Danıştay, feshedilen şirketin eski kanuni temsilcisinin gayrimenkulleri üzerindeki kamu alacağı kaynaklı hacizlerin kaldırılması kararını onadı.
Özet: Eski kanuni temsilcinin, Kanun Hükmünde Kararname ile kapatılan bir şirketin kamu alacakları nedeniyle gayrimenkullerine uygulanan ihtiyati ve kati hacizlerin kaldırılması talebiyle açtığı davada, ilk derece ve bölge idare mahkemeleri, kanuni temsilcilerin sorumluluğunun ancak şirket mal varlığının tükenmesinden sonra başladığı, hacizlerin hukuka uygun dayanağının bulunmadığı ve şirketin yeterli varlığa sahip olduğu gerekçeleriyle hacizleri kaldırırken, Danıştay, temyiz başvurusunu reddederek bu kararları onamış ve hacizlerin kaldırılmasına ilişkin hükmü kesinleştirmiştir.
Danıştay 3. Daire Başkanlığı         █████████ E.  ,  █████████ K.
"İçtihat Metni"

T.C.

D A N I Ş T A Y
ÜÇÜNCÜ DAİRE
Esas No : █████████
Karar No : █████████
TEMYİZ EDEN (DAVALI) : ... Vergi Dairesi Müdürlüğü/...
VEKİLİ : Av. ...
KARŞI TARAF (DAVACI) : ...
VEKİLİ : Av. ...
İSTEMİN KONUSU: ... Vergi Mahkemesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararına yöneltilen istinaf başvurusuna ilişkin ... Bölge İdare Mahkemesi ... Vergi Dava Dairesinin ... tarih ve E:..., K:... sayılı kararının temyizen incelenerek bozulması istenilmektedir.
YARGILAMA SÜRECİ :
Dava konusu istem: Davacı adına, bir dönem kanuni temsilcisi olduğu, 668 sayılı Kanun Hükmünde Kararname kapsamında kapatılarak mal varlığı hazineye intikal ettirilen ve ticaret sicil kaydı terkin edilerek tüzel kişiliği sona eren Yumurcak Yayıncılık Hizmetleri Anonim Şirketi’nin 2015 ve 2016 yıllarının muhtelif dönemlerine ait kamu alacağının güvence altına alınması amacıyla, ... tarih ve ..., ..., ... tarih ve ..., ..., ... sayılı ihtiyati haciz; ... tarih ve ..., ... tarih ve ..., ..., ... sayılı kati haciz bildirileriyle gayrimenkullerine uygulanan hacizlerin kaldırılması istemine ilişkindir.
İlk Derece Mahkemesi kararının özeti: Tüzel kişilerin kanuni temsilcilerinin ancak kesinleşen ve tüzel kişiliğin mal varlığından kısmen veya tamamen tahsil edilemeyeceği anlaşılan kamu borçlarından dolayı sorumlu tutulabilecekleri ve haklarında şirket borçlarıyla ilgili olarak ancak bu aşamada ihtiyati haciz gibi kamu alacağının korunmasına ilişkin bir işlemin uygulanabileceği dikkate alındığında, davacının taşınmazına uygulanan ihtiyati hacizlerde hukuka uyarlık bulunmadığı, davalının ... tarih ve ... sayılı yazısında, ... tarih ve ... sayılı kati haciz bildirisinin takyidat bilgisinde, yevmiye numarası ve ada parselin ... tarih ve ... sayılı haciz bildirisiyle aynı olduğunun belirtildiği ancak; açıkça, belirtilen tarih ve sayıda haciz bildirisi bulunmadığı belirtilmediğinden mükerrer olarak düzenlenen söz konusu haciz bildirisinde hukuki isabet görülmediği, ... tarih ve ..., ... tarih ve ..., ..., ... sayılı bildirilerle kati hacze dayanak alınan ... tarih ve ... takip numaralı 5.540,00-TL tutarlı ödeme emrinin, hacizlerden sonra düzenlendiğinden hacze dayanak alınmayacağı, şirket hakkında düzenlenen ... tarih ve ... sayılı Görüş ve Öneri Raporunda, rapor tarihi itibariyle şirketin vergi borçları dahil tüm borçlarından daha fazla alacaklarının bulunduğunun yazılı olduğu dolayısıyla söz konusu borçların öncelikle şirketin mal varlığından tahsil cihetine gidilmesi gerekirken direkt davacının gayrimenkullerine sözü edilen haciz bildirileriyle haciz uygulanmasında hukuki isabet görülmediğinden 192.77,57-TL tutarındaki ... tarih ve ... takip numaralı ödeme emrinde hacze dayanak alınmayacağı, dosyaya hacizlere dayanak alınan ve yukarıda tarih ve numarası belirtilen ödeme emirleri dışında başkaca ödeme emri ibraz edilmediğinden, kati hacizlerin dayanak gösterilmeyen kısmı hakkında hukuki irdeleme yapılamayacağı gerekçesiyle hacizler kaldırılmıştır.
