Hipodrom reklam alanı kullanım hakkı sözleşmesinden kaynaklanan KDV bedeli tartışması nedeniyle açılan itirazın iptali ve yetki itirazlarının incelendiği dava.
Özet: Davacı kurum, davalı ile akdettiği hipodrom reklam alanlarının münhasıran kullanımına ilişkin hizmet sözleşmesinde KDV hariç belirlenen bedelin KDV dahil toplam tutarından 10 milyon TL eksik ödeme yapıldığını ileri sürerek, başlattığı icra takibine davalının yaptığı itirazın iptali ile takibin devamını talep etmiştir; davalı ise sözleşmenin ürün kirası niteliğinde olduğunu, bu nedenle görevli mahkemenin sulh hukuk, yetkili mahkemenin ise kendi şirket merkezine göre İstanbul Anadolu Mahkemesi olduğunu savunarak davanın usulden reddini istemiştir.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
ESAS NO : ████████ EsasKARAR NO : ████████ KararDAVA : İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)DAVA TARİHİ : █████/2026KARAR TARİHİ : █████/2026G. K. YAZILDIĞI TARİH : █████/2026Davacı tarafından mahkememizde açılan İtirazın İptali (Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasının yapılan açık yargılaması sonunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili kurum ile davalı arasında 30.01.2024 tarihinde, müvekkili bünyesinde bulunan hipodromlarda yer alan reklam alanlarının kullanım haklarının münhasıran davalıya verilmesi hususunda sözleşme akdedildiğini, işbu sözleşmenin Ödeme başlıklı 3. Maddesinde; "... Firma, ... ait hipodromlarda yer alan reklam alanlarının belirlenmesi ve bu alanların 5(beş) yıl süre ile münhasıran kullanım hakkının verilmesi işi için asgari garanti bedel KDV Hariç yıllık 65.000.000,00 TL (Atmışbeşmilyon Türk Lirası)'dir..." hükmü uyarınca müvekkili ile davalının, sözleşmede belirtilen tutarın ödeneceği konusunda mutabık kaldıklarını, ancak anılan sözleşmenin 3. Maddesi gereği, katma değer vergisi dahil olmak üzere ödemesi gereken toplam tutarın 78.000.000,00 TL iken davalının, müvekkiline yalnızca 68.000.000,00 TL tutarında ödeme yaptığını, bunun üzerine müvekkili kurum tarafından, davalıya Beşiktaş .... Noterliği'nin ... tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edilerek 10.000.000,00 (On Milyon Türk Lirası) tutarında eksik ödeme yapmış olduğunun bildirildiği, bu tutarın müvekkili kuruma ödenmesi talep edildiğini, akabinde davalının, Beşiktaş .... Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile müvekkiline cevaplarını ilettiğini; taraflar arasında düzenlenen sözleşmede ödenecek tutara katma değer vergisinin de dahil olduğunu, Yerleşik Yargıtay İçtihatları uyarınca sözleşmede açıkça belirtilmemiş olması durumunda Katma Değer Vergisi'nin sözleşme bedeline dahil olduğu şeklinde beyanda bulunduğunu, davacı müvekkiline herhangi bir borcu bulunmadığını ifade ettiğini, taraflar arasında akdedilen sözleşmenin 3. Maddesinde "Kdv hariç" ifadesi açıkça belirtilmesine rağmen, davalının somut olayı yansıtmayan ihtarnameye cevap yazısının, davalının kötü niyetli olduğunu açıkça ortaya koyduğunu, davalının ihtarnameye cevap yazıları üzerine, müvekkili kurum tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyası kapsamında eksik ödenen tutarın tahsili amacıyla icra takibine girişildiğini, davalının haksız ve kötü niyetli itirazları sonucu icra takibinin durduğunu, bunun üzerine müvekkili kurumun, davalı şirket nezdinde olan alacağının tahsili amacıyla Bakırköy Arabuluculuk bürosuna başvuruda bulunduğunu, arabuluculuk müzakerelerinin devamında düzenlenen 29.01.2026 tarihli son toplantı tutanağında tarafların anlaşmaya varamadıkları sonucuna ulaşıldığını, neticede davanın kabulü ile davalının Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nün ... Esas Sayılı dosyasına yaptığı haksız itirazının