İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesinin, adi ortaklık inşaat projesinde finansman yükümlülüğünü ihlal ederek sözleşme feshi ve haksız rekabete yol açan tazminat davası kararı.
Özet: Davacı şirket, davalı şirketle akdettiği adi ortaklık sözleşmesi uyarınca davalının finansman sağlama yükümlülüğünü yerine getirmemesi, bu durumun projenin gecikmesine ve arsa sahipleri tarafından kat karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine sebep olması, akabinde davalının grup şirketinin aynı projeyi üstlenerek haksız rekabete yol açması gibi eylemleri neticesinde uğradığı 1.701.622,64 TL tutarındaki zararın tazminini talep etmektedir.

T.C.

İSTANBUL
BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ
3. HUKUK DAİRESİ
ESAS NO : ████████
KARAR NO : █████████
T Ü R K M İ L L E T İ A D I N A
K A R A R
İNCELENEN KARARIN
MAHKEMESİ: İSTANBUL 10. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ
TARİHİ: █████/2025
NUMARASI : ████████ E - ████████ K
DAVANIN KONUSU: Tazminat
KARAR TARİHİ: █████/2026
Yukarıda tarafları ve konusu yazılı bulunan dava ile ilgili olarak, ilk derece mahkemesince verilen kararın istinaf edilmesi sebebiyle , dava dosyası üzerinde yapılan inceleme sonunda;
GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:
Davacı vekili başlangıçta İstanbul Anadolu Ticaret Mahkemelerine verdiği dava dilekçesinde özetle; Davalı ....Ltd.Şti ile müvekkil şirket ....Ltd.Şti.arasında adi ortaklık sözleşmesi yapıldığını, taraflar arasında öncelikle 16.08.2016 tarihinde "... ve .... Protokolü (G.Resmi)" "başlıklı bir adi ortaklık sözleşmesi hazırlandığını daha sonra Üsküdar 21.Noterliğinin ... yevmiye numaralı 16.03.2017 tarihli "... ve ... İş ..."başlıklı sözleşme imzalandığını, söz konusu sözleşmelerin birbirinin devamı niteliğinde olduğunu, █████/2016 tarihli "... ve .... Protokolü (G.Resmi)" başlıklı bir adi ortaklık sözleşmesi uyarınca ortaklığın hisse dağılımı eşit olup,"finansman ve finansman gereksiniminin karşılanması" başlığı altında ... şirketi tarafından İstanbul İli,... ilçesi,... Pafta,... Ada,51 Parsel sayılı taşınmazın arsa sahiplerine 2.000.000-TL (4 adet x 500.000-TL) değerinde banka teminat mektubu verileceğini,projenin maliyetinin 6.000.000-TL olduğunu, projenin yürütülmesi aşamasında maliyetin 1/2 si tutarındaki 3.000.000-TL finansmanın ... şirketi tarafından karşılanacağını, bu finansman ile ... şirketinin sözleşmedeki yükümlülüklerinin yerine getireceğini, inşaatın yürütüleceği konusunda anlaşmaya varıldığını, müvekkil şirketin adi iş ... sözleşmesi çerçevesinde üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini, müvekkil şirketin düzenleme şeklinde gayrimenkul satış vaadi ve kat karşılığı inşaat sözleşmesi uyarınca kentsel dönüşüm kapsamında söz konusu taşınmazın yıkılması ve yeniden yapılması işi gereği, yapı ruhsatı başvurularının yıkım başvuruları ve belediye başvurularının yapılmış olduğunu, sözleşmeye konu taşınmaz yıkılarak temel kazısı yapıldığını, tarafların sözleşme konusu işi yapmasının sürüncemede kaldığını ve davacının finansmanı saplamaması sonucunda mal sahipleri tarafından "Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi"nin feshedildiğini, arsa sahiplerince taraflar arasındaki sözleşmenin feshine, ... şirketinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi, sözleşme uyarınca sağlayacağı finansmanı sağlamaması ve işin sürüncemede kalmasına sebep olmasının yol açtığını, söz konusu olayda zararın doğmasına kusuru ile karşı taraf sebep olduğunu, Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi kapsamında davalı şirketin yükümlülüklerine uymaması nedeniyle arsa sahipleri tarafından feshedilmesi neticesinde müvekkil şirketin işten zorla el çektirilmiş olduğunu ve davalı şirketin grup şirketi olan dava dışı .... A.