Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, trafik kazası sonucu vefat nedeniyle destekten yoksun kalma ve manevi tazminat taleplerinin arabuluculuk anlaşması ve hak düşürücü süre itirazları ekseninde istinaf incelemesi.
Özet: Ölüm sebebiyle açılan tazminat davasında, trafik kazasında vefat eden çocuğun yakınlarının maddi ve manevi tazminat talepleri üzerine ilk derece mahkemesince verilen karara karşı yapılan istinaf başvurusunda, davacılar vekili her bir müvekkili için ayrı ayrı vekalet ücreti hükmedilmesi gerektiğini savunurken, davalı sigorta şirketi vekili ise müvekkilinin daha önce arabuluculuk yoluyla ödeme yaptığını, hak düşürücü sürenin dolduğunu, ebeveynlerin kazada kusuru bulunduğunu ve faiz işletilmesinin haksız olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmektedir.

T.C. ADANA BAM 3. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: █████████ - █████████
T.C.ADANABÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ 3. HUKUK DAİRESİDOSYA NO : █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IBaşkan :Üye :Üye : Katip :İNCELENEN KARARINMAHKEMESİ : .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ : ...NUMARASI : ... Esas, ... KararDAVACILAR : 1- ... 2- ... 3- ... 4- ... 5- ... VEKİLİ : Av....DAVALI : 1- ... VEKİLİ : Av....DAVALI : 2- ... VEKİLİ : Av....DAVALI : 3- ... DAVA : Ölüm Sebebiyle Açılan TazminatKARAR TARİHİ : █████/2026GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : █████/2026.... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararına yönelik olarak istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla Dairemize gönderilen dosyanın yapılan incelemesinde;GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde davalı ...'nın sevk ve idaresinde bulunan ve davalı ...'a ait ... plakalı otomobilin seyir halinde iken yaşı küçük yaya ...'a çarpması neticesinde davacıların murisi ...'ın vefat ettiğini belirterek her bir davacı için ayrı ayrı şimdilik 100,00'er TL destekten yoksun kalma tazminatının tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen; davacı ... için 75.000,00 TL, ... için 75.000,00 TL, diğer davacılar için 50.000,00'er TL manevi tazminatın davalılar ... ve ...'dan tahsilini talep ve dava etmiştir. CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan davanın reddine, müvekkili şirket dava açılmasına sebebiyet vermediği için yargılama masrafları ve vekalet ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece, davacı ...'ın destekten yoksun kalma zararı olarak 423.621,91 TL'nin tamamından davalılardan ... ve ...'dan kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan ...'nin ise bakiye poliçe limiti olan 227.029,69 TL'sinden sorumlu olacak şekilde ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olunmaksızın müşterek ve müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, davacı ...'ın destekten yoksun kalma zararı olarak 206.455,40 TL'nin tamamından davalılardan ... ve ...'dan kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte, davalılardan ...'nin ise bakiye poliçe limiti olan 107.066,20 TL'sinden sorumlu olacak şekilde ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsilde tekerrür olunmaksızın müşterek ve müteselsilen alınarak bu davacıya verilmesine, davacılar ..., ... ve ...'ın maddi tazminat taleplerinin, destekten yoksun kalma nedeniyle talep edebilecekleri maddi tazminat tutarı bulunmadığından reddine, davacılardan ... yönünden 60.000,00 TL, ... yönünden 60.000,00 TL; davacılardan ..., ... ve ... yönünden 40.000,00'er TL olmak üzere toplam 240.000,00 TL manevi tazminatın müteveffa ...'