İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin, ticari ilişkiden doğan kambiyo senetlerinin ödeme dekontlarıyla kısmen ispatı iddialı menfi tespit davasına ilişkin istinaf kararı.
Özet: Bu hukuki metin, taraflar arasındaki ticari ilişkiden kaynaklanan kambiyo senetleri ve çeklere dayalı icra takiplerine karşı açılan menfi tespit davasını özetlemektedir; davacı borçlu, davalı alacaklıya verdiği senet ve çeklerin büyük bir kısmının ödenmesine rağmen iade edilmediğini ve toplam 130.000,00 TLlik alacağın 102.320,00 TLlik kısmına ilişkin borçlu olmadığını iddia ederken, davalı ise sunulan ödeme dekontlarının senetlerle açıkça ilişkilendirilememesi nedeniyle ispat değeri taşımadığını ve davanın reddini talep etmektedir.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI : ████████ Esas- ███████ KararTARİH: █████/2023DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)KARAR TARİHİ: █████/202 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; taraflar arasında 2013 yılından bu yana ticari ilişki olduğunu ve bu ticari ilişki dışında bir ilişkilerinin bulunmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişki neticesinde alınan ürünlerin ödemelerinin çek ve senetle yapıldığını, takibe konu senetleri ciro eden ... ve ...'nün de taraflarla ticari ilişkisinin olduğunu, müvekkilinin .... Ltd. Şti.'nin ortağı ve müdürü olduğunu, davalıya ödeme amacıyla verilen senet ve çeklerin müvekkili tarafından imzalanarak ödendiğini, davalı şirketle her yılın sonunda hesabın kapatıldığını ancak bir kısım çek ve senetlerin ödenmesine rağmen davacıya iade edilmediğini, dosyaya ibraz edilen dekontlar ile ödemelerin ispatlandığını, davalı tarafa 2015 yılına ait hiçbir borçlarının bulunmadığını, 2015 yılına ait senetlere ilişkin protesto çekilmediğini, 2016 yılına ait protestolu çeklerle ilgili olarak davalının tüm borç bitene kadar hiçbir senedi vermeyeceğini beyan ettiğini, bu nedenle, senetlerin büyük bir bölümü ödenmiş olmasına rağmen iade edilmediğini, davalının ödemesi yapılan 3 adet çeki Bakırköy 11. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı dosyası üzerinden takibe koyduğunu, davacı tarafça bu takip aleyhine İstanbul 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ esas sayılı dosyası üzerinden menfi tespit davası açıldığını, büyük bir kısmı ödenmiş olan senetler üzerinden İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün ... esas ve ... esas sayılı dosyaları ile icra takibi başlatıldığını, bahse konu dosyalar ile başlatılan icra takibine konu asıl alacağın 130.000,00 TL olduğunu, takibe konu senetlerle ilgili davalıya 102.320,00 TL ödeme yapıldığını, mevcut senetlerle ilgili 27.680,00 TL borç kaldığını, 2016 yılında 75.000,00 TL'si çekler için, 83.143,00 TL'si 2016 yılı vadeli senetler için olmak üzere toplam 157.320,00 TL ödeme yapıldığını, 2015 yılında, 2015 vadeli 4 adet 5.000,00 TL bedelli senetlerin ödemesinin yapıldığını beyanla davacı borçlunun, davalı alacaklıya 102.320,00 TL borçlu olmadığının tespitine, bu miktar yönünden icra takibinin durdurulmasına ve takibin iptaline, takibinde haksız ve kötüniyetli olan davalının %20 den aşağı olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; huzurdaki davada yetkiye ilişkin itirazlarının bulunduğunu ve yetkili mahkemenin Bakırköy Mahkemeleri olduğunu, taraflar arasında gerçekleşen ticarete istinaden yapılan ödemelerin çek ve senet verilmesiyle gerçekleştiğini, ödemesi yapılan senetlerin davacıya iade edildiğini, takibe konu senetlerin ödendiği ile ilgili ispat yükünün davacıda olduğunu, davacının dava dilekçesi ekinde sunduğu dekontların bir kısmında farklı tarihlerde, farklı miktarlarda ve farklı açıklamalarla birçok ödemenin yapıldığı, bir kısım dekontlarda ise açıklama kısmının boş olduğunun görüldüğünü, sunulan dekontlarda ödeme yapılan senetlere ilişkin açık bir atıf bulunmaması nedeniyle hukuken ispat için yeterli olmadıklarını, icra takibinin çeklerle ilgili olmadığını, sadece senetlere ilişkin açılmış olduğunu beyanla davanın reddine, davacının %20'den az olmamak üzere tazminata mahkum edilmesine, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; davanın hukuki niteliği itibariyle davacının İstanbul 8. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası ve İstanbul 8. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyaları kapsamında davalıya borçlu olmadığının tespitine ilişkin olduğu, tüm dosya kapsamı itibariyle yapılan değerlendirmede; taraflar arasında davacının alıcı, davalının ise satıcı olarak yer aldığı hediyelik eşya alımı- satım ilişkisinin bulunduğunun çekişmesiz olduğu, 2015 ve 2016 vadeli senet ve çeklerin davacı tarafından davalıya verildiği, bu çek ve senetlere ait olduğu ileri sürülen ödeme dekontlarının her birisinde senet ve çek açık bilgilerine yer verilmemiş olduğu, davalı tarafça eldeki İstanbul 8. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası kapsamında 6 adet bonoya dayalı ve İstanbul 8. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası kapsamında 14 adet bonoya dayalı olarak alacak isteminde bulunulduğu, davacının ise 130.000,00 TL bedelli takibe konu senetlere ilişkin toplam 102.320,00 TL ödeme yaptığı ve kalan 27.680,00 TL bedel yönünden borçlu olduğunu ileri sürülerek eldeki menfi tespit istemli davayı açtığı, kural olarak borçsuzluğun tespitinin talep edildiği davada ispat yükünün alacaklı olduğunu iddia eden kişiye düşeceği, kıymetli evraka dayalı menfi tespit isteminde ise borçlunun borçsuzluğunu ispatla mükellef olduğu ancak davalı vekili cevap dilekçesinde, davacı ile aralarında 2013 yılından beri süren ticari ilişkinin bulunduğunu, ödemelerin çek veya senet ile yapıldığını kabul etmekle birlikte, davacının sunduğu dekontlarda ödeme yapılan senetlere atıf olmadığından ödemelerin davacının iddia ettiği senetlere ilişkin olduğunun kabulünü mümkün olmadığını ifade ederek esasında dekont konusu ödemelerin başka bir borç için yapıldığını iddia ettiğinden, ispat yükünün yer değiştirerek davalı alacaklıya geçtiği, bu nedenle davalı tarafa yemin delili hatırlatılmış olup, davacının ödemelerin takip konusu senetlere ilişkin olduğu hususunda yemim ettiği, bu haliyle davalının dekontlardaki ödemelerin başka alacağa ilişkin olduğunu ispatlayamadığı, ayrıca sunulu dekontların bir kısmında "çek ve senet için" gibi açıklamalara yer verildiği, dava konusu icra takiplerinin yalnızca senetlere ilişkin olduğu, çeklere ilişkin başkaca bir davanın görüldüğü, yemin beyanına göre doğrudan tüm dekontların takibe konu senetlerine ilişkin olduğunun kabul edilemeyeceği, dekontlarda açıkça takip konusu senetlere atıf yok ise de ödemelerin senet vadelerinden sonra olması halinde ve taraflar arasında ayrıca bir ilişkinin de bulunmayışı sabit olmakla; senet borcuna ilişkin olarak sayılabileceği kanaatine varıldığı, bu doğrultuda senet vadeleri ile yalnızca "senet karşılığı" ödeme dekontlarının ödemeye dair kabul edildiği, davacı vekili █████/2018 tarihli dilekçesinde açıkça █████/2015 tanzim tarihli, █████/2016 vadeli, 5.000,00 TL bono, █████/2016 tanzim tarihli, █████/2016 vadeli,10.000,00 TL bono, █████/2016 tanzim tarihli, █████/2016 vadeli,10.000,00 TL bonoya ilişkin ödeme yapmadıklarını kabul ettiğinden hesaplamaya bu senet bedellerinin dahil edilmediği, üzerinde hiçbir açıklama bulunmayan █████/2016, █████/2016 ve █████/2016 işlem tarihli 3 dekontun ve üzerlerinde çek ve senet ödemesi açıklaması olan █████/2017 tarihli 2 adet dekontun ödeme olarak kabul edilmediği, sonuç olarak davacının İstanbul 8. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası kapsamındaki senetlere ilişkin 47.800,00 TL, İstanbul 8. İcra Dairesinin ... esas sayılı takip dosyası kapsamındaki senetlere ilişkin 6.250,00 TL ödeme yaptığının kabul edildiği gerekçesi ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; Mahkemece, taraflar arasında bulunan alım- satım ilişkisi sebebiyle bahse konu senetlerin verildiğinin kabul edildiği ancak üzerinde senet yazmayan dekontlarda yer alan bedellerin hesaplamadan düşülmediği, Mahkemece, davalı tarafın dekontlardaki ödemelerin başka senetler için yapıldığını beyan etmiş olması sebebiyle ispat yükünün yer değiştirerek davalıya geçtiğinin kabul edilmesi ve davacı tarafından sunulan tüm dekontlardaki ödemelerin icra takiplerine konu senetler için yapıldığına dair yemin etmesine rağmen tüm ödemelerin kabul edilmemiş olmasının hatalı olduğu, davalı tarafın sebepsiz olarak zenginleştiği, müvekkilimin yaptığı ödemeler borçtan mahsup edildiğinde İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyası kapsamında davalıya 73.180 TL ödemenin mahsup edilerek borçlu bulunmadığına, İstanbul 8. İcra Müdürlüğü'nün ... Esas dosyası kapsamında ödendiği tespit edilen 32.140 TL'nin mahsup edilerek bakiye borcun icra takibi tarihi itibariyle 27.860 TL olduğunun tespitine karar verilmesi gerektiğine ilişkindir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, senede dayalı alacağın tahsili amacıyla başlatılan kambiyo senetlerine özgü ilamsız icra takip dosyaları nedeniyle borçlu olmadığının tespiti talebine ilişkindir. Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.Dosya kapsamından; davalı tarafça, davacı aleyhine iki ayrı takip dosyası ile kambiyo senetlerine dayalı olarak takip başlatıldığı, davacının senet bedellerinin ödendiğini iddia ederek iş bu davayı açtığı ve ödeme iddiasının ispatı noktasında ödeme dekontları ile banka hesap hareketlerine dayandığı, davacı tarafından sunulan dekontlarda, "senet karşılığı", "protestolu senet ödeme" gibi ifadeler bulunmakla birlikte, hangi senet için yapılan ödeme olduğunun açıkça belirtilmediği, davalı tarafça da bu husus ileri sürülerek, davacının senetlerin ödendiğini ispat etmesi gerektiğinin beyan edildiği, taraflar arasında, aralarında alım satıma dayalı bir ticari ilişki bulunduğu ve davacının, davalıdan satın aldığı malların ödemesini çek ve senetlerle yaptığı hususunda ihtilaf olmadığı ancak aralarındaki ticari ilişkinin hangi tarihte başladığı, davacı tarafından davalıya kaç tane senet verildiği, bu senetlerin hangilerinin daha önce ödendiğinin dosya kapsamından tespit edilemediği, davacının takip konusu senetleri kendi adına keşide ederek davalıya verdiği, ortağı olduğu şirketin ticari defterlerindeki kayıtlar ile taraflar arasındaki ticari ilişkinin ortaya konulamadığı anlaşılmıştır.Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıdadır. Ancak alacak kambiyo senedine dayanıyorsa, kambiyo senetleri sebepten mücerret olduğundan ispat yükü davacı borçludadır. Somut olayda da alacak kambiyo senedine (bonoya) dayandığından ispat yükü davacıda olup, taraflar arasındaki ticari ilişkinin en başından beri ödemelerin çek ve senetle yapıldığı da nazara alındığında, davacının sunduğu ödeme dekontlarından takip konusu senetlerin ödenip ödenmediği açık bir şekilde anlaşılamadığından, davalının, davacının ödeme yaptığını ispat etmesi gerektiğine dair savunması ile ispat yükünün yer değiştirmesi mümkün değildir. İspat yükü hala davacıda olup, Mahkemece, ispat yükünün yer değiştirerek davalıya geçtiğinin kabulü ile davalı tarafa yemin delilinin hatırlatılması ve davacıya yemin ettirilmesi, davacı ödeme iddiasını sunduğu dekontlarla ispat edemediği ve başkaca bir yazılı delil sunmayıp yemin deliline de dayanmadığından davanın reddine karar verilmesi gerekirken kısmen kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. Ancak davalı taraf, Mahkemece istinaf başvurusunun yapılmamış sayılmasına dair verilen karara karşı istinafa gelmediği ve yalnızca davacı taraf istinafa geldiğinden ve aleyhe bozma yasağı kapsamında Dairemizce karar kaldırılarak davanın reddine karar verilemeyeceğinden, davacının davanın tümden kabulüne karar verilmesi gerektiğine dair istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcından istinaf eden tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.