İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 11. Hukuk Dairesinin, trafik kazası kaynaklı yabancı plakalı araç maddi hasar tazminat davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki evrak, davacının, 14.07.2022 tarihinde meydana gelen ve sigortalının tam kusurlu olduğu iddia edilen trafik kazasında yabancı plakalı aracında oluşan 3.441,77 EUR maddi hasar ile 500,00 EUR bilirkişi ücreti ve arabuluculuk masraflarının, sigorta şirketinin temerrüde düşmesi nedeniyle faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline yönelik açtığı tazminat davasının istinaf incelemesini konu almakta olup, davalı sigorta şirketi sorumluluğunun sigortalısının kusuruyla sınırlı olduğunu ve taleplerin haksız olduğunu savunmaktadır.

T.C.İZMİRBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ11. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : ████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : İZMİR 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : 14.11.2023NUMARASI : ████████ E. - ████████ K.DAVANIN KONUSU : Tazminat KARAR TARİHİ : 25.06.2026KARAR YAZIM TARİHİ : 26.06.2026 İzmir 3.Asliye Ticaret Mahkemesinin 14.11.2023 tarih ████████ E. - ████████ K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı vekili tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, üye .... tarafından düzenlenen rapor dinlenip ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : DAVA :Davacı vekili, 14.07.2022 tarihinde ....'ye ait ve ....'nin sevk ve idaresindeki .... plakalı aracın müvekkili ....'a ait ... yabancı plakalı araca çarpması neticesinde maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, kazanın .... ili, .... ilçesi, .... Mahallesinde, müvekkili trafik kurallarına uygun bir şekilde seyrederken, sigortalı araç sürücüsünün kavşağa geldiğinde sağdan gelen araç olup olmadığını kontrol etmeksizin ve geçiş önceliği kuralına uymaksızın müvekkilinin aracı ile çarpışması neticesinde meydana geldiğini, sigortalı araç sürücüsünün müvekkili aracında meydana gelen hasara tam kusuru ile sebebiyet verdiğini, bu hususun taraflar arasında kazadan sonra tutulan tutanak ile de sabit olduğunu, davalı .... Şirketi'nin İzmir'de şube şeklinde örgütlendiğinden açılan davada İzmir Mahkemelerinin yetkili olduğunun kabulü gerektiğini, dava açılmadan arabuluculuk yoluna gidilmiş ise de anlaşma sağlanamadığını, müvekkiline ait ve Alman trafiğine kayıtlı aracın kaza sonrası hasar miktarının, Almanya’da bulunan .... Araç Bilirkişisi tarafından düzenlenen 03.11.2022 tarihli bilirkişi raporu ile KDV dahil 3.441,77 EUR, aracın rayiç değerini 15.000,00 EUR olarak tespit edildiğini, sonuç itibariyle aracın tamir edilmesinin daha ekonomik olduğu kabul edilerek, müvekkili nezdinde gerçekleşen gerçek zarar, hasar bedeli olan 3.441,77 EURO olarak belirlendiğini, ZMMS poliçesi nedeniyle davalıların sorumluluğu müvekkilinin gerçek zararını ödemek zorunda olduğundan, hasar bedeline yansıyacak KDV miktarının da ödenmek zorunda olduğunu, müvekkiline ait aracın rayiç değerlerinin 15.000 EURO-16.000 EURO civarında olduğunu, bu rayiç değerler dikkate alındığında aracın tamirinin ekonomik olduğunu, yapılan başvurunun davalı sigorta şirketleri tarafından 15 gün içinde cevaplanması gerektiğini, zarar gören üçüncü kişinin sigorta şirketine karşı yapacağı yazılı bildirim karşısında sigorta şirketinin zorunlu mali mesuliyet sigortasında 8 iş günü içinde tazminatı ödemek zorunda olduğunu, müvekkili adına davalı sigorta şirketine KEP üzerinden yapılan hasar ihbarının ... Şirketi'ne 20.01.2023 tarihinde teslim edildiğini, davalı .... A.