İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 17. Hukuk Dairesinin, alacaklı tarafından talep edilen iflas davasında borca batıklık itirazının değerlendirildiği istinaf kararı.
Özet: Bir alacaklı tarafından, icra takibiyle kesinleşen alacağının borçlu şirketçe ödenmemesi ve şirketin borca batık olduğu iddiasıyla doğrudan iflasının talep edildiği davada, ilk derece mahkemesi, uzman bilirkişi raporuyla şirketin güncel değerlere göre borca batık olmadığının ve ödemelerini tatil ettiğine dair bir kanıt sunulmadığının tespit edilmesi üzerine iflas talebini reddetmiştir; alacaklı ise şirketin aktiflerinin borçlarını karşılamadığını öne sürerek bu kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ17. HUKUK DAİRESİDOSYA NO:████████ EsasKARAR NO:████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ:İSTANBUL 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ:█████/2026NUMARASI:████████ Esas, 2026/8 KararDAVANIN KONUSU:İFLAS (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK 177))KARAR TARİHİ:█████/20266100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalıdan boru parçaları satışından kaynaklı fatura alacağının bulunduğunu, 87.246,98 USD bedelli fatura alacağının tahsili için Büyükçekmece 2. İcra Dairesinin... sayılı dosyasında başlatılan icra takibinin itiraz edilmediğinden kesinleştiğini, davalı üzerine kayıtlı taşınır/taşınmaz malvarlığına rastlanmadığını, bankalara yazılan İİK.m.89/1 haciz ihbarnameleri kapsamında sadece bir hesapta mevcut olan yaklaşık 200 USD'nin haczedildiğini, davalı şirket adresine gidildiğinde, şirket merkezinin hazır ofis olduğu, yalnızca posta kutularının bulunduğu ve stoklarının bulunmadığının görüldüğünü, bu nedenlerle davalı şirketin aktiflerinin borçlarını karşılayamaması sebebiyle borca batık olduğunun düşünüldüğünü, borca batıklığın ticari defterlerin incelenmesi ile ispat edileceğini belirterek borca batık olması sebebiyle İİK.m.177 uyarınca davalı şirketin iflasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesindeki iddia ve açıklamalara göre mahkemenin tensip zaptında yaptığı tespitin aksine yargılamanın İİK'nun 179. maddesi uyarınca değil İİK'nun 177/2 maddesinde yer alan "borçlu ödemelerini tatil eylemiş bulunursa" hükmü gereği sürdürülmesi gerektiğini, bu nedenle İİK'nun 179 maddesi gereğince yazışmalar ve ilan yaptırılmasının usule aykırı olduğunu, zira davacının iflas talebinin İİK'nun 177/2 maddesine dayandığını, ispat yükünün davacı üzerinde olduğunu, davacının iddiasının aksine müvekkili şirketin aktifliğini sürdürdüğünü ve gayri faal bir firma olduğu yönündeki iddiaların gerçek dışı ve ispata muhtaç olduğunu, müvekkili proje bazlı çalışmalar yürüten bir mimarlık firması olup asıl faaliyetinin yürüttüğü proje alanlarında olduğunu, müvekkilinin sigortalı personeli ve aktif bir merkezinin de bulunduğunu, bu hususların SGK ve vergi dairesi kayıtları ile ortaya çıkacağını, müvekkilinin ödemelerini yapmadığı, faal olmadığı, ödemeden kaçındığı yönündeki iddiaların gerçeği yansıtmadığı kamu kayıtları ile sabit olduğu gibi ticari defter ve kayıtlarla da ortaya çıkacağını, ayrıca davacının borca batıklık iddiasının varsayıma dayalı olduğunu ve bu duruma ilişkin somut bir tespitin bulunmadığını, bunun için usulünce bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. İLK DERECE MAHKEME KARARI:İlk derece mahkemesince;İİK'nun 179. maddesine dayalı doğrudan iflasa dayalı işbu davada davalı şirketin gerçek malvarlığı bilançosunun çıkarılması ve borca batıklığının tespiti bakımından uzman bilirkişi heyeti vasıtasıyla inceleme yapılarak rapor alındığı ve █████/2025 tarihli 2. ek raporda davalı şirketin güncel rayiç değerlere göre borca batık olmadığının ve doğrudan