İzmir Bölge Adliye Mahkemesinin, avukatın vekalet görevini ihlali iddiasıyla açılan tazminat davasındaki mahkemeler arası görev uyuşmazlığına dair istinaf kararı.
Özet: İzmir Bölge Adliye Mahkemesi, bir avukatın vekalet görevini zamanında yerine getirmediği iddiasıyla açılan tazminat davasında, davacının devraldığı şirketle ilgili hukuki süreçlerde avukatın ihtarname gönderimindeki gecikme ve ihtiyati tedbir sonrası menfi tespit davası açmamasının banka teminat mektubunun bozdurulmasına neden olduğu gerekçesiyle maddi zarar talep etmesi karşısında; avukatın davacının sıfatının bulunmadığı, uyuşmazlığın ticari nitelikte olduğu ve davacının kendi kusuru ile masraf ödememesi ve iş takibini engellemesi nedeniyle davanın Asliye Hukuk Mahkemesi mi yoksa Asliye Ticaret Mahkemesi mi tarafından bakılması gerektiğine dair görev uyuşmazlığını incelemektedir.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARIN;MAHKEMESİ : İZMİR 1.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ ESAS NO : ████████KARAR NO : ████████KARAR TARİHİ : █████/2026KESİNLEŞME TARİHİ : █████/2026İNCELENEN KARARIN;MAHKEMESİ : İZMİR 18.ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ ESAS NO : ████████KARAR NO : ████████KARAR TARİHİ : █████/2026KESİNLEŞME TARİHİ : █████/2026İNCELENEN KARARIN;MAHKEMESİ : İZMİR 7.TÜKETİCİ MAHKEMESİ ESAS NO : ████████KARAR NO : ████████KARAR TARİHİ : █████/2025KESİNLEŞME TARİHİ : █████/2025DAVA : Alacak (Tazminat)KARAR TARİHİ : █████/2026G.KARAR YAZIM TARİHİ: █████/2026İzmir 18. Asliye Hukuk Mahkemesi ile İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi arasında oluşan görev uyuşmazlığının yargı yeri belirlenmesi yoluyla giderilmesi İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesi tarafından talep edilmiş olmakla dosya incelendi;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; " davacı müvekkillinin 09.02.2024 tarihinde dava dışı ... A.Ş.'yi diğer ortaklarıyla birlikte ... isimli şahıstan devraldıklarını, devralınan şirket hakkında devir öncesi meselelere dayanılarak icra takibine başlandığını, şirket malvarlığı üzerinde haciz işlemi yapıldığını, o sırada şirketin ve davacı ...'un avukatlığını davalı ...'ın yaptığını, şirketin devreden tarafına durumun ihtar edilmesi talebinde bulunulduğunu, ancak ihtarın 4 ay sonra düzenlendiğini, yine şirketin devrine konu sözleşme borcunun bir kısmının bono ile taahhüt edildiğini, ancak devreden tarafın sebep olduğu zarar nedeniyle bu bonoların ödemesinin yapılmadığını, devreden taraf ve devralan tarafların şirket borçları konusunda uzlaşamaması üzerine dava dışı ... A.Ş'yi devraldıkları ... . ve diğer kişilere karşı menfi tespit davası da dahil olmak üzere bir kısım davaların açılması karşılığında davacı ve davalı avukatın anlaştığını, davacı tarafça davalı tarafa avukatlık ücretinin ödendiğini, ancak dava açılmadan şirketi devreden dava dışı taraflarca devralan davacı ... hakkında icra takibine girişildiğini, davalı avukatın menfi tespit davasını geciktirerek açmaması nedeniyle İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin ███████ D.İş sayılı kararı ile tedbiren takibin durdurulması kararı alındığını, %15 teminat olarak banka teminat mektubu sunulduğunu, davalı avukatın ihtiyati tedbir kararının ardından 2 haftalık süre içinde menfi tespit davasını açmayarak banka teminat mektubunun bozdurulmasına sebep olduğunu, müvekkilinin teminat mektubunun bozularak İzmir 18. İcra Dairesi'nin █████████ Esas sayılı dosyasının alacaklısı tarafından tahsil edilmesi sebebiyle doğan 494.521,41-TL maddi zararın fiili ödeme günü olan 08.05.2025 tarihinden itibaren işlemiş yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkili davalı avukat aleyhine açılan vekalet görevinin gereğinin yerine getirilmemesi konulu tazminat davasının haksız, mesnetsiz yere ve yasal dayanaktan yoksun bir şekilde açılmış olduğunu, uyuşmazlığın dava dışı ... A.Ş. 'ne ait davaların görülmesi sırasında hak kaybına uğranıldığı iddiasından kaynaklandığını, davacı sıfatına haiz olacak tarafın da yine şirket olduğunu, davacı ...'un bu sıfata haiz olmadığını, bu bakımdan görevli mahkemenin İzmir Nöbetçi Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğunu, davanın öncelikle görev yönünden ve husumet yokluğu nedeniyle usulden reddine karar verilmesini, mahkeme aksi kanaatte ise davacı vekilinin dilekçesinde bellirttiği ihtarnamenin 16.10.2024 tarihinde davacının talebi üzerine ve hemen düzenlenerek davacıya whatsaap adlı uygulama üzerinden gönderildiğini, onaylaması halinde gönderileceği belirtilerek masraflarının ödenmesinin talep edildiğini, ancak davacı tarafından ihtarnamenin gönderilmesi konusunda herhangi bir onay verilmediği gibi masraf ödemesinin yapılmadığını, davacı tarafça masraf adı altında bir ödeme yapıldıktan sonra davalı müvekkili avukat tarafından ödeme alınır alınmaz 13.01.2025 tarihinde ihtarname düzenlendiğini, İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin ihtiyati tedbire konu ███████ D.