İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin kara taşımacılığında kaybolan sosis aparatı kargosu kaynaklı maddi ve manevi tazminat davasında ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi sonucu verilen karar.
Özet: Ticari bir gönderinin kargo şirketi tarafından taşıma sırasında kaybedilmesi üzerine açılan tazminat davasında, ilk derece mahkemesi, taşıyıcı şirketin eşyanın kaybolma nedenini açıklayamaması nedeniyle sınırlı sorumluluk hükümlerinden faydalanamayacağına ve kaybolan ticari eşyanın tam bedelinden sorumlu olduğuna karar vererek davacıya 27.500 TL maddi tazminat ödenmesine hükmetmiş, ancak manevi tazminat talebini reddetmiştir; davacı taraf, maddi zararının eksik hesaplandığını ve ticari itibarının zedelendiği gerekçesiyle manevi tazminat verilmesi gerektiğini ileri sürerek kararı istinaf etmiştir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ12. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ KARAR NO : █████████T Ü R K M İ L L E T İ A D I N Aİ S T İ N A F K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İSTANBUL 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİTARİHİ: █████/2022NUMARASI : ████████ Esas - ████████ KararDAVA: Tazminat (Kara Taşımacılığı Kaynaklı)DAVA TARİHİ: █████/2018İSTİNAF KARAR TARİHİ: █████/2026Davanın kısmen kabulü-reddine ilişkin kararın taraf vekilleri tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü; DAVA: Davacı vekili; müvekkilince 29.12.2017 günü davalı şirketin ... şubesine ... gönderi numaralı sosis aparatı ürününün müşterisi ... firmasına gönderilmek üzere teslim edildiğini, ancak davalı ... şirketinin taşıma sırasında ürünü kaybettiğini, müvekkilinin sosis aparatının gönderilene teslim edilmediğini, geri dönmediğini ve gönderinin içeriğini ve değerini davalıya bildirdiğini, davalı şirketin resmi bir cevap vermese de, teslim olunan ... şubesinin davacıya eşyanın kaybolduğunu kabul ettiklerini ilettiğini ve buna dair taşıyıcı şubelerle aralarındaki e-posta silsilesini verdiğini, müvekkilince davalı şirketin tazmin prosedürü yerine getirilmesine rağmen zararının tazmin edilmediğini,davalıya teslim edilen ürünün bedeli KDV dahil 5.723-Euro olup, yaşanan kayıp nedeniyle müvekkilinin hem ürün bedeli olan 4.850-Euro zararının hem de müşterisine ürünün ulaştırılamamasından dolayı feshedilen sözleşme nedeniyle gelir kaybının olduğunu, malın KDVsiz bedeli olan 4.850-Euro'nun dava tarihi itibariyle rayiç bedelinin 28.603,54-TL olduğunu belirterek, 28.603,54-TL maddi tazminatın 29.12.2017 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte, 10.000-TL manevi tazminatın ise dava tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP: Davalı vekili; göndereni ..., alıcısı ... firması olan ve göndereni tarafından teslim anında bir değer belirtilmeyen 25 kg/desi olan 1 adet kargonun İstanbul'dan Denizli'ye gönderilmek üzere müvekkilinin ... şubesi personeli tarafından 29.12.2017 tarihinde teslim alındığını, eşyanın değerinin ve niteliğinin teslim anında beyan edilmediğini, TTK 864 maddesine göre, taşıma senedine yazılan bilgilerdeki gerçeğe aykırılıklar ile yanlışlık ve eksiklikten doğan zararın gönderene ait olduğunu, bu anlamda göndericinin kargonun içeriğini ve değerini tam olarak bildirmekle yükümlü olduğunu, eksik bildirim nedeniyle müvekkilinin sorumluluğuna gidilemeyeceğini, kargo içeriğinin ve değerinin ispata muhtaç olduğunu, müvekkilince davacıdan kargo içeriğinin ispatı için fatura veya belge ibraz etmesi istenilmesine rağmen, davacının bir belge ibraz etmediğini, davacı tarafça sosis aparatına ait olarak sunulan proforma faturanın bir anlamının olmadığını, olayda müvekkilinin kasıt veya ağır kusuru bulunmadığından, tam tazminata hükmedilmesinin mümkün olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun TTK'nın 882. maddesi