İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi, azınlık pay sahibinin şirket kötü yönetimi ve haksız sermaye artırımıyla paylarının seyrelmesi iddiasıyla, sermaye artırımı tescilinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir başvurusunu inceliyor.
Özet: Bir azınlık pay sahibi, hakim ortağın şirketi kasıtlı olarak finansal darboğaza sürüklediğini, öz varlıkları grup şirketlerine aktardığını, kendisini yönetimden dışladığını ve sermaye artırımı yoluyla pay oranını sembolik seviyelere düşürdüğünü ileri sürerek şirketin feshini talep ettiği ana davası kapsamında, söz konusu sermaye artırım kararının ticaret siciline tescilinin durdurulması için yaptığı ihtiyati tedbir talebinin, ilk derece mahkemesince uyuşmazlığın esas konusu olan fesih talebiyle doğrudan ilgili olmadığı ve yargılama gerektirdiği gerekçesiyle reddedilmesi üzerine istinaf başvurusunda bulunmuştur.

T.C.
İSTANBULBÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ13. HUKUK DAİRESİDOSYA NO: █████████ EsasKARAR NO : █████████ KararT Ü R K M İ L L E T İ A D I N AB Ö L G E A D L İ Y E M A H K E M E S İ K A R A R IİNCELENEN KARARINMAHKEMESİ: İstanbul Anadolu 5. Asliye Ticaret MahkemesiNUMARASI : ████████ Esas- ████████ KararTARİH: █████/2026 (Ara Karar Tarihi)TALEP: İhtiyati TedbirKARAR TARİHİ: █████/2026 İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:TALEP: Talep eden davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müvekkili davalı şirketin kurucu ortaklarından olup %10 paya sahip olduğunu, davalı şirketin, hâkim hissedar yapısının değişmesiyle birlikte bilinçli bir kaynak tüketimi sürecine sokulduğunu, şirketin öz sermayesi eritilerek en temel giderlerini dahi karşılayamaz bir finansal darboğaza itildiğini, şirketin yönetim organlarının objektif ve bağımsız karar alma yetisinin tamamen ortadan kalktığını, davalı şirketin, öz varlıklarını hâkim ortağın sahibi olduğu grup şirketlerine piyasa rayicinin çok altında faizlerle borç verdiğini, bu kaynakların enflasyon karşısında erimesine göz yumulurken, şirketin eş zamanlı olarak yine hâkim ortağa ve iştiraklerine borçlandırıldığını, şirketin mali yapısının bu yöntemlerle manipüle edilmesinin, azınlık pay sahibi müvekkilinin etkin katılım ve denetim haklarını fiilen imkansız hale getirdiğini, kendi nakit varlığını grup şirketlerine düşük maliyetle aktaran davalı şirketin, hemen ardından aynı grup şirketlerinden borç alacak duruma düşürüldüğünü, bu durumun, şirket "borca batık" gösterilerek sermaye artırımına zemin hazırlanması için kurgulanmış bir finansal mühendislik taktiği olduğunu, daha önce projelerin teknik yöneticisi ve danışmanı olan müvekkilinin, kurucu ortağı olduğu yapıdan sistematik olarak dışlandığını ve tüm ticari verilerin kendisinden saklandığını, İstanbul Anadolu 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ████████ Esas ve ████████ Karar sayılı dosyasında davalı şirkette 2024 yılını kapsayacak şekilde şirket zararını oluşturan iş ve eylemler yönünden özel denetim yapmak üzere TTK m. 439 ve 440 maddelerine göre bağımsız denetçi atanmasına karar verildiğini, bu denetim tamamlanmadan davalı şirket tarafından █████/2026 tarihinde olağanüstü genel kurul toplantısı yapılarak sermaye artırım kararı alındığını, bu kararın iptali için taraflarınca dava açıldığını, sermaye artırımının %90’lık kısmınjn (71.100.000 TL) doğrudan hakim ortağın alacağına mahsup edildiğini, geriye kalan %10’luk kısmın ise (7.900.000 TL) ise rüçhan hakkı olarak sadece davacı müvekkiline değil, ortakların tamamına özgülendiğini, bu durumda müvekkilinin, rüçhan hakkını kullansa dahi ancak 790.000 TL ile sınırlı biçimde artırıma katılabildiğini ve sonuç olarak pay oranınun %10’dan %0,6 gibi sembolik bir düzeye düşürüldüğünü, açıklanan sebeplerle müvekkili için ortaklığın çekilmez hale geldiğini, şirketin feshi için haklı sebeplerin oluştuğunu beyan ederek telafisi imkansız zararların önlenmesi amacıyla davalı şirketin █████/2026 tarihli olağanüstü genel kurulunda alınan sermaye artırımı kararının ticaret siciline tescilinin, dava sonuna kadar ihtiyati tedbiren durdurulmasına karar verilmesini talep etmiştir.İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ: Mahkemece; HMK'nın 389. maddesindeki şartlarının mevcut olması ve talep halinde ihtiyati tedbire karar verilebileceği, somut olayda; davacının talebinin TTK 531. maddesi uyarınca şirketin fesih ve tasfiyesi olduğu, tedbir olarak da şirket tarafından 10.02.2026 tarihli Olağanüstü Genel Kurul Kararı ile alınan sermaye artırım kararının ticaret siciline tescilinin durdurulmasının talep edildiği, genel kurul kararının iptali için de ayrıca İstanbul Anadolu 11. ATM'nin ████████ E sayılı dosyası ile dava açıldığı, somut davada Olağanüstü Genel Kurul Toplantısının inceleme konusu olmadığı, talebin fesih ve tasfiye olması sebebiyle uyuşmazlık konusu ile ilgili bir ihtiyati tedbir talebinin bulunmadığı ve talebin yargılamayı gerektirdiği gerekçesi ile ihtiyati tedbir talebinin reddine karar verilmiş ve karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. DAVACI VEKİLİNCE İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ; müvekkilinin davalı şirketin hâlihazırda %10 oranında azınlık pay sahibi konumunda olduğu, şirket öz sermayesi yüksek ve son derece kârlı bir yapıda iken, sonradan şirkete dâhil olan çoğunluk hissedarı ... A.Ş. ve yetkilileri tarafından şirket yönetiminin tamamen devralındığı ve müvekkilinin yönetimden ve şirketten fiilen dışlandığı, müvekkilinin açtığı davalar, şirketin kötü yönetimine dair sundukları emareler ve sermaye artırımının zamanlamasının, bu işlemin dürüstlük kuralına aykırı olduğunu ve azınlık haklarını yok etme amacı taşıdığını ispatladığı, mahkemenin uyuşmazlığın esasına girilmeden karar verilemeyeceği yönündeki yaklaşımının hatalı olduğu, tedbir talebinin davanın konusu ile birebir ilgili olduğu, tedbir kararı verilmemesi halinde müvekkilinin azınlık haklarının işlevsiz kalması ve denetim boşluğu riskinin doğacağı, bunun da müvekkilinin dava sonunda elde edeceği haklara zarar verdiği, anonim şirketteki önemli hakların kullanılmasının şirketteki paya bağlı olduğu gerçeği karşısında, pay oranındaki bu düşüşün müvekkilini korumasız bırakacağı ve telafisi imkansız zararlara yol açacağı, dolayısıyla, tescil işleminin durdurulmamasının, müvekkilin hak arama hürriyetini ve şirketin yargısal denetimini imkansız kılacağı, bu sebeplerle kararın kaldırılması ve ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerektiğine ilişkindir.İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık varsa resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava, davalı şirketin haklı sebeple feshi ve tasfiyesi talebi ile açılan davada, █████/2026 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan sermaye artırım kararının ticaret siciline tescilinin ve uygulanmasının durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine ilişkin olup, Mahkemece, yukarıda açıklanan gerekçe ile talebin reddine karar verilmiş ve karara karşı talep eden davacı vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.TTK'nın 449. maddesine göre, genel kurul kararlarının iptali ve butlanı davası açıldığı taktirde mahkeme, yönetim kurulu üyelerinin görüşünü aldıktan sonra dava konusu kararların yürütülmesinin geri bırakılmasına karar verebilir.Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 389/1. maddesi; "Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir." düzenlemesini, 390/3. maddesi;'' Tedbir talep eden taraf, dilekçesinde dayandığı ihtiyati tedbir sebebini ve türünü açıkca belirtmek ve davanın esası yönünden kendisinin haklılığını yaklaşık olarak ispat etmek zorundadır'' düzenlemesini içermektedir. Somut olayda; davanın, davalı şirketin TTK'nın 531. maddesi uyarınca haklı sebeple fesih ve tasfiyesine ilişkin olduğu, davalı şirketin █████/2026 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali talebi ile açılmış bir dava olmadığı, yürütülmesinin durdurulması talep edilen genel kurul kararının bu davanın konusu olmadığı, söz konusu karar ile ilgili bu davada delil toplanıp, değerlendirme yapılmayacağı, davacının ihtiyati tedbir talebinin, sermaye artırımına ilişkin genel kurul kararının iptali talebi ile açtığı davada değerlendirilebileceği, HMK'nın 389. maddesi uyarınca dava konusu olmayan bir hususta tedbir kararı verilemeyeceği ve ihtiyati tedbirin koşulları oluşmadığından Mahkemece talebin reddine dair verilen kararın isabetli olduğu anlaşılmış, kararda kamu düzenine aykırılık da görülmediğinden, davacının istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince esastan reddine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir. HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; 1-Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, 2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, 3-Karar tarihi itibariyle Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcı istinaf eden tarafından peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, yatırılan harcın hazineye gelir kaydına, 4-İstinaf yargılama giderlerinin istinaf talep eden üzerinde bırakılmasına, 5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, 6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda █████/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-f maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.