Ankara 9. Asliye Ticaret Mahkemesinde görülen, eski yöneticinin biyokütle santrali proje verilerini silmesiyle şirketin YEKDEM avantajı ile kar kaybına uğradığı iddiasıyla açılan haksız fiil tazminat talebi.
Özet: Davacı şirket, eski yöneticisi olan davalının, görevine son verilmesinin ardından intikam amacıyla, müvekkili şirketin %100 pay sahibi olduğu iştiraki tarafından hayata geçirilmesi planlanan 21.024 MWE kurulu gücündeki biyokütle enerji santrali projesine ait verileri hukuka aykırı şekilde silmesi sonucu, projenin yapılamaması nedeniyle yapılan hazırlık harcamaları ve YEKDEM mekanizmasından elde edilebilecek kar kaybı gibi ciddi maddi zararların haksız fiil kapsamında tazminini talep etmektedir.

T.C. ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

TÜRK MİLLETİ ADINA
Yargılama Yapmaya ve Hüküm Vermeye Yetkili
ANKARA 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
GEREKÇELİ KARAR
ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO: ████████
DAVA : Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)
DAVA TARİHİ : █████/2022
KARAR TARİHİ : █████/2025
YAZIM TARİHİ : █████/2025
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili mahkememize dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin hali hazırda katı atık, tıbbi atık, atık muhafaza, atık taşıma, biyogaz enerji üretimi ve yatırım alanlarında faaliyet gösterdiği, Müvekkil şirketin %100 pay sahibi olduğu ... A.Ş. tarafından 21.024 MWe kurulu gücündeki biyokütle — santralı projesinin gerçekleştirilmesini planladığı, ancak davalı tarafından hayata geçirilmesi planlanan söz konusu santrale ilişkin projelerin silinmiş olması nedeniyle bu projenin hayata geçirilmesinin imkansız hale geldiği, bu nedenle şirketin tasfiye edildiği, Bu şirktin tasfiye olması nedeniyle davalının hukuka aykırı eylemlerinden zarar görenin yine bu şirketin %100 hissedarı olan müvekkil şirket olduğu, Müvekkil şirketin %100 hissedarı ... .. A.Ş. olduğu, ...'ın aralarında müvekkil şirketinde yer aldığı topluluğun hakim şirketi olduğu, Davalı ...'in ise halihazırda ...- ...'ta %20 oranında hisse sahibi olduğu, Davalının aynı zamanda dava konusu projenin silinmesi suretiyle zarara sebebiyet verdiği dönemde müvekkil şirkette yönetici ve Yönetim Kurulu üyesi olduğu, Ancak davalının gerçekleştirdiği faaliyetler nedeniyle güven ilişkisinin zarar gördüğü ve bunun neticesinde hakim şirket konumundaki ...-...'taki ve müvekkil şirketteki Yönetim kurulu üyeliği/başkan vekilliği ve genel müdürlük görevlerine haklı sebeplerle 26.10.2018 tarihli olağanüstü genel kurulu kararı ile son verildiği, Bunun üzerine davalı tarafından kin ve intikam güdüsü ve tamamen zarar verme kastı ile hukuka aykırı fiiller gerçekleştirildiği, TTK mevzuatta öngörülen “ rekabet etmeme kuralları” na ve diğer ilgili tamamen aykırı şekilde, Müvekkil şirketle bire bir aynı alanda faaliyet gösteren şirketler kurulmak suretiyle , Müvekkil şirketlerin uzun yıllara dayalı bilgileri ve ticari sırlarının bu şirketlere aktarıldığı, Bankalar ve diğer kurum ve kuruluşlar nezdinde oluşan bu itibar kaybının giderilmesi için yoğun çaba sarf edildiği gibi uzun yıllar geliştirilmek için çaba sarf edilen ve ciddi miktarda harcama yapılmış olan bri projesinin akim kalmasının müvekkil şirketin saygınlığını zedelemiş olup, bu sebeple müvekkil şirkete manevi tazminat ödenmesi gerektiği, Davalının bununla da yetinmeyerek müvekkil şirkete ait proje verilerinin bozulması ve yok edilmesine yönelik eylemlerde de bulunmuş olup, .... E sayılı ceza davası açıldığı ve anılan verilerin bozulması ve yok edilmesi eylemleri nedeni ile 5 ay hapis cezası verildiği ve kararın kesinleştiği,
Huzurdaki davanın söz konusu verilerin silinmesinden kaynaklı olarak ...... ilçesinde 2018 yılında yatırım sürecine başlanılıp, 2020 yılı Haziran ayında tamamlanması ve 2021 yılı Ocak ayı itibari ile işletmeye alınması planlanan 21.024 MWe kurulu gücündeki ....gerçekleşmemesi nedeniyle, projenin icra edilmesine yönelik planlama, hazırlık ve uygulama aşamalarında yapılan harcamalar ile projenin yapılamamasından kaynaklanan projenin ... mekanizmasına yetişememesi nedeniyle karlılığını kaybetmesinden kaynaklana kar kaybına ilişkin tazminat istemi olduğu,