ın vefat tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan müşterek ve müteselsilen alınarak davacılara verilmesine, fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine karar verilmiştir. İSTİNAF NEDENLERİ: Karara karşı davacılar vekili; maddi ve manevi tazminatlar için her bir müvekkiline ayrı ayrı vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini belirterek kararın bu yönüyle kaldırılmasını talep etmiştir. Karara karşı davalı sigorta şirketi vekili; davacı tarafa toplamda 150.000,00 TL maddi tazminat ödemesi yapılmış olup müvekkili şirket tarafından kazadan kaynaklı tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini, davacı taraf ile bu yönde protokol düzenlendiğini ve ara buluculuk anlaşma belgesinde açık bir şekilde müvekkili şirketin sigortalı ve sigortalı araç sürücüsünün tüm talepleri yönünden poliçe limiti dahilinde ibra edileceğinin belirtildiğini, bu durumda ara bulucuk anlaşma belgesi doğrultusunda ödeme yapılması sebebiyle haksız ve hukuka aykırı olarak açılan davanın reddinin gerektiğini, ara buluculuk sürecinin ... tarihinde sona erdiğini, bu bakımdan KTK 111/2 maddesi gereğince belirtilen 2 yıllık hak düşürücü sürenin sona erdiğini, davacı tarafın anlaşma sağlanmasına yönelik haberi olmadığına dair beyanların tamamen gerçek dışı olduğunu, dava dosyasına sunulmuş olunan ... tarihli dilekçenin eklerinde de dekont ve anlaşma belgesinden bu durumun açıkça görüldüğünü, müteveffanın yaşı gereği anne babanın bakım ve gözetim yükümlülüğü altında olduğunu, söz konusu olayın oluşmasında anne babanın etkili kusurunun bulunduğunu, temerrüt tarihi olduğu iddia edilen ... tarihinden itibaren tazminat tutarına faiz işletilmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, müvekkili şirket tarafından tüm yükümlülüklerin yerine getirildiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. Karara karşı davalı ... vekili; davacı taraf ile davalı sigorta şirketi arasındaki ihtiyari ara buluculuk sürecinde ... Esas sayılı ara buluculuk dosyası kapsamında anlaşma sağlanmış olup bu yönde tutanak düzenlendiğini ve davacı taraflara ödeme yapıldığını, ilgili ara buluculuk tutanağı incelendiğinde görüleceği üzere hukuken ve şeklen herhangi bir sakatlık veya butlan sebebinin bulunmadığını, tarafların tazminat konusunda fahiş düşük bir miktar üzerinden anlaşmadıklarını ve haksız fiilden kaynaklı tazminat taleplerinin yerine getirildiğini, ilk derece mahkemesi tarafından bu hususların göz ardı edilerek karar verildiğini, feragat edilmesi ve anlaşma sağlanması sebebiyle davanın reddine karar verilmesi gerekirken aleyhe karar verilmiş olmasının hatalı olduğunu, ... tarihli trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan raporun hukuken mesnetsiz ve hatalı olduğunu, hesap bilirkişisi tarafından hazırlanan raporun hükme esas alınan raporun hatalı olduğunu, bilirkişice yapılan hesaplamada hata olduğunu, müteveffanın evlilik yaşı, çocuk sayısı ve destek payları kısmında hata yapıldığını, müteveffanın yaşından dolayı müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, olayın oluşmasında anne babanın etkili kusurunun bulunduğunu, davalı sigorta şirketi aleyhine hükmedilen tazminat miktarının poliçe limiti gözetilmeksizin gerçekleştirildiğini, davanın reddinin gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasını talep etmiştir. DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:Dava, ölümlü trafik kazası sonucu açılmış olan destekten yoksun kalma ve manevi tazminat talebine ilişkindir.Mahkemece davanın kısmen kabulüne karar verilmiş olup karar davacılar, davalı sigorta şirketi ve davalı ... vekilleri tarafından istinaf edilmiştir.Kusur oranına yönelik yapılan istinaf incelemesinde; Dosya arasında mevcut bulunan kaza tespit tutanağında sürücü ...'nın aracının yük ve teknik özelliklerine, görüş ve yol durumunun gerektirdiği şartlara uymadığından kusurlu olduğu, yaya ...'