Adana BAM 17. Hukuk Dairesi, elektrik dağıtım şirketinin kaçak elektrik kullanımından kaynaklanan itirazın iptali davasında davalıların yetki ve borca yönelik itirazlarının incelenmesi.
Özet: Bir elektrik dağıtım şirketi, dağıtım sistemine müdahale ve aboneliksiz kullanım suretiyle kaçak elektrik tükettiklerini iddia ettiği davalılara karşı başlattığı icra takibine yapılan itirazların iptali, takibin devamı ve inkar tazminatı talebiyle dava açmış; davalılar ise kaçak kullanım iddialarının asılsız olduğunu, husumet ve yetki yönünden itirazları bulunduğunu, kullanımın usulsüz dahi olsa kaçak olmadığını, yapılan bedel hesaplamasının varsayımsal ve fahiş olduğunu, kaçak elektrik tespit tutanağının ise usule uygun düzenlenmediği için geçersiz olduğunu belirterek davanın reddini savunmuşlardır.

T.C. ADANA BAM 17. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: ████████ - █████████
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBAŞKAN : ÜYE : ÜYE : KATİP : İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : ... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : █████/2026 (Ara Karar)NUMARASI : █████████ (Derdest)DAVACI : VEKİLİ : Av. DAVALILAR : 1- VEKİLİ : Av. DAVANIN KONUSU : İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))KARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026... Asliye Ticaret Mahkemesinin █████████ Esas sayılı dosyası üzerinden verilen █████/2026 tarihli ara kararı aleyhine istinaf başvurusunda bulunulmuş ve mahkemece dosya Dairemize gönderilmiş olmakla; HMK'nın 352. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ.TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:DAVA: DAVACI VEKİLİ DAVA DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkili şirketin 6446 sayılı Elektrik Piyasası Kanunu uyarınca Toroslar Bölgesi'nde elektrik dağıtım hizmeti verdiğini, davalıların ... numaralı tesisatta perakende satış sözleşmesi olmaksızın ve dağıtım sistemine müdahale ederek kaçak elektrik kullandıklarının tespit edildiğini, bu durumun 17.06.2025 tarihli ve ... sayılı kaçak elektrik kullanım tespit tutanağı ile kayıt altına alındığını, davalıların daha önce kesilmiş olan elektriği fiilen açarak bedelsiz şekilde tükettiklerini, bu eylemin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 42/1-a maddesi uyarınca kaçak elektrik kullanımı teşkil ettiğini, tahakkuk eden bedelin ödenmemesi üzerine ... İcra Müdürlüğü'nün ██████████ E. sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalıların haksız ve kötü niyetli olarak icra dairesinin yetkisine ve borca itiraz ettiklerini, 2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun 50. maddesi ve 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 16. maddesi gereğince haksız fiilden doğan uyuşmazlıklarda haksız fiilin gerçekleştiği yerin yetkili olduğunu, tahakkuk işlemlerinin Elektrik Piyasası Tüketici Hizmetleri Yönetmeliği'nin 44/4 maddesi doğrultusunda mevzuata uygun olarak yapıldığını, davalıların itirazlarının takibi engellemeye yönelik olduğunu belirterek davalıların icra dairesinin yetkisine ve borca yönelik haksız itirazlarının iptali ile takibin devamına, davalıların %20'den aşağı olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP: DAVALILAR ..., ..., ... VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Müvekkilin diğer davalı şirketlerin yetkilisi konumunda bulunduğunu, tüzel kişiliklerin kendi mal varlıklarıyla borçlardan sorumlu olduğunu, davacı tarafın şirket ortaklarının gerçek kişiliklerine dava açarak husumet konusunda yanıldığını, yetki itirazının kabulü ile davanın usulden reddinin talep edildiğini, müvekkile ait firmanın adi ortaklığını yaptığı şantiyede müvekkilin herhangi bir faaliyetinin bulunmadığını, şahsi sorumluluğunun olmadığını, davacı tarafın ... nolu tesisatta kaçak elektrik kullanımı yapıldığına dair iddialarının gerçeği yansıtmadığını, söz konusu şirketin ...-... abone numarasıyla ... Mah. ... 