Yapılması planlanan proje konusu yatırımın .... İlçesi sınırlarında Katı Atık Gazlaştırma Tesisi Kapasite artışına ilişkin olduğu, Müvekkil şirket tarafından .... süreci başlatıldığı ve 25.06.2014 tarihinde ... olumlu belgesi alındığı, ... nezdinde üretim lisansı alınması süreci başlatıldığı ve Kurulun kararıyla 21,024 MWe kurulu güç için 08.09.2016 tarihli Ön Lisans düzenlenerek izin verildiği, Alınan izinler doğrultusunda projenin inşaatına başlaması için 2020 yılının hedeflendiği, tesisin 2021 yılından itibaren işletmeye alınmasının planlandığı, Bu kapsamda müvekkil şirket tarafından proje hakkında çok sayıda teknik çizim, proje geliştirme, e-meil yazışmaları ve sair çalışmalar yapıldığı, Proje kredilendirmesi için ... tarafından 8 Aralık 2017 tarihli Niyet mektubu verildiği ve ....'ından danışmanlık teklifi alındığı, Davaya konu fiilin gerçekleştiği tarihte projenin hazırlık aşaması tamamlanmış olup, kurulum aşamasına geçilmesinin planlandığı, Ancak, davalı tarafından projeye ilişkin verilerin silinmiş /sildirilmiş olması nedeni ile söz konusu santralın kurulumunun gerçekleştirilemediği ve 30 Haziran 2021'den önce işletmeye girememiş olması nedeni ile söz konusu tarihten önce işletmeye giren santraller için uygulanan ...'den yararlanılmasının imkansız hale geldiği, Müvekkilin hazırlık aşamasında zarar uğradığı gibi ...mekanizmasından elde edeceği kesin kardan da mahrum kaldığı, Davalılar tarafından veriler silinmemiş olsaydı dava konusu Projenin 2020 yılı sonunda hayata geçirilmiş olacağı ve bu sayede müvekkil şirketin en geç 2021 yılı başından itibaren 10 yıl süre ile ...mekanizmasından faydalanarak kWh başına 13.3 cent ödeme alacağı, Bu bedele ek olarak yerli malı kullanımından dolayı Gaz türbini için 2 cent, gazlaştırma ve gaz temizleme grubu için 0,6 cent olmak üzere kWh başına toplamda 2,6 cent ilave ödeme yapılacağı söz konusu ...ödemesinin 5 yıl boyunca 15,9 cent olacağı, Verilerin silinmiş olması nedeniyle Projenin 40 Haziran 2021 tarihinden önce işletmeye alınmasının imkansız hale geldiği, Zira, yeni bir projenin çizilmesi, bu kapsamda alınacak izinlerin yeniden düzenlenmesi ve tesisin 30 Haziran 2021 tarihinden önce işletmeye alınmasının fiilen imkansız hale geldiği, Bunun ötesinde 30 Haziran 2021 tarihinden sonra işletmeye alınan tesisler için uygulanan ...fiyatının ise dava konusu projenin maliyetlerini dahi karşılamayacak bir bedel odluğundan, dava konusun projenin zarar etmesine sebebiyet verdiği, Söz konusu alım fiyatının dava konusu projenin maliyetlerini dahi karşılamadığından dava konusu projenin müvekkil şirket açısından fizibilitesinin kalmadığı,
.... E sayılı dosyası kapsamında, verilen ve kesinleşen hüküm ile davalının müvekkil şirketin zararına hareket ettiği ve bu uğurda hukuka aykırı eylemlerde bulunduğunun ispatlandığı, Davalılar tarafından gerçekleştirilen ve iş bu dava konusu tazminat istemine sebebiyet veren fiillerin TCK m.244 uyarınca da ceza gerektiren ve bu yönüyle 5 yıllık zaman alımına tabi olan fiiller olduğu, BU açıdan TBK 72 uyarınca davanın süresinde açıldığı, TTK 443. madde ile Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticilere ve tasfiye memurlarının şirkete verdikleri zarardan sorumlu olacakları düzenleme altına alındığı,
Müvekkil şirkette yönetim kurulu üyeliği ve genel müdürlük yapmış olan davalının yürütmüş olduğu bu görevlerini kanundan kaynaklanan yükümlülüklerine uygun bir şekilde icra etmediği,
Davalının dava konusu projeyi silmesi/sildirmesi şeklinde gerçekleşen suç teşkil eden eylemleri nedeniyle müvekkil şirket tarafından söz konusu projenin faaliyete geçirilmesi için kurulmuş olan ... A.Ş” nin tasfiye edilmek sorunda kalındığı ve çok ciddi ölçüde zarara uğradığı, Ekte sunulan Uzman Görüşü Raporunda izah edildiği üzere, 10 yıllık ...döneminde; Tesisin faaliyete geçtiği ilk 5 yıl yerli aksam desteği ile 82.351.843 USD, kalan 5 yılda ise 13,3 cent üzerinden 68.614.729 USD olmak üzere 10 yıllık ...süresinde toplam 153.241.600 USD brüt satış geliri elde edileceği, 9 1,5 gider dikkate alındığında net satış gelirinin 150.966.583 USD olacağının tahmin edildiği, 10 yıllık dönemde; personel gideri 7.233.608 USD, bakım onarım gideri 11.913.021 USD, ham madde malzeme gideri 33.135.162 USD, diğer giderler 2.721.040 US amortisman 26.333.333 USD olmak üzere toplam 81.336.174 USD gider beklentisi olduğu, Firmanın kuruluş ve kapanış tarihleri arasında toplam harcama tutarının 701.509,97 TL 170.554,76 USD olduğu, İlgili dönemde ödenmesi gereken kurumlar vergisinin 13.879.071 USD hesaplandığı, Söz konusu kredi için ödenmesi gereken anapara ve faiz ödemelerinin 62.086,054USD olacağı,