İş Sayılı kararının 7. bendinde, HMK'nun 397/1. maddesi uyarınca, arabuluculuk süresi olan 6 hafta ve bu sürenin bitiminden itibaren 2 hafta dava açma süresi olmak üzere toplam 8 haftalık sürede esas hakkındaki davanın açılmadığı takdirde ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkacağının belirtildiğini, davanın açılması için davacının vekalet ücreti ödemesi gerektiğinin ve sürelerin kesin süre olduğunun davacıya bildirilmesine rağmen davacının sürekli yurtdışında olması, geldiği zamanları da genellikle bilgi vermemesi, davalı avukatın İzmir ilinde faaliyet göstermekteyken davacının yurtdışından geldiğinde Urla ilçesinde ikamet ettiği, davalı avukatın telefonlarına ve mesajlarına cevap vermediği, ücret taleplerine karşılık bahaneler üreterek işlerin takibini zorlaştırdığını ve nihayetinde davacının kusuruyla ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalktığını, yine davacı vekilinin dava dilekçesinde belirttiği avukatlık ücreti ödemesinin yapılmadığını, ihtiyati tedbir kararının kendiliğinden kalkarak teminat mektubunun bozdurulması ve davacının uğradığını iddia ettiği zararlarda davalı müvekkilinin avukat olarak bir ihmalinin bulunmadığını, özen yükümlülüğünü ihlal etmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davanın ilk açıldığı İzmir 7.Tüketici Mahkemesi tarafından davacının tüketici sıfatına haiz olmadığı gerekçesiyle görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiş, kararın istinaf edilmeksizin kesinleştiği görülmüştür.Dosyanın gönderildiği İzmir 18.Asliye Hukuk Mahkemesince taraflar arasındaki vekalet ilişkisinin ticari davalara ilişkin olduğu gerekçesiyle görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu belirtilerek görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın da istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.Dosyanın gönderildiği İzmir 1.Asliye Ticaret Mahkemesince taraflar arasındaki ilişkinin TTK hükümleri veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlık olmadığı, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görevi kapsamında kaldığı gerekçesiyle davaya bakma görevinin Asliye Hukuk Mahkemesi'nin olduğu belirtilerek karşı görevsizlik kararı verilmiş, bu kararın da istinaf edilmeksizin kesinleştiği anlaşılmıştır.Dava, vekalet ilişkisinin kötüye kullanılması iddiasına dayalı tazminat istemine ilişkindir. 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre, her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar ticari dava olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanunun 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup, bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. Anılan yasal düzenlemeler karşısında, Asliye Ticaret Mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’de ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.Öte yandan, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların; mutlak ticari davalar ve nispi ticari davalar olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ticari işletmeyi ilgilendirmesi ve iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. Gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların Asliye Ticaret Mahkemelerinde görüleceği açıktır. Somut olayda; davacının vekalet ilişkisinden kaynaklanan davalı avukatın görevini gereği gibi yerine getirmediği iddiasıyla uğranılan zararın tazmini amacıyla işbu davayı ikame ettiği, davalının dava dilekçesinden de açıkça anlaşılacağı üzere davalının serbest olarak avukatlık mesleğini icra ettiği, 1136 Sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca avukatlığın amacının hukuki münasebetlerin düzenlenmesini, her türlü hukuki mesele ve anlaşmazlıkların adalet ve hakkaniyete uygun olarak çözümlenmesini ve hukuk kurallarının tam olarak uygulanmasını her derecede yargı organları, hakemler, resmi ve özel kişi, kurul ve kurumlar nezdinde sağlamak olduğu, yine 6102 sayılı TTK'nın 11. maddesi anlamında avukatların ticari işletme sahibi olmadığı, meslek erbaplarından sayılan ve faaliyeti bu şekilde vergiye tâbi olan kişilerden olduğu, her iki tarafı tacir olmayan somut uyuşmazlıkta davalıya karşı ileri sürülen talep ve talebin dayanağı olan maddi olgular itibariyle davanın mutlak ve nispi ticari dava olarak değerlendirilemeyeceği, TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı, bu durumda davaya bakma görevinin asliye hukuk mahkemesine ait olduğu anlaşılmıştır.Açıklanan nedenlerle İzmir 18.Asliye Hukuk Mahkemesinin yargı yeri olarak belirlenmesine karar verilmesi gerektiği anlaşılmıştır.KARAR: 6100 sayılı HMK'nun 21 ve 22. maddeleri gereğince İzmir 18.Asliye Hukuk Mahkemesinin YARGI YERİ OLARAK BELİRLENMESİNE, Dosyanın yargı yeri belirlenmesi talep eden mahkemesine iadesine,Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı HMK'nun 362/1-c maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026