İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesinde alacaklı tarafından hileli muameleler, malvarlığı saklama ve borca batıklık iddialarıyla İİK 177 ve 179 kapsamında doğrudan iflas talep edilen davanın yargılaması.
Özet: Davacı alacaklı, önceki bir mahkeme kararı ile kesinleştiğini belirttiği yüksek meblağlı bir alacağına dayanarak, davalı şirketlerin rekabet yasağını ihlal ettiğini, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muameleler yaptığını, malvarlıklarını gizlediğini ve İcra ve İflas Kanununun ilgili hükümleri uyarınca borca batık durumda olduğunu ileri sürerek doğrudan iflaslarını ve defter tutulması gibi tedbirlerin uygulanmasını talep etmiştir; davalı taraf ise temel alacağın dayanağı olan ilamın henüz kesinleşmediğini, kendilerine ait bir borcun olmadığını, iflas talebinin hukuki mesnetten yoksun olduğunu ve bu talebin ticari faaliyetlerine telafisi güç zararlar vereceğini savunarak davanın reddini istemiştir.

T.C. İstanbul Anadolu 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ KARAR NO : ████████DAVA : İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))DAVA TARİHİ : █████/2025KARAR TARİHİ : █████/2026Mahkememizde görülmekte olan İflas (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177)) davasının yapılan açık yargılaması sonunda,GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile aralarındaki ortaklık ilişkisinden doğan rekabet yasağına aykırı eylemlerde bulunan----- Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davada, davalarının kabul edilerek müvekkil lehine asıl davada 18.788.69, 60 TL, birleşen davada 676.792.733,65 TL” nin işleyecek faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiğini, müvekkilinin davalılardan alacağının ilâma dayandığını ve tereddüt bulunmadığını, davalılar, yalnızca --- üzerinden gerçekleştirdikleri, limanlarda verilen kılavuzluk faaliyetinden gelir elde ettiğini, ----- ise kılavuzluk faaliyetini de yerine getirmediğini, yalnızca --- taki payını aldığını, , ---- tarafından ---- ismi şahıslar ortak alınarak █████/2019 yılında kurulduğunu, --- %60 hissesinin ---- ait olduğu ve kılavuzluk hizmetleri esas --- ortağı olan kılavuz kaptanlar tarafından verildiği halde, , ---- karın yalnızca ve %25 ini alırken ---- % 40 hissesine sahip şahıslar kârın %75 ini aldığını, bunun ticari hayatın normal akışına aykırı olduğunu, TC Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı tarafından verilen izin ile kılavuzluk faaliyeti yerine getirilebildiği, Yönetmelik uyarınca Türkiye çapında kılavuzluk hizmetleri yeniden ihaleye çıkarılacağını, ----izin alamaması durumunda iki şirketin de geliri kalmayacağını, İİK m 177/1. bendi uyarınca (Aşağıdaki hallerde alacaklı evvelce takibe hacet kalmaksızın iflasa tabi borçlunun iflasını isteyebilir. 1-Borçlunun malum yerleşim yeri olmaz, taahhütlerinden kurtulmak maksadıyle kaçar, alacaklıların haklarını ihlal elen hileli muamelelerde bulunur veya bunlara teşebbüs eder yahut haciz yoluyla yapılan takip sırasında mallarını saklarsa), davalıların el birliği, organizasyon birliği planlayarak yaptıkları işlemler sonucu olarak alacaklıların haklarını ihlal ettiği, hileli muameleler yaptığını, bunlara teşebbüs ettiğini, mal varlığını örterek kaçırdığını,--- gazetelerinde yer aldığı üzere şirketlerde doğrudan doğruya ---- ortağı şahıslar olduğu gibi, ---- ortaklarından ---- akrabalarının kurduğu kılavuzluk şirketleri olduğu görüldüğü, kârların tamamının gerçek kişiler tarafından alınarak şirketin içinin boşaltılması ile şirketlerin ortakları ve/veya