iptali ile takibin devamına, kötü niyetli davalı aleyhine takip miktarının %20’sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davaya konu uyuşmazlığın temeli olan ve taraflar arasında akdedilen Reklam Alanlarının Kullanım Haklarının Münhasıran Verilmesi İşinin Sözleşmesi ile davacı tarafın kendisine ait hipodromlarda yer alan reklam alanlarının belirlenmesi ve bu alanların 5 (beş) yıl süre ile münhasıran kullanım hakkının müvekkiline verilmesinin kararlaştırıldığını, bir başka ifade ile söz konusu reklam alanları 5 (beş) yıl süre ile müvekkiline kiralandığını, söz konusu sözleşme ürün kirasına ilişkin olduğundan huzurdaki uyuşmazlık bakımından görevli mahkemenin sulh hukuk mahkemesi olduğunun son derece açık olduğunu, müvekkili şirketin adresinin "... Mah. ... Cad. ... Sk. ... No:... .../....." olduğunu, bu bakımdan müvekkili aleyhine başlatılacak ilamsız icra takipleri bakımından müvekkili şirketin merkezinin bulunduğu yerin bağlı bulunduğu İstanbul Anadolu İcra Daireleri nezdinde icra takibi başlatılması ve akabinde İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi'nde dava açılması gerektiğinin açık olduğunu, buna karşın davacı tarafından Bakırköy .... İcra Müdürlüğü'nde müvekkil aleyhine ilamsız icra takibi başlatıldığını, taraflarınca işbu icra takibine de açıkça yetki yönünden itiraz edildiğini, buna rağmen davacı tarafın, huzurdaki davayı yetkisiz olan Bakırköy Asliye Ticaret Mahkemelerinde ikame ettiğini, oysaki işbu davanın haksız olması bir yana davanın, davacının yerleşim yeri mahkemesinde açılması için geçerli bir hukuki sebebin de bulunmadığını, bu nedenle huzurdaki davanın yetkisiz mahkemede açılması nedeniyle davanın usulden reddine ve yetkili mahkemenin İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi olduğuna karar verilmesini, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca "... ait hipodromlarda yer alan reklam alanlarının belirlenmesi ve bu alanların 5(beş) yıl süre ile münhasıran kullanım hakkının verilmesi işi" hususunda taraflar arasında anlaşma sağlandığın ve bu doğrultuda davacının söz konusu reklam alanlarının kullanımını müvekkiline bırakması kararlaştırılmış olmasına karşın sözleşmenin devamı sürecinde davacı tarafça Sözleşme'ye konu reklam alanlarının müvekkili tarafından kullanılmasına imkan sağlama yükümlülüğüne aykırı davranıldığını ve Sözleşme'ye konu reklam alanları müvekkiline kullandırılmayarak Sözleşme'den doğan yükümlülüklerin ihlal edildiğini, keza bu hususun müvekkili tarafından davacıya gönderilen Beşiktaş .... Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarnamesi ile de dile getirildiğini ve söz konusu reklam alanlarının kullandırılmaması nedeniyle müvekkilinin maddi zarara uğradığı ve her geçen gün zararının arttığı beyan edilerek davacı tarafın yükümlülüklerini yerine getirmesi ve reklam alanlarının kullanılmasına imkan sağlaması talep edildiğini, buna karşın davacı tarafça söz konusu reklam alanlarının kullanımı müvekkiline açılmadığı gibi Beşiktaş .... Noterliği'nin ... tarihli ve ... yevmiye numaralı ihtarname cevabında da "Müvekkil kuruma gerekli ödemeler yapılmamış olduğundan, sözleşme gereği reklam alanların kullanımı durdurulmuştur." şeklinde beyanda bulunarak sözleşme konusu yükümlülüklerin yerine getirilmediği ve reklam alanlarının kullanımının durdurulduğunun ikrar edildiğini, taraflar arasında akdedilen reklam alanlarının kullanım hakkının verilmesine ilişkin sözleşme bir kira sözleşmesi olduğunu, işbu kira sözleşmesi de ürün kirası kapsamında kabul edilmesi gerektiğini, huzurdaki dava konusu olayda da davacı tarafça sözleşmenin devamı sırasında reklam alanlarının müvekkili tarafından kullanımı durduruluğunu ve bu şekilde kiralanan