ın site bahçesinde oynarken ani hareketle ve kontrolsüzce yola fırlamasından dolayı kusurlu olduğu belirtilmiştir. .... Asliye Ceza Mahkemesinin ... Esas sayılı dosyasında alınan ... tarihli bilirkişi raporu incelendiğinde; ... plaka sayılı otomobil sürücüsü ...'nın kendi sevk ve idaresindeki otomobiliyle ... caddesi istikametinden gelerek ... sayılı sokağa takiben sola manevra yaparak site içerisine giriş yaptıktan sonra site içerisi olarak tabir edilen ve kara yolu olarak değerlendirilen mahalde meydana gelen kazanın oluşumunda, kendisinin yola göstermesi gerekli dikkat ve özeni göstermeyip elinde telefon olduğu değerlendirilen parlak cisme dikkat kesilmesi sebebiyle yayayı fark etmeden ileri manevrasına devam ederek kontrolsüz şekilde hareket ettiği ve trafik güvenliğini tehlikeye düşürdüğü değerlendirildiğinden sürünün yapmış olduğu bu ihlal sebebiyle yayayla birlikte eşit oranda asli kusurlu olduğu; yaya ...'ın oyun oynamak için çıktığı ... sokağın devamında bulunan, apartmanların çevrelediği site içerisi olarak tabir edilen ve araç trafiği için ayrılan kara yolu statüsünde bir yer olan mahalde, kendi can güvenliği gereği kara yolu statüsünde bulunan mahalde oyun oynamaması, zorunlu haller gereği bu alanları kullanması durumunda da kendi can güvenliği gereği dikkat ve özeni gösterip mahalde seyir eden otomobilin güvenli şekilde geçiş yapmasına izin vermesi ve trafik akışını tehlikeye düşürmemesi gerektiği değerlendirildiğinden yayanın yapmış olduğu bu ihlal sebebiyle sürücüyle birlikte eşit oranda asli kusurlu olduğu kanaatine varılmıştır. İşbu dosyada alınan trafik bilirkişisi tarafından hazırlanan ... tarihli kusur raporunda, müteveffa yaya ...'nin yaya yollarında, geçitlerde veya mecburi hallerde taşıt yolu üzerinde bulunan yayaların trafiği engelleyecek, tehlikeye düşürecek davranışlarda bulunmaları, dikkatsiz hareket etmeleri, oynamaları kuralını ihlalden %50 oranında kusurlu olduğu, otomobil sürücüsü ...'nın hızını kullandığı aracın yük ve teknik özelliğine görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak kuralını ihlalden %50 oranında kusurlu oldukları belirtilmiştir. Mahkemece aldırılan raporun dosya kapsamına ve olayın oluşuna uygun olduğu gibi kaza tespit tutanağı ve ceza dosyasından alınan rapor ile de uyumlu olduğu, aralarında çelişki olmadığı anlaşıldığından kusur oranın yanlış tespit edildiğine ilişkin istinaf sebebi yerinde görülmemiştir.Hesap raporuna yönelik yapılan istinaf incelemesinde: Anayasa Mahkemesinin ...-... E.K sayılı ... günlü kararı sonrasında Yargıtay 17. Hukuk ve sonrasında Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin istikrarlı kararlarında (örneğin ... gün ve ... Esas ve ... karar sayılı kararları, ... Esas ve ... Karar sayılı kararları) davacının gerçek zararının belirlenmesi noktasında davacının muhtemel bakiye yaşam süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenerek ve prograsif rant tekniği kullanılmak suretiyle tazminat miktarının hesaplanması gerektiğine işaret edilmiştir. Buna göre eldeki dosyaya baktığımızda mahkemesince hükme esas alınan hesap raporunda TRH 2010 yaşam tablosu ve prograssif rant yöntemi kullanılmak sureti ile davacının zararının belirlendiği, destek pay oranlarının ve bakiye yaşam süresinin içtihatlara uygun olarak hesaplandığı, raporun bu yönüyle hüküm kurmaya elverişli olduğu anlaşıldığından davalı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmemiştir. Davalı sigorta şirketi vekilinin arabuluculukta anlaşıldığından davanın reddi gerektiğine dair istinaf sebebinin incelenmesinde; Davacılar anne ..., baba ... tarafından destek tazminatının kısmen ödendiği ancak bu ödemenin yeterli