Öne sürülerek; Fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere;
1- Proje kapsamında yapılmış olan masraflara ilişkin olarak şimdilik 170.554,76 USD,
2- Projenin hayata geçirilememesi nedeniyle mahurum kaldığı ticari kazanç olarak şimdilik 729.445 ,24 USD,
3- Bu süreçte müvekkil şirketin maruz kaldığı ticari itibar kaybı nedeni ile manevi tazminat olarak 100.000,00 USD olmak üzere,
Müvekkil şirketin uğramış olduğu şimdilik 1.000.000,00 USD maddi ve manevi zararın dava tarihimden itibaren ticari işlerde uygulanan en yüksek faizi ile birlikte davalılardan tazminine, karar verilmesi talep edilmektedir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; müvekkil ...'in, .... 1984 yılında başarıyla mezun olup yüksek lisansını da aynı üniversitede tamamlamış, iş hayatına atılarak birçok projede görev almış, ...'nda .... görevine kadar yükselmiş, akabinde özel sektörde çalışmalar yürütmüş saygın bir bilim ve iş insanı olduğu, Müvekkil ile müşteki ...'un tanışıklığının, ... bünyesinde gerçekleştirilen .... ile ilerlediği, daha sonra yeni kurulan ...- ... şirketinde birlikte çalışma yürütmek üzere bilgi ve becerisi nedeniyle müvekkile teklif getirildiği ve şirketin %20 hissesi müvekkilde olmak üzere ortaklık başladığı, 250.000,00 TL sermaye ile faaliyete başlayan şirketin, müvekkilin yoğun emekleri neticesinde birçok önemli projeyi üstlenip başarıyla tamamladığı, 2018 yılı itibariyle faaliyet kazancı 55 Milyon Doları aşan, 1300'den fazla personele istihdam sağlayan, kendi bünyesinde alt şirketleri bulunan devasa bir şirket haline geldiği, Ancak şirkette %40 hisseye sahip olan ..., şirketin bu şekilde büyüme göstermesinden sonra yönetim çoğunluğunu elde etmek uğruna diğer ortaklar üzerinde baskı kurarak hisselerini ele geçirme çabasına giriştiği, en son hedefin de müvekkil olduğu, Müvekkilin de en son bu baskılardan bunalarak Nisan 2018'de genel müdürlük, Ağustos 2018'de yapılan genel kurulda ise yönetim kurulu üyeliği görevlerinden kendi isteğiyle çekildiği, Ancak müvekkilin yönetimden ayrılması sonrasında, teknik olarak bu konularda hiçbir bilgi ve becerisi bulunmayan karşı tarafın işlerin içinden çıkamadığı, projeleri yürütemediği, altından kalkamadığı noktada da müvekkile iftirada bulunarak bu sayede hem kendi yönetimsel beceriksizliklerini örtmek hem de müvekkili şirket ortaklığından da uzaklaştırmak ve ticari hayattaki itibarını yok etmek amacını güttükleri,
Huzurdaki dava sadece bir kısım ortağın hakim olduğu yönetim kurulunun kararı ya da direktifi ile açmış ise de, Yargıtay tarafından da istikrarlı şekilde benimsendiği üzere şirketin yönetim kurulu üyesine açacağı sorumluluk davası için genel kurul kararı alınması gerektiği,
Somut uyuşmazlıkta bu karar alınmadığından ve dava da pay sahibi tarafından değil şirket tarafından açıldığından davanın usulden reddi gerektiği,
Davacı taraf davasını, haksız fiil hükümlerine dayandırmış olup haksız fiilde zamanaşımı süresinin, zarar görenin zararı ve tazminat yükümlüsünü öğrenmesinden itibaren 2 yıl olarak belirlendiği, TTK 560. Maddesinde de aynı hükme yer verildiği, Buna göre, davacı taraf en geç müvekkili ....'na şikayet ettiği █████/2018 tarihi itibariyle, iddia olunan fiili, zararı ve faili öğrenmiş sayılacağından, iki yıllık zamanaşımı süresi de █████/2020 tarihinde dolduğu, Bu nedenle davanın öncelikle zamanaşımından reddi gerektiği,
Davacı tarafın, davalının şirkete ait bir projeyi sildiğini iddia ederek davayı bu kurgu üzerine inşa ettiği, Ancak davalı müvekkilin şirkete ilişkin hiçbir projeyi silmesi, kaldırması, yok etmesi söz konusu olmayıp halen şirketin %20 ortağı olması sebebiyle şirketin menfaatine olan her proje ve çalışmanın müvekkilin de menfaatine olduğu, bu nedenle de müvekkile atılan iftiranın hiçbir mantıksal temeli de bulunmadığı, Davacı tarafın öncelikle, Müvekkilin hangi projeyi, nerede, ne zaman sildiğini somut şekilde açıklamak ve ispatlamak durumunda olduğu, Haksız fiilden söz edilebilmesi için, hukuka aykırı bir fiil, zarar, kusur ve illiyet bağı unsurlarının bulunması gerektiği, Ancak müvekkilin herhangi bir projeyi silmesi/sildirmesi söz konusu olmadığından hukuka aykırı bir fiili ve kusuru bulunmadığı, Yine, izah edecekleri üzere, davacı tarafın somut bir zararı ve müvekkile yüklenen fiil ile iddia edilen zarar arasında illiyet bağı da mevcut olmadığı, Bu nedenle haksız fiilin unsurları bulunmayıp davanın reddine karar verilmesi gerektiği,