alanlar kullanıma elverişli halde bulundurulmadığından müvekkili tarafından kullanılamadığını, bu nedenle müvekkilinin kullanamadığı reklam alanlarına ilişkin kiralama bedelini eksiksiz şekilde ödemekle yükümlü olmadığı yerleşik içtihatlar uyarınca sabit olduğunu, nitekim bu durum hukukun ve hakkaniyetin de gereği olduğunu, dolayısıyla müvekkilinin sözleşme konusu kira bedelinin tamamını ödemekle yükümlü olmadığı kiralayanın, kiralananı kullanıma elverişli halde bulundurma yükümlülüğüne aykırı davranması nedeniyle sabit olduğundan müvekkilinin kiralananı kullanamadığı döneme ilişkin olan dava konusu bedelden sorumlu tutulabilmesinin hukuken mümkün olmadığını, davacı tarafça sözleşmenin feshine yönelik herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, bu yönden bir irade bildirilmediğini, yalnızca müvekkili tarafından eksik olduğu iddia edilen ödemenin yapılması ve teminat mektubu verilmesi hususunda ihtarname gönderilmiş olduğundan, sözleşmenin feshedilmemesi nedeniyle halen yürürlükte olduğu da göz önüne alındığında davacının bu süreçte ve halen sözleşme konusu yükümlülüklerinin devam ettiğinin açıkça anlaşıldığını, ancak davacı tarafın, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca reklam alanlarının müvekkili tarafından kullanılmasına imkan sağlama yükümlülüğü altında olmasına karşın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal edilerek sözleşme devam ederken sözleşmeye konu reklam alanlarının müvekkili tarafından kullanılmasını engellediğini ve müvekkiline kullandırmadığını, akabinde sözleşme süresi sona ermeden ve sözleşme feshedilmeden reklam alanlarının kullanımını farklı bir firmaya bırakmış ve müvekkilinin reklam alanları için hazırladığı reklam panolarına zarar vermiş olduğunu, bu durumun müvekkili ile müvekkilinin alt kiralama ilişkisinde bulunduğu firmaların mağduriyetine ve dolayısıyla zararına sebebiyet verdiğini, ayrıca bu durum müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, bu bakımdan davacı tarafça sözleşme ile kararlaştırılan yükümlülükler eksiksiz şekilde yerine getirilmediğinden davacının kararlaştırılan bedelin tamamına hak kazanmadığının son derece açık olması ve müvekkilinin kiralananı kullanamaması nedeniyle kira bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmaması bir yana ayrıca müvekkilinin uğradığı zararların da davacı tarafça tazmin edilmesi gerekmesine karşın huzurdaki haksız ve mesnetsiz dava ile sözleşme konusu yükümlülükler yerine getirilmişçesine davacı tarafça talepte bulunulması usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğinden müvekkilinin zararlarına ilişkin davacıya karşı tüm dava, talep ve başvuru haklarımızı saklı tuttuğumuzu yinelemekle birlikte huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini, tüm yargılama giderlerinin ve ücret-i vekaletin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. Davacı vekili cevaba cevap dilekçesinde özetle; Huzurdaki davada müvekkili gerektiğinde iktisadi faaliyet yürüten "..." olduğunu, davalı yanın tacir sıfatına sahip bir sermaye şirketi olduğunu, işbu sebeple, taraflar arasında akdedilen iş ticari nitelikte olduğunu, reklam imtiyazlarının devrini konu alan bu davada görevli mahkeme Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, yetki itirazı hususunda ise davalının, taraflar arasında imzalanan sözleşmeyi görmezden gelerek, Mahkeme'yi yanıltma çabası içerisinde olduğunu, dava dilekçesi ekinde sunmuş oldukları, Taraflar arasında akdedilen Sözleşme'nin "İhtilafların Çözüm Şekli" başlıklı 15. Maddesinde aynen; "Bu sözleşme ve eklerinin uygulanmasından doğabilecek her türlü ihtilaflar, Bakırköy Mahkemeleri ve İcra Dairelerinde çözümlenecektir." hükmünün yer aldığını, davacı müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen sözleşmedeki bu amir hüküm gereğince, davaya ve takibe bakmaya münhasıran Bakırköy Mahkemeleri ve İcra Daireleri yetkili olduğunu, dolayısıyla işbu dava yetkili Mahkeme'de açıldığını, ayrıca, davalının dosyaya sunmuş olduğu Mahkeme kararlarının somut olay ile bağdaşmadığını, bu nedenle davalının haksız yetki itirazının da reddini talep ettiklerini, davalının, kâr kaybı ve ayıp iddiaları kendi temerrütlerini gizlemeye yönelik olup hukuken korunamayacağını, davalı yanın, sözleşmeden doğan asli edimlerini yerine getirmediği gerçeğini örtbas etmek amacıyla, müvekkilinin sözleşmeyi ihlal ettiğini ve bu sebeple zarara uğradıklarını iddia ettiğini, ancak bu iddialar hem maddi gerçeğe hem de hukuka aykırı olduğunu, sözleşmenin 'Ödeme' başlıklı 3. maddesi gereğince, davalı tarafın garanti bedeli sözleşme imza tarihinden itibaren 15 iş günü içinde ödemesi gerektiğini, davalının, bu kesin vadeli borcunu tam ve zamanında ödemeyerek temerrüde düştüğünü, kaldı ki davalı yanın, sundukları cevap dilekçesinde ekonomik zorluklar yaşadıklarını ve ödemelerin taksitlendirilmesini talep ettiklerini açıkça ikrar ettiğini, bununla birlikte, davalının temerrüde düşmesi için fatura tebliğine ihtiyaç duyulduğu yönündeki savunmasının da hukuki dayanağının olmadığını, zira taraflar arasındaki sözleşmenin 3. maddesinde, asgari garanti bedelinin sözleşme imza tarihini takiben 15 iş günü içerisinde ödeneceği açıkça ve kesin olarak kararlaştırıldığını, Türk Borçlar Kanunu uyarınca, borcun ifa edileceği günün sözleşmede taraflarca ortaklaşa belirlendiği hallerde, vadenin dolmasıyla borçlu ihtara gerek kalmaksızın temerrüde düşeceğini, kesin vade içeren bu sözleşmede, faturanın tebliğ edilip edilmemesi temerrüdün oluşması açısından bir şekil şartı olmadığını, dolayısıyla, vadenin dolduğu tarihten itibaren ticari temerrüt faizi işletilmesi hukuka ve yasaya uygun olduğunu, açıklanan nedenlerle, davalının yargılamayı uzatmak amaçlı cevap dilekçesindeki beyanlarına itibar edilmemesini, haklı davanın kabulü ile itirazın iptali ile takibin devamına karar verilmesini talep etmiştir. Davalı vekili ikinci cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın bir iktisadi işletme olduğunu, tacir ya da kamu tüzel kişisi vasfını haiz olmadığını, dolayısıyla müvekkiliin tacir olsa da davacı tarafın tacir yahut kamu tüzel kişisi olmadığından ve bu nedenle kanunen belirlenen her iki tarafın da tacir ya da kamu tüzel kişisi olma niteliği karşılanmadığından taraflar arasında yapıldığı iddia edilen yetki sözleşmesi hukuken geçerli olmadığını, bu nedenle davalının bu yöndeki itirazlarının da hukuken geçerli olmadığı ve müvekkili şirketin merkez adresi de göz önüne alınarak öncelikle yetkili ve görevli mahkemenin İstanbul Anadolu Sulh Hukuk Mahkemeleri olduğuna karar verilmesini, Sayın Mahkemenizin aksi kanaatte olması halinde ise İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemeleri olduğuna karar verilmesini ve davanın usulden reddine karar verilmesini, davacı tarafın, taraflar arasında akdedilen 30.01.2024 tarihli sözleşme ile üstlendiği davacıya ait hipodromlarda yer alan reklam alanlarının belirlenmesi ve bu alanların 5(beş) yıl süre ile münhasıran kullanım hakkının verilmesi işi kapsamında, sözleşmenin devamı süresince Sözleşme'ye konu reklam alanlarının müvekkili tarafından kullanılmasına imkan sağlama yükümlülüğünü yerine getirmediğini, işbu reklam alanlarını müvekkiline kullandırmayarak Sözleşme'den doğan yükümlülüklerini ihlal ettiğini, davacı tarafça sözleşmenin feshine yönelik herhangi bir bildirimde bulunulmadığını, bu yönden bir irade bildirilmediğini, yalnızca müvekkili tarafından eksik olduğu