yakınları araççılığı ile kurdukları şirketler de malvarlığını örtme gizleme, alacaklıların haklarını ihlal eden hileli davranışlar somut bir şekilde ortada olduğunu, iflâs sebebi olduklarının kanunun açık hükmü gereği olduğu, İİK md. 179 uyarınca “Sermaye şirketleri ile kooperatiflerin, aktiflerin muhtemel satış fiyatları üzerinden düzenlenen ara bilançoya göre borca batık olduğu idare ve temsil ile vazifelendirilmiş kimseler veya şirket ya da kooperatif tasfiye hâlinde ise tasfiye memurları veya bir alacaklı tarafından beyan ve mahkemece tespit edilirse, önceden takibe hacet kalmaksızın bunların iflâsına karar verilir.” doğrudan doğruya davalıların iflâsına karar verilmesi gerektiği, sermaye şirketleri bakımından özetle pasifin aktifi geçmesi söz konusu olduğunda, hem alacaklıların doğrudan iflas talep edebileceğini, hem de borçlunun kendi iflaslarını istemek zorunda olduğunu, bu durum borca batıklık durumunu gösterdiğini, doğrudan doğruya iflasın ilanı ve İİK 161 md uyarınca muhafaza tedbiri zımnında en azından defter tutulması gerektiğini, Yukarıda arz ve izah ediği üzere, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile öncelikle İİK 177/son ve İİK 178/2. uyarınca iflâs taleplerinin hemen ilânına, İİK md.161 uyarınca mahkemece davalıların defterlerinin tutulması tedbirlerinin uygulanmasına, davalıların İİK md. 177/1 ve İİK md. 179 Kapsamında doğrudan iflasına, yargılama giderleri davalıların üzerinde bırakılmasına karar verilmesini beyan ve talep etmiştir.CEVAP: Davalı ---- Şirketi vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkili şirket hakkında davacı ya da başkaca 3. bir şahıs tarafından başlatılmış bir tane icra takibi dahi mevcut olmadığını, müvekkil şirketin hiçbir borcu bulunmadığı halde davacı tarafın tedbir mahiyetindeki iflas talebini ilanı ve defter tutulması talebi davacıya hiçbir menfaat sağlamayacağı gibi müvekkil şirketin ihalelere katılamaması halinde müvekkil şirketi çok ciddi zarara uğratacağını, iş bu davaya konu alacağa dayanan ilâmın kesinleşmediğini, kesin olmayan bir ilama bir alacağa ilişkin davacının ikame etmiş olduğu iş bu davadaki talepleri hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, tedbir mahiyetindeki iflas talebini ilanı ve defter tutulması talebinin reddine ilişkin taleplerinin sayın mahkemece reddedilecek olması halinde müvekkil şirket iş bu davaya konu doğduğu iddia edilen tutarı depo edebilecek finansal güce sahip olduğunu, davacının beyan dilekçesinde müvekkil şirketin borcu karşılayacak sabit mal varlıklarının olmadığı beyanı gerçeklikten uzak olduğu gibi hiçbir somut delile dayanmadığını, İİK md. 177'de düzenlenmiş olan doğrudan iflas hallerinin hiçbiri gerçekleşmediğini, ilâmın icraya konması halinde teminat mektubu sunmaya müvekkilin hazır olduğunu beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ----vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı tarafın, müvekkili şirketin doğrudan iflasına karar verilmesini talep etmiş ise de bu talep, dayanağı gösterilen İcra İflâs Kanunu md.177 kapsamında değerlendirmeye alındığında yasal şartların somut olayda oluşmadığı açıkça ortada olduğunu, bu bağlamda davacı tarafından yalnızca soyut iddialara dayanarak doğrudan iflâs istemesinde bulunmasının İcra İflâs Kanunu'nun amacına, 177 md.'nin istinası niteliğine ve mahkemelerin bu tür taleplerde araması gereken açık, somut ve inandırıcı delil ilkesine açıkça aykırı olduğunu, somut olayda İİK 177 de öngörülen doğrudan iflâs koşullarının hiçbirinin gerçekleşmediğini, müvekkili şirketin