Davacı tarafın 'proje silme' iddiasının dayanağının, ....Esas sayılı dosyasına sunulan bir ses kaydından ileri geldiği, Bu ses kaydına göre, şirket çalışanı ... olduğu iddia edilen bir kişinin şirket yöneticileriyle yaptığı bir konuşmada 'Bana sil dedi ben sildim yani' ifadelerini kullandığı belirtilmekte ve 'sil' diyenin müvekkil olduğunun savunulmakta olduğu, Ancak gerek soruşturma aşamasında gerekse kovuşturma aşamasında ... bu ses kaydının kendisine ait olduğunu kabul etmediği gibi, müvekkilin de kendisine bu yönde bir talimat vermediğini defaatle ifade ettiği ; buna karşın ses kayıtları üzerinde bir inceleme dahi yapmayan .... Mahkemesi'nce başkaca hiçbir delile de dayanılmaksızın müvekkilin de cezalandırılmasına karar verildiği ve hükmün açıklanması geri bırakıldığı, Mahkemece celp edilen dava dosyasında da görüleceği üzere müvekkilin bir projeyi sildirdiğine dair ne tanık, ne belge mevcut olmadığı, Davanın diğer sanığının da bu iddiayı reddettiği, Dosyaya sunulan ses kaydında ise, kim olduğu dahi bilinmeyen bir kişinin, yine kimden bahsettiği de belli olmayacak şekilde herhangi bir isim vermeden ve neyi 'sil' dediği de belirtilmeden, yalnızca 'Bana sil dedi ben sildim yani' ifadesini kullandığı görüldüğü, Dolayısıyla hukuka uygun hiçbir maddi delile dayanmaksızın, sırf ne idüğü belirsiz bir ses kaydından hareketle müvekkilin bir proje sildiğine/sildirdiğine kanaat getirilmesi ve buna göre yargılama yürütülmesi mümkün olmayıp dava hukuki ve maddi dayanaktan yoksun olduğu, - Öte yandan, davacı tarafın davaya dayanak yaptığı .... Esas sayılı dosyasında hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına karar verilmiş olup kararın istinaf incelemesinden geçmediği, Anayasa Mahkemesi, Yargıtay ve istinaf mahkemelerinin istikrar kazanmış kabul ve uygulaması ile de sabit olduğu üzere yasanın amir hükmü gereği hukuk aleminde herhangi bir hüküm ve sonuç doğurmayan, hukuken var olmayan, kendine özel bir sicile kaydedilip kanun yolu denetiminden geçmeyen hükmün açıklanmasının geri bırakılması kararının, kesinleşmiş bir mahkumiyet hükmü niteliği taşımadığı, hukuk mahkemesinde ve başka davalarda hükme esas alınamayacağı izahtan vareste olduğu, Ancak davacı tarafın talebi üzerine dosyaya sunulan hukuki mütalaada, mezkur kararın hükmün açıklanmasının geri bırakılmasına ilişkin olduğundan hiç bahsedilmemesi, ayrıca bu nitelikte bir kararın hüküm niteliği taşımadığının da izah edilmemesinin, mütalaanın yanlılığını gösterdiği, Hal böyle iken, Türk Borçlar Kanunu 74. Maddesi yönünden herhangi bir bağlayıcılığı olmayan ceza mahkemesi kararının dikkate alınmayarak mahkemenizce davalının haksız fiil gerçekleştirip gerçekleştirmediği araştırılması ve buna göre hüküm kurulması gerektiği,
Kaldı ki, projeyi çizdiği ve sildiği iddia edilen ..., teknik ressam olup mesleği teknik ressam olan bir çizimcinin; elektrik, mekanik, inşaat, kimya, çevre ve proses mühendisliği disiplinlerinin hepsinin birlikte yapabilecekleri böylesi karmaşık bir projeyi tek başına yapıp sonra silmiş olmasının da mantık dahilinde olmadığı, Proje için bu disiplinlerin herhangi birinde uzmanlığı/yetkinliği bulunan bir başka çalışanın görevlendirilip çalışma yaptığına dair herhangi bir bilgi belge ve kanıt söz konusu olmadığı, Aksine, dava dilekçesinde proje giderleri adı altında ileri sürülen taleplerden de görüleceği üzere, iddia olunan projenin neredeyse tek giderinin ...' olduğu, Yani bu iş için başkaca bir personel istihdam edilmediği, hiçbir kayda değer harcama yapılmadığı, Ortada bir çalışma söz konusu olsa, buna ilişkin çok daha farklı ve fazla harcama kalemi olması gerektiği ,Dolayısıyla bir çizim yapılsa dahi bunun proje olarak nitelendirilebilmesinin mümkün olmadığı, ....'da hali hazırda kurulu bulunan 2x5 MW'lık tesisin fotoğraflarına bakıldığında, bu tür bir projenin karmaşıklığının daha net şekilde görüleceği,