olmadığı belirtilerek eksik ödemelerin tahsili talep edilmiştir. Davalı tarafından arabuluculuk görüşmeleri sonucunda anlaşma sağlandığı ve anlaşma belgesi imzalandığı, anlaşmaya konu alacak kalemlerine yönelik dava açılamayacak olması sebebiyle dava şartı yokluğundan davanın reddi talep edilmiştir. Yerel Mahkeme tarafından davalının bu savunması dikkate alınıp değerlendirilmeden yapılan ödeme düşülerek bakiye tazminatın tahsiline karar verilmiştir.Dosyanın incelenmesinde davacılar ... ve ... ile davalı sigorta şirketi arasında ... tarihinde dava ile talep edilen alacaklar hakkında anlaştıklarına dair “Hukuki Uyuşmazlıklarda Arabuluculuk Anlaşma Belgesi” düzenlendiği, taraflarca ve arabulucu tarafından bu belgenin imzalandığı, anlaşma gereğince ... tarihinde ödeme yapıldığı görülmüştür.6325 sayılı Kanun'un "Arabulucuya başvuru" kenar başlıklı 13 üncü maddesinin birinci fıkrası şöyledir:"Taraflar dava açılmadan önce veya davanın görülmesi sırasında arabulucuya başvurma konusunda anlaşabilirler. Mahkeme de tarafları arabulucuya başvurmak konusunda aydınlatıp, teşvik edebilir." 6325 sayılı Kanun'un "Tarafların anlaşması" kenar başlıklı 18 inci maddesinin beşinci fıkrasında, "(Ek: █████/2017-███████ md.) Arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılması hâlinde, üzerinde anlaşılan hususlar hakkında taraflarca dava açılamaz.)" düzenleme mevcut olup, ilgili maddenin gerekçesinde arabuluculuk faaliyetinin niteliği gereği, anlaşmaya varılması hâlinde de sıkı kurallar konulmadığı, anlaşmanın kapsamı ve şeklinin, taraflarca serbestçe kararlaştırılabileceği düzenlenmiştir.Arabuluculuğa ilişkin düzenlemelerin temel gerekçesini, daha az masrafla ve daha kısa zamanda uyuşmazlıkların çözüme kavuşturulması, başka uyuşmazlıkların doğması engellenerek uyuşmazlıkların temelden çözümlenmek suretiyle sosyal barışa katkı sağlanması şeklinde özetlemek mümkündür. Bu genel gerekçeden hareketle arabuluculuk faaliyeti sonucunda anlaşmaya varılması hâlinde, uyuşmazlığın tarafların iradeleriyle çözüme kavuşturulduğu kabul edilmiş ve artık mahkemelere bu uyuşmazlığın tekrar yansıtılmaması amaçlanmıştır. Bunun sonucunda da, uyuşmazlıkların temelden çözümlenerek tarafların barışması, aynı konuların mahkeme önüne tekrar getirilmemesi sağlanmış olacaktır. Dava açma yasağının kabul edilmesinin ikinci gerekçesi, anlaşmanın taraflar açısından bağlayıcı olması noktasında bulunabilir. Kural olarak, arabuluculuk faaliyeti sonunda yapılan anlaşmanın taraflar için bağlayıcı olması sebebiyle (anlaşmanın iptali veya geçersizliğine sebep olabilecek ya da anlaşmanın sahteliği ve benzer hâllere ilişkin davalar dışında) konusu, tarafı ve sebebi aynı olan bir uyuşmazlık hakkında artık dava açılamayacağı belirtilmiştir. Bu anlamda dava açma yasağının bir diğer gerekçesi ise tarafların kendi iradeleriyle buldukları çözümün ve yaptıkları anlaşmanın bağlayıcı olması sebebiyle artık aynı konuda bir uyuşmazlığın doğmayacağıdır. Hatta bu bağlayıcılığı bir anlamda sağlamak amacıyla mahkemeden icra edilebilirlik şerhi alınmak suretiyle ilâmların icrasına ilişkin hükümlere tâbi olması ya da şartları varsa doğrudan bu anlaşma belgesinin ilâm niteliğinde belge kabul edilmesi söz konusu olmuştur (HUAK m. 18). Böylece, daha önceden yaşanan uyuşmazlık için veya çözüm anlaşmasının ifası için tarafların dava açmasına da gerek kalmamaktadır. Ayrıca Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun genel gerekçesi ve anlaşma belgesinin tarafları bağlaması da, dava açma yasağının gerekliliğinin ve re’sen dikkate alınmasının diğer gerekçeleridir. Dava açma yasağının istisnaları bulunmaktadır. Anlaşma belgesinde yer alan anlaşılan hususlarda dava açılmasının mümkün olduğu hâller