Ş.'nin ödemekle yükümlü olduğu zarar miktarı bakımından ihbarı izleyen sekizinci iş günü sonu olan 02.02.2023 tarihinden itibaren temerrüt (yasal) faizine hükmolunması gerektiğini belirterek, fazlaya ilişkin her türlü talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla haklı davanın kabulüne, hasar bedelinden oluşan 3.441,77 EURO maddi tazminatın 1 ve 2 numaraları davalılardan kaza tarihi olan 14.07.2022 tarihinden, davalı sigorta şirketinden temerrüde düştüğü 02.02.2023 tarihinden itibaren (kaza tarihinde geçerli ZMMS poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere) 3095 sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faiziyle birlikte ve fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak müşterek ve müteselsilen davalılardan tahsiline, müvekkilinin bilirkişi ücreti olarak ödediği 500,00 EURO’nun yargılama giderlerinden sayılarak, fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk lirası olarak davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, arabuluculuk aşaması ile ilgili 2.400,00 TL vekalet ücreti de dikkate alınarak bu hususta ayrıca hüküm kurulmasına ve kanuni vekâlet ücretinin KDV hariç olarak hükmedilerek yargılama giderleri ile birlikte davalı taraflara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. CEVAP : Davalı ....A.Ş. vekili, KZMSS sigortası ile işletenin veya araç sürücüsünün kusurlu davranışının bu tür sigorta ile teminat altına alındığını, maddi giderler için geçerli olan teminatın her halükarda verilecek bir teminat olmayıp KZMSS sigortası kapsamında müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun sigortalısının kusuru oranında olduğunu, haksız fiil sonucu kusur konusunda bir değerlendirme yapılabilmesi için kazanın meydana geldiği yeri, kaza şekli ve nedeni hususlarının bilinmesi gerektiğini, tüm bu nedenlerle başvuran tarafın asılsız iddialarına itibar edilmemesi gerektiğini, haksız ve hukuka aykırı taleplerinin reddini talep ettiklerini, kaza tespit tutanaklarının, “aksi ispat olununcaya dek geçerli resmi belge” niteliğinde olduğundan ve müvekkilinin sigortalı aracın sürücüsüne Kaza Tespit Tutanağı uyarınca atfı kabil kusur bulunmadığından, ispatlanamayan davanın reddi gerektiğini, müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun genel şartlara göre belirlenen hasar miktarından iskonto uygulanmak suretiyle sınırlı olduğunu, sigorta şirketlerinin, hasarlı aracın değiştirilmesi gereken yedek parçalarının, tedarik parçalarının tedarik sürecinde, toplu ve büyük tutarlı yedek parça alımı yapabilme kapasitelerinden kaynaklanan rekabet gücünü kullanarak indirim hakkı elde edebilmekte ve farklı servislerden fiyat teklifi alarak rekabet ortamı içerisinde alternatif onarım metotları kullanılabilmekte olduğunu, iskonto uygulanması için parça tedariki yapılması gerekmediğini, zira burada başvuranın yetkisiz ve anlaşmasız serviste aracın onarımını gerçekleştirerek sigorta şirketinin iskonto uygulanmasına ilişkin hakkını elinden almakta ve gerçek zarardan değil, kendi fiili ile artırmış olduğu fiili zarardan sorumlu tutulmasını sağlamaya çalıştığını, uyuşmazlığa konu kaza bakımından başvuran tarafın, aracın onarımını yetkisiz ve anlaşmasız serviste sağladığını ve zararı artırdığını, gerçek zararın giderilmesi ilkesi uyarınca, müvekkili sigorta şirketinin KDV’den sorumlu tutulabilmesi için, zarar görenin aracını onarırken KDV ödediğini ispatlaması ve yansıtma faturası kesmesi gerektiğini, başvuran tarafından herhangi bir onarım faturası vb. evrak sunulmadığının görüldüğünü, ihbar edilmeden ödenen ekspertiz ücretinden müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğu bulunmadığını, her durumda talep edilen ekspertiz ücretinin yüksek olduğunu, diğer taraftan haksız fiilden kaynaklanan zararın ancak haksız fiil tarihinde ve memleket parası üzerinden gerçekleştiğinin kabul edilebileceğini, müvekkili şirketin temerrüdünden bahsedilemeyeceğini beyan eder, başvuran tarafın temerrüt tarihinden itibaren faiz taleplerinin reddini talep