Ş. müvekkil şirketten gizli bir şekilde arsa malikleri ile anlaştığını, davalı ... şirketi adi ortaklık sözleşmelerinin temeline yatan güven ilişkisini geri dönülmez bir şekilde zedelediğini, davalı şirket, arsa sahipleri ile yapılan sözleşme kapsamında müvekkil şirket ile bu taşınmaza ilişkin yükümlülüklerine uymayarak sözleşmenin kasıtlı olarak feshine sebep olmuş ve akabinde haksız rekabet teşkil edecek şekilde aynı iş davalı şirketin grup şirketine yaptırıldığını, arsa sahiplerinin de sözleşmenin feshi aşamasında ... şirketi ile birlikte hareket ettiğini, zira, arsa sahiplerinin 1.500.000-TL bedelli .... A.Ş. tarafından verilen teminat mektubunu bozdurmadığını, davalı ... şirketi, kötü niyetli olarak haksız kazanç sağlamak amacıyla adi sözleşme feshi ve tasfiye edilmesi talebi ile İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesinin ████████ Esas sayılı dosyası ile dava açtığını, ... şirketi işin görülmesine mani olacak zararın doğmasına sebebiyet verecek kusurlu hareketlerde bulunduğunu, tarafların sözleşme konusu işi yapması sürüncemede kalmış ve davacının finansmanı sağlamaması sonucunda mal sahipleri tarafından Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin feshedildiğini, arsa sahiplerince taraflar arasındaki sözleşmenin feshine, ... şirketinin yükümlülüklerini yerine getirmemesi, sözleşme uyarınca sağlayacağı finansmanı sağlamaması ve işin sürüncemede kalmasına sebep olmasına yol açtığını, 06.01.2022 tarihli bilirkişi raporunda iş ortaklığının son bilançosuna göre davaya konu iş ortaklığına ait ... Apartmanı için 224.655,50-TL yatırım yapıldığı, Yevmiye Defter kayıtlarında yer almayan iş ortaklığının %99 hissesine sahip .... Ltd. Şti.'nin kanuni defterlerinde 459.350-TL iş ... harcamaları harcamaları bulunduğunun belirtildiğini, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla iş ... nedeniyle müvekkil şirketin o yıllarda imalat maliyetine göre o tarihte 1.701.622,64 TL miktarda zarara uğradığını, borcun ifasının davalı şirketin kusurlu hareketleri ile imkansız hale geldiğini, müvekkilinin müspet zararın tazmin edilmesi gerektiğini, davacı müvekkilinin şirketin aslında sözleşmeye konu işten sözleşmeye konu işten elde edeceği kardan mahrum kaldığını(talep dışı menfi zararının da oluştuğunu), kar kaybının ise müspet zarar kavramını da kapsadığını, davalı şirketin yükümlülükleri gereği gibi ve vaktinde yerine getirip getirmediğini, müvekkilinin Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesi kapsamındaki müpet zararına dayanak harcamaların tespitinin ancak bilirkişi marifetiyle hesaplanması gereken bir durum olduğunu, arabulucuk görüşmelerinin ██████████ dosya numarası ile anlaşma sağlanamadığını, bilirkişi raporu ile elde edilecek değere göre sonradan arttırılmak üzere belirsiz alacak olarak şimdilik 100.000,00-TL zararın avans faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacı şirkete verilmesine, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiş bilahare █████/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile; dava dilekçesi ile talep ettikleri 100.000,00 TL dava değerini 622.801,16 TL ıslah ederek 722.801,61 TL'ye yükseltmiştir.
Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın açtığı davada haksız, mesnetsiz ve yersiz olduğunu, öncelikle tarafların her ikisinin de tacir olması ve taraflar arasında yegane akdedilen sözleşme olan Üsküdar 21. Noterliği'nin █████/2017 tarih ve ... yevmiye numaralı ".... Ltd. Şti. &.... Ltd. Şti. İş ... Sözleşmesi"nde açıkça İstanbul mahkemeleri ve icra dairelerinin yetkili kılındığını, davanın açıldığı mahkemenin yetkili olmadığını, davacı tarafın iş bu huzurdaki davanın İstanbul Anadolu Asliye Ticaret Mahkemesi nezdinde ikame etmesinin açık olarak hakkın kötüye kullanılması olduğunu, yetkili mahkemenin İstanbul Mahkemeleri olduğunu, yetki yönünden davanın reddini talep ettiklerini, dava dilekçesinde iddia edildiği gibi taraflar arasında akdedilen iş ... sözleşmesi olduğunu, mahkeme fesih kararı verene kadar geçerli yegane sözleşmenin bu olduğunu, dava dilekçesinde bahsedildiği gibi █████/2016 tarihli olarak bildirilen bir sözleşmenin olmadığını, yargılama sırasında toplanacak deliller ve özellikle de davacı tarafın kendi kusurlu eylemleriyle taraflar arasında akdedilen iş ... sözleşmesi ile iş ortaklığının akdettiği inşaat sözleşmesinin feshine yol açtığı hususu ile müvekkili şirketin kurulan iş ortaklığının eylem ve işlemlerinin sadece %1'inden sorumlu olacağı hususu ve hiç kimsenin kendi kusurundan kaynaklanan bir zararı, bir başkasına yüklemesinin mümkün olmadığı temel prensibi birlikte dikkate alındığında müvekkilinin davalı iş ortağının her ne nam adı altında olursa olsun hiçbir davacıya kaşı tazminat borcu olmadığının ayan beyan ortada olduğunu bu sebeple her ikisi de tacir olan ve iş ... sözleşmesindeki yetki anlaşmasına göre tarafların tek yetkili mahkemeyi İstanbul/Çağlayan olarak belirlemiş olması ve bunun kesin yetki olması, bu halde huzurdaki davada İstanbul Anadolu mahkemelerinin yetkisiz olması sebebiyle yetki itirazlarının kabulü ile davanın yetki yönünden reddine, mahkemenin bu talebi kabul etmemesi halinde yetki itirazlarının incelenmesinden sonra bildirecekleri ve sunacakları deliller ışığında davacı tarafın açtığı haksız, yersiz ve mesnetsiz davanın bu kes esastan reddine, yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına ve taraf için vekalet ücretine hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.
İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonunda; ".... davalı tarafça dosyaya sunulan ve davacı şirket kaşesi ve imzası bulunan 01.12.2016 tarihli protokolde tarafların iradelerinin 16.08.2016 tarihli sözleşmenin ortadan kaldırılmasına yönelik olduğu anlaşılmakta olup, davacının imzasını inkar etmediği dikkate alındığında protokolde davalı tarafın imza ve kaşesinin bulunmamasının davacı lehine hak doğurmayacağı değerlendirilmiştir. .... her ne kadar davacı tarafça söz konusu raporda "davacı ve davalı arasındaki iş ortaklığının sona ermesinde davacı açısından haklı sebep halinin bulunmadığı" belirtilmekte olduğu iddia edilmiş ise de; Üsküdar 21.Noterliği’nin 16.03.2017 tarih ve ... Y.Nolu "... ve ... İş ..." sözleşmesinin ise İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 31.10.2022 tarih ve ████████ E., ████████ K. Sayılı kesinleşmiş ilamı ile TBK.nun 639/7.maddesi gereğince feshine karar verilmiş olup, anılan kararda, fesih kapsamında 2.652,83.-TL tasfiye payının ... … Ltd.Şti. tarafından ... … Ltd.Şti.ne ödenmesine karar verildiği, bir ortak tarafından, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğradığı zararın veya kâr payının talep edilmesinin, aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsayacağı, keza tasfiyenin de, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılmasını içereceği,