Bölge İdare Mahkemesi kararının özeti: İstinaf başvurusunun, usul ve hukuka uygun olduğu sonucuna varılan Vergi Mahkemesi kararının kaldırılmasını sağlayacak nitelikte görülmediği gerekçesiyle 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 45. maddesinin 3. fıkrası uyarınca reddine karar verilmiştir.
TEMYİZ EDENİN İDDİALARI: Hukuka aykırı olduğu ileri sürülerek kararın bozulması istenilmektedir.
KARŞI TARAFIN SAVUNMASI : İstemin reddi gerektiği savunulmaktadır.
DANIŞTAY TETKİK HÂKİMİ...'NİN DÜŞÜNCESİ: Temyiz isteminin reddi ile usul ve yasaya uygun olan Bölge İdare Mahkemesi kararının onanması gerektiği düşünülmektedir.
TÜRK MİLLETİ ADINA
Karar veren Danıştay Üçüncü Dairesince, Tetkik Hâkiminin açıklamaları dinlendikten ve dosyadaki belgeler incelendikten sonra gereği görüşüldü:
HUKUKİ DEĞERLENDİRME:
Bölge idare mahkemelerinin nihai kararlarının temyizen bozulması, 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 49. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür.
Temyizen incelenen karar usul ve hukuka uygun olup, dilekçede ileri sürülen temyiz nedenleri kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
KARAR SONUCU:
Açıklanan nedenlerle;
1. Temyiz isteminin reddine,
2. Temyize konu Vergi Dava Dairesi kararının ONANMASINA,
3. 2577 sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu'nun 50. maddesi uyarınca, kararın taraflara tebliğini ve bir örneğinin de ilgili Vergi Dava Dairesine gönderilmesini teminen dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, █████/2025 tarihinde oyçokluğuyla kesin olarak karar verildi.
(X)-KARŞI OY:
6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 13. maddesinin birinci fıkrasının (3) numaralı bendinde, borçlu kaçmışsa veya kaçması, mallarını kaçırması ve hileli yollara sapması ihtimalleri varsa hiçbir müddetle mukayyet olmaksızın alacaklı amme idaresinin mahalli en büyük memurunun kararıyla, haczin ne suretle yapılacağına dair olan hükümlere göre derhal ihtiyati haciz tatbik olunacağı hüküm altına alınmıştır.
213 sayılı Vergi Usul Kanunu'nun "Kanuni Temsilcilerin Ödevi" başlıklı 10. maddesinde; tüzelkişilerle küçüklerin ve kısıtlıların, Vakıflar ve cemaatler gibi tüzelkişiliği olmayan teşekküllerin mükellef veya vergi sorumlusu olmaları halinde bunlara düşen ödevlerin kanuni temsilcileri, tüzelkişiliği olmayan teşekkülleri idare edenler varsa bunların temsilcileri tarafından yerine getirileceği, 6183 sayılı Kanun'un 3. maddesinde de amme borçlusu teriminin; amme alacağını ödemek mecburiyetinde olan hakiki ve hükmi şahısların yanında bunların kanuni temsilcilerini de ifade edeceği hüküm altına alınmıştır.
Sözü edilen yasa kurallarına göre, tahsil aşamasında şirket borçlarından sorumlu tutulabilecek olan kanuni temsilciler, şirket borçlarından ihtiyati haciz aşamasında da sorumlu tutulabileceklerinden dava konusu ihtiyati haciz kararlarında bu yönden hukuka aykırılık bulunmadığı, davalı temyiz isteminin bu kısım yönünden kabulü, temyiz isteminin esasının diğer yönlerden incelenmesi gerektiği görüşüyle Daire kararına bu yönden katılmıyoruz.

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!