alacaklıların haklarını ihlal eden hileli muamelelerde bulunduğu iddiasının gerçeği yansıtmadığını, hileli işlemlerden söz edebilmek için borçlunun malvarlığını muvazaalı şekilde devretmesi, gerçek durumunu gizleyen sahte belgeler düzenlemesi veya alacaklılardan mal kaçırmaya yönelik açık ve kasıtlı eylemlerde bulunmuş olması gerektiği, ancak müvekkil, şirket faaliyetlerini şeffaf bir şekilde yürüttüğünü, resmi kayıtlarını düzenli tuttuğunu, hileli işlemi bulunmadığını, Müvekkil şirket ortaklarından --- akrabalarının ---- isimli şirket arasında herhangi bir organik bağ, herhangi bir ticari ilişki, herhangi bir para aktarımının söz konusu olmadığını, Müvekkil şirketin 2024 yılına ilişkin karı, taraflar arasında mevcut olan istinafa taşınmış bulunan --- Asliye Ticaret Mahkemesi ---- sayılı dava dosyasının sonucunun beklenmesi nedeni ile henüz dağıtılmadığını, Müvekkil şirketin bilançosunda aktif toplamı, davacı tarafın talep ettiği alacak kalemini fazlası ile karşılayacak nitelikte olup, şirketin borca batık olduğu ya da ödeme aczine düştüğü yönündeki değerlendirmeler mesnetsiz olduğunu, Müvekkil şirketin borca batıklık veya aciz durumu söz konusu olmadığını, Müvekkil şirketin ödemelerini tatil etmesi söz konusu olmadığından İİK 177/2. maddesi kapsamında iflas koşulu gerçekleşmediğini, beyan ederek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.İNCELEME VE GEREKÇE: Dava, davalı şirketlerin doğrudan iflasına ilişkin olup, taraflar arasındaki uyuşmazlık; davacının davalı şirketler aleyhine açtığı ---. Asliye Ticaret Mahkemesinin ----- sayılı dosyasındaki ilama dayalı alacaklı olduğu iddiası ile İİK'nun 177, 178 ve 179. maddeleri gereğince davalı şirketlerin doğrudan iflas şartları oluşup oluşmadığı noktalarında toplanmaktadır.----İcra Dairesi'nin ----- Esas sayılı dosyası, davalı şirketlere ait ticaret sicil kayıtları, ---. Asliye Ticaret Mahkemesi ---- Esas sayılı dosya celp edilmiş, bilirkişi raporları alınmış, taraflarca sunulan diğer deliller ile birlikte değerlendirilerek tahkikat sonuçlandırılmıştır. Celp edilen ---- Asliye Ticaret Mahkemesi --- Esas sayılı dosyası incelendiğinde; davacının---- Şirketi davalıların----Karar sayılı kararıyla "Asıl, Birleşen ve Karşı davalardaki uyuşmazlık konuları hakkında yukarıda yapılan tüm değerlendirmelerin sonucunda; Asıl davanın kabulü ile 18.788.690,60 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine, karşı davanın reddine, Birleşen davanın kabulü ile 676.792.733,65 TL'nin dava tarihinden itibaren işleyecek ticari faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsil edilerek davacıya ödenmesine," kararının verildiği anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2026 tarihli raporda; "█████/2025 tarihli dava dilekçesinde yer alan iflâs sebeplerine bağlı kalınarak, dosya kapsamında yer öncelikle İİK m. 177/1'de yer alan şartlar bakımından incelendiğinde “yerleşim yerinin bulunmaması” şartının tüzel kişiler bakımından gerçekleşmeyeceği kabul edildiğinden ve ayrıca somut olayda da iflâsı talep edilen davalı şirketin ticaret sicilinde adresi belirli olduğundan bu şart bakımından değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı, temelde gerçek kişiler bakımından kabul edilen “borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması” vakıasına ilişkin olarak bu şartın gerçekleşmediği, nitekim Heyetten Mali Müşavir ---/███████ ve █████/2025 tarihlerinde davacı ve davalı vekilinin de hazır bulunmasıyla her iki davalının şirket merkezinde ticari defter ve kayıtlarına ilişkin inceleme gerçekleştirdiği, bu