Bakırköy 8. Asliye Ticaret Mahkemesinden, 6102 sayılı TTK m.636ya göre şirketin faaliyetsizliği ve genel kurulun toplanamaması nedeniyle fesih istemli ticari dava ve taraf sıfatı değerlendirmesi.
Özet: Bir hissedarın, uzun süredir faaliyetsiz olan ve genel kurulları toplanamayan limited şirketin haklı sebeplerle feshedilmesi istemiyle açtığı davada, mahkeme; şirketin gayri faal olmasının fesih için haklı neden oluşturup oluşturmadığı, Türk Ticaret Kanununun ilgili maddesindeki fesih şartlarının yerine gelip gelmediği ve davanın doğru tarafa yöneltilip yöneltilmediği gibi hususları değerlendirmiştir.

T.C. BAKIRKÖY 8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ

ESAS NO : ████████ Esas
KARAR NO : ████████ Karar
DAVA : Ticari Şirket (Fesih İstemli)
DAVA TARİHİ : █████/2026
KARAR TARİHİ : █████/2026
G. K. YAZILDIĞI TARİH : █████/2026
Mahkememizin ... Esas sayılı dosyasının ... tarihli tensip tutanağının ... numaralı ara kararı ile; "Davacının davalı ... yönünden açmış olduğu davasının işbu dosyadan tefriki ile mahkememizin aşırı esasına kaydına," karar verilmiş olup davacının davalı ... yönünden davasının TEFRİK EDİLEREK yukarıda belirtilen sırasına(Esas numarası) kaydedilen davasının yapılan açık yargılaması sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili dava dilekçesinde; Davacı müvekkilinin davalı ... hisselerini eski hissedar ortak ...'dan devir ve temlik aldığını, devir aldığı hisselerin değerinin 392.000 TL olduğunu, ... un bakiye kalan 408.000 TL değerli hissesini davalı ...'ya devrettiğini, █████/2017 tarihinden beri şirketin bir faaliyette bulunmadığını,belirterek ; davacının davalı şirkette bulunan hissesinin bedelinin █████/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte ödenmesi konusundaki hakkı saklı kalmak koşuluyla şirketin kapatılmasına/feshine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
Dava dilekçesi, taraf beyanları, gelen müzekkere cevapları ve tüm dosya kapsamı bir bütün olarak değerlendirildiğinde;
Dava; 6102 sayılı TTK'nın 636. maddesi uyarınca davalı şirketin haklı nedenlerle fesih - tasfiyesi istemine ilişkin olduğu görülmüştür.
6100 Sayılı HMK' nın 320. maddesi kapsamında taraflar arasındaki uyuşmazlık konusu: feshi istenen şirketin genel kurulun uzun zamandan beri toplanamadığı hususunun somut olay bakımından geçerli olup olmadığı, fesih için davacı yönünden haklı sebeplerin bulunup bulunmadığı, haklı sebep koşulunun oluşup oluşmadığı, şirketin gayri faal olmasının fesih için haklı sebep sayılıp sayılmayacağı, TTK'nın 636/3 maddesi uyarınca fesih şartlarının oluşup oluşmadığı noktalarında toplandığı görülmüştür.
Dava konusu, 6102 sayılı TTK' nın ...-a ve 5. maddeleri gereğince mahkememizin görev alanına girmektedir.
Feshi istenen şirketin sicil kaydının incelenmesinde; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğünün ... sicil numarasında kayıtlı, ...Mah. ... Cad. ... Blok ... .../... adresinde sicilde kayıtlı olduğu anlaşılmıştır.
Feshi istenen şirket merkezinin mahkememiz yetki sınırlarında olması nedeniyle taraflar arasındaki uyuşmazlığın niteliğine göre; 6100 sayılı HMK' nın 14/2. maddesi gereğince, işbu davaya bakmaya mahkememiz kesin yetkili olup, dava 6102 sayılı TTK' nın 1521. maddesi gereğince basit yargılama usulünce incelenip sonuçlandırılmıştır.
Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun ... Tarih ve... E. - ... K. Sayılı ilamında da belirttiği üzere; sıfat maddi hukuka ilişkin bir kavram olarak “bir şahıs veya şeyin hâli” şeklinde (Türk Hukuk Lûgatı, Türk Hukuk Kurumu Ankara 2021, s. 977) tanımlanmıştır. Sıfat, tarafın bir özelliği olmadığı gibi usule ilişkin bir kavram da değildir. Aksine sıfat, davanın taraflarının ihtilaflı maddi hukuk ilişkisinin gerçek süjesi olup olmadıklarıyla ilgili olup, dava konusu subjektif hakka ilişkindir Uygulamada, davada gerçek tarafın belirlenmesine ilişkin taraf sıfatı kavramı, husumet terimiyle de ifade edilmektedir. Belirtmek gerekir ki; sözlük anlamı "hasım olma durumu, düşmanlık" olan husumet terimine HMK'da açıkça yer verilmemiştir.
Bununla birlikte husumet kavramı dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Dava dilekçesinde davacı ve davalı olarak gösterilen kişiler, şeklen o davanın tarafları ise de; mahkemenin bu taraflar arasında dava konusu hakkın esasına ilişkin bir karar verebilmesi için bu kişilerin gerçekten o davada davacı ve davalı sıfatına sahip olmaları gerekir. Bir subjektif hakkı dava etme yetkisi (dava hakkı) kural olarak o hakkın sahibine ait olduğundan o hakka ilişkin bir davada davacı olma sıfatı da o hakkın sahibine; davalı sıfatı ise bir subjektif hakkın kendisinden davalı olarak istenebileceği, o hakka uymakla yükümlü olan kişiye aittir. Uygulamada davacı sıfatı, "aktif husumeti", davalı sıfatı ise "pasif husumeti" karşılayacak şekilde ifade edilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukuki koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'i değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsa bile mahkemece resen nazara alınmasıdır.
Yukarıda yapılan açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; limited şirketin genel kurulun uzun zamandan beri toplanamadığından feshi talepli olarak açılan iş bu davada, husumetin davalı şirkete yöneltilmesi gerekli ve yeterlidir. Bu haliyle davacının iş bu talebi yönünden, feshi istenen şirketin yetkilisine karşı pasif husumeti bulunmadığı anlaşılmış ve açılan davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle esastan reddine karar verilmiştir.
Yukarıda açıklanan nedenlerle aşağıdaki şekilde karar verilmiş ve hüküm kurulmuştur.
HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle;
1-Davacı tarafından davalı ... aleyhine açılan davanın pasif husumet yokluğu sebebiyle REDDİNE,
2-Davacı tarafça tefrik edilen ... Esas sayılı dosyasında harç yatırılmış olduğundan başkaca harç alınmasına YER OLMADIĞINA,
3-Davacı tarafça yatırılan ve yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde BIRAKILMASINA,
-Davacı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın karar kesinleştiğinde ve talep halinde yatıran tarafa İADESİNE, (Gerekçeli kararın tebliğe çıkarılma masraflarının kalan gider avansından karşılanmasına)
4-Davalı tarafça yatırılan gider avansından arta kalan miktarın davalı tarafa İADESİNE,
5-HMK'nın uygulanmasına dair yönetmeliğin 58/1 maddesi gereğince taraflardan birinin talebi halinde gerekçeli kararın taraflara TEBLİĞİNE,
Dair; 6100 sayılı HMK.'nun 341. ve devamı maddeleri gereğince gerekçeli kararın tebliğinden itibaren 2 haftalık süre içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi nezdinde İSTİNAF kanun yolu açık olmak üzere tarafların yokluğunda oy birliği ile verilen karar açıkça okundu. ...
Başkan ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Üye ...
¸e-imzalı
Katip ...
¸e-imzalı

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!