ettiklerini, Sigortacının tazminat sorumluluğunun 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1 maddesi yollamasıyla 85/1 maddesinde düzenlendiğini, dolayısıyla işletenin sorumlu tutulamayacağı bir faiz türünden, onun sorumluluğunu üzerine alan Trafik sigortacısının sorumlu tutulabilmesinin mümkün olmadığını, işletenin faiz ile ilgili yükümlülüğünün ise, kazaya karışan aracın kullanım amacına göre belirleneceğini, kazaya karışan aracın hususi nitelikte bir araç olduğunu, ticari kullanımının söz konusu olmadığını, Sigorta kuruluşunun faiz ile ilgili yükümlülüğünün, yasal faiz olacağını, ayrıca söz konusu olayın işleten açısından haksız fiilden kaynaklanan bir olay olduğunu belirterek, her halde kusur oranları ile hasar bedelinin tespit edilebilmesi için konusunda uzman bilirkişi aracılığıyla inceleme yaptırılmasını, her halükârda hasar bedelinin Genel Şartlar Eki’ne göre hesaplanmasını, haksız ekspertiz ücreti taleplerinin reddini, fazlaya ilişkin taleplerin reddini, her durumda müvekkili şirketin temerrüde düşmediği dikkate alınarak müvekkili şirketin yargılama giderleri ve vekâlet ücretinden sorumlu tutulmamasını talep etmiştir. Davalılar .... ve .... cevap dilekçelerinde, davacı tarafın huzurdaki davayı davalı sigorta şirketinin İzmir'de şubesi bulunduğundan ikametgah adresleri bulunan Düzce mahkemeleri yerine İzmir mahkemelerinde açtığını, seçimlik yetkili mahkemeleri dikkate almadığını, davalı sigorta şirketinin merkezinin İstanbul ...'de bulunup, sigorta şirketi üzerinden de kendilerine davalı gösterebilmesi için en azından huzurdaki davanın İstanbul Anadolu mahkemeleri üzerinden ikame edilmesi gerektiğini, bu nedenle açılan davanın yetkisizlik yönünden reddi gerektiğini, .... plakalı aracın sevk ve idare edeni ile işleteni olarak davaya konu kazanın oluşmasının tamamen davacı tarafın trafik kurallarına riayet etmeksizin seyir halinde olmasından kaynaklandığını, kendilerinin hiçbir kusuru bulunmadığını, kendilerine atfedilecek herhangi bir kusur bulunmadığından ötürü açılan davanın, husumet yokluğu nedeniyle reddi gerektiğini, davaya konu kazanın meydana gelmesinde tam ve asli kusurlu taraf davacı olduğundan kendilerinin maddi zarara uğramasına neden olduğunu, somut olayda tam ve asli kusurlu olması sebebiyle aracında oluşan maddi hasarın tamiri için ödemiş olduğu bedelin tazminini talep edebilmesinin mümkün olmadığını, kabul manasına gelmemekle birlikte maddi zarar üzerinde tazminat sorumlulukları bulunsa dahi maddi zarara konu tutarın diğer dosya davalısı ..... A.Ş. ile yapmış oldukları sigorta poliçesi kapsamında karşı tarafa yapılacak maksimum ödeme tutarı içerisinde yer aldığını, bu nedenle davaya konu maddi zarara ilişkin tazmin yükümlülüğünün davalı .... A.Ş. üzerinde olduğunu, Almanya'da yaptırılan hasar tespitine ilişkin belirlenen değer fahiş olduğunu, arabuluculuk vekalet ücretinin yargılama giderlerinden olmayıp, davalıdan talep edilemeyeceğini, davacı tarafın Türk mahkemelerince hasar tespiti yapılmasını beklemeksizin, kendi iradesiyle ikametindeki ülkesinde hasar tespiti için ödemiş olduğu bilirkişilik ücretinin yargılama gideri kapsamına alınmaması gerektiğini belirterek, cevap dilekçeleri doğrultusunda haksız ve mesnetsiz şekilde açılan davanın reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep etmişlerdir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacıya ait .... plakalı araç ile davalı .... adına kayıtlı, davalı .... tarafından ZMMS poliçesi ile sigortalı ve davalı ....'nin sürücüsü olduğu .... plakalı aracın karıştığı 14.07.2022 tarihli trafik kazasında ....ili,... İlçesi, .... sokakta davacıya sevk ve idaresindeki .... plakalı araç.... Sokağı takiben seyir halinde iken olay mahalli dört yönlü kontrolsüz kavşağa giriş yaptığı sırada aracının sol ön kısmı ile istikametine