... Apartmanı olarak geçen binanın arsa sahipleri ile akdedilmiş Üsküdar 7. Noterliği' nin █████/2017 tarih ve ... Y. Nolu "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”nin, yüklenici olarak Üsküdar 21.Noterliği’nin 16.03.2017 tarih ve ... Y.Nolu "... ... Limited Şirketi ve ... İş ..." tarafından akdedildiği, Sözü edilen kat karşılığı inşaat sözleşmesi yüklenicisinin 16.08.2016 tarihli gayrı resmi olarak nitelendirilmiş “... ve ....” olmadığı, Yanlarca 16.08.2016 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin, sadece ... Apartmanı’nın yapım işini gerçekleştirmek amacı ile akdedildiği, söz konusu yapım işine ait kat karşılığı inşaat sözleşmesinin ise yanların daha sonraki tarihli 16.03.2017 tarihli adi ... tarafından imza ve akdedildiği, diğer bir deyişle 16.08.2016 tarihli ilk adi ortaklık sözleşmesinin özgülendiği amacın, daha sonra akdedilmiş 16.03.2017 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile yerine getirildiği, kaldı ki 01.12.2016 tarihli protokolde de tarafların iradelerinin 16.08.2016 tarihli sözleşmenin ortadan kaldırılmasına yönelik olduğu anlaşılmakta olup, yanlar arasındaki Üsküdar 21.Noterliği’nin 16.03.2017 tarih ve ... Y.Nolu "... ve ... İş ..." sözleşmesinin ise İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 31.10.2022 tarih ve ████████ E., ████████ K. Sayılı kesinleşmiş ilamı ile feshine ve tasfiyesine, belirlenen tasfiye payının ödenmesine karar verilmiş olması nedeniyle işbu davada, davacı yanın davalı yandan Üsküdar 7. Noterliği' nin █████/2017 tarih ve ... Y. Nosu ile akdedilmiş "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”nde ... Apartmanı olarak geçen binanın yükleniciliğini üstlenmiş adi ortaklık ilişkisinden dolayı oluştuğunu ileri sürdüğü müspet zararının tahsilini talep etmesi mümkün olamayacağı..." gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.
Karara karşı davacı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.
Davacı vekili istinaf başvurusunda önceki iddialarını tekrarla birlikte özet olarak; TBK m.639/1’deki amacın gerçekleşmesi/gerçekleşmesinin imkânsızlaşması hali, ortaklığın amacının objektif olarak gerçekleşmesi veya objektif imkânsızlık durumlarına ilişkindir. Somut olayda ise amaç gerçekleşmemiş, bilakis inşaat faaliyeti %3 seviyesinde kalmış, sözleşmeler fesih sürecine evrildiğini, bu durumda amacın gerçekleştiği veya ortadan kalktığı kabulü kabulü, dosya olgularıyla bağdaşmadığı gibi TBK m.639/1’in dar yorumlanması gereken niteliğine de aykırı olduğunu, taraflar arasındaki ilk sözleşme olan16.08.2016 tarihli sözleşme sadece ve doğrudan tarafların arasında hukuki ihtilafa sebep olan ... Apartmanı'nın kentsel dönüşüm kapsamında yıkım ve akabinde yeniden yapımını konu almakta olduğunu, 16.03.2017 tarihli sözleşmeyse İstanbul ili ... ilçesi hudutlarında inşaat işlerine işine ortak girişim olarak kat karşılığı teklif vermek ve iş ortak girişim üzerinde kaldığı takdirde müştereken icra etmek üzerine kurulduğunu, ikinci sözleşmenin, ilk sözleşmenin devamı ya da tamamlayıcısı değil, bağımsız ve ayrı bir ortaklık