hizmetlerin teslimi konusuna delil oluşturmamaktadır.
Ancak, Mahkememizce 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunun 83. Maddesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu 222/3 gereğince, ticari defterlerin incelenmesine karar verilmiş ise de usulüne uygun ihtarata rağmen davalı tarafça ticari defterlerin ibraz edilmediği görülmektedir.
Taraflar arasında ticari ilişkinin mevcut olduğu, davacı tarafın ticari defterlerinin kayıtları usulüne uygun olduğundan davacı lehine delil vasfı taşıdığı, davacı tarafından dava ve takip konusu edilen fatura alacaklarının davacı tarafın ticari defterlerinde yer aldığı anlaşılmakta olup, bilirkişi raporunda karşılıklı düzenlenen faturalar ve ödemeler ayırıntılı olarak incelenmiştir. Bilirkişi raporu dosya kapsamına uygun ve denetime elverişlidir.
Ayrıca, bilirkişi raporunda da yer verildiği üzere davacı tarafça takip konusu edilen faturaların ba-bs bildirimleri ile karşılıklı olarak vergi dairesine bildirildiği tespit edilmiştir. Takibe ve davaya konu faturanın davalının bağlı olduğu vergi dairesi müdürlüğüne BA formları ile bildirilmiş olması nazara alındığında fatura içeriği malların veya hizmetin davalıya teslim edildiğinin ve davalı yanın sözleşme kapsamında bu teslime bir itirazının bulunmadığının kabulü gerekmektedir. (Yargıtay 19. HD' nin ██████████ E., █████████ K. ve ██████████-15110 E.K. sayılı kararları da bu yöndedir.)
Buna göre, davacı ile davalı arasındaki ticari ilişkinin varlığı, davacı tarafın davalı ile aralarındaki ticari ilişkiden kaynaklı edimlerini yerine getirdiği, taraflar arasındaki ticari ilişki kapsamında davacının davalıdan bakiye 593.261,23-TL alacaklı olduğu, davacı tarafın ticari defterler kayıtları, davalı tarafın defterlerini ibrazdan kaçınması ve vergi dairesi kayıtları ile davacı tarafından ispatlanmıştır. Davalı taraf ise takibe konu bakiye borcun ödendiğine dair herhangi bir yazılı belge, delil sunmamıştır. Bu nedenle, davanın kısmen kabulü ile, takibin 593.261,23-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden avans faizi yürütülmek suretiyle devamına karar verilmiştir.
Davacı vekili, itirazın iptali talebi ile birlikte icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur. Borçlu aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilebilmesi için likit ve belirlenebilir bir alacağın mevcut olması gerekmektedir. Likit bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin gerekmekte olması, böylece borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir.
Buna göre davalı borçlu tarafından fatura ve ticari defter kayıtları ile sabit olan alacağın tereddütsüz bir şekilde likit ve belirlenebilir olması nedeni ile davalı borçlu aleyhine kabul edilen alacak miktarı üzerinden %20 oranında icra inkar tazminatına hükmedilmiştir.
Davanın reddedilen kısmının sadece 0,57-TL olduğu, kuruş farkından kaynaklandığı, kötü niyet tazminatı koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla, davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına karar verilmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM;Yukarıda gerekçesi açıklandığı üzere;
1-Davanın KISMEN KABULÜNE,
Bakırköy ..... icra Müdürlüğünün ..... esas sayılı takip dosyasında davalının yaptığı itirazın kısmen iptali ile, takibin 593.261,23-TL asıl alacak ve bu alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi yürütülmek suretiyle DEVAMINA, fazlaya ilişkin istemin REDDİNE,
-Kabul edilen asıl alacağın %20'si tutarında icra inkar tazminatının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,
-Reddedilen kısım yönünden davalı lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmesine yer olmadığına,
2-Alınması gereken 40.525,67-TL harçtan, peşin alınan 7.096,90-TL peşin harcın indirilmesi ile kalan 33.428,77-TL eksik harcın davalıdan alınması ile Hazine'ye gelin kaydına,
3-Davacı tarafından yatırılan 7.096,90-TL peşin harç ve 615,40-TL başvurma harcı olmak üzere toplam 7.712,30-TL'nin davalıdan alınması ile davacıya verilmesine,
4-Davacı tarafından yapılan 7.345,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
5-7155 Sayılı Kanun ile değişik 6325 sayılı Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Kanunun 18/A maddesinin 14. fıkrası uyarınca arabulucuk ücreti olan 4.600,00-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,
6-Davacı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca kabul edilen tutar üzerinden hesaplanan 94.921,80-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,
7-Davalı kendisini vekil ile temsil ettirdiğinden karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT uyarınca reddedilen tutar üzerinden hesaplanan 0,57-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,
8-Kullanılmayan avansın kararın kesinleşmesinden sonra yatıran tarafa geri verilmesine,
Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 341 vd. maddeleri gereğince (5235 sayılı Kanunun 2. maddesi de dikkate alınarak) davacı vekilinin yüzüne karşı, davalı tarafın yokluğunda, gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde mahkememize verilecek veya başka bir mahkeme aracılığıyla gönderilecek dilekçe ile İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesi nezdinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere açıkça okunup usulen anlatıldı. █████/2026
Katip .....
e-imzalıdır
Hakim ...
e-imzalıdır

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!