göre sol tarafındaki kavşak kolundan gelen davalı sürücü.... sevk ve idaresindeki ....plaka sayılı otomobilin sağ arka yan kısmının çarpışması sonucunda oluşan kazada, davalı sürücünün olay mahalli yolda seyir halinde iken yola gereken dikkatini vermediği, seyrini temkinli bir şekilde sürdürmediği, dört yönlü kontrolsüz kavşağa giriş yapmadan önce kavşak kollarına dair gerekli ve yeterli kontrolleri yapmadığı, ilk geçiş hakkını istikametine göre sağ tarafındaki kavşak kolundan gelen diğer sürücü idaresindeki araca vermediğinden kazanın oluşumunda %70 oranında kusurlu olduğu, davacı araç sürücüsünün olay mahalli yolda seyir halinde iken seyrini her an tedbir alabilecek vaziyette sürdürmediği, olay mahalli kavşağa giriş yaptığı sırada istikametine göre sol tarafındaki kavşak kolundan gelen ve kavşaktan geçişini yapan diğer sürücü idaresindeki aracı fark ettiği anda bu araca karşı zamanında etkin tedbir almadığından %30 oranında kusurlu olduğu kanaatine varıldığı, davalı araç sürücüsünün kazanın oluşumunda kusurlu olması nedeniyle davalı sigorta şirketi kaza tarihi itibariyle ZMMS poliçe limiti kapsamında, araç sürücüsü ve maliki ise araçta oluşan hasardan kaynaklanan zarardan kusuru oranında sorumlu olduğu, davacının Almanya'da ikamet etmesi nedeni ile yerleşik yargıtay içtihatlarına göre davacı bulunduğu ülkenin para biriminden aracında oluşan zararı, maddi tazminatı davalılardan talep edebileceği, davacıya ait araçta oluşan hasar bedelinin tespiti bakımından makine mühendisi bilirkişisi tarafından düzenlenen 09.10.2023 tarihli bilirkişi raporunda, davacıya ait araçta yedek parça işçilik olmak üzere KDV dahil 3.441,77 Euro hasar oluştuğu, aracın kazadan önceki ikinci el piyasa rayiç değerinin 15.000 Euro olduğu, yargıtay yerleşik içtihatlarına göre araçtaki hasarın aracın ikinci el piyasa rayiç değerini %50 aşması halinde aracın tamirinin ekonomik olmayacağı, pert-total işleminin uygulanması gerektiği dikkate alındığında, aracın tamirinin ekonomik olduğu sonucuna varıldığı, bilirkişi raporu ve ekspertiz raporu ile tüm delilerin incelenmesi ve değerlendirilmesi sonucunda; davacıya ait aracın .... model .... marka araç olduğu, aracın model ve segment durumuna göre orijinal yedek parçalarının kullanılarak yenisinin takılması sonucunda araçta 1.982,74 Euro yedek parça, 482,00 Euro boya ve işçilik ücreti ile ayrıca 427,50 Euro kaporta/mekanik işçilik ücreti ile ilgili ülkenin KDV oranı %19 KDV oranında hesaplanan 549,53 Euro KDV bedeli olmak üzere toplam 3.441,77 Euro hasar meydana geldiği, davalı sigorta şirketinin kaza tarihi itibari ile araç başı poliçe teminat limiti olan 100.000,00 TL poliçe limiti kapsamında araçtaki hasardan davalı aracın sürücüsünün kusuru oranında sorumlu olduğu, davalı araç maliki ve araç sürücüsünün ise belirlenen 3.441,77 Euro hasar bedelinden davacı araç sürücüsünün kusuruna denk gelen miktar dışında sorumlu olduğu, davalıların 3.441,77 Euro hasar bedelinin davalı araç sürücüsünün kusuru olan %70'ine denk gelen bedelden sorumlu oldukları, buna göre yapılan hesaplamada davalıların sorumlu oldukları tutarın 2.409,23 Euro olduğu kanaatine varılmış, davacıya ait araçta oluşan hasar bedelinin tespiti bakımından dava açılmadan evvel davacı tarafça aldırılan ekspertiz raporu için ödenen 500,00 Euro'nun makul gider olarak kabulü gerektiği ve yargılama gideri olarak davanın kabul ve red oranına göre hesaplanarak davalılardan tahsili gerektiği kanaatine varılmakla, davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davalı sigorta şirketine dava açılmadan evvel başvurulmuş ise de temerrüt tarihi ispat edilemediğinden sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren diğer davalılar işleten ve sürücü yönünden ise talep gibi kaza tarihinden itibaren faizden sorumlu olduğu, her ne kadar davacı