ilişkisi niteliğinde olduğunu, Yargıtay da benzer uyuşmazlıklarda, konusu ve kapsamı farklı olan adi ortaklıkların birbirinden bağımsız değerlendirilmesi gerektiğini kabul ettiğini, ikinci sözleşmenin ilkinin devamı olarak kabul edilebilemeyeceğini, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi 31.10.2022 tarih - ████████ E. - ████████ K. Sayılı ilamıyla taraflar arasındaki 16.03.2017 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin sona erdirilmesi kararı fesih niteliğinde olduğunu, feshi kural olarak ileriye etkili sonuçlarını doğurduğunu, ikinci sözleşmenin mahkeme kararıyla feshedilmesinin sadece o sözleşmeye özgü ortaklık ilişkisini sona erdirdiğini, taraflar arasında daha önce kurulmuş, farklı konuya sahip bir adi ... kendiliğinden sona erdirmeyeceğini, taraflar arasındaki █████/2016 tarihli protokol, tek başına █████/2016 sözleşmesini ortadan kaldıran bir ikale/sona erdirmesi iradesi olarak kabul edilemeyeceğini, protokolde davalı tarafın imza/kaşesi bulunmadığını, protokolün karşılıklı irade uyuşmasını yansıttığı ve önceki sözleşmeyi ortadan kaldırdığı sonucu çıkarılamayacağını, mahkemece haksız rekabete ilişkin iddiaların değerlendirilme teminat mektuplarının arsa sahipleri tarafından nakde çevrilmediğini, taraflar arasındaki 16.08.2016 tarihli protokolde davaya konu iş ortaklığına ait ... Apartmanının bulunduğu İstanbul İli, ... İlçesi, ... Pafta, ... Ada, 51 Parsel sayılı taşınmazın arsa sahiplerine kentsel dönüşüm kapsamında söz konusu taşınmazın yıkılması ve kentsel dönüşüm kapsamında yeniden yapılması işi gereği teminat mektupları verileceği kararlaştırıldığını, davalı şirket tarafından gerekli finansman sağlanmadığını, davacının kusurlu hareketleri sonucu üzerine sözleşme konusu iş sürüncemede kaldığını ve mal sahipleri tarafından Düzenleme Şeklinde Gayrimenkul Satış Vaadi ve Kat Karşılığı İnşaat Sözleşmesinin feshedildiğini, akabinde yukarıda bahsedildiği üzere müvekkili şirketin işten zorla el çektirildiğini ve davalı şirketin grup şirketi olan dava dışı .... A.Ş. Müvekkil şirketten gizli bir şekilde arsa malikleri ile anlaştığını, arsa sahipleri bu sözleşme fesih aşamasında davalı şirket ile birlikte hareket ettiğini, bu nedenle, fesih ve tasfiye kararının varlığının, müvekkilin ilk protokole dayalı olarak uğradığı müspet zararın giderildiği veya talep edilemeyeceği anlamına gelmeyeceğini, mahkemece, tasfiye kararına dayanılarak müspet zarar talebinin hiç incelenmeksizin reddedilmesi, davanın esasına girilmeden sonuca varılması niteliğinde olup, eksik inceleme ve hatalı hukuki nitelendirme teşkil ettiğini ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir.
Dava, adi ortaklığın feshi nedeniyle uğranılan zararın tahsili talebine ilişkindir.
Davacı, davalı ile ilk olarak 16.08.2016 tarihli sözleşme ile ... Apartmanı'nın kentsel dönüşüm kapsamında yıkım ve akabinde yeniden yapımı konusunda adi ortaklık kurulduğunu, 16.03.2017 tarihli sözleşmeyse İstanbul ili ... ilçesi hudutlarında inşaat işlerine işine ortak girişim olarak kat karşılığı teklif vermek ve iş ortak girişim üzerinde kaldığı takdirde müştereken icra etmek üzerine kurulduğunu, davalının gerekli finansmanı sağlamadığını, arsa sahiplerinin inşaat sözleşmesini feshettiğini, daha sonra davalının grup şirketlerinden biri ile sözleşme yaptığını, fesih nedeniyle müspet zararının olduğunu ileri sürmektedir.