Yukarıdaki açıklamalarımıza ilaveten, .... Esas sayılı dosyasında yer alan bilirkişi raporları ile de sabit olduğu üzere, dosyaya sunulan disk ve kayıtlarda davacı tarafın silindiğini iddia ettiği bir proje bulunamadığı, silindiği belirtilen klasörde ne olduğu tespit edilemediği ve böyle bir tespitin yapılamayacağının da kesin olarak bildirilmediği, Söz konusu disklerin, hukuka uygun yöntemle elde edilmediği, herhangi bir mahkeme kararı olmaksızın davacı tarafça kendiliğinden temin edilerek dosyaya sunulduğu, Dolayısıyla nereden alındığı, kime ait olduğu da belirsiz olup delil bütünlüğü bulunmadığından taraflarınca kabulünün mümkün olmadığı, Buna rağmen bahse konu disklerden silindiği tespit edilen pek çok dosya ile birlikte, "...(10 MGW)-52.rar" isimli bir klasörün, bu projeye ilişkin olabileceği değerlendirilerek karar verildiği, Ancak bilirkişi raporlarında bu klasörün içinde ne olduğu da belirlenemediği, Buna göre, silindiği belirtilen dosya içeriğinde ne bulunduğu dahi belli değilken ve bilirkişi raporlarında da bu dosya içeriği tespit edilememişken, tahmine ve varsayıma dayalı yorumlarla bu dosyada proje olduğu ileri sürülerek dava ikame edilmesinde hukuken kabul görebilecek bir nokta bulunmamakta olduğu, Silindiği ileri sürülen dosyanın içeriğinin belli olmadığı, tespit edilemediği, Ceza davasında, müşteki iddiası ve iddianamede yüklenen suçun, " ...." projesinin silindiği iddiası olduğu, Silindiği iddia edilen klasörün adı ise "...(10 MGW)-52.rar" olarak belirtildiği, Oysa ... kısa adıyla belirtilen proje, "..." projesi olup iki projenin farklı projeler olduğu, ... isimli klasörde ...'nin yer almasının imkan dahilinde olmadığı, Karşı taraf, bilgisayardan proje silindiğine dair bir iftirayı ileri sürmeyi kararlaştırdıktan sonra ...'ni şikayete konu ettikleri, incelemelerde ise sadece ... isimli bir dosyanın silindiğinin tespit edilmesi üzerine bu kez ... Projesi'nin silindiğini iddia ettikleri, Oysa iki tesisin farklı olduğu, Ceza davasında davanın diğer sanığı ..., "..." isimli klasörde "..." projesi ile ilgili çalışması sırasında yer yer oluşturduğu ancak sonradan kullanmadığı 'çöp dosya' tabir ettiği çizimlerin yer alabileceğini belirttiği, bir proje yer almadığını açıklıkla ifade ettiği, ... tesisinin ise yıllardır ....'da faaliyet göstermekte olduğu, Yani zaten bu proje hali hazırda hayata geçirilmiş halde de mevcut olup bir çizim silinse dahi yerine yenisinin konulamamasının mümkün olmadığı, İşin doğası gereği çalışma yürütürken hazırlanıp kullanılmayan bir kısım çizimlerin silinmek yerine daha sonra belki lazım olur düşüncesiyle çöp dosyası olarak adlandırılan klasörlerde tutulabilmesinin mümkün olduğu, Yani çizilen bir taslak her ne kadar kullanılmasa da bir sonraki aşamada ondan faydalanılabileceği, ya da başka bir çizimde kullanılabileceği veyahut da daha sonra dönüp bakılması gerekebilir düşüncesiyle tamamen bilgisayardan kaldırmak yerine bir süre bilgisayarda tutup daha sonra silmek düşüncesiyle bu tür çalışmaların bir klasörde toplanabileceği, Bu gibi işlerde çalışan kimin bilgisayarına bakılsa onlarca silinen dosya olduğu görülebileceği, Bu klasörü dilediği gibi adlandırmak, teknik elemanın inisiyatifinde olup, proje çalışmalarında asıl projenin geniş ismiyle çalışıldığı da bilinmekte olduğu, Ceza dosyasındaki 28.01.2019 tarihli bilirkişi ek raporunun son sayfasında bilgisayardan alınan ekran görüntüsünde masaüstünde birçok proje ismi yer almaktadır. " ...." bunlardan bazıları olduğu, Bu dosyalarla birlikte "..." ismi ile bir klasörün daha olduğu ve bu klasörün, silindiği iddia edilen "...(10MGW)” isimli klasörün hemen altında olduğu da görüldüğü, Aynı şekilde diğer diskin incelendiği 27.12.2018 tarihli kök raporun 4. Sayfasında da "...(10MGW)-51.rar” ve "...(1OMGW)- 52.rar” isimli iki adet klasörün hemen altında bu klasörlerden daha büyük boyutta (yaklaşık 3 katı) "...