vekili tarafından AAÜT 16. maddesi gereğince arabuluculuk vekalet ücretinin davalı yana hükmedilmesine karar verilmesi talep edilmiş ise de; 6100 sayılı HMK uyarınca açılan davada dava nedeniyle yargılama gideri ve vekalet ücretine karar verilebileceği, dava dışındaki vekalet ücretinin yargılama sonucunda hüküm altına alınacağına ilişkin bir düzenleme bulunmadığı, talep edilen ve bahse konu yasal düzenlemenin vekil ile müvekkil arasındaki iç ilişki (akdi vekalet ilişkisi) ile ilgili bir düzenleme olması gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile; 2.409,23 Euro hasar bedelinden kaynaklanan maddi tazminatın davalılar ..... ve..... yönünden kaza tarihi olan 14.07.2022 tarihinden itibaren, davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihinden itibaren 3095 Sayılı yasanın 4/a maddesine göre yürütülecek değişken faizi ile birlikte fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru Türk Lirası olarak (davalı sigorta şirketi kaza tarihinde poliçe teminat limiti olan 100.00,00 TL ile sınırlı olmak üzere) davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine, 350,00 Euro Ekspertiz ücretinin yargılama gideri olarak fiili ödeme tarihindeki Merkez Bankası Efektif Satış Kuru karşılığı Türk Lirası olarak davalılardan alınarak davacıya verilmesine, bakiye kısmın davacı üzerinde bırakılmasına, arabuluculuk vekalet ücreti talebinin reddine karar verilmiştir. Karara karşı davacı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. İSTİNAF NEDENLERİ : Davacı vekili, müvekkilinin kazada kusuru olmamasına rağmen ve bu yöndeki rapora itiraz edilmesine rağmen kusur indirimi yapılarak hüküm kurulmasının doğru olmadığını, işbu kazanın oluşumunda kusursuz olan müvekkiline izafe edilen kusurun kabulünün mümkün olmadığını, kaza tespit tutanağındaki sürücü ifadelerinin de kusur tespitinde değerlendirilmesi gerektiğini, Sigorta Bilgi ve Gözetim Merkezi tarafından hazırlanan emsal kaza pozisyonlarına göre de davalının kazada tam kusurlu kabul edilmesi gerektiğini, müvekkiline atfedilen %30 kusur oranının soyut, denetime elverişli olmayan, yüksek bir oran olduğundan kabulü mümkün olmadığını, davalı sigortaya dava açılmadan önce hasar başvurusu kep adreslerine yapıldığını ve bu suretle temerrüde düşmüş olup temerrüt faizinin bu tarihten itibaren işletilmesi gerektiğini, sigortanın sorumluluğu türk lirası olarak sınırlandırılarak karar verildiğinde temerrüt tarihinden itibaren yasal faize hükmedilmesi gerektiğini, mahkemece davalı sigortanın sorumluluğunun kaza tarihinde geçerli ZMM poliçe teminatı 100.000-TL ile sınırlandırıldığını, bu davalı bakımından tazminat tutarı Türk Lirası olarak belirlendiğinden TL cinsinden faiz sorumluluğuna hükmedilmesi gerektiğini, aksi düşünce de asıl alacak TL belirlenmiş iken bu alacağa 3095 sayılı yasanın 4/a maddesinde düzenlenen yabancı para faizi uygulanması gibi ifası mümkün ve hakkaniyete uygun olmayan bir sonuç ortaya çıkacağını, davalı sigorta vekilinin de cevap ve beyan dilekçelerinin bu yönde olduğunu, istinaf nedenleri olarak ileri sürmekle kararın kaldırılmasını istemiştir. GEREKÇE :Dava, trafik kazasından kaynaklanan hasar kaybının karşı taraf aracına ait ZMMS sigortacısı ve karşı taraf araç sürücüsü ve araç malikinden tahsiline ilişkin maddi tazminat istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince yukarıda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzenine ilişkin sebeplerle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır. Somut olayda, █████/2021 tarihinde davalı .... sevk ve idaresindeki .... plaka sayılı araç ile davacıya ait ... plaka sayılı araçlar arasında meydana gelen maddi hasarlı trafik kazası nedeniyle davacı aracındaki hasarın tazminine yönelik açılan iş bu davada mahkemece araç sürücülerinin kusuruna yönelik alınan Ankara