10 Sokak No: ... adresinde kayıtlı olduğunu, müvekkilin sayaca müdahalesinin bulunmadığını, 26.06.2025 tarihinde abonelik tesis edildiğini, 01.05.2025 tarihinde şantiyenin faaliyete geçtiğini, 06.05.2025 tarihinde elektrik verildiğini, elektrik verilmeyen bir hattan kaçak kullanımın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şantiye kurulumunda jeneratör kullanıldığına dair mazot fişlerinin sunulduğunu, sayaç hatalı olsa dahi bunun kaçak değil usulsüz kullanım kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, Şubat ayından itibaren yapılan kıyasen hesaplamanın varsayımsal ve fahiş olduğunu, yönetmeliğin doğru bulgu ve belgelere dayanılmasını şart koştuğunu, TOKİ tarafından 31.01.2025 tarihinde yer gösterimi yapıldığını, aboneliksiz kullanımda dahi sürenin 90 günle sınırlı olması gerektiğini, gerçek tüketimin iddia edilenin çok altında olduğunu, benzer şantiyelerin tüketim faturalarının incelenmesi gerektiğini, kaçak elektrik tespit tutanağında görevli personel, tanık ve abone imzalarının bulunmadığını, bu nedenle tutanağın dayanaktan yoksun olduğunu, Elektrik Enerjisi Düzenleme Kurumu'nun 21.03.2003 tarih ve 122 sayılı kurul kararına aykırı işlem yapıldığını, alacağın likit olmaması nedeniyle icra inkar tazminatı talebinin haksız olduğunu, davanın reddini talep etmiştir. CEVAP: DAVALILAR ... YAPI, ... YAPI PROJE VEKİLİ CEVAP DİLEKÇESİNDE ÖZETLE: Davalı müvekkillerin yerleşim yerinin Ankara olması sebebiyle 6100 sayılı HMK'nın 6. maddesi uyarınca yetkili mahkemenin Ankara mahkemeleri olduğunu belirterek yetki itirazında bulunduğunu, davacı tarafça ileri sürülen kaçak elektrik kullanım iddialarının gerçeği yansıtmadığını, müvekkili şirketlerin ... ve -... abone numaraları ile ... Mahallesi ... 10 Sokak No: ... ... adresinde yasal aboneliklerinin bulunduğunu, sayaca herhangi bir müdahalede bulunulmadığını, ... Elektrik tarafından 26.06.2025 tarihinde abonelik tesis edildiğini, 06.05.2025 tarihinde hatta elektrik verildiğini, elektrik verilmeyen bir hattan kaçak kullanımın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, şantiye kurulum aşamasında jeneratör kullanıldığını ve buna ilişkin mazot fişlerinin sunulduğunu, sayaçta bir hata olsa dahi bunun kaçak değil usulsüz kullanım kapsamında değerlendirilmesi gerektiğini, faturaya yansıtılan cezai artırımların hukuka aykırı olduğunu, Şubat ayından itibaren yapılan kıyasen hesaplamanın varsayımsal ve fahiş olduğunu, davacının iddialarını destekleyecek somut bulgu veya belge sunamadığını, TOKİ tarafından 31.01.2025 tarihinde yer gösterimi yapıldığını ve şantiyenin 01.05.2025 tarihinde faaliyete geçtiğini, yönetmelik gereği somut delil yoksa sürenin 90 günle sınırlı olması gerektiğini, gerçek tüketimin iddia edilenden çok daha düşük olduğunu, benzer iş hacmine sahip şantiyelerin tüketim faturalarının incelenmesi gerektiğini, kaçak elektrik tespit tutanağının usulüne uygun düzenlenmediğini, tutanakta görevli personel, tanık ve abone imzalarının eksik olduğunu, davacının haksız ve kötü niyetli takibi nedeniyle alacaklı aleyhine %20'den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİ ARA KARARININ ÖZETİ: Mahkemece".... Somut olayda; eldeki davanın itirazın iptaline yönelik olduğu, davalı tarafın elektriğin kesilmemesi hususundaki tedbir talebinin itirazın iptali davasının niteliğine uygun düşmediği gözetildiğinde tedbir talebinin reddine karar verilmiştir. (İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin █████████ Esas, █████████ karar numaralı kararı, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'nin ████████ Esas, ███████ karar numaralı kararı)Davalılar vekilinin İHTİYATİ TEDBİR TALEBİNİN REDDİNE,...." karar verilmiştir.DAVALILAR VEKİLİ TARAFINDAN İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF NEDENLERİ: Müvekkili şirket adına 26.06.2025 tarihinde abonelik tesis edildiğini ve şantiyede fiili enerji arzının 06.05.2025 tarihinde başladığını, kaçak kullanım iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu ve kurulum aşamasındaki enerji ihtiyacının jeneratörlerle karşılandığının mazot fişleriyle sabit olduğunu, kurumca takılan sayaca müdahale edilmediğini, elektriğin kesilmesinin şantiyedeki ticari faaliyeti durdurarak telafisi imkansız zararlara yol açtığını, mahkemece itirazın iptali davasının niteliğine aykırı olduğu gerekçesiyle reddedilen ihtiyati tedbir talebinin aslında yargılama sonuçlanıncaya kadar mevcut durumun korunmasını amaçladığını, elektriğin kesik kalması halinde iş programının aksayacağını, çalışanların ve üçüncü kişilerin güvenliğinin tehlikeye gireceğini, iş makineleri ile teknik sistemlerin zarar göreceğini ve sözleşmesel edimlerin ifasının gecikeceğini, HMK m. 389 anlamında ciddi zarar ve hakkın elde edilmesinin zorlaşması şartlarının oluştuğunu, elektrik enerjisinin kesik olmasının şantiye faaliyetlerini fiilen imkansızlaştırdığını, davanın sonunda haklı çıkılması halinde dahi uğranılan