mevcuttur. Örneğin, irade fesadı hâlleri (Bunlardan ilki anlaşma belgesine karşı ileri sürülebilecek irade fesadı hâlleridir, bu durumda anlaşmaya varılan hususlarla ilgili olarak bu sözleşmenin iptali Türk Borçlar Kanunu (m. 30 vd., m. 39) hükümleri çerçevesinde talep edilerek dava açılabilir. Elbette anlaşma belgesinin ehliyetsizlik, emredici hukuk kurallarına, kamu düzenine, ahlaka, kişilik haklarına ve şekle aykırılık gibi sebeplerle mutlak butlanla sakatlanması da düşünülebilir. Böyle bir durumda butlanın tespiti mahkemeden istenebilir. Bu anlamda, Türk Borçlar Kanunu’nun 27. maddesindeki kanunun emredici hükümlerine, ahlaka, kamu düzenine, kişilik haklarına aykırı veya konusu imkânsız olan sözleşmelerin kesin hükümsüzlüğüne dayanılabilir. Aşırı yararlanmanın koşulları varsa bu konuda da mahkemede dava açılabilir TBK m. 28), anlaşma belgesinin sahte olması, anlaşmanın geçersizliği, anlaşma hükümlerinin yorumlanmasına ihtiyaç bulunması, icra edilebilir bir anlaşma bulunmaması gibi durumlarda dava açılması ve bu hususların mahkemece incelenip karara bağlanması mümkündür.Dosya kapsamı mevcut delil durumu ve ileri sürülen beyanlar dikkate alındığında; davacının anlaşma tutanağını irade fesadı ile imzaladığına ilişkin bir delil ileri sürmediği, davacının irade fesadı hallerini tanık beyanı, belge vb deliller ile kanıtlayamadığı, bu hali ile davalı sigorta şirketi yönünden davanın reddine karar verilmesi gerekirken mahkemenin bu hususta gerekçe oluşturmadan ödemenin düşülerek bakiye zarara karar verilmesi hatalı olmuştur. Bu nedenle davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf talebinin kabulü gerekmiştir. Davalı işleten ... vekilinin arabuluculukta sigorta şirketi ile anlaşıldığından davanın reddi gerektiğine dair istinaf sebebinin incelenmesinde;Eldeki davanın kusurlu araç sürücüsü, araç işleteni ve aracın ZMMS sigorta şirketine yönelik birlikte açıldığı görülmektedir.Müteselsil sorumluluğa ilişkin hukuki sonuçlar BK'nın 61, 62, 106, 155, 162, 163, 166, 168. maddelerinde düzenlenmiştir. Borçlar Kanunu hükümleri uyarınca müteselsil sorumluluğun bazı hukuki sonuçları vardır. Müteselsil borçlulardan her biri, alacaklıya karşı borcun tamamından sorumludur.(BK 162/1). Alacaklı, borçluların birinden, bir kısmından veya hepsinden alacağını talep etme ve dava açma hakkına sahiptir.(BK163/1). Borç tamamen ifa edilinceye kadar alacaklıya karşı bütün borçluların sorumluluğu devam eder.(BK 163/2). Borçlulardan birinin yaptığı ödeme kadar, müteselsil sorumluların alacaklıya karşı sorumlu oldukları toplam miktar eksilmiş olur (BK 166/1). Borcun tamamı borçlulardan biri tarafından ödenirse, diğer borçlular da alacaklıya karşı borçtan kurtulur.Alacaklının borçlulardan biriyle yaptığı ibra anlaşması, diğer borçluları da ibra edilen borçlunun borca katılma payı oranında borçtan kurtarır. (BK 166/3). Müteselsil borçlu, alacaklıyı tatmin ettiği oranda diğer müteselsil borçlulara karşı alacaklının halefi olur (BK 168/1) ve alacaklının hakları ona geçer. Borçlu yalnızca kendi payına düşen kısmı ödemişse, diğer müteselsil borçluya rücu edemez.2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 91/1. maddesinde, “İşletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur”, aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, “Bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı”, aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, “işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur” hükümlerine yer verilmiş, Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları’nın A-1.maddesinde de, “Sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder” şeklinde ifade edilmiştir.Yukarıda açıklanan 2918 sayılı KTK madde