ATK Trafik İhtisas Dairesinin █████/2023 tarihli raporu ile davacının % 30 oranda, davalı ....'in ise % 70 oranda kusurlu olduğu yönünde kanaat bildirildiği, araçtaki hasarın tespiti bakımından alınan █████/2023 tarihli raporda ise yedek parça, işçilik ve KDV dahil toplam 3.441,77 Euro hasar oluştuğu yönünde kanaat bildirilmesi üzerine kazandırılan raporlar hükme elverişli bulunarak bilirkişi tarafından hesaplanan hasar bedelinden davalıların kusur oranı karşılığı sorumlu olduğundan hasarın % 70'ine denk gelen kısmı karşılığı hasar bedeli üzerinden davanın kısmen kabulüne karar verildiği anlaşılmıştır. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. 85/1. ve 85/son maddeleri ile Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarına göre trafik kazası nedeni ile davacının aracında oluşan maddi zarardan davalı sigorta şirketi, işleten sıfatına haiz sigortalı araç maliki ile araç sürücüsünün, sürücünün kusuru oranında sorumlu oldukları amirdir.(Yargıtay HGK'nun 15.6.2011 tarih ve ███████-142 E. - ████████ K., 17. HD'sinin █████/2013 tarih ve █████████ E. - █████████ K.) Somut olayda her ne kadar kusurun gereği gibi takdir edilmediği hatta eksik ve hatalı değerlendirildiği belirtilmiş ise de kusur kapsamında yapılan inceleme ve değerlendirmeler yerinde ve yeterli görülmekle bu yönden araştırma yapılmasına yer ve gerek görülmeyerek bu yönden ileri sürülen istinaf isteminin yerinde olmadığı kabul edilmiştir. 6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi hükmüne göre, yabancı para borcunun vadesinde ödenmemesi halinde alacaklı, bu borcun vade veya fiili ödeme günündeki rayice göre Türk parası olarak ödenmesini isteyebilir. Yabancı para cinsinden yapılan harcamalar, yabancı para alacağı olarak dava edilebilir ve ödeme günündeki kura göre işlem görür. Davacı alacağı, yabancı para cinsinden meydana gelmiş olup fiili ödeme tarihindeki döviz kuru üzerinden TL karşılığının tahsiline karar verilmesi gerekir. (Yargıtay 17.HD'nin 17.05.2018 tarih ve █████████ E-█████████ K) Yabancı para borcuna hangi faizin uygulanacağı 3095 sayılı Kanun'un "Yabancı para borcunda faiz" kenar başlıklı 4/a maddesinde düzenlenmiş olup ilgili düzenlemede; “Sözleşmede daha yüksek akdi veya gecikme faizi kararlaştırılmadığı hallerde, yabancı para borcunun faizinde Devlet Bankalarının o yabancı para ile açılmış bir yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı uygulanır.” kuralına yer verilmiştir. Davacının Almanya'da ikamet edip, geçici olarak Türkiye'ye getirdiği aracının trafik kazası sonucunda hasara uğradığı, davacının aracının onarımını Türkiye'de yapması konusunda zorlanamayacağı, aracını Türkiye'de veya ikamet ettiği ülkede tamir ettirmek konusunda seçimlik hakka sahip olduğu, araç sahibinin bu seçimlik hakkını ikamet ettiği ülkede tamir ettirme yönünde kullanması durumunda, yurt dışı tamirine dair gerçek hasar bedelinin tespit edilerek bu bedelin Türk Lirası karşılığının tazminine karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay HGK'nun 24.06.2015 tarih ve ███████-28 E - █████████ K.) Araç sürücüsü davalı ....'in ve malik ....'nın olduğu gibi ZMMS poliçecisi davalı sigorta şirketi poliçeden kaynaklanan tazmin borcunu yerine getirirken gerçek zararı ödemekle yükümlü olduğundan, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura olsun yada olmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorundadır. (Yargıtay 17 HD'nın 05.06.2014 tarih ve █████████ E. - █████████ K. ) Motorlu aracın işletilmesi sırasında meydana gelen zararlardan dolayı sorumluluk zarar görenin uğradığı gerçek zarar ile sınırlıdır. BK’nun 42. (6102 sayılı Kanun 50. Md.) 6762 sayılı TTK'nın 1283. ( 6102 sayılı TTK'nın 1427 vd ) maddeleri gereğince sigortacı, sigorta ettiren veya sigortadan yararlananın uğradığı gerçek zararı