zararların tam olarak giderilemeyeceğini, HMK m. 390 uyarınca yaklaşık ispat yükünün yerine getirildiğini, mahkemenin sadece davanın başlığına bakarak karar verdiğini ve talebin fiili sonuçlarını irdelemediğini, istenen tedbirin davanın esasını çözmediğini ve sadece geçici koruma sağladığını, ölçülülük ilkesi gereği talebin kabul edilmesi gerektiğini, ara kararın gerekçesinin eksik olduğunu ve somut olayın özelliklerinin tartışılmadığını belirtilerek ara kararın kaldırılmasını ve ihtiyati tedbir talebinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Talep; mahkemece verilen ihtiyati tedbir ara kararına yapılan itirazın reddine ilişkin kararın kaldırılması istemine ilişkindir. İnceleme 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 355.maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve re'sen kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Mahkemece, "eldeki davanın itirazın iptaline yönelik olduğu, davalı tarafın elektriğin kesilmemesi hususundaki tedbir talebinin itirazın iptali davasının niteliğine uygun düşmediği gözetildiğinde tedbir talebinin reddine " karar verilmiş, ara karar davalılar vekilince istinaf edilmiştir.HMK'nın 389 vd. maddelerinde geçici hukuki korumalar arasında ihtiyati tedbir düzenlenmiş olup, HMK'nın 389. maddesinde "mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeni ile hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebi ile bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesi bulunmaktadır.Görüldüğü üzere kanun koyucu bu konuda hakime oldukça geniş bir takdir alanı bırakmıştır. Ancak ihtiyati tedbire karar verilmesi için mutlaka bir tehlikenin veya zararın doğmuş olması veya halen var olması da aranmaz. Dava konusu hak veya şey bakımından ortaya çıkacak tehlike ve zararın önlenmesi için de her türlü tedbire karar verilebilir.İhtiyati tedbir talep eden taraf, tedbire esas olan hakkını, ihtiyati tedbir sebep veya sebeplerini keza davanın esası yönünden de haklılığını ispat etmelidir. Ancak burada tam ispat aranmayıp yaklaşık ispatla yetinilecektir. (HMK m.390/3) Yani ispatı gereken hususların tam olarak değil kuvvetle muhtemel gösterilmesi yeterlidir.Somut olaya bakıldığında, dava, kaçak elektrik kullanımına dayalı olarak başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. Davalılar tarafından, yargılama sırasında elektrik enerjisinin kesildiği ileri sürülerek, tedbiren yeniden elektrik verilmesine karar verilmesi talep edilmiştir. Ancak eldeki uyuşmazlık, icra takibine yapılan itirazın haklı olup olmadığının tespiti ile sınırlı olup, davanın konusu alacak hakkına ilişkindir. Talep edilen ihtiyati tedbir ise, alacak ilişkisinden bağımsız şekilde fiili bir durumun (elektrik enerjisinin temini) yeniden tesisine yöneliktir.6100 sayılı HMK’nın 389 ve devamı maddeleri uyarınca ihtiyati tedbir kararı verilebilmesi için, talep edilen tedbirin dava konusu hak ile doğrudan bağlantılı olması ve uyuşmazlığın esası hakkında verilecek hükmün etkisiz kalmasını önlemeye yönelik bulunması gerekir. Somut olayda ise, davalıların elektrik enerjisi verilmesine ilişkin talebi, itirazın iptali davasının konusu ve kapsamı ile doğrudan bağlantılı olmayıp, esasa etkili bir koruma tedbiri niteliği de taşımamaktadır.Bu itibarla, talep edilen tedbirin, davanın niteliği ve kapsamı ile bağdaşmadığı anlaşıldığından, mahkemece ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmesinde usul ve esas bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalılar vekilinin istinaf itirazlarına itibar edilmemiştir.İstinaf talepleriyle sınırlı olarak yapılan incelemede; ilk derece mahkemesi ara kararının bu aşamada ûsul ve esas bakımından hukuka uygun bulunduğu anlaşılmakla, ilk derece mahkemesi ara kararına karşı davalılar vekili tarafından yapılan istinaf talebinin HMK'nin 353/1-b.1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Alınması gereken karar ve ilam harcı peşin alındığından yeniden alınmasına yer olmadığına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesin olmakla istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,5-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, 6-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin HMK'nın 359/4. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362/1-f maddesi gereğince KESİN olmak üzere karar verildi.█████/2026 Başkan e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Üye e-imzalıdır Katip e-imzalıdır