iddia edilen ödemenin yapılması ve teminat mektubu verilmesi hususunda ihtarname gönderilmiş olduğundan, sözleşmenin feshedilmemesi nedeniyle halen yürürlükte olduğu da göz önüne alındığında davacının bu süreçte ve halen sözleşme konusu yükümlülüklerinin devam ettiğinin açıkça anlaşıldığını, ancak davacı tarafın, taraflar arasında akdedilen sözleşme uyarınca reklam alanlarının müvekkili tarafından kullanılmasına imkan sağlama yükümlülüğü altında olmasına karşın sözleşmeden doğan yükümlülüklerini ihlal ederek sözleşme devam ederken sözleşmeye konu reklam alanlarının müvekkili tarafından kullanılmasını engellemiş ve müvekkiline kullandırmadığını, akabinde sözleşme süresi sona ermeden ve sözleşme feshedilmeden reklam alanlarının kullanımını farklı bir firmaya bıraktığını ve müvekkilinin reklam alanları için hazırladığı reklam panolarına zarar verdiğini, bu durumun müvekkili ile müvekkilinin alt kiralama ilişkisinde bulunduğu firmaların mağduriyetine ve dolayısıyla zararına sebebiyet verdiğini, ayrıca bu durum müvekkilinin ticari itibarını zedelediğini, bu bakımdan davacı tarafça sözleşme ile kararlaştırılan yükümlülüklerin eksiksiz şekilde yerine getirilmediğinden davacının kararlaştırılan bedelin tamamına hak kazanmadığının son derece açık olması ve müvekkilinin kiralananı kullanamaması nedeniyle kira bedelini ödeme yükümlülüğü bulunmaması bir yana ayrıca müvekkilinin uğradığı zararların da davacı tarafça tazmin edilmesi gerekmesine karşın huzurdaki haksız ve mesnetsiz dava ile sözleşme konusu yükümlülükleri yerine getirilmişçesine davacı tarafça talepte bulunulması usul ve yasaya aykırılık teşkil ettiğinden müvekkilinin zararlarına ilişkin davacıya karşı tüm dava, talep ve başvuru haklarımızı saklı tuttuğumuzu yinelemekle birlikte huzurdaki haksız ve mesnetsiz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: Dava, taraflar arasında reklam alanlarının kullanılması hususunda imzalanan sözleşme kapsamında davalı tarafça eksik ödeme yapıldığı iddiasından kaynaklı olarak davacı tarafça bakiye ücretin tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davalı borçlu tarafından yapılan itirazın iptali mahiyetinde olduğu görülmüştür. Ticari davalar, mutlak ticari davalar, nisbi ticari davalar, yalnızca bir ticari işletmeyle ilgili olmasına rağmen ticari nitelikte kabul edilen davalar olmak üzere üç grubta toplamak mümkündür. Mutlak ticari davalar, tarafların tacir olup olmadığına ve işin bir ticari işletmeyi ilgilendirip ilgilendirmediğine bakılmaksızın ticari sayılan davalardır. Mutlak ticari davalar, 6102 sayılı TTK'nın 4/1. maddesinde bentler halinde sayılmıştır. Bunların yanında Kooperatifler Kanunu (m.99), İcra İflas Kanunu (m.154), Finansal Kiralama Kanunu (m.31), Ticari İşletme Rehni Kanunu (m.22) gibi bazı özel kanunlarda belirlenmiş ticari davalar da bulunmaktadır. Bu guruptaki davaların ticari dava sayılabilmesi için taraflarının tacir olması veya ticari işletmeleriyle ilgili olması gibi şartlar aranmaz. TTK'nın 4/1. bendinde sınırlı olarak sayılan davalar arasında yer alması veya özel kanunlarda ticari dava olarak nitelendirilmesi yeterlidir. Bu davalar kanun gereği ticari dava sayılan davalardır. Nispi ticari davalar, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili olması halinde ticari nitelikte sayılan davalardır. 6102 sayıl TTK'nın 4/1. maddesine göre, her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan ve iki tarafı da tacir olan hukuk davaları ticari dava sayılır. Bu hükme göre bir davanın ticari dava sayılabilmesi için, hem iki tarafın ticari işletmesini ilgilendirmesi, hem de iki tarafın tacir olması gereklidir. Bu şartlar birlikte bulunmadıkça, uyuşmazlık konusunun ticari iş niteliğinde olması veya ticari iş karinesi sebebiyle diğer taraf için de ticari iş sayılması davanın ticari dava olması için yeterli değildir. 