-166.rar” isimli diğer bir klasörün daha olduğu görüldüğü, Dolayısıyla silindiği iddia edilen, "...' projesine dair çeşitli çizimlerin bu isimli ve yüksek boyutlu klasörde yer alabileceği ve bu proje hazırlanırken çizilen ancak sonradan kullanılmayan ve tek başına bir işe de yaramayan 'çöp dosyaların ise ... kısaltmasıyla yer alan klasörde yer alabileceği tahmin edilmekte olduğu, Bu nedenle ilgili disk içerisinde yer alan klasörde inceleme yaptırılmasını ve proje yer alıp almadığının tespitini talep ettikleri, Şirket tarafından bugüne kadar geliştirilen diğer tüm katı atık projelerinde olduğu gibi silindiği iddia edilen ... Projesi'nde de müvekkilin imzası bulunmakta olduğu, Bu projenin halen ....'daki tesiste iki ünite olarak çalışmakta olduğu, Bu tesisin kabulü sırasında ...'na verilen dosya içerisinde projelerin de yer almakta olduğu, Dolayısıyla projenin yok edilmesinin mümkün olmadığı, Tüm bu hususlar göz önüne alındığında, gerek Türk Borçlar Kanunu'nun haksız fiile ilişkin hükümleri gerekse Türk Ticaret Kanunu'nun şirketin zararının tazminine dair hükümleri kapsamında davalı müvekkilin kasıt ya da kusuruyla herhangi bir proje ya da çizimi sildirdiği ispat olunamadığı gibi böyle bir çizimin varlığı dahi belirlenemediğinden davanın esastan reddi gerektiği, İddia olunan haksız fiilin, davalı müvekkil tarafından gerçekleştirildiğine ve hatta böyle bir fiilin gerçekleştirildiğine dair herhangi bir somut bilgi, belge, dayanak bulunmadığı gibi işbu dilekçelerinde de izah ettikleri üzere haksız fiil müessesinin unsurlarından hukuka aykırı fil ve kusur unsurunun davalı müvekkil açısından gerçekleşmediği, Ancak bununla beraber, davacı tarafın zarar iddiası da tamamen soyut ve mesnetsiz olup iddia olunan zararla iddia olunan eylem arasında illiyet bağı da bulunmadığı, Şöyle ki; Davacı taraf zarar iddiasını, söz konusu projenin ...kapsamında gerçekleştirileceğini, bu sebeple █████/2021 tarihinden önce işletmeye giren santraller için yüksek fiyattan alım garantisi bulunduğunu, bu tarihten sonra işletmeye giren santraller açısından ise alım fiyatının çok düşük olduğunu, söz konusu proje silinmese idi 2020 yılı sonunda santralin faaliyete geçeceğini, ancak projenin silinmesi sebebiyle bunun mümkün olmadığını ve hal böyle iken 30 Haziran 2021 sonrasında devreye giren santraller için uygulanan alım fiyatının kayda değer olmadığını savunarak şirketin bu sebeple projeyi gerçekleştirmekten vazgeçtiğini ve gerçekleştirilemeyen proje sebebiyle de kar kaybına uğradığını iddia ederek, iddia ettiği bu kar kaybını talep ettiği, Davacı tarafın bu aşamada ileri sürdüğü tüm bu gerekçeleri ispatlamak durumunda olduğu, Aksi halde gerçekten bu gerekçeyle mi projenin gerçekleştirilemediği, yoksa işin savsaklanması ve umursanmaması nedeniyle mi projenin yaşama geçirilmediği tespit edilemeyeceği, Daha önce davacı şirkette mühendis olarak çalışmış, bu ve benzeri tesislerin yapımı ve lisans süreci hakkında bilgi ve tecrübe sahibi olan uzmanların, böyle bir tesisisin yaşama geçirilmesi için izlenmesi gereken yol ve yöntemler ile davaya konu projeye dair doğrudan bilgi ve görgülerini ifade ettikleri ekte sunulu uzman görüşlerinde ve ....'nde yer aldığı üzere; ... ilişkin projelerin yaşama geçirilmesi için öncelikle ön lisans alınması gerektiği, Ön lisans, üretim faaliyetinde bulunmak isteyen tüzel kişilere üretim tesisi yatırımlarına başlamaları için gerekli onay, izin, ruhsat ve benzerlerinin alınabilmesi için belirli süreli verilen izin olarak tanımlandığı, Ön lisans alındıktan sonra üretim tesislerinin yapımı için kamu kurum ve kuruluşları, bankalar, vb tüzel kişiler nezdinde gerekli girişimlerde bulunulabilmekte, ayrıca ön lisans süresi içerisinde çeşitli prosedürler tamamlandığı takdirde üretim lisansı alınabilmekte ve ancak bu aşamadan sonra tesisin yapımı aşamasına geçilebilmekte olduğu, Bu kapsamda davacı şirketin de ön lisansa başvurduğu ve 08.09.2016 tarihinde ön lisans aldığı, Bu ön lisansın süresi 08.03.2019 tarihinde dolmakta olup süre dolduğunda, talep halinde uzatılmasının da mümkün olduğu, Ön lisans süresi içerisinde gerekli prosedürlerin tamamlanması halinde ise, lisans başvurusunda bulunulmakta, aksi halde ön lisans da ortadan kalkmakta olduğu, Ön lisans lisansa dönüştürüldükten sonra ise, tesis yapımına başlanabildiği, Ancak davacı şirket yönetimi, müvekkil görevde ayrıldıktan sonra ön lisans süresi içerisinde hiçbir faaliyette bulunmadığı gibi süre uzatımı dahi talep etmediği ve lisans da alamadığı nihayet Eylül 2019'da şirketi tamamen tasfiye ettiği, Yani davacı şirket, bir tesis projesi için ön lisans almış ise de, ön lisans aşamasında sadece müvekkilin görev döneminde finansal anlamda bankalarla görüşmeler ve bazı teknik hazırlıklar yapıldığı, müvekkilden sonra hiçbir çalışma yapılmadığı ve dolayısıyla bu ön lisans süresindeki hazırlık çalışması çok dar kapsamlı kaldığı, Davalı müvekkil 2018 yılı Nisan ayında genel müdürlük