gereğince sınırlı olduğunu, olayda manevi tazminat koşullarının oluşmadığını, ayrıca gelir kaybı iddiasının müvekkiline yöneltilmesinin mümkün olmadığını belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; taşıma sürecinin 29.12.2017 tarihinde başladığı ve eşyanın taşıma süreci içinde kaybolduğunun ihtilafsız olduğu, taşıma süreci içinde zıya ve hasara uğrayan eşyadan dolayı davalı taşıyıcının sorumluluktan kurtulması için, kurtuluş sebeplerinden birinin somut olayda gerçekleştiğini ispat etmesinin gerektiği, ancak tam zıya halinin sebebi hakkında hiçbir açıklama getirmeyen davalı şirketin, emtianın taşıma sırasında kaybolmasından dolayı kendisine hiçbir kusur atfının mümkün olmadığına ilişkin savunmasının yerinde olmadığı, kaybın tam zayie yol açtığı ve tam emtia kıymetince zarar meydana geldiğinin kabul edildiği, davalı taşıyıcı şirketin eşyanın taşıma süreci içinde kaybolmasına hiçbir açıklama getirememesi nedeniyle sınırlı sorumluluk hükümlerinden yararlanamayacağı, TTKnın 880 maddesi hükümlerine göre hesaplanacak tam tazminatı ödemek durumunda kalacağı, bu nedenle eşyanın değeri olan miktarı tazmin etmesi gerektiği kanısı ile 27.500-TL’nin ihtarnamenin tebliğ tarihi ve otuz günlük ödeme süresi dikkate alınarak belirlenen temerrüt tarihi olan █████/2018 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,koşulları bulunmadığından manevi tazminat talebinin reddine karar verilmiştir.İSTİNAF NEDENLERİ:1- Davacı vekili; müvekkilinin maddi zararının 28.603,54-TL olduğunu, taşıma konusu ticari emtianın olay tarihi olan 29.12.2017'deki değeri KDV hariç 4.850-Euro olup, yurt dışından ithal ediln emtianın nakliye ve gümrükleme masraflarının hesaba katılmaksızın müvekkilinin maddi zararının eksik hesaplandığını, emtiayı zamanında müşterisine teslim edemeyen müvekkilinin ticari itibarı zedelendiğinden, manevi tazminata hükmedilmesi gerektiğini, ayrıca 09.04.2018 tarihli ihtarname davalıya 11.04.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olup, temerrüt tarihi 12.05.2018 olmasına rağmen mahkemece 14.05.2018 tarihinden itibaren faize hükmedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. 2-Davalı vekili; dava konusu taşımada müvekkili şirkete izafe edilebilecek hiçbir kusur bulunmadığını, mahkemece sınırlı sorumluluk hesabının göz ardı edilmesinin hatalı olduğunu,tam tazminata hükmedilmesini gerektiren koşulların bulunmadığını, müvekkili şirket aleyhine tam tazminata hükmedilebilmesinin, ancak ağır kusurunun veya hilesinin ispatlanması halinde mümkün olduğunu, oysa işbu taşımada müvekkili şirketin kusurlu olduğu kabul edilse dahi, ağır kusur veya hile durumunun mevcut olmadığını, müvekkilinin sorumluluğunun TTK'nın 882. maddesi uyarınca kargonun her bir kilogramı için 8,33 ÖÇH ile sınırlı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. GEREKÇE: Dava, yurt içi taşıma sözleşmesi kapsamında zayi edilen emtia bedelinin tazmini ile manevi tazminat istemine ilişkindir. 6102 sayılı TTK.nın 875 ve 879. maddeleri uyarınca taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan; kendi adamlarının, taşımanın yerine getirilmesi için yararlandığı kişilerin görevlerini yerine getirmeleri sırasındaki fiil ve ihmallerinden, kendi fiil ve ihmali gibi sorumludur. Yine TTK.nın 876. maddesi uyarınca ziya, hasar ve gecikme, taşıyıcının en yüksek özeni göstermesine rağmen kaçınamayacağı ve sonuçlarını önleyemeyeceği sebeplerden meydana gelmişse, taşıyıcı sorumluluktan kurtulur.Somut olayda; davacı tarafından satışı yapılan sosis aparatı emtiasının dava dışı alıcısına gönderilmek üzere taşıma sözleşmesi kapsamında 29.12.2017 tarihinde davalı taşıyıcıya teslim edildiği, davalı taşıyıcı tarafından düzenlenen kargo teslim alma belgesinde emtianın niteliğine dair açıklama bulunmasa da, davacı tarafından düzenlenen