Davalı ise, davacı tarafın kendi kusurlu eylemleriyle taraflar arasında akdedilen iş ... sözleşmesi ile iş ortaklığının akdettiği inşaat sözleşmesinin feshine yol açtığını, kurulan iş ortaklığının eylem ve işlemlerinin sadece %1'inden sorumlu olacağını, hiç kimsenin kendi kusurundan kaynaklanan bir zararı, bir başkasına yüklemesinin mümkün olmadığını savunmuştur.
Mahkemesince taraf delilleri toplanarak bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.
Bilirkişi heyeti raporlarında özetle; "...16.08.2016 “... ve .... Protokolü (G.Resmi)" başlıklı adi ortaklık sözleşmesi, doğrudan ve sadece ... Apartmanı olarak geçen binanın yapım işinin üstlenilmesine özgülenmişken, Üsküdar 21.Noterliği'nin 16.03.2017 tarih ve ... Y.Nolu "... ve ... İş ..." sözleşmesinin ise “İstanbul İli, ... ilçesi hudutlarında, inşaat İşleri işine ortak girişim olarak Kat karşılığı teklif vermek ve iş ortak girişim üzerinde kaldığı takdirde müştereken icra etmek” şeklinde daha genel bir amaca özgülendiği görülmekle birlikte, Üsküdar 7. Noterliği" nin █████/2017 tarih ve ... Y. Nolu "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi"nin, yüklenici olarak Üsküdar 21.Noterliği'nin 16.03.2017 tarih ve ... Y.Nolu "... ve ... İş ..." gösterilerek imza edildiği göz önüne alındığında; Bu durumda ikinci adi ortaklık sözleşmesinin birinci adi ortaklık sözleşmesini ortadan kaldırıp kaldırmadığının değerlendirilmesi icap edecektir. Başka bir ifade ile, yanlarca 16.08.2016 tarihli adi ortaklık sözleşmesi, sadece ... Apartmanı'nın yapım işini gerçekleştirmek amacı ile akdedilmişken, söz konusu yapım işine ait kat karşılığı inşaat sözleşmesinin, yanların daha sonraki tarihli 16.03.2017 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile akdedildiği nazara alındığında; 16.08.2016 tarihli ilk adi ortaklık sözleşmesinin özgülendiği amacın, daha sonra akdedilmiş 16.03.2017 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile yerine getirildiği, 16.03.2017 tarihli sözleşmenin, 16.08.2016 tarihli sözleşmenin amacının gerçekleşmesinin ortadan kalkmasına neden olduğu, bu halde de TBK.nun 639/1.maddesi gereğince 16.08.2016 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin sona erdiğinin düşünülebileceği, bu hususun değerlendirilmesinin takdirinin ise mahkemeye ait olacağı ...
Bir ortak tarafından, ortaklığın faaliyetlerinden dolayı uğradığı zararın veya kâr payının talep edilmesinin, aynı zamanda ortaklığın feshini ve tasfiyeyi de kapsayacağı, keza tasfiyenin de, ortakların birbirleri ile alacak verecek ve ortaklıktan doğan tüm ilişkilerinin kesilmesi yoluyla ortaklığın sonlandırılmasını içereceği Yargıtay HGK.nun 16.01.2020 T. ve
2017/3-1019 E., ███████ K. Sayılı emsal kararında da belirtilmiştir. Yanlar arasındaki Üsküdar 21.Noterliği'nin 16.03.2017 tarih ve ... Y.Nolu "... ve ... İş ..." sözleşmesinin, İstanbul 12.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31.10.2022 tarih ve ████████ E., ████████ K. Sayılı kesinleşmiş ilamı ile feshine ve tasfiyesine, belirlenen tasfiye payının ödenmesine karar verilmiş olması nedeniyle işbu davada, davacı yanın davalı yandan Üsküdar 7. Noterliğinin █████/2017 tarih ve ... Y. Nosu ile akdedilmiş "Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Vaadi Ve Arsa Payı Karşılığı İnşaat Sözleşmesi”nde ... Apartmanı olarak geçen binanın yükleniciliğini üstlenmiş adi ortaklık ilişkisinden dolayı oluştuğunu ileri sürdüğü müspet zararının tahsilini talep etmesi mümkün olamayacaktır. Zira yanlar arasındaki adi ortaklık ilişkisi, İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 31.10.2022 tarih ve ████████ E., ████████ K. Sayılı ilamı ile sonlandırılmış ve adi ortaklığın tasfiyesi hakkında karar verilmiştir.