görevinden ayrılmış olup davacı tarafın projenin silindiğini iddia ettiği tarih ise Şubat 2018' olduğu, Projenin silinme ve davalının da şirketteki yöneticilik görevinden ayrılma tarihinden itibaren ön lisans süresinin bitmesine yaklaşık 1,5 yıl süre kalmakta olup talep halinde bu süre daha da uzatılabilmekte olduğu, ...bitiş tarihine ise 3 yıldan fazla süre bulunmakta olduğu, Ancak kayıtlarla da sabit olduğu üzere, bir an için bir üretim tesisi kurulmasının planlandığı kabul edilse dahi, ön lisans süresi içerisinde ..., ...., ..., ..., ... vb. Kurumlar nezdinde herhangi bir iş ve işlem yürütülmediği, tesis alt yapısı için bir çalışma söz konusu olmadığı, ayrıca elektrik proje grubu, mekanik proje grubu, inşaat proje grubu, elektro mekanik tasarım grupları oluşturulmadığı, Yani bu iş için başkaca bir personel istihdam edilmediği, hiçbir kayda değer harcama yapılmadığı, Böylesi bir projenin sadece ... ile hazırlanmasının ise mümkün olmadığı, Tüm bu hususların, davacı tarafın iddia ettiği gibi olgunlaşmış bir proje sürecinin hiçbir zaman olmadığını gösterdiği, Nitekim ....'da kurulu bulunan tesis bu şekilde geniş kadroların çalışması ile hayata geçirilmiş olup tek başına ...'ün bu nitelikte bir üretim tesisini faaliyete geçirebileceği hayalden öteye gitmeyeceği, Yani davacı taraf ön lisans süresinde projeyi hayata geçirmek için hiçbir çaba ve girişimde bulunmadığı, lisans alamadığı, ön lisans süresini uzatmaya dahi tenezzül etmediği ve varsa bir zarar bu zarara bizzat yönetim kurulunun kendi basiretsizliği ile sebep olduğu, Dosyaya sunulu banka niyet mektubunda da, üretim lisansının Ocak 2018'de alınacağının öngörüldüğünün belirtilmekte olduğu, Ancak bu tarih itibariyle de lisansın alınamadığı ortada olup tesis yapımına başlanabilmesi imkan dahilinde değilken, buna dair bir projenin bulunduğu ve silindiği iddiası mesnetsiz kaldığı, Lisans alınmadığı halde ...kapsamında bir tesis yapılması ise söz konusu olmadığından faraziye ile kar/zarar hesaplaması yapılmasının da mümkün olmadığı,
Örnekleriyle sabit olduğu üzere, bu gibi bir projenin çizim ve yapım süresi yaklaşık 1-2 yıl sürdüğü, Örnek vermek gerekirse; bu ve benzeri projeleri anahtar teslim usulü ile hayata geçiren ... A.Ş. tarafından gerçekleştirilen örnek projeler ekte sunulu olup adı geçen firma bu tür bir projeyi mühendislik de dahil anahtar teslim yaklaşık 16 aylık sürede hayata geçirip teslim edebileceğini açıklıkla beyan etmekte olduğu, Davacı şirket yönetimi ise ...süresinin bitmesine 3 yıldan fazla süre bulunmasına rağmen bu projeyi hayata geçiremediğini ileri sürmekte olup projeyi kendi başarısızlıkları sebebiyle hayata geçirmedikleri ayan beyan ortada olduğu, Var olduğu iddia edilen projeyi tek başına çizdiği ve sildiği iddia edilen, ancak ne hikmetse bu davada husumet yöneltilmeyen ...'ün mesleki bilgi ve beceri anlamında sıradan bir teknik ressam olduğu, Herhangi bir mühendislik, teknisyenlik, teknikerlik vasfı bulunmadığı, Dolayısıyla tek başına böylesi bir projeyi çizip hayata geçirecek bir donanıma da sahip olmadığı, Keza, şirketin ....'daki tesisi için birçok mühendisin birlikte çalıştığı, Bir an için, ...'ün bu projeyi tek başına çizebilecek tek ve/ya en iyi teknik ressam olduğu kabul edilse dahi, o zaman davacı şirketin ...'e de bu projeyi yeniden çizdirmesi mümkün olabileceği, Keza ....'da zaten bir ... tesisi mevcut olup bunun kapasitesi yeniden düzenlenerek ...'e yeniden proje çizdirilebileceği, Ya da yurt içinde ve yurt dışında yakma teknolojisine dayalı tesis kuran pek çok firmadan biriyle anlaşılıp tesisin yapılabileceği, Ancak davacı şirket, sözde müvekkilin talimatıyla proje sildiğini iddia edecek kadar kendileriyle yakın ilişkisi bulunan ...'ün işine son verdiği, bu projeyi yaşama geçirmek için en ufak bir canlılık belirtisi dahi göstermediği, herhangi bir yerli/yabancı firmayla iletişim kurmadan konuyu kapattığı, şirketi de tasfiye ettiği, Tüm bunların şirketin yönetim anlayışı ve kararı ile projeyi gerçekleştirme iradesinden döndüğünü gösterdiği,