hususa ilişkin tutanakların dosyada yer aldığı, “Borçlunun haciz yolu ile yapılan takip sırasında mallarını saklaması” vakıasına ilişkin olarak dosya içeriğinde hiçbir bilgi ve belge veya dava dilekçesinde bu vakıaya ilişkin değerlendirilebilecek bir hususun olmadığı, Borçlunun alacaklısı veya alacaklılarına zarar vermek niyetiyle malvarlığını azaltmak, değerinde eksiklik yaratmak, pasiflerini artırmak veya alacaklıları arasında eşitliği ortadan kaldıracak şekilde işlemler yapması hâli olarak ifade edilen “borçlunun alacaklının haklarını ihlâl eden hileli muamelelerde bulunması veya bunlara kalkışması” hususuna ilişkin olarak rapor içeriğinde ayrıntılı olarak belirtilen ölçütlere göre, somut olay değerlendirildiğinde tüm davalıların ticari defter ve mali belge ve verileri çerçevesinde yapılan mali değerlendirmelerde şirketin mal varlığında bir azalmaya rastlanmadığı, şirketin aktif toplamının pasif toplamını karşıladığı, pasif artışına bağlı olarak aktif toplamının da arttığı ve özkaynak toplamlarında yukarda açıkça tespit si yılda artış olduğu, İİK m.179 ile TTK md.376, 377 uyarınca sermaye şirketleri bakımından zorunlu bir iflâs sebebi teşkil eden “borca batıklık” hâline ilişkin olarak yukarıda belirtildiği üzere şirketlerin defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapıldığı, buna göre kaydi değerler üzerinden her iki şirket bakımından yukarıda ayrıntısı belirtildiği üzere borca batık olmadığının tespit edildiği, ancak bu hususta rapor içeriğinde belirtilen Yargıtay kararları uyarınca da borca batıklığın tespitinde ayrıca borçlunun varlıklarının rayiç değerine (piyasa satış değeri) de bakılarak rayiç değer bilançosu oluşturulması gerekliliğinden dolayı bu noktada davalı şirketlerin aktifinde kayıtlı maddi duran varlıkların rayiç değerlerinin belirlenmesi konusunda Mahkeme'den konusunda uzman bilirkişi atanmasını talep ettiği" kanaatinin bildirildiği görülmüştür.Gemi inşaatı ve makinaları yüksek mühendisi tarafından sunulan █████/2026 tarihli raporda; "davaya konu pilotbot gemiler için, bulundukları yerde, bulundukları koşullarda, █████/2026 tarihinde gözlemlenen veya tahmin edilen kondisyonlarına göre, takdir edilen piyasa rayiç değerleri;--- --: 675.000,00 US$, --------: 290.000,00 US$, ---: 220.000,00 US$, -- -- 140.000,00 US$, ---: 240.000,00 US$, --: 280.000,00 US$ olmak üzere toplam 1.845.000,00 US$ olduğu, gemilerin, güncel piyasa koşullarında mevcut kondisyonlarıyla- satışlarının gerçekleşebileceği kısa bir zaman diliminde geçerli azami kıymetler olarak değerlendirilmesi gerektiği," görüşünün bildirildiği anlaşılmıştır.Makine Mühendisi bilirkişi tarafından sunulan █████/2026 tarihli raporda;----. adına kayıtlı taşıt olmadığı için değerleme yapılmadığı, ----adına kayıtlı 23 Adet Taşıtın Güncel Rayiç Değerinin toplam 36.620.000,00 TL (Otuzaltımilyonaltıyüzyirmibin Türk Lirası) olduğu," görüş ve kanaatin bildirildiği, Mali Müşavir ve Medeni Usul ve İcra İflas Hukuku alanında uzman bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2026 tarihli raporda; "Dosya kapsamında yer öncelikle İİK m. 177/1'de yer alan şartlar bakımından incelendiğinde “yerleşim yerinin bulunmaması” şartının tüzel kişiler bakımından gerçekleşmeyeceği kabul edildiğinden ve ayrıca somut olayda da iflâsı talep edilen davalı şirketin ticaret sicilinde adresi belirli olduğundan bu şart bakımından değerlendirme yapılmasına gerek bulunmadığı, Temelde gerçek kişiler bakımından kabul edilen “borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması ” vakasına ilişkin