fatura, sevk irsaliyesi, fotoğraflar ve davalı taşıyıcı şubeleri arasındaki e-posta yazışmalarından, taşıma konusu emtianın sosis aparatı olduğunun anlaşıldığı, emtianın davalı tarafından alıcısına teslim edilmeyerek kaybedildiği, ancak davalı tarafından emtianın kayıp nedenine ilişkin olarak bir açıklama getirilemediği anlaşılmaktadır. Bu durumda kargonun ziyaı taşıma sırasında meydana gelmiş olup, davalı taşıyıcı tarafından zayi nedeni açıklanamadığına göre, davalının taşıma konusu emtianın kaybında ağır kusurlu olduğunun kabulü yerindedir. Bu kapsamda davalı tarafından, sorumluluktan kurtulmasını sağlayacak sebeblerin varlığı ispatlanamamıştır. O halde davalının taşıma sırasında kargonun kaybı sonucu oluşan zarardan sorumlu olduğunun kabulü gerekmektedir. Yine sınırlı sorumluluk halleri TTK'nın 882. maddesinde düzenlenmiş olup, TTK'nın 886. maddesi hükmüne göre, zarara, kasten veya pervasızca bir davranışla ve böyle bir zararın meydana gelmesi ihtimalinin bilinciyle işlenmiş bir fiilinin veya ihmalinin sebebiyet verdiği ispat edilen taşıyıcı, kanunda öngörülen sorumluluktan kurtulma hallerinden ve sorumluluk sınırlamalarından yararlanamaz. Somut olayda da davalının ağır kusurlu olduğu tespit edilmekle, TTK'nın 882. maddesindeki sorumluluk sınırlamasından yararlanması olanağı da yoktur. Bu nedenle davalı vekilinin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde görülmemiştir. Davalının sorumluluğunun belirlenmesi amacıyla tazminata esas alınacak bedelin, TTK'nın 880. maddesi gereğince eşyanın taşınmak üzere teslim alındığı yer ve zamandaki değerine göre hesaplanması gerekmektedir. Emtianın davacı tarafından düzenlenen fatura bedeli KDV hariç 4.850-Euro'dur. Davacı tarafça da bu bedelin dava tarihindeki kur karşılığı olarak 28.934,61-TL maddi tazminat talep edilmiştir. Ancak tazminata esas alınacak bedel bakımından emtianın taşınmak üzere teslim alındığı tarihteki değerinin esas alınması gerekmekte olup, davacının talep ettiği şekilde dava tarihindeki değerinin esas alınması mümkün değildir. Bu kapsamda mahkemece emtianın taşımaya verildiği tarihteki değerini aşacak şekilde, davacının talebi üzerine dava dışı ... şirketinin satıcı firmaya sorarak bildirdiği güncel değer olan 7.150-Euro üzerinden ancak Euro yerine USD kuru esas alınarak hatalı bir şekilde 27.500-TL olmak üzere fazla bedele hükmedilmiş olup, bu nedenle davacı vekilinin emtia bedeline ilişkin ileri sürdüğü istinaf nedenleri yerinde değildir. Ancak mahkemece fazla bedele hükmedilmiş olmakla birlikte, bu husus davalı vekilince istinaf konusu edilmemiştir. Diğer yandan davacı tarafından keşide edilen ihtarname davalıya 11.04.2018 tarihinde tebliğ edilmiş olup, ihtarnamede verilen 30 günlük ödeme süresi sonu resmi tatile denk geldiğinden, TBK'nın 93. maddesi hükmü gereğince mahkemece tatili izleyen ilk iş günü olan 14.05.2018 tarihin faiz başlangıç tarihi olarak esas alınması yerindedir. Ayrıca taşıma konusu emtianın kaybı, tek başına davacının ticari itibarının zedelenmesi sonucunu doğurmayacağından, somut olayda manevi tazminat koşulları da oluşmamıştır. Bu nedenle mahkemece davacının manevi tazminat isteminin reddine karar verilmesinde de bir isabetsizlik görülmemiştir. Açıklanan nedenlerle, davacı vekili ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: Katılma yolu ile davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 190-TL harcın mahsubu ile kalan 542-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,Alınması gereken 1.878,52-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 469,63-TL harcın mahsubu ile kalan 1.408,89-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, Davalı ve davacı tarafından yapılan giderlerin kendileri üzerinde bırakılmasına,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. █████/2026