iflas halinin mevcut olmadığının ifade edildiği, ayrıca davacının İİK'nun 177. maddesi uyarınca, davalının doğrudan iflasını talep edebilmesi için yasada belirtildiği şekilde hem davalıdan alacaklı olduğunun hem de İİK'nun 177/1 maddesindeki iflas nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediğinin tek tek ele alınıp tereddüte yer vermeyecek şekilde ispatlanması gerektiği, dosyada mevcut ve itibar edilen ek raporda belirtildiği üzere davalı şirketin borca batık durumda olmadığı, davalının ödemelerini tatil ettiğine dair delil ibraz edilemediği gerekçelerine istinaden davanın reddine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ:Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde; davalının kesinleşen derdest icra takibi kapsamında müvekkiline bir ödeme yapmadığını, davalının borca batık olduğunu, zira icra takibi sonucunda şirketin bilanço açısından dönen ve duran varlığına rastlanılmadığı gibi şirket aktiflerinin, borcu karşılamadığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.Davalı vekili istinafa cevap dilekçesinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:Dava, İİK'nun 179. ve 6102 sayılı TTK'nun 376. maddelerine dayalı borca batıklık sebebiyle doğrudan iflas istemine ilişkindir.İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır."... Dava, İİK.'nın 179. ve 6102 sayılı TTK'nın 376. maddelerine dayalı doğrudan iflas istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK.'nın 376/3. maddesi uyarınca borca batık hale gelen şirket bunu mahkemeye bildirmek ve iflasını istemek zorundadır. İİK'nın 179/1. maddesinde de, bu bildirimin alacaklılardan biri tarafından da yapılabileceği kabul edilmiştir. İİK'nın 179. maddesinde şirketin borca batık olması, sermaye şirketleri (anonim, limited, sermayesi paylara bölünmüş komandit şirketler) bakımından özel bir doğrudan doğruya iflas sebebi olarak kabul edilmiştir. Alacaklı borçlusu olan sermaye şirketinin borca batık durumda olması halinde; doğrudan ticaret mahkemesine başvurup, bu durumu bildirerek, iflas davası açabilir. Alacaklı dava dilekçesinde doğrudan doğruya iflas sebebini açıkça yazmalıdır. Çünkü her doğrudan doğruya iflas sebebinin dayanağı olan vakıa değişiktir ve bu vakıaların sonradan ileri sürülmesi, iddianın, davanın genişletilmesi yasağına tabidir. (HMK'nın m. 319.)Alacaklı ticaret mahkemesinde şirketin borca batık durumda olduğunu ve şirketten alacaklı olduğunu ispat ederse, ticaret mahkemesi şirkete bir depo kararı vermeden doğrudan doğruya şirketin iflasına karar verir. Bkz: Baki Kuru, İcra ve İflas Hukuku, El Kitabı, 2013 Bası, sh 1150 vd)..." (Yargıtay 23 HD'nin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).Davacı vekili dava dilekçesinde açıkça borca batıklık sebebiyle iflas talebinde bulunmuş olup İİK'nun 177. maddesi kapsamında doğrudan iflas hallerinden herhangi birine dayanmadığı gibi yargılama sürecinde de bu yönde bir açıklama ve talebi olmamıştır. Zaten mahkemece de, İİK'nun 177. maddesi kapsamında tahkikat yapılmasına ilişkin davalı vekilinin talebi reddedilerek uyuşmazlık konusunun tespiti, davalı şirketin İİK'nun 179. ve TTK'nun 376. maddesi kapsamında iflas koşullarının oluşup oluşmadığı yönünde yapılmıştır.Davacı, davalı hakkında Büyükçekmece 2. İcra Dairesinin... sayılı dosyasında, █████/2022 tarihli 87.246,98 USD bedelli faturanın bakiyesi olduğundan bahisle 77.384,03 USD'nin tahsili amacıyla ilamsız icra takibi başlatmıştır. İcra takibinin kesinleştiği anlaşılsa da, borçlunun şikayeti üzerine Büyükçekmece 3. İcra Hukuk Mahkemesinin █████/2025 tarih ve ████████ Esas ████████ Karar sayılı kararı ile, söz konusu icra takibinin iptaline karar verildiği anlaşılmıştır.