tazminle yükümlü olup motorlu aracın neden olduğu zarar nedeniyle meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. Gerçek zarar, zarar gören şeyin eski hale getirilebilmesi için gereken onarım ve işçilik giderlerini kapsar. Davalı sigorta şirketi gerçek zarardan sorumlu olup araç hiç tamir edilmemiş olsaydı dahi zarar gören kişinin gerçek zararına göre tazminat miktarı hesaplanması gerekmektedir. Zira, zarar görenin çıkma ve eşdeğer parçalarla aracı tamir etmesi beklenemeyeceği gibi gerçek zarar ancak aracın onarımında tamamen orijinal parçalar kullanılmak suretiyle karşılanır. Hasar bedeli tespit edilirken davalı sigorta şirketiyle servis arasında yapılan anlaşma vb. nedenlerle yedek parça ve işçilik bedellerinin değerinde indirim yapılmaksızın meydana gelen gerçek zarar giderilmelidir. (Yargıtay 17 HD'nın 15.12.2011 tarih █████████ E. ██████████ K., 28.03.2016 tarih ██████████ E. █████████ K., 04.04.2016 tarih ██████████ E. █████████ K., 17.03.2014 tarih █████████ E. █████████ K.) Somut olayda iskonto uygulanmasına dair yasal şartlar oluşmadığı gibi davacı zararının olay tarihindeki serbest piyasa rayiçleri göz önüne alınarak, orijinal yedek parça üzerinden ve KDV dahil olmak üzere tespit yapıldığı, raporda davacı yan yönünden hasarın yabancı para birimi üzerinden belirlenmesinin de yerinde olduğu anlaşılmakla hasara ilişkin raporun hükme esas alınması yerinde görüldüğünden yeterli teknik incelemeyi içerdiği ve denetime elverişli olduğu anlaşılan rapora belirtilen yönden ileri sürülen istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Açıklanan tüm bu hukuki ve maddi vakıalar karşısında; ilk derece mahkemesince hükme esas alınan kusur ve hasar bilirkişi raporlarının hüküm kurmaya ve denetime elverişli olmasına, hasar bedelinin anılan ilke ve esaslar ile örtüşecek şekilde olayın oluş şekli ve dosya kapsamına uygun olarak tespit edilmesine, zararın poliçe kapsamı dışında kaldığının davalı sigorta şirketi tarafından ispat edilememesine, aracın onarımı yapılsın yada yapılmasın onarıma ilişkin fatura sunulsun yada sunulmasın hasar bedeli üzerinden hesaplanan KDV'yi de zarar görene ödemek zorunda olmasına, davacı zararının yabancı para birimi üzerinden belirlenmesinin yerinde olmasına, davalılar yönünden atfedilen sorumluluğun dosya kapsamı ile ileri sürülen talepler bakımından uygun görülmesine, davalı yanlar yönünden atfedilen temerrüt tarihinin yerinde ve isabetli olmasına, davacı aracındaki hasara yönelik davacı ekspertiz raporu ile mahkemece alınan raporlar arası çelişkinin bulunmamasına, davalı sigorta yönünden sorumluluk limitinin tespit edilmiş olmasına ve sorumluluk limiti kapsamında tazminatın takdirinin yerinde görülmesine, aksi iddia edilmiş ise de davacı yanın ekspertiz ücretinin davalılardan tahsil isteminin yerinde olmasına ve söz konusu bu ücretten de sorumluluğun kusur nispetinde belirlenmiş olmasının yerinde görülmesine, tarafların iddia ve savunmaları ile dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin doğru nitelendirilmesine, hükmün dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere ve özellikle bu delillerin takdirinde bir isabetsizlik görülmemesine göre, davalı yanların yerinde görülmeyen istinaf itirazlarının HMK'nun 353/1-b.1 maddesi gereğince reddine karar vermek gerekmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle;1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE, 2-Davacı yönünden istinaf karar harcı olan 732,00 TL'den peşin alınan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına,3-İstinaf başvurusu nedeniyle davacı tarafından yapılan giderlerin kendi üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde, HMK'nın 362/1-a maddesi uyarınca miktar itibariyle kesin olmak üzere 25.06.2026 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.