hükümlerinden, Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.Bu açıklamalardan da anlaşılacağı üzere davalı işletenin aracının işletilmesi sırasında doğacak 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu trafik sigortacısı karşılamak durumunda olduğundan, somut olayda; davacılar anne ve baba toplam 150.000 TL ödeme karşılığında davalı sigorta şirketi yönünden arabuluculukta anlaşılmıştır. Ödemenin zararı tamamen karşılamaması halinde davalı işleten; poliçe limitini aşan miktarda zarar varsa, limiti aşan kısımdan sorumlu olacaktır. (aradaki poliçe ilişkisi nedeniyle) Eğer limitin altında bir zarar varsa davalı işleten ibra (arabuluculukta anlaşma) nedeni ile bu oranda sorumluluktan kurtulmuş olacaktır. Davalı araç sürücüsünün 3. Kişi olması halinde ise poliçe ilişkisinin tarafı olmadığı ve haksız fiil sorumlusu olarak sürücünün sigorta şirketine rücu hakkı söz konusu olmadığından, sigorta şirketi tarafından yapılan ödeme kadar davalı sürücünün borcu sona erecek, sigorta ödemesinin üstünde kalan zarar miktarından ise sürücü sorumlu olacağı gözetilerek karar verilmesi gerekecektir. (Benzer yönde Yargıtay 17. HD'nin ...E-...K, ...E-...K sayılı kararları)Açıklanan sebeplerle, davalıların işleten ve sürücüsü olduğu aracın Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesini düzenleyen davalı ... ile arabuluculukta anlaşılmış olmasına göre, ibranın teminat limiti dahilinde müşterek ve müteselsil borçlu davalı işletene/ sigortalıya da sirayet edeceği ancak poliçe limitini aşan miktarda zarar varsa, limiti aşan kısımdan sorumlu olacakları gözetilerek yargılamaya devam edilmesi gerektiği halde yazılı şekilde Yerel Mahkemece kurulan hüküm yerinde değildir.Aktüer bilirkişisince düzenlenen ve hükme esas alınan ... tarihli raporda davacı ...'ın zararı 423.621,91 TL; davacı ...'ın zararı 206.455,40 TL olarak belirlenmiş olup zarar poliçe teminat limitinin üzerinde kalmaktadır. Bu nedenle işleten olan davalı ... poliçe limitinin üzerinde kalan kısımdan sorumlu tutulmadır.Yani davacı ...'ın talep edebileceği tazminat 423.621,91 TL ve davacı ...'ın zararı 206.455,40 TL olup poliçe limiti gereğince bilirkişi raporunda belirtildiği üzere zarar limiti aştığından garame yapılması gerektiğinden, bilirkişice garame sonucu sigorta şirketinin davacı ...'ya ödemesi gereken tutar 332.102,29 TL, davacı ...'a ödenmesi gereken tutar 167.897,71 TL olup davalı işleten ... bu tutarın üzerinde kalan zarardan sorumlu olacaktır.Buna göre yapılan hesaplamada, bilirkişice bakiye zarar ... yönünden 423.621,91 TL olarak hesaplanmış olup bu tutardan 332.102,29 TL düşüldüğünde davalı ...'ın sorumlu olduğu tutar 91.519,62 TL; ... yönünden 227.029,69 TL zarardan ödenmiş kabul edilen 167.897,71 TL düşüldüğünde 59.131,98 TL olup davalı işleten ... bu tutarın üzerinde kalan zarardan sorumlu olacaktır. Sürücü olan davalı ... kararı istinaf etmediğinden onun yönünden karar aynen korunmuştur.Davacılar vekilinin vekalet ücretine yönelik istinaf başvurusunun incelenmesinde; HMK’nun “İhtiyari dava arkadaşlığı” başlıklı 57. maddesinde; birden çok kişinin kanunda sayılan hallerde birlikte dava açabilecekleri gibi aleyhlerine de birlikte dava açılabileceği düzenlenmiş, ihtiyari dava arkadaşlarının davadaki durumu” başlıklı 58. maddesinde ise ihtiyari dava arkadaşlığında, davaların birbirinden bağımsız olduğu, dava arkadaşlarından her birinin, diğerinden bağımsız olarak hareket edeceği düzenlenmiştir. Eldeki davada, davacıların maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden ihtiyari dava arkadaşlığı mevcut olup, kabul edilen kısım yönünden de, reddedilen kısım yönünden de vekalet ücretinin de ayrı ayrı takdir edilmesi gerekir.Karar tarihinde yürürlükte