olarak bu şartın gerçekleşmediği, nitekim Heyetten Mali Müşavir ---- █████/2025 ve █████/2025 tarihlerinde davacı ve davalı vekilinin de hazır bulunmasıyla her iki davalının şirket merkezinde ticari defter ve kayıtlarına ilişkin inceleme gerçekleştirdiği, bu hususa ilişkin tutanakların dosyada yer aldığı,“Borçlunun haciz yolu ile yapılan takip sırasında mallarını saklaması” vakıasına ilişkin olarak dosya içeriğinde hiçbir bilgi ve belge veya dava dilekçesinde bu vakıaya ilişkin değerlendirilebilecek bir hususun olmadığı, Borçlunun alacaklısı veya alacaklılarına zarar vermek niyetiyle malvarlığını azaltmak, değerinde eksiklik yaratmak, pasiflerini artırmak veya alacaklıları arasında eşitliği ortadan kaldıracak şekilde işlemler yapması hâli olarak ifade edilen “borçlunun alacaklının haklarını ihlâl eden hileli muamelelerde bulunması veya bunlara kalkışması” hususuna ilişkin olarak rapor içeriğinde ayrıntılı olarak belirtilen ölçütlere göre, somut olay değerlendirildiğinde tüm davalıların ticari defter ve mali belge ve verileri çerçevesinde yapılan mali değerlendirmelerde şirketin mal varlığında bir azalmaya rastlanmadığı, şirketin aktif toplamının pasif toplamını karşıladığı, pasif artışına bağlı olarak aktif toplamının da arttığı ve özkaynak toplamlarında yukarda açıkça tespit ve izah olduğu üzere son 5 yılda artış olduğu, İİK m.179 ile TTK md.376, 377 uyarınca sermaye şirketleri bakımından zorunlu bir iflâs sebebi teşkil eden “borca batıklık” hâline ilişkin olarak yukarıda belirtildiği üzere şirketlerin defter ve kayıtları üzerinde yerinde inceleme yapıldığı, buna göre kaydi değerler üzerinden her iki şirket bakımından borca batık olmadığının tespit edildiği, ancak bu hususta yukarıda da belirtilen Yargıtay kararları uyarınca da borca batıklığın tespitinde ayrıca borçlunun varlıklarının rayiç değerine (piyasa satış değeri) de bakılarak rayiç değer bilançosu oluşturulması gerekliliğinden dolayı bu noktada davalı şirketlerin aktifinde kayıtlı maddi duran varlıkların rayiç değerlerinin belirlenmesi konusunda Mahkeme'den konusunda uzman bilirkişi atanmasını talep edildiği yönünde değerlendirmede bulunulduğu, bu çerçevede Mahkeme'nin █████/2026 tarihli ara kararı ile "...davalı şirketlere ait taşınır ve taşınmazlarının rayiçlerinin tespiti için bilirkişi görevlendirilmesi yapıldığı, dosyaya bilirkişi raporlarının sunulduğu, 08.05.2026 tarihli ara karar gereği, borca batıklık” rapor alınmak üzere taraflarının görevlendirildiği, buna göre dosyada mevcut bilirkişi raporları dikkate alınarak her iki şirketin rayiç bilanço değerleri üzerinden hesaplama yapıldığı,--- sonu mali tablolarına göre Varlıklar Toplamı ( Dönen +Duran)1.844.821.277,81 TL olduğu, Yabancı Kaynaklar Toplamı ( Kısa + Uzun ) : - 211.132.379,73 TL olup şirketin rayiç değerler öz kaynak toplam tutarı : * 1.633.688.848,08 TL olarak hesaplandığı, buna göre İİK md. 179 uyarınca ( TTK md. 376/TII) rayicen borca batık olmadığının tespit edildiği, ---.ay sonu mali tablolarına göre Varlıklar Toplamı ( Dönen + Duran ) 781.050.610,47 TL olduğu, Yabancı Kaynaklar Toplamı ( Kısa + Uzun ) : - 8.105.138,20 TL olup şirketin rayiç değerler öz kaynak toplam tutarı : + 772.945.472,27 TL olarak hesaplandığı, buna göre İİK md. 179 (TTK md. 376/Ill ) uyarınca rayicen borca batık olmadığının tespit edildiği" görüşünün bildirildiği, Gayrimenkul ve Değerleme Uzmanı Bilirkişi tarafından sunulan █████/2026 tarihli raporda; "Davalılara ait 10 adet taşınmazın toplam değerinin 484.625.000,-TL(Dörtyüzseksendörtmilyon altıyüzyirmibeşbin