İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, kasko sigortalı araç hasarı tazminatının uzun süreli gecikmeyle ödenmesi sonucunda oluşan enflasyon kaynaklı munzam zararın mülkiyet hakkı ihlali olarak kabul edilip edilmeyeceğine ilişkin istinaf başvurusunu incelemektedir.
Özet: Davacı şirket, 2015teki trafik kazası sonucu kasko sigortalı aracında oluşan hasar bedelinin yedi yılı aşkın gecikmeli olarak, 2022de icra yoluyla tahsil edilmesinin ardından, enflasyonist ortamda uğradığı gerçek zararın temerrüt faiziyle karşılanmadığı iddiasıyla munzam zarar talep etmiş; ilk derece mahkemesi bu talebi reddederken, davacı istinaf başvurusunda Anayasa Mahkemesi ve AİHM içtihatlarına dayanarak, alacağın geç ödenmesi nedeniyle mülkiyet hakkı ihlali yaşandığını ve somut ispat zorunluluğu olmaksızın munzam zararın ödenmesi gerektiğini savunmuştur.

T.C.
İSTANBUL BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ9.HUKUK DAİRESİ T Ü R K M İ L L E T İ A D I N AK A R A R ESAS NO : █████████ KARAR NO : █████████İNCELENEN DOSYANINMAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİKARAR TARİHİ: █████/2023NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVA : Sigorta (Mal Sigortası Kaynaklı)KARAR TARİHİ: █████/2026Yukarıda yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Dairemiz Heyetince yapılan müzakere sonucunda; GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirkete ait ... plakalı kamyonun 01.02.2015 tarihinde meydana gelen tek taraflı trafik kazası sonucunda hasara uğradığını davalı nezdinde kasko sigortalı araçta meydana gelen hasar bedelinin talebe rağmen ödenmemesi üzerine, Mazıdağı Asliye Hukuk Mahkemesinde 04.08.2015 tarihinde ███████ Esas sayılı dosya üzerinden açılan davada istinaf bozma kararı üzerine, dosya ███████ sayılı yeni esas üzerinden görülmeye devam edildiğini ve nihai olarak Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi17.Hukuk Dairesi 'nin █████████ E., █████████ K. nolu kararı ile davanın kesin olarak kabulüne karar verildiğini, ödenmesine hükmedilen tazminatın icra kanalı ile tahsil edildiğini, olay tarihinden ödemenin yapıldığı tarihe kadar 7 yılı aşkın bir zaman geçmiş olduğunu, müvekkilinin gerçek zararını karşılamadığını beyan ederek uğranılan munzam zarar için, alacak belirli hale geldikten sonra arttırılmak üzere şimdilik 10.000,00 TL belirsiz alacağın olay tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının talebinin mümkün olmadığını, başvurunun dava şartı yokluğu nedeniyle usulden reddini talep etmektedir.Mahkemece yapılan yargılama sonucunda, "Davanın reddine" karar verilmiştir. Bu karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle;Anayasa Mahkemesinin, munzam zarar alacağını mülkiyet olarak değerlendirip, alacağın enflasyon karşısında aşırı ölçüde değer kaybına uğratılarak ödenmesini de mülkiyet hakkı ihlali olarak kabul etmiş ve enflasyonist ortamda davacıdan zararını somut olarak ispatlamasının istenemeyeceğini kabul ettiğini, konuya ilişkin AYM içtihatlarının yok sayılıp veya görmezden gelinip, tanınmayıp, uygulanmaması başta Anayasa olmak üzere hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece; Anayasa Mahkemesinin konuya ilişkin vermiş olduğu ihlal kararları doğrultusunda, talep etmiş oldukları munzam zarar alacağının, mülkiyet hakkı kapsamında değerlendirilip, alacağın geç ödenmesi nedeniyle davacının enflasyon karşısında uğramış olduğu zararını, somut vakıalarla ispatlamak zorunda bırakılmadan ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, başta Anayasa ve Anayasa Mahkemesi içtihatları ile AİHS ve AİHM içtihatları olmak üzere aynı doğrultudaki Yargıtay'ın önceki dönem kararlarına açıkça aykırı olan yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini belirterek istinaf yasa yoluna başvurmuştur. Dava, munzam zarar istemine ilişkin olup istinaf açısından uyuşmazlık konusu HMK'nın 355. maddesine göre kamu düzeni ve istinaf nedenleri ile sınırlı olmak üzere İlk Derece Mahkemesince verilen kararın usul, yasa ve dosya içeriğine uygun olup olmadığıdır. Dosya kapsamından, █████/2015 tarihinde davalı şirket nezdinde kasko sigortalı davacıya ait ... plakalı araçta meydana gelen tek taraflı trafik kazası ile ilgili olarak █████/2015 tarihinde Mazıdağı Asliye Hukuk Mahkemesi'nin ███████ Esas ███████ Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu nedeni ile Gaziantep BAM 17.H.D.'nin kararı kaldırılması üzerine ███████ Esas ████████ Karar sayılı kararına karşı yapılan istinaf başvurusu nedeni ile Gaziantep BAM 17.H.D.'nin █████████ E., █████████ K. Nolu kararı ile kararın kaldırılarak yeniden kesin olarak karar uyarınca davacı tarafından Diyarbakır İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasıyla başlatılan takip neticesinde davalı tarafından █████/2022 tarihinde 103.886,91 TL tutarında icra dosyasına ödeme yapılarak dosyanın infazen tahsil edildiği ancak oluşan gerçek zararın temerrüt faizi ile karşılanmayacak tutarda fazla olduğu iddiası ile munzam zararın talep edildiği anlaşılmıştır.Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin █████/2023 tarih ve █████████ Esas- █████████ Kararında "... Davacı vekili, müvekkilinin yaralanmasından kaynaklanan zararının karşılanması için davalıya başvurulduğu, ancak davalı tarafından başvurunun sürüncemede bırakıldığı, bu nedenle müvekkilinin munzam zararının olduğunu belirterek munzam zarar nedeniyle tazminat talep etmiş; İtiraz Hakem Heyetince bilirkişi raporu ile belirlenen munzam zarar miktarı hüküm altına alınmıştır. 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (TBK) 121 inci maddesi "Alacaklı, temerrüt faizini aşan bir zarara uğramış olursa, borçlu kendisinin hiçbir kusuru bulunmadığını ispat etmedikçe, bu zararı da gidermekle yükümlüdür. Temerrüt faizini aşan zarar miktarı görülmekte olan davada belirlenebiliyorsa, davacının istemi üzerine hâkim, esas hakkında karar verirken bu zararın miktarına da hükmeder." şeklindedir. Munzam zarar, alacağını vaktinde borçludan alamayan alacaklının malvarlığında iradesi dışında meydana gelen ve temerrüt faizinin üzerinde bulunan zararı ifade etmektedir. Munzam zararın tazmini için munzam zarar ile borçlunun temerrüdü arasında uygun illiyet bağının mevcut olması, borçlunun kusursuzluk kanıtı getirememiş olması gerekir. Ayrıca alacaklı uğradığı bu zararı ispat etmek zorundadır. Soyut olarak alacağın zamanında ödenmemesi nedeniyle munzam zarara uğranıldığı iddiası munzam zararın tazmini için yeterli değildir. Yine ülkenin içinde bulunduğu ekonomik olumsuzluklar tek başına munzam zararın ispatı olarak kabul edilemez. Dolayısıyla davacının munzam zarara uğradığını genel ekonomik koşullar dışında somut vakalarla ispatlaması gerekir. Somut olayda; davacı vekili yalnızca davalıya başvuru yapılmasına rağmen ödeme yapılmadığını ve başvurunun sürüncemede bırakıldığını belirterek munzam zararı olduğunu iddia etmiştir. Ancak davalı tarafından zamanında ödeme yapılmış olsaydı ödenen miktarın ne şekilde değerlendirileceği hususunda açıkça bir beyanda bulunulmamıştır. Yine davacı vekili, davalı tarafından ödeme yapılmaması nedeniyle müvekkilinin somut olarak ne şekilde bir zarara uğradığını da açıklamamıştır. Bu hali ile davacı vekilinin munzam zarar talebi soyut iddialara ilişkin olup davacının zamanında ödeme yapılmaması nedeniyle munzam zararının doğduğu somut delillerle ispat edilememiştir. Açıklanan nedenlerle İtiraz Hakem Heyetince ispatlanamayan munzam zarar isteminin tümden reddine karar verilmesi gerekirken yanılgılı gerekçesiyle yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir." şeklinde karar verilerek olumsuz ekonomik koşulların munzam zarara yol açmadığı kabul edilmiştir.Somut olayda davacı taraf, enflasyonun olumsuz etkisi sonucu paranın satın alma gücündeki düşüş nedeniyle munzam zararı oluştuğunu, tahsil edilen yasal faizin alacaklının zararını karşılar nitelikte olmadığını belirterek zararın hesaplanmasını ileri sürmüş ise de, iddia edilen munzam zararın doğrudan zarar değil de yansıma zarar niteliğinde olduğu kasko poliçesi kapsamında olmadığı, davacının salt olumsuz ekonomik verilere dayanarak munzam zarar talebinde bulunduğu, somut olarak zarara uğradığına dair vakıa ve delil ibraz etmediği, Yargıtay'ın son dönemdeki kararlarına göre, munzam zararın somut olarak ispatının gerektiği, olumsuz ekonomik verilere üzerinden varsayıma dayalı hesap yapılamayacağı anlaşılmakla mahkemece davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Bu nedenlerle; davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir. KARAR: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:1-Davacı vekilinin yukarıda esas ve karar numarası yazılı İlk Derece Mahkemesi kararına karşı yapmış olduğu istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,2-Harçlar Yasası'na göre alınması gereken 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,3-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,4-Duruşma yapılmadığından, vekalet ücreti hükmedilmesine yer olmadığına, 5-İstinaf aşaması için yatırılan gider avansından artan kısmın yatıran tarafa iadesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay ilgili hukuk dairesine hitaben verilecek temyiz dilekçesi ile temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi.█████/2026