bulunan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi'nin 10. maddesinde, manevi tazminat davalarında avukatlık ücretinin, hüküm altına alınan miktar üzerinden bu tarifenin üçüncü kısmına göre belirleneceği, davanın kısmen reddi durumunda ise karşı taraf vekili yararına bu Tarifenin üçüncü kısmına göre hükmedilecek ücretin, davacı vekili lehine belirlenen ücreti geçemeyeceği düzenlenmiştir.Mahkemece, her bir davacı lehine ve maddi ve manevi tazminat için ayrı ayrı vekalet ücretine hükmolunması gerekirken yazılı şekilde karar verilmiş olması yerinde olmadığından davacılar vekilinin bu yöndeki istinaf başvurusunun kabulü gerekmiştir. HMK'nın 355. maddesi gereği, kamu düzenine aykırılık teşkil eden hususlar hariç tutularak, istinaf neden ve gerekçeleri ile sınırlı olmak üzere yapılan incelemede;Yukarıda açıklanan ve benimsenen nedenlerle dosya içeriğine, toplanan delillere, hükmün dayandığı yasal ve hukuksal gerekçeye göre, davacılar, davalı sigorta şirketi ve davalı ... vekillerinin istinaf başvurusunun kısmen kabulü ile, HMK 353/1-b-2. maddeleri gereği ilk derece mahkemesi kararının yeniden hüküm kurulmak üzere ortadan kaldırılmasına karar verilmesi gerekmiş olup aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;1-Davacılar ve davalı sigorta şirketi vekili ile, davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun KISMEN KABULÜ ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-b/2. maddesi hükmü uyarınca düzelterek yeniden esas hakkında karar verilmek üzere .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ... tarih ve ... Esas, ... Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,2-Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin davalı asiller yönünden KISMEN KABULÜ İLE; -423.621,91 TL destek tazminatının (davalılardan ... tamamından ve davalı ... bu miktarın 91.519,62 TL'sinden sınırlı sorumlu olmak üzere) kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken veya müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,3-Davacı ...'ın maddi tazminat talebinin davalı asiller yönünden KISMEN KABULÜ İLE;- 206.455,40 TL destek tazminatının (davalılardan ... tamamından ve davalı ... bu miktarın 59.131,98 TL'sinden sınırlı sorumlu olmak üzere) kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte bu davalılardan müştereken veya müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine,4-Sigorta şirketine karşı açılan davanın REDDİNE,5-Davacılar ..., ... ve ...'ın maddi tazminat taleplerinin, destekten yoksun kalma nedeniyle talep edebilecekleri maddi tazminat tutarı bulunmadığından REDDİNE,6-Davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'ın manevi tazminat taleplerinin KISMEN KABULÜ İLE;-Davacılardan ... yönünden 60.000,00 TL, ... yönünden 60.000,00 TL; davacılardan ..., ... ve ... yönünden 40.000,00'er TL olmak üzere toplam 240.000,00 TL manevi tazminatın müteveffa ...'ın vefat tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan ... ve ...'dan müşterek veya müteselsilen alınarak davacılara verilmesine,-Fazlaya ilişkin manevi tazminat taleplerinin reddine,7-a-)Davacılardan ...'ın maddi tazminat talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 28.937,62 TL harcın davalı ...'nın bu harcın tamamından, davalı ...'ın ise 6.251,71 TL'sinden sorumlu olmak üzere müştereken veya müteselsilen davalılar ... ve ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, b-)Davacılardan ...'ın maddi tazminat talebi yönünden karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 14.102,97-TL harcın ...'nın bu harcın tamamından, davalı ...'