Ancak mahkeme aksi kanaatte ise, Müspet zarar; sözleşmenin hiç veya gereği gibi yerine getirilmemesinden doğan zarardır. Dava konusu işin özü kat karşılığı iş olup, Bu işin yapılarak bitirilmesi sonucu davacının alması muhtemel Bağımsız bölümlerin satılarak paraya çevrilmesidir. Ancak işin e 3 aşamasında sözleşmenin sona erdirilmesi (Arsa sahipleri ile Sözleşmenin fesh edilmesi) söz konusu olduğu dikkate alındığında Davacın daire bazlı müspet zararının karşılanmasının değerlendirilmesi tarafımızdan uygun görülmemekle birlikte İnşaat yapımı bazında müspet zararın hesaplamasında kaybın yapılamayan inşaat bedelinin yüzde 7 si mertebesinde olacağı değerlendirilmektedir. Müspet Zarar : 5.708.338,00 TL, x 0,07 = 399.584,00 TL'dir " şeklinde görüş bildirmişlerdir.
Buna göre taraflar arasında yapılan ilk sözleşme olan 16.08.2016 “... ve .... Protokolü (G.Resmi)" başlıklı adi ortaklık sözleşmesi, doğrudan ve sadece ... Apartmanı olarak geçen binanın yapım işinin üstlenilmesine özgülenmişken, Üsküdar 21.Noterliği'nin 16.03.2017 tarih ve ... Y.Nolu "... ve ... İş ..." sözleşmesinin ise “İstanbul İli, ... ilçesi hudutlarında, inşaat İşleri işine ortak girişim olarak Kat karşılığı teklif vermek ve iş ortak girişim üzerinde kaldığı takdirde müştereken icra etmek” şeklinde daha genel bir amaca özgülendiği, 16.08.2016 tarihli ilk adi ortaklık sözleşmesinin özgülendiği amacın, daha sonra akdedilmiş 16.03.2017 tarihli adi ortaklık sözleşmesi ile yerine getirildiği, 16.03.2017 tarihli sözleşmenin, 16.08.2016 tarihli sözleşmenin amacının gerçekleşmesinin ortadan kalkmasına neden olduğu, bu halde de TBK.nun 639/1.maddesi gereğince 16.08.2016 tarihli adi ortaklık sözleşmesinin sona erdiği, yapılan ikinci sözleşmenin ise İstanbul 12. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas, ████████ Karar sayılı kararıyla feshine karar verildiği, davacının zarar talebinin de fesih ve tasfiye sırasında değerlendirilebilecek kalemlerden olduğu anlaşılmasına göre mahkemece yazılı şekilde karar verilmesi isabetlidir.
Bu itibarla, ilk derece mahkemesince verilen kararda mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirilmesi bakımından usul ve esas yönünden yasaya aykırı bir durum bulunmamasına göre, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine karar verilmesi gerekmiştir.
K A R A R : Yukarıda açıklanan nedenlerle;
Davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi uyarınca reddine,
Davacıdan alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcından, peşin alınan 12.350,00 TL harcın mahsubu ile bakiye 11.618,00 TL'nin davacıya iade edilmesine ,
İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden üzerinde bırakılmasına,
İstinaf sebebiyle yatırılan gider avansı bakiyesi varsa karar kesinleştiğinde istinaf edene ilk derece mahkemesince iadesine,
Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 361.madde uyarınca gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'da temyiz yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi. █████/2026

Tamamını görebilmek için üye olmanız gerekli :/ Tamamını görebilmek için üye ol!
Üye olmak için tıkla!