Türk Lirası) olduğu" görüşünün bildirildiği anlaşılmıştır.Somut dosya kapsamına göre davacı şirketin dava dilekçesinde davalı taraf ile aralarındaki ortaklık ilişkisinden doğan rekabet yasağına aykırı eylemlerde bulunan ---- aleyhine ----. Asliye Ticaret Mahkemesi'nde açılan davada, davanın kabul edilerek davacı şirket lehine asıl davada 18.788.69, 60 TL, birleşen davada 676.792.733,65 TL” nin işleyecek faizleri ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verildiği, davacı şirketin davalılardan alacağının ilâma dayanmakta olduğunu ve İİK md.177/1.bendinden bahsedilerek davalıların, elbirliği, organizasyon birliği içerisinde yaptıkları işlemler sonucu olarak alacaklıların haklarını ihlâl ettiği, hileli muameleler yaptığı, bunlara teşebbüs ettiği, malvarlığını örterek kaçırdığı iddiasında bulunarak ve yine İİK'nın 179. maddesini gerekçe göstererek davalı şirketlerin borca batık olduklarından bahisle iş bu iflas davasını açtığı, Yargıtay'ın emsal içtihatleri de göz önüne alındığında da davacının davasından hangi bent ya da bentlere dayandığını kural olarak açıklaması ve bu incelemenin de bu çerçevede yapılması gerekir. Bu kapsamda dosyaya sunulu deliller bir bütün halinde değerlendirildiğinde, öncelikle İİK m. 177/1'de yer alan şartlar bakımından incelendiğinde “yerleşim yerinin bulunmaması” şartının tüzel kişiler bakımından gerçekleşmeyeceği gibi iflâsı talep edilen davalı şirketlerin ticaret sicilinde adresi belirli olduğu, yine gerçek kişiler bakımından kabul edilen “borçlunun taahhütlerinden kurtulmak amacıyla kaçması” vakıasına ilişkin olarak bu şartın gerçekleşmediği, zira davalı tarafın dava öncesinde buna yönelik iş ve eylemlerde bulunduğuna dair dosyada delil olmadığı gibi mahkememiz yargılaması sırasında da davaya karşı cevap dilekçesi sundukları, ticari defter ve dayanaklarının incelenmesi ve yine şirket rayiç tespiti için istenen bilgi ve belgeleri mahkememize sunma noktasında çekincede bulunmadıkları, borçlunun haciz yolu ile yapılan takip sırasında mallarını saklaması vakıasına ilişkin olarak dosya içeriğinde hiçbir bilgi ve belge bulunmadığı, borçlunun alacaklısı veya alacaklılarına zarar vermek niyetiyle malvarlığını azaltmak, değerinde eksiklik yaratmak, pasiflerini artırmak veya alacaklıları arasında eşitliği ortadan kaldıracak şekilde işlemler yapması hâline ilişkin hiç bir olumsuz hareketlerine rastlanmadığı gibi şirketlerin aktif toplamının pasif toplamını karşıladığı, pasif artışına bağlı olarak aktif toplamının da arttığı ve özkaynak toplamlarında son 5 yılda artış olduğu, yapılan mali tespitler de gözönüne alındığında davalı şirketlerin borca batık durumda da bulunmadıkları anlaşılmakla davacının açtığı davaların reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davalılar aleyhine açılan davaların ayrı ayrı REDDİNE,2-Harçlar kanunu gereğince alınması gereken 116,60-TL eksik harcın davacıdan alınarak hazineye irad kaydına,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde bırakılmasına,4-Davalı ---- Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,5-Davalı ---- Şirketi kendisini vekil ile temsil ettirdiginden A.A.Ü.T göre hesaplanan 45.000,00-TL maktu vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,6-Kullanılmayan gider avansının bulunması halinde kararın kesinleşmesinden sonra HMK’nun 333. maddesi uyarınca resen yatırana İADESİNE,Dair, taraf vekillerinin yüzüne karşı, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde İstinaf yolu açık olmak üzere oybirliği ile verilen karar açıkça okunup, usulen anlatıldı.