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2024 tarihli raporda; davalı şirketin incelemeye sunulan ticari defterlerinin açılış ve kapanış noter tasdikinin zamanında ve usulüne uygun olarak yaptırılmış olduğu, müzekkere cevaplarına göre, davalı şirketin bağlı bulunduğu Vergi Dairesi ve ...'ya geçmiş döneme ilişkin borcunun bulunmadığı, davalı şirkete ait 2020, 2021 ve 2022 yılları kurumlar vergisi beyannameleri ile kaydi değerlerin tespit edildiği, buna göre davalı şirketin 2020 yılı kaydi değerlere göre mal varlığı bilançosundaki aktiflerinin toplamının, borçlarının toplamını karşılayamayacak durumda olduğu, 2021 ve 2022 yılı kaydi değerlere göre ise mal varlığı bilançosundaki aktiflerinin toplamının, borçlarının toplamını karşılayacak durumda olduğu, davacı tarafından başlatılan takibe konu 87.246,98 USD bedelli faturanın 1.523.637,64 TL olarak davalı defterlerinde kayıtlı olduğu, █████/2022 tarihi itibarıyla davacının, davalıdan 1.409.678,10 TL alacaklı olduğu, başka bir hesapta ise █████/2022 tarihi itibarıyla davacının, davalıya 27.491,04 TL borçlu olduğu, neticede davalının kayıtlarına göre davacıya 1.382.187,06 TL borcunun bulunduğu, 2023 yılı kesinleşen muhasebe kayıtlarına göre oluşan █████/2024 onay tarihli kurumlar vergisi beyannamesi dikkate alınarak █████/2023 tarihi itibariyle kaydi değerlere göre oluşturulan dönem sonu bilanço hesaplarına göre, davalı şirketin 2023 yılı kaydi değerlere göre mal varlığı bilançosundaki aktiflerinin toplamının, borçlarının toplamını karşılayacak durumda olduğu, davalı şirketin █████/2023 tarihli kaydi mali verileri dikkate alınarak rayiç bilançosunun hesaplandığı, █████/2023 tarihli kaydi bilançoya göre davalı şirketin özkaynak tutarının 54.895,71 TL olduğu, █████/2023 tarihli rayiç bilançosuna göre özvarlığının ise, (-) 1.779.561,33 TL olduğu, buna göre davalı şirketin borca batık durumda olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2025 tarihli 1. ek raporda; davacı şirketten satın alınan ürünün ihracat yolu ile satışına ilişkin gümrük çıkış beyannamesinin incelemeye sunulduğu, söz konusu ürünün davalı tarafından ihracat yolu ile ... firmasına satışının yapıldığının anlaşıldığı, buna göre, davalı şirketin ticari defter kayıtlarında yer alan ... nolu hesap kodu altında takip edilen yabancı şirkete ait cari hesabın USD kuru ile değerlenmesi gerektiği, kök raporda bu hesaba ilişkin herhangi bir kur değerlemesi yapılmadığı, bu cari hesap bakiyesinin █████/2023 ve █████/2024 tarihleri itibariyle 105.588,29 USD bedelin TL karşılığı 1.850.983,84 TL olarak davalı şirketin bilançosunda aktif varlıklar içerisinde kayıtlı olduğu ve herhangi bir tahsilat kaydının bulunmadığı, davalı şirketin █████/2024 tarihli kaydi mali verileri dikkate alınarak rayiç değer bilançosunun hazırlandığı, ayrıca davalı şirketin █████/2024 tarihi itibariyle aktif ve pasif hesaplarda herhangi bir kur değerlemesi yapılmadığının tespit edildiği, davalı şirketin █████/2024 tarihi itibariyle kaydi değerler üzerinden oluşan bilançosunda aktif toplamının borçlar toplamını karşılayacak durumda olduğu, davalı şirketin █████/2024 tarihi itibariyle rayiç değerler üzerinden oluşan bilançosunda aktif toplamının borçlar toplamını karşılayamayacak ((-) 262.892,18 TL) durumda olduğu, davalı şirketin █████/2025 rapor tarihi itibariyle rayiç değerler üzerinden oluşan bilançosunda aktif toplamının borçlar toplamını karşılayamayacak ((-) 274.477,10 TL) durumda olduğu bildirilmiştir.Bilirkişi heyeti tarafından sunulan █████/2025 tarihli 2. ek raporda; davalı şirketin █████/2025 tarihi itibarıyla sunulan ticari defter kayıtlarında ki mali verilere göre █████/2025 tarihi itibariyle kaydi ve rayiç değer bilançosunun hazırlandığı, davalı şirketin █████/2025 tarihi itibariyle kaydi değerler üzerinden oluşan bilançosunda aktif toplamının borçlar toplamını karşılayacak durumda olduğu, davalı şirketin █████/2025 tarihi itibariyle rayiç değerler üzerinden oluşan bilançosunda aktif toplamının borçlar toplamını karşılayamayacak ((-) 575.540,99 TL) durumda olduğu, davalı vekilinin itiraz dilekçesinde, davacı şirket tarafından açılan icra takibinin iptaline karar verilmesi sebebiyle, dosya hesabında yer alan faiz ve vekalet ücretinin rayiç bilanço hesabında dikkate alınmaması gerektiğini beyan ettiği, █████/2025 tarihi itibariyle hesaplanan 809.982,01 TL faiz ile 401.753,82 TL vekalet ücreti toplamının 1.211.735,83 TL olduğu, bu tutarın ticari borçlar hesabından tenzil edilmesi durumunda, davalı şirketin █████/2025 tarihi itibariyle rayiç bilanço hesaplarına göre öz kaynak tutarının (+) 636.194,84 TL olduğu bu durumda davalı şirketin aktif toplamının, borçlar toplamını karşılayacak durumda olduğu (borca batık olmadığı) bildirilmiştir. "...Borca batıklık ise, borçlunun malvarlığındaki aktif değerler toplamının, pasif değerler toplamını karşılayamaması durumudur. Şirketin borca batık durumda olup olmadığı TTK’nın 376. maddesi uyarınca rayiç değerlere göre tespit edilmelidir. Mahallinde keşif yapılarak, uzman bilirkişi aracılığıyla tespit edilebilen niteliklerine göre kayıtlardaki malvarlığının (örn; araçlar, model ve yaş gibi diğer özelliklerine göre) rayiç tespitinin yapılması mümkündür. Rayiç değerler ve yapılan araştırma ve inceleme sonucu elde edilen gerçekçi verilere göre bilirkişilerce yeniden oluşturulacak şirket bilançosu (borca batıklık bilançosu) da dikkate alınıp bir sonuca gidilmelidir. Dava teorisindeki genel ilkeden farklı olarak konkordato bir dava olmadığından borca batıklık sadece talep tarihi itibariyle değil, yargılama safhasındaki olumlu veya olumsuz gelişmeler de dikkate alınarak belirlenmelidir..." (Yargıtay 6. Hukuk Dairesinin █████████ Esas █████████ Karar sayılı ilamı).Somut olayda, davacı vekilinin istinaf dilekçesi, dava dilekçesinin tekrarı mahiyetinde olup hükmün hangi yönlerden usul ve yasaya aykırı olduğu açıklanmamıştır. Bu durumda davanın niteliği gereği re'sen ve kamu düzeni gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; alınan bilirkişi raporları ile davalı şirketin kaydi ve rayiç değerlere göre borca batıklığının tespit edildiği, buna göre ilk iki raporda davalı şirketin rayiç değerlere göre borca batık olduğu, yargılama safhasındaki gelişmeler de dikkate alınmak suretiyle düzenlenen son raporda ise, davalı şirketin rayiç değerlere göre borca batık olmadığı anlaşılmakla iddia, savunma, mahkemece benimsenen bilirkişi raporu ve dosya kapsamına göre, davalı şirketin borca batık olmadığı nazara alındığında mahkemece tesis edilen kararda bir isabetsizlik görülmemiştir.Açıklanan sebeplerle, ilk derece mahkemesince tesis edilen kararda usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.H Ü K Ü M:Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere; 1-İstanbul 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas, 2026/8 Karar sayılı ve █████/2026 tarihli kararı usul ve yasaya uygun bulunduğundan davacı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b.1 bendi gereğince esastan REDDİNE,2-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken istinaf harçları davacı tarafından pişen olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,3-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,Dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunun 164. maddesi gereğince kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay nezdinde Temyiz Kanun Yolu Açık olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.30.04.2026