Buna ilave olarak, davacı tarafın iddia ettiği ve bağımsız uzman raporu adı altında sunulan raporda ileri sürdüğü tüm hesaplamalara, enerji alım fiyatına, üretim miktarına, Turboden ile ilgili ön kabullere, gelir ve gider varsayımlarına, diğer tüm teknik hesaplama ve iddialara da itiraz ettikleri, Hem davacı tarafın belirttiği rakamların ispata muhtaç, hem de bugün itibariyle piyasa satış fiyatı ...mekanizmasında verilen fiyatın neredeyse 2 katına ulaşmış durumda olduğu, Hal böyle iken, ...süresine yetişmez vehmiyle, şayet varsa, böyle bir projeyi gündemden kaldırmak şirkete verilmiş en büyük zararın ta kendisi olduğu, Davacı tarafın dava dilekçesi ekinde sunduğu uzman raporunda da tamamen ....'da mevcut kurulu bulunan tesis baz alınarak hesaplama yapıldığı, Ancak madem bu tesise göre hesaplama yapılacaksa, bu tesise göre yeni bir tesis projesinin hızlıca hazırlanması ve faaliyete geçirilmesinin de mümkün olduğu, Zira zaten bu tesisi daha önce aynı şirket yaptığı, Davacı tarafın zarar iddiası faraziyeye dayalı olup bu projenin yaşama geçirilmesi sadece proje çizimini değil, tesisin fiziki olarak yapımını, imar sürecini, elektrik, makine, kimya, inşaat, çevre mühendisliği gibi farklı disiplinlerdeki uzmanların ortak çalışmasını gerektirdiği, Tüm bu hususlar göz önünde bulundurulduğunda, kesin olmayan, fiziki olarak var olmayan, temeli dahi atılmamış, davacı şirket yönetimi tarafından hiçbir şekilde ilgilenilmemiş ve hayata geçirilmesi için çaba gösterilmemiş, hatta enerji üretim lisans başvurusu dahi alınmamış ve dolayısıyla ...kapsamına alınıp alınmayacağı belirsiz bir tesiste ileride üretileceği varsayılan enerjinin, satılacağı öngörülen fiyatlara göre tamamen soyut, varsayımsal ve farazi hesaplamalarla iddia ve talep olunan zarar iddiasının; zarar ve illiyet unsuru yönünden de davalı müvekkil tarafından tazmininin talep edilebilmesi için yasal koşullar bulunmamakta olduğu,
Öne sürülerek; davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, Mahkeme aksi kanaatte ise davanın öncelikle zamanaşımından reddine, haksız ve hukuki/maddi dayanaktan yoksun davanın esastan reddine, karar verilmesi talep edilmiştir.
Yargılama devam ederken vekaletnamesinde feragat yetkisi bulunan davacı vekili, █████/2025 tarihli dilekçesiyle davalı ile anlaştıklarını, davadan feragat ettiklerini ve yargılama gideri ile vekalet ücreti talepleri olmadığından bahisle karar verilmesini istemiş, aynı beyanını █████/2025 tarihli duruşmada da imzalı beyanı ile ikrar etmiştir.
Davalı vekili de █████/2025 tarihli duruşmada imzalı beyanı ile feragat nedeniyle herhangi bir yargılama gideri ve vekalet ücreti talepleri olmadığını beyan etmiştir.
Dava açıldıktan sonra davadan feragat edilebilir.
Davadan feragat iki taraftan birinin (davacının) talep sonucundan vazgeçmesidir(HMK.m.307).
Feragat beyanı yapıldığı andan itibaren davayı sona erdiren tek taraflı hukukî işlemlerden olduğundan, Mahkememizce feragat nedeniyle dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu davanın feragat nedeniyle reddine karar verilmek süretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
Dava açıldıktan sonra davadan feragat edilebilir.
Davadan feragat iki taraftan birinin (davacının) talep sonucundan vazgeçmesidir(HMK.m.307).
Feragat beyanı yapıldığı andan itibaren davayı sona erdiren tek taraflı hukukî işlemlerden olduğundan, Mahkememizce feragat nedeniyle dosya üzerinde yapılan inceleme sonucu davanın feragat nedeniyle reddine (davalı vekilinin beyanlarının da içeriği dikkate alınmak sureti ile) karar verilmek süretiyle aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM: Nedenleri yukarıda açıklandığı üzere;
1-Davanın feragat nedeniyle reddine,
2-492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince,
Alınması gereken 615,40 TL harcın 2/3'ü olan 410,27 TL harcın, peşin alınan 310.895,89 TL harçtan mahsubu ile artan 310.485,62‬ TL harcın karar kesinleştiğinde ve istemi halinde davacıya iadesine,
2-Karşılıklı olarak yargılama gideri ve vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,
3-Taraflarca tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,
4-HMK m.333/1 uyarınca harcanmayan gider avansının hüküm kesinleştiğinde ilgili tarafa iadesine,
Dair, Davacı Vekili Av. ..., Davalı Vekili Av. .... 'in yüzlerine karşı kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde .... Bölge Adliye Mahkemesinde İstinaf yolu açık olmak üzere oy birliği ile verilen karar açıkça okunup usulen anlatıldı.█████/2025
Başkan ...
¸e-imzalıdır.
Üye ...
¸e-imzalıdır.
Üye ...
¸e-imzalıdır.
Katip ...
¸e-imzalıdır.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!