ın ise 4.039,31 TL'sinden sorumlu olmak üzere müştereken veya müteselsilen davalılar ... ve ...'dan tahsili ile Hazineye irat kaydına, c-)İlk derece mahkemesince ... günlü karar ile davalılardan tahsiline karar verilen harcın davalılardan tahsil edilmemiş olması ve fakat harç tahsil müzekkeresi çıkartılmış olması halinde söz konusu harç tahsil müzekkeresinin tahsil edilmeksizin iadesinin ilk derece mahkemesince istenilmesine, dairemiz kararına göre yeniden harç tahsil müzekkeresi yazılmasına,ç-)Harç tahsil edilmiş ise tahsil edilen miktarın Dairemizce tahsiline karar verilen bakiye harçtan mahsup edilmesine, fazla yatan kısmın iadesine,d-)Manevi tazminat yönünden karar ve ilam harcı olarak hesaplanan 16.394,40-TL harcın davalılardan ... ve ...'dan müştereken veya müteselsilen tahsil edilerek Hazineye irad kaydına, 8-Davacıların adli yardımlı olması nedeniyle suç üstünden karşılanan 5.837,50-TL yargılama giderinden kabul ve red oranları göz önünde bulundurularak 5.830,72-TL'nin davalılar ... ve ...'dan geri kalan 7,00-TL'nin davacılardan alınarak Hazineye irat kaydına, 9-Ara buluculuk bürosu tarafından ödenmesine karar verilen 3.280,00-TL arabuluculuk ücretinin, davacılardan ... ve ...'tan müştereken veya müteselsilen tahsil edilerek Hazineye irat kaydına,10-Maddi tazminat yönünden;a-)Davacı ...'ın maddi tazminat talebi yönünden AAÜT gereğince hesaplanan 65.307,07 TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan (davalı ...'nın 45.000,00 TL ile sınırlı sorumlu olmak üzere) müştereken veya müteselsilen alınarak davacı ...'a verilmesine,b-)Davacı ...'ın maddi tazminat talebi yönünden AAÜT gereğince hesaplanan 45.000,00-TL vekalet ücretinin tamamının davalılar ... ve ...'dan müşterek veya müteselsilen alınarak davacı ...'a ödenmesine, c-)Davalı sigorta şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak bu davalıya verilmesine, ç-)Davalı sigorta şirketi kendisini vekille temsil ettirdiğinden maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak bu davalıya verilmesine, d-)Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 32.968,31-TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak bu davalıya verilmesine, e-)Davalı ... kendisini vekille temsil ettirdiğinden reddedilen maddi tazminat talebi yönünden Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 45.000,00 TL vekalet ücretinin davacı ...'tan alınarak bu davalıya verilmesine, 11-Manevi tazminat yönünden AAÜT gereğince her bir davacı için ayrı ayrı olmak üzere hesaplanan 17.900,00'er TL vekalet ücretinin davalılar ... ve ...'dan alınarak ayrı ayrı davacılar ..., ..., ..., ... ve ...'a ödenmesine, 12-HMK'nın 333. Maddesi uyarınca hükmün kesinleşmesinden sonra taraflarca yatırılan ve kullanılmayan gider avanslarının bulunması halinde ilgililerine iadesine, İstinaf giderleri açısından;13-Davacılar, davalı sigorta şirketi ve davalılar ... tarafından yatırılan istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve talep halinde iadesine,14-İstinaf aşamasında duruşma yapılmadığı için istinaf incelemesi için vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,15-Davalı ... tarafından yapılan 458,00 TL istinaf yargılama ve dosya gönderme ücretinin davacılardan alınarak bu davalıya verilmesine, Dair, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 361. maddesi gereğince; Dairemizin kararının taraflara tebliğ tarihinden itibaren 2 hafta içinde kararı veren Adana Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi'ne, yahut temyiz edenin bulunduğu yer Bölge Adliye Mahkemesi ilgili Hukuk Dairesine veya Dairemize gönderilmek üzere İlk Derece Mahkemesi'ne verilebilecek bir dilekçe ile YARGITAY'A TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi.█████/2026 Başkan Üye Üye Katipe-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır e-imzalıdır İş bu karar 5070 Sayılı Yasa hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.