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 19/2. maddesi uyarınca, taraflardan biri için ticari iş sayılan bir işin diğeri için de ticari iş sayılması, davanın niteliğini ticari hale getirmeyecektir. Zira; Türk Ticaret Kanunu, kanun gereği ticari dava sayılan davalar haricinde, ticari davayı ticari iş esasına göre değil, ticari işletme esasına göre belirlemiştir. Hal böyle olunca, işin ticari nitelikte olması davayı ticari dava haline getirmez. Üçüncü grup ticari davalar, yalnızca bir tarafın ticari işletmesini ilgilendiren havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davalardır. Yukarıda açıklandığı üzere bir davanın ticari dava sayılması için kural olarak ya mutlak ticari davalar arasında yer alması ya da her iki tarafın ticari işletmesiyle ilgili bulunması gerekirken havale, vedia ve fikri haklara ilişkin davaların ticari nitelikte sayılması için yalnızca bir yanın ticari işletmesiyle ilgili olması TTK'da yeterli görülmüştür. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 4. maddesi de sulh hukuk mahkemelerinin görev alanını belirlemektedir. 4. maddenin (ç) bendi “Bu Kanun ile diğer kanunların, sulh hukuk mahkemesi veya sulh hukuk hakimini görevlendirdiği davaları, görürler.” şeklindedir.6100 sayılı HMK'nun 4/1-a maddesi ile "Kiralanan taşınmazların, 9/6/1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davaların Sulh Hukuk Mahkemesinde görüleceği" hususu hüküm altına alınmıştır.Dosya tüm deliller ile birlikte değerlendirildiğinde; taraflar arasında imzalanan sözleşmenin reklam alanlarının kullanılması(kiralanması) hususunda olup tarafların arasındaki temel ilişki kira ilişkisinden kaynaklanmakta olduğu anlaşılmakla Sulh Hukuk Mahkemesi görevli olup mahkememizin görevsizliği nedeniyle 6100 sayılı HMK'nun 114/1.c ve 115 maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.Yukarıda açılanan sebeplerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davanın, dava şartı olan 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-c maddesinde düzenlenen görev yönünden usulden reddi ile MAHKEMEMİZİN GÖREVSİZLİĞİNE,2-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, kararın kesinleşmesine müteakip talep halinde, dosyanın ve eklerinin yetkili ve görevli mahkeme olan BAKIRKÖY NÖBETÇİ SULH HUKUK MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,3-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 1. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmesi halinde, dosyanın görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesine, 4-6100 Sayılı HMK nın 20/1. maddesi 2. cümlesi uyarınca, taraflardan herhangi birinin kararın kesinleşmesinden itibaren iki (2) haftalık yasal süre içerisinde Mahkememize başvurarak dava dosyasının görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesini talep etmemesi halinde, dava dosyasının re'sen ele alınarak, açılmamış sayılmasına karar verilmesine, bu hususun taraflara ihtaratına, (Gerekçeli hükmün tebliği ile ihtaratına)5- 6100 Sayılı HMK nın 331/2.nci maddesi 1. cümlesi uyarınca, bu dava dosyasına ilişkin harç ve yargılama giderlerinin görevli ve yetkili mahkemede değerlendirilmesine,6-Dava dosyasının kesinleşmesi üzerine, iki (2) haftalık yasal süre içerisinde, taraflardan herhangi birinin, ilgili mahkemeye dava dosyasının gönderilmesini talep etmemesi halinde, ilgili dava dosyasının mahkeme Yazı İşleri Müdürü tarafından mahkeme hakiminin önüne getirilmesine, Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okundu. █████/2026Başkan .... ¸e-imzalıÜye .... ¸